Kas
23
2016
--

“Yaralı Bir Kaplan: Ece Ayhan” (İbrahim Yılmaz)

ibrahimyilmazeceayhank

Sıkı sahaf İbrahim Yılmaz, Ece Ayhan’ı anlatmış.
Esat C. Başak arşivinden; https://issuu.com/adabeyi/docs/yaralibirkaplan


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
30
2016
--

İLHABERKİĞNE ÜVERCİNKA’DA…

img_20161029_093030

ilhanberkiğne, ÜVERCİNKA Dergisi’nde…
Eylül-Ekim 2016 / Sayı: 23-24

Okumak için: http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.


Eki
28
2016
--

Buluntu: Ece Ayhan’ın Yaşaması için Düzenlenen Sergilerin Hesap Defterleri’nden Bir Kalem!

ferit-edgu-abidin-dino-mektup-2

Mektubun tam metnine
https://issuu.com/adabeyi/docs/feritedgueceayhanhesaplari
adresinden ulaşabilirsiniz.


Uğur Yanıkel ve Tekin Deniz, gerçekleştirdikleri özenli araştırmalar sonucunda Ece Ayhan’ın yaşamına ve yurtdışındaki tedavi dönemine ilişkin çok önemli bir buluntuya ulaşmışlar: http://pasaj69.org/buluntu-ece-ayhan-icin-duzenlenen-sergiler/

Bilindiği üzere Ece Ayhan’ın yurtdışındaki tedavi masraflarını karşılamak için yakın çevresinden kimi isimler çeşitli sergiler düzenlemiştir. Ancak daha sonra bu sergilerden elde edilen gelir konusunda tutarsızlıklar gözlemlemiş olan Ece Ayhan, birçok kişiye dava açmış, olayın peşini bırakmamıştır. Bu konuda Zafer Yalçınpınar‘ın gerçekleştirmiş olduğu araştırmalar sonucunda, o dönem birden fazla sergi düzenlendiği bilgisine ulaşmıştık.  (Bkz: http://evvel.org/iki-sergi-ozanin-yasamasi-icin1975-ve-ece-ayhan-icin1976-ece-ayhanin-tedavisi-icin-acilan-destek-sergilerine-iliskin-buluntular)

İşte bu sergilerden birine ilişkin, Sakıp Sabancı Müzesi’nin dijital arşivinde, “Abidin Dino Arşivi” başlığı altında yayımlanan bir mektuba ulaştık.  Söz konusu mektuba ulaşmamı sağlayan Tekin Deniz’e teşekkürlerimi sunarak mektubu sizlerle paylaşıyorum. Bkz: https://issuu.com/adabeyi/docs/feritedgueceayhanhesaplari

Uğur Yanıkel


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
16
2016
--

Heybeli Sahaf’ta; Ece Ayhan’dan Onat Kutlar’a ithafen…

Halki’de (Heybeliada’da) “Heybeli Sahaf”ı (Nâzım Hikmet Erkan’ı) ziyaret ettik. Heybeli Sahaf’ın raflarının ağırlıklı edebiyat/şiir bileşkesinden oluştuğunu söylemeliyim: Heybeli Sahaf’ın uzmanlık alanı -tahmin edebileceğiniz gibi- Nâzım Hikmet’in eserleri… Bununla birlikte, ‘İkinci Yeni’ şairlerinin imzalı kitapları kapsamında da İstanbul sularındaki en ilginç koleksiyonun Heybeli Sahaf’ta olduğu görülüyor: Örneğin, Ece Ayhan’dan Onat Kutlar’a ithafen “13/06/1973” tarihinde imzalanmış “Devlet ve Tabiat” adlı şiir kitabı koleksiyonun en sıkı eserlerinden biri…


“ŞİİR ARKADAŞLIĞI İÇİN,

(…) ve Onat Kutlar’a (…) sunulmuştur.

BİRGÜN YERYÜZÜNDE BEŞ KRAL KALACAK. DÖRDÜ İSKAMBİLDE…

13/6/73, İstanbul

İmza: Ece Ayhan”

_


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
21
2016
--

Şiir: “Prag’da Hac Ziyareti”

20160913_151730

 

Nâzım Hikmet’in resminin yanındayız
bir köşede kendi hâlimizde
memlekete özlemle ölüyoruz
Prag’da Slavia Kahvesi’nde
insanlığın körlüğünü hissediyoruz

göz gözü görmüyor burada
insanlığa özlemle ölüyoruz
________________bir köşede
Nâzım Hikmet’in resminin yanındayız

geleceği özleyerek ölüyoruz
körlüğünde köşede Prag’da
Slavia Kahvesi’nde

Zafer Yalçınpınar
13 Eylül 2016


20160914_223703

20160913_155604


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
01
2016
--

Buluntu: “Ece Ayhan’ın Yaşadığı Evler, Semtler, Kentler” (1995)

eceayhanevler

pasaj69.org taifesinden Uğur Yanıkel, son zamanlarda gerçekleştirdiği araştırmalarla Ece Ayhan’a ilişkin birçok önemli bilginin ve konunun gün ışığına çıkmasına, aydınlanmasına yardımcı oluyor: 1995 yılının Mayıs ayına kadar Ece Ayhan’ın yaşadığı evler, semtler ve kentler listesi aşağıdadır. Listeyi EVV3L taifesiyle paylaştığı için Uğur Yanıkel’e yerden göğe kadar teşekkür ediyorum. (Zy)


  1. Datça, doğduğu yer. Onca yıl sonra bu evi aradı.
    Bu sırada Uğur Cankoçak’ı Datça Cezaevi’nde ziyaret etti.
  2. Küre – Kastamonu.
  3. Eceabat.
  4. Edremit.
  5. Ayvalık.
  6. Gelibolu.
  7. Eceabat – İlkoku (1938).
  8. Çanakkale – İstiklâl İlkokulu. Üç ev değiştirdi.
  9. Cankurtaran – İstanbul. Anne baba ayrıldı (1940).
  10. Laleli, Azak Sineması, Pinokyo, Geliver’in Seyahetleri.
  11. Malta – İstanbul. Zülali Çeşme Sok. Köşede, 3 katlı, sobalı.
    19. Hırka-i Şerif İlkokulu.
  12. Çarşamba – Fatih.
  13. Cağaloğlu.
  14. Ebusuud Caddesi.
  15. Beyoğlu – Sakızağacı (1950’ye kadar).
  16. Kabataş.
  17. İzmir – Tepecik. Üvey baba, boyacı, mezbahada çalışıyor.
    İzmir Atatürk Lisesi.
  18. Dolapdere – İstanbul. Annesiz ve babasız.
  19. Sütlüce – İstanbul, Bademlik tepesinde.
  20. Halıcıoğlu – İstanbul.
  21. Halıcıoğlu – Harmanlık.
  22. Ankara Mülkiye Yurdu (1953).
  23. Ankara, Tandoğan. Hadımoğlu Apt. Bir DP Milletvekiline ait. Bodrum katı.
    Oğuz Onaran, Üner Birkan, Ülkü Başsoy (üçü de İzmirli) ile birlikte.
    Mülkiye 2. Sınıf.
  24. Bahçelievler – Ankara. Ülkü Başsoy ve Oğuz Onaran ile.
  25. Levent – İstanbul. Anne, üvey baba, Vehip Arıkan
    ve Engin Deniz ile 10 yıla yakın, en uzun oturduğu ev.
  26. Bolu – Göynük, kaymakam vekili ve Belediye Başkanı Ertuğrul Bolak ile (1960).
  27. Kırklareli, Kozçaz’a tayin edildi, gitmedi.
  28. Kütayha – Domaniç. Otelde kaldı.
  29. Sinop – Erfelek. Ahmet Muhip Dıranas’ın köyü.
  30. Ankara’da çeşitli arkadaş evleri. Kaymakamlık kursu sırasında.
  31. Sivas – Gürün (Şubat 1962). Lojman.
    5. gününde Sivas dönüşünde trafik kazası geçirdi. 2 ay rapor aldı.
  32. Levent.
  33. Sivas – Gürün. Bir buçuk yıl kaldı.
  34. Çorum – Alaca, 119 köyü var. Kaymakam, Belediye Başkanı.
    Lojmanda kaldı. Maaşı 800 lira. Askere gitti.
  35. Nevşehir – Kozaklı. Asker-Kaymakam.
  36. Denizli – Çardak. Elektriksiz bir lojman. Kaymakamlıktan istifa etti.
  37. Halıcıoğlu – İstanbul.
  38. Cihangir – Sormagir. Sinematek. İşletme Enstitüsüne devam etti.
    Arslan Erbir ile komşu (1967).
  39. Gümüşsuyu. Japon Konsolosluğu’nun arkası. Annesi ve Engin ile.
    Üvey baba gelmedi. İlk defa kaloriferli bir ev.
  40. Anadoluhisarı – Dolaybağ.
  41. Sultantepe – Üsküdar. Meydan Larousse’da çalışıyor.
  42. Beylerbeyi.
  43. Çengelköy’de çatı katı.
  44. Çubuklu – Dalgıç Okulu yanı. Can Yücel ve İdris Küçükömer ile komşu.
  45. Zürih, ameliyat (1974).
  46. Cenevre.
  47. Berlin.
  48. Paris, Enis Batur ile Art et Metiers’teki evinde.
    Ertuğrul Özkök ile Nedim Gürsel bu eve “şair görmeye” geldiler (1975).
  49. Gelibolu – Yalova köyü.
    Pencereleri ve kapısı olmayan bir evde bir yıl geçirdi (1978).
  50. Mustafa Kemal Ağaoğlu’nun Ortaköy’deki evinde bir yıl.
  51. Büyükada 1980 Mayıs’ından itibaren Taylan’ın evinde.
    Oğlu Ege ODTÜ’yü kazandı.
  52. Ankara Mülkiyeliler Birliği.
  53. Ankara Meta sitesinde kapıcı dairesi.
  54. Bodrum – Gümüşlük, Dalgıç Pansiyon (1982)
  55. İzmir, Gülin Tokat’ın kira evinde.
  56. Bodrum – Ortakent. Çadırda.
  57. Kızıltoprak – İstanbul. Nilgün Marmara ile.
  58. Heybeliada. Sena Kemancı, Oğuz Ertem, Kırmızı Sok.
    Faytoncunun oğlu Ali ile.
  59. Sormagir. Mustafa Irgat ile Manço Apt. “Yargısız infaz evi”.
    Ayşe Şiir ile komşu. Sonra Naki Tekin Turansav ile.
  60. Tarlabaşı. İbo (İbrahim Yılmaz) ve Coşkun ile.
  61. Dolapdere. İbo ile.
  62. Suadiye, Sevgi Babaoğlu ile.
  63. Beyoğlu, İbo ile.
  64. Sultantepe.
  65. Bostancı.
  66. Sormagir, Gülin Tokat ile.
  67. Cihangir’de Mehmet Atak ile.
  68. Çanakkale, Truva Pansiyon.
  69. Çanakkale, Konak Otel, Ahmet Eken ile.
  70. Çanakkale, böcekler ile.
  71. İzmir’de, Adnan Acar ile.
  72. Çanakkale – Kemalyeri Sok.

Express Dergisi, 27 Mayıs 1995, Sayı: 70


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
01
2016
--

E-Kitap: “İyi Bir Güneş” (Ece Ayhan’dan Hikâyeler)

iyi1güneş-724x1024

“İyi Bir Güneş”, Ece Ayhan
Hazırlayan: Uğur Yanıkel
Ağustos 2016, YAYINPasaj69.org, 26 Sayfa

Okumak için: http://bit.ly/iyibirgunes


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
30
2016
--

“Çok ayı ürküttüm. Özür dilerim…” (Ece Ayhan, 1995)

eceayhan1995

Ece Ayhan, Çanakkale’de… Mayıs 1995


“Çok adam kırdığımı kabul edişim, Onat Kutlar’ın ölümüyle başlar. Onat öldü; birden bire düşündüm, Onat benim arkadaşım. Benim dışarıda ameliyat oluşumda çok faydası oldu. Ben tek başıma nasıl giderdim! Onat’ın ölümü çok etkiledi beni. Ben onunla yaşarken boğuşurum, ölmüşken değil. Sorun Onat’ın arkadaşım oluşuydu. Arkadaşımın yaptığını içime yediremedim. Çok sert çıktım adama. (…)”

“Köylü kentten köyüne dönüyor, yalnız ve ansızın karşısına bir ayı çıkıyor. Kaçış yok. Köylü çırılçıplak soyunuyor. Ayı anadandoğma adamı görünce ters geri kaçıyor. Ben de böyle yaptım, çok ayı ürkütüp kaçırttım.”

Ece Ayhan
Express Dergisi, 20 Mayıs 1995, Yıl:2, Sayı:69


Çok Özel Not: EVV3L’in sıkı dostlarından Uğur Yanıkel’in buluntuladığı metnin tamamına http://bit.ly/gorusmenotlari adresinden ulaşabilirsiniz. ‘Aydınlık Kitap’ dergisinin 15/01/2016 tarihli 195. sayısında yayımlanan  “Ece Ayhan ile Kara Gerçek” başlıklı yazımda ifade ettiğim ‘son düşüş’le ilgili önemli bir teyidi EVV3L taifesiyle paylaştığı için Uğur Yanıkel‘e ‘yerden göğe kadar’ teşekkür ediyorum. (Zy)

ozurdilerieceayhan

görüşmenotlarıEXPRESS


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
30
2016
--

İLHANBERKİĞNE; Şiir her yerde!

igne1


İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” başlıklı inceleme yazısının tam metnine -ki bu yazı 2009 yılında BirGün Gazetesi Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim. İmgelemin özgürleşmesi için…

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar


igne4


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
20
2016
0

BULUNTU: İlhan Berk’in 1962 yılında kaleme aldığı “Mısırkalyoniğne Günlüğü”

IMG_20160403_100754
‘Mısırkalyoniğne’ adlı şiir kitabı İlhan Berk’in poetikasındaki en uç (uzgörü oluşturan) imgesel hattır. İlhan Berk’in günlüklerinin birleştirildiği “El Yazılarına Vuruyor Güneş” adlı kitabın hiçbir baskısında yer almayan Mısırkalyoniğne Günlüğü’yle, Dost Dergisi’nin Şubat 1962 tarihli 11. sayısında (yeni dizi) karşılaştım. Bu günlük parçaları, İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezmek ve ‘Mısırkalyoniğne’ için ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyor. Şiirselliğin arkeolojisiyle ilgilenen İlhan Berk araştırmacılarının ‘tarihsellik’ kavrayışını bütünleyecek olan ‘Mısırkalyoniğne Günlükleri’ne http://bit.ly/mkigunlukleri adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim.
Z. Yalçınpınar

Önemli Not: Önümüzdeki günlerde, İlhan Berk’in kitaplarında yer almayan ‘Yugoslavya Günlükleri’ni de EVV3L kapsamında paylaşacağız.


IMG_20160403_100859

“Anlamı tam silmek istiyorum. “Mısırkalyoniğne” böyle bir kitap olur mu? bilmiyorum. Bunun için Artaud’dan iyice asılanabiliyorum. Nedir ki Artaud, bunu yaşamıyla bağdaştırmış, cinnete değin gitmiş, anlamsızlığı yaşamasının bir ereği yapmıştır. Benim deneyim daha çok kuramsal. Buna düşsel demek daha doğru belki. Usumun çalışış düzenini sevmiyorum. (…) Şiirin altını üstüne getirmek, başı sonu kaldırmak, köğük düzenini yıkmak… Buna yetmiyor. Uyarıcı özdekler de bir yere değin işe yarıyor. (…) Henri Michaux’nun öğütlediği yolu tutmadım. Baudelaire’i, Poe’yu da doğrulamıyorum. (…) Ayıkken de insan onları yazabilir. Bir yöntemi ya da usun belirli çalışmasını o deneylerin kırdığını sanmıyorum. Ben başıboşluğu, bir sözün bir sözü tutmamazlığını arıyorum. Aslında bu da ussal bir kuram. Yani bir ayıklık işi. Umutsuzluk, yitiklik yalnızlık da yetmiyor buna. Ne zamandır umutsuz, yitik, yalnızım. (...)”

İlhan Berk
Mısırkalyoniğne Günlükleri’nden…



Hamişler:

1/ Mısırkalyoniğne Günlüğü’ne EVV3L’in issuu alanı üzerinde https://issuu.com/adabeyi/docs/misirkalyonignegunlukleri adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” adlı yazının tam metnine -ki bu yazı Birgün Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “İlhan Berk’in 1962-65 ve 1975-1977 yılları arasında “Yeni Ufuklar” ile “Milliyet Sanat” adlı dergilerde yayımlanan inceleme yazılarını Mart 2011′de “Bakmak” adlı e-kitapta topladım. Bu bütünü, imgelem, şiir dili, dize tekniği, doğu-batı şiiri gibi konular kapsamında çok değerli, İlhan Berk’in kendi poetikasına ilişkin ayrıntılı açıklamaları kapsamında ise örneklerle dolu ve aydınlatıcı bir derleme olarak görüyorum. Ayrıca, İkinci Yeni şiir akımının 1950′den günümüze uzanan imgesel yaklaşımındaki kökenleri, getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu poetikanın gerekçelerini de İlhan Berk’in bu güçlü inceleme yazıları aracılığıyla kavrıyoruz.” Kitabın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkbakmak.pdf adresinden PDF biçeminde ulaşabilirsiniz. (60 Mb.)

Ağu
15
2016
--

Kemal Tahir Portresi (Agop Arad)

kemaltahir

Agop Arad’ın çizgileriyle “Kemal Tahir”


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
12
2016
--

Buluntu: İlhan Berk’in Yugoslavya Günlüğü (1969)

yugoslavyagunluguilhanberk

İlhan Berk’in 1969 yılında gerçekleştirdiği Üsküp ve Belgrat ziyaretlerini içeren şiirsel günlükler, bir tam yıl sonra Dost Dergisi’nde (Nisan-Mayıs 1970, No: 66-67) yayımlanmış. Kısa bir zaman önce EVV3L’in takipçileriyle paylaştığımız ‘Mısırkalyoniğne Günlüğü’nde olduğu gibi Yugoslavya Günlüğü de İlhan Berk’in günlüklerinin bütünlendiği “El Yazılarına Vuruyor Güneş” adlı kitabın hiçbir baskısında yer almıyor.

Şiirselliğin arkeolojisiyle ilgilenen İlhan Berk araştırmacılarının ‘tarihsellik’ kavrayışını bütünleyecek olan ‘Yugoslavya Günlüğü’ne http://bit.ly/yugoslavyagunlugu adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim.
Z. Yalçınpınar


Hamişler:

1/ Yugoslavya Günlüğü’ne EVV3L’in issuu alanı üzerinde http://issuu.com/adabeyi/docs/yugoslavyagunlugu adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” adlı yazının tam metnine -ki bu yazı Birgün Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “İlhan Berk’in 1962-65 ve 1975-1977 yılları arasında “Yeni Ufuklar” ile “Milliyet Sanat” adlı dergilerde yayımlanan inceleme yazılarını Mart 2011′de “Bakmak” adlı e-kitapta topladım. Bu bütünü, imgelem, şiir dili, dize tekniği, doğu-batı şiiri gibi konular kapsamında çok değerli, İlhan Berk’in kendi poetikasına ilişkin ayrıntılı açıklamaları kapsamında ise örneklerle dolu ve aydınlatıcı bir derleme olarak görüyorum. Ayrıca, İkinci Yeni şiir akımının 1950′den günümüze uzanan imgesel yaklaşımındaki kökenleri, getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu poetikanın gerekçelerini de İlhan Berk’in bu güçlü inceleme yazıları aracılığıyla kavrıyoruz.” Kitabın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkbakmak.pdf adresinden PDF biçeminde ulaşabilirsiniz. (60 Mb.)

Tem
07
2016
--

Aba Koyu’nda İki Fenerbahçeli: ‘Memduh Nabi Eren’ ve ‘Yaşar Yalçınpınar’

memduheren

“Memduh Nabi Eren, Fenerbahçe Forması’yla…”

Mermer Adası’nın ve Adalar Kültürü’nün ‘büyük yürekli’ araştırmacısı Hüseyin Can Yücel, Adalı Dergisi’nin Temmuz 2016 tarihli 133. sayısında Aba Koyu’nda yaşamış olan iki büyük Fenerbahçeli futbolcuyu anlatmış.

Memduh Nabi Eren ile Yaşar Yalçınpınar‘ın (ve ailelerinin) ilginç yaşam öykülerini içeren bu sıkı araştırma yazısının tam metnine http://www.adalidergisi.com/cms/adali-dergisi/2010-2019/2016/sayi-133-temmuz-2016/makale/1463/aba-koyunda-iki-fenerbahceli adresinden ulaşabilirsiniz.

Adalar kültürü ve özelinde de Marmara Adası kapsamındaki araştırmaları nedeniyle H. Can Yücel’e yerden göğe kadar teşekkür ediyorum.  (Zy)


Önemli Not: Fenerbahçeli Santrfor Yaşar Yalçınpınar‘a ilişkin bir başka metin de şu adreste bulunuyor: http://evvel.org/santrfor-yasar-yalcinpinar-1914-1998


20160707_172104


Adalı Dergisi, Sayı: 133, Temmuz 2016, s. 42-43


20160707_172126


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden, “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerine ise http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
28
2016
--

Buluntu Şiir: “Deliler Bayramı” (Ece Ayhan, 1956)

eceayhandelilerbayrami
Bkz: http://pasaj69.org/buluntu-deliler-bayrami-ece-ayhan-caglar-1956/


Hamişler:

1/ Uğur Yanıkel’e “Deliler Bayramı” adlı şiiri evvel.org ve takipçileriyle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.

2/ EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
19
2016
0

Sıkı şair, ressam ve grafiker SAİT MADEN’i saygıyla anıyoruz…

 “Sait Maden’in, 21 Mart 2011 Dünya Şiir Günü için hazırladığı
“Şiirin Dip Sularında” adlı poetik bildirisi”

 “Sait Maden’in tasarımını gerçekleştirdiği logolardan bazıları”

SAİT MADEN’İN ÇEVİRDİĞİ ŞİİRLERDEN:

“Maesta ve Errabunda” (C. Baudelaire)
http://evvel.org/maesta-ve-errabunda-c-baudelaire

“Boşlukta…” (E. Montale)
http://evvel.org/boslukta-eugenio-montale

“Gözle görülebilen…” (P. Eluard)
http://evvel.org/gozle-gorulebilen

“Ne söyledimse…” (P. Eluard)
http://evvel.org/ne-soyledimse


“Sait Maden’in “Korku Zambakları”
başlıklı bir kitap kapağı tasarımı”
(Zafer Yalçınpınar Arşivi’nden)


Haz
19
2016
--

BİNBİR BEDROS: “Otoportreler” (Bedri Rahmi Eyüboğlu)

 binbirbedros2


Bedri Rahmi Eyüboğlu
“BİNBİR BEDROS”, Otoportreler, Ada Yayınları, 1977


binbirbedros4

 

binbirbedros

binbirbedros3


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan Bedri Rahmi Eyüboğlu ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
07
2016
--

“Ece Ayhan Portresi” (Cavit Esat Başak, 1998)

cebasakeceayhan

“Ece Ayhan”
Çizim: C. Esat Başak, 1998


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

May
31
2016
0

E V V E L, 13 yaşında!

65548_439767729436222_1190308438_n

E V V E L’in geçmişi! hakkında çeşitli bilgiler:

2003 yılında, Kadıköy’de… “Sonrasızlık” olarak sokaklara çıkıp Ağustos 2009 itibariyle adını “EVVEL” olarak  değiştirdiğim ve şu an okumakta, takip etmekte bulunduğunuz bu büyük betiği (aksak kolajı) yayımlamaya/oluşturmaya başlamamın üzerinden tam 13 yıl geçmiş…

Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi günlerinin ardı sıra Sonrasızlık Fanzin’i, Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nu, Puşt Ahali Tarifesi’ni (P.A.T!’ı), 491’i, poetik bildirileri, Taş Uçak’ı, görsel işleri, değinileri, duyuruları, anlatıları, şiirleri, dizeleri, ifşaatları, lobutları, buluntuları, efemeraları, Ece Ayhan, İlhan Berk, Kuzgun Acar, Kerim Çaplı, Yavuz Çetin,  Sait Faik, Oruç Aruoba, Bedri Rahmi, Abidin Dino, Nâzım Hikmet gibi hususi ilgileri,  alıntıları, etkinlikleri, tartışmaları, incelemeleri, kitapları, Kadıköy’ü, söyleşileri, izlenimleri, deneyimleri, sahafları, e-kitapları, dergileri, sokak sanatını, dilbilimi, paylaşımları, mücadeleleri ve tüm bunların etrafında yer alan insanları (ve aksine insan olamayanları, o muhterisleri) kısacası her şeyi -ama her şeyi- aklıma getirdiğimde söz konusu 13 yıl bana 113 yıl gibi geliyor…

Bu kalabalık beni yoruyor ama mutsuz etmiyor. Aksine umut veriyor, zinde tutuyor… Ve bu yükün insanı insan eden akkor sahiciliğini yaşamım boyunca taşımaya, çoğaltmaya devam edeceğim.

Sonuçta, ölene kadar yazmaya kararlıyım, ama bunu kimseye önermiyorum. (Zy)


“EVVEL.ORG” ŞiARLARI

1/ evvel.org,  bir efemeratik edebiyat, kültür, sanat ve koleksiyon arşividir. Yaşamsal ilgileri doğrultusunda kapsamlı ve heveskârdır.

2/ evvel.org içeriği ve taifesi, “açık kaynak” ile “özgür neşriyat” kavramlarını ve uzgörüsünü benimsemiştir. Bununla birlikte, binlerce yıldır süre gelen yayın ahlâkına da saygılıdır.

3/ evvel.org ve taifesi,  edebiyat-sanat oligarşisi ile bu oligarşinin yarattığı “Yeni Sinsiyet” tipolojisine, ödüllendirme sistematiğinin tüm bileşenlerine, yayıncılık istismarlarına ve retorik arsızlıklarına karşıdır.

4/ evvel.org’un poetika çalışmaları “imgelemin özgürleşmesi” kavramının alan derinliğinde yürür.

5/ evvel.org ve taifesi, her devr-i daim, hakikat yolundaki kalb ve vicdan arayışına inanır. Haklılığın inadını (hak dirayetini) kendine mihenk edinmiştir. Kapsama alanındaki hiçbir gaddarlığa sessiz kalmamayı kendine şiar edinmiştir.

6/ evvel.org taifesi, “eşya değildir ve insan olmaya çalışır.”

evvel.org
17 Ocak 2014


EVVEL ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

Emin Karabal: Öncelikle Evvel Fanzin kendini ilk bakışta nasıl tanımlar? Bir şeylerin platformu mudur; öyleyse “neyin” veya “kimin” platformudur? Evvel Fanzin’in eklem noktaları nelerdir?

Zafer Yalçınpınar: “Bakış” dedin ya, aslında çok güzel bir yerden yaklaştın… Evvel’i, geçmişin sıkı değerlerine yani geleceğe uzanan, uzanmakta olan değerlere doğru yaşamsal bir bakış olarak tasavvur etmek gerekiyor. Bu bakışı bir “anlamlandırıcı”, “sezinleyici” ya da “değerleyici” olarak ifade edebiliriz. Evvel’in bakışı ve süzülümü boşluğu rahatsız ediyor. Paul Valéry’nin çok sevdiğim bir dizesi vardır; “Boşluk, bakışlarımın biçimini taşıyor.” (Sessizlik…) Neyse… Sorduğun soruya fazlaca mistik yaklaştığımı fark ettim. Sonuçta Evvel -birincil olarak- edebiyat, yazar, şiir, şair ve sanat efemeraları ile belgelerini derleyerek insanlarla paylaşan, insanların edebiyat-sanat buluntularına erişebilecekleri bir platformdur. Kısacası Evvel, bazı konuların ve insanların “fan”ıdır. Edebiyat ile şiir konusunda son derece ilkeli, derli toplu, kendine güvenen, yerinde ağır ve poetik bir mekândır. Farklı sanat disiplinlerinde kendilerini kanıtlamış, ancak yaşantılarına bakıldığında içsel açıdan kardeş olan Ece Ayhan, Kerim Çaplı ve Kuzgun Acar ilk aklıma gelen isimler… Sait Faik, Bilge Karasu, Oruç Aruoba, İlhan Berk de Evvel’in önem verdiği isimler arasında… Bu insanlara ait her türlü efemerayı, şiiri, buluntuyu, dergilerde kalmış yazıları, kaynakları paylaşıyoruz. Evvel’e “fanzin” dememiz de bu noktadan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, Evvel’in özellikle ilgilendiği birçok konu başlığı da var; dilbilim felsefesi, caz, sokak sanatı, fanzinler, bağımsız sinema, sahaflar, imzalı kitaplar, özgür neşriyatlar, adalar kültürü ve Marmara(Mermer) Adası, İstanbul-Kadıköy Kültürü, Fenerbahçe Spor Kulübü tarihi, koleksiyonerlik kültürü, eski ve yeni edebiyat dergileri, edebiyat ve sanat oligarşisine karşı verilen mücadeleler, ikinci yeni şiir akımı… Peki, tüm bu konular ve ilgiler kimin için… Duvar saatleri gibi ahmak ve kibirli olmayan, eşyadan çok insana benzeyen herkes için.

E. K.: “Evvel”, “Sonrasızlık” ve “P.A.T.”, daha da geriye gidersek “Kuzey Yıldızı” ile nasıl bir ilişki içinde? Bu dönüşüm süreçlerine, en çok da Evvel dönüşümüne etkeyenler nelerdir?

Z.Y.: Bu oluşumların ortak yanı şiir ve hakikat arayışıdır. Bu yolda çaba göstermek, inanç ve inattır. Kafamda sürekli çınlayan iki imge var. İlki kimin dizeleriydi şimdi hatırlamıyorum; “yıldızlara yakın olmak isteyenler, kasabalarını uçurumlara kurarlar.” İkincisi ise Nâzım Hikmet’in  dizelerinden… Demin de atıfta bulundum; “duvar saatleri gibi ahmak ve kibirli olmamak / eşyadan çok insana benzemek”. Bu iki imgelem ve duruş çok önemli… Bu duruş bir evrilme gerektiriyorsa, Evvel de evrilir.

E.K.: Evvel sadece internet tabanlı bir yapıya mı sahip yoksa bir baskı uzantısı var mı?

Z.Y.: Evvel, bilinçli olarak interneti kendine medya olarak seçmiştir. Edebiyat, şiir araştırmaları, arama, atıf, takip imkânları, arşivleme, tasarım ve maliyet avantajları, söylem-bağlam analizi kolaylığı, pdf paylaşımı ve özgür neşriyat düşüncesi, tenkit-cevap hızı açısından ve tüm editöryal enstrümanlarıyla internet çok verimli ve kuvvetli bir zemindir. Ben internet yayıncılığı için yaftalanan olumsuz düşüncelere katılmıyorum. İnternet yayıncılığının olumlu gelişmelere vesile olacağını düşünüyorum. Bakın, internette yazılanlar Marsça yazılmıyor! Yazanlar da Marslı değil! Tıpkı diğer medyalarda, matbu dergilerde olduğu gibi internette de kötü yazarlar, kötü eleştirmenler, üleştirmenler, kötü şiirler, cukkacılar, statükocular, sahici olmayan şairler filan var. Ama bunun tersi de yani iyileri ve sıkı olanları da var. Ve bence Evvel gibi platformlar arttıkça sahici edebiyat ve sıkı şiir, imgelemin özgürleşmesi adına çok önemli birer mihenk taşı haline gelecektir.

E.K.: Evvel’in deyimiyle “Aksak Kolaj”ı iskeletlendiren, tam dağınık bir cisim bırakmayan öğeler tam olarak nitelendirilebilir mi? Blog üzerinden yayın yapan Evvel’in biçimini bu “Aksak”lık mı oluşturuyor?

Z.Y.: Bu biçimi ve türevlerini benimsedim, göze aldım. Tıpkı müzikte, caz davulcularında ve caz cümlelerinde olduğu gibi… “Anlam”ın coşkusuzluğunu böylesi bir biçimle ve “aksak”lıkla azaltabilirsiniz ancak… Post-endüstriyel dönemin en önemli karakteristiğidir bu fragmante biçim… Evvel’de yer alan kılavuzda söz konusu fragmante yapının gerekçelerini uzun uzun yazdım, oradan okunabilir. Fakat şunu da ilave edeyim hemen; Evvel’in karakterini “standartlaşma, azamileşme, senkronizasyon, uzmanlaşma, yoğunlaşma ve merkezileşme” gibi endüstriyel aksiyonlardan kaçınması hatta bunlara karşı durması belirliyor… Belirleyecek de.

E.K.: Eski platformlardan bu yana gelen okuyucuları dışarıda bırakırsak Evvel, yeni okuyucuyu nasıl görüyor, kendisini nasıl göstermek istiyor? Önceki soruda sorduğum öğelerle yeni okuyucunun geneliyle arasında bir ilişki kurmak mümkün mü?

Z.Y.: Evvel, okuyucusunu ciddiye alan, önemseyen özenli bir platformdur. Okuyucusu da Evvel’i ciddiye alır, önemser, Evvel’e özen gösterir… (Sessizlik…) Tekrar edeyim; Evvel’in takipçileri ile destekçileri “kültür endüstrileri” karşıtı bir mizaçla sahici edebiyatı ve şiiri arayacak,  yeni sinsiyet tipolojisine ve kifayetsiz muhterislere karşı duracak, bazı değerleri “gözleri gibi” koruyacak özenli ve sahici insanlar olacaktır.

E.K.: Evvel’in statik olmaktan çok, eleştirileri ve bildirileriyle yeni bir arayış içinde olduğunu varsayıyoruz… Evvel, kendisinin ileride el vereceği teşkilin nasıl olduğunu sezinleyebiliyor mu?

Z.Y.: Evvel ve çevresi -senin de  ifade ettiğin gibi- durağan ya da etrafı çitlerle çevrilmiş bir oluşum değil. Evvel, kendini sürekli yenilemeye ve geliştirmeye çalışan, imgelemin özgürleşmesi için mücadele eden, korkusuz, ilgilendiği konulara ya da insanlara karşı sorumluluğunun ve yükünün bilincinde olan, yayımladığı poetik bildirilerde ve tenkitlerde hakikati arayan, mutat zevatların muhteris tipolojisi ile yeni sinsiyet’in retorik arsızlığına karşı olan, en önemlisi de sahici edebiyatın, sıkı şiirin, poetikanın ve sanatın haysiyetine -o “kalb ve vicdan” boyutuna- yerden göğe kadar inanan bir platformdur. Gelecekte de bu değerlerini, özelliklerini ve ilkelerini koruyacaktır. Söz konusu ilkeler kimde, nasıl tezahür olur, orasını bilemem. Kimse de bilemez. Ama tahminim, gene, yani gelecekte de “eşyadan çok insan olanların, insana benzeyenlerin” Evvel’i takip edeceğidir.

29 Temmuz 2011


 

 

Mantıklı olanı yapıp indeksleri birleştirdik
ve bütünleşik Evvel Fanzin İndeksi‘ne ulaştık:

http://bit.ly/evvelindeksi

Evvel Fanzin’in takipçilerinden bazıları, zaman zaman, Evvel Fanzin’in odaklarındaki (ilgilerindeki) içeriğe erişmekte -aradığını bulmakta- zorlandıklarını ifade ediyorlar… Haklılar da. 2006′dan bu yana Özellikle “Ece Ayhan”, “İlhan Berk”, “Nâzım Hikmet”, “Sait Faik”,  “Kuzgun Acar”, “Oruç Aruoba”, “Ludwig Wittgenstein” gibi bazı evvel fanzin ilgilerinde birçok paylaşım gerçekleştirdik: Evvel Fanzin, bazı ilgilerde/konularda internetteki -ve hatta bazı açılardan matbu/basılı platformları da geçercesine- en birikimli ve kalabalık edebiyat/sanat/felsefe efemerası arşivi haline dönüştü. Bu nedenle Evvel Fanzin kapsamındaki ilgilerin indekslerini oluşturmak efemera meraklıları ve edebiyat/sanat/felsefe araştırıcılarına büyük bir kolaylık olacak…

E V V E L fanzin ilgileri kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan”, “İlhan Berk”, “Kuzgun Acar”, “Sait Faik”, “Nâzım Hikmet”, “Oruç Aruoba”, “Ludwig Wittgenstein”, “Bedri Rahmi”, “Abidin Dino”, “Oktay Rifat” başlıklarındaki paylaşımların (ilgilerin, efemeraların, buluntuların, haberlerin ve diğer gayretlerin) indeksine http://bit.ly/evvelindeksi adresinden ulaşabilirsiniz.


Untitled-1

E V V E L ‘in issuu alanında yer alan neşriyatların
bağlantı adreslerini ve indeksini (pdf) indirmek için:
http://evvel.org/issuuindeksi.pdf


“Aksak Kolaj Nedir, Niyedir?”
ya da
“Tarihçe”

Çünkü,

bu kadar retoriğe ve kozmopolit yaşama karşın çelişkisiz bir bütün olmak çok zor artık. Bunu kabul etmeliyiz. Günümüz metinlerinde dizge, kurgu ve kronoloji yavaş yavaş değerini, işlerliğini yitiriyor. En başta bunu hissettim. Sonra da kendimi şurada buldum;  “çağrışımlar” ve “yan anlamlar”la ilerleyen, anlatmak yerine sezdirmeyi yeğleyen, “öncesi” ile “sonrası” yitmeye yüz tutmuş, nedensellik, planlama ve mühendislik güdüsü  azaltılmış -hatta yok edilmiş- bir şeyler (betik) oluşturulmalı… Ancak tümüyle de saçmacılık oynayamayız; yani “aksak” da olsa üç aşağı beş yukarı bir tını, bir duruş olmalı, sezdirilmeli… “Parçalar” olmalı ve araya “sus”lar konmalı… Bu garip betik, hangi edebiyat akımından ya da yazınsal türden, hangi eserden olursa olsun sadece fragmanlar tarafından oluşmalı… Metinler ve onların oluşturduğu kolaj, İlhan Berk’in deyişiyle “bir cehennem provası” gibi işlenmeli, seçilmeli… Bir adım daha ileri giderek, oluşturulan bu kolajın fragmanları da aksamalı, serbestleşmeli, yeni metinlerle, geribildirimlerle ve kesitlerle büyümeli, stokastik süreçler gibi, bir sarhoşun bir çizgi doğrultusunda yürümesi -aslında yürüyememesi- gibi ilerlemeli ve bütününe bakıldığında atonaliteye benzer bir şeylere(betik) ulaşılmalı…

İşte okuduğum, dinlediğim ve yazdığım metinlerin  arasından tuttum, “parçalar” aldım. Bunlar benim “yazın” sezgilerime ve  kafama  göre güzel “şey”ler; deyişler, söylemler, olaylar, dizeler, tümceler, haberler, karakterler… Sonra da onları buraya -bu blog sitesine- kaydettim. Aynı zamanda benim için büyük bir “alıntı defteri” varoldu. “Aksak Kolaj” fikri böyle çıktı; bir büyük “betik” oluşturmanın coşkusu –belki de özgürlüğü- tüm bunlar…  Ve bir akıl karışıklığı, bir yandan da “kayıt altına alma güdüsü”…
Daha önce (2003-2006) bu işi “sonrasızlık” adında basılı bir fanzin yayımlayarak gerçekleştiriyordum. Fanzin İstanbul/Kadıköy’de 100 adet basılıyor ve dağıtılıyordu. 2006′da internet üzerindeki yeni teknolojiyle (blog sistemiyle) birlikte  “sonrasızlık” adını verdiğim/dikiş attığım bu “aksak kolaj” daha büyük, sınırsız ve işlek hale geldi… Geribildirimlerin, yan metinlerin, açılımların da eklenebileceği bir “cehennem yeri” oldu.
Olsun da.

Not: “Sonrasızlık Fanzin”, Ağustos 2009′da adını “Evvel” olarak değiştirmiştir.

Vurgu Hamişi:
Kısacası, tüm dediklerim bir yana, büyük bir “betik” oluşturmak düşüncesinin coşkusu yüzünden oldu her şey.

*

Zafer Yalçınpınar (2003-2017)


POETİKA ÇALIŞMALARI

Bkz: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari

        

Bkz: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari


2011 yılında dipdalga ve taifesi, edebiyat alanında uzun yıllardır kimsenin cesaret edemediği türden  bir içeriği ve kapsamı yüklenmiş görünüyordu… Taife, http://dipdalga.net adresinde (edebiyat ve şiir yayıncılığı üzerine sıkı bir soruşturma ve derlemle birlikte) yola çıkmıştı. İşbu soruşturmanın, fanzinlere ve fanzin kültürüne ilişkin kısmına  “evvel.org” bağlamında katıldım. 2011 yılında soruşturmaya verdiğim cevapların tam metni aşağıdadır:

Dipdalga: Bir fanzinin doğuşuna neden olan motivasyon nelerdir? O fanzine ilgi gösteren kişi neleri gözetir? Fanzin ilgi gösteren kişide neler uyandırır?

Zafer Yalçınpınar: Bence yazınsal, daha doğrusu sanatsal açıdan, insanın içinde tutamadığı bir şeylerin -bir farkındalığın, bir düşün, bir dizenin, bir olayın, bir sezginin, bir fikrin, bir sorunun, bir nedenselliğin, bir imgenin, yani ne yaşanıyor ise onun yarattığı duygudurumun- “dile getirilmesi”, “tınıması”, kişinin “konu” uzayındaki bir noktanın duygudurumsal bir “itki” ya da “ilgi”yle birlikte önemsenmesi, tezahür etmesi sonucunda fanzin doğar… Kısacası, duygudurumsal arkaplan açısından “özel” olan bir “ilgi”nin tezahürüdür fanzin… Özel bir ilgi, retorikten arı bir şekilde fanzinle somutlaşır, diyebiliriz. Yani, öncelikle kişisel ağırlığı olan, kişinin kendisine yönelimini, duygudurumsal olarak kendisini sınamasını, kendisini sorgulamasını mimleyen bir “ilgi” hâlidir bu tezahür… Gariptir ki bu tezahür, “medya” tanımıyla çelişir: -ama gene de yazarı, okuyucusu ya da çoğaltıcısı için “özel bir ilgiler medyası”dır aslında, fanzin…

D.D.: Fanzinler ve toplumsal mücadeleler ilişkisi nasıldır? Sovyet Devrimi’nde fanzinlerin önemine ilişkin bazı değinmeler gördüm. Türkiye’de fanzin geleneği için 1990’ların başına tarih veriliyor olsa da, -yeni olsa da- bu ilişki nasıl biçimlendi?

Z.Y.: Bu konuda belirginleşmiş bir izlenimim yok. Çünkü sorunuzun içerdiği tarihçeyi bütünüyle bilmiyorum. Zaten fanzinlerin bulanık bir geçmişi vardır. Türkiye’deki fanzin kültürünün -başlangıçta, ilk örneklerinde, ilk kez “fanzin” adının telaffuz edildiği zamanlarda- ideolojilerle sınırlanmış olduğunu ya da ideolojilerin sınıflandırdığı toplumsal mücadelerle, işbu mücadelelerin retoriğiyle, diliyle filan bir ilişkisinin olduğunu sanmıyorum. Aksi bir durumla başlamıştır her şey… Türkiye’deki fanzin kültürü, kendini “toplumsal” olanın dışında hissedenlerin kendileriyle (birkaç benzeriyle) yalnız kalmak, biraz kafa dinlemek istemesi ve “diğerleri”ni -bütünüyle- umursamamak yönünde başlamış olsa gerek… İlk dönemlerde, fanzin söz konusu olunca “diğerlerinden kendini soyutlamak” çok önemsenmiş gibi geliyor bana…

D.D.: Popüler ürünlerin yarattığı bilince karşı fanzinler nasıl bir imkân sunuyor?

Z.Y.: Sahici sanatın biricik olanı sezdirme becerisini etinde ve kemiğinde hisseden bir insan evlâdı, o “popüler ürün” dediğiniz şeylerle karşılaştığında büyük bir “pazar/ekonomi/iktisat” bulantısı yaşıyor. Oysa ki “Yeni Kapitalizm”in hilebaz ve sinsiyet içeren tipolojilerinden, piyasadan uzaklaşmak, biricik olana yakınlaşmak, biricik olandaki tözü sezmek ve endüstriyel olandan kurtulmak içindir sanat da fanzin de… Fanzinlerde yer alan konuya, kişiye, olaya, esere, şiire “ilgi” duyuş biçiminin bir iktisadının olmaması en önemli şeydi bence… Bu  durumda “imgelemin özgürlüğü” biçimlenebiliyordu. (Sıkı şiirde bu imkân hâlâ geçerlidir.) Bir ilginin, bir içeriğin, bir imgelemin, bir şiirin iktisadı oluşmuşsa eğer, emin olun ki o artık büyük ihtimalle sahiciliğini, tözünü ve sıkılığını kaybetmektedir. Çünkü piyasalandırılmıştır.

D.D.: Fanzin sayısının son yıllarda azaldığından bahsediliyor. Nedenleri nelerdir? Fanzincinin isyan etme gerekçeleri mi azaldı? Kültür-sanat tekellerinin iyice semirdiği, yayınlarda aynı isimlerin döndüğü bir ortamda; yaşamın nabzını tutan fanzinlerin söyleyecek daha çok sözü olması gerekmiyor mu?

Z.Y.: Panoptik gözetleme altında yaşayan sessiz yığınlar ve o yığınların devasa gölgesi… Giderek, insandan çok eşyaya benzemenin Kafkavari hâli, anatomik suskunluğu, cansızlaşması… Kendi yokoluşunun ağıtını hafifçe mırıldanan bir keşmekeş, binbir türlü yabancılaşma, anlamdışı bir kariyerizm, karakter aşınması, retorik arsızlığı ve uzgörüsüzlük, fikir kelliği tipolojisi…  Mesailer, mesailer, mesailer… Yöneticiler, yöneticiler, yöneticiler… İşler, müşteriler, küresel ağ kapitalizmi filan… Toplum mühendisliğine maruz kalanların saflığı, öğrenilmiş çaresizlik duygusu… Bugünlerde, Yeni Kapitalizm’in Kültürü’nün içerisinde ne tuhafız yahu!

D.D.: İnternetin gelişimi fanzini nasıl etkiledi? Fanzin arşiv projeleri bu geleneğin devamlılığına nasıl bir etkide bulunabilir? Elektronik ortamdaki fanzin arşivleri, fanzinin fotokopi kokan aurasını zedeler mi? Ne tür önlemler alınabilir?

Z.Y.: Bakın, ben bu internet olumsuzlamalarına katılmıyorum. Blog sistematiğiyle yayımlanan yazılar, şiirler Marslılar tarafından, Marslıların alfabesiyle yazılmıyor! Çizilen resimler, çekilen fotoğraflar filan Marslıların fırçasından, objektifinden çıkmıyor. Gözün ve sözün ucunda insanın zihni var, insanın hakikati var, olmalı, olacak! İnternette de kaleminin, gözünün, sözünün ucunda kalb ve vicdan taşıyanlar var, olmalı, olacak! İnternette kullanılan imgelem başka evrenlerin filan imgelemi değil. Zaten, bence, sıkı fanzincinin fotokopi kokan bir aurası da yok artık. O fotokopi işleri 90’ların sonunun ve 2000’lerin başının medyasıydı, çoğalım tekniğiydi. Bugünün medyası, çoğalım tekniği, internet üzerindedir…

D.D.: Mevcut kültür-sanat eleştirmenliği, edebiyatın sektörleşmesinde nasıl bir tahakküm yaratıyor? Bu sistem yeni seslere hangi ölçülerde açık?

Z.Y.: Ben, titizlikle ve özenle  icra edilen bir kültür-sanat eleştirmenliği filan göremiyorum ortada… Ne yapısal, ne de post-yapısal olarak hakikat ihtiva eden, aydınlatıcı bir eleştirmenlik göremiyorum, yok. Kısacası, ortalıkta “eleştiri” yok, “üleştiri” var. Bugün, Yeni Sinsiyet tipolojisinin çeşitli oligarşik söylemlerini, menfaat çeşitlemelerini, cehaleti ve hodbinliği primlendirişini, yandaş/paydaş etkileşimlerini, tüm o “karakter aşınması”nı filan “eleştiri” diye okuyoruz. Tarihi bir hatadır, tarihi bir ilüzyondur bugün yaşanan şu “eleştiri” dansözlükleri, kıvırtmaları… Edebiyatın, sanatın özünü terketmesi ve endüstrileşme sürecine  yönelmesidir bu… Yeni Kapitalizm’in kendine yeni “çıkar yollar” bulma çabasıdır tüm o “eleştiri/üleştiri” numaraları…

D.D.: Düzensiz de olsa uzun yıllar yayımlanmış fanzinler var mı? Fanzin eyleminin uzun soluklu olmayışının nedenleri neler?

Z.Y.: Tözle, sahici olanla süreğen bir ilişki kuramazsın. Yanarsın… Kül olursun Kerem gibi… O noktaya geldiğinde, ya sahte bir tavırla “yola devam” diyeceksin ya da yayını, bahsettiğin o fanzin eylemini durduracaksın, dinleneceksin. Her şeyi yeniden düşüneceksin, göğe bakacaksın bir süre… Bu böyledir. Fakat, düşün ki sahtecilikle, statüko arayışıyla, yalanla dolanla 70 yıl boyunca yayın hayatını sürdüren “soluksuz, yaşamsız, içsiz kalmış” bazı “mezarlık dergiler” var tarihimizde… “Bir çöplüğe dönüşmektense varlığımı noktalarım” diye düşünüyor olabilir fanzin ve çevresi… Haklı da.

D.D.: Sokak şairleri, sanatçıları fanzincilerin ruh ikizleri mi? Ortaklıklar nelerdir?

Z.Y.: Benzerliğin kökeni, hakikat yolunda kalb ve vicdan arayışıdır: “Eşya olmak” yerine “insan olmak” arzusudur. Şiir ve şair özelinde başka benzerlikler de vardır; örneğin “imgelemin özgürleşmesi” açısından içsel olarak kardeştirler…

D.D.: Metropollerde (İstanbul, Ankara, İzmir) ve dışında, kültür-sanat endüstrisine karşı duruşunu önemsediğiniz bandrollü yayınlar var mı? Varsa, isim verebilir misiniz?

Z.Y.: Kültür-sanat endüstrisine karşı veya yancı duruşuyla olmasa da bazı özel ilgilerim nedeniyle önemsediğim ve takip ettiğim bandrollü yayınlar var. Ama isim vermek istemiyorum.

D.D.: Kültür-sanat endüstrisine mesafeli bazı muhalif dergiler, dağıtım şirketlerinin istediği yüksek fiyatlar nedeniyle bu ağdan çekildi. Bu durum fanzin kültürünün özgünlüğünün ve fanzinci duruşunun bir onayı olarak görülebilir mi?

Z.Y.: Görülür… Ama çevrimsel ya da iklimsel, yani “geçici” bir onaydır bu aslında… Bak, bir şeyi açıkça ortaya koymalıyız; “dağıtımdan çekilmek” dediğin şey, “yeni kapitalizmin kültüründen çekilmek” anlamı taşımıyor. Aslında, tersine, bu “çekilme” olayı okuyucu profiline ilişkin bir kapristir, şovdur hepi topu… Misal, dağıtımdan çekildiğini söyleyen dergilerin kaçının etiket fiyatı yarı yarıya azalmış? Eminim ki çok azdır…  Yani bu “çekilmek” hikâyesi sahici bir tavır değildir. Yarın öbürsü gün, dağıtımcılara ya da benzer bir “Yeni Kapitalizm” sistemine “Eyvallah” diyeceklerdir sanıyorum, eli kulağındadır. Görürsün…

D.D.: Bildiğimiz kadarıyla fanzin eylemi, kültür-sanat aleminin dışında konumlanmayı; günlük hayatın gerçeklerinden yola çıkarak, sisteme isyanı ve direnişi ifade eder. Hiç bu öze aykırı tutumlarla karşılaştınız mı, fanzinin bir basamak olarak görüldüğü durumlarla?

Z.Y.: Evet, defalarca böylesi şeylerle karşılaştım… Özellikle de 2009-2011 arası bu konuda çok belirleyiciydi, çok kritikti. Ama en üzücüsü şuydu bence: “Yeraltı Edebiyatı” denilen söylemin bir basamak ve menfaat enstrümanı olarak kullanılmasına, alt-kültür dilinin ve imgeleminin endüstrileşmesine (yani “imgelemin özgürleşmesi” yolundan çıkarak Yeni Kapitalizm söylemlerinde erimesine) böylelikle de o alt-kültürün anlamsızlaşmasına şahit oldum. Son 2-3 yıl içerisinde “Yeraltı Edebiyatı” denen şey fabrikalaştı…

14/12/2011

E V V E L, sanat ve edebiyat oligarşisine/kâhyalarına karşıdır!
Yeni Sinsiyet’e Karşı Mücadele Etmektedir…
Davalıdır…

 *

Nis
04
2016
0

Ece Ayhan’ın “Özgür Gündem” Gazetesi’nde Kaleme Aldığı Yazılar ile “Gökkuşağı” Köşesi

eceayhangokkusagi

Ece Ayhan’ın “Özgür Gündem” Gazetesi’nde yayımladığı yazıların içeriği, Ece Ayhan’ın yaşamını ve poetikasını inceleyenler için tuhaf bir “gri bölge” oluştururarak bilinmezliğini sürdürüyor ve hiçbir yazınsal mecrada yüksek sesle ifade edilmiyordu. Pasaj69.org taifesinden Uğur Yanıkel‘in araştırmaları bu belirsizliği ortadan kaldırıyor. Uğur Yanıkel, Ece Ayhan’ın 1992 yılında Özgür Gündem’de kaleme aldığı yazıları (özgün, yayımlandıkları biçemleriyle birlikte) “Kürt Çiçekleri” adlı belgesel bir kitapçıkta toplayarak edebiyat tarihine sundu. Kitapçığa http://bit.ly/ozgurgundem adresinden ulaşabilirsiniz.


ISSUU okuyucuları için alternatif adres şöyle:
https://issuu.com/adabeyi/docs/eceayhanozgurgundem

eceayhanozgurgundem


Hamişler:

1/ Uğur Yanıkel’e işbu özverili ve titiz çalışmayı evvel.org ve takipçileriyle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.

2/ Kitapçığa EVV3L’in ISSUU alanındaki şu adresten de ulaşabilirsiniz: https://issuu.com/adabeyi/docs/eceayhanozgurgundem

3/ EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
29
2016
0

“imzan okunuyor uygarlığın paslanmaz defnesinde” (Ahmet Oktay)

surgunahmetoktay3

oktay2

oktay7

surgunahmetoktay1

oktay8

Ahmet Oktay’ın “Sürgün” adlı uzun şiiri 1979 yılında Ada Yayınları tarafından kitaplaştırılmıştır. Sürgün’ün poetikasına Burhan Uygur’un desenleri eşlik etmiştir. Bkz: https://issuu.com/adabeyi/docs/surgunahmetoktayburhanuygur

Mar
20
2016
0

“İmge varlığın gölgesidir.” (İlhan Berk)

ilhanberk1

ilhanberk2

İlhan Berk’in Defterleri’nden...
Pulbiber Dergisi, Mart 2016, Hazırlayan: Gonca Özmen


Bkz: http://www.kalemkahveklavye.com/
2016/03/ilhan-berkin-defterleri-ilk-kez.html
Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=defter+kapakları


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
17
2016
--

Fotoğraf: “İlhan Berk ve Dağlarca”

ilhanberkvedaglarca

İlhan Berk ve Fazıl Hüsnü Dağlarca


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden, Fazıl Hüsnü Dağlarca başlıklı ilgilere ise http://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
10
2016
0

DADA 100 YAŞINDA!

dada100yasinda

Dada’nın kuruluşunun 100. yıldönümü dolayısıyla e-skop dergisi, 2016 yılı boyunca her hafta bir Dada episodu yayımlayacak. Bu derlemeler, dadacıların manifestolarından, günlüklerinden, şiirlerinden, diğer yazılarından ve zengin bir görsel seçkiden oluşuyor. Seçkinin içerik editörlüğünü ve çevirilerini Ali Artun ile Nur Altınyıldız Artun gerçekleştiriyor. Bu sıkı arşiv ve çeviri çalışması, Türkçe’de Dada akımı üzerine gerçekleştirilmiş en etkileyici bileşkeyi oluşturacak. Dada’nın 100. yıl seçkisine http://www.e-skop.com/skoptag/dadanin-100-yili/82200 adresinden  ulaşabilirsiniz.

03
Tristan Tzara‘nın 1916 yılında Cabaret Voltaire’ de yayımlanan
simültane şiirinden bir görünüm…


kol12     04

Hans Arp                                         Hugo Ball


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan ‘Gerçeküstü’ başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
22
2016
0

Pazarola Hasan Bey

pazarolahasan

istabulart.com ve taifesi, İstanbul tarihinde yer alan ilginç şahsiyetleri inceleyen özel -ve önemli- bir dosya çalışmasına başlamış. Dosyanın ilk tarihsel karakteri Pazarola Hasan Bey; http://istanbulalt.com/sehir/2016/01/istanbul-delileri-vol-1-pazarola-hasan-bey/

Pazarola Hasan Bey’e ait bazı bilgilere Afif Yesari’nin eski Kadıköy’ü anlattığı metinlerde de rastlamıştık. Kadıköy’ün ilginç şahsiyetlerine ilişkin Afif Yesari’nin kaleme aldığı ve EVV3L kapsamında paylaştığımız metinlerin bir bölümüne şu adresten ulaşabilirsiniz: http://issuu.com/adabeyi/docs/kadikoyinsanlari_afif_yesari


Ayrıca bkz: 1930’ların Kadıköy İnsanları: “Deli Corci, Bandocu Arap Kâzım Bey, Akbaba Suat Bey, Pazarola Hasan Bey, Doktor Çat, Cüce Simon, Uzun Ömer, Deli Saraylı Hanım(lar)…”

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel