Eki
28
2018
--

“Geceye Hû” (Mert Can Aksoy)

Geceye Hû, Mert Can Aksoy
(Çizimler: Eren Burhan)
UPAS Yayın/Şiir, Ekim 2018, 20 Sayfa
Okumak için: bit.ly/geceyehu


Mert Can Aksoy bu kitabında yer alan şiirleri tığ ile örmüş… Gececil duygulanımların kıvrımlarında şekillenen özen, Eren Burhan’ın çizimleriyle bütünleşerek iddialı bir eser oluşturuyor.” (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
28
2018
--

UPAS Onlusu

 



Tan Tolga Demirci, Varoluş Denemeleri
Duygu Gündeş, Çeviri Şiirler  –  Zafer Yalçınpınar, Kötü  
Eren Burhan, Ölü Deve Dikeni
Doğuş Furat, Sarı Kedinin Günlüğü
Mert Can Aksoy, Geceye Hû
Rafet Arslan Kirli Çıkın  –  Yonca Enderer, Mai
Zafer Yalçınpınar, ilhanberkiğne
 


 

 

Eki
23
2018
--

Söyleşi: “Geçiş Nesneleriyle Sınanan Varoluş” (Tan Tolga Demirci)


Tan Tolga Demirci


Zafer Yalçınpınar: Varoluş Denemeleri‘nin oluşum sürecindeki detayları merak ediyorum. İmgesel açıdan ‘keskin’ diyebileceğimiz bu metin hangi dönemde, nasıl bir işlekte oluştu?

Tan Tolga Demirci: Varoluş Denemeleri’ni yazmaya 2009 yılının yaz aylarında başladım. Hedefim, Locus Solus’un laboratuvarında bir aşk deneyi yapmaktı. Bunun için gerekli tüm işaretler hiç de organize olmayan biçimlerde bir araya gelmişti. Ortada bir ilişki vardı, ilişkiyi sayısız noktada kesen biri tam iki özne vardı ve her şeyden önce kendini, önceden tasavvur edilmesi olanaksız bu ilişkinin gölgesinde askıya almış zamanın kendisi vardı. Yalnızca bana bahşedilmiş bu olağanüstü evrende deneyi harfiyen uygulamaya çalışıyor ve yaşıyor olduğum ilişkiyi hayatta tutmaya çabalıyordum. Yani bir yandan yazıyor, diğer yandan yakıyordum tüm yazdıklarımı. Varoluş Denemeleri, ateşler içinde yitik bir enkaza dönüşen Locus Solus laboratuvarından kurtarabildiğim notlardır.

(…) Söyleşinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=394 adresinde okuyabilirsiniz.

 


Varoluş Denemeleri, Tan Tolga Demirci
UPAS Yayın/Anlatı, Eylül 2018, 20 Sayfa
Okumak için: bit.ly/varolusdenemeleri


“Gerçeküstücü imgelemiyle ve filmleriyle tanıdığımız yönetmen Tan Tolga Demirci, Varoluş Denemeleri adlı metninde sahne katmanlarına gerçektüstücü nüveler ekliyor ve okuyucunun zihninde felsefi bir alan derinliği  yaratmak için ontolojik deneyler uyguluyor.” (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
21
2018
--

Yeni Sinsiyet’in Peydahları

Yeni Sinsiyet’in güç kaybettiğini düşünen varsa, yerden göğe kadar yanılıyor. Aksine, Yeni Sinsiyet’in melek yatırımcılarının sınırsızca desteklediği “kuluçka dönemi” başarıyla tamamlanmıştır. Yeni Sinsiyet, sosyo-kültürel alanda oluşturduğu kötücül ekosistemin renklerle çeşitlendirilmiş zuhurlarını kullanmaya, icra ettiği yatırımların parlak meyvelerini toplamaya hazırlanıyor. Yeni Sinsiyet tipolojisi, peyda ettiği neslin zihnine yonga olarak nifak tohumları yerleştirmiş, söz konusu yongalar süreçte başarıyla yeşermiş ve artık her alanda tüketim çeşitlemeleri sunmaya başlamışlardır.

