Ara
23
2016
--

“Sabahın Körü” Fotoğrafları


Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
21
2016
--

Şiir: “Piyano ile ‘Kış Gecesi’ Şarkısı”

1/
dalgalar geliyor gece vakti
ayak parmaklarıma kadar
gece
gidiyor dalgalar geri

2/
tek başına sokak pus
bulutlar sımsıkı birbirine
ay boğuluyor
gece

3/
(senkop)
sus pus var
ay boğuluyor

4/
bakar yüzün oyuk oyuk
karşımdan
kuşlar kalktı kalktı kondu
başladı yağmur yavaşlıyor
gece

5/
(koro)
bakar yüzün
oyuk oyuk

6,7/
(iki ölçü sustuk)
sessizlik buzlandı

8/
döndü durdu durdu dışarısı
kulağımda taş sesleri
birden
gece ilerliyor şimdi
geri:

9/
“Duygularım var” diye
bağırıyor coşkulu biri
perdelerin arkasından
geri çekiliyoruz

10/
biri başka bir yerlerden
“gündüze doğru” diyor
bitiriyor

Zafer Yalçınpınar
“Livar” adlı şiir kitabından… (2007)

Kas
29
2016
--

Yaşlı Avrupa: “Avusturya, Viyana, 1”

viyanazy11

 

viyanazy5

 

viyanazy8

 

viyanazy6

 

viyanazy4

 

viyanazy9

 

viyanazy3

 

viyanazy13

 

viyanazy10

 

viyanazy12

 

viyanazy2

 

viyanazy1

 

viyanazy7

Ayrıca bkz: http://evvel.org/yasli-avrupa-avusturya-viana-2


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
26
2016
--

E-Kitap: “Dünyaya yazmak, salt yazmak için bakmak!” (İlhan Berk)

28 Ağustos 2008′de vefat eden sıkı şair İlhan Berk’i
saygıyla ve özlemle anıyoruz…


ilhanberkbakmak

“BAKMAK”, İlhan Berk
Derleyen: Zafer Yalçınpınar
Tasarım: Uğur Yanıkel
YAYINPasaj69.org, (2. Edisyon)
Ağustos 2016, 83 Sayfa


İlhan Berk’in 1962-65 ve 1975-1977 yılları arasında “Yeni Ufuklar” ile “Milliyet Sanat” adlı dergilerde yayımlanan inceleme yazılarını “Bakmak” adlı e-kitapta topladık. Bu bütünü, imgelem, şiir dili, dize tekniği, doğu-batı şiiri gibi konular kapsamında çok değerli, İlhan Berk’in kendi poetikasına ilişkin ayrıntılı açıklamaları kapsamında ise örneklerle dolu ve aydınlatıcı bir derleme olarak görüyorum. Ayrıca, İkinci Yeni şiir akımının 1950′den günümüze uzanan imgesel yaklaşımındaki kökenleri, getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu poetikanın gerekçelerini de İlhan Berk’in bu güçlü inceleme yazıları aracılığıyla kavrıyoruz.

Bakmak‘ın 2011 yılında başlayan e-kitap sürecine destek vererek ikinci edisyonu tasarlayan ve İlhan Berk’in poetikasının önemini bir kez daha hatırlatan Uğur Yanıkel ile YAYINpasaj69.org projesine çok teşekkür eder, herkese ‘iyi okumalar’ dilerim. İmgelemin özgürleşmesi için…

Zafer Yalçınpınar
Ağustos 2016


Hamişler:

1/ Bakmak‘ın yeni tasarımını -tam metin pdf biçeminde- http://bit.ly/ilhanberkbakmak adresinden okuyabilirsiniz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
22
2016
--

‘Dağlarca’nın Haysiyeti’ bizim meşru direnişimizdir! (Zafer Yalçınpınar)

2000’li yılların başına kadar edebiyat-şiir ödülleri mütevazı ve gösterişsiz birliktelikler olarak düşünülüyordu. Yazar ve şairler birincil olarak ‘ödül kazanmayı’ düşünmez, varoluşunu, şiirini ya da edebiyatını ‘ödül kazanmak’ üzerinden biçimlendirmezdi. Şair ve yazar için ‘ödül kazanmak’ olsa olsa nahif bir teyitti.  Bu çeşit bir nahif varoluş nedeniyle de ödüller Türkiye’deki edebiyat geleneğinde belli bir oranda saygın, düzgün veya geçerli bir konumlandırmaya sahipti. Ancak, 2003-2006 döneminde, edebiyat-şiir ödüllerinin organizasyonu bir tür masonik yapının eline devredildi. Sorosçu ve ‘sinsi’ bir adamın ‘örgütlemesi’yle hareket eden oligarşi, 2006 itibariyle ortaya çıkıp “Bundan sonra Türkiye’de edebiyat-şiir konularında ödül dağıtma işi bizden sorulur!” demeye başladı. Bir tür çeteleşme yaşandı ve liyakat esaslı olması gereken ödüller, birdenbire çıkar esaslı işleyen, ticari karşılığı olan ve statü dağıtmaya yarayan bir ‘sistematiğe’ bağlandı.

2015’e geldiğimizde, bir mırıldanma başladı: Çoğu insan Türkiye’de edebiyat ve şiir ödüllerinin ne kadar hakkaniyetsiz, ne kadar liyakatsiz ve sonuçta da ne kadar ‘anlamsız’ olduğunun farkına vardı. Sayılar ortadaydı artık! Günümüzde, işbu kifayetsiz muhterisler, utanmadan, sıkılmadan, tüm şaibelerde vites artırıp, yalan sarmallarına dolanıp, her türlü ahlaki ve ideolojik duruşu yok sayıp -tıpkı siyasal iktidarın diğer sahipleri gibi- bir yol izlemeye karar verdiler: “Hesap vermemek için hesabı büyütmek!” Günümüzdeki durum, maalesef, bundan ibarettir.

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türk Şiiri’nin en büyük isimlerinden biridir: Poetikası vatan, ulus, özgürlük, bayrak ve emek kavramlarının yurtseverlik bileşkesinde buluşan evrensel imgesinin devamıdır, belirleyicisidir ve belki de geleceğidir. Yurtsever ve sosyalist düşünceyi birbirini tamamlayan -ayrılmaz- bileşenler olarak gören Louis Aragon, “Parti’m Fransa’nın renklerini verdi bana” diyerek ulusal bayrağı sahiplenmekle nazizme karşı nasıl bir Fransız direniş ruhu oluşturduysa bir benzerini Fazıl Hüsnü Dağlarca savunmuştur.

Yurtseverlik ve sosyalizm, Seçici Kurul sözcüsü Ataol Behramoğlu’nun poetikasında birbirini öteleyen kavramlar olarak tanımlanıyor. Bu aşamada tartışma, ödül hattının çok ötesinde bütün maddi ve manevi değerlerin satıh olarak savunmasına dönüşmüştür. “Dağlarca’nın Haysiyeti” bizim meşru direnişimizdir. Dağlarca’nın kuşatılmasına karşı ölene kadar direneceğim. Ben öldükten sonra da “Dağlarca’nın Haysiyeti”ni dostlarım ve haysiyetli okurlar üstlenip direnecektir. Bunu herkes böylece bilsin.

Zafer Yalçınpınar
15 Ağustos 2016, Aydınlık Gazetesi


Not: 8-15 Ağustos 2016 tarihleri arasında Aydınlık Gazetesi’nin Kültür-Sanat sayfalarında yayımlanan ‘2. Dağlarca Şiir Ödülü’ soruşturmasının tam metnine http://bit.ly/daglarcasorusturma2 adresinden Pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz.


daglarcadirenisimizdir

15 Ağustos 2016, Aydınlık Gazetesi’nden…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fazıl Hüsnü Dağlarca” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
21
2016
--

Şiir: “Prag’da Hac Ziyareti”

20160913_151730

 

Nâzım Hikmet’in resminin yanındayız
bir köşede kendi hâlimizde
memlekete özlemle ölüyoruz
Prag’da Slavia Kahvesi’nde
insanlığın körlüğünü hissediyoruz

göz gözü görmüyor burada
insanlığa özlemle ölüyoruz
________________bir köşede
Nâzım Hikmet’in resminin yanındayız

geleceği özleyerek ölüyoruz
körlüğünde köşede Prag’da
Slavia Kahvesi’nde

Zafer Yalçınpınar
13 Eylül 2016


20160914_223703

20160913_155604


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
17
2016
--

Aydınlık Kitap’ta; “Rüzgârı Şiirlemek…”

20160921_223036

Rüzgâr Defteri üzerine Uğur Yanıkel’le birlikte gerçekleştirdiğimiz söyleşi, Aydınlık Kitap Eki’nin 16 Eylül 2016 tarihli 229. sayısında yayımlandı. Söyleşinin tam metnine http://bit.ly/ruzgarisiirlemek adresinden ulaşabilirsiniz. ‘Rüzgârı Şiirlemek…’ başlıklı poetika çalışmasının gerçekleşmesinde Uğur Yanıkel’in büyük emeği ve katkısı bulunuyor… Kendisine -yerden göğe kadar- teşekkür ediyorum.  (Zy)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Rüzgâr Defteri” ilgilerine http://evvel.org/ilgi/ruzgar-defteri adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Eyl
08
2016
--

Yeni Sinsiyet’in Yağmacılığı (1 Eylül 2016)

sinsiyetretorigi

 

Herkes şu gerçeğin farkında öyle değil mi: “Yaşayışımız ve varoluşumuz yağmalanıyor!”

O zaman, soruyorum: “Daha başka/fazla ne olmasını bekliyorsunuz?”

Anlatayım… İktisat tarihi ve kuramı bize şunu söyler: “Küresel boyutta da olsa, bölgesel veya yerel boyutta da olsa -yani, nasıl olursa olsun- tüm kapitalist ekonomiler ‘sıfır toplam’ yapıdadır.” Yaygın bir kavram olarak kullanılan ‘kazan-kazan stratejisi’ emperyal güçlerin sömürüsünü kuvvetlendiren ve onaran bir işbirliği söyleminden (veya ikna yönteminden) başka bir şey değildir. (Bu hileli söylemin çerçevesini bir tür ‘kandırma’ ya da ‘yemleme’ unsuru olarak tanımlayabiliriz.)

Kapitalizmin sıfır toplam ekonomileri, bugün maruz kaldığımız kötücül hayattır: Yaşamımızda -Ece Ayhan’ın deyimiyle ‘kara gerçekte’- birilerinin x oranında(+x birim) kazanması için birilerinin x oranında(-x birim) kaybetmesi gerekiyor.

Bugünkü yağma ortamının kötücül ve sinsi sürdürülebilirlik yaklaşımı şudur: “Kazananların/kazanacakların ve kaybedenlerin/kaybedeceklerin emperyal işbirliğine uyumluluk ve modern(gönüllü) kölelik vizyonu doğrultusunda yeniden tasarımı, yeniden tasnifi…” Emperyal güçler bu neo-liberal hesaplamaya daha önce “oyun kurmak”, “stratejik derinlik” ya da “kartların yeniden dağıtılması” gibi isimler verdiler. Temelde irdelenen şu sorudur: Toplum mühendisliğinin değişkenlerinde (boyutlarında) hangi amaçla, hangi gölgeleyici/sisleyici retorik kullanılacak ve kimin hayatından x birim alınarak/çalınarak kimin hayatına x birim katılacak/kime ödül verilecek? Emperyal güçler ve yandaşlar/paydaşlar bu denklemi gizli-örtülü müzakereler aracılığıyla hesaplamak ve denklem üzerinde tam mutabakat oluşturmakla uğraşıyor şu günlerde…

Peki, bir zamanlar “paradigma değişimi” lafını ağzına dolayan ‘neo-liberal beyin takımı’ şu günlerde neler yapıyor? Sanırım, serinlemek için havuza girip, sabah akşam ‘mojito’ veya ‘malibu’ içiyorlar… Diğerleri mi? Onlar da ‘evdeki küvet ve yüksek alkollü bira’ yerine ‘havuz ve mojito’ya terfi edecekleri günü bekliyorlar! Öfke, haysiyetsizlik ve kıskançlıkla dolup ‘yağma’ya dahil olmanın (+x birim elde etmenin) beklentisi içindeler. Bu vaziyetin, ne yazık ki, bir “melanet ortamı” olduğu açıktır.

Zafer Yalçınpınar
1 Eylül 2016


Hamiş: Yazının pdf biçemine http://bit.ly/yenisinsiyetyagmaciligi adresinden ulaşabilirsiniz.


Yeni Sinsiyet Tipolojisi Üzerine Diğer Kavramsal Yazılar:

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi”
11 Kasım 2012, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i29.html

5/ “Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı”
1 Haziran 2014, Bkz: http://bit.ly/haksizlik

6/ “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”
11 Mayıs 2015, Bkz: http://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi


Hamiş: Yeni Sinsiyet Tipolojisi’ne karşı kaleme alınan yazıların ve sergilenen tavırların tüm envanterine http://evvel.org/ilgi/davali adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
30
2016
--

İLHANBERKİĞNE; Şiir her yerde!

igne1


İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” başlıklı inceleme yazısının tam metnine -ki bu yazı 2009 yılında BirGün Gazetesi Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim. İmgelemin özgürleşmesi için…

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar


igne4


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
17
2016
--

Kendini Anlatan: “Gökyüzü Yolcuları”

20160820_123033-2

“Gökyüzü Yolcuları”
(… leyleklerin göçü vardı dün …)

Fotoğraf: Zy


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
16
2016
0

Yavuz Çetin’i çok özlüyoruz…

15 Ağustos 2001′de vefat eden sıkı gitarist Yavuz Çetin’i, saygıyla anıyoruz…


 yavuzcetin

“Yavuz Çetin, ‘soundcheck’ yaparken… “

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*

“(…)Her şeyden önce Yavuz Çetin’i “sıkı gitarist” yapan şeyin ondaki eşsiz “tuşe” olduğunu -tüm ağırlığıyla- ortaya koymalıyız. Tuşe; bir şarkının, bir melodinin ya da bir müzikal tipolojinin ruhunu/özünü dinleyiciye aktarabilmedeki ustalıktır. Bir tür içtenliktir.  Senelerini gitar tekniğini güçlendirmekle harcamış biri, evet, her türlü şarkıyı çalabilir, gitar üzerinde her türlü akrobasiyi yapabilir, fakat çaldığı şeyin ruhunu içselleştiremeyip ömrü boyunca tuşesiz bir gitarist olarak kalabilir de… Böylesine sportmen bir gitaristin çaldığı her şey saman gibi gelir dinleyiciye.  Yavuz Çetin ise bastığı her notayı içselleştirebilen nadir gitaristlerdendi. 1998 yılının kış aylarından birinde Yavuz Çetin’in “İLK” adlı albümünü “ilk” kez dinlediğimde, albümü hemen beğenmemin nedenlerinden biri de -sanırım- bu güçlü tuşeydi. Özellikle de şarkılardaki blues rifflerinin zamanlamasından, yerlemlerinden ve şarkının armonisine pürüzsüzce eklemlenebilmiş olmalarından dolayı çokça etkilenmiştim. Albümü defalarca dinledim ve albümdeki dinginliğin nasıl olup da bu kadar “enerji dolu” olduğunu, olabildiğini düşündüm, durdum. Hatta bu kimyayı -kendimce- matematiksel (modal/makamsal) olarak hesaplamaya bile çalıştım. O zamanlar cevabı bulamamıştım fakat şimdi, bugün, özellikle de gitar için düşündüğümüzde bu sorunun cevabının Blues Ruhu’yla açıklanabileceğini biliyorum.(…)”

Zafer Yalçınpınar, 2009
“Sıkı Gitarist; Yavuz Çetin”, “kargamecmua müzik yazıları (2007-2011)”,
G Yayın, Geniş Kitaplık, 2011, s. 62

Not: Yazının tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/k13.html adresinden ulaşabilirsiniz.


yavuzcetin2

“Bend’e çıkarken Yavuz Çetin…”

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
30
2016
--

Şiir: “Tarihinsancısı Söyledi” (V)

Emniyet Umum Müdürü Bedri
27. Süvari Alayı Kumandanı Binbaşı Hamit Fahri
birbirleriyle meş’um bir kavgaya girmişlerdir
oysa tarih bize göstermiştir
ikisinin de yıkıma hizmet ettiğini

Zafer Yalçınpınar
Temmuz 2016


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
02
2016
--

Kuzgun Acar’ın ‘Kuşlar’ı İMÇ’ye dönecek…

kuslarkuslarla

“Kuzgun Acar’ın 1967 yılında yonttuğu “Kuşlar” adlı duvar kompozisyonu Unkapanı’nda bulunan İMÇ’deki yerine geri dönüyor. İhtiva ettiği demirlerin çürümeye başlaması nedeniyle üç yıl önce restorasyona giren yapıt, Kuzgun Acar’ın 40. ölüm yıldönümü nedeniyle düzenlenen sergi kapsamında 24 Haziran – 23 Ekim 2016 tarihlerinde Sakıp Sabancı Müzesi’nde görülebilir.”

kuslaryenileme


EVV3L’in “KUZGUN ACAR” İLGİLERİ:

1/ http://evvel.org/ilgi/kuzgun-acar
2/ http://evvel.org/ilgi/kuzgun-acar/page/2


1/ Yaptığı her yontuda bir çığlık vardır.

2/ İnsanın zapt edilemeyeceğine, durdurulamayacağına, duramayacağına inanmıştır ve hareketin heykelini yapmıştır.

3/ “Yanlış”ı bulmanın “doğru”yu bulmak yolundaki en büyük adım olduğunu düşünür.

4/ Çivileri sever, eserlerine irkilmeden yaklaşamazsınız.

5/ Malzemesini hurdacıdan toplar, kaynakçı gözlüğüyle çalışır.

6/ İnsanın ancak kendi vicdanı kadar insan olabileceğini bilir.

7/ Devinim ve eylem adamıdır. Sadece kendi yaratıcılığından beslenmiştir. Her şeye karşı bir başkaldırır.

8/ Eserlerinde “hacim” olgusunu iplemez, tel elekten heykeller yapar.

9/ Mimiklerini kullanmakta zorluk çeken amatörlerden, öğrencilerden ve işçilerden oluşan sivil bir “Sokak Tiyatrosu” için özel masklar yapmıştır.

10/ Hayatının son günlerinde Marmara Adası’na “Balıkçılarla birlikte ağ çeken bir Atatürk heykeli” yapmayı düşünmüştür.

11/ Babasıyla birlikte Boğaz’da balığa çıkar. “Ördek” ve “Hanım İğnesi” isminde iki teknesi olmuştur.

12/ Hem “Afrikalı bir büyücü”, hem “İstanbullu bir beyefendi” hem de “19. yüzyıldan kalma bir nihilist” olarak yaşamıştır.

13/ Gerektiğinde, otomobillerin altını yıkamış, mensucat ustabaşılığı, bar fedailiği ve meyhanecilik yapmıştır.

14/ Akademi’de -bir ağaç dalını kırdığı için- Zeki Faik tarafından fişlenmiştir. Asıl neden, komünist olmasıdır.

15/ Eylül 1972’de gözaltına alınmıştır. Kendisiyle beraber gözaltında bulunan diğer insanlara çokça yardım etmiştir.

16/ 1967 yılında Türkiye’nin ilk gökdeleni olan Emek İşhanı’nın (Ankara-Kızılay) cephesine 13 metre boyunda bir “Türkiye” rölyefi yapmıştır. Dönemin en büyük rölyefi olan bu çalışma gazetelerde “Soyut Sanat Değer Buldu!” manşetiyle tanıtılmıştır. Ölümünün “hemen” ardından 1976 yılında yerinden sökülen “Türkiye” rölyefi Emekli Sandığı’nın deposuna kaldırılmış, 1990’da ise parçalanıp hurdacılara satılmıştır ve kaybedilmiştir. Bu ihmal, sanat çevrelerinde “öfke”yle karşılanmıştır.

Araştıran ve Derleyen: Zafer Yalçınpınar
Karga Mecmua, Şubat 2009, Sayı: 24


IMG_20160630_071842(1)

Aydınlık Gazetesi, 24/6/2016

Tem
01
2016
--

Zomzom!

her yer yok
neresi burası
kaçışma doluyuz
nereye kadar

bakışım bakış değil artık:
zomzom!

tüm köşeler korkuyla boyanmış,
herkes yok artık, can pazarı bu
korkuya her şeyle bağlanmış
havasız bir nemin içindeyiz
kendisine yankılanıyor herkes:

zomzom!

Zafer Yalçınpınar
28 Haziran 2016
İstanbul Atatürk Havalimanı


Hamiş: Zafer yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
23
2016
--

“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri” (Zafer Yalçınpınar)

parra

Şili ve Latin Amerika edebiyatının modern şiirdeki en kuvvetli temsilcilerinden biri olan Nicanor Parra Sandoval’ın bütün şiirlerini içeren “Şiirler, Karşışiirler, Başka Şiirler” Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Nicanor Parra’nın şiirlerini İspanyolca’dan dilimize Bülent Kale çevirmiş ve çevirinin şiirsel dengesini sağlamak konusunda Emirhan Oğuz sürece destek olmuş.

Kitabın “Şiirler ve Karşışiirler” başlıklı ilk bölümü oldukça ilginç bir hikâyeye sahiptir: Parra, 1953 yılında üç ayrı dosya biçeminde ve Juan Nadie(Hiç Kimse) rumuzunu kullanarak Şili Yazarlar Sendikası’nın şiir yarışmasına katılır. Yarışmada kapalı isim usulü geçerlidir ve jüri tarafından bilinmeyen gerçek isim olarak da satranç şampiyonu dostu Rodrigo Flores’in ismini bildirir. Yarışma sonucunda Parra’nın üç ayrı dosyası yarışmada ilk üçe girer! Ancak, kendisiyle alay edildiğini düşünen sendika, Parra’nın şiir dosyalarının yayın haklarına el koyar ve üç dosya 1954 yılında “Şiirler ve Karşışiirler” adıyla yayımlanır.

Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’ tanımlamasını oluşturan faktörlerin en önemlisi, şiirlerinde günlük, genel geçer konuşma dilini kullanarak “uzlaşımcı(konvansiyonel) bir şiirsel alan” kurabilme başarısıdır. Bu ‘Karşışiir’ dili, şair kimliğinin arketip öğelerinden uzaklaşarak biçimlenmiştir. Parra, poetika kuramını tüm hatlarıyla reddetmemiş ancak lirizmin insanlık tarihi boyunca alışılagelmiş ön-kabullerini şiirlerinde hep sonuncu sıraya itmiştir.  ‘Karşışiirler’de duygusal öğelerin ön-planda olmadığını, buna karşın insanlık tarihinin gelişimindeki sistematik hataların ve mantıksızlıkların derin bir biçimde sorgulanarak ön-plana alındığını görmekteyiz. ‘Çay Saatinde Sorular’ başlıklı ‘Karşışiir’den kısa bir bölüm bu durumu anlatan iyi bir örnektir:

“Şu solgun benizli adam bir balmumu
Müzesinden bir figüre benziyor;
Yırtık tüllerin ardından bakıyor:
Hangisi daha değerlidir, altın mı güzellik mi?
(…)
Kristal kadeh onu yaratan insanın
Elinden daha mı üstündür?
Tükenmiş bir atmosfer bu soluduğumuz,
Külden, dumandan, hüzünden:
Bir kez görülen şey bir daha aynı
Haliyle görülmez, der bize kuru yapraklar.
Çay saati, kızarmış ekmekler, margarin
Hepsi bir tür sisle kaplanmıştır.”

