



Dost Dergisi, Sayı: 22, Temmuz 1959, ss. 27-31
(Tam metni büyüterek okumak için sayfaların üzerine tıklayınız…)
Turgut Uyar Arşivi için: https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar




Dost Dergisi, Sayı: 22, Temmuz 1959, ss. 27-31
(Tam metni büyüterek okumak için sayfaların üzerine tıklayınız…)
Turgut Uyar Arşivi için: https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar
Soldan Sağa: Orhan Duru, İlhan Berk, Turgut Uyar,
Ceyhun Atuf Kansu, Bilge Karasu (Ankara, 1965)
Fotoğraflayan: Muzaffer Erdost
Özel Teşekkürler: Okay Taşlı
Hamiş: EVV3L kapsamındaki İlhan Berk arşivine https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.



(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız…)
Turgut Uyar Arşivi için: https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar
Hamiş: EVV3L kapsamındaki “imzalı” ilgilerin tamamına https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.
Zafer Yalçınpınar‘ın YANKI ODASI şurada:
https://www.youtube.com/channel/UC9E2wBnQTNSVuDvaFfMuzOQ
Yankı Odası‘nın 11. Bölümü’nde Tomris ve Turgut Uyar’ın Marmara Adası’nda geçirdiği tatil zamanları ile Marmara Adası’nda kaleme aldığı eserleri inceleyen özel bir yayın gerçekleştirdik. Canlı yayında adalar kültürü araştırmalarıyla tanınan H. Can Yücel konuğumuz oldu ve Uyar ailesinin arşivinde yer alan birçok efemerayı bizlerle paylaştı.
evvel.org arşivinde yer alan Turgut Uyar başlıklı paylaşımlara https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Yaz döneminde olmamız sebebiyle canlı yayınlarımız seyrekleşecek. Ekim 2024’e kadar 10 veya 15 günde 1 canlı yayın gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ekim 2024 itibariyle ise her Pazar, 23.00’da canlı yayında olacağız. Yaz dönemindeki canlı yayın tarihlerimizi ve saatlerimizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmenizi önemle rica ediyoruz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
ya da Yalçınpınar’ın YouTube Kanalı’na abone olunuz:
https://youtube.com/@zaferyalcinpinar
Hamişler:
1/ Yalçınpınar’ın kendisiyle konuşmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar
2/ Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm kitaplarına (pdf olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: https://www.zaferyalcinpinar.info
Zafer Yalçınpınar‘ın YANKI ODASI şurada:
https://www.youtube.com/channel/UC9E2wBnQTNSVuDvaFfMuzOQ
Yankı Odası‘nın 10. Bölümü’nde Turgut Uyar’ın 97. doğum gününü özel bir yayınla kutladık… evvel.org arşivinde yer alan Turgut Uyar başlıklı paylaşımlara https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Yaz döneminde olmamız sebebiyle canlı yayınlarımız seyrekleşecek. Ekim 2024’e kadar 10 veya 15 günde 1 canlı yayın gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Ekim 2024 itibariyle ise her Pazar, 23.00’da canlı yayında olacağız. Yaz dönemindeki canlı yayın tarihlerimizi ve saatlerimizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmenizi önemle rica ediyoruz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
ya da Yalçınpınar’ın YouTube Kanalı’na abone olunuz:
https://youtube.com/@zaferyalcinpinar
Hamişler:
1/ Yalçınpınar’ın kendisiyle konuşmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar
2/ Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm kitaplarına (pdf olarak) şu adresten ulaşabilirsiniz: https://www.zaferyalcinpinar.info

