Eki
25
2017
--

Şiir: “Sıra Bekleyenlerin Şarkısı” (Zafer Yalçınpınar)


Hamişler:

1/ Şiirin pdf dosyası biçemine http://bit.ly/bekleyenler adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve edebiyat çalışmalarına http://zaferyalcinpinar.info adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
14
2017
--

‘Dağlarca’nın Haysiyeti’ bizim meşru direnişimizdir! (Zafer Yalçınpınar)

2000’li yılların başına kadar edebiyat-şiir ödülleri mütevazı ve gösterişsiz birliktelikler olarak düşünülüyordu. Yazar ve şairler birincil olarak ‘ödül kazanmayı’ düşünmez, varoluşunu, şiirini ya da edebiyatını ‘ödül kazanmak’ üzerinden biçimlendirmezdi. Şair ve yazar için ‘ödül kazanmak’ olsa olsa nahif bir teyitti.  Bu çeşit bir nahif varoluş nedeniyle de ödüller Türkiye’deki edebiyat geleneğinde belli bir oranda saygın, düzgün veya geçerli bir konumlandırmaya sahipti. Ancak, 2003-2006 döneminde, edebiyat-şiir ödüllerinin organizasyonu bir tür masonik yapının eline devredildi. Sorosçu ve ‘sinsi’ bir adamın ‘örgütlemesi’yle hareket eden oligarşi, 2006 itibariyle ortaya çıkıp “Bundan sonra Türkiye’de edebiyat-şiir konularında ödül dağıtma işi bizden sorulur!” demeye başladı. Bir tür çeteleşme yaşandı ve liyakat esaslı olması gereken ödüller, birdenbire çıkar esaslı işleyen, ticari karşılığı olan ve statü dağıtmaya yarayan bir ‘sistematiğe’ bağlandı.

2015’e geldiğimizde, bir mırıldanma başladı: Çoğu insan Türkiye’de edebiyat ve şiir ödüllerinin ne kadar hakkaniyetsiz, ne kadar liyakatsiz ve sonuçta da ne kadar ‘anlamsız’ olduğunun farkına vardı. Sayılar ortadaydı artık! Günümüzde, işbu kifayetsiz muhterisler, utanmadan, sıkılmadan, tüm şaibelerde vites artırıp, yalan sarmallarına dolanıp, her türlü ahlaki ve ideolojik duruşu yok sayıp -tıpkı siyasal iktidarın diğer sahipleri gibi- bir yol izlemeye karar verdiler: “Hesap vermemek için hesabı büyütmek!” Günümüzdeki durum, maalesef, bundan ibarettir.

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türk Şiiri’nin en büyük isimlerinden biridir: Poetikası vatan, ulus, özgürlük, bayrak ve emek kavramlarının yurtseverlik bileşkesinde buluşan evrensel imgesinin devamıdır, belirleyicisidir ve belki de geleceğidir. Yurtsever ve sosyalist düşünceyi birbirini tamamlayan -ayrılmaz- bileşenler olarak gören Louis Aragon, “Parti’m Fransa’nın renklerini verdi bana” diyerek ulusal bayrağı sahiplenmekle nazizme karşı nasıl bir Fransız direniş ruhu oluşturduysa bir benzerini Fazıl Hüsnü Dağlarca savunmuştur.

Yurtseverlik ve sosyalizm, Seçici Kurul sözcüsü Ataol Behramoğlu’nun poetikasında birbirini öteleyen kavramlar olarak tanımlanıyor. Bu aşamada tartışma, ödül hattının çok ötesinde bütün maddi ve manevi değerlerin satıh olarak savunmasına dönüşmüştür. “Dağlarca’nın Haysiyeti” bizim meşru direnişimizdir. Dağlarca’nın kuşatılmasına karşı ölene kadar direneceğim. Ben öldükten sonra da “Dağlarca’nın Haysiyeti”ni dostlarım ve haysiyetli okurlar üstlenip direnecektir. Bunu herkes böylece bilsin.

Zafer Yalçınpınar
15 Ağustos 2016, Aydınlık Gazetesi


Önemli Not: 8-15 Ağustos 2016 tarihleri arasında Aydınlık Gazetesi’nin Kültür-Sanat sayfalarında yayımlanan ‘2. Dağlarca Şiir Ödülü’ soruşturmasının tam metnine http://bit.ly/daglarcasorusturma2 adresinden pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz. 2015‘te (Dağlarca Şiir Ödülü’nün ilk yılında) Üvercinka Dergisi çevresince gerçekleştirilen diğer eleştirel soruşturma da http://bit.ly/sorusturma adresinden okunabilir.


daglarcadirenisimizdir

15 Ağustos 2016, Aydınlık Gazetesi’nden…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fazıl Hüsnü Dağlarca” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
11
2017
--

Bir Şiir Kitabı’nın 10.Yılı: “LİVAR” (Zafer Yalçınpınar)


“Teknemizin adı “LİVAR”, adada balığa çıkar…”



“Şöyle bir baktım da, ilk şiir kitabım LİVAR‘ın yayımlanmasının üzerinden 10 yıl geçmiş: Dünya -tüm yüküyle birlikte- güneşin etrafında 10 kez dönmüş… LİVAR’ın tam metnini pdf dosyası olarak http://bit.ly/livar2007 adresinden okuyabilirsiniz.”



“Zafer Yalçınpınar ve ‘Livar’ adlı tekne”, 2007



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiir kitaplarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden -pdf dosyası  biçiminde- okuyabilirsiniz.

Eki
10
2017
--

Söyleşi: “BİR ZAMANLAR, BİR ŞAİR VARDI” (Tayfun Polat & Zafer Yalçınpınar)

Tayfun Polat, 2017
(Foto: Murat Mrt Seçkin)


“EVV3L’in sıkı dostlarından Tayfun Polat‘la Eylül 2017’de yayımlanan yeni şiir kitabı “bir zamanlar, bir” doğrultusunda kapsamlı bir söyleşi geçekleştirdik. Söyleşi, Karga Mecmua‘nın Ekim 2017 tarihli 119. sayısında yayımlandı.”Bir Zamanlar, Bir Şair Vardı” başlıklı söyleşinin tam metnini http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/119/4385 adresinden, Tayfun Polat’ın yeni şiir kitabı ‘Bir Zamanlar, Bir’i ise http://bit.ly/birzamanlarbir adresinden okuyabilirsiniz. İyi okumalar dileriz!” (Zy)


Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir

Eki
08
2017
0

Efemeratik Edebiyat: “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Karanfili”

13 Ekim 1956 tarihinde Avusturya(Viyana)’da vefat eden şair Cahit Sıtkı Tarancı‘yı özel bir çalışmayla birlikte yâd ediyoruz. 2011 yılında gerçekleştirdiğimiz “Cahit Sıtkı Tarancı’nın Karanfili” başlıklı efemeratik edebiyat çalışmasını http://evvel.org/55-yil-sonra-cahit-sitki-tarancinin-karanfili adresinden okuyabilirsiniz. Efemeratik çalışma, Cahit Sıtkı Tarancı’nın vefatına ilişkin çeşitli belgeler, kupürler ve bilgiler de içeriyor. EVV3L takipçileriyle paylaştığımız bu efemeralar, “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün (…) Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak/ Taht misali o musalla taşında.” dizelerini yazan ve 46 yaşında vefat eden bir şairin varoluşu ile tüm zamanların yüklendiği şiirsel alan derinliğinin “içinde” çok önemli bir yer tutuyor. İyi okumalar dileriz. (Zafer Yalçınpınar)


Ayrıca bkz: Efemera Nedir?



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
01
2017
--

Ekin Urcan’ın “Zamanlar değişirken…” Çizimleri için…

Ekin Urcan‘ın ‘Zamanlar değişirken…’ başlıklı çizimlerinin içerdiği ifade gücü son derece şiirsel ve etkileyiciydi: Çizimlerdeki poetika, semiyotik açıdan birçok ‘yük’ taşıyordu ve zihnimde çeşitli tahayyüller ile çağrışımlar oluşturuyordu. Bu yüzden, Urcan‘ın çizimlerine birkaç dizeyle eşlik etmekten kendimi alıkoyamadım.”
(Zafer Yalçınpınar)



“yosunların su dansçısı olduğunu gördüm
ve denizle birlikte yaşadım”

 



“rüzgârın tınısı var her yerde
sessizliğin çerçevelediği”

 


“şömineyi anlıyorum
yana yana”

 


“geceye bakıyorum
mürekkep oluyorum”

