Haz
16
2024
--

“Günaydın Yeryüzü” Çizimleri (Fethi Karakaş, 1952)

İlhan Berk‘in 1952 yılında Yeditepe’den yayımlanan
“Günaydın Yeryüzü” adlı 3. şiir kitabından… Fethi Karakaş çizimleri…

(Resimleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız.)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden, “sahafiye” ilgilerine http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden, Yeditepe Dergisi ve Yayınevi ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
14
2024
--

“Hasta la victoria siempre!”


Emperyalizme karşı mücadele kararlılığı ve devrimle özdeşleşen Che Guevara‘yı saygıyla anıyoruz. Büyük devrimciyi ve tarihsel mücadelesini Julio Cortazár’ın “Buluşma” adlı efsanevi metniyle selâmlıyoruz… Okumak için: https://evvel.org/kuba-devriminin-baslangic-bulusmasi-zafer-yalcinpinar



Haz
13
2024
--

“Devam edin, devam edin, gün gelir kıçınız başınızdan akıllı olur.”

Bir devrin fıkra yazarı ve polemik ustası Bedii Faik, vaktiyle Falih Rıfkı Atay’la birlikte çıkardığı Dünya gazetesinin sahibi ve başyazarı iken, Anadolu’daki bir meslek grubundan bir telgraf alır:

“Sizden nefret ediyoruz. Yazılarınızı artık okumuyoruz. Gazetenizi yine almaya devam edeceğiz ama tuvalet kâğıdı olarak kullanmak için.”

Bedii Faik, bu telgrafı ertesi gün gazetedeki sütununa taşır ve şu yanıtı verir:

“Devam edin, devam edin, gün gelir kıçınız başınızdan akıllı olur.”

Haz
13
2024
--

İSTİLA (Mustafa Yakışan)

(…)
Sırtımdaki kanca,
yırtılan zaman ve
kanı çekilmiş bir gövde.


Mustafa Yakışan‘ın “İstila” adlı şiirinin tam metnine https://upas.evvel.org/?p=2732 adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Haz
13
2024
--

Emir Alisipahi’den EPİKA! UPAS’ta!

(…) görüm mor ışıklar çakıyor sağ el sol kapı. eklemlerinden ayrılmış bir cesedi ütülüyorum hû. elsiz ayaksız dalgın bir şecere. (…) ve bahçeleri astığını görsem havaya derim neci bu?


Emir Alisipahi‘nin “EPİKA” başlıklı metninin tamamını https://upas.evvel.org/?p=2726 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Haz
12
2024
--

YANKI ODASI // 6. Bölüm // 9 Haziran 2024 // YouTube // Canlı Yayın Tekrarı // Zafer Yalçınpınar

Zafer Yalçınpınar‘ın YANKI ODASI şurada:
https://www.youtube.com/channel/UC9E2wBnQTNSVuDvaFfMuzOQ


Yankı Odası’nın 6. Bölümü, 9 Haziran 2024 Pazar

4. Bölüm “Marmara Adası ve Ada Kültürü” odağında gerçekleşmişti. 5. Bölüm ustamız “Oruç Aruoba’ya Saygı” özel yayınıydı. 6. Bölüm’de, 4. ve 5. bölümdeki önemli içerik eksikliklerini tamamlamaya çalışacağız.

7. Bölüm’den itibaren yaz dönemine girmemiz sebebiyle canlı yayınlarımız seyrekleşecek. Ekim 2024’e kadar 10 veya 15 günde 1 canlı yayın gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ekim 2024 itibariyle ise her Pazar, 23.00’da canlı yayında olacağız. Yaz dönemindeki canlı yayın tarihlerimizi ve saatlerimizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmenizi önemle rica ediyoruz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)

ya da Yalçınpınar’ın YouTube Kanalı’na abone olunuz:
https://youtube.com/@zaferyalcinpinar


Hamişler:

1/ Yalçınpınar’ın kendisiyle konuşmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar

2/ Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm kitaplarına (pdf olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.info

Haz
11
2024
--
Haz
10
2024
--

Ustamız Oruç Aruoba’yı saygı ve özlemle anıyoruz…


Oruç Aruoba (14 Temmuz 1948 – 31 Mayıs 2020)
(Fotoğraf: Zafer Yalçınpınar8 Mayıs 2011)


(…)
Yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmağa çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de) savaşmakla geçecek. –Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur:

Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman…

Ama savaşacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten – sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? –Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın –bu da boşuna olmayacak.

Oruç Aruoba
“De Ki İşte”, Metis Yayınları, 2001, s.44



Oruç Aruoba, Usta Defteri
(Aktaran: Zafer Yalçınpınar)
6:45 Yayın, Nisan 2021
(Özel eklentilerle genişletilmiş, bahar nüshası!)


Usta Defteri‘nin Upas Yayın kapsamında yayımlanan
pdf biçimli tam metnine http://upas.evvel.org/ustadefteri.pdf
adresinden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.


Usta Defteri‘ne dair gerçekleştirilen
özel bir söyleşiye https://upas.evvel.org/?p=1628
adresinden ulaşabilirsiniz.


EVV3L kapsamında yayımlanan 
Oruç Aruoba Çalışmaları‘na
aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

1/ https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba
2/ https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/2
3/ https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/3
4/ https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/4

Haz
05
2024
--

KESİN BİLGİ: Kongrede Aziz Yıldırım’ı destekliyoruz. Nokta.

ALİ KOÇ’A AÇIK MEKTUP (15 Mayıs 2024)

Öncelikle, tüm başarısızlıklarımızı “Yazıklar olsun!” diyerek içten duygularla kutluyorum! Kongrede Aziz Yıldırım’a oy vereceğim…

Çünkü; bir grup şirketi gibi şımarık beyaz yaka kafasıyla yönetilmeyen, twittercılık-medyacılık-pazarlamacılık-iletişimcilik oynamayan, tüm siyasi odaklar tarafından yıkılması gereken bir ideolojik hedef olarak görülmeyen, patron localarındaki üç beş sanayici ile üç beş rantçının yanlış kararlarıyla finansal şamar oğlanına dönmemiş, federasyonun/hakemlerin kolayca haksızlık uygulayabileceği bir çürük kaya veya kâğıt-kürekten ibaret bir merci gibi eylemsizlik çıkmazına girmeyen, tarihe geçecek derecede uzun soluklu başarısızlıkların/hüsranların timsali haline gelmemiş… gerçek bir Fenerbahçe’ye ihtiyacımız var çünkü… Küllerinden doğacak bu yeni Fenerbahçe’ye de ancak yalın gerçekler‘i görerek ulaşabiliriz. Kimse kusura bakmasın: Dost acı söyler!

Sn. Ali Koç, sizi Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Başkanlığına bizler getirdik ve inşallah bizler göndereceğiz…

Zafer YALÇINPINAR
Üye No: 15037, Üyelik Tarihi: 2006


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerine http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
03
2024
--

Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal (Haziran’da ölmek zor!)

3 Haziran 1963’te vefat eden büyük şair
Nâzım Hikmet’i saygıyla anıyoruz:
https://evvel.org/ilgi/tas-ucak


Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet (Bursa Cezaevi yılları…)

Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e (Raşit Öğütçü’ye) yazdığı mektuplardan;

(…)
Muhakkak ki bir sıçrama devresindesin. Ve bu sıçramanın başarıyla gerçekleşmesi gelecek edebiyat faaliyetinin üzerinde çok tesirli olacaktır. Ben senin memleketimin en büyük muharrirlerinden biri olacağına eminim… İnsanların birçok taraflarını doğru olarak değerlendirmekte çok yanılmışımdır. Yanılmadığım bir şey varsa o da bir insandaki sanat kabiliyetidir. Beni yalnız bu hususta dolandırmadılar. Sende sanatkâr malzemesi, yapısı, soluğu mükemmeldir. Sana dolu dizgin güveniyorum. (“Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e iki mektubu”, Sanat Emeği Dergisi, Sayı:4, 1978, s.39)
(…)
Ben şahsen, gün geçtikçe ve aramızda zaman uzadıkça seni bir kat daha seviyorum. Memleketime, Türk halkına, dünyaya ve insanlarıma faydalı ve onlara lâyık olacağından eminim. Sana güveniyorum. Sahici Türk edebiyatı senden dünya ölçüsünde eser beklemektedir. Göster kendini Raşit.  (Nâzım Hikmet, ”Yayımlanmamış Eserler”, Cem Yay., 1977, s.350)