Nicanor Parra’nın şiirlerinde vurgulanan toplumsal ve tarihsel gerçeklikler, şair tipolojisinin lirik yöntemleriyle değil de matematik kurallarının yanlış işleyişini irdeleyen bir anti-karakterin bilimsel incelemeleriyle ele alınmış gibidir. Parra, eğretilemelerin dozunu sürekli kontrol altında tutmaktadır. (Bu açıdan Fransız şair Eugène Guillevic’in şiirleri, yakın dönem dünya şiirinde Nicanor Parra ile benzeştiğini düşündüğüm tek örneklerdir.) Parra, şiirlerinde işlediği toplumsal sorunları matematiksel terimler gibi ele alır ve şiirini bir mantık denklemi ya da mantık silsilesi şeklinde kurmaya çalışır. “İnsanlık” olgusunun “düşünsel yoksunluk” ihtiva ettiğine inanır ve toplum/topluluk bileşkesinin mantıksız bir parodiden ibaret olduğu sonucuna ulaşır:

“(…)
Kurşunla yaralanmış biri gibi kitaplıklara
___sürüklendim.
Özel evlerin eşiklerinden geçtim,
Dilimin keskin yanıyla iletişim kurmaya çalıştım
___seyircilerle:
Onlarsa ya gazete okuyorlardı
Ya da yitip gidiyorlardı bir taksinin peşi sıra.

Nereye gitmeli o zaman!
Bu saate dükkânlar da kapalıdır;
Ben akşam yemekte gördüğüm bir dilim kuru soğanı
___düşünüyordum
Ve bizi öteki uçurumlardan ayıran uçurumu.”

‘Karşışiir’lerin sürekli ‘sıfır’ sonucuna varan, ‘insanın yoksunluğu’nu işaret eden alegorik bir yapısı olduğunu görüyoruz. Parra’nın şiirlerinin Sait Faik’teki “durum öyküsü” niteliğine benzeyen öykülemeci bir yönü olduğunu ve birçok açıdan Sait Faik’in toplumsal çelişkilere yaklaşımındaki unsurlarla özdeşleştiğini söyleyebilirim.

Nihayetinde, Nicanor Parra’nın bütün şiirleri, modern şiirin karmaşık imgeselliğinin ve klasik şair arketipinin karşısında benzersiz ve güçlü bir ‘karşışiir denklemi’ oluşturmaktadır.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016, s.10


nicanor-parra


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Haz
22
2016
--

“Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk” (Zafer Yalçınpınar)

herzogbuzdayuruyus

Alman sinema ekolünün sıkı yönetmenlerinden Werner Herzog’un 1974 yılında kaleme aldığı “Buzda Yürüyüş” adlı günlükler, Şubat 2016’da Jaguar Kitap’tan yayımlandı. Ali Bolcakan tarafından dilimize çevrilen kitap, Werner Herzog’un bir ceket, bir pusula ve gerekli kamp malzemeleriyle birlikte 23 Kasım 1974 tarihinde Münih’ten yola çıkıp Paris’te ölüm döşeğindeki eleştirmen dostu Lotte Eisner’e yaya olarak erişmeye çalışmasının günlük notlarından ve yolculuk esnasındaki görüngülerden oluşuyor. Yürüyerek Paris’e ulaşabilirse Lotte Eisner’in hayatta kalacağına dair tuhaf bir gerçeklik katmanı ya da inanç Herzog’un zihninde yer almasaydı eğer, imgesel açıdan göz kamaştıran bu ilginç betik okuyucuyla buluşamazdı. Werner Herzog yürüyüşünün ilk gününde yolculuğunun amacını şöyle tanımlıyor:

“(…)Kendime dair derin düşüncelere dalmak dünyanın geri kalanının uyum içinde olduğunu açığa çıkarıyor.(…)Her şeye ağır basan tek bir düşünce var: Buradan uzaklaşmak. İnsanlar beni korkutuyor. Eisner’imiz ölmemeli, ölmeyecek, buna izin vermeyeceğim. Şu an ölüyor değil çünkü ölmüyor. Şimdi değil, hayır, buna hakkı yok. Kararlı adımlarımın altında yer sallanıyor. Dinlendiğimde bir dağ istirahata çekiliyor. (…) Paris’e vardığımda hayatta olacak. Ölmemeli.”

Herzog-1

Herzog’un Münih-Paris hattında 21 gün süren yürüyüş notları, birbiri ardına sıralanmış gerçek yaşantı parçaları olarak tuhaf bir varoluşa sahip: “Buzda Yürüyüş” esnasındaki gerçek yaşantı parçalarının betikte sinematografik bir yöntemle bütünlendiğini görüyoruz. Werner Herzog, Münih’ten Paris’e doğru çizdiği yürüyüş rotasını bir film şeridi olarak düşünüyor ve tutuğu günlük notlar -tıpkı sinema sanatında olduğu gibi- çeşitli ham görüntülerin, olayların, duygulanımların ve çevresel faktörlerin hızla devinmesini sağlıyor. Herzog, yolculuğu süresince yaşadıklarının anlatımını sinema duygusu veren özel, keskin ve ‘dış ses’ benzeri bir dile taşıyarak metnin akışkanlığını, canlılığını yönetiyor. İnsan zihninin algısal yeteneklerini kullanarak önce bir tür ‘alan derinliği’ni harekete geçiren Herzog, zaman zaman kadraj içerisindeki ilgisiz odaklanmalara yönelerek okuyucunun konumunu ‘edilgen bir izleyici’ye dönüştürüyor:

(…)Ormanın ilerisine doğru bakıyorum. Çamlar birbirlerine doğru sallanıyor, kargalar rüzgâra karşı uçuyor ve hiç ilerleyemiyor. Tüm köy bir buğday tarlasına kurulmuş, her buğdayın üzerinde bir ev. Evler sapların üzerinde görkemli bir biçimde sallanıyor, tüm köy eğilip bükülüyor. Bir karaca yola atlıyor ve asfaltta kayıyor, sanki asfalt yeni cilalanmış bir parke zeminmişçesine.(…)Yol kenarındaki sigara paketleri çok ilgimi çekiyor, özellikle de ezilmedikleri zaman; o zaman hafifçe şişip bir cesede benziyorlar, köşeleri artık o kadar sivri olmuyor ve nemin soğukta su damlacıklarına dönüşmesi yüzünden etraflarındaki naylon içeriden buğulanıyor.

