Koleksiyonumdan bazı eserleri (kitapları, belgeleri, efemeraları ve objeleri) “kıymet bilen” veya “kıymet veren” insanlara -yani, yeni koruyucularına- devretmeyi amaçlıyorum. Hepsi bu…—Zafer Yalçınpınar
Şiir çok güçlü bir şey aslında! Bir fotoğraflı değini de tarihî Agora Meyhanesi’nden gelsin; Meyhane adabını yansıtmak amacıyla duvarda yer alan “Şiir konuşulur, şiir okunmaz.” tabelası bize -sanki- şunu söylemeye çalışıyor: “Ayağa kalkıp yüksek sesle şiir okumayınız, şiir aracılığıyla meyhanede aşırılık yapmayınız.” Tabelada yazılı -ve tuhaf bir şekilde doğal olan- anlatım bozukluğunun (yani, doğru anlama ulaşma zorluğunun) kendisi bile ‘şiirsel’… Böylesine güçlü ve yaşamsal bir şey aslında şiir! (Tabiî ki anlayan, arif olan için!) Misal; hiç düşünüldü mü; ‘Ludwig Wittgenstein, ünlü eseri Tractatus’ta “Felsefe, şiir diliyle yazılmalıydı.” derken hangi formülü, neyi işaret ediyordu?’ diye…
Aralık 2022’de 27 yaşında vefat eden sıkı dost -ve genç yayıncı- Uğur Yanıkel‘le birlikte Uğur’un pasaj69.org adresinde kurduğu özgür yayıncılık platformu kapsamında bütünlenmiş e-kitapçıklar olarak İlhan Berk arşiv çalışmaları yayımlıyorduk.
Bu verimli gayretler süresince birçok vukuat geldi başımıza! Uğur’la birlikte İlhan Berk’in kitaplarına girmemiş dergi yazılarını ve diğer içerikleri toparlarken, yayıncılık adına çok tuhaf tavırlara/operasyonlara maruz kaldık. Ve fakat, bu maruziyetin en ince, en derin detaylarını açıklamak başka bir zamanın/hesabın konusudur. Merakla beklemenizi öneriyorum! (Önemli bir ipucu 3 Aralık 2019’da Uğur’la birlikte yazdığımız şu açık mektupta yer alıyor: “Bir Teşekkürü Çok Görmek ya da Görmezden Gelmek”)
Nihayetinde, gerçekleştirdiğimiz arşiv kazılarının içerisinde, başımıza gelen vukuatlara ve diğer her şeye rağmen “buluntu” değerini kaybetmeyen eser -Uğur’un da katkısıyla birlikte- tasarım esnasında “Yarı Saklı Günlükler” adını verdiğimiz ‘Mısırkalyoniğne ve Yugoslavya Günlükleri‘dir. Bu günlükler İlhan Berk’in yayımlanan kitaplarında yer almıyor ve İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezdirerek -özellikle ‘Mısırkalyoniğne’ için- ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyor. Çünkü İlhan Berk birçok söyleşisinde ve poetika metninde, şiirinden “anlamı tam silmek” gayretinin Mısırkalyoniğne adlı eseri kapsamında zirve noktasına ulaştığını, bu gayrette en başarılı eserinin de Mısırkalyoniğne olduğunu ifade eder. ‘Mısırkalyoniğne Günlüğü’nün İlhan Berk okurunun zihnindeki ‘şiir’, ‘imge’ ve ‘anlam’ kavrayışında yeni bütünler ve yeni yaklaşımlar oluşturacağını düşünüyorum.