Orhan Kemal’in Gözünden Nâzım Hikmet

(…)“Hapishanede çehrelerini sık sık görmeye mecbur olduğumuz bir topluluk var, kravatlı, bey ıskartası, muhasip, kasadar –hakaret olsun diye veznedar demiyorum- kâtip, tahsildar, maliye memuru, ne bileyim ben, bu çeşit “Küçük burjuva”lar. Bunların karakterleri malum: Hem kel, hem fodul. Bütün hareketlerinden, sözlerinden kendini beğenmişlikleri akar. Mesela Nâzım Hikmet’e bunlardan birisi der ki:

-Bana bak Nâzım, sen insandan anlamıyorsun azizim, sen insanları ayırt etmekten yoksunsun!

Ben kudururken Nâzım Hikmet “Sen insan ayırt etmekten yoksunsun,” diyen “Serseriye” hiç kızmaz, özellikle gülümser ve ona bomboş gözlerle bakar. Biliyorum bu bakış o kadar anlamsız ve boştur ki, anlayana sivrisinek saz… O böyle bakarken kim bilir hangi konu üzerinde düşünüyor, çok iyi bildiği karşısındaki bu budalayı –kim bilir kaç milyonuncu misalini- tekrar önündeki bir aynaya bakar gibi okuyor.”

Orhan Kemal, Yazmak Doludizgin, Günlük, Tekin Yayınları, 2002,s.30-31


2 Haziran 1970’te vefat eden
“gerçek toplumcu” Orhan Kemal’i saygıyla anıyoruz:
https://evvel.org/?s=Orhan+Kemal


May
31
2024
--

Söyleşi: ORUÇ ARUOBA, USTA, USTALIK VE USTA DEFTERİ’NE DAİR… (Zafer Yalçınpınar)


31 Mayıs 2020 tarihinde vefat eden ustamız Oruç Aruoba’yı saygıyla anıyoruz: Upas Yayın’ın dostlarından Emrah Sönmezışık, Alparslan Beyhan, Cem Onur Seçkin ve B. Emir Alisipahi geçtiğimiz ay 6:45 Yayın tarafından kitaplaştırılan Oruç Aruoba, Usta Defteri hakkında Zafer Yalçınpınar’a çeşitli sorular yönelterek, usta ve ustalık olgularını irdeliyor…


ORUÇ ARUOBA, USTA, USTALIK
VE USTA DEFTERİ‘NE DAİR…


Emrah Sönmezışık: Oruç Oruoba ile gerçekleştirdiğiniz görüşmelerin “ustalık ile yaşama onuru” kıymeti taşıdığını belirtiyorsun. Usta ve ustalık kavramları birbirini oluşturan ve birbirinden ayrılması güç kavramlar. Kitabın girişindeki söylemin usta-çırak ilişkisinin ötesinde bir anlam mı taşımakta?