Ekosistemde zuhur eden peydahların birincil önceliği insanlık tarihinin hakikat yolunda taşıdığı kalb ve vicdan arayışını sıfırlamak ve sosyo-kültürel emek birikimini (rahle-i tedrisatı) hızlıca itibarsızlaştırmaktır. Peydahların gözünde, insanlık tarihi ve birikmiş zihinsel emeklerin tümü dünya kadar büyük bir çöplüktür ve bu tarihsel çöplük peydahların girişimci aksiyonlarına imkân vermemektedir, hareket kabiliyetlerini azaltmaktadır. Sonuçta, geçmişin rahle-i tedrisatı yeni neslin zihninden bıçakla kesilmiş gibi (keskin çizgilerle) ayrı tutulmalıdır. Çünkü geçmişin kökleri, gerici motifler olarak görülmekte ve kalkınmanın tüketimsel hareketliliğini yavaşlatmaktadır. Peydahlar yaşadıkları ve yaşayacakları her yer için insanlık tarihinin tüm aktörlerini ve tüm motiflerini topyekûn suçlamaktadırlar: Kendilerine yayılma alanları açmak için tüm tarihsel birikimin ortadan kaldırılması, yok edilmesi, yıkılması, yakılması bir ‘stratejik amaç’ olarak elzemdir ve ivedidir. Peydahlar tarafından yıkıldıktan sonra gene peydahlar tarafından inşa edilmek üzere işaretlenen her şey, didik didik analiz edilmeli, en küçük birimine kadar eleştirilmeli ve yeniden imar uygulamalarına açılmalıdır. Yapıcı yıkıcılık son hızda, en parlak görünümlerle sağlanmalı, her kriz fırsata dönüştürülmeli, her stratejik pozisyon çıkarlar doğrultusunda en uygun şekilde kullanılmalı, yapay zekânın ezberlenmiş matematiksel modelleri işlerliğini sürdürmeli ve endüstrileşme tartışmasız şekilde benimsenmelidir. Peydahlar yangın çıkaran itfaiyeciler gibidir: İtfaiye 4.0!

Peydahların bu kötücül alan açma gayretindeki güçlülük, kendi türü dışındaki her şeyi niteliksizleştirme ve içeriksizleştirme becerileriyle artmaktadır. Zaten, son yirmi yıldaki niceliksel yandaş-paydaş etkileşimleri, algı operasyonları, kopyala-yapıştır bilgilerden ve yanlış çevirilerden devşirme uyduruk yorumlamalar, niteliksel bütünlüğü onarılmaz şekilde gevşetmiş, derin çatlaklar oluşturmuştur. Böylesi bir melanet ortamında peydahların tek yapması gereken şey, mevcut yandaş-paydaş etkileşimlerinin niceliğini ve bu niceliğin imkân verdiği kavramsal geçişkenliği her alanda kullanmaktır. Geçmişten kalan özgün düşünce ve anlam kırıntılarının tamamı bu geçişkenliğin hızında yok edilmelidir, tüketilmelidir, bitirilmelidir. Her günün sonunda peydahlar, Yeni Sinsiyet tarafından yaratılan melanet ortamının etkileşimli niceliğine ve yönetişim kanallarına sızmaktadırlar. Geçmişe dair her iş, her emektar eylem peydahlar tarafından yanlış, tutarsız, eksik, eğri ve yetersiz gösterilmek üzere yapay zekâyla eleştirilmekte ve nihayetinde tüketilmektedir. Retorik arsızlığını karakter edinen peydahlar, bukalemunlar gibi her ortamın, her söylemin rengini taşıyarak, bulundukları ekosistemin özütünü emmeye, sonra da bozmaya çalışmaktadırlar. Her şeyin içi boşaltılmalıdır ki peydahlar yeni göz alıcı boyalar, renkler tüketebilsinler, boş alanlara zararlı çekirge istilası gibi zuhur edebilsinler. Daha da güçlenebilsinler!

Yeni Sinsiyet’in peyda ettiği zihinselliğin mottosu şudur: “Hiçbir şeyi umursama, her şeyi hızlıca tüket!” Peydahlar, tüketemediklerinde, kendi varoluşlarına anlam yükleyememektedirler ve sürekli olarak kendilerine tüketebilecekleri zihinsel alanlar yaratmak için devasa yıkımlar gerçekleştirmek istemektedirler. Yıkmak istedikleri de insanlık tarihinin birikmiş emeğidir, rahle-i tedrisattır. Peydahlar, yeni sinsiyet tipolojisinin yeni taşıyıcılarıdır. İstilacılar olarak sadece tarladaki hasadı değil, tarladaki toprağın özünü de bozmak, her şeyi yemek, yok etmek istemektedirler. İçlerindeki yonga, doğdukları anda, tüketmek ve istila etmek amacıyla tasarlanmıştır.