Herzog, yürüyüş sırasında geçtiği köyleri, gördüğü nesneleri, yaşadığı doğa olaylarını, bedensel değişimleri, çeşitli zorluk ve kolaylıkları kısa cümlelerle, dolaysız ifadelerle sürekli ve hızlı bir şekilde betimliyor. Betimlemelerin zaman zaman eğretilemelere dönüşerek şiirsel bir boyut kazandığını ve zenginleştiğini de hissediyoruz.

Yolculuktaki en ilginç ânlar yolda karşılaşılan insanların içinde olduğu kadrajlardır. Herzog’un insanlarla karşılaştığı (kesiştiği) her mekânda önce bir yabancılaşma-çekince-gerilim ânı oluşuyor, ardından karşılaştığı insana ilişkin Herzog’un zihninde keskin bir izlenim dile geliyor ve umarsızlık duygusuyla sonlanan yaşantı parçasının hızla geçip gittiği izliyoruz:

(…)Yol hemen karla kaplanıyor. Tipide bir traktör tarlaya saplanıyor, farları yanıyor ve ilerleyemiyor; çiftçi yanında pes etmiş, ne yapacağını bilemez bir hâlde duruyor. Biz, iki hortlak, birbirimize selam vermiyoruz.(…)Benzincideki adam bana öyle gerçek dışı bir bakış fırlattı ki aynaya bakıp kendimi hâlâ insan gibi gözüktüğüme ikna edeyim diye hemen tuvalete koştum. (…)

Gerçek yaşamın ya da kurgusal edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlandığını biliyoruz, böylesi çalışmalarla çok karşılaştık, ancak objektifleşmiş ya da kadrajlaşmış bir insan zihni ile zorlu bir yolculuğun hayata uyarlandığını ilk kez görüyoruz. Werner Herzog’un 1974’te gerçekleştirdiği Münih-Paris yolculuğunu edebiyata -hatta, yaşamın ta kendisine- uyarlanmış bir sinema filmi olarak düşünebiliriz. “Buzda Yürüyüş” adlı kitapta yaşam, Werner Herzog’un bakışının biçimini taşıyan bir yolculuğa dönüşüyor.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016, s.5


Herzog-3


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/herzogbuzdayurur adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Haz
14
2016
--

Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı” (Zafer Yalçınpınar)

bulusma

Son altı ay zarfında yayımlanan çeviri edebiyat eserlerini incelediğimde içerik açısından en etkileyici ve kuvvetli eserlerin Latin Amerika edebiyatı kapsamında yer aldığını görüyorum: “Carlos Maria Dominguez, Kâğıt Ev (Jaguar Yay.)”, “Emiliano Monge, Bakır Gök (Yapı Kredi Yay.)”, “Nicanor Parra, Şiirler-Karşışiirler-Başka Şiirler (Ayrıntı Yay.)” ve “Eduardo Galeano, Kadınlar (Sel Yay.)”. Nisan ayında bu güçlü bileşkeye Julio Cortázar’ın “Buluşma” adlı eseri eklendi. ‘Deli Dolu Kitap’ etiketiyle yayımlanan ‘Buluşma’yı Altuğ Akın dilimize çevirmiş ve Julio Cortázar’ın anlatısındaki sahnelere Enrique Breccia’nın siyah beyaz çizimleri eşlik ediyor. Kitabın baskısı, tasarımı ve içerdiği tarihsel çevrimin özelliği düşünüldüğünde kitabın edebi değeriyle birlikte yüksek bir koleksiyon değeri de taşıdığını ifade etmeliyim.

‘Buluşma’da işlenen tarihsel anlatı, Küba halkının maruz kaldığı diktatör Fulgencio Batista’yı devirmek ve Küba Devrimi’ni ateşlemek için Meksika’dan “Granma” adlı tekneyle yola çıkan seksen iki devrimcinin 2 Aralık 1956 günü Küba’da karaya adım atmalarıyla başlıyor. Küba’ya ulaşan devrimcilerin arasında Ernesto ‘Che’ Guevara da bulunmaktadır. Che’nin ve devrimcilerin amacı, devrimin lideri olan Fidel Castro (kitaptaki kod adıyla Luis) ve Fidel Castro’nun kardeşi Raúl Castro (kitaptaki kod adıyla Pablo) ile buluşarak Sierra Maestra Dağları’nda  “26 Temmuz Hareketi” adı altında örgütlenen devrim güçlerine katılmaktır. Guevara’nın içinde bulunduğu grubun tarihsel ‘buluşma’ öncesinde Batista’nın askeri güçleriyle yaşadığı çarpışma, 1959’un Ocak ayına kadar sürecek olan Küba devrim savaşının başlangıç ânlarından biri olarak kabul edilmektedir.

cortazar2

Julio Cortázar, ‘Buluşma’nın anlatısını ‘Ernesto Guevara’nın gözünden biçimlendiriyor. Grubun karaya adım attığı ilk ândan itibaren bataklıkta yaşadığı fiziksel zorluklar ve ilerleyen çatışma ya da gizlenme ânlarındaki hayatı idame güdüsü tüm sahnelerin mihenk noktasını oluşturuyor: Hedefe -buluşma ânına- doğru ilerlenirken ölen devrimcilere ve yaralananların süreksel acılarına rağmen devrim düşüncesinin özgürlüğüyle birlikte işlenen hayatta kalma güdüsü ve bu güdünün grup üzerindeki ruhsal etkisi, yaşamın özünde bulunan ‘umut’ duygusuyla birleşerek anlatının temelini oluşturuyor. Ayrıca, grubun ‘buluşma’ umudunun azaldığı noktalarda ortaya çıkan Latin Amerika’ya özgü ironik diyaloglar ve esprili deyişler birer ‘dengeleyici motif’ olarak Cortázar tarafından anlatıya eklenerek anlatının akışı ve karakterler arasındaki etkileşim güçlendirilmiş.