 


“dağlar kadar sancılı
yürüdüm karanlıkta”

 


“inanmayacaksınız elbette
ben gümüştenim”

 


Hamiş: EVV3L kapsamında gerçekleştirilen “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
27
2017
--

Lavanta

“Lavanta”


Z. Yalçınpınar’ın tüm fotoğraflarına
http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden
ulaşabilirsiniz.


Eyl
10
2017
--

‘Neoliberalizm’in Kötü Yolu’ (Z. Yalçınpınar)

Üvercinka Dergisi, Eylül 2017, Sayı: 35
Yazının tam metnini okumak için: http://bit.ly/kotuyol


Hamiş: Zafer Yalçınpınar‘ın tüm inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
04
2017
--

Şiir Taslağı-2

zorluklarla dünyaya gelmiş
_____________________bir gökyüzü,
zorluklarla dünyada kalmış
_____________________ağaçlar.

öbür tarafında madalyonun
ellerinden makinelere çivilenmiş
insanlığın işçilerine karşı
_______________senelik izinlerde
teknolojinin yüzsüz kanatsızlığı.

toplantıları iş sayan
____________kahkahaçiçekleri
toplantılarda garsonlar gibi
___________________not tutan
toplantıların yalan hatipleri;
toplantılarda, toplantıları, toplantıların…

hepsi, hepsi, hepsi,
şiirimin taslağıdır;
külahıma anlatılan.

Zafer Yalçınpınar
1 Eylül 2017

Ayrıca bkz: Şiir Taslağı


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve şiir kitaplarına http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
02
2017
--

Poem: “Women Rain” (by Ece Ayhan)

Üvercinka Dergisi, Ağustos 2017, Sayı: 34


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
31
2017
--

Şiir: “TENHA” (Z. Yalçınpınar)

bu kadar körlük fazla bize
insansız ve çöpsüz bir yer
_____________düşlüyorum:

martılarla ve çiçeklerle bırakılmış
yaşamın serin bir rüzgârla kutsandığı
akarsuların yepyeni parladığı
____her gündoğumunun kıyısında
binbir sırlı aynalar gibi göllere yansıyan
gökyüzünün sonsuz anlatılarıyla
yaprakların güçlü gölgesinde:

toprağın doğumunu düşünüyorum.

Zafer Yalçınpınar
Temmuz 2017


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
29
2017
--

Yaşlı Avrupa: “Český Krumlov”


Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=yaşlı+avrupa


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
28
2017
--

zaferyalcinpinar.info

Tüm kitaplarım/çalışmalarım için
yeni bir adres/kaynak: http://zaferyalcinpinar.info


Tem
10
2017
--

Ece Ayhan’a dair Önemli Bir Duyuru’dur!


“Ece Ayhan Çağlar ve oğlu Ege Çağlar”

 

Son birkaç haftadır -sağda soldaki- birçok söyleşide/yazıda kulaktan dolma tuhaf bağlamlar kullanılarak Ece Ayhan’ın yaşamının tutarsız ve özensiz biçimde tarif edilmeye çalışıldığını görüyorum. Ece Ayhan’ın vefat tarihi olan 12 Temmuz yaklaştıkça bu tip aktiviteler artıyor, filan…

Bilindiği gibi, ben ve birkaç arkadaşım yaklaşık 10 yıldır Ece Ayhan üzerine efemeratik yönü ağır basan araştırmalar, incelemeler ve edebî tahliller gerçekleştiriyoruz. Elde ettiğimiz tüm sonuçları/buluntuları Ece Ayhan Web Sitesi  ile EVV3L Ece Ayhan İlgileri İndeksi‘nde paylaşıyoruz, topluyoruz. İşbu bütünselliği takip ederek Ece Ayhan’ın yaşamı hakkındaki en doğru/sahici bilgilere ve yorumlara ulaşabilirsiniz.

Söz konusu arşiv ve efemera çalışmalarının sonucunda Ece Ayhan’ın poetikasını ve yaşamını en tutarlı şekilde anlatmak için üç önemli yazı kaleme aldım. Bu yazıların -dikkatle- okunmasını, Ece Ayhan’daki “kara duygululuk” durumu ile maruz kaldığı büyük haksızlıkların doğru anlaşılmasını -ve tabiî ki doğru anlatılmasını- öneriyorum, önemsiyorum!