Zafer Yalçınpınar: Oruç Aruoba, 80’ler öncesi akademik yaşantısında da akademiden ayrıldıktan sonraki dönemde de “anlama, anlatma, öğrenme, öğretme” gibi işlevleri usta-çırak ilişkisi şeklinde biçimlendirmiştir. Evet, Aruoba akademiyi terk etmiştir, fakat anlamayı, anlatmayı, öğrenmeyi ve öğretmeyi bırakmamıştır. 90’ların sonunda ve 2000’lerin başında Gümüşlük Akademisi ile Açık Üniversite kapsamında gerçekleştirdiği çalışmalar da bunu gösteriyor. Bu örneklerle birlikte bizim tüm görüşmelerimizde de bize aynı şekilde yaklaşmıştır. Hatta edebiyat, yayıncılık ve felsefe çevresinden yaşça büyük isimlere “Oruç Aruoba benim ustamdır,” dediğimde karşı taraftan “Oruç Aruoba hepimizin ustasıdır!” cevabını, tepkisini alıyorum. Burada önemli olan şey, Oruç Aruoba’nın hiçbir zaman, hiçbir durum karşısında bir “üstat” gibi davranmamasıdır. Üstat, tek başınadır. Üstatlar uğraştığı işleğin gizlerini ve özünü üçüncü kişilere aktarmazlar. Buna karşın “usta” öyle değildir. Usta, işleğin gizini ve özünü “yaşayarak” en iyi şekilde kavrar ve çeşitli yöntemlerle işleğin gizini-özünü yani zanaatını çırağına (hatta, çırak bu aktarımın idrakine eşzamanlı olarak kavuşmasa bile) aktarmaya çalışır. Usta iyiyse, çırak (çırağın kendisi farkına varmadan) zamanla ustalaşır. Usta öldüğünde yaşamının anlamı ve özü, çırağına, çıraklarına geçer. Aruoba’nın en önemli sözüdür çıraklarına: “Anlam, hep, sonradan gelir.” Bu silsile, ahilikten günümüze uzanan bir şekilde, ustanın hayatının anlamı ve sonucudur da. Fakat, üstat tek başınadır. Üstat öldüğünde yaşamının anlamını da kendisiyle beraber götürür. Bu bağlamda kesin bir şekilde söylüyorum: Oruç Aruoba ustaydı, ustamdı, ustamızdı. Günümüzün üstatları gibi yapmazdı ustamız! Örneğin, yaşarken kendi heykelini diktirtmemiştir, örneğin kendini yaşayan en büyük şair seçtirtmemiştir. Usta, diğer her şeyle birlikte “zamanlama”nın ve “yaşamın anlamı”nın da ustasıdır. Ustalık; ustanın kendi işleğiyle birlikte yaşamının anlamını önce yüklenmesi, sonra da çıraklarına özgün yöntemlerle aktarmasıdır.      

Alparslan Beyhan:Bir mühendis, ne kadar ahmaksa o kadar mühendistir. İyi bir mühendisse, yani, ahmaktır zaten. Üzülme!” Bu sözü biraz açar mısın?

Zafer Yalçınpınar: Açıklayayım. Mühendis tipolojisi, matematiksel modelleme (algoritma), mantık ve bilgi teorisi açısından deterministik sınama, ölçme ya da deneyleme yöntemleriyle çalışır. Fakat özellikle de kapitalist endüstri devrimi sonrasında matematiksel modellemenin değiştiği, deterministik bileşenlerin yanına her zaman %3, %5, %10 oranında bir stokastik bileşen, “hata payı” eklendiği görülür. Yani, matematiksel modeldeki deterministik bileşenlerinin açıklayamadığı her şey kendini stokastik bileşende ifade eder. Bunun felsefedeki karşılığı “bulanık mantık” veya “dilsel görelilik” olarak tanımlanabilir. Buna bilim dünyasında “entropi”,“insan faktörü”, “metal yorgunluğu” veya başka isimler de koyuldu. Mühendis tipolojisi ister ki modelinde “stokastik” bileşen olmasın. Her şey keskin, pürüzsüz, hatasız, sıfır hatayla işlesin ve kurduğu model 6 Sigma teorisindeki gibi mükemmelleşme yolunda çalışsın falan… Tamam, belki üretim, makineler, robotlar ve yazılım dünyasında durum böyledir veya özellikle endüstri 4.0 tipi büyük veri algoritmalarıyla teorik bir mükemmeliyete yaklaşılıyor. Ama hiçbir zaman bu mükemmeliyet hayali pratikte gerçekleşmeyecek. Çünkü hesaplama dili olan matematikte “sayılamaz sonsuz” diye bir kavram var. Ya da örneğin “pi sayısı” diye deterministik açıdan tam olarak ne/kaç olduğu kesinleşmemiş bir sayı var hâlâ… Şimdi bu tip bilinmezler varken tutup, “Ben pi sayısını tam olarak biliyorum, ben her şeyi mükemmelleştirdim, mükemmel bir model yarattım.” diyen bir mühendis -en hafif tabiriyle- ahmaktır. Fakat aynı mühendis söz konusu “hatasız modelleme gayreti” yolunda ilerlediği, çabaladığı için de deterministik gelişim açısından -yani hata payını azaltmak yolunda- iyi ve başarılı bir mühendistir. Aruoba, “ahmak” ifadesiyle bu çelişkiyi ve imkânsızlığı anlatmaya çalışıyor. Endüstri 4.0’ın ve dijitalleşmenin konuşulduğu çeşitli mecralarda şu şiirsel soruyu dile getiriyorum hep: “Robotlar düşünebiliyorlar, tutarlı hesaplarla öngörüler yapabiliyorlar ve hatta şiir yazabiliyorlar. Fakat rüya görebilecekler mi?” Ya da Ece Ayhan’ın efsanevi bir dizesiyle sorarsak; “düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?” Bilmem, anlatabildim mi…