Geçenlerde Beşiktaş’ta bulunan Diyojen Sahaf‘ı ziyaret etme fırsatı buldum. Bu güzel auranın yaratıcısı Murat Bey, gerçekten de okurların (ya da yazarların) rahatça vakit geçirebileceği, kültür-sanat meraklılarının nefes alabilecekleri özel bir mekân tasarlamış. Burada vakit geçirirken kendimi Paris’te bulunan Shakespeare & Company‘nin İstanbul’daki kültürel yansımasının içerisindeymişim gibi hissettim. Mekânda bir edebiyatçıyı, sanatçıyı veya kitapseveri etkileyecek birçok öğe var, fakat beni en çok etkileyen şey Diyojen Sahaf’ın duvarlarında yer alan replikalar oldu. Şairlerin kendi el yazılarıyla, imzalarıyla, şiir replikaları… Cumhuriyet sonrası modern şiir kapsamında hemen hemen herkes oradaydı; İlhan Berk, Ece Ayhan, Turgut Uyar… kendi imzalarıyla, el yazılarıyla ve dizeleriyle… Çok fazla detay vermeye gerek yok, gidip mekânı ziyaret etmenizi, mekânın aurasını solumanızı, bu güzel replikaları incelemenizi ve Murat Bey’le tanışmanızı öneririm. (Zy)



Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “imzalı” ilgilere https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz. Ece Ayhan arşivini https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinde, İlhan Berk arşivini ise https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinde inceleyebilirsiniz.
Zafer Yalçınpınar Koleksiyonu’ndan…
(Açık Oturum Yayınları, 1. Baskı, 1959
Turgut Uyar’dan… ithafsız ve imzalı!)
‘büyük evin ablukada olduğunu bilen ve dünyanın en güzel arabistanı’nda yaşayan… “Aklı, olguları ve şeyleri yüklerinden kurtaran” büyük şair Turgut Uyar! İyi ki doğdun! Şiirlerindeki özü anlasaydı insanlığın zihni, dünya bambaşka bir yer olurdu…’ (Zy)
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Turgut Uyar başlıklı arşiv çalışmalarını https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden inceleyebilir, diğer “imzalı” ilgilere ise https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.
Büyük Saat‘in evrendeki tik-tak seslerini duyanlar için… Turgut Uyar‘a saygıyla… özel bir yeniden-yazım projesi gerçekleştirdik. Projenin tam metnini https://www.dumensiz.net/yeniden-yazm adresinden okuyabilirsiniz.
(Bu özel projede beni yalnız bırakmayan Cem Onur Seçkin‘e çok teşekkür ederim.)
22 Ağustos 1985’te kaybettiğimiz Turgut Uyar’ı saygıyla anıyoruz…
EVV3L kapsamında yer alan Turgut Uyar ilgilerinin tamamına
https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Turgut Uyar’ın Şiir Günlüğü’nden kendi elyazısı ile… (19-8-76)
EVV3L kapsamında yer alan Turgut Uyar ilgilerinin tamamına
https://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
(…)

Atatürk Şiirleri Antolojisi’nden…
Hazırlayan: Behçet Necatigil
Türk Dil Kurumu Yayınları, 4.Baskı, 1988, s.148
“Turgut Uyar’ın ‘Göğe Bakma Durağı’ adlı efsanevi şiiri, ilk kez Yeditepe Dergisi’nin 1 Mayıs 1956 tarihli 106. sayısının 2. sayfasında yayımlanmıştır. (Göğe Bakma Durağı, -ilk ke yayımlanışının üç yıl sonrasında -1959 yılında Açık Oturum Yayınları tarafından yayımlanan “Dünyanın En Güzel Arabistanı” adlı şiir kitabına girmiştir.) Yeditepe Dergisi’nin 1956 yılındaki söz konusu 106. sayısı -Sait Faik’in ölüm yıldönümüne denk gelen bir Mayıs ayı olması sebebiyle- ağırlıklı olarak Sait Faik’i anma yazılarıyla yüklüdür ve aşağıdaki kupürden görüldüğü üzere Orhan Veli, o yıllarda ‘yeni şiir’in temsilcisi olarak kabul edilmektedir…” (Z. Yalçınpınar)
Yeditepe Dergisi, 1 Mayıs 1956, Sayı: 106
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Turgut Uyar başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/?s=turgut+uyar adresinden, “Yeditepe Dergisi ve Yayınevi” ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi ulaşabilirsiniz.
acıyor’
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
vektörel ve matris mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan geleceğin
anlam acıyor
biz giz dolu bir şey yaşamadık
onlar da orada yaşamadılar
bir dağın düzlüğünü
bir kut sanarak
en başta mutsuzluk elbet
Türkiye meyhanesi gibi
ağlayışı sokak lambasına vurup da
baş ucunda yansımayan
yani birinin solgun bir gökyüzünden kaptığı grip
öbürünün bir erkekten aldığı şiddet
bütün özgeçmişlerin tarihçesi
bütün tutulmayan sözlerin tarihçesi
anlam acıyor
yazık anlama diyor birisi
güzel gözlü bir çocuğun bile
o kadar korunmuş bir kışı yoktu
ne susmalıdır bilemiyorum
anlam acıyor
uçaklar gene kalkıp iniyor
evler aydınlanıp kararacaklar
ve bu kadar
tavrım bir şey bulmadan coşmaktır
sonbahar geldi yüzün
kış geldi beyaz yüzün
ey en aptal kişisi evrenin
bazen kış ortasında gecenin
anlam acıyor
kimi anlasam
kim beni anlasa
eylül toparlandı geldi işte
ekim falan da gelir bu gidişle
tarihten uyanan koca koca atlar
tarihe uyanır o kadar
Zafer Yalçınpınar
22 Eylül 2012
Hamiş: Şiirin Turgut Uyar tarafından kaleme alınan özbiçemine(orjinaline) https://siir.gen.tr/siir/t/turgut_uyar/aciyor.htm adresinden ulaşabilirsiniz.
Turgut Uyar’ın Doksanbirinci Gün (Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan adıyla ‘VEYS’) adlı tiyatro oyunu hakkında heyecan verici bir buluntuya ulaşılmış: Konuya ilişkin olarak edebiyathaber adlı web sitesinde Yrd. Doç. Dr. Fırat Caner‘in kaleme aldığı önemli yazının tam metnini https://www.edebiyathaber.net/turgut-uyarin-doksanbirinci-gun-adli-tiyatro-oyunu-hakkinda-firat-caner/ adresinden okuyabilirsiniz.
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Turgut Uyar başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/?s=turgut+uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Turgut Uyar’ın “Kayayı Delen İncir” adlı
şiir kitabına adını veren ağacın görüntüsü..
(Büyütmek için tıklayınız.)
Tomris ve Turgut Uyar (oğulları Hayri ile birlikte) 10-15 yıl boyunca her yaz tatilinin yaklaşık bir ayını Marmara Adası’nda bulunan Marmara Otel’de geçirirdi. H. Can Yücel’le birlikte gerçekleştirdiğimiz araştırmalar ve o dönemin sözlü tanıklıkları doğrultusunda, Turgut Uyar’ın ünlü şiir kitabına ‘Kayayı Delen İncir’ başlığını Marmara Adası’nda koyduğunu öğrendik. Olasılıkları değerlendirerek ve gene o dönemin tanıklıklarını/anlatımlarını izleyerek Turgut Uyar’ın şiir kitabına başlık olan incir ağacını bulduk ve görüntüledik. Bu fotoğrafı Turgut Uyar‘ın doğumgününde tüm dostlara ve EVV3L takipçilerine armağan ediyoruz. (Zy)
Önemli Not: Dönemin tanıklarının anlatımlarında elde edilen bir çıkarım da şudur: ‘Kayayı Delen İncir’ adlı şiir kitabının ilk sayfalarında sözü geçen Tonyalı Balıkçılar’ın 1920’li yıllarda Marmara Adası’na göç eden ve hâlâ Marmara Adası’nda balıkçılığa devam eden Karadenizli Balıkçılar olduğu düşünülmektedir.
Ayrıca bkz: https://evvel.org/?s=turgut+uyar
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Turgut Uyar” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/?s=turgut+uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Karga Mecmua’nın Mart 2017 tarihli 113. sayısında yayımlanan yazının tam metnine https://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/113/4219# adresinden ulaşabilirsiniz.
‘Dünyanın En Güzel Arabistanı’ / Turgut Uyar
İlk Baskı (Açık Oturum Yayınları, 1959) ve 2. Baskı (YKY, 2016)
Turgut Uyar’ın 1959 yılında yayımlanan Dünyanın En Güzel Arabistanı’nın 57 yıl sonra YKY tarafından ikinci baskısının gerçekleştiğini gördüğümde tuhaf bir heyecan hissettim. Şöyle düşündüm: “Eğer bu şiir kitabı yayımlandığı ilk yıllarda okurlar tarafından anlaşılıp içselleştirilseydi, dünya bugün bambaşka bir yer olurdu.” (Zy)
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Turgut Uyar” başlıklı ilgilere https://evvel.org/?s=turgut+uyar adresinden ulaşabilirsiniz.
Konya Askeri Ortaokulu’nda…
Bursa Askeri Lisesi’nde…
Konya Askeri Ortaokulu’nda…
*
İşbu fotoğraflar Ağustos 1989 tarihli Argos Dergisi’nin
“Turgut Uyar Fotobiyografisi” adlı özel bölümünde yayımlanmıştır.
*
Ayrıca bkz: https://evvel.org/babam-konuskan-bir-adam-degildi
*
Efemeralar “İkinci Yeni” faceebook grubu’ndan alıntılanmıştır.
Bkz: https://www.facebook.com/groups/ikinciyeni/
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “imzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Turgut Uyar’ın Tomris Uyar’a ithafen nakşettiği bu önemli efemera, “ikinci yeni” adlı facebook grubundan alıntılanmıştır.
Ayrıca bkz: https://evvel.org/turgut-ve-tomris-uyarin-evlilik-cuzdani-1968
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük âmenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyumuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Turgut Uyar
Turgut Uyar adına bir şiir yarışması/ödülü düzenlendiğinden ve konunun ayrıntılarından –Egoist Okur adlı bir web sitesindeki duyuru aracılığıyla- bugün haberim oldu. Şiir-edebiyat ödüllerine, jüriciliğe, üleştirmenliğe ve genel olarak da “ödüllendirme sistematiği”ne karşı olarak binbir türlü yazı yazdık, sıkı duruş sergiledik. Gerek Evvel Fanzin’de gerekse de diğer platformlarda yıllardır dile getirdiğimiz bu hakikatler, yeni sinsiyetin nemalanıcıları tarafından özel bir haysiyetsizlikle ve yüzsüzlükle anlamazlıktan geliniyor her defasında… Bu nedenle -aşağıda yazılanlarda olduğu gibi- bazı şeyleri sürekli tekrar etmek zorunda kalıyorum. Ve ne yazıktır ki tüm edebiyat kâhyalarına, kifayetsiz muhterislere, üleştirmenlere, haysiyetsizlere ve üçkâğıtçılara aşağıdaki sözleri tekrar etmek, hatırlatmak gibi bir haysiyete/göreve sahibim… Böylesi bir yükü yüklendim, istemeden:
Hande Edremit:“Denizaltı Edebiyatı” adlı bildirinizde “Ödüller insansızdır.” diyorsunuz. Ece Ayhan da “Şairlere ödüller verileceğini duyunca, şunları düşündüm: Demek yasalar da yetmemiş, ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor.” demişti. Günlük hayatta da biraz bu şekilde var olmaya çalışıyoruz sanki. Fotoğraflarla önceden belirlenmiş bir sahneyi yaratmaya daha kötüsü yaşamaya çalışarak…
Zafer Yalçınpınar: Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim.
Ayrıca bkz: Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak

Turgut Uyar’ın mezarının görüntüsü… (Yorumsuzdur!)
Denizaltı Edebiyatı Bildirisi‘nden… (2009)
(…)
3.1.1.1. Ödüller insansızdır.
3.1.1.1.1. Yükleniciler insansızdır.
3.1.1.1.2. Düzenleyiciler insansızdır.
3.1.1.1.3. Katılımcılar insansızdır.
3.1.1.1.4. Takdimciler insansızdır.
3.1.1.1.5. Jüri insansızdır.
3.1.1.2. Ödüller insansızlıktır.
3.1.1.2.1. Şartnameler insansızdır.
3.1.1.2.2. Şiltler ve plaketler insansızdır.
3.1.1.2.3. Mikrofonlar ve masalar insansızdır.
3.1.1.2.4. Ödül törenleri, kurdeleler, kuşaklar ve podyumlar
insansızdır.
3.1.1.2.5. Toplu fotoğraflar insansızdır.(…)
Zafer Yalçınpınar
(…)
Kendi şiirim üzerine “retorik” geliştirmek zor hatta imkânsız ama şöyle söyleyeyim; şiirin kendi sesi, özgün şairin kendi bulduğu sestir. Bununla birlikte, ne kadar özgün olunursa olunsun, her şiir anlayışı yaygınlaştığında kaçınılmaz bir biçimde kendi retoriğini de alttan alta bile olsa kurar.
(…)
Evet, her kuşak şairaneliği yerer ve kendisi bir şairanelik kurar. Örneğin bizim kuşağımız şairaneliğe karşı olduğu için şairane olmadığını sanıyordu. Oysa şairaneydi ve onun şairaneliği de imgeye çok fazla yaslanmak oldu…
(…)
Sadece şiir değil, her şey bir “lirik birim” taşır içinde. Benim için önemli olan bu lirik birimi coşkunluğa varmadan verebilmek. Ama şiirimi yaparken adını koymuyorum bunun. Ayrıca ben kendi şiirim için bir yöntemi de sözkonusu edemem. Şiir kendini yazdıran bir şeydir. Yazılırken temelindeki imgeleri ya da kavramları alıp başka yerlere götüren bir şey…
(…)
Şiirde hareketlilik birtakım kişiliklerin belirmesine bağlıdır. Eski değerleri sarsan birisi çıkar ya da yeni değerler getiren birisi gelir, ilk hareket belirir. Kişiliğin, tavrın olmadığı yerde durgunluk vardır. Diyelim ki 20 tane yeni şair var; hiçbirinde birşeyi yerinden oynatacak değer konusunda şüpheye düşürecek şiir yok. Böyle bir ortamda şiir üzerine düşünme imkânı kalmıyor.
(…)
Kişilik varolan mükemmellikten kaçınmaktır benim için.
Turgut Uyar
“Sonsuz ve Öbürü”, Haz: Tomris Uyar-Seyyit Nezir, Broy Yay., 1985, s.103-107

Turgut Uyar’ın Şiir Günlüğü’nden kendi elyazısı ile… (19-8-76)

Gösteri Dergisi’nin Nisan 1981’de yayımlanan 5. sayısında Turgut Uyar ile Tomris Uyar’ın gerçekleştirdiği bir söyleşiye rastladım. İşbu ilginç söyleşinin tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/uyarlarsoylesi.jpg adresinden ulaşabiliirsiniz.

En değerli vakitlerinizi bana ayırdınız
sağolunuz efendim
gökyüzününün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz
öğrendim
yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
zamanın boyutlarının sonsuzluğunu
ve havanın bazen kuşa döndüğünü öğrettiniz
öğrendim efendim
ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz
efendim
baskının zulmun kıyımın açlığın
bir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanın
aşk mutluluğunun ve eski hesapların
aritmetiğin bile
bunları bulmayı bana bıraktınız
size teşekkür ederim
18.5.82
İşbu şiir Borges Defteri arşivinde Turgut Uyar’ın kendi el yazısıyla bulunmaktadır.
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com