1/ Ece Ayhan Hakkında Bilinmeyenler (2016)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanbilinmeyenler

2/ Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı (2017)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

3/ Ece Ayhan Çağlar Adası (2012)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanadasi

Ece Ayhan’ın yaşamına ve poetikasına dair gösterdiğiniz/göstereceğiniz özen için çok teşekkür ederim.

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar

Tem
01
2017
--

“Neoliberalizm’in Kötü Yolu”


Pierre Bourdieu’nun geçtiğimiz günlerde dilimize çevrilen “Neoliberalizm’e Karşı Ateşler” adlı kitabındaki püf noktaları kültürel sermaye kuramı kapsamında ele aldığımızda ve işbu hakikatleri David Harvey’in geniş kapsamlı iktisadi ve tarihsel tanımlamalarıyla birlikte incelediğimizde, neoliberalizmin kültür-sanat alanında yürüttüğü sinsi manevraları son derece açık bir şekilde görmek mümkündür.

Kültür-sanat alanında çağdaşlık, güncellik, evrensellik ve ulusallık gibi öz-saygı(haysiyet) kavramlarını ve öz-saygının(haysiyetin) önündeki engelleri fark etmek için, bu kavramları sinsi bir şekilde -dip dalga, dip ses, üst akıl ya da gizli el olarak- değiştirmeye çalışan neoliberal politikaların ‘girişimci tipolojisi’nden bahsetmek gerekiyor. Çünkü neoliberal odaklar, son 10 yılda, girişimcilik ve kalkınma retoriğini kullanarak, bulunduğumuz coğrafyanın siyaset söylemini, bilim ve düşünce dünyasını, yayıncılık ile gazetecilik sektörleri üzerinden algısal olarak değiştirmek için yüklü yatırımlar gerçekleştirdiler.

Tarihe baktığımızda, Şili’den günümüze, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar neoliberalizmin aynı yöntemi ve söylemi kullandığını anlarız: Neoliberalizm, toplumların ve toplumsal etki alanlarının ‘özgürlük algısı’nı yönetmeye soyunmuştur. Neoliberal odaklar, yönlendirilen, sinsice biçimlendirilen toplum algısının hakikatin önünde yer almasını sağlayarak vahşi kapitalizmin piyasa, üretim ve ürün koşullarının yenilenmesini, sürdürülebilirliğini mümkün kılmaya çalışmaktadır. Üstelik bu kötücül yöntemi ‘rızanın inşası’ ile yürütmektedirler. 1980’ler sonrasında toplumun algısı pazarlama, promosyon, ödüllendirme sistematiği ve halkla ilişkiler aygıtlarıyla yönetilmiştir. 2000’ler sonrasında ise stratejik planlama, kurumsal sosyal sorumluluk ve düşünce kuruluşları aracılığıyla neoliberal yanılgının ve kötücüllüğün yaygınlaşmaya başladığını görürüz.