Koleksiyonumdan bazı eserleri (kitapları, belgeleri, efemeraları ve objeleri) “kıymet bilen” veya “kıymet veren” insanlara -yani, yeni koruyucularına- devretmeyi amaçlıyorum. Hepsi bu…—Zafer Yalçınpınar
Yankı Odası‘nın 32. Bölümü’nde İstanbul’un efsane rock-blues müzisyenleri Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı‘yı saygıyla andık. Özellikle, 1990’ların sonu ile 2000’lerin ilk yıllarına dair Kadıköy gece hayatı (Shaft sahnesi) kapsamında çeşitli hikâyeler/tanıklıklar/tripler paylaştık…
Kerim Çaplı Band’in Shaft Sahnesi’ndeki Canlı Performans Şarkı Listesi , 2001 (Kerim Çaplı’nın kendi elyazısıyla…)
33. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün efsanevi formasını hakkıyla taşımış futbolculara dair en ilginç tarihsel yazılar, efemeralar, buluntular ve araştırmalar Fenerbahçe Tarihi adlı web sitesinde yer alıyor…
Büyükamcam Yaşar Yalçınpınar‘ın (d. 1914- ö. 1998) forma giydiği maçları, skorları, attığı golleri, maçlara dair gazete kupürlerini, yorumları ve özellikle de Galatasaray’a karşı oynadığı maçlardaki başarılarını içeren kapsamlı bir inceleme yazısı yayımlandı. Futbol tarihimiz -ve aslında, FB-GS ezelî mücadelesi- için önem taşıyan 22 Mayıs 2020 tarihli bu incelemenin tam metnini aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz:
(…) 6 Haziran 1937 tarihinde Fenerbahçe Spor Kulübü, Kadıköy’de 29. kuruluş yıldönümünü kutluyordu. Sporcuların resmî geçidinden sonra, ilk olarak Fenerbahçe-Güneş tekaütleri maçı oynandı, sonra da Fenerbahçe birinci takımı Rapid Wien ile karşılaştı… Aynı saatlerde İstanbul’un Avrupa yakasında Taksim Stadı’nda ise Ankaragücü, Galatasaray ile maç yapıyordu. Yaşar Yalçınpınar’ın hat-trick yaptığı bu müsabaka için mikrofonlarımız Akşam gazetesinde…
Bu hafta millî kümenin yegane maçı olan Galatasaray-Ankaragücü karşılaşması dün iki-üç bin seyirci önünde Taksim Stadı’nda oynandı.
Galatasaray takımı şöyle idi: Sacid, Reşat, Lütfi, Ekrem, Hayrullah, Suavi, Necdet, Eşfak, Süleyman, Haşim, Bülent
Ankaragücü de en kuvvetli şeklini muhafaza ediyordu.
Dördüncü dakikada Ankaragücü sol açığı Hamdi’nin şandellediği topu karşılamak üzere çıkan Sacid, Galatasaray kalesini boş bıraktı ve top Güc’ün en tehlikeli muhacimi Yaşar’a geçince Lütfi de boş kaleye geçti. Yaşar topu kaleye gönderdi ve Lütfi eliyle tutmak mecburiyetinde kaldı. Bu suretle penaltıdan Ankaragücü ilk dakikalarda birinci golünü (Şükrü) yaptı.
Bu devrede maç hemen hemen mütevazin oldu, fakat Galatasaray muhacimleri hayli beceriksizlikler yaparak mühim fırsatlar kaçırdılar. O kadar ki kırk dördüncü dakikada Ankaragücü aleyhine verilen penaltıyı bile gole çeviremediler. Devre 1-0 Ankaralılar lehine bitti.
İkinci devre başında Güçlüler, Galatasaray’ın üstünlüğünü bertaraf etmeye muvaffak oldular. Galatasaray kalesinin üst üste tehlikeli ziyaretlerine maruz kaldığı görülüyordu. Nitekim Yaşar 17. ve 18. dakikalarda birbiri arkasına iki gol çıkararak takımını 3-0 galip vaziyete çıkardı.
Galatasaraylıların artık muhakkak bir mağlubiyeti kabul edecekleri tahmin edilirken sarı kırmızılılar yeniden hücuma geçtiler ve 20. ve 21. dakikalarda iki gol çıkardılar.
Maç en heyecanlı safhasına girmişti. Galatasaraylılar bir gol daha çıkararak beraberliği kurtarmak için çabalıyorlardı. Muhakkak bir galibiyeti tehlikeye düşüren Güçlüler de yeniden bir sayı çıkarmak için uğraşıyorlardı. Güçlüler bu mücadeleden galip çıktılar. Yaşar, 31. dakikada bir gol daha atarak kati şeklini verdi ve Güçlüler sahadan 4-2 Galip çıktılar. (…)
(…) Altıncı dakikada Ali Rıza topu uzaktan Galatasaray kalesine doğru ortaladı. Lütfi kale önüne düşen topu güzel bir degajmanla uzaklaştırdı. Top santraya doğru ilerlemiş olan Yaşar’ın önüne düştü. Yaşar’ın da Galatasaray kalesine kadar inen uzun bir şandelini görüyoruz. Osman kaleden çıkarak bu şandeli yumrukla uzaklaştırdı. Akını gayet iyi bir şekilde takip eden Mehmet Reşat topu havadan kalenin önüne doğru vurdu. Santrfor Yaşar yakaladığı topu yerden Galatasaray kalesine gönderdi. Lütfi ile Osman aynı zamanda plonjon yaptılar. Lütfi’nin hareketi kaleciyi şaşırttığı için Osman topu tutamadı. Yaşar’ın ikinci bir sol şutu yerden ağları buldu. (…)
Blues türünün bu topraklardaki en önemli temsilcilerinden Blue Blues Band’in hikâyesini dinlemek, trajik şekilde hayata veda eden iki ismin, Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı’nın yaşamlarına yakından bakmak anlamına geliyor. Röportajlar ve arşiv görüntüleriyle müzik tarihimizde etkileyici bir yolculuk…
Belgesel, 90’ların Türkiye’deki sosyo-kültürel yapısını ve ruhunu yansıtması bağlamında, odağa aldığı müzisyenlerin eserleriyle ve dünyayla kurdukları ilişkileri temelinde önemli ve derin referanslar içeriyor. Belgeselde kimlerle röportaj yapıldığına dair: Akın Eldes, Ayhan Sayıner, Aylin Aslım, Barış Özgen Şensoy, Batu Mutlugil, Batur Yurtsever, Bobby Dick, Burak Güngörmüş, Bülent Özdemir, Cenap Oğuz, Cenk Taner, Çağlan Tekil, Defne Halman, Demirhan Baylan, Deniz Arcak, Didem Berkes, Dom DoMieri, Ekrem Özkarpat, Emre Noyan, Ercan Saatçi, Ercüment Vural, Erkan Oğur, Esra Uygun, Fethi Taner, Galip Tekin, Gerhard Joost, Göksel, Gültekin Kaçar, Gür Akad, Güven Erkin Erkal, İskender Paydaş, Jake Gerber, Mehmet Demirdelen, Melis Danişmend, Metin Kalaç, Mine Erkaya, Murat Beşer, Murat Meriç, Nejat İşler, Ömer Ahunbay, Özlem Kumrular, Perin Konyalıoğlu Erk, Selim Öztürk, Sunay Özgür, Sururi Demirtaş, Taner Öngür, Tanju Eksek, Tarkan Mumkule, Taylan Dedeoğlu, Teoman, Volkan Başaran, Volkan Öktem, Zafer Yalçınpınar, Zafer Şanlı. Popüler isimlerin de içinde yer aldığı uzun listede Çetin ve Çaplı’ya dair düşüncelerle 90’ların evreninde gezineceksiniz.
Yönetmen: Mehmet Sertan Ünver Senarist: Mehmet Sertan Ünver, Suzan Güverte Görüntü Yönetmeni: Nil Kara, Gökhan Kalan Kurgucu: Mehmet Sertan Ünver Yapımcı: Suzan Güverte Yapım Şirketi: Güverte Film
Soyut Dergisi, Sayı: 73, Kasım 1974, s. 96 (Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız…)
Bir yapay zekâ deneyi: “SANMIYORUM!”
1974’te Soyut Dergisi’nde yayımlanan -yukarıda gördüğünüz- ticari reklam kupürünün tasarımsal estetiğini düşünürsek şiir kitabı yayıncılığında ve edebiyat dergiciliğinde her şeyin 1970’lerde -2000’lere göre- çok daha organik olduğunu -yapaylaşmadığını- fark ederiz.
Sizce şimdilerde -2025’in ânlarında- durum nasıl… Yapay zekânın asistanlığında bu örnekteki (kupürdeki) estetik yaklaşımın tazeliğini ve doğallığını bulmak mümkün olacak mı? Sanmam. Bence -üstelik de siyah beyaz olarak- bu örnekteki neonsu duyguyu verebilir mi -verebilecek mi- izleyiciye yapay zekâ? Sanmam. (Analojik ve anakronik olarak Nâzım Hikmet -bir kez daha- sormalı bence: “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”)
Ve fakat, belki de bu yazıdan -ve deneyden- sonra -birilerine asistanlık eden- yapay zekânın makineleşmiş zihni bu durumu da öğrenecek, kodlayacak, arşivleyecek ve kendini daha da geliştirmeye çalışacak! Misal; “neonlaştırma” diye arayacak geçmiş arşivinde veya hızlıca benzer fontlar oluşturup tasarım deneylerine girişecek! İşte asıl acı olan kısım da budur bence: Diğer her alanda olduğu gibi kendi insani elimizle/zihnimizle bilgi/yaklaşım veya nedensellik sunarak mühendislerin ‘altın rengine boyanmış vahşi kapitalizm icatları’na yenik düşeceğiz gene!
Şurası kesin: 2025’in tüm ânlarında (dünyayla birlikte güneşin etrafındaki 46. dönüşümü tamamladığım şu günlerde) Beckett gibi ‘daha iyi yenil’ demek gelmiyor içimden! Geleceğini de sanmıyorum!
Önemli Not/Devamı: Bu düşüncelerle yazıyı kaleme aldıktan sonra bir deneye giriştim; X üzerinde Grok’a ve sonrasında Android işletim sistemi üzerinde chatGPT’ye çeşitli komutlar vererek -ne istediğimi anlatmaya çalışarak- kupürü tekrardan yapay zekânın tasarlamasını istedim. Sonuçlar çok ilginçti, yapay zekâ olumlu sonuçlar elde edemiyordu -hatta önce ne istediğimi anlamadı bile- ve fakat ‘olumlu sonuçlar elde edemediğini biliyor’ ve öğrenmeye -denemeye- devam ediyordu. Bu süreç kapsamında X/Grok ve chatGPT’de yapay zekâ ile yazışmalarımın ekran görüntülerini aşağıda paylaşıyorum. (Görüntüleri büyütmek için üzerlerine tıklayın…)
Martı Medya Grubu tarafından yayına sunulan ve Sabri Ejder Öziç‘in hazırladığı ‘Bir Dünya, Edebiyat’ programına konuk oldum. (Yayın Tarihi: 18 Temmuz 2025)
Sıddık Akbayır, hazırladığı biyografi ve portre çalışmalarıyla yakın dönem edebiyat tarihine çözümleme-karşılaştırma açısından en çok katkıyı sağlayan araştırmacılardan biridir. Akbayır’ın 2008 yılında Ece Ayhan’a dair kaleme aldığı ve çeşitli şiir mecralarında yayımlanan sıra dışı portre çalışmasını -gözden geçirilmiş olarak, bir kez daha- okurun ilgisine sunmaktan mutluluk duyuyoruz.
Hamiş: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
3 Haziran 2025’te Kadıköy, Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde açılışı gerçekleşen Ortak Hayal Sergisi, Nâzım Hikmet’in etrafında kurulan, sadece onun düşünsel etkisiyle değil; doğrudan dostluk, yoldaşlık, tartışma ve üretim ilişkileriyle şekillenen kültürel evrenin izini sürüyor…
Cumhuriyet modernitesinin yarattığı sahici aydın ve onurlu yazar Nihat Genç vefat etti. Genç, 1990’lı yıllardan günümüze yazın ve düşün dünyasının her alanında eşsiz çalışmalar gerçekleştirdi, siyasal alanda da küreselci neoliberal odaklarla son nefesine kadar mücadele etti. Müthiş üzgünüm. Hakkını helal et bize Nihat Genç… (Zy)
(Sayfaları büyüterek okumak için üzerlerine tıklayın…)
İstanbul Fuar Merkezi tarafından yayımlanan “sergistanbul” adlı derginin Eylül 2012 tarihli 64. sayısında yer alan söyleşi… Zafer Yalçınpınar‘ın kitap koleksiyonuna dair… Yalçınpınar’ın koleksiyonundan bazı eserler Temmuz 2025 itibariyle shopier.com/evveldukkan adresinde satışa sunulmaktadır.