Hangi renkte olduğu fark etmez, yeni sinsiyet tipolojisinin peyda ettiği yeni zihinselliğe kanmamanızı ve peydahların retorik arsızlıklarına güvenmemenizi tavsiye ediyorum: Haysiyetinize sahip çıkmanızı…

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar
21 Ekim 2018

Not: Yazının pdf dosyası biçemine http://bit.ly/yenipeydahlar adresinden ulaşabilirsiniz.


Yeni Sinsiyet Tipolojisi Üzerine Diğer Kavramsal Yazılar:

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi”
11 Kasım 2012, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i29.html

5/ “Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı”
1 Haziran 2014, Bkz: http://bit.ly/haksizlik

6/ “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”
11 Mayıs 2015, Bkz: http://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi

7/ “Yeni Sinsiyet’in Yağmacılığı”
1 Eylül 2016, Bkz: http://evvel.org/yeni-sinsiyetin-yagmaciligi-1-eylul-2016

8/ “Neoliberalizm’in Kötü Yolu”
30 Haziran 2017, Aydınlık Gazetesi
Bkz: http://bit.ly/kotuyol

Eki
18
2018
--

Sergi: “TİNSEL KUŞATMA” (2 Kasım-22 Aralık 2018, Kare Sanat Galerisi)


Küratör: Rafet Arslan

Sanatçılar: Sadık Arı, Zeynep Beler, Betül Bolat, Canavar,
Gökhan Çiçek, İsmet Doğan, Elif Varol Ergen, Dilara Göl,
Alper T. İnce, Ece Nada, Onston, Gümüş Özdeş

Etkinlik/Konuşma: Esra Özkan, Ahmet Ergenç, Can Batukan
(17 Kasım Cumartesi, saat: 18:00)


“Bedenin coğrafyasında politik olanla erotik olan sürekli yer değiştirirler. Bir yerde bastırılan şey, aynı anda sonuna dek yaşanan ve hatta tüketilen şey haline gelir. Tıpkı gizil kılınan şeylerin aslında birer göstergeler imparatorluğu yaratması gibi… Aktöre ve inanç alanına yaslanarak her coğrafya da kendine menkul kurallarını kuran kamusal alan, aslında büyük bir tutarsızlık, riya ve çürüme yatağında debelenen bir çeşit kara kamudur. Bir yerde ne kadar ahlaktan bahsediliyorsa aslında toplumun derin çukurlarında istismar, beden ve onu giydiren kimliklere değin bastırma ve tahakküm; hatta sapıklık ve yoldan çıkmışlık o denli yoğundur. Toplumsalın kaosundan yani kentin içsel hegemonya ağları ve sürekli ona karşı kendini dayatan ama kentin tinsel yoksunluğunu kendi ikiyüzlü katılığında sürekli inşa eden taşradan, ancak doğaya ve onun usulünde doğal (yaban) olana yaklaştığımızda denetim ve kontrol ağlarından uzaklaşıp; bedeni ya da eti çıplak olarak idrak edecek noktalara varırız. Şimdi gündeliğin her yerini kuşatan ağın ya da bedene (ve zihne) eklemlenen teknolojinin yeni bir sınırsızlık elde edene değin insanı sınamaya başladığı, teknoloji çoktan bir aparattan önce bir çeşit uzva dönüştüğü bir zamandayız. Teknoloji, bir adım ötedeki gelecekte nano-teknoloji ve üç boyutlu yeni arttırılmış gerçeklik evrenlerinde etsel olana karşı kendi kapatma aygıtlarını kurmaya hazırlanıyor. Özellikle çağdaş sanatın yaşadığımız çağın git gide kararan, ağır gündemiyle topu sürekli taca attığını; soyuta ve dekoratif olana yaslandığını bir dönem de, tinsel olana geri dönmek için önce et’e çıplak bakmak, bedeni yeniden tartışmaya açmak önemli. Figür olan ve olmayan, etin bedenleşmesi, bedenin iktidarlaşması, tenin tini yiyişi bu tartışmanın menzilindedir. Teknoloji uzam ve sanal yaşamla iç içe geçmiş gündelik yaşamlarımızla, şimdi “etin fenomenolojisini” ameliyat masasına yatırma ve simülasyon evresinde “et imgesine” minör bir bakış atma vakti. Ya da “Hayaletin Eti” üzerine yeniden ve yeniden düşünmenin…” (Rafet Arslan)

Eki
14
2018
--

Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı saygıyla anıyoruz…


15 Ekim 2008’de vefat eden büyük şair
Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı saygıyla anıyoruz…


“Dağlarca’nın Şiirlerindeki Sonsuzluk”
http://evvel.org/daglarcanin-siirlerindeki-sonsuzluk-zafer-yalcinpinar