Alparslan Beyhan: Aruoba’nın yazılarının toplanacağı iki ayrı çalışmanın bahsi geçiyor kitapta. “Yerli Yersiz Felsefe” ve “Benzemezler“. “Yerli Yersiz Felsefe” yazısını ve başka birtakım yazıları da ayrı ayrı yayımladın. Fakat sanırım “Benzemezler“i henüz bir araya getirmedin? Böyle bir niyetin veya çalışman var mı?

Zafer Yalçınpınar: Var… Yıllardır bu çalışmaları evvel.org kapsamında gerçekleştiriyor ve Aruoba’nın kitaplaşmamış metinlerini araştırıyoruz. Önümüzdeki yıllarda, acele etmeden, ustamızın istediği gibi “doğru bir işlekle” bu araştırmaları toparlayacağız, değerlendireceğiz ve başka birçok önemli yaklaşımla birlikte önce Türkçe’nin zihnine -sonrasında da insanlığın zihnine- sunacağız.

Alparslan Beyhan: Aruoba’nın yazmaya niyetlenip de yazamadığı, başlayıp da bitiremediği bir metin var mıydı son döneminde?

Zafer Yalçınpınar: Aruoba’nın yayımlanan son yazısının gezi parkı direnişi zamanında Tayyip Erdoğan’a ithafen kaleme aldığı açık mektup (Cumhuriyet Gazetesi, 17 Ağustos 2013) olduğunu tahmin ediyorum. Fakat, Usta Defteri’nde aktardığım görüşme sırasında (Mayıs 2011’de) “Bülent Arınç, Şevket Kazan ve Kasaba Avukatlığı” başlıklı bir yazıyı sürdürdüğünü ancak tamamlayamadığını ifade etmişti.

Alparslan Beyhan: Üst dudağını dik tutmanın mânâsı… Alternatif bir okuma olarak, bunu, dişlerimizi sıkarak mücadele ederken üst dudağımızın aldığı şekle yorabilir miyiz? Yani Usta, burada “terzi“liği bırakmamanı salık veriyor olabilir mi acaba? Eğer öyleyse, bu vasiyeti tutuyor musun?

Zafer Yalçınpınar: “Bilemiyorum Altan.” Bu tip şeylere zaman karar verir. Dahası, sizler, gelecek kuşaklar karar verecek. Ve şu kesin: “Anlam, hep, sonradan gelir.” Çeşitli iniş-çıkış ve türbülanslarla birlikte, Aruoba’nın öğüdünü uygulamaya ve işaret ettiği yolda ilerlemeye çalışıyorum…

B. Emir Alisipahi: “Yer görelidir; mutlak olan, yoldur —ya da, yürümek…” (Yürüme, s.123) “Hiç umut etme kazanacağın yolunda!” diyor sana Oruç Aruoba. Usta için yolu kazanmak -atımızdan inmeden- salt yolda olmak anlamı mı taşıyordu? Bu tümce, senin yaşamında neleri uyandırmıştır?