Anlatının gelişimi, Guevara’nın zihin süzgecinden geçirilerek -Cortázar’ın tüm eserlerinde olduğu gibi- entelektüel ve imgesel bir ‘düşün katmanı’ oluşturuyor. Anlatıyı edebi açıdan güçlü kılan özelliklerden biri de Guevara’nın zihnindeki zaman algısının Cortázar’ın düşünsel yazım tekniğiyle (içe bakış yöntemiyle) ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin Guevara’nın hayatında verdiği en önemli kararı (yani zengin bir doktor olarak burjuva yaşamını sürdürmeyi reddedip devrim hareketine katılmasını) geçmişe dönük olarak irdelenmesinin yolculuk sırasında yaralanan Tinti’nin ölüm ânına denk gelmesi, Julio Cortázar’ın anlatıya kattığı kurgusal başarılardan biridir.

cortazar3

Julio Cortázar’ın dile getirdiği en etkileyici sahne, çatışmaların azaldığı ‘soluklanma ânları’ndan birinde Ernesto Guevara’nın yıldızlı ve berrak geceye karşı ağaç dallarından oluşan bir çizimi, Mozart’ın “Av” adlı bestesiyle özdeşleştirerek anlattığı ândır. Bu sahnede Guevara, devrimin ve Castro’yla buluşmak için ilerleyen grubun içinde bulunduğu zihinsel durumu Mozart tarafından bestelenen “Av” kuartetinin giriş bölümüyle hem imgesel hem de müzikal açıdan -çoklu olarak- özdeşleştirir:

“(…)Mozart ve ağaç bilmese de, biz de kendi meşrebimizce, umutsuz, amatör bir savaşı ona anlam veren, onu meşrulaştıran ve en sonunda zafere taşıyan bir düzene dönüştürmek istedik, ki bu zafer, yılların boğuk av borazanlarının ardından bir melodinin yeniden inşası olabilir; ‘adagio’yu takip eden ‘allegro’ son, aydınlığa kavuşma gibi olabilir.(…)”

Julio Cortázar’ın özenli bir dille okuyucuya sunduğu bu tarihsel anlatının sonunda, devrimciler sayıları yirmiden az kişi olarak Fidel Castro’yla buluşmayı başarmıştır. Buluşma ânının getirdiği coşkulu özgürlük ve umut duygusu Ernesto Guevara’nın ağzından şu tümcelerle ifade edilir:

“(…)Sonunda ona (Castro’ya) bir şey söylemedim ama kuartetin adagio bölümüne geçtiğimizi hissediyordum, birkaç saatlik kırılgan bir ferahlama, fakat şüpheye yer bırakmayan bir geçiş, unutmamamız gereken bir işaret.(…)”

Küba devriminin ruhunu ve dirayetini taşıyan tüm özgül duyguların dile getirildiği ‘Buluşma’ adlı uzun öyküyü herkesin okumasını dileyerek, Julio Cortázar’ın özgün anlatımıyla Küba devriminin başlangıcını oluşturan bu önemli buluşma yolculuğunu (özgürlük için gerçekleşen birlikteliklerin tarihsel kıvılcımını) her okuyucunun içselleştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016, s.5


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/cortazarbulusma adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan “Julio Cortázar” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/julio-cortazar adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Haz
12
2016
--

Kendini Anlatan: “Mevcut Edebiyat Ortamı’ndan Temsili Görünümler”

20160528_152236


“Edebiyatımızdan Temsili Görünümler”, 2016
Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


20160503_180719

20160528_152135


“Edebiyatımızdan Temsili Görünümler”, 2016
Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


20160428_190541

20160502_180206


Hamiş: Z. Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

May
13
2016
0

ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’ (Aydınlık Kitap, 15/01/2016, Sayı: 195, Zafer Yalçınpınar)

IMG_20160115_155632

Ece Ayhan ile ‘Kara Gerçek’ (Z. Yalçınpınar)
15/01/2016, Aydınlık Kitap Eki, Sayı: 195

ecemakalekucuk

Okumak için tıklayınız…


Hamişler:

1/ Ayrıca bkz: 2012: İKİ SERGİ: “Ozanın Yaşaması için;1975” ve “Ece Ayhan için;1976” (Ece Ayhan’ın tedavisi için açılan destek sergilerine ilişkin buluntular)

2/ Ece Ayhan’ın Enis Batur’a yazdığı mektupların 1978 sonrasındaki bölümlerinde de birçok “kara gerçek” bulunuyor: Başının belaya girdiği çetelerle, oğluyla, çeşitli dergi editörleriyle, siyasi olaylarla, yayımlanmayan -taslak halinde bulunan- son eserleriyle ve Çanakkale’yle ilgili…

3/ EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

May
11
2016
0

“Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik” (Zafer Yalçınpınar)

IMG_20160305_113722

Alfred Jarry’nin ismiyle ilk karşılaşmam Monokl Dergisi’nin 1 Şubat 2007’de yayımlanan ikinci sayısında Mustafa Uzuner’in derlediği özel metinler aracılığıyla oldu. Dergide, “Patafizik Koleji” alt başlığında Alfred Jarry ve benzerlerinin metinlerinden çeviriler ile “Patafizik Koleji” bünyesinde yer alabilecek sanatçıların -örneğin Raymond Quenau ve Boris Vian’ın- dünya görüşünü ve tinsel manifestolarını anlatan bir değerlendirme yazısı bulunuyordu. Monokl Dergisi’ndeki bu dosyanın bütünsel bir dengesi yoktu ancak 20. yüzyılın başlarında Fransa’da gelişen avangard bir akımın düşünsel tarzını anlatmak açısından oldukça kuvvetli çeviriler ve aktarımlar içeriyordu. Zaten, akılcılığı merkezden kaldırıp yerine tinselliği koyan patafizik kolejinin aydınlanmacı bilim tarafından kafamıza kazınan teoriler bağlamında bir “denge”si olmadığı, olamayacağı da açıkça görülüyordu.