Fazıl Hüsnü Dağlarca Kitap Kapakları Seçkisi
http://evvel.org/fazil-husnu-daglarca-kitap-kapaklari-seckisi



“Yaşamamalarda”
http://evvel.org/yasamamalarda-fazil-husnu-daglarca


‘Dağlarca’nın Haysiyeti’ bizim meşru direnişimizdir!
http://evvel.org/daglarcanin-haysiyeti-
bizim-mesru-direnisimizdir-z-yalcinpinar


Dağlarca’nın Önemi:
http://evvel.org/daglarcanin-onemi


Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Sivaslı Karınca’sı için Çizimler
http://evvel.org/fazil-husnu-daglarcanin-sivasli-
karincasi-icin-cizimler-nurullah-berk-1960


Oranın Kör Basamakları:
http://evvel.org/daglarca-oranin-kor-basamaklari


Dar olan…
http://evvel.org/dar-olan-daglarca


“Dağlarca 100 Yaşında” Sergisi’nden İzlenimler:
http://evvel.org/daglarca-100-yasinda-sergisinden-izlenimler



Başlangıç Olayı:
http://evvel.org/baslangic-olayi


Üç Şiir: “Yanmak, Gündüz, Yeşil”
http://evvel.org/uc-siir-yanmak-gunduz-yesil-f-h-daglarca


Ece Ayhan ve Dağlarca:
http://evvel.org/ece-ayhan-ve-daglarca


Denizden Gelen…
http://evvel.org/denizden-gelen


Görmek
http://evvel.org/gormek


“Bir sanat eseriyle karşı karşıya olduğumuzu anlasak,
daha doğrusu anlasalar, bize yetecek.” (O. Rifat)
http://evvel.org/bir-sanat-eseriyle-karsi-karsiya-oldugumuzu
-anlasak-daha-dogrusu-anlasalar-bize-yetecek-o-rifat


Sessizlik
http://evvel.org/sessizlik


Meçhul Çocukların El İşi Vazifesi
http://evvel.org/mechul-cocuklarin-el-isi-vazifesi-daglarca


Kalıt
http://evvel.org/kalit


Kişilik
http://evvel.org/siir-kisilik-fh-daglarca


Dağlarca İmzaları ve “Karşı Duvar” Dergisi
http://evvel.org/daglarca-imzalari-ve-karsi-duvar-dergisi


Eki
14
2018
--

Söyleşi: “Sanatı Saf Şiire Kavuşturmak için Kurulan Reddiye Hatları” (Rafet Arslan)


Rafet Arslan


Zafer Yalçınpınar: Kirli Çıkın… ki ilk şiir kitabın olarak tanımlıyorsun, Eylül’de yayımlandı. Kirli Çıkın’ın kökleriyle, doğuşuyla ilgili birçok ipucu içeren detaylı bir yazı kaleme aldın, ama tekrardan vurgulamak, sormak istiyorum: Şiir dilini ve tahayyülünü etkileyen süreci, o kimyayı, o birikimi anlatır mısın?

Rafet Arslan: Kirli Çıkın; yazan, düşünen, resmeden ve performans yapan kişinin tüm biriktirdiklerinden damıttığı, otonom bir alanın kendisidir. Bu noktada kendi seçtiğim hayat; onu yaşamak için tüm çabalarım, girdiğim çıkmaz sokaklar, kazdığım tüm tüneller, keşfettiğim yeni yollar bu kitabın yazın öyküsünü oluşturmuştur. Ve bitmiş bir öykü değildir bu; o menzildeyim hâlâ; TV kanalları arasında çıkan sinyalsiz ekranın yarattığı metafizik boşluğun içinde. Hâlâ tutkuyla bağlı olduğu şairleri honore eden ve bunu yaparken kendine ait bir dili arayan, yoklayan bir kalem olarak. Hiçbirimiz bu dünyada neden olduğumuzu ve geleceğin bizi nerelere sürükleyeceğini bilmiyoruz. Apollon’un kehanet merkezleri çoktan toprak altında kaldı, Delphi kâhinleri ise yüzyıllardır sus pus. Şimdi makinesel bir kıyametin şafağında bir yazılıma henüz dönüşmeden zihnimin ve ruhumuzun özgürlüğünü aramaya devam ediyorum. Benim için bu arayışın tümünün adı: Şiir’dir.

(…) Söyleşinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=382 adresinde okuyabilirsiniz.