Zafer Yalçınpınar: Oruç Aruoba’nın “Yürüme” adlı kitabı -gerçekten de- en kuvvetli ve yol gösterici eseridir. Bir telefon görüşmemizde Aruoba’ya kendi hayatımla ilgili özel bir durumdan bahsetmiş ve anlatının sonuna da Yürüme’den şu tümceyi eklemiştim: “Yeni yer yoktur.” Aruoba anlattığım olaya gülmüş ve şöyle demişti: “Evet, yeni yer yoktur. Çünkü, yeni yol vardır.” Şimdi, sorduğun soruya Aruoba’nın tümceleriyle cevap vermek çok daha iyi olacak, sanıyorum: “Yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmağa çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de)savaşmakla geçecek. –Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur: Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman… Ama savaşacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten – sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? –Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın –bu da boşuna olmayacak.” (De Ki İşte, s.44)

B. Emir Alisipahi: “Kurtuluş yoktur masalardan.” (İlhan Berk, Şeyler Kitabı, s.64) İlhan Berk, şeylerin tabiatını kurcalarken masa hakkında “Etik, masanın doğası gereğidir.” diyordu. Bu söylemin bir yansıması olarak usta, sandalyenin, sandalyelerin, masaya, masalara göre biçimlenmesi gerektiğini mi tembihliyordu bize?

Zafer Yalçınpınar: Güzel bir analoji kurdun kafanda… Fakat, hayır, Aruoba Gümüşlük Akademisi’ndeki masa-sandalye hikâyesini anlatırken benim “Ustamın tahtı…” söylemimle dalga geçiyordu sanki… “Gözünde büyütüyorsun her şeyi…” der gibiydi. Gülüyordu bana, masa-sandalye hikâyesini anlatırken…

Cem Onur Seçkin: “Şimdi, siz evlisiniz. Mutlu olmak için -kimsenin haberi olmadan- gidin, boşanın. Kimseye haber vermeyin. Sadece siz ikiniz bilin bunu. Daha mutlu olacağınızdan eminim. Ben bunu kendi eşime önermiştim. Ama o kabul etmedi. Sonra, gerçekten boşandık.” deyişiyle  ilginç bir diyaloga giriyor Usta. Aruoba’nın burada bahsetmek istediği şeyi biraz daha açabilir misin? Sence bir duygu-düşünce diyalektiği savunucusu günümüzde bu “evlilik” denilen kamu sponsor şirketlerini tamamen mi reddetmelidir?

Zafer Yalçınpınar: Bir kere, senin de vurgulamaya çalıştığın gibi evlilik dediğimiz resmî birliktelik türü (eğer boşanma ile sonuçlanırsa işbu boşanma süreçleri de dâhil olmak üzere) düğün, kiralama, lojistik, ev sahibi olma, eşya satın alma, doğum, çocuğun eğitimi falan gibi çekirdek aile konularını (özellikle de son 20 yılda) endüstrileştirdi. Eskiden -yarı şakayla- “evlilik müessesesi” denirdi. Şimdilerde ekonomik işlem hacmi olarak koskocaman bir “evlilik sektörü ve endüstrisi”nden bahsedebiliriz. Fakat Oruç Aruoba, senin de aktardığın söylemle, mevcut düzeneğin kapitalist bileşenlerine işaret etmiyordu. Aile ve evlilik kavramının toplumsal katman ve halkalardaki sosyolojik etkileşimini, bu etkileşimin bireyler ve ilişki üzerindeki olumsuzluğunu anlatmaya çalışıyordu. Evlilik, şu veya bu biçimde farklı bir sosyal statü oluşturuyor ve bazı teamüllerle birlikte sosyolojik katmanları ilişkiye dâhil ediyor. Bu da birbirini seven iki insan arasındaki ilişkinin saflığını, özünü ve niteliğini -üstelik de resmî bir şekilde- değiştiriyor. Diğer sosyolojik katmanların müdahalesiyle ilişkinin özü değişiyor; sosyolojik açıdan saflığını ve sivilliğini kaybediyor. Basitçe söylersek; evlilik sonrasında -zamanla- evlenen insanların “bağlılık biçimi” değişiyor, sosyal statü nedeniyle duygusal aşınmalar, farklı öz-değerlendirmeler ve sosyal baskılar oluşuyor. Oruç Aruoba, “İle” adlı eserinin bazı epizotlarında böylesi duygusal erozyonlardan bahseder ve bu tip konuları detaylıca irdeler.   