Alfred Jarry’nin ismiyle ikinci karşılaşmam ise Dan Franck’ın “Bohemler” (2009, Sel Yayıncılık, Çev: İsmail Yergüz) adlı eserinde yer alan “Kral Ubu” episodunda gerçekleşti. 1880-1950 dönemi Paris ekolünün (Seine nehrinin ayırdığı Montmartre/ressamlar ve Montparnasse/şairler bölgesinde yaşayan sanatçıların) hayatının anlatıldığı bu sıkı biyografik eserde Alfred Jarry, “Patafizik” yaklaşımına inanan dostlarıyla birlikte kaleme aldığı, kendisinin ve deneysel tiyatronun en önemli eseri olan “Ubu Baba” karakteriyle birlikte inceleniyordu. Alfred Jarry’nin bisiklet sürmeye ve ateşli silahlara olan tutkusu, agresyonu, meyhanelerde çıkardığı ağız kavgaları, sokaklarda sevmediği insanlara çektiği silahlar, içtiği gerçek(bildiğiniz) kırmızı mürekkep, Paris’te ikame ettiği alçak tavanlı(yarım) apartman dairesi… 34 yaşında verem nedeniyle sonlanan bir yaşam… Şiirsel açıdan eşsiz bir yaşamın en önemli ayrıntılarını görüyorduk Dan Franck’in kitabında… (Aslında, Alfred Jarry’nin yaşamı bizdeki Beyoğlu varoluşuna denk gelmektedir: ki zaten “Ubu” adlı tiyatro eserinin Türkçe’deki en sıkı uyarlaması Asaf Çiyiltepe tarafından gerçekleştirilmiş ve 1962 yılının Kasım ayında Beyoğlu Sıraselviler Tiyatrosu’nda Ergun Köknar’ın Ubu Baba başrolünü oynamasıyla birlikte sahnelenmiştir.

Geçtiğimiz ay, Alfred Jarry’nin 1897’de kaleme aldığı “Günler ve Geceler” adlı romanı, yazıldığı dönemden yaklaşık 120 sene sonra Türkçe’de, Işık Ergüden’in çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Günler ve Geceler’in alt başlığı “Bir Asker Kaçağının Romanı” olarak belirlenmiş. Romanın başkarakteri olan Sengle, askerlik görevi dönemindeki fiili bir kaçıştan ziyade ruhsal bir uzaklığın bedene bürünmüş hâli olarak görülüyor. Sengle, kardeşi Valens’le birlikte hem zihinsel hem de uzamsal yolculuklara çıkarak savaş dönemlerinde biçimlenen psikometrik bir varoluşu ve tinsel özgürlüğü değişik bir dille okuyucuya sunuyor. Bu tuhaf, düşün-deneysel varoluş, 20. yüzyılın aydınlanmacı bilimle çelişen insanlık tanımının en önemli özelliklerini hiciv dolu örneklerle ortaya koymayı başarmış. Romandaki çoklu anlatım teknikleri, sürekli uzam değiştiren sahne ve diyaloglarla birlikte özel bir dramaturjik durum oluşturuyor. Romandaki tüm sahneler ve diyaloglar Alfred Jarry’nin isim babası olduğu “patafizik” izleğini ve bu izleğin aydınlanmacı bilime yönelttiği tinsel eleştirileri somutlaştırmaya çalışıyor. Romanın en etkileyici, hiciv dolu sahneleri, Sengle’ın çürüğe ayrılmadan önce askeri hastanede geçirdiği tuhaf dönemde gelişiyor. Patafizik eleştirilerin tümü, Sengle’ın tedavi gördüğü askeri hastanedeki doktorların ve başhekimin çeşitli vakalara yaklaşımı, tutumları ile tıp biliminin çeşitli tanısal yanılgıları üzerinden biçimleniyor.

20. yüzyılın başlarında zuhur eden avangard akımların amiral gemisiyle, yani 1880-1910 dönemi Paris ekolünün bisikletli, silahlı ve ünlü şiirsel kuvveti olan Alfred Jarry’nin patafizik tinselliğiyle tanışmanızı öneriyorum.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016, s.4


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

May
03
2016
--

Kendini Anlatan: “Ezbere Günaydınlar”

gunaydinlar4

gunaydinlar


“Ezbere Günaydınlar”, 2016
Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


gunaydinlar3

gunaydinlar5


günaydinlar2

“Günaydın Öpücüğü”


Hamiş: Z. Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
22
2016
--
Nis
02
2016
--

2000’li Yıllara Egemen Olmuş Kötücül Bir Kavram: “YENİ SİNSİYET”

ys

Yaşadığımız “korkunç” durumun ve tüm kötülüklerin sebebini “Yeni Sinsiyet Tipolojisi”nin egemen olmasında bulabiliriz. 2010 yılından bugüne anlatıyoruz… Okuması olanlara, iyi okumalar dileriz…


YENİ SİNSİYET TİPOLOJİSİ KAVRAMSAL YAZILAR
(2010-2015, Zafer Yalçınpınar)

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi”
11 Kasım 2012, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i29.html

5/ “Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı”
1 Haziran 2014, Bkz: http://bit.ly/haksizlik

6/ “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”
11 Mayıs 2015, Bkz: http://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi


Zafer Yalçınpınar kimdir: http://bit.ly/zykimdir
Zaman Tüneli: http://bit.ly/zytunel

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel