Nis
15
2018
--

YENİ GELEN #2

“Yeni Gelen” Dergi’nin ikinci sayısı yayımlandı…
Ayrıntılar için: http://yenigelen.org/

Nis
11
2018
--

Kültür dergisi dediğin “JİLET” gibi olmalı!

Bkz: https://www.facebook.com/JiletDergi/


“Kültür Dergisi dediğin Jilet gibi olmalı! Cafelerin değil sokakların Kadıköyü’nü, gerçek yaşamdaki kalb ve vicdan arayışını anlatmalı… Rambo Okan‘ı ve Apaçi Ayhan‘ı kapağına taşımalı! Jilet Dergi’nin 2. sayısını kaçırmayın derim!” (Zy)

Nis
08
2018
--

Ödüller, kötücül besinlerdir!

Edebiyat/şiir ödüllerindeki haksızlıklar gündemde… gene… İşbu kötücül konunun ödüllendirme sistematiğini de kapsayan bir “edebiyat sosyolojisi” meselesi olduğunu anlamanız için, şu alıntıları kaç on yıl daha tekrar etmem gerekecek?

“(…) Dünya kadar eskidir bu mesele: Edebiyatın insanı doyurmadığı fikri bir atasözü değerindedir. (…) Sanat koruyuculuğu yazarın bir kişi veya kurum tarafından bakılıp korunmasıdır; ama yazardan karşılığında kültürel bir ihtiyacın tatmini beklenir. Müşteri ile patron arasındaki münasebetler ortaçağda sadakat yemini etmiş insanla efendisi arasındaki münasebetlere pek yabancı değildir. Sanat koruyuculuğu feodal teşkilâtlanma gibi, bağımsız hücreler üstüne kurulmuş bir yapıdır. (…) İmparatorluğun zengin Romalısının familia’sı sanat koruyuculuğunun belirmesine en elverişli yapıdaydı. Zaten sanat koruyuculuğu (mécénat), ismini Augustus’un dostu ve Horatius’un koruyucusu Maecenas’ınkinden almıştır. Fakat sanat koruyuculuğu özellikle prenslerin, kralların veya papaların saraylarında gelişmiştir. (…) Devlet koruyuculuğu, çağlar boyunca az çok muntazam ödenek ihsanları veya İngiltere’de “poet laureate”, Fransa’da “Kralın vakanüvisi” benzeri resmî görevler vererek uygulanmıştır. (…) Bu anlamda koruyuculuk yanında, bir de edebiyat pazarına etki yaparak, yazara başka türlü ümit edemeyeceği gelirler sağlayan dolaylı koruyuculukların varlığına işaret edilebilir. Bir hükümet bu şekilde genel kitaplıklar ve propaganda servisleri için, bir eserden büyük miktarda sipariş edebilir. Bununla beraber en fazla kullanılan metot, ismi büyük parası az edebiyat ödülleriyle yazara fazla satış yaptırıp gelirini arttırmaktır. (…) Mısırlı yazar Taha Hussein meseleye gerçek iktisadî anlamını vermiştir: “Burada namuslu olmayan bir pazarlık vardır: Yazar, koruyucunun verdiği altını ve parayı aldıkça harcar; yazar, ona hiçbir şekilde harcanamayacak sanatını veya düşüncesini vermektedir.” (…) (Robert Escarpit, “Edebiyat Sosyolojisi”, Çev: Ali Türkay Yazıcı, Remzi Kitabevi, 1968, ss. 50-53)

(…)

“Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim. (Zafer Yalçınpınar, 2009)


Edebiyat ödüllerindeki haksızlıkları ve kötücül görünümü 10 yıllardır şu adreste ifşa ediyoruz, mutlaka incelemelisiniz: http://evvel.org/evvel-fanzin-tum-edebiyat-kahyalarina-karsidir


Nis
02
2018
0

“Nisan” taifesi ve neşriyatları…


2010 yılından bu yana her Nisan ayında, “Nisan” dergisini ve yayınevini hatırlatmakta “sıkı/sahici edebiyat” kavramını hatırlatmak kadar fayda ve önem buluyorum. Efsanevi “Nisan” dergisi ve yayınevi hakkında aşağıdaki bağlantılar incelenebilir;

Nisan Dergisi/Yayınevi Hakkında
http://evvel.org/nisanda-nisan-dergisi-ve-yayinevi

Nisan Dergisi/Yayınevi’nin Kapak Tasarımları
http://zaferyalcinpinar.com/nisankapaklari.pdf

EVV3L’in “Nisan Dergisi/Yayınevi” İlgileri
http://evvel.org/ilgi/nisan-dergisi


Mar
18
2018
--

“Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı” (Alfred de Musset)

(…)

(…)

Alfred de Musset
“Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı”
Çeviren: Oktay Rifat ve Orhan Veli
Kırmızı Kedi Yayınevi, Mart 2018, s. 31

Mar
17
2018
--

An. “bir zamanlar, bir”

An. “bir zamanlar, bir”
izlemek/dinlemek için:
https://youtu.be/ACUphjsz9ik


Doğaçlama grubu An., Tayfun Polat’ın lokomotifliğinde 23 yılı geride bıraktı. Her seferinde ayrı bir kadroyla çalan An.’ın yaklaşık 10 yıl sonra tekrar biraraya gelmesinin sebebi öncekilerden farklı. Elektrik gitarda Rammy Roo, elektrik basta Özün Usta ve oyuncaklarda Murat Mrt Seçkin’in ürettiği müzikler üzerine Tayfun Polat 2017 kışında çıkan son şiir kitabı ‘bir zamanlar, bir’i kargART canlıkarga serisinde düzenlenen Seretonin Gecesi’nde okudu.


Tayfun Polat, bir zamanlar, bir
Eylül 2017, 40 Sayfa, Şiir

Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir

Mar
09
2018
--

Üvercinka Dergisi’ne -şiirsel/kişisel- Veda

 

Üvercinka Dergisi‘ne ilk kez, 2014 yılında, Heybeli’de Kış Mevsimi adlı şiirimle katılmıştım. Mart 2018 tarihli 41. sayıyla birlikte Üvercinka’da son kez… Üç Dörtlük (Kış Adası) adlı şiirimle yer alıyorum. Dört yıl boyunca şiirlerimi ve yazılarımı yayımlayarak bana, savunduğum konulara ve imgelemin özgürleşmesi gayretlerine destek veren, Üvercinka’yı devam ettirerek mevcut edebiyat aurasına sıkılığın, emeğin, dilin, hakikatin ve entelektüel bilginin/donanımın gücünü gösteren Sn. Seyyit Nezir‘e çok teşekkür ederim.” (Zy)

EVV3L kapsamında yayımlanan “Üvercinka Dergisi” başlıklı ilgileri aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz:

1/ http://evvel.org/?s=Üvercinka&x=0&y=0
2/ http://evvel.org/page/2?s=Üvercinka&x=0&y=0

 


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine, şiir kitaplarına ve poetika çalışmalarına http://zaferyalcinpinar.info adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
03
2018
--

Turhan Günay’a Zorunlu Bir Açık Mektup (Seyyit Nezir)


Üvercinka Dergisi, Sayı:41, Mart 2018
Yazıyı okumak için: http://bit.ly/turhangunay


Üvercinka Dergisi, Sayı:41, Mart 2018
Yazıyı okumak için: http://bit.ly/turhangunay


Şub
28
2018
--
Şub
26
2018
--

“Murat Belge ve çevresi, onu bunu ilgili ilgisiz suçlayacağına biraz ‘utanma kültürü’ edinse daha iyi olmaz mı?” (Taylan Kara)

Taylan Kara, tüm haklılığıyla soruyor: Murat Belge ve çevresi, çevresinin çevresi, “linç kültürü” ezberiyle onu bunu ilgili ilgisiz suçlayacağına biraz “utanma kültürü” edinse daha iyi olmaz mı: http://haber.sol.org.tr/yazarlar/taylan-kara/cubbeli-murat-belge-hocaefendinin-muritleri-icin-linc-nedir-ve-utanma-kulturu

“(…)Bu topraklarda alçaklığın yerel tarihinin oluşmasına bizzat katkıda bulunan ateşli gönüllülere en küçük bir eleştiri getirildiğinde “vay linç var” diye karşı çıkan bir liberal güruhla karşı karşıyayız. Bu kişiler, hiçbir zaman eleştirinin içeriğini tartışmıyor. İçeriği görmüyorlar bile. Belge Hocaefendi Hazretleri’nin ne kadar eğitimli, iyi, yüce ve entelektüel, buna karşın eleştirenlerin ne kadar sorunlu (kıskanç, kindar, nefret dolu, it, utanmaz vb.) olduğundan bahsedip eleştirinin önünü tıkıyorlar.(…) ”
Taylan Kara, 23/02/2018, soL portal

Yazının tam metnine http://haber.sol.org.tr/yazarlar/taylan-kara/cubbeli-murat-belge-hocaefendinin-muritleri-icin-linc-nedir-ve-utanma-kulturu adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: Taylan Kara’nın soL’da yayımlanan 23/02/2018 tarihli bu yazısının ardından Ali Nesin’in inşaat kankası Sevan Nişanyan, Taylan Kara’yı hedef göstererek ölümle tehdit etti: https://odatv.com/nisanyandan-murat-belgeyi-ve-ali-nesini-elestiren-yazari-tehdit-25021808.html

Şub
11
2018
--

Çeviri/Şiir: “Sonbahar” (Humbert Wolfe)

Çeviren: Duygu Gündeş
Üvercinka Dergisi, Sayı:40, Şubat 2018
(Not: Bu şiir Türkçe’deki ilk Humbert Wolfe çevirisidir.)


Duygu Gündeş‘in diğer çevirilerine ve edebiyat çalışmalarına
http://duygugundes.info adresinden ulaşabilirsiniz.


Şub
10
2018
--

Gramafonia – Global Bando (Prod. by Moris Lanka)

Ayrıca bkz: https://soundcloud.com/gramafonia

Şub
10
2018
--

“Ali Enver Ercan’ın Erdem Şifreleri” (Cezmi Güntay)

Cezmi Güntay tarafından kaleme alınan ve Üvercinka Dergisi’nin
Şubat 2018 tarihli 40. sayısında yayımlanan “Enver Ercan’ın Erdem Şifreleri”
başlıklı yazıyı http://bit.ly/enverercan adresinden okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz: http://evvel.org/ilgi/enver-ercan


Şub
04
2018
0

Kuzgun Acar’ın tüm yontularında “çığlık” vardır.