Alparslan Beyhan: Kitabın takdiminde “Aruoba’nın yayıncılık, yayınevleri ve editörlük ortamına dair anlattığı bazı olaylar ile dile getirdiği bazı isimler -ustanın kendisinin de işbu olaylarla ve isimlerle anılmak -istemediği” için kitaba alınmadı, diyorsun. İsim vermeden de olsa, Aruoba, nelerden/kimlerden dertliydi o sıralar?

Zafer Yalçınpınar: Bu sorunun cevabını geleceğe bırakıyorum. Fakat bu soruna -zamanı gelince- en yüksek perdahtan cevap vereceğimden emin olabilirsin. Tüm taifeye, hepinize, bu güzel sorular ve yaklaşımlar için çok teşekkür ediyorum…

31 Mayıs 2021
upas.evvel.org



Oruç Aruoba, Usta Defteri
(Aktaran: Zafer Yalçınpınar)
6:45 Yayın, Nisan 2021
Satın almak için tıklayın…


Hamiş: Yaklaşık 15 yıldır, EVV3L kapsamında gerçekleştirilen “Oruç Aruoba Arşivi” çalışmalarının tümüne https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz

May
28
2024
--

YANKI ODASI // 4. Bölüm // MARMARA ADASI ÖZEL YAYINI // 1. Kısım // Zafer Yalçınpınar // YouTube // Canlı Yayın Tekrarı

Zafer Yalçınpınar‘ın YANKI ODASI şurada:
https://www.youtube.com/channel/UC9E2wBnQTNSVuDvaFfMuzOQ


Marmara Adası’ndan özel yayın! (1. Kısım)

Yalçınpınar’ın YouTube Kanalı’nı takip ediniz ve abone olunuz:
https://youtube.com/@zaferyalcinpinar


Hamişler:

1/ Yalçınpınar’ın kendisiyle konuşmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar

2/ Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm kitaplarına (pdf olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.info

May
27
2024
--

“… sanatçı kendini günün kokmuş şartlarına uydurmaz” (Asaf Çiyiltepe)

(Görseli büyütmek için üzerine tıklayın…)
Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) Dergisi’nin
1970 tarihli 23. sayısının kapak görüntüsü…
May
26
2024
--
May
21
2024
--

UPAS MÜZİK: “Japonya’da Batı Kaynaklı Müzik Tarihi ve Yeraltı Gitar Gürültüsü” (Tolga Özbey)


1/ Kissu: Japonya’nın Batı Müziğiyle Teması 
(53 sayfa, tam metin, pdf)

2/ Japon Surf Müziği – Eleki Buumu! 
(79 sayfa, tam metin, pdf)

3/ İkinci Dünta Savaşı Sonrası, Japonya’da
Yeraltı Gitar Müziği ve Altkültürleri
 (173 sayfa, tam metin, pdf)


Tolga Özbey’in kaleme aldığı üç kitaplık bu özel seri, Açık Radyo’da sürdürdüğü Egzotik Yeraltı programına paralel olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya’daki kültürel değişimin müzikal yansımaları üzerinde duruyor. Serinin tam metin pdf dosyalarına ulaşmak için https://upas.evvel.org/?p=2710 adresini ziyaret ediniz. 

May
21
2024
--

Yeditepe Dergisi’nin ilk sayısında; Fazıl Hüsnü Dağlarca, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve İlhan Berk (Nisan 1950)


Yeditepe Dergisi’nin 1 Nisan 1950 tarihli ilk sayısında…
Fazıl Hüsnü Dağlarca, (N.) İlhan Berk ve
Bedri Rahmi Eyüboğlu‘ndan… kupürler…

(Görselleri büyüterek okumak/incelemek için üzerlerine tıklayın…)





Hamiş: EVV3L kapsamındaki Yeditepe Dergisi ilgilerine https://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden, Fazıl Hüsnü Dağlarca ilgilerine https://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden, İlhan Berk ilgilerine https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden, Bedri Rahmi Eyüboğlu ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi adresinden ulaşabilirsiniz.