2002 sonrasında ülkemizde faaliyete başlayan ve sayısı 60’ı bulan stratejik düşünce kuruluşlarını (think-tank’leri) saymazsak, yayıncılık sektörü ve bu sektörün yönetsel kuruluşları (falanca birlikleri, odaları, STK’ları) neoliberal yansımaların en yaygın olduğu kültür-sanat alanıdır. Yayıncılık sektöründe niteliğin son derece azaldığını -sıfıra yakınsadığını- buna karşın niceliğin 20-30 misli arttığını görüyoruz. Bugün yayınevleri ve kitaplar sayısal olarak kitap fuarlarına sığmayacak kadar fazlalaştı. Popüler dergiler ve süreli yayınlar gazete bayilerine, raflara, kitabevlerine sığmıyor. Her hafta, her gazetenin kitap eki sayfalar dolusu kitap tanıtımında bulunuyor. Neoliberal kesime baktığımızda; mikrofon arkasından ve kamera önünden poz kesmeyen, ödülsüz, parasal desteksiz, devlet yardımından mahrum, şilt ve plaketlerle onurlandırılmamış yazar-şair kalmadı neredeyse! Peki, sonuç? Bu arz fazlası nelere neden oldu? Söz konusu niceliksel artışa rağmen ülkemizin fikir, kültür ve sanat atmosferinin özgürleştiğini veya geliştiğini söyleyemeyiz. Aksine, kültür-sanat atmosferi ‘kurşun gibi ağır’ ve ‘boğucu’ bir gericilik ile dinsel istismar ablukasının içine düşmüştür. Mevcut çelişkili durum, uzmanlığın ve liyakatin olmadığı sahte hastaneler, sahte ar-ge merkezleri, sahte fabrikalar ve çakma üniversiteler gibi ‘içi boş’ bir görüntü vermektedir. Kültür-sanat alanındaki nitelik eksikliğinin nedeni; birikimle, araştırmayla, gayretle, emekle ve sabırla elde edilmemiş kazançlardır. Amaçsızlık, bağlamsızlık, yanılgı ve kapitalist heves dolu girişim psikolojisiyle güdülenen kalkınma retoriği, kültür-sanat alanının niteliksel değerini ablukaya almıştır. Yayıncılık alanındaki niceliksel artışın nedeni; kifayetsiz ve liyakatsiz muhterislerin (ki neoliberal odaklar bu tipolojiyi ‘kullanışlı ahmak’ olarak tanımlar) karanlık, sinsi ve ‘gizli el’lerle yurtsever, çağdaş ve evrensel değerleri yıkmak için ‘işgal/vurgun işbirliği’ sağlamasındandır. Bu olumsuz/kavuşmaz şartlar altında yurtsever, çağdaş ve ilerici insanların kültür-sanat alanında neoliberalizm tarafından peydahlanan nev-i zuhûr kuşağa dikkat etmesi, bu karanlık ve yıkıcı kesimle hiçbir konuda işbirliği içine girmemesi, sahte girişimcilere/kalkınmacılara karşı dik durarak kültür-sanat alanındaki ‘birikmiş emekler’ ile ‘evrensel değerleri’ koruması gerekiyor.

Son olarak, 9. Kadıköy Kitap Günleri (Haziran 2017) sırasında yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Biraz önce bahsettiğim neoliberal tipolojiden bir ‘erkek’ yazar, yurtseverlerin standında imza günü gerçekleştiren bir ‘kadın’ yazarın küçük kızıyla fuar alanında tesadüfi olarak karşılaşıyor ve küçük kıza diyor ki; “Annen kötü yola düştü!” Bu söz ve tavır beni çok kızdırdı. O ‘erkek’ yazara -insanlık adına- buradan cevap vermek zorundayım: “Kötü yol senin haysiyetsizliğindir! Kötü yol, neoliberalizmin gönüllü köleliğidir! Kötü yol, neoliberalizmin türevi olan nev-i zuhûrların Türkiye’yi parçalamak için yürüttüğü işbirliğidir!” Nokta.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Gazetesi Kültür-Sanat Sayfası, 30 Haziran 2017


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/kotuyol adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
30
2017
--

‘Aydınlık Kitap’ kendinde mi? (Zafer Yalçınpınar)

 

Bugünkü (30 Haziran 2017 tarihli) Aydınlık Gazetesi Kitap Eki’nin (Sayı: 269) kapağında Selim İleri’nin suratını görünce şöyle düşündüm: “Aydınlık Kitap kendinde mi?” Üstelik, Selim İleri’nin kapaktaki fotoğrafının yanında büyük puntolarla şu yazıyordu: “Edebiyatın ve sanatın kurtarıcılığına hâlâ inanıyorum.” Selim İleri’nin ağzından çıkan bu sözü okuduğumda, nasıl desem bilmiyorum ama “Şaşırdım, son derece üzüldüm, kızdım, kalbim kırıldı, Aydınlık Kitap kapsamındaki tüm emeklerimin boşa gittiğini hissettim.”

2016 yılı süresince Aydınlık Kitap kapsamında birçok inceleme yazısı kaleme aldım.  Aydınlık Kitap’ın 2017’nin başında editöryal ekibi değişti. Bu değişimde Aydınlık Kitap’tan -kibarca ve ustaca bir operasyonla; yazılarım editörya tarafından reddedilerek, bekletilerek- tasfiye edilmiştim. Aydınlık Kitap’ın ve çevresinin 5 yıllık birikmiş emeğine saygımdan, bu duruma fazlaca ses çıkarmamış, çok toz kaldırmadan durumu kabullenmeye ve duruma tahammül etmeye çalışmıştım. (Bakınız: http://evvel.org/aydinlik-kitap-ekine-veda)

Fakat bu son hamle; ‘Selim İleri’nin Aydınlık Kitap kapsamında kendi karanlığını aklamaya çalışması’ ve ‘Ferhan Bayır’ın bu duruma aracı olması’ tahammül edilecek, yenir yutulur bir şey değil! Çünkü bu ‘büyük hata’ya tahammül edip ses çıkarmazsak, yarın öbürsü gün Elif Şafak’ı veya Hilmi Yavuz’u ve hatta başka Zaman Gazetesi yazarlarını Aydınlık Kitap’ın kapağında görebiliriz!

