Oca
13
2026
--

Liberal solun yalan söyleme rahatlığı – Şairin 124. doğum gününde bir polemik… (Kaya Tokmakçıoğlu)

Nâzım Hikmet’in 124. doğum gününde, onun kavgasını hatırlamak ve hatırlatmak, salt bir anma değil; bugüne bir savaş ilanı. Birikim’in özel sayısı, Belge, Koçak ve Keser’in yazıları üzerinden, Nâzım’ı tarihsel olarak tutsaklaştırmak, kavgasını parçalamak ve liberal-estetik bir figüre indirmek istiyor. Bunu görmezden gelmek mümkün değil. Bu, sadece edebi bir tartışma değil, bugünkü politik kavganın da ta kendisi.

Nâzım Hikmet’in 124. doğum yılında Birikim dergisinin yayımladığı Nâzım Hikmet özel sayısının bir özel amaca istinaden hazırlandığını peşinen varsaymasak bile, ilgili sayının ufku meşhur İranlı şair Sadi’nin bir sözünü akıllara getiriyor: “Akrebin sokması kininden değil, tabiatındandır.” Birikim dergisi, Nâzım’ı anmaya kalkınca, Nâzım’ı yeniden düşünmekten çok, onu siyasetsizleştirip ehlileştirmeye vardırıyor. Onu komünist bir şair olarak değil, yorulmuş bir ihtiyar, pişman bir estet, ulusal bir alegori ya da apolitik fragmanlar toplamı olarak okura sunuyor.

Birikim çevresi bunu ilk kez yapmıyor. Yaklaşık yarım asırdır aynı işi yapıyor liberaller: düzenden kopma ihtimali taşıyanı yumuşatmaya, kavgayı yoruma, mücadeleyi metne, devrimi hatırata dönüştürmeye çalışıyorlar. Bugün hâlâ Nâzım’a yapmaya çalıştıkları da bu. Şaşırtıcı değil. Ama cevapsız bırakılacak türden hiç değil. Çünkü Nâzım Hikmet geçmişin zararsız bir sesi değil. Bugünün kavgasında şiiriyle, siyasetiyle, hayatıyla hâlâ taraf olan bir yoldaş. Onu şiirinden ayırmaya çalışanlar aslında onu kavgasından koparmaya çalışıyor. (…)

Kaya Tokmakçıoğlu’nun kaleme aldığı eleştirel inceleme yazısının tam metnine https://haber.sol.org.tr/haber/liberal-solun-yalan-soyleme-rahatligi-sairin-124-dogum-gununde-bir-polemik-405327 adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında bulunan Nâzım Hikmet başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
11
2026
--

“Toplumun işi savaşmak, sonra işsiz kalmak” (Fazıl Hüsnü Dağlarca)

(Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız…)

Fazıl Hüsnü Dağlarca‘dan Engin Turgut’a,
“Toplumun işi Savaşmak, sonra işsiz kalmak” ithafıyla imzalı (16.10. 1988)
(Engin Turgut’un Facebook Sayfası’ndan…)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fazıl Hüsnü Dağlarca başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden, imzalı kitap ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
10
2026
--

Başlangıç 2026!

Süper Kupa Finali’nde Fenerbahçe, Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda Galatasaray ile karşı karşıya geldi. Rakibini 2-0 mağlup eden sarı-lacivertliler Süper Kupa’yı müzesine götürdü. Süper Kupa finalinin ardından Avrupa basını da Fenerbahçe ve Galatasaray’ı konuştu. (10 Ocak 2026)

BILD: Yeni transfer, ilk maçında golü attı. Kış transfer döneminde Lazio’dan 28 milyon euro karşılığında transfer olan Matteo Guendouzi, Asensio’nun ortasından seken topu fırsat bilerek ceza sahası kenarından yaptığı şutla skoru 1-0’a getirdi (28′). Bundan sonra maç karşılıklı ataklarla geçti; Galatasaray oyuna daha çok hakim olsa da bir türlü gol bulamadı. Fenerbahçe ise devre arasından sonra Oosterwolde’nin akrobatik volesiyle farkı ikiye çıkararak skoru 2-0 yaptı. Ve stoper oyuncusu daha sonra Galatasaray yedek kulübesinin önünde, doğrudan televizyon kameralarına doğru kışkırtıcı bir şekilde gol sevincini yaşayarak büyük bir olay yarattı. Sonuçta bunun bir önemi kalmadı, çünkü skor Sané’nin takımı lehine 0-2 olarak kaldı. Diğer Alman oyuncu İlkay Gündoğan’ın (72. dakikada Lucas Torreira’nın yerine) oyuna girmesi bile sonucu değiştiremedi.