May
20
2024
--

YANKI ODASI // 2. Bölüm // 19 Mayıs 2024 // Zafer Yalçınpınar // YouTube // Canlı Yayın Tekrarı

Zafer Yalçınpınar‘ın YANKI ODASI şurada:
https://www.youtube.com/channel/UC9E2wBnQTNSVuDvaFfMuzOQ


Yalçınpınar’ın YouTube Kanalı’nı takip ediniz ve abone olunuz:
https://youtube.com/@zaferyalcinpinar


Hamişler:

1/ Yalçınpınar’ın kendisiyle konuşmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar

2/ Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm kitaplarına (pdf olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.info

May
20
2024
--

OYUNLARIM ÜSTÜNE (Nâzım Hikmet, 1962)

(Görselleri büyüterek okumak için üzerlerine tıklayınız…)
Türk Tiyatrosu Dergisi, Ekim-Aralık 1976, Sayı: 422, ss. 6-14


Hamiş: EVV3L kapsamındaki Nâzım Hikmet ilgilerinin tamamına http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

May
20
2024
--

Deliliği de Metotlu (Toprak Şems Tezcan)

ör, rüzgâr dokuyan sen
üç kez daha soyluymuşsun benden

daha güçlü ol kabından; kır çürük kafesini!
düzensiz bir düzen olsun dilinde:
zaman bir dilencidir, her gün kanlarınızla
allık sürüyorsunuz ona.
(…)

Toprak Şems TEZCAN
Anthos Logeia (Toplu Şiirler 2013-2023)
Plüton Yayın, Mayıs 2024, ss. 225


Hamiş: Tezcan’ın şiirinin tam metnini https://upas.evvel.org/?p=2707 adresinde okuyabilirsiniz. Toprak Şems Tezcan, 2013-2023 yılları arasında kaleme aldığı şiirleri 800 sayfalık özel bir antolojide topladı. Anthos Logeia’yı https://www.kitapyurdu.com/kitap/anthos-logeia-toplu-siirler-20132023/682388.html adresinden satın alabilirsiniz.

May
20
2024
--

Kâhinin Mektupları’ndan (Arthur Rimbaud, 1871)

(…)
O halde şair sahiden ateş hırsızıdır.

İnsanlıktan sorumludur ve hatta hayvanlardan; buluşlarının hissedilmesini, elle tutulmasını, duyulmasını sağlamak zorunda kalacaktır; oradan getirdiği şeyin biçimi varsa, biçimi verir; biçimsizse, biçimsizi verir. Bulunması gereken bir dil;

-Her bir söz, bir düşünce olduğundan, evrensel bir dilin zamanı elbet gelecek! (…)

Bu dil ruhtan olacak, ruh için olacak, her şeyi içinde barındıracak, kokuları, sesleri, renkleri, düşünceye asılıp çeken düşünce. Şair, kendi zamanı boyunca evrensel ruhta uyanan bilinmezin miktarını belirleyecek. Düşüncesinin formülünden, İlerleme yürüyüşünün kaydından fazlasını verecek! Büyüklük norma dönüşüp, herkes tarafından özümsendiğinde, şair gerçekten bir ilerleme çarpanı olacak!
(…)

Ebedi sanatın kendi işlevleri olacak, zira şairler birer yurttaş olacaklar. Şiir bundan böyle Hareket’le aynı ritimde buluşmayacak; onun önünde gidecek.
(…)

Arthur RIMBAUD
Mayıs 1871, Charleville Hapishanesi
“Kâhinin Mektupları”, Çev: Ayberk Erkay
Sel Yayıncılık, 2020, 1. Baskı, ss. 27-29

May
20
2024
--

Dostlardan imzalar… (Göktürk Yaşar & M.Ş.Ş.)


Ölü Sinema, Mehmet Şenol Şişli, Plüton Yayın
Bkz: https://www.kitapyurdu.com/kitap/olu-sinema/662659.html

Aziz Nedelya Kilisesi Önünde Bir Kadını Düşlerken
Göktürk Yaşar, SimurgArt Yayın
Bkz: https://www.simurgart.com/kitap-detay/
aziz-nedelya-kilisesi-onunde-bir-kadini-duslerken-gokturk-yasar/


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan imzalı ilgilere http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com