 


Kirli Çıkın, Rafet Arslan
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
Okumak için: bit.ly/kirlicikin


Rafet Arslan, gerçeküstü kolajlarında ve kadrajlarında imgesel açıdan külyutmaz bir devinim sergiler. Kendisinin “ilk şiir kitabı” olarak tanımladığı Kirli Çıkın, gerçeğin matematiğini yeniden oluşturmak ve sanatı saf şiire kavuşturmak için yazılmış modern bir hiyeroglif (yeni bir alfabe) şeklinde okunmalı… Belli ki Rafet, Kirli Çıkın’ında alev alacak türden bir poetikayı gerçeküstücü sanatın birikimiyle yıllarca kurgulamış.” (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
13
2018
--

KalemKahveKlavye’nin Dijital Kütüphanesi

“Bugünün Edebiyatı” Dosyası


Geçtiğimiz yıllarda “Kalem Kahve Klavye” ekseninde çok önemli eleştirel soruşturmalar gerçekleştirildi. Soruşturma dosyalarına bütünsel olarak ulaşabileceğiniz dijital platform http://kutuphane.kalemkahveklavye.com/ adresinde yayın hayatına başladı. EVV3L taifesi olarak, hakikate temas eden sıkı çalışmaları derli toplu bir biçimde arşivleştirerek okurla buluşturan Koray Sarıdoğan‘a bu yeni projesinde başarılar diliyoruz.


Eki
09
2018
--

“Hasta la victoria siempre!”


Emperyalizme karşı mücadele kararlılığı ve devrimle özdeşleşen
Ernesto Che Guevera‘yı saygıyla anıyoruz. Büyük devrimciyi
ve tarihsel mücadelesini Julio Cortazár’ın “Buluşma” adlı efsanevi
metniyle selâmlıyoruz: http://bit.ly/cortazarbulusma


Eki
07
2018
--

Banksy’den İmha Eylemi: “Satıyorum, satıyorum, sattım!”


“Sotheby firmasının Cuma günü Londra’da yaptığı açık arttırmada 1.04 milyon pounda (1.2 milyon dolar) alıcı bulan Banksy’nin Balonlu Kız isimli eseri açık arttırmanın kapanmasından hemen sonra çerçevenin içerisine gizlenmiş olan kağıt öğütücü tarafından parçalara ayrıldı.

Sotheby’ın Avrupa Modern Sanatlar Müdürü Alex Branczik açık arttırmanın ardından yapılan basın toplantısında “Az önce Banksy’lendik” şeklinde bir açıklama yaptı.

Balonlu Kız geçtiğimiz sene John Constable’ın 1821 tarihli The Way Hain isimli eserini geride bırakarak İngiltere’nin En Sevilen Tablosu unvanını kazanmıştı. Kimliğini saklayan protest sokak sanatçısı Banksy, kendi Instagram hesabı üzerinden eserin rendelenmiş fotoğrafını “Satıyorum, satıyorum, sattım…” yorumuyla paylaştı.”

Bkz: https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/
2018/10/06/banksynin-eseri-kendini-imha-etti/


Eki
07
2018
--

Sülün Osman’ın Açıklaması


İstanbul’un efsanevi karekterlerinden Sülün Osman,
“Şiir dünyamıza yeni bir soluk getiren Upas Yayın‘ı ben de
zevkle takip ediyorum…”
dedi.


Eki
04
2018
--

“Mai” (Yonca Enderer)

Mai, Yonca Enderer
UPAS Yayın/Şiir, Ekim 2018, 66 Sayfa
Okumak için: bit.ly/maisiir


Yonca Enderer‘in kurduğu şiir dili, çağrışımsal bir zekâyla, karmaşık duygu-durumlarla ve ‘karanlık neşe’ olarak tanımlayabileceğimiz özel bir ironiyle biçimleniyor… Lirizmin günümüze ait yeni açılımlarını Mai‘nin çevikliğinde görecek, lirik imgelerin gerçeğe dönüşümünü Mai’deki müzikal tuşelerle fark edeceksiniz.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
01
2018
--