LEQUIPE: Perşembe günü yaklaşık 30 milyon Euro karşılığında Lazio’dan Fenerbahçe’ye transfer olan Mattéo Guendouzi, yeni takımına hemen uyum sağladı. Yeni kulübüyle ilk maçına çıktığı Cumartesi günü Galatasaray’a karşı oynanan Türkiye Süper Kupası finalinde ilk 11’de başlayan 26 yaşındaki Fransız orta saha oyuncusu, golünü kaydetti. Guendouzi’nin golü Fenerbahçe’nin 2-0’lık galibiyetine katkıda bulundu. İkinci golü ise eski PSG oyuncusu Marco Asensio’nun asistiyle Jayden Oosterwolde kaydetti.

MARCA: Eski Mallorca, Espanyol, Real Madrid ve Paris Saint-Germain oyuncusu Marco Asensio, Fenerbahçe’yi Süper Kupa’da Galatasaray’a karşı oynanan derbi maçında (0-2) zafere taşıdı. Domenico Tedesco’nun öğrencileri, Sané ve Icardi ile maça başlayan ancak Afrika Uluslar Kupası’nda bulunan Osimhen’in yokluğunu derinden hisseden Galatasaray’a 48. dakikada son darbeyi vurdu.

TUTTU MERCAO: Matteo Guendouzi, Fenerbahçe formasıyla rüya gibi bir başlangıç ​​yaptı . Sadece üç gün önce, Fransız orta saha oyuncusu, Lazio formasıyla Olimpico’daki son maçına çıkmaya hazırlanıyordu. Takımına Duygusal bir veda etmişti. Ancak bu akşam Galatasaray’a karşı oynanan Süper Kupa maçında derbide golü buldu ve Türkiye’nin ilgi odağı oldu.


Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/skorer/galatasaray-fenerbahce-super-kupa-finali-avrupada-gundem-oldu-ruya-gibi-baslangic-7518964


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan Fenerbahçe başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
09
2026
--

İKİNCİ YENİ VE CEMAL SÜREYA’NIN ÖNEMİ (Zafer Yalçınpınar)

Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması, Kadıköy-CKM, 9 Ocak 2018:

Zafer Yalçınpınar: “Çok daha kalabalık toplulukların karşısında hiç heyecanlanmadan çeşitli konuşmalar gerçekleştirmiş olmama rağmen bugün, burada, son derece heyecanlıyım. Demin, sizin oturduğunuz koltuklardayken bu durumun nedenini düşündüm.  Çünkü, Cemal Süreya -tıpkı Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Ece Ayhan gibi- çok büyük bir şairdir! İnanmasanız da fark etmeseniz de büyük ve küçük şairler vardır! Böyle bir ayrım vardır! Cemal Süreya büyük bir şair olduğu için, bugün, burada, çok heyecanlıyım!

Her şeyden önce, Cemal Süreya’nın Ece Ayhan ve Sezai Karakoç’la birlikte 1950’li yılların ortasında Türk Şiiri’ndeki aurayı değiştiren ve ‘İkinci Yeni’ ismini verdikleri yenilikçiliğin kurucusu olduğunu hatırlatmak, yani Cemal Süreya’nın ve arkadaşlarının Türk Dili üzerinde yeni bir duygu-durum, yeni bir şiirsellik oluşturduğunu söylemek, vurgulamak gerekiyor. Bu yeniliğin hem okurda hem de diğer -küçük, büyük- şairlerde karşılığı olmuştur ve söz konusu yenilik bir şiir akımına dönüşmüştür. Bu yeni şiirin özellikleri nelerdi… Neden bu kadar sevildi… Neden hâlâ çok büyük bir içtenlikle ve samimiyetle takip ediliyor! Bu büyüklüğü iyice düşünmek ve analiz etmek gerekiyor…