4 Şubat 1976′da vefat eden
sıkı yontucu Kuzgun Acar’ı özlem ve saygıyla anıyoruz…


EVV3L kapsamında yayımlanan Kuzgun Acar ilgilerinden bazılarının bağlantı adresleri aşağıdadır:

1967’den 1988’e Kuzgun Acar’ın Türkiye Rölyefi
http://evvel.org/1967den-1988e-kuzgun-acarin-turkiye-rolyefi

Kuzgun Acar’a İşaret Etmek İçin 16 Neden
http://zaferyalcinpinar.com/k10.html

Kuzgun Acar hakkında kupürler…
http://evvel.org/kuzgun-acar-hakkinda-kupurler

Kuzgun Acar Portresi (Burhan Uygur)
http://evvel.org/kuzgun-acar-portresi-burhan-uygur

KUZGUN ACAR’IN ESERLERİ SATIŞA ÇIKARILMASIN!
http://evvel.org/kuzgun-acarin-eserleri-satisa-cikarilmasin

Kuzgun Acar’ın “Haşim İşcan” Heykeli
http://evvel.org/kuzgun-acarin-hasim-iscan-heykeli

M. Aksoy’un “İnsanlık Anıtı” ve K. Acar’ın “Türkiye” Rölyefi
http://evvel.org/m-aksoyun-insanlik-aniti-ve-k-acarin-turkiye-rolyefi

Kuzgun Acar’ın desen defterinden…
http://evvel.org/kuzgun-acarin-desen-defterinden

Kuzgun Acar’ın Maskları Satıldı!
http://evvel.org/pes-ozgur-tiyatro-bugun-490000-tl-ediyor

Kuzgun Acar’ın İlk Yapıtı, Bir Yorum, Bir Soru ve İki Not!
http://evvel.org/kuzgun-acarin-ilk-yapiti-bir-yorum-bir-soru-ve-iki-not

Kuzgun Acar’ın Yontuları
http://evvel.org/kuzgun-acar-heykelleri

Allah’ın Kuzgun Bir Kuludur.
http://zaferyalcinpinar.com/s54.html

Kuzgun Acar’ın Maskları
http://evvel.org/kuzgun-acarin-masklari

Kuzgun’un Yeri (1972)
http://evvel.org/kuzgunun-yeri-1972

Marmara Adası ve Kuzgun Acar
http://evvel.org/marmara-adasi-ve-kuzgun-acar


Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Kuzgun Acar” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kuzgun-acar adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
26
2018
--

Topuz Hikmet’in çizdiği Fenerbahçe Amblemi’nin hikâyesi ve anlamı…

Cem Atabeyoğlu’nun makalesi’nden…
“Yıllarboyu Tarih”
Dergisi, 1979, Sayı: 2, ss. 42-45
(‘Yıllarboyu Tarih’ adlı derginin sahibi; Erol Simavi,
Genel Yayın Yönetmeni ise Çetin Emeç’tir.)


Ayrıca bkz: http://evvel.org/santrfor-yasar-yalcinpinar-1914-1998


Hamişler:

1/ İlgili kupürü bulup EVV3L takipçileriyle paylaşan sıkı dost (ve efemeratik araştırmacı) H. Can Yücel‘e çok teşekkür ederiz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerine http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
20
2018
--

“Çimen” (Carl Sandburg)

CARL SANDBURG
Çeviren: Duygu Gündeş
Üvercinka Dergisi, Sayı:39, Ocak 2018

Oca
12
2018
--

Temaşa 2017

Sağolsun, Ahmet Yıldız, gercekedebiyat.com adlı web sitesi kapsamında 2017’nin kültür-sanat aurasını değerlendirmek niyetiyle -ve ayrıca, temaşa yaratmak maksadıyla- bir kültür-sanat soruşturması düzenledi. Soruşturmanın tam metnine http://gercekedebiyat.com/haber-detay/azerbaycan-ve-turkiyeden-yazarlara-yeni-yilda-edebiyat-sorusturmasi/3050 adresinden ulaşabilirsiniz. Bendeniz Zafer Yalçınpınar’ın soruşturmaya verdiği cevaplar ise aşağıda yer alıyor.

İyi okumalar dileriz…


Gerçek Edebiyat: “2017 yılında Türkiye’de sanat ve edebiyat ortamını nasıl değerlendirirsiniz?”