Ferhan Bayır‘a ve Aydınlık Kitap’ın yeni editöryasına yüksek sesle soruyorum:

“Siz kendinizde misiniz?!”

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar



Hamiş: Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
24
2017
--

“Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı” (Zafer Yalçınpınar)


Üvercinka Dergisi‘nin Haziran 2017 tarihli 32. sayısında yayımlanan “Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı” başlıklı yazının tam metnini http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi adresinden okuyabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
18
2017
0

‘Ödüllendirilmiş Şairler’ ve ‘Joachim Raphaël Boronali’ için… özel bir şiir…

JoacimRafaelBoronali

İtalyan fütürist ressam Joachim Raphaël Boronali‘nin
“Ve Adriyatikte Uyuyan Güneş” adlı eseri…



Joachim Raphaël Boronali
(Ödüllendirilmiş şairlere ithafen…)

doğayı anlatan bu ellerim hiç titremiyor
rakiplerimin tarihini
_________ve beceriksizliğini yok ettim
büyük şairlerin bile yazamadığı gerçekleri
___________________ben resmettim
“Ve Adriyatik’te Uyuyan Bir Güneş” gibi
yükselmeye hazır övgülerim
______________başarılarım
herkes biliyor ben büyük bir insanım

Ve ateşin gücüne sahibim
manşetlere taşıyın beni
bu ülkedeki vicdanın kardeşliğiyim
daha fazla kutlamayla yıkayın beni
ben gerçeğin mucidiyim
muhalefetin ta kendisiyim
_____________sevgilinizim
sanatın başarı ağacı
kokteyllerin ve açılışların amacı
ödül törenlerinin ve köşe yazarlarının baş tacı
papyonların ve bin yıllık ritüellerin anlamıyım
Joachim Raphaël Boronali’nin hayatıyım
bendeniz

Zafer Yalçınpınar
Aralık 2015


1/ “Joachim Raphaël Boronali kimdir?” diyenler için bkz; http://evvel.org/joachim-raphael-boronali-kimdir

2/ “Joachim Raphaël Boronali” adlı şiirin pdf biçemine http://bit.ly/boronali adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

4/ “Yalçınpınar da kimdir?” diyenler için bkz; http://bit.ly/zykimdir

Haz
15
2017
--

Şiir Taslağı

gecelerin yüzüme kapanışı
karanlığın aklıma
__________ yol olduğu sızıntı
bir biçim meselesi
evlerin yeraltına yükselişi
denizlerin boruları dönmesi
tesisatların gökyüzüyle dolması
hepsi hepsi hepsi hepsi hepsi
şiirimin taslağıdır

gözlerimin kıyılarına dolanan yalanlar
hiç yoktan hırsızlıkla kurulan yayınevleri
__________________ünlü editörleri
hepsi hepsi hepsi
benim tanınmayışımdır

beş haneli adaların
kıyısında yaşananlar

Zafer Yalçınpınar
Üvercinka Dergisi, Sayı: 32 (Temmuz 2017)


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve şiir kitaplarına http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
15
2017
--

Yeni Bir Gökyüzü

Kontrolsüz bir patlamanın yeni bir gökyüzü inşa edeceği var, bu ‘tahayyül’ kesindir. Kontrolsüz bir patlamanın yeryüzünü ve suları kendi biçimine dönüştüreceği, kaleme alınmış tüm uluslararası retoriğin saçmalığını bir tuşla sınırsız kılacağı, bir tuşla sileceği var, bu ‘tahayyül’ kesindir. Kol saatlerinin icadı veya kütle-zaman ölçeğinin fiziki kavramsallığı keşfedilme ânında doğruydu. Tahayyül edilirken, bin yıldır, doğru bir şekilde ‘akla getirildi’. Ancak tahayyülün güzelliğinde akla getirilen her ‘gelecek’, endüst-realitenin vahşetinde sevimli birer ‘tüketim unsuru’ gibi sevgilinin omzuna kondurulan küçük, tüketimsel ve yalancı öpücükler olarak ‘kapitalizm’in gizli ellerinde çöpleştirildi. Kalite ve mükemmellik, teknolojiyi daha güvensiz kılıyor, sürdürülebilirlik ve çevrecilik doğaya daha çok zarar veriyor. İnsan hakları, gönüllü köleliğin kartvizitini oluşturdu. Pazar ve pazarlama, matematiğin hakikat temsilini yok etti. Demokrasi, bugün, truva atı bile değil; Gregor Samsa’nın ruhunun yaygınlaşmasıdır bu topraklarda demokrasi… Çağdaş sanatlar ve mimari, plastik ya da taş bile değil; ölümcül çimentodan kuleler ve hapishane gözenekleri kurdu. Müzeler artık görkemli birer ibadethane ya da mezarlık bile değil; müzeler kahve ile boş zamanın pazarlanmasının merkezleridir.

Anlayalım artık; yeni bir kutsallık inşa edilemiyor. Ülkelerin yenisi ülkelerin yok edilmesinin el-kitabıdır. İnsanlık, ruhunun kendi ruhuna terk edileceği ânın özlemini tahayyül ediyor. Kalbimiz ve dilimiz; anlayış, şefkat, erdem ve vicdanla dolu bir dini açılım değil. Anlayalım artık; kontrolsüz bir patlamanın ruhumuza katacağı yatıştırıcılığı… ‘Bakmak’, kontrolsüz bir patlamanın tahayyül ânlarıyla birlikte önem kazanıyor; ‘anlam’ın yerine geçecek akıl dışı mutluluğun imgelemini, dahası imgelemin özgürleşmesini sağlıyor. Tahminsizliğin büyük geleceğini…

Tahminsizliğin ve sonrasızlığın kargaşayla biçimlenen geleceğini yakinen sevelim. Yeni bir gökyüzünün inşasını tahayyül edelim: Bu arzuyu kabullenelim.

Zafer Yalçınpınar
13 Haziran 2017, Kadıköy


Önemli Not: “Yeni Bir Gökyüzü” başlıklı bu betik, 12-14 Haziran 2017 tarihleri arasında Kadıköy-KargART’ta gerçekleştirilen “Kontrolsüz Patlama” başlıklı karma sergiye kavramsal katılım/çerçeve sağlamak amacıyla kaleme alınmıştır.


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın Karga Mecmua kapsamında kaleme aldığı yazılar -pdf dosyası biçiminde- http://bit.ly/kargaca adresinde bulunuyor. Yalçınpınar’ın web sitesi ise şu adreste: http://zaferyalcinpinar.com

May
31
2017
--

40 Yılda 1: “Zafer Yalçınpınar İmza Günü”

9. Kadıköy Kitap Günleri (Haydarpaşa Garı) kapsamında 4 Haziran 2017 Pazar günü 12:00 ile 17:00 saatleri arasında Cemal Süreya Derneği’nin standında (Yener Çakmak Sokak, A-3) imza günü gerçekleştireceğim. Tüm dostları beklerim…

Tüm kitaplarımı, incelemelerimi ve poetika çalışmalarımı
http://zaferyalcinpinar.blogspot.com/ adresinden -pdf dosyası biçiminde
ve bedelsiz olarak- okuyabilir, baskı alabilirsiniz.

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar

May
29
2017
--

Anlam/Yazı

“Anlamı olmayan yazılamaz.
Çünkü yazmak -en az- bir anlam arayışıdır.” (Zy)

May
28
2017
--

Şiir: “SU” (Zafer Yalçınpınar)

SU

yüzün ikiye ayrıldı,
ortasında denizlerin
iki göğün arasında
________yalnızlıktan,
___________korkuyorduk.

Aylalarla dolu bir şiirde
altın ışıklarında fenerin
duvarlara
____sesleniyorduk
______________işsiz:

“Kimiz biz?”

Yeryüzünü baştan aşağı
_______________ânlıyoruz.


Zafer Yalçınpınar

Mayıs 2017

 


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com