Kas
03
2019
--

Siyah İçi ve ‘Ölümcül’ Bir ‘Ağıt Defter’


Duygu vefat edeli 8 ay oluyor. Biricik-mu‘yu yerden göğe kadar özlüyorum. Bu yazdığım defter bir ağıt… Siyah içi bir Ölümcül Defter yazarak, bu defterin başında düşünerek ölüm denen şeyi anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum…” (Zy)



Ölümcül Defter,Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2019, 55 Sayfa
Okumak için: bit.ly/olumculdefter



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm kitaplarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden okuyabilirsiniz. Upas Yayın ise şurada; upas.evvel.org

Eki
24
2019
--

“Şiirimizde bozuk topraklar!” (Zor/Konuşma’dan…)

(…)

Zafer Yalçınpınar: (…) Diyalektik materyalizm bize şunu söyler: Yanlış sorulara odaklanarak doğru cevaplara ulaşamayız. Şiir aurasına baktığımda, son 10-15 senedir yanlış sorulara odaklanarak ilerlenmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani senin ifade ettiğin panellerin, söyleşilerin, soruşturmaların, dosyaların, mikrofon arkası geyiklerin veya podyumlarda, parlak ışıkların altında sergilenen kırıtışların çoğu nafile uğraşılar, ıskarta atışlar benim gözümde… Sanıyorum, her şeyden önce, coğrafyamızdaki şiir tarihinin ‘iktisadi çeşitlemeler ve küresel yayılmacılık için bir taşıyıcı bileşen olmadığı’ gerçeğini kabul etmeliyiz. Ta ki 2000’lere kadar… Yani 2000’lere kadar şiir dünyasında ‘holdingcilik’, ‘masonik hizipler’, ‘kalkınma retoriği’ veya ‘parayı veren düdüğü çalar’ mantığı hâkim değildi. Fakat, 2000’lerin ortasından itibaren biriken -dahası, ekonomik genişlemesi holding medyasıyla planlanan- yayıncılık hamlelerinin neo-liberal girişimcilik mantığıyla ifrat seviyelerine ulaşması, edebiyat ve özellikle de şiir aurasındaki dengeleri bozmuştur. Bu neo-liberal girişimciliğin yücelttiği parlatılmış ‘ifrat akımı’, bireyciliği de, liyakatsızlığı da, promosyon edebiyatını da, hızlı tüketimsel süpermarketçilik (FMCG) mantığıyla çıkarılan popüler dergileri de körüklemiştir. 90’ların sonundan günümüze doğru ‘şair’ dediğimiz tipoloji egosantrik hezeyanlar içerisinde debelenen tuhaf bir görünüme bürünmüştür. Bu durumun nedeni bir tür ‘arz fazlası’dır. Ayrıca tüm sanat dallarında benzeri bir ‘aşırı endüstrileşme, aşırı sürüm’ desteklenmiştir. Altına boyalı ufak farklarla pazarlanan süpermarket ürünleri gibi… Herkes biraz şair, herkes biraz müzisyen, herkes biraz ressam, herkes biraz oyuncu, herkes biraz editör, herkes biraz dergici, herkes biraz yayıncı… Yani, herkes biraz her şey olmuştur! Hele hele ‘sosyal içerme’ kavramı öyle bir tüketilmiştir ki ‘sosyalleşme’ dediğimiz şeyin kendisi bile sanal bir tabana yayılmıştır. Açık havada veya deniz kıyısındaki bir cafede buluşup aynı masada oturan dört genç arkadaşın veya dört genç şairin sürekli cep telefonlarıyla uğraşarak, birbirleriyle hiç konuşmadan ya da doğayı gözlemeden, ya da şiir üzerine konuşmadan zaman geçirdiğini düşünün! Benzeri tablolarla her yerde karşılaşabilirsiniz bugün… Tabiî ki taşıma suyla çalışan endüstrileşmiş değirmenlerin bir sürdürülebilirliği yoktur, olmamaktadır: Herkes karakter aşınmasına uğrayan egosantrik bireylere evrilmiş ve aslında hiçbir şeye dönüşmüştür! Herkes şöyle bağırmaktadır artık: Hepimiz çokkültürlülüğe inanıyoruz şimdi! Sıçrama sağlayacak bir gelişim veya yenileşim icra edilememiştir, çünkü edebiyat endüstrileşmesinin yöneticileri tarafından pazarlama teorisinin ‘yaygınlaşma ve tutundurma fonksiyonları’ kullanılmıştır. Şiirsel içerik zerre kadar gelişmemiş, aksine gerilemiştir. Pazarlama, tasarım ve markalaşma numaralarının yerine, tarih, bilim, sanat ve felsefeyi anlamak, ilerletmek, zenginleştirmek gerekiyordu aslında! Böylelikle şiir, imgesinden, tözünden ve tarihinden uzaklaştırılmaya, parçalanmaya ve popülerleştikçe kıymet kaybeden pazarlamacı bir iktisadi eksene yerleştirilmeye itilmiştir. Fakat, David Harvey’in de işaret ettiği gibi neo-liberalizmin göz alıcı tarihi dünyanın her yerinde -Şili’de de, Lübnan’da da, Ukrayna’da da ve sonuçta Türkiye’de de- çok kısa sürer. İfrat, ikbal avcılığı ve vurgunculuk dönemi -ya da post-truth kapsamıyla ilerleyen siyasal söylemler- her zaman çölleşmeyle, kısırlaşmayla sonuçlanır. Ülkemizdeki tarım veya tohum politikaları gibi… Sorumsuz üretim ile tüketim, mahsulün kalitesini bozmakla kalmaz, toprağı da bozar. Toprak tuhaf kimyasallarla, kötücül yöntemlerle o kadar bozulmuştur ki artık bir süre sonra o topraktan hiçbir şey yeşermez. Şimdi, bu bağlamda ben, ‘yenileşim’ hamlesinin ‘güdümlü edebiyat’ mantığının terk edilmesiyle başlayacağına inanıyorum. Güdümlü edebiyatın güttüğü, parlattığı tipler şiire ve edebiyata öyle bir zarar vermiştir ki şiirin beşiği olan coğrafyamız “şiir yazılmaz, şiir okunmaz, şiirle ilgilenilmez, şiir sevilmez, şair sevilmez” bir yere dönüşmüştür neredeyse… Şimdi, başından beri anlatmaya çalıştığım tüm bu analojik yaklaşımı bilmeliyiz, görmeliyiz ve fakat bir kenara bırakmalıyız. Aslında meseleyi çok da karmaşıklaştırmaya, yüzlerce kablo çekmeye gerek yok; 10-15 yılın yarattığı göz alıcı podyumlarda sürekli kırıtan bu şairler, çeşitli egosantrik hezeyanlarla debelenen aynı isimler, birbirlerini parlatmak için hizipçi bileşkeler kurmuşlardır. Ece Ayhan buna ‘kötülük dayanışması’ der. E tabiî ki böylesi kermesvari kafalardan ya da neo-liberal hizipleşmeden de ‘yenileşim’ falan bekleyemeyiz. En fazla şu olur; dışarıdan bir yerlerden, yabancı dilde bir eserden yenilik veya özgürlük ithal ederler! 2000’li yıllarla birlikte, birbirine, birbirlerinin kitaplarına, birbirlerinin dizelerine rozetler takmakla meşgul, birbirlerine dergi icat etmekle meşgul, egosantrik zihinsellikten beslenen ve süpermarketlerle çoğalan bir ‘Şiir A.Ş.’ kurulmuştur. Bunu kabul edelim artık! Şimdilerde ‘Şiir A.Ş.’ firması batmaktadır, kredisi bitmiştir, zarar açıklamıştır ve kendisine hizmet eden işçilerini firmadan çıkarmak istemektedir! Charles Bukowski’nin bir sözü vardır: ‘Kapitalizm komünizmi yedi. Şimdi kendi kendini yiyor!’ Maalesef neo-liberal dönemin ön-plana çıkardığı şairlerde de durum aynıdır. Şairler kendi kendilerini yemekle, şiire ve yaşamın şiirselliğine zarar vermekle meşguller şu an… O nedenledir ki şöyle dedim bir keresinde; ‘Şiir öldürülüyor, bu kez şairler marifetiyle!’ İşte, bizim coğrafyamızdaki şiirselliğin azalmasının kök-nedeni böylesine kötücül bir süreçtir…

(…)
Ekim 2019


Zor/Konuşma’nın tam metnini http://bit.ly/zorkonusma adresinden e-kitap/pdf olarak okuyabilirsiniz. Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
22
2019
--

Şiirde Yenileşim ve Yeni Nesil Okur Üzerine… Zor/Konuşma’dan… (Emrah Sönmezışık – Zafer Yalçınpınar)

(…)

Zafer Yalçınpınar: (…) Okurun şairi -ve tabiî ki şiiri- dönüştürmesi için nasıl bir etkileşim olabilir? Okur, okumadığı anda, okurluk tanımından uzaklaşıyor… Şiir okurunun önündeki majör ve minör engeller nedir? Paslı çiviye dönüşen tıkanıklıkta, erişim sorununda okurun bir suçu yok mu? Yani biz oturup, kafa yorup, şiir için çalışacak bir uzay mekiği veya gezegen tasarlasak da o gelişkin teknolojiye sırt çevirecek, o süpersonik teknolojiyle bile şiiri özümsemeyecek, okumayacak bir kitle var mıdır? Okur neler yapıyor, şiire nasıl bakıyor, meseleyi nasıl değerlendiriyor? Misal, pizza, tatlı, müzik enstrümanı veya kahveyle birlikte satışa sunulan kitaplardan, konsept mağaza dediğimiz yeni nesil kitapçılardan, yeni nesil kütüphanelerden falan söz edebiliyoruz… Peki ‘yeni nesil okur’ diye bir şeyden söz edebilir miyiz?

Emrah Sönmezışık: (…) Asıl trajik nokta: iyi, sıkı, hayata dönük vb. olumlu tanımlamalara koşut şiirin okur tarafından görmezlikten gelinişini, yeni şeylere olan direnç veya İkinci Yeni ile örtüştürerek açıklamaktır. Teknik açıdan şu ana kadar yazılmış şiirlerden farklı bir şiir oluşturmayacaksınız veya şiiri bambaşka bir zemine oturtmayacaksınız; sonra da İkinci Yeni gibi elbet bir gün anlaşılmayı bekleyeceksiniz. İyi de okunmamanın nedeni artık anlaşılmamak değil ki, iyi de siz yeni değilsiniz ki… Acaba okur bizi anladığı halde okumuyor olabilir mi? Belki de şairin ilkin bu soruyla yüzleşmesi gerekir. Bir devrim olacaksa, şiir-teknoloji sentezinin bize bunu sağlayacağı kanısındayım. Yeni nesil okuru tam da bu sentez şekillendirecektir. Bazıları tarafından kitapların özendirme ürünü konumuna indirgenmesi, içinde bulunduğumuz durum açısından çok da şey değil!

Zafer Yalçınpınar: Yeni nesil okuru herhangi bir kavramsal sentezin şekillendirebileceğine ya da buluşlu dahi olsa bir kavramsallığın yeni nesil üzerinde uzun süreli etki yaratacağına inanmıyorum, inanamıyorum pek… Yeni nesil -kısa süreli cazibe odakları ve kısa süreli iştahlar dışında- devamlılık gösteren bir kümelenmeye sahip olmak istemiyor. Bu çok tuhaf bir bilinç yapısı… Şöyle açıklamaya çalışayım: Yeni nesil kendini -herkesten çok- zamanın sonunda hissediyor; yani kronolojik olarak ‘zamanın sonunda bulunmak’ yeni nesil için hem acılı bir yük, hem de bir tür birikimli avantaj veya serbesti… Yeni nesil kendini ‘insanlık tarihinin ve yaşamın biricik kilidi, son çaresi ya da aksine, insanlığın son çaresizliği’ olarak görüyor. Bu noktada tuhaf, tepkisel ve riskli bir kopuş ortaya çıkıyor. Tarihsel açıdan bir tür reddiye hattı oluşuyor: Öyle tuhaf bir şey ki bu, eskisi gibi kuşaklar birbirleriyle çatışmıyorlar bile! Yani bizim ‘kuşak çatışması’ dediğimiz şey değil bu! Yeni bir tepkisellik… Yeni nesil kendinden önceki tüm insanlık tarihini topyekun reddediyor ve kendini ‘İnsanlık 2.0’ şeklinde nitelendiriyor. Bu yük, tabiî yeni neslin zihinselliğini de olumlu-olumsuz birçok noktadan ilkesel veya matematiksel değil de durumcu bir şekilde etkiliyor; yeni neslin zihinselliğinde sürekli anlam kaymaları, zik-zaklar ve çapraşık nedensellikler oluşuyor. Yani, yeni neslin zihnindeki bilişsel harita son derece karmaşık ve hareketli… Yeni nesildeki anlam arayışların ve belki de anlamı bulamayışların haritası da öyle. İmgesel seçeneklerin fazla olması yeni neslin kafasını karıştırıyor ve son derece çapraşık bir mantık işlemeye başlıyor. 1940’lardaki yapay sinir ağları çalışmalarındaki başarısızlıklara benzer bir durum, tuhaf bir kodlama problemi çıkıyor ortaya… Nasıl oluyorsa, ileri beslemeli mantık, benzersiz ve özgün hatalar üretmeye başlıyor. Peki, sıkı şiir bu çapraşık haritanın neresinde? Bir kere, sıkı şiirin oluşturduğu imgesel alan derinliği, kolaylaştırıcı bir unsur veya avadanlık değil. Sıkı şiirde, okurun anlama ulaşması kolay değil. En zoru bu hatta… Sıkı şiir, okurun araştırma icra etmesini gerektiriyor; okur, sıkı şiirin içerdiği tarihsel, sosyolojik ve imgesel arka-planı bulmak, çapraşık zihinselliğiyle ilişkilendirmek ve bir tür şiirsel derinlik oluşturmak zorunda… Yani, dilin sınırlarının genişletilmesi, marjinal imkânların -anlamlandırılarak- içselleştirilmesi gibi bir ön-koşul var. Bu durum yeni neslin çapraşık zihin yapısı için elverişli değil ve anlam arayış sürecinin herhangi bir aşamasında “İnsanlık 1.0” kodları baskın gelirse, zaten, yeni nesil okumayı veya çabalamayı kesinkes bırakıyor. Yapay sinir ağları modelleri, ileri beslemeli ve geriye yayılımlı öğrenme adaptasyonları gibi, bir ‘yapay zeka’ gibi çalışıyor yeni neslin zihni! Analitik yapısı buna benziyor. Ve fakat, sıkı şiir hâlâ güçlü: Şöyle ki analitik açıdan tükenen veya içselleştirilmeyen, vazgeçilen her şey, etkisini o kadim ‘sezgisellik’ noktasında bulmaya çalışıyor. Okur, sonuçta, günün sonunda bir insan… Sezgileri, duyguları, rüyaları olan bir insan… Bence, yeni şiirin bu noktayı iyi kullanması gerek, gerekiyor… Bilgisayar literatüründen bir analoji yaparak anlatmaya çalışayım: Eğer şiir ve teknoloji yenilik getirmek açısından birleşecekse, donanım, alet, makine vb’den önce söz konusu yazılım güncellemesini yapması gerek! Bu noktada Bergsoncu bilgi teorisi üzerinden buluşlar ve alaşımlar oluşturmak elzem…

(…)
Ekim 2019


Zor/Konuşma’nın tam metnini http://bit.ly/zorkonusma adresinden e-kitap/pdf olarak okuyabilirsiniz.


Zor/Konuşma,
Emrah Sönmezışık – Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Ekim 2019, 18 Sayfa
okumak için: bit.ly/zorkonusma


Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
21
2019
--

“Zor/Konuşma” (Sönmezışık – Yalçınpınar)


Zor/Konuşma,
Emrah Sönmezışık – Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Ekim 2019, 18 Sayfa
okumak için: bit.ly/zorkonusma


Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
18
2019
--

Duygu’ya ithafen… Kötü Şiir…


Kötü Şiir‘i okumak için: bit.ly/kotusiir
Ölümcül Defter‘i okumak için: bit.ly/olumculdefter
Duygu Gündeş kimdir: http://duygugundes.info

Eyl
15
2019
--

Upas Yayın: “Gölge Haramileri” (M. Egemen Bostancı)


Gölge Haramileri, M. Egemen Bostancı
UPAS Yayın, Eylül 2019, 41 Sayfa
İzlemek/okumak için: bit.ly/golgeharami


M. Egemen Bostancı bir ressam değil sadece… Tipolojiyi ve zamanlamayı bilen bir derviş, bir mağara düşünürü… Gölge Haramileri‘nde yer alan eşkâlleri, Bostancı’nın zihninde kurgulanmış -derin mağaralarla oyulmuş- insanlık arkları olarak görüyorum.” (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: M. Egemen Bostancı’ya egemenbostanci@hotmail.com adresinden ulaşabilirsiniz. “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
14
2019
--

Upas Yayın: “En İçteki Yer” (Ceren Fındık)


En İçteki Yer, Ceren Fındık
UPAS Yayın, Eylül 2019, 32 Sayfa
İzlemek/okumak için: bit.ly/enictekiyer


Ceren Fındık’ın çizimlerindeki dışsal varoluş, gerçeküstücü reddiye hatlarıyla birleşerek Türkiye’deki en kuvvetli görsel örnekleri sunuyor. En İçteki Yer’de konumlanan tekinsiz yaratıların her biri izleyicinin zihninde şiirsel ve eşsiz uçurumlar biçimlendiriyor.


Ceren Fındık’ın eserlerine
instagram.com/cerenfindikdrawing
adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: , ,
Eyl
08
2019
--

“Ölümcül Defter” (Zafer Yalçınpınar)


“İnsanlığı hakikate mıhlayan,
kara duygulu ve ölümcül bir defter…”


Ölümcül Defter,Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2019, 55 Sayfa
Okumak için: bit.ly/olumculdefter



Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden, Yalçınpınar’ın tüm kitaplarını ise http://zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
02
2019
--

Upas Şiir: “İnşirah” (Tuğba Karaduman)


İnşirah,Tuğba Karaduman
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2019, 23 Sayfa
Okumak için: bit.ly/insirah


Tuğba Karaduman‘ın ilk şiir kitabı olan İnşirah, iç-uzayın sonsuzluğunda -tersine derinliklerde- sürekli genişleyen bir ‘erdemli karşıtlıklar bütünü’nü okuyucunun zihnine sunuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler: , ,
Tem
23
2019
--

“Sessizlik Nesnesi, Canavar” (Şahin Çetin)


Sessizlik Nesnesi, Canavar
Şahin Çetin
UPAS Yayın, Temmuz 2019, 42 Sayfa
Okumak/Görmek için: bit.ly/sessizcanavar


Şahin Çetin‘in çizimleri, sosyo-politik bellek, identite, coğrafya, maruziyet ve aidiyet gibi olguların biriktirdiği kuvvetli bir poetika taşıyor. Sessizlik Nesnesi, Canavar‘ın kapsamındaki 36 çizim, yaşamla kesişim noktalarında farklı farklı şiirsel boyutlar sunan canavarlaşmanın ve çürümenin zihinsel kurgusunu oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Haz
13
2019
--

Oku, okut! UPAS YAYIN için karekodlar hazır…

Büyütmek için tıklayın…

Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

May
24
2019
--

Antonin Artaud’un Çizimleri… UPAS’ta…


Antonin Artaud’un çizimlerinden oluşan özel bir seçkiyle birlikte 1996 yılında MoMA tarafından yayımlanan kapsamlı bir sergi katalogunun eksiksiz biçemine http://upas.evvel.org/?p=773 adresinden ulaşabilirsiniz.


May
22
2019
--

Upas Şiir: “Sıfatsız Tamlama” (Emirhan Güven)


Sıfatsız Tamlama
Emirhan Güven
UPAS Yayın/Şiir, Mayıs 2019, 26 Sayfa
Okumak için: bit.ly/sifatsiz


Emirhan Güven‘in kurguladığı şiirsel düzlem, benlik çatışmalarının anatomisini -haritalayarak- görünür kılıyor. Sıfatsız Tamlama‘daki yüzleşme yöntemi, insan soyunun toplumsal varoluşunu sorgulayan kuvvetli bir söylem taşıyor. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

May
18
2019
--

Upas Şiir: “AZ” (Berk Cömert)


Az
Berk Cömert
UPAS Yayın/Şiir, Mayıs 2019, 13 Sayfa
Okumak için: bit.ly/bekleyen


‘Artistik Bellek’ adlı fanzinden tanıdığımız Berk Cömert, şiirlerinde, umut -ve umutsuzluk- duygulanımlarının tasavvurlar oluşturan işlevlerine -ve işlevsizliğine- yöneliyor. Az‘da bütünlenen altı kısa şiir, gelecek -ve gelmeyecek- olanı bekleyen edimsel bir tipolojinin varoluşunu sergiliyor.(Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: , ,
May
12
2019
--

UPAS ŞİİR KİTAPLARI


“Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini
sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine
başlayan UPAS Yayın’ın tüm şiir kitaplarına
http://upas.evvel.org/?cat=5 adresinden ulaşabilir,
kitapları ücretsiz olarak okuyabilir ve -pdf olarak-
arşivleyebilirsiniz.


Nis
22
2019
--

Upas Şiir: “İkindiliklerde / Kırık Küp” (Emrah Sönmezışık)


İkindiliklerde -Kırık Küp-
Emrah Sönmezışık
UPAS Yayın/Şiir, Nisan 2019, 34 Sayfa
Okumak için: bit.ly/ikindiliklerde


Emrah Sönmezışık, üçüncü şiir kitabı İkindiliklerde‘nin ilk bölümünü oluşturan Kırık Küp‘te, yaşantı parçalarına yüklediği baskın duygulanımlar ile tanıdık görüngüler arasında hassas -ve fakat keskin- bir hesaplaşmaya girişiyor…”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Mar
25
2019
--

Akademik/Makale: “Eugenio Montale’nin Karamsarlığı” (İbrahim Yasin Güler)

‘Öz’ Metni: “Eugenio Montale, kapalı ve gizemli şiirin İtalyan edebiyatındaki en önemli temsilcilerindenbiridir. Montale’nin şiirleri, XIX. yüzyılın, iki dünya savaşı ile şekillenmiş ortamından dolayı karamsar bir çerçeve çizer. Söz konusu şiirler, karamsarlığın öncülü Leopardi gibi evrensel sorunların yarattığı kaygıları ele alır. Şair karamsar dünyasındaki kendi çözümsüz durumunu, şiirleriyle birçok kuşağa anlatmış ve onların yalnızlığına, umutsuzluğuna tercüman olmayı başarabilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Eugenio Montale’nin şiirlerindeki karamsarlığın sebeplerini, şairin bunları işleyiş biçimini, bir diğer İtalyan şair Leopardi’nin karamsarlığı ile ortak paydada bulunan ve ayrılan yanlarını incelemektir.” (İbrahim Yasin Güler)


Makalenin tam metnini http://dergipark.gov.tr/download/article-file/503286 adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
16
2019
--

Upas Şiir: “Anafor” (Tayfun Polat)

Anafor, Tayfun Polat
UPAS Yayın/Şiir, Mart 2019, 29 Sayfa
Okumak için: bit.ly/anaforsiir


“Kadıköy-Karga taifesinden sıkı dostumuz Tayfun Polat, kurguladığı şiir-düşünsel uzamın ânlarına yeni tuşeler katmaya devam ediyor. Anafor‘daki şiirsel önermeleri ve bulguları -hiç çekinmeden- ‘günümüze dair psikoteknik bir zirve’ olarak tanımlayabiliriz.” (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Mar
06
2019
--

Tarihinsancısı 2 yaşında! (Âh… âh… âh!)


Âh… âh… âh! Tarihinsancısı yayımlanmasının üzerinden iki yıl geçmiş. Âh! Bu kitabın “Sol Kalbim” bölümündeki tüm şiirler Duygu Gündeş‘le birlikte yaşanmıştır ve daima Biricik-mu‘ya (biriciğime, Duygu’ya) ithafen yazılmıştır. Âh! Zihnime ve ruhuma mıhlanan bir ‘büyük yokluk’ görüyorum şimdi.. Sonra bu yokluğun sıkıntılı acısını kalbimde hissediyorum. Âh! Okumak isteyenler için Tarihinsancısı‘nın tam metni şurada duruyor, duracak, ölümsüzlüğü mıhlayan bir ‘âh’ gibi; bit.ly/tarihinsancisi

Zafer Yalçınpınar
Mart 2019


Zafer Yalçınpınar, “Tarihinsancısı”
Pasaj69 YAYIN, Şubat 2017, 43 Sayfa, Şiir
Okumak için: http://bit.ly/tarihinsancisi


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiir kitaplarına http://bit.ly/zypsiir adresinden -pdf dosyası biçeminde- ulaşabilirsiniz.

Şub
25
2019
--

Canımız, biriciğimiz Duygu Gündeş’i yitirdik…

Canımız, biriciğimiz, güzeller güzeli çevirmen Duygu Gündeş, 26 Ocak 2019 tarihinde Kadıköy’de hayatını kaybetmiştir. Duygu’nun Çeviri Şiirler adlı eserini Eylül 2018’de yayımlamıştık. Duygu için gerçekleştireceğimiz anma programına dair bilgiler önümüzdeki günlerde hem web sitemizden hem de sosyal medya platformlarımızdan duyurulacaktır. (Zafer Yalçınpınar)

Duygu Gündeş (1976-2019)

10 Kasım 1976 tarihinde Ankara’da dünyaya gelen Duygu Gündeş, 1994’te Kadıköy Anadolu Lisesi’nden, 1996’da İstanbul Üniversitesi Turizm Otelcilik Meslek Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 2005 ile 2007 yılları arasında Kanada’da yer alan Güney Alberta İngilizce Dil Vakıfları’nın “Amerikan Edebiyatı ve Yaratıcı Yazarlık” bölümünde eğitimini sürdürdü. Çevirileri ve yazıları birçok edebiyat platformunda (Kaçak Yayın, Yeni Harman, Koridor, Patika, EVV3L, Karga Mecmua, Üvercinka) yayımlanan Duygu Gündeş’in “Psikopat, Keith Ablow” (Pegasus Yayınları, 2008) ile “Duman Hırsızı, Shana Abe” (Erko Yayıncılık, 2007) adında iki roman çevirisi de bulunmaktadır.

Yaşamının büyük bölümünü İstanbul Kadıköy’de (Fenerbahçe-Dalyan ve Erenköy-Ethem Efendi’de) geçiren Duygu Gündeş, 26 Ocak 2019 tarihinde Kadıköy’de yaşamına son vermiştir. Bilinen tüm çevirileri ve yazıları duygugundes.info adresinde toplanmıştır.


Çeviri Şiirler, Duygu Gündeş
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
(2. Edisyon, 3 Şubat 2019)
Okumak için: bit.ly/cevirisiirler


William Blake, Charles Bukowski,
Leonard Cohen,
Emily Dickinson,
George Eliot, John Milton, Pablo Neruda,

Carl Sandburg, Sappho, Robert Snyder,
Humbert Wolfe,
Andrei Voznesenski,
William Butler Yeats


“Yeni Harman ve Kaçak Yayın gibi edebiyat dergilerinden tanıdığımız Duygu Gündeş‘in 2000’li yılların başından günümüze özenle gerçekleştirdiği şiir çevirileri (13 şairden 21 şiir) bu kitapta bütünleniyor. Çeviri Şiirler, William Blake‘den Charles Bukowski‘ye uzanan geniş bir yelpazede edebiyatın güçlü şairlerinden imgesel kıvılcımlar yansıtıyor.”

Şub
20
2019
--

Edebiyat Dünyasının Yeni Keşfi: UPAS! (Ceyda Oktay)

upas.evvel.org

Sağolsun, yazı-yorum.net taifesinden Ceyda Oktay, Upas‘ın özgür yayıncılık tavrını irdeleyen berrak bir yazı kaleme almış. Yazının tam metnini https://www.yazi-yorum.net/haber/edebiyat-dunyasinin-yeni-kesfi-upas-ceyda-oktay_508 adresinde okuyabilirsiniz. Ceyda’ya çok teşekkür ederiz, ilgisi ve yaklaşımı için… (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Oca
23
2019
--

Bir Şiir Kitabı’nın ve Şiir Sergisi’nin 10.Yılı: “MEYDANSIZ / TAŞ UÇAK” (Zafer Yalçınpınar)

Şöyle bir baktım da, ikinci şiir kitabım Meydansız‘ın yayımlanmasının üzerinden 10 yıl geçmiş: Dünya -tüm yüküyle birlikte- güneşin etrafında 10 kez dönmüş… Hiçbir şey değişmemiş, hâlâ aynı durumdayız; “Meydansız” olarak yaşamanın burukluğunu ve anlamsızlığını kalbimizde tüm yüküyle hissediyoruz.

Meydansız, Cavit Mukaddes‘in yönlendirmesi sonucunda, Tuncay Takmaz‘ın yayınevi olan Çekirdek Sanat tarafından Savaş Çekiç‘in kapak tasarımı eşliğinde Ocak 2009’da yayımlandı. Kitap Beyoğlu’nda, İSO’nın yönettiği Odakule Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilen Taş Uçak Şiir Sergisi‘yle birlikte okura sunuldu.

Okumak için; bit.ly/meydansiz2009

Ne sergi ne de kitap pek ilgi görmedi… Zaten böyle olacağını biliyorduk. Karga Mecmua’nın Şubat 2009 tarihli 24. sayısında Tayfun Polat’la birlikte bu ilgisizliği değerlendiren çok sert bir söyleşi gerçekleştirdik. (Aşağıda söyleşinin tam metnini paylaşıyorum.) O günlerde hem Meydansız’la hem de Taş Uçak Şiir Sergisi’yle işaret etmeye çalıştığım şeyler edebiyat kâhyaları tarafından örtbas ediliyor ve okuyucu sürekli kandırılıyordu. Bugün de durum aynıdır. O gün de işaret ettik aynı şeyleri, şimdi, 10 yıl sonra da işaret ediyoruz. Çünkü meseleye ‘uzay zaman’ olarak baktığımızda hakikatin sırlı olmadığını görürüz: Hakikat, kalb ve vicdan arayışıyla birlikte yaşamın özüne mıhlanmıştır! (Zy)

Taş Uçak Şiir Sergisi’nin Açılışı’nda (10 Şubat 2009)

TAŞ UÇAK İNECEK MEYDAN ARIYOR…


(İşbu söyleşi Karga Mecmua’nın Şubat 2009 tarihli 24. sayısında yayımlanmıştır.)

Tayfun Polat: Şiir Sergisi ne demek?

Zafer Yalçınpınar: Şiir ihtiva eden ve geneli düşünüldüğünde poetik tarafı ağır basan bir izlek, demek… Tıpkı resim ya da fotoğraf sanatı gibi şiir de imgelerden ve imgesel öğelerin kurgusundan, dengesinden oluşur. Duvarda asılı bir şiirin duvarda asılı olan bir tablodan farkı, şiirin kelimeler tarafından işaret edilen farklı, dolaylı ve belki de ilkel bir imgeleminin olmasıdır. Ayrıca şiirde, fonetik bazen de müzikal bir yapı oluşturabilirsiniz; örneğin soyut bir şiirde -resim sanatında olduğu gibi renklerin tınısını değil de- kelimelerin işaret ettiği imgelerin tınısını bulabilirsiniz. Ya da İlhan Berk’ten Mısırkalyoniğne veya Oktay Rifat’tan Perçemli Sokak’ı, bu iki şiir kitabını birer soyut resmi izler gibi okuyabilirsiniz. Sergide 16 adet şiir ve şiirsel metin ile 14 adet görsel işimden oluşan genel bir kompozisyon var. Ayrıca sergide Nâzım Hikmet ve Ece Ayhan’ın poetikasına çeşitli referanslar da var… Aslında, şiirsel metinlerimin imgeselliği ile çoğu tipografik olan görsel işlerimin imgeselliği arasındaki kimyayı, alaşımı ortaya koymak istedim. Bu alaşımda poetika daha ağır geliyor… Bu nedenle şiir sergisi dedik…  

T.P.: Bu serginin açılması süreci nasıl işledi?

Z.Y.: “Odakule Sanat Galerisi” ve “Asanat” danışmanı Necip Yeşiltepe, internetteki çeşitli platformlarda bazı görsel işlerimi görmüş, çok beğenmiş. Bir sergi düzenlemeyi teklif etti ve koşullarını sundu. Ben de kabul ettim. Sonrasında serginin içeriği ve kompozisyonu üzerine çalışırken Necip Yeşiltepe, şiirlerimdeki imgeselliğin daha baskın, daha etkileyici olduğunu ve görsel işlerimi de kapsadığını fark etti. Böylece sergiyi hem şiirlerimden hem de görsel işlerimden oluşturmaya karar verdik. Söyleşiler ise sergiye katılacaklarla ve okuyucuyla etkileşim kurmak için düşünüldü. Bir de baktık ki söyleyecek, anlatacak ve işaret edecek, yani içimizde birikmiş birçok şey varmış… Bunları da paylaşalım istedik.

T.P.:  “Görsel iş”ten kasıt nedir? Ya da farkı nedir?

Z.Y.: Şimdi, benim bu parçaları “görsel iş” diye muğlak bırakmamın sebebi onların “ne olduğu” üzerinde kalıcı bir karara varamayışım… Yöntem olarak çeşitli kolajlardan, grafik deneylerinden, stokastik süreçlerden ve tipografiden oluşuyor bu işler… Ayrıca içlerinde, “Ş” harfinin tipolojisinin, matematiğin, tersimlemelerin, istatistiğin ve felsefenin birtakım bileşkelerine işaret eden işler de var… Fakat tüm bu teknikler ya da öğeler görsel işlerimin “nasıl oluştuğu” hakkında bilgi verirken onların “ne olduğu” hakkında aydınlatıcı değiller. Bunun sebebi de görsel işlerime bulaşan “poetika”, o cehennem… Biliyorum ki tüm bu durum, bu bilinmezlik yaptığım işlerin bir “ucube eser” gibi yanlış algılanmasına sebep oluyor, olacaktır da. Fakat inan ki “görsel iş” deyişinden daha iyi bir deyiş bulamadım…   

T.P.: Sergi kapsamında gerçekleşecek söyleşilerin konuları nasıl seçildi?

Z.Y.: Söyleşi konuları Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nda iki senedir sürekli tartıştığımız ve sürekli savunduğumuz başlıklar… Bu söyleşiler çeşitli şairlerden çeşitli alıntılarla ve şiir okumalarıyla başlayacak… “Boşluğun Dili” konulu söyleşi dışında, söyleşilerin odağı şairlik halleri ve günümüz edebiyat ortamımızın vasatlığı… Ayrıca,  “Haklılığın İnadı” başlıklı söyleşide Ece Ayhan ve Nâzım Hikmet üzerinde özelikle duracağız ve görsel, işitsel paylaşımlarda da bulunacağız… “Boşluğun Dili” ise tamamen benim şiirlerimle ilgili… Bu söyleşide şiirlerim ve şiirlerimde yer alan birkaç duygudurum hakkında konuşacağız… Söyleşiler başından sonuna kadar katılımcılarla etkileşimli gerçekleştirilecek.

T.P.: Sergiye ve bir şiirine adını veren “Taş Uçak” göndermesini açıklar mısın?

Z.Y.: Öncelikle Taş Uçak, Nâzım Hikmet’in mahkûm olduğu dönemde Bursa Cezaevi’ne verilen lakaptır. Abidin Dino’nun aktardığına göre bu lakabı Nâzım Hikmet koymuştur. Şimdi düşünün, taştan uçak yapmaya çalışan ya da yıllarını böylesine karşıt, imkânsız bir düşüncenin, benzetmenin belki de avuntunun içinde geçirmiş bir adam…  Bir büyük şair… İfadedeki imkânsızlık duygusu… Fakat gene de şairin bu yöndeki imgesel inadı… Ayrıca, Cemal Süreya şöyle demişti: “Ağır ol bay düzyazı, uçamazsın!” Sıkı şiirin en önemli temsilcisi olan Ece Ayhan da “Anlaşılmayacaksın. Ey kanatsızlık!” diyor. Bugün sıkı şairlerin hepsi yeni Taş Uçak’larda yaşıyor… Bunu işaret etmek istedim. Bir açıkhava hapishanesine benzettiğim, görünmez dikenli tellerle çevrilmiş ve imkânsızlıkları sistemin kaotik yapısıyla örülmüş kentlerde, yeni taş uçaklarda…

T.P.:  Bu sergi mevcut edebiyat ortamında nasıl algılanabilir?

Z.Y.: Bugün, edebiyatın içtenliğine ve sahiciliğine inananlardan değil de ticari kâhyalık yapmak ve statüko cukkalamak peşinde koşanlardan oluşan, yani, editörcülük oynayan fırsatçıların maniple ettiği bir edebiyat “ortalığımız” var. Çoğu da modern şiiri bilmiyor, sezmiyor… Her iki türlü de liyakatsizler… Yani “kim kime dum duma” bir ortalık, bir ortalama kavrayış, vasatlıktan kaynaklanan bir retorik arsızlığı söz konusu… Bizim işaret etmeye çalıştığımız şeyler kolay kolay anlaşılmayacaktır. Hatta sezilmeyecektir bile… Diğer birçok konuda olduğu gibi edebiyatta da meydansızız. Sergiye “anlaşılmaz şeyler bütünü” gözüyle bakılacak sanırım… Bu da kötü, belki de “ortalama” bir yaklaşımdır bana göre… Kısacası bu meydansızlıkta serginin iyi ya da yeterince algılanacağını düşünmüyorum. 

T.P.: Sence nasıl algılanmalı?

Z.Y.: Eski ve usta şairleri saymazsak sıkı şiir denen şeyin okuyucusu, takipçisi kalmamış gibi günümüzde… Ayrıca birtakım fason şiirleri ve şairleri, yani gerçekte şiir ve şair olmayanları, sahici olmayanları zaten hesaba katmıyorum.  Kalburüstü yayınevlerinden çıkan yeni şairlerin yeni şiir kitapları bile en fazla 200-300 adet satıyor. Bu kadar küçülmüş, bu kadar odalaşmış, bu kadar meydansız ve yalnızlıkla, dikenli tellerle çevrilmiş bir ortamda bir tane yamuk bıyıklı ve kısa pantollu adam çıkmış “şiir” diye inat ediyor. Sıkı şiirin içtenliğini ve sahiciliğini savunmaya çalışıyor, onun akkor yapısını işaret etmeye çalışıyor, her şeye rağmen yazıyor, okuyor, tartışıyor, uykusuz kalıyor, kısacası şartlarını zorluyor falan… En azından bu çaba takdir edilmeli… Bununla birlikte açık açık söyleyeyim ki eğer tek bir kişi, tek bir dizemin imlediği şeyi sezdikten sonra o dizeyi aklına mıhlar ve hiçbir zaman unutmaz ise Taş Uçak Şiir Sergisi başarısız değil demektir, benim için…   

Karga Mecmua, Sayı: 24, Şubat 2009

Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve şiir kitaplarına -pdf olarak- http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz. Yalçınpınar’ın söyleşileri de şurada; http://bit.ly/dilinkemigi

Oca
08
2019
--

Akademik Çalışma: “Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nin Tanıtımı, Türk Edebiyatına Katkısı ve Sistematik İndeksi” (Dr. Nuran Özlük)

“Çalışmada hikâye yazarı Salim Şengil tarafından 1947-Temmuz 1957 tarihleri arasında birinci seride 47, ikinci/yeni seride 66 olmak üzere toplam 113 sayı neşredilen, başlangıçta yalnız hikâye türüne yer verse de yayımlandığı dönemin değişen sanat anlayışına duyarsız kalamayarak hikâyenin yanında diğer türlere de sayfalarını açan, özellikle toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimseyen 1950 kuşağı hikâyecilerinin kendilerini ifade edebilmelerine ve İkinci Yeni şiirinin gelişmesine imkân sağlayan Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nin tanıtımı, Türk edebiyatına katkılarının tespiti ve sistematik indeksinin hazırlanması ile edebiyat tarihi araştırmalarına katkıda bulunmak amaçlanmıştır.” (Özet)


Dr. Nuran Özlük tarafından gerçekleştirilen kapsamlı çalışmanın tam metnine burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “Poetika Çalışmaları”na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
07
2019
--

Akademik Makale: “Wittgenstein’ın Psikoloji Felsefesi Bağlamında Deneyim ve İfade İlişkisi” (Cemre Uğural)

Cemre Uğural tarafından kaleme alınan akademik makalenin tam metnini http://www.flsfdergisi.com/sayi26/95-112.pdf adresinden okuyabilirsiniz.

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ludwig Wittgenstein başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
06
2019
--

Upas Şiir: “Uç Doğu -Yek-” (Janset Karavin)

Uç Doğu -Yek-, Janset Karavin
UPAS Yayın/Şiir, Ocak 2019, 14 Sayfa
Okumak için: bit.ly/ucdogu


Janset Karavin şiirleri, coğrafyamızın ‘kara gerçeği’nde yüzeyleşen tarihsel çatlakları bir dantel örgüsü titizliğinde işliyor: Uç Doğu‘nun imgelemi, içerdiği dilsel motiflerle birlikte ‘poème en prose’ (nesir şiir) türünü güncelleyen özel bir nitelik taşıyor. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com