Zafer Yalçınpınar: “Ben karamsarım. Son 15 yıldaki düşüş yöneliminin 2017’de de -bu sefer daha keskin inişlerle, bir uçurumda- devam ettiğini görüyorum. Edebiyat ve sanat ortamındaki aktiviteler vasatî bile değil. Bırakın geleceğe uzanan ve yenilik içeren bir vizyona ya da kilometre taşlarına ulaşmayı, geriye gidildiğine ve yozlaşmanın büyük bir hızla zirve yaptığına inanıyorum. Günahım kadar sevmediğim şu FMCG(hızlı tüketim pazarı-süpermarket) dergileri bile icra ettikleri popülizme rağmen zerre kadar bir başarı elde edemeyecek derecede zayıfladılar, yozluğun boyalı afişlerini oluşturdular: Edebiyat-sanat ortamında müthiş bir içerik ve töz sorunu var. Enflasyonist ekonomi ortamı gibi, gerçekte bir karşılığı olmayan girişimlerle, yalanlarla ve sahici olmayan, tözsüz içeriklerle kendilerini var kılmaya çalışıyorlar… 2017’de olumlu gördüğüm tek şey; neoliberal çığırtkanların ve emperyalist işbirlikçilerin azıcık geri çekilmesi, sahipsiz kalması ve bu çığırtkanların -Nihat Genç tarafından vurgulanan hikâyedeki gibi- birer ‘boş bidon’ olduğu vahametinin bilinçli okur tarafından anlaşılmasıdır. Ama bu durumsal avantaj ve geçici konumlandırma da yeterli değil. Edebiyat-sanat aurasında içerik gelişimi ile kalb ve vicdan yolundaki hakikat mücadelesinin artması gerekiyor. Dilbilim felsefisine, dilbilimsel çalışmalara yoğunlaşıp edebi açılımları ve çeşitlemeleri geliştirmek, ‘boş bidonlar’ın zarar verdiği, yok etmeye çalıştığı edebiyatımıza ve sanat auramıza saygınlığını geri kazandırmak gerekiyor. Bunun da tek yolu okumak, anlamak, araştırmak ve düşünmektir!”

G.E.: “Şiirimiz, romanımız, öykümüz ne durumdaydı?”

Z.Y.: “Şiir alanında, bunca yaşanan olaya ve ifşaata rağmen, yeni sinsiyet tipolojisi ve masonik oligarşi hâlâ tahakküm enstrümanlarını rahatça kullanabiliyor; hâlâ yüzsüzce ve utanmazca sağda solda, mikrofon arkalarında, kamera önlerinde, gazetelerin sayfalarında büyük manşetlerle endam gösterebiliyorlar, gerdan kırabiliyorlar… Bu sinsi tipoloji nedeniyle en çok yozlaşan, umarsızlaşan, duygusuzlaşan, en uyduruk, en içeriksiz ve en etkisiz kitapların üretildiği edebiyat alanı -maalesef- şiirdir… (Hâlbuki tam tersi olmalıydı; çünkü şiirin ve sözün erdemi bizim coğrafyamızla, felsefemizle ve tarihimizle birlikte kadimdir, yücedir, kutludur.) Romanda -zaten- vahşi piyasa koşulları geçerli; sıcak para için yazılan, yapılan içeriksiz ve tuhaf işler… Neresinden bakarsanız bakın büyük bir çevre kirliliği; kâğıt israfı, gereksiz enerji veya yakıt kullanımı, fazladan karbon salınımı ve zehirli kimyasal atıklar… (Bununla birlikte, bazı büyük yayınevlerinin hakkını yememek lazım; 2017’de çeviri roman alanında özel bir gayret ve başarı görüyorum. Bu senenin çeviri romanları dilimiz için güzel ve sıkı kazanımlardır.) Öykü alanındaki gayretleri –bir iktisadı olmasa bile- ise en samimi gayretler olarak fark ediyorum. Öykünün bugünü ve geleceği şiir kadar karanlık değil. Hâlâ umut veya güç var öyküde… Yeni ve genç öykücüler fena insanlar değil, en azından vizyon sahibi olmaya çalışıyorlar, emek veriyorlar.”

G.E.:2018 için bir öneriniz var mı?”

Z.Y.: Eşyaya benzememek; okumakta, düşünmekte ve anlamakta ısrar etmek! Emek vermek; insan olmak, insan kalmak! Ayrıca, içerisinde yaşadığımız coğrafyanın ve tarihin haysiyetini ön-plana çıkarmamız çok önemli… Edebiyatın ve sanatın haysiyetini sürekli aklımıza getirmemiz gerekiyor! Haysiyetsizlerle, kendisine, coğrafyasına ve tarihine saygı duymayan sinsi emperyalist işbirlikçilerle her alandaki mücadele artmalı ki kültürel auradaki içerik ve bağlam sorunu düzelebilsin; insanlık -silkinip- son 10-15 yılda yaratılan neoliberal illüzyondan uyansın, ayılsın ve kendine gelebilsin… Bu son söylediğim, ivedi ve elzemdir!

3 Ocak 2018
gercekedebiyat.com


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın özgeçmişine http://bit.ly/zykimdir adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Yalçınpınar’ın tüm kitapları ise şu adreste yer alıyor: http://zaferyalcinpinar.info

Oca
11
2018
--

Afrika dahil: “Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması” (9 Ocak 2018, CKM-Kadıköy, Tam Metin)

Zafer Yalçınpınar
Cemal Süreya Anma Etkinliği, 9 Ocak 2018
Caddebostan Kültür Merkezi-KADIKÖY


Konuşmanın pdf dokümanı biçimini
http://bit.ly/cemalsureya2018 adresinden arşivleyebilirsiniz.


“Çok daha kalabalık toplulukların karşısında hiç heyecanlanmadan çeşitli konuşmalar gerçekleştirmiş olmama rağmen bugün, burada, son derece heyecanlıyım. Demin, sizin oturduğunuz koltuklardayken bu durumun nedenini düşündüm.  Çünkü, Cemal Süreya -tıpkı Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Ece Ayhan gibi- çok büyük bir şairdir! İnanmasanız da fark etmeseniz de büyük ve küçük şairler vardır! Böyle bir ayrım vardır! Cemal Süreya büyük bir şair olduğu için, bugün, burada, çok heyecanlıyım!

Her şeyden önce, Cemal Süreya’nın Ece Ayhan ve Sezai Karakoç’la birlikte 1950’li yılların ortasında Türk Şiiri’ndeki aurayı değiştiren ve ‘İkinci Yeni’ ismini verdikleri yenilikçiliğin kurucusu olduğunu hatırlatmak, yani Cemal Süreya’nın ve arkadaşlarının Türk Dili üzerinde yeni bir duygu-durum, yeni bir şiirsellik oluşturduğunu söylemek, vurgulamak gerekiyor. Bu yeniliğin hem okurda hem de diğer -küçük, büyük- şairlerde karşılığı olmuştur ve söz konusu yenilik bir şiir akımına dönüşmüştür. Bu yeni şiirin özellikleri nelerdi… Neden bu kadar sevildi… Neden hâlâ çok büyük bir içtenlikle ve samimiyetle takip ediliyor! Bu büyüklüğü iyice düşünmek ve analiz etmek gerekiyor…

Cemal Süreya ve kendisinin “Güvercin Curnatası” olarak tanımladığı ikinci yeni akımı ne yaptı, neyi değiştirdi… 1950’li yıllarda dünya şiirinden çeviriler yaparak 2. Dünya Savaşı sonrası dünyada oluşan yeni hümanizmin duygu-durumunu, yeni şiirsel dili anlamaya ve Türkçe’ye aktarmaya başladılar. O dönemde Türkçe’de garip akımı kasırgası esiyordu. Garip akımı şiire sadeleşme ve imgede basitleşme getirmişti. Bu durum hikâyelemeci ve biraz da kuru bir şiir ve söylem ortaya çıkarmıştır. Cemal Süreya ve arkadaşları bu sade şiir dilini daha sofistike bir hâle çevirmek, şiir dilini ileriye taşımak için imgelemin güçlenmesini sağladılar. İmgelemin özgürlüğüne inandılar. Karmaşık bir yapıydı bu, ancak imgesel olarak dili geliştiren, Türk Dili’nin imgesel alan derinliğini arttıran ve genişleten bir söyleyiş, bir tını buldular. Zarif, tabii ki modern ve çok ama çok kuvvetli bir şiir oluşturdular. Öyle ki 80’lerin ve 90’ların şairleri bu akımın gölgesinde kalmışlardır! İkinci yeni öyle güçlüdür ki 80’lerin ve 90’ların şairlerini gölgede bırakmıştır! Bugün, 60 sene sonrasında bile bu hakikati görmeliyiz, kabul etmeliyiz artık!

İkinci yeni şiiri geleceğe uzanan, güçlü bir şiirdir! Bir zamanlar, bir edebiyat soruşturması kapsamında bir çakma profesör çıkıp ikinci yeni akımının etkisini kaybettiğini mırıldanmış, bir zamanlar… Bu mutat zevat hiçbir bilimsel açıklamaya, dahası poetikaya değinmeden niyet belirtmeye veya kendince, kendi çetesine ümit vermeye kalkmıştır. Bu komediyi gördüğümde emin oldum: 80’lerin, 90’ların bu şair profesörleri ve bağlı çeteleri acz içinde, ikinci yeninin büyük şiirinin gölgesinde kalmıştır! Çakma şairler acz içindedir bugün…

Sonuçta, hâlâ, burada, bu toplulukta, Türkçe’ye baktığımızda, zamanların sonunda, Cemal Süreya ve arkadaşlarının şiiri, yürürlükte olan baskın ve en güçlü şiir akımıdır… Geleceği belirlemektedir ve geleceğe uzanmaktadır. İkinci yeni şiiri yürürlükteki dili imgesel olarak geliştirmekte, tahayyül gücüne güç katmakta ve şiir dilini etkilemektedir; son derece de kuvvetlidir, etkindir ve insanlığı sürekli geliştirmektedir! Cemal Süreya’nın “Üvercinka” adlı şiirinde ifade ettiği gibi: “Afrika dahil!”

Zafer Yalçınpınar, 9 Ocak 2018
Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması’nın tam metni…

Caddebostan Kültür Merkezi-Kadıköy



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Poetika Çalışmaları’na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
01
2018
--

Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama // Altıncı Bölüm // ‘Şimdi Sevişme Vakti’ şiirleri üzerine… // 7 Aralık 2018 Pazar // NHKM, Kadıköy

Sait Faik’in edebiyatına ve yaşamına dair yeni bulgular ile bakış açıları elde etmek amacıyla, Sait Faik Müzesi çevresince gönüllülük esasında yürütülen “Sait Faik Araştırma Atölyesi” çalışmalarının altıncı bölümü 7 Ocak 2018 Pazar günü, Kadıköy-Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde devam ediyor…

7 Ocak’ta, 14.00-18.00 saatleri arasında, Kadıköy-Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde yürütülecek atölye çalışmalarında, Sait Faik’in “Şimdi Sevişme Vakti” adlı şiir kitabı kapsamında bir oturum gerçekleştirilecek ve elde edilen bulgular ile kavramsal ilişkiler, Sait Faik Odaklı Bilişsel Harita ve diğer türev haritalara eklenecektir.

Türkiye’de, edebiyat alanına yansıyarak Sait Faik odağında gerçekleştirilen ilk “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgilere http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Moderasyon: Şükret Gökay


Bilişsel Haritalama; belli bir konuyu odak alan öznel algıların birleşimi ile kavramlar, olgular, unsurlar arasında kurulan nedensellik ilişkilerini (nedenselliğin derecesini ve etkileşim yönünü) ortaya çıkarmaya yarayan bir grafik temsil/analiz yöntemidir.

Atölye çalışmaları kapsamında, şu ana kadar 33 katılımcının ortak uygulamalarıyla hazırlanan dört adet bilişsel harita taslağı bulunmaktadır. Çalışmalar sonucu elde edilen kavramlar ve kavramlar arası ilişkiler, yaklaşık 200 unsurdan oluşan ve atölye katılımıyla birlikte sürekli genişleyen/büyüyen Sait Faik Odaklı Bilişsel Harita’ya eklenmektedir.

Üzerinde çalışılan bilişsel haritaların listesi aşağıdadır.

  • Sait Faik Odaklı -büyük- Bilişsel Harita (200 kavram/unsur)
  • ‘Lüzumsuz Adam’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (36 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/luzumsuzadambh linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Papaz Efendi’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (23 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/papazefendibh linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Mektup’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (51 kavram/unsur). Haritaya  http://bit.ly/mektupbh  linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Son Kuşlar’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (33 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/sonkuslarbh linkinden ulaşabilirsiniz.

Moderasyon: Şükret Gökay

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi şurada;
https://goo.gl/maps/4thmKj8YpJq

Facebook Etkinlik Bağlantısı:
https://www.facebook.com/events/174659899799231/

6 Ocak 2018 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nden kupür…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
01
2018
--

Özet: “2017 Atraksiyonları” (Zafer Yalçınpınar)

İNCELEMELER

Sait Faik’in Şiirlerine Dair Önemli Bulgular
http://bit.ly/saitfaiksiirleri

Dağlarca’nın Şiirlerindeki Sonsuzluk
http://bit.ly/daglarcasonsuzluk

Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı
http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

Neo-liberalizm’in Kötü Yolu
http://bit.ly/kotuyol

Kültür-Sanat Dergiciliği’nin Hızlı Tüketim Pazarı
http://bit.ly/FMCGdergileri

Sonsuz-Şiirsel Sözlükler Tahayyülü
http://evvel.org/kargaca-sonsuz-siirsel-sozlukler-
tahayyulu-zafer-yalcinpinar

Efemera Nedir?
http://evvel.org/efemera-nedir


TARİHİNSANCISI
YAYINpasaj69, Şubat 2017, Şiir Kitabı
Okumak için: http://bit.ly/tarihinsancisi


ŞİİRLER

Unutucu
http://bit.ly/unutucu

Konumlandırma
http://bit.ly/konumlandirma

Su
http://evvel.org/siir-su-zafer-yalcinpinar

Tenha
http://evvel.org/siir-tenha-z-yalcinpinar

Sıra Bekleyenlerin Şarkısı
http://bit.ly/bekleyenler


SÖYLEŞİ

Şiirsel Konumlandırma Gayretlerine Dair…
http://evvel.org/soylesi-siirsel-konumlandirma-
gayretlerine-dair-ozge-aksoy-serdaroglu-zafer-yalcinpinar


BULUNTULAR

http://evvel.org/category/buluntu-efemeralar
http://evvel.org/category/buluntu-efemeralar/page/2


Meşhur Manyaklık!
Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı (2006-2017)
bkz: http://bit.ly/zypalmanak


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın özgeçmişine http://bit.ly/zykimdir adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Yalçınpınar’ın tüm kitapları ise şu adreste yer alıyor: http://zaferyalcinpinar.info

Ara
23
2017
--

Araştırma/Makale: “Sait Faik’in Şiirlerine Dair Önemli Bulgular” (Zafer Yalçınpınar)

2014 yılından günümüze ‘Sait Faik Araştırma Atölyesi’ kapsamında Sait Faik’in yaşamına ve eserlerine dair çeşitli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bu doğrultuda Sait Faik’in kaleme aldığı şiirlere ilişkin bazı bulgulara ulaştık ve söz konusu bulguları Sait Faik okuyucusuyla/araştırmacısıyla paylaşmaktan gurur duyuyoruz.

İlkin, Sait Faik’in şair yönüne ilişkin birkaç ifadeyi öncül olarak dikkate almak gerekiyor. Ece Ayhan, birçok yazısında Sait Faik’ten “Çakır Hikâyeci” olarak bahseder. [1] ‘Çakır Hikâyeci’ benzetmesinin ardındaki birincil anlamın Sait Faik’in bakışları ya da göz rengiyle/yüz ifadesiyle -ve sürdüğü bohem yaşamıyla- sürekli çakırkeyif bir görüntü sergilemesi olduğu düşünülebilir. Ancak, Ece Ayhan bu benzetmeyi Sait Faik’in ‘yarı hikâyeci-yarı şair’ olduğunu iddia ederek açıklamıştır. Bununla birlikte, Ece Ayhan, ikinci yeni şiir akımının tümünü ima ederek, Sait Faik’in ‘Alemdağ’da Var Bir Yılan’(1954) adlı kitabı ile Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘Çocuk ve Allah’(1940) adlı kitabından doğduklarını söylemiş, bu iki esere verdiği önemi kendi varoluşuyla ve ikinci yeni şiir akımının poetikasıyla vurgulamaya çalışmıştır. Gerçekten de Sait Faik’in ‘Alemdağ’da Var Bir Yılan’ adlı kitabındaki hikâyelerin anlatım tarzı son derece şiirseldir: Bu hikâyeler neredeyse ‘düzyazı şiir’ olarak tanımlanan biçemle eşleşecek kadar yoğun bir şiirsel dil ve imgesel alan derinliği içerir.

 


“Şimdi Sevişme Vakti”, Sait Faik, Yenilik Yayınları, 1. Baskı, 1953

 

‘Şimdi Sevişme Vakti’, Sait Faik’in yayımlanmış ilk ve tek şiir kitabıdır. Kitap, ilkin 1953 yılında Yenilik (Aylık Fikir ve Sanat Gazetesi) çevresinin kurduğu Yenilik Yayınları tarafından basılmıştır. (Yenilik Yayınları o yıllarda Nurullah Ataç, Cahit Külebi, Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Salâh Birsel’in eserlerini yayımlamaktadır.) ‘Şimdi Sevişme Vakti’nin ilk baskısının Varlık Yayınları’ndan değil de Yenilik Yayınları’ndan gerçekleşmesi Sait Faik’in özellikle “şiir” konusunda Yaşar Nabi Nayır’la ayrışmasının önemli bir göstergesidir. Sait Faik, şiirlerini yayımlatmak için Varlık Dergisi’ne ve Yaşar Nabi Nayır’a güvenmemektedir. Bu güvensizliğin ardında birçok sebep vardır ancak en önemlisi Yaşar Nabi Nayır’ın ‘Güdümlü Edebiyat’ başlığını savunarak yenilikçi genç şairlere, yazarlara ve yeni neslin fikirlerine karşı takındığı olumsuz, itici ve statükocu tavırlardır. Zaman zaman Oktay Rifat’in ve Orhan Veli’nin de işbu tavırlarından ötürü Yaşar Nabi Nayır’ı kınadığı ve bir süreliğine Varlık Dergisi’nden -Sait Faik’i de ikna ederek, birlikte- uzak durduğu bilinmektedir.[2] Daha sonraki yıllarda Yeditepe Dergisi ile Seçilmiş Hikâyeler Dergisi çevresi, Varlık Dergisi-Yaşar Nabi Nayır’ın statükocu tavırlarına karşı kesenkes ve şiddetli bir cephe oluşturmuştur. [3]

Sait Faik’in 11 Mayıs 1954 tarihindeki vefatının ardından, 1954 yılının Temmuz ayında yayımlanan Varlık Dergisi’nin 408. sayısı, “güdümlü edebiyat” tarihimizin kötücüllüğü açısından çok önemli bilgiler ve belgeler taşımaktadır. Yaşar Nabi Nayır, kendisine gelen eleştirilere ve baskılara dayanamamış, zorunlu açıklama mahiyetinde “Sait Faik İçin Notlar ve Sait Faik’in İlk Şiirleri” başlığı altında uzun bir yazı kaleme almıştır. Yazıda, Sait Faik’in Yaşar Nabi Nayır’a gönderdiği ilk şiirler olumlu-olumsuz yönlerden eleştirilmekte ve Sait Faik’in mektubuyla birlikte paylaşılmaktadır. İşbu yazı kapsamında paylaşılan Sait Faik şiirleri, “Evime Dönüyorum” ile “Hasretimin Bittiği ve Başladığı Yer” adlı şiirlerdir. Her iki şiir de ‘Şimdi Sevişme Vakti’nin 1953’ten günümüze uzanan baskılarında bulunmamaktadır.[4] Yaşar Nabi Nayır, Temmuz 1954’teki söz konusu yazısında Sait Faik’in yaşantısını ve mizacını da çokça eleştirmektedir.

 


Varlık Dergisi, Temmuz 1954, Sayı:408, s.5

 

Bununla birlikte, Varlık Dergisi’nin Temmuz 1954 tarihli 408. sayısını asıl önemli kılan şey, dergide ilk kez yayımlanan “Yarı Belimiz” [5] adlı şiirdir. “Yarı Belimiz”, ancak Sait Faik’in vefatından sonra yayımlanabilmiştir! Bu şiir, Yaşar Nabi Nayır’ın Sait Faik hakkındaki yazılarından ayrıksı olarak derginin 5. sayfasında yer almıştır. Şiirin editöryal olarak Yaşar Nabi Nayır tarafından bir süre “bekletildiği-ötelendiği” anlaşılmaktadır! Daha da önemlisi şudur; “Yarı Belimiz” adlı şiir (çok büyük bir ihtimalle Sait Faik’in isteği/vasiyeti dışında!) ‘Şimdi Sevişme Vakti’nin 1958 yılında Varlık Yayınları tarafından gerçekleştirilen 2. baskısında yer almakta ve günümüze uzanan 1970-2000 yılı Bilgi Yayınevi baskıları ile 2014 ve sonrası İş Bankası Kültür Yayınları’nın  yeni baskılarında da (hiçbir editöryal not ya da uyarı içermeden) bulunmaktadır! Üstelik, ‘Şimdi Sevişme Vakti’nin Varlık Yayınları’ndan gerçekleşen 1958 yılındaki 2. baskısının hiçbir yerinde “2. Baskı” gibi bir ifade de yazmamaktadır! Şimdi Sevişme Vakti, Varlık Yayınları tarafından -Sait Faik’in ölümünden yaklaşık 4 yıl sonra- ilk kez yayımlanmış gibi sunulmuştur! Bu durum, tıpkı Sait Faik’in ölümünün ardından Sait Faik Öykü Ödülü’nün icat edilmesi gibi son derece talihsiz bir durumdur; güdümlü edebiyatın kötücül hilelerinden biridir!

 


“Şimdi Sevişme Vakti”, Sait Faik, Varlık Yayınları, 2. Baskı, 1958

 

Sait Faik’in ‘Şimdi Sevişme Vakti’ adlı şiir kitabının eski baskılarında(Yenilik, Varlık, Bilgi, İş Bankası Yay. baskılarında) yer almayan iki şiirin daha farkına vardık. Bu şiirlerden ilki “Sanki Burda Değilim” [6] adlı şiirdir. Şiir, Muzaffer Uyguner’in 1988 yılı Sait Faik Müzesi arşiv-envanter tasnifine göre 99 numaralı kayıttır. Varlığının farkına vardığımız ancak henüz tam metnine ulaşamadığımız bir şiir ise “Aleko”[7]dur. Sait Faik’in ‘Aleko’ adlı şiiri, en eski İstanbul meyhanecilerinden biri olan ‘Aleko’ya ithafen kaleme aldığı düşünülmektedir. Bu şiirin, Sait Faik tarafından -kendi imkânlarıyla- yayımlanan ‘Semaver’ adlı öykü kitabının 1936 yılındaki ilk baskısının kapağında bulunduğu tahmin edilmektedir.

Sonuçta, Sait Faik’in şiirlerine ve şairane yaşamına dair araştırmalarımız sürüyor… Sait Faik’in tüm dostlarını ve sıkı şiir/sıkı edebiyat okurunu araştırmalarımıza destek vermeye davet ediyoruz.

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar
Kasım 2017


[1] “Ece Ayhan-Şiirin Bir Altın Çağı”, YKY, 1993, ss.124-128

[2] Olumsuzlama ifadesi, Oktay Rifat tarafından Yeditepe Dergisi’nin yayın yönetmeni olan Hüsamettin Bozok’a gönderilen mektuplarda (1953-1955) açıkça görülmektedir. (Bkz: “Oktay Rifat İçin”,  Sempozyum+Belgeler, Hazırlayan: Güven Turan-Yücel Demirel, Temmuz 1999, YKY)

[3] Tahir Alangu’nun hazırladığı “Sait Faik için” adlı armağan/derleme kitap 1956 yılının Nisan ayında Yeditepe Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Bununla birlikte, ‘Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’ de 1955 yılında Sait Faik için iki cilt oylumunda özel sayı yayımlamış ve Varlık Dergisi ile Yaşar Nabi Nayır’ın ‘Güdümlü Edebiyat’ adına icat ettiği Sait Faik Öykü Ödülü’nü kapsamlı olarak eleştirmişlerdir. Sait Faik Öykü Ödülü/Yarışması günümüzde hâlâ sürdürülmektedir.

[4] 2003 yılında Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı ve YKY tarafından yayımlanan “Şimdi Sevişme Vakti ve Diğer Şiirleri” adlı kitapta, söz konusu iki şiir “Diğer Şiirler” bölümünde yer almaktadır.

[5] “Yarı Belimiz” adlı şiirin önemini vurgulayan, işaret eden ve araştırma atölyesi kapsamındaki bulgulara ulaşmamızı sağlayan Şükret Gökay’a çok teşekkür ederim. Ayrıca, Varlık Dergisi’nin Temmuz 1954 tarihli yazısını vurgulayan, işaret eden ve hikâyeci Mahmut Makal ile kapsamlı bir söyleşi gerçekleştiren Tekin Deniz’e de çok teşekkür ederim.

[6] Bkz: “Sait Faik-Bitmemiş Senfoni”, Hazırlayan: Muzaffer Uyguner, Bilgi Yayınevi, 1988, s.127. (2003 yılında Sevengül Sönmez’in yayıma hazırladığı ve YKY tarafından yayımlanan “Şimdi Sevişme Vakti ve Diğer Şiirleri” başlıklı kitapta, “Sanki Burda Değilim” adlı şiir “Diğer Şiirler” bölümünde yer almaktadır.)

[7]  Bkz: “Sait Faik-Karganı Bağışla”, Mektuplar, Hazırlayan: Sevengül Sönmez, YKY, 2003, s. 63


Hamişler:

1/ Makalenin -pdf dosyası biçemini- http://bit.ly/saitfaiksiirleri adresinden arşivleyebilirsiniz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com