“Kanar Doğam Yoksuldur” (Kaan Turhan)

serçe yüreklim
kırgınlığım, kuzgunum

ölüm davulları yakar dudağımızı
kavga dilinde söylenmiştir
o türküye ineriz dağları
gölgeler eşliğinde mağaralara
oyuklanırız, dere tepe
ağzımızda kırlangıç çığlığıyla
çağlayan bedeni yasaklarız
bu mahpus bizim, bu yara
dağlı yara kapımızda
el ayak çekilir, yazılı kâğıtlardan
gemilere mum dikeriz,
akarsular bizim

serçe yüreklim
kırılganlığım, kerkenezim

kovuklarda yankılanır esaret
bir kanat koparken dillenir
yaprakça yanarız, kanarız
vaatlerde kendimizi ararken
burkulur iç yanımız, asasıyla
peygamber düşleyerek
yol veririz, çakılsız, taşsız
kumullarda sevip, damıtırız
remillerden cân alırız
bu deniz bizim

Kaan Turhan
18 Haziran 2018, gercekedebiyat.com


Not: Kaan Turhan’ın vefatına ilişkin olarak Zafer Yalçınpınar’ın yayımladığı mesajı http://evvel.org/kaan-turhan-hayatini-kaybetti adresinden okuyabilirsiniz.

Eki
01
2018
--

Kaan Turhan hayatını kaybetti…

Üvercinka Dergisi‘nden tanıdığım şair Kaan Turhan hayatını kaybetmiş… Ölüm sebebinin intihar olduğu düşünülüyormuş…

Kaan Turhan, yürekli ve cesur bir şairdi: Şiirleriyle ve siyasal analizleriyle boyaları kazıdı; neo-liberalizmin ödüllerine ve makyajlarına hiçbir zaman aldanmadı! Hakikat yolundaki kalb ve vicdan arayışını her zaman kararlılıkla sürdürdü. Masonik edebiyat oligarşisine, ‘yeni sinsiyet tipolojisi’ne karşı yürüttüğümüz haysiyet mücadelesinin en kritik noktalarında bize tam destek verdi…

Yalanın, hırsızlığın, dolandırıcılığın, hukuksuzluğun, sömürünün, katilliğin ve pisliğin taçlandırıldığı bu tuhaf coğrafyada daha fazla yaşamak istemedi sanırım.

İnanılmaz üzgünüm, tarif edemiyorum üzgünlüğümü… Kaan, 36 yaşındaydı…

Zafer Yalçınpınar
1 Ekim 2018


Not: Kaan Turhan’ın vefatına ilişkin olarak yayımlanan ilk gazete haberine http://www.milliyet.com.tr/kayip-kirtasiyeci-olu-bulundu-balikesir-yerelhaber-3065311/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
22
2018
--

“Bir Sayıklama ve Bellekte Kalan Fragmanlar” (Göktürk Yaşar)

 

Bir Sayıklama ve Bellekte Kalan Fragmanlar, Göktürk Yaşar
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 12 Sayfa
Okumak için: bit.ly/birsayiklama


Göktürk Yaşar, yoğunlaşmış bir uzamın görüngülerini kullanarak -güçlü ve dingin burçlarıyla ortaçağ kalelerine benzer- erişilmesi zor bir betik oluşturmuş. Bu betikte, karmaşıklaşan belleğin şaşırtmacaları ile imgelemin sonsuz değişkenliğini heyecanla takip edeceksiniz.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
22
2018
--

“Sarı Kedinin Günlüğü” (Doğuş Furat)

 

Sarı Kedinin Günlüğü, Doğuş Furat
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 20 Sayfa
Okumak için: bit.ly/sarikedi


Doğuş Furat, toplumsal katmanlar arasındaki tarihsel çelişkileri işaret ederek, coğrafyamızdaki derin çatlakları ve kavuşmazlığı irdelemekten çekinmiyor; Sarı Kedinin Günlüğü‘ndeki şiirler ironik ve çevik bir dille ışıldıyor.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
21
2018
--

“Yeni Gelen” Dergi’nin yeni sayısı yayımlandı…


Yeni Gelen‘in Eylül 2018 tarihli 7. sayısı yayımlandı…
Bkz: http://gazetemanifesto.com/2018/
yeni-gelen-dergisi-yedinci-sayisi-cikti-206923/

Kapak: Aptülkadir Elçioğlu


Dergide kötü şiirlerimden biri olan Küresel Sessizlik‘le
yer almaktan onur duydum. (Zy)

Eyl
21
2018
--

Ece Ayhan çağrışımlıdır: “Yort Savul” (Hard Rock Band)


Yort Savul adlı hard rock grubunun Ece Ayhan çağrışımlı “taş” şarkılarına
https://www.youtube.com/user/korsankolins adresinden ulaşabilirsiniz.


Eyl
21
2018
--

Bedri Rahmi’yi saygıyla anıyoruz…


21 Eylül 1975’te vefat eden
şair-ressam Bedir Rahmi Eyüboğlu‘nu
saygı ve özlemle anıyoruz…


EVV3L kapsamında yayımlanan Bedri Rahmi İlgileri:
1/ http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi
2/ http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi/page/2


Eyl
19
2018
--

Sting’in “Berklee Konuşması”(1994)


Sting’in 1994 yılında Berklee Müzik Okulu’nda gerçekleştirdiği
“Öğrenim Yılı Açılış Konuşması” UPAS Yayın kapsamında yayımlandı.
Okumak için: http://upas.evvel.org/?p=328


Eyl
19
2018
--

Kitap: “Kanını Satan Adam” (Yu Hua)


Yu Hua, “Kanını Satan Adam”
Jaguar Yayınları, Eylül 2018


“Zor bir hayata doğmuştur Xu Sanguan: Babası çocukken ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Dedesi ve amcasının sahip çıkıp büyüttüğü Xu Sanguan artık şehirdeki ipek fabrikasında çalışan genç bir işçidir. Amcasını ziyaret ettiği bir gün, kan satmaya giden iki arkadaşının yardımıyla o da kanını satar. Eline geçen parayı sadece ailesi için harcaması gerektiğine inandığı için evlenmeye karar verir. Xu Yulan’la evlenir ve üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkındaki bir gerçeğin ortaya çıkmasıyla sarsılır. Kültür Devrimi, kıtlık yılları gibi zor ve toplumu altüst eden dönemlerde ne zaman başı sıkışsa bir kuyudan su çeker gibi damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen Xu Sanguan’ın öyküsü, tüm bunların yanında yaşama dair birçok tuhaflığı da barındırır.

Kalbin tek bir atışıyla kanın tüm vücuda yayılması gibi, Yu Hua da basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu olağanüstü öyküde, âdeta insan ruhunun ve yaşamın kılcal damarlarına ulaşır.

Daha önce Yaşamak adlı romanını yayımladığımız Yu Hua’nın en önemli eserlerinden Kanını Satan Adam’ı Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirdi.” (Tanıtım Bülteni’nden…)

Eyl
17
2018
--

UPAS’a gelin… UPAS sizi çok sevecek…

UPAS Yayın‘da -yıllardır üzerinde sürekli düşündüğümüz ve genişletmeye çalıştığımız-  imgesel bir alan derinliğini önceliklendirmeye uğraşacağız. Geçmişte, bu zihinsellik türüne ilişkin birçok inceleme ve araştırma yaptık. İmlemeye çalıştığımız alan derinliğinin çeşitli uçları, çıkıntıları, yapay sınır ağları, ânları, özel konuları, kilometre taşları, tarihselliği, dilbilimsel motifleri ve deneysel yönleri var. İlhan Berk’le ve Ece Ayhan’la başlıyor bizim şiirsel çizgimiz; 1955 şiir hareketiyle… Dikkat ederseniz “ikinci yeni” demiyoruz! “1955 şiir hareketi” diyerek farklı bir konumlandırmaya sahip olan Ece Ayhan ile İlhan Berk’in poetikasını önceliklendiriyoruz! Söz konusu başlangıç çizgilerini, uçları, çıkıntıları ya da imgesel alan derinliğinin o noktadaki sınırlarını zihninizde genişlettiğinizde (geleceğe uzattığınızda) oluşan yeni çizginin, oluşan yeni alanın üzerinde Rafet Arslan’ın imgelemini rahatlıkla görebilirsiniz. Yani, UPAS’ın bir zihinselliği, özel bir bilişsel ve imgesel haritası var. Tabiî ki bu haritada herkesin ismi veya her şeyin kavramsal bir karşılığı olmak zorunda değil. O nedenle “Şiir herkesi sevmek zorunda değil!” diyoruz.

Herkes şiiri kolay sanıyor… Şiir, yüz yüze bakan sonsuz sayıda uçurumun tahayyül edilmesidir. Bu tahayyülün de kelimelere, dizelere sığdırılması, dilin semantik, morfolojik ve dizgesel imkânlarının sınanması -ya da işte Ece Ayhan’ın veya İlhan Berk’in poetikasında olduğu gibi ‘dilin imkânlarının genişletilmesi’- gerekir. Şiir imgesel açıdan yüklüdür ve çok zor bir edebi türdür.

Bir devlet dairesinde, nüfus müdürlüğünde, belediyede ya da üniversitenin öğrenci işlerinde çalışan memurlar değiliz. Bir plazanın kapısındaki özel güvenlik görevlileri, danışma/kayıt görevlileri veya insan kaynakları uzmanları da değiliz. ‘Dosya kabul süreci’ ifadesi insanları yemlemek için piyasanın ve popüler kültürün ezberlettiği söylemlerin bir parçasıdır. ‘Beğeni kriteri’ ifadesi de öyle… Biz böyle ifadeleri önemsemiyoruz. Süreçler ve geyikler icat etmedik, etmeyeceğiz. Eskilerin bir tabiri vardır; “Götüne güvenen borazancıbaşı olur.”

Basılı nüshalarımız olacak mı? Gelecekte… Belki olacak, belki de olmayacak. Şu an, böyle, iyiyiz. Ticari bir oluşum değiliz, hâlimizden memnunuz. Ayrıca, bir şiir kitabı kâğıt olarak basılınca, içindeki şiirler daha doğru, daha kuvvetli, daha sıkı mı yazılmış oluyor? Hayır. Sıkı bir şiir kitabı koleksiyoneri olarak söylüyorum; tarihin ve teknolojinin şu merhalesinde şiir, dijital açıdan yayına en elverişli edebi türdür! Statükocuların icat ettiği söylemlere inanmayın… Yapay ifadeleri ve diğer ezberleri icat edenler gene plaza piyasacılarıdır ve şu an “öğrenilmiş çaresizlik” içindedirler!

Kısacası, UPAS’a gelin…

UPAS sizi çok sevecek; upas.evvel.org

Zafer Yalçınpınar
17 Eylül 2018

Eyl
16
2018
--

Zafer Temoçin yeniden Cumhuriyet Gazetesi’nde…

Sıkı karikatürist -ve iğneli fırça- Zafer Temoçin, 5 sene önce ayrılmak zorunda bırakıldığı Cumhuriyet Gazetesi’ne geri döndü… Temoçin’in yeni dönemdeki ilk karikatürü bugünkü (16 Eylül 2018 tarihli) Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. 5 sene önce Zafer Temoçin’in ayrılışına sonsuz üzülmüştük, bugün ise geri dönüşüne sonsuz seviniyoruz…

 

Eyl
10
2018
--

“Bir Sanatçının Samimi İtirafları ya da Saklı Bir Şiir Olarak Oto-Portresi” (Rafet Arslan)


Rafet Arslan, UPAS Yayın‘dan kitaplaştırılan “Kirli Çıkın” adlı ilk şiir kitabının doğuş sürecini Kalem Kahve Klavye’de anlattı: http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html


(…) Şimdi bu satırları tam kırk altı yaşında,  ilk şiir kitabımın (“Kirli Çıkın”, Upas Yayın, Eylül 2018) yayınlanmasının bende yarattığı hislerin otomatizmiyle yazıyorum. On altı yaşımda ilk eleştiri metnimi yazdığımda, 20’li yaşlarda ilk bilimkurgu öykülerime soyunduğumda ya da bitpazarında King Crimson kaseti kovaladığımda dahi tüm bu uğraşlarımın şiirle bir şekilde alakalı olduğunu düşünüyordum, tam o görünmez ve sihirli bağı açıklayamazsam da.

Şiir; benim için aynı zamanda ilk gençliğinde tinimi ele geçiren heyecanların hepsiydi: Underground filmler ve auter sineması,  progressive ve deneysel müzik, bilimkurgu ve post-punk, fanzinler ve ilkin ansiklopedi sayfalarında görüp çarpıldığım büyük ressamlar, break dance ve grafiti, konsol oyunları ve liberter ütopyacıların bende yarattığı arzuların bütünün oluşturduğu dev galaksi. (…)”

Rafet Arslan oto-portresinin tam metnini http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html adresinden okuyabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
10
2018
--

Kitap: Led Zeppelin (by Led Zeppelin)

İngiliz rock efsanesi Led Zeppelin’in 50. yıla özel olarak hazırladıkları “Led Zeppelin by Led Zeppelin” kitabı 2 Ekim’de müzik ve kitapseverlerle buluşacak. Grubun yaşayan üç üyesi Robert Plant, Jimmy Page ve John Paul Jones tarafından hazırlanan kitapta; Led Zeppelin’in bilinmeyen hikâyeleri, gün yüzüne çıkmamış fotoğrafları ve müzik serüvenleri yer alıyor. Ön siparişe çıkan kitap 368 sayfadan oluşuyor.

Bkz: https://www.kulturservisi.com/p/led-zeppelin-by-led-zeppelin-kitabi-cikiyor/

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com