Cemal Süreya ve kendisinin “Güvercin Curnatası” olarak tanımladığı ikinci yeni akımı ne yaptı, neyi değiştirdi… 1950’li yıllarda dünya şiirinden çeviriler yaparak 2. Dünya Savaşı sonrası dünyada oluşan yeni hümanizmin duygu-durumunu, yeni şiirsel dili anlamaya ve Türkçe’ye aktarmaya başladılar. O dönemde Türkçe’de garip akımı kasırgası esiyordu. Garip akımı şiire sadeleşme ve imgede basitleşme getirmişti. Bu durum hikâyelemeci ve biraz da kuru bir şiir ve söylem ortaya çıkarmıştır. Cemal Süreya ve arkadaşları bu sade şiir dilini daha sofistike bir hâle çevirmek, şiir dilini ileriye taşımak için imgelemin güçlenmesini sağladılar. İmgelemin özgürlüğüne inandılar. Karmaşık bir yapıydı bu, ancak imgesel olarak dili geliştiren, Türk Dili’nin imgesel alan derinliğini arttıran ve genişleten bir söyleyiş, bir tını buldular. Zarif, tabii ki modern ve çok ama çok kuvvetli bir şiir oluşturdular. Öyle ki 80’lerin ve 90’ların şairleri bu akımın gölgesinde kalmışlardır! İkinci yeni öyle güçlüdür ki 80’lerin ve 90’ların şairlerini gölgede bırakmıştır! Bugün, 60 sene sonrasında bile bu hakikati görmeliyiz, kabul etmeliyiz artık!

İkinci yeni şiiri geleceğe uzanan, güçlü bir şiirdir! Bir zamanlar, bir edebiyat soruşturması kapsamında bir çakma profesör çıkıp ikinci yeni akımının etkisini kaybettiğini mırıldanmış, bir zamanlar… Bu mutat zevat hiçbir bilimsel açıklamaya, dahası poetikaya değinmeden niyet belirtmeye veya kendince, kendi çetesine ümit vermeye kalkmıştır. Bu komediyi gördüğümde emin oldum: 80’lerin, 90’ların bu şair profesörleri ve bağlı çeteleri acz içinde, ikinci yeninin büyük şiirinin gölgesinde kalmıştır! Çakma şairler acz içindedir bugün…

Sonuçta, hâlâ, burada, bu toplulukta, Türkçe’ye baktığımızda, zamanların sonunda, Cemal Süreya ve arkadaşlarının şiiri, yürürlükte olan baskın ve en güçlü şiir akımıdır… Geleceği belirlemektedir ve geleceğe uzanmaktadır. İkinci yeni şiiri yürürlükteki dili imgesel olarak geliştirmekte, tahayyül gücüne güç katmakta ve şiir dilini etkilemektedir; son derece de kuvvetlidir, etkindir ve insanlığı sürekli geliştirmektedir! Cemal Süreya’nın “Üvercinka” adlı şiirinde ifade ettiği gibi: “Afrika dahil!”

Zafer Yalçınpınar9 Ocak 2018
Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması

Caddebostan Kültür Merkezi-Kadıköy


Cemal Süreya Arşivi: https://evvel.org/?s=Cemal+Süreya

Oca
06
2026
--

“Epika” (Emir Alisipahi)

“Epika”
Emir Alisipahi
Upas Şiir, Ocak 2026, 20 Sayfa
okumak/izlemek için: upas.evvel.org/epika.pdf


Emir Alisipahi, beş yıl boyunca, şiirinin özünü epik bir düzlemde işledi; büyük bir baltayı -günbegün- sabırla bileyledi, ışıldattı ve hazırladı. Şimdi, Epika‘da yer alan şiirler, geçmişten geleceğe uzanan keskin bir dille zamanın ruhuna etkili bir tarihsellik sağlıyor…


Hamiş: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Oca
01
2026
--

Koç’un Gözdesi Kalamış Yat Limanı’na Bakanlıktan Onay!

9 Ocak 2026, BirGün Gazetesi, İlayda Sorku

Yıllarca süren ihalelerin ardından Koç Holding’e 40 yıllığına devredilen Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı’nın genişletme projesi için Bakanlık yeşil ışık yaktı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan projeyle birlikte yat kapasitesi bin 288 metrekareden 2 bin 120 metrekareye çıkarılacak, toplam alan 437 bin 788 metrekareye ulaşacak.

Mevcut durumda bin 288 yata hizmet veren marina; 24 bin 900 metrekare mendirek, bin 193 metre rıhtım ve 2 bin 666 metre iskeleyle faaliyet yürütüyor. Projede mendirek 36 bin 158 metrekareye, iskele 4 bin 54 metreye çıkarılacak; ayrıca bin 997 metrekarelik deniz dolgusu yapılacak. Kara alanında ise 12 bin 321 metrekare ticari alan, 5 bin 482 metrekare idari ve teknik alan, 22 bin 87 metrekare kapalı otopark, 13 bin 742 metrekare açık otopark ve 9 bin 150 metrekare çekek alanı planlandı. Projeye konu alan, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından II. derece doğal sit ve III. derece arkeolojik sit olarak ilan edilen Fenerbahçe Yarımadası’nda yer alıyor.

EKOLOJİK FACİA

ÇED sürecinin ihale yapılmadan önce gerçekleşmesi gereken bir süreç olduğunun altını çizen Fenerbahçe Kalamış Dayanışması’ndan Ayşe Alev Ataç, “Şubat  ayında sözleşmesi imzalanan projenin Mart ayında ÇED süreci başladı. Böyle bir süreci kabul etmiyoruz. Halkın katılımı toplantısında bunun meşru olmayan bir süreç olduğunu söyledik. Her şeye rağmen çalışmalar devam etti. Taslak dosyayı ikinci defa halk onayına sundular. Yayınlanmasının ardından Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’ne itiraz dilekçelerimizi verdik. Fakat bugün ne yazık ki sonuç ortada” dedi. Ataç, şöyle devam etti: “Mevcut yat limanı alanı üç katına çıkıyor ve bunun ağırlığı denizde. Burası İstanbul’un en sığ kıyılarından bir tanesi. Dolayısıyla yatların yanaşması için elverişli değil. Bunun farkındalar ve denizde dip taraması yapacaklar. Dipten çıkardıkları malzemeyi de denize dökecekler veya mendireklerin dolgu alanlarında kullanacaklar. -3,5 ile 6 metre arasına indirecekler oradaki derinliği. Dolayısıyla denizde ekolojik facia yaratacaklar. Oranın habitatını oluşturan her çeşit canlı projeden etkilenecek.”

DENİZLE BAĞ KALMAYACAK

Öte yandan mendireklerin Kalamış koyunu tamamen kapattığını belirten Ataç, “‘Parka dokunmayacağız’ diyorlar da parkın önünü zaten kapatacaklar. Koca koca yatlar gelip yanaşacak, parkın denizle bağı kalmayacak. Beş çıpalı yat limanı süper lüks bir yat limanı demek. Alanda yüzme havuzundan tenis kortuna, otoparkına kadar her şey planlanmış. Alan 1980’lerde doldurulmuş bir alan. Dolgu alanın içine yeraltı otoparkı yapılacak. Nasıl yapılacak? AFAD proje alanında bölgede doğal afetle ilgili hiçbir sorun olmadığını belirtmiş. Kuzey Anadolu Fay Hattı 15 kilometre mesafede. Nasıl afet alanı değil? Gümrüklü saha da olmayacak. Uluslararası bir yat oradan elini kolunu sallayıp geçecek. Herhangi bir kontrol noktası olmayacak. Bu durum da güvenlikle ilgili ciddi bir sorun. Biz burada yaşayan insanlar olarak mücadelenin peşini bırakmayacağız” dedi.

14 YILDA 5 İHALE

Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı 1998 yılından beri Koç Holding tarafından işletiliyor. Liman, AKP’nin 2011’de başlattığı özelleştirme sürecinde 14 yılda beş kez ihaleye çıkarılmıştı. İlk ihale 2014’te yapılmış, Koç Holding 664 milyon dolarlık teklifini geri çekmişti. 2017’de yeterli talep oluşmadığı için bir ihale iptal edilmiş, 2021’de Koç Holding 2,5 milyar lira ile ihaleyi kazanmış fakat AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan sonucu iki ay sonra iptal etmişti. Son ihalede müteahhit Vahit Karaarslan 505 milyon dolar ile Koç’un önünde ihaleyi kazanmış ancak ardından ihaleden çekilmişti. İkinci yüksek teklif sahibi Koç Holding, 2025’in Şubat ayında imzalanan sözleşmeyle işletme hakkını 40 yıl daha almıştı.

Kaynak: https://www.birgun.net/haber/kocun-gozdesine-bakanliktan-onay-682684

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com