Nis
21
2021
--

Şiir: “BİRDEN” (Abdullah Nefes)

Birden başlıyor pusu sevdanın
Birden kesmiyor göğü kırlangıçlar
Birden kırılmıyor dal
Birden ölmüyor çocuklar
Birden olmuyor hiçbir şey, birden.
Kan kokuyor gömleğimin yakası
İrin ve apse, insan kokuyor
Orada göz yok, kaş yok, aşk yok
Süt gibi dokunuyor olmak yok
Orada renk yok, ses bile yok
Birden olmuyor hiçbir şey, birden.
Kızın bana, küfredin ve asın
Çünkü birden başlıyor ölümün sesi
Anasız kalan bir çocuğun
Gözlerini gözünüze koyun
Deyin ki hepimiz masumuz.
Birden başlıyor uçurum dostlar
Birden öldürüyor çaresizliğim.
Birden…

ABDULLAH NEFES
Üvercinka Dergisi’nden…

Nis
20
2021
--

Historein: Geleceğin Yükselişi (Cem Onur Seçkin)


Upas Yayın‘ın sıkı dostlarından Cem Onur Seçkin‘in yeni dosyası
“Karalama Defterleri” projesi kapsamında yayımlandı…
Eserin basılı/özel nüshasını edinmek için:
https://shopier.com/7114788


Hamiş: Cem Onur Seçkin‘in Upas Yayın kapsamında yayımlanan tüm eserlerine http://upas.evvel.org/?tag=cem-onur-seckin adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
18
2021
--
Nis
14
2021
--

Görüngü: “UÇ, UÇ, UÇ” (Eren Burhan)


Eren Burhan‘ın resmettiği “uç, uç, uç” adlı görüngünün bütünsel (üçlü) biçemini http://upas.evvel.org/?p=1599 adresinde izleyebilirsiniz.


Hamiş:Upas Yayın kapsamında yayımlanan Eren Burhan eserlerine http://upas.evvel.org/?tag=eren-burhan adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: ,
Nis
13
2021
0

(Baharın) Gelişine…


BAHARIN GELİŞİ İÇİN DİĞER ŞİİRLER:

一 茶, Erik, Çiçek, Cehennem ve Van Gogh
http://upas.evvel.org/?p=1579

Meyvesiz Erik Ağacı (Zahrad)
http://evvel.org/meyvesiz-erik-agaci

Gelişine (Yalçınpınar)
http://zaferyalcinpinar.com/s58.html

Mosmor Salkım (Yalçınpınar)
http://evvel.org/mosmorsalkim

Akordiyon ile İlkbahar Şarkısı (Yalçınpınar)
http://zaferyalcinpinar.com/akordiyon2.jpg

12 Telli Şiir İçin Bahar Akordu (Yalçınpınar)
http://evvel.org/12-telli-siir-icin-bahar-akordu-2



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
07
2021
--

Oruç Aruoba // Usta Defteri’nin Bahar Nüshası // 6:45 Yayın’da… (Hazırlayan: Zafer Yalçınpınar)


Oruç AruobaUsta Defteri
(Aktaran: Zafer Yalçınpınar)
6:45 Yayın, Nisan 2021
(Özel eklentilerle genişletilmiş, bahar nüshası!)


Ön-sipariş aşamasında %40 indirimle
satın almak için tıklayın…


Hamiş: Yaklaşık 15 yıl boyunca Zafer Yalçınpınar tarafından -EVV3L kapsamında- gerçekleştirilen “Oruç Aruoba Arşivi” çalışmalarının tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
05
2021
--

Hayalet Oğuz Kitabı: “Burası Orası Değil” (Kaya Tanış)


Oğuz Halûk Alplâçin (Hayalet Oğuz) Yaşamı ve Eserleri
“Burası Orası Değil”, Hazırlayan: Kaya Tanış
Kırmızı Kedi Yayınları, Nisan 2021


“Kimdir Oğuz Alplâçin? Tezer Özlü’nün öyküsünde karşımıza çıkan bir kahraman mı, 50 Kuşağı’nın en “bohem” üyesi mi? Büyük bir nihilist mi, Selahattin Hilav’ın taktığı isimle “entelektüel solucan” mı? Evsiz-yersiz-yurtsuz bir anarşist mi, yoksa Diyarbakırlı zengin bir ailenin ferdi mi? Dönemin yazarlarının anılarında yer alan siyah beyaz bir figür mü, eksiklerle dolu hayat hikâyesi anlatıldıkça efsaneleşen renkli bir karakter mi? İğneli sözleriyle karşısındaki insanı sarsan keskin bir çift göz mü, yoksa tanıyan herkesin çok sevdiği bir dost mu? Arkasında tek tük metinler bırakmış bir hevesli mi, yoksa çok çalışkan usta bir çevirmen veya göz ardı edilmiş bir şair/yazar mı? Oğuz Halûk mu, Haluk Oğuz mu? O. A. mı? OHA mı? “O Pera’daki Hayalet” mi? Yoksa sadece aramızdan geçip gitmiş bir Hayalet mi?

Kaya Tanış, yıllara yayılan (belki hâlâ devam eden) bir iz sürmenin neticesinde, Türk kültür-edebiyat sahnesinin en ünlü bohemini –kelimenin gerçek anlamıyla– tüm yönleriyle ortaya koyuyor. Efsanelerden, rivayetlerden arındırıp bir hayaleti bedenine kavuşturuyor.

Burası Orası Değil / Hayalet Oğuz Kitabı’nda Tanış, Oğuz Halûk Alplâçin’in önce hayatında eksik bilinenleri belgeleriyle ortaya koyuyor, daha sonra şiirlerinden öykülerine, yazılarından çevirilerine imza attığı işleri bir araya getiriyor. Burası Orası Değil / Hayalet Oğuz Kitabı buzdağının görünmeyen kısmını gösteriyor.” (Tanıtım Metni)

Nis
04
2021
0

“Nisan” taifesi ve neşriyatları…


2010 yılından bu yana her Nisan ayında, “Nisan” dergisini ve yayınevini hatırlatmakta “sıkı/sahici edebiyat” kavramını hatırlatmak kadar fayda ve önem buluyorum. Efsanevi “Nisan” dergisi ve yayınevi hakkında aşağıdaki bağlantılar incelenebilir;

Nisan Dergisi/Yayınevi Hakkında
http://evvel.org/nisanda-nisan-dergisi-ve-yayinevi

Nisan Dergisi/Yayınevi’nin Kapak Tasarımları
http://zaferyalcinpinar.com/nisankapaklari.pdf

EVV3L’in “Nisan Dergisi/Yayınevi” İlgileri
http://evvel.org/ilgi/nisan-dergisi


Nis
03
2021
--

Üvercinka Dergisi’nin Nisan 2021 tarihli 78. sayısı yayımlandı…

Kapak görüntüsünü büyütmek için tıklayınız…

Üvercinka Dergisi‘nin Nisan 2021 tarihli 78. sayısı
özel bir eleştirel kapsamla yayımlandı: Derginin yeni sayısında,
2000’lerin ilk yıllarından günümüze uzanan kültürel erezyon
ve yozlaşma analiz ediliyor…

Nis
01
2021
--

1 YAŞINDA: “EN UZUN GECEDEN” (Zafer Yalçınpınar)


Tam metin -filigranlı- pdf sürümünü
görmek/indirmek için:
bit.ly/enuzungeceden

The Poet House bünyesinde İsmail Sertaç Yılmaz‘la birlikte gerçekleştirdiğimiz En Uzun Geceden adlı proje eserimiz, Nisan 2020’nin ilk günlerinde yayımlanmıştı. Eserin 100 adetle sınırlı ve numaralandırılmış koleksiyon nüshalarına sahip olabilmek için burayı tıklayarak sipariş verebilirsiniz. Proje kapsamında sunduğu tasarımsal ve şiirsel katkılar ile gösterdiği özen için İsmail Sertaç Yılmaz’a çok teşekkür ediyorum. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “En Uzun Geceden” adlı şiirle
birlikte üç etkin “yan okuma” yapılabilir:

/1/ Çizgi
/2/ Dudağının Kenarındaki Çizgi
/3/ En Kısa Gündüzden


Zafer Yalçınpınar‘ın yayımlanan tüm şiirlerini, şiir kitaplarını ve edebiyat çalışmalarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz (pdf dosyası biçeminde) okuyabilirsiniz.


Nis
01
2021
--

Yeni Gelen’in yeni sayısında eleştirel yaklaşımlar… (No:35, Nisan 2021)


“Yeni Gelen” Dergi
Sayı: 35, Nisan 2021
(Kapak Görünümü)


Yeni Gelen Dergi’nin Nisan 2021 tarihli 35. sayısında edebiyat eleştirisi kavramının “sahici” boyutlarını görüyoruz. Dergideki eleştirel metinler, “hastalık ve haksızlık üretmekten başka bir fonksiyonu kalmayan oligarşik düzeneğin sonlandırılması” mecburiyetini tüm detaylarıyla anlatıyor. (Derginin kapağındaki karikatür de bize bu gerekliliği temsili bir şekilde ifade ediyor zaten…) Nisan 2021 tarihli 35. sayıyı mutlaka okuyunuz ve arşivleyiniz. Çünkü, edebiyat tarihimizi doğal seyrine döndürmek için ihtiyaç duyulan “sahici” eleştirinin “sahici” adımlarına tanık olacaksınız…


Ayrıca bakınız;

Soner Yalçın anlatıyor: https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/soner-yalcin/edebiyatla-ahmaklastirma-6335565/

Seyyit Nezir anlatıyor: https://www.aydinlik.com.tr/haber/tartisma-buyuyor-yasayan-en-buyuk-konusu-derin-238653

Nihat Genç anlatıyor: https://www.veryansintv.com/hilmi-yavuz-yasayan-en-buyuk-turk-sairi-secildi-nihat-genc-tepki-gosterdi

Mar
29
2021
--

Temsili Görünüm: “Yaşayan en büyük şair…”


“Yaşayan en büyük şair, benimki!”
(Temsili Görünüm :P :)

Şaşkınbakkal, 2021
by Rakun


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
28
2021
0

20 Yıl Sonra, Gündem Gereği, Yeniden Yayım: “Stephen Pamuk ve/ya da Orhan King” (Oruç Aruoba, 2001)

Yanlış bir dille doğru bir cümle kurulmaz. Romansa (ne yazık ki) cümlelerden oluşur. Ferit Edgü, Yeni Ders Notları, § 162

‘Populer’ olan, dolayısıyla ‘çok satan’ kitapları, ilkece, okumam — isterseniz ‘elitizm’ deyin; ama, ilkin şu ‘best-seller’ deyimi itici benim için: Düz anlamıyla, “en iyi-satar” diye çevirirsek, bu iki nitelemenin yanyana bulunmasının, tarih boyunca —yalnızca edebiyat alanında da değil— nasıl bir yanlış içerdiğini, nasıl yanıltıcı olduğunu bildiğim için. Önyargı da olsa, şöyle düşünüyorum: Kendi gününde yaygın beğeni bulan —moda olan, ‘populer’ olan— bir metin, ilkece, kötüdür; ve, ters yanından, iyi olan —önemli olan, yolaçıcı olan— hiçbir metin, kendi gününde yaygın beğeni bulmaz, bulamaz. Ama, yanlış anlamaya engel olmak için şunu da belirteyim ki, bu düşünceden, kendi gününde yaygın beğeni bulamamış her metin, ilkece, iyidir, önemlidir, sonucu çıkmaz. Tarihten bir örnek verip, asıl konuma geçeyim: Immanuel Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi, XVIII. Yüzyıl Aydınlanma’sının, giderek de bütün Yeni Çağ’ın en önemli felsefe kitabı sayılır: Bugün, dünyanın herhangi bir üniversitesinde (muhtemelen Tahran ve Yeni Delhi ya da Pekin ve Singapur üniversiteleri dahil…) bu metni tek başına konu edinen bir semineri olmayan bir felsefe eğitimi, düşünülemezdir — kaç dilde, kaç yılda bir, kaç baskı yapıp sattığını ben hesaplayamıyorum; varın siz ‘tasavvur’ edin…
Kant kitabını 1781’de yayımlar — ama, yukarıda söylediklerim yüzünden, sakın sanmayın ki bütün Alman ‘Aydınlanmacı’ları kitabevlerinin önünde kuyruğa girmiş, kitabı bekliyorlardır: Yayımcının (yanılmıyorsam) 750 adet basmağa değer bulduğu kitap, 5 yıl içinde (gene, yanılmıyorsam) 200 dolayında alıcı bulur — Kant, bazı değişiklikler yapmak için ikinci baskı yapılmasını isteyince de, Hartknoch, “Valla’ senin kitap satmıyor hemşeri — ancak masraflara katılırsan ikinci baskı yapabilirim” der. Kant bunu kabullenir, 1787’de ikinci baskı yapılır. Bundan sonraki yıllarda, anlaşılan, satışlarda biraz ‘kıpırdanma’ olur ki, Kant’ın ölümüne (1804) dek, kitap üç baskı daha yapar; ama sonra, uykuya dalar: çünkü Kant, üzerinde oluşmuş ‘Cumhuriyetçilik’ ve ‘Dinsizlik’ suçlamalarından dolayı, ‘sakıncalı’ ve ‘yasak’ hâle gelmiştir — örneğin Hegel, öğrenciliğinde (1790’larda), Kant’ı ‘tezgah altında’ bularak, gizli gizli okur…

XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısına gelindiğindeyse işler birden tersine döner — Almanya’da neredeyse bütün felsefe çevreleri Kant’çı kesilir: Saf Aklın Eleştirisi’nin, Schmidt’in 1926’da basılan ‘definitif edisyon’una gelene dek, bir yüzyıla yakın bir süre içinde tam 9 ayrı edisyonu yayımlanır; Schmidt’in edisyonu ise, 1930’a dek, dört yıl içinde 14 baskı yapar — bugün kaçıncı baskısı satılmakta, bilmiyorum…

Bütün bu öyküyü şunu söylemek için anlattım: Kant’ın gününde birtakım ‘best-seller’ felsefe yazarları varmış: Moses Mendelssohn (galiba müzisyen Felix’in büyükbabası), Christian Garve, Sulzer (ilk adını hatırlamıyorum) — bunlar, Kant bir taşra üniversitesi profesörü ve ‘az satar’ bir yazarken, günlerinin ‘gözde’, ‘çok satan’ yazarlarıymış — boyuna ‘-mış’ diyorum; çünkü ben, adlarını, onlara Kant’ın biyografilerinde ve mektuplarında rastladığımdan dolayı biliyorum; profesyonel felsefeci olarak, kitaplarının hiçbirini, okumak bir yana, görmedim bile, çünkü, artık, muhtemelen hiç basılmıyorlar (— emin olmak için bir kaynağa baktım: yalnızca Mendelssohn’un 1929’da yeniden basıldığıyla ilgili bir kayıt buldum; öteki ikisinin adları bile geçmiyor, kaynakta…). Şimdi Stephen King’e geliyorum: Adını çok duyduğum halde (için…) hiç okumamıştım. 1981’de, Stanley Kubrick’in Shining’ini seyrettim ve çarpıldım. Filmin senaryosunun Stephen King’in romanından uyarlandığını öğrenince, önyargımı askıya alıp, kitabı aradım — en yakın süpermarket’te de buldum…
O akşam, tuğla gibi romanı, kendimi zorlayarak okurken, ender düşkırıklıklarımdan birini yaşadım: O enfes film, bu berbat metnin üzerine kurulmuştu — dili özensiz, kurgusu eğreti, mantığı çarpık bir romandan, Kubrick —metinde tutarsız ve bulanık olarak duran— bir düşünceyi almış, sımsıkı mantıklı, derin anlamlı bir film yapmıştı. O zaman, edebiyat yapıtlarının sinemaya uyarlanması konusu kafamı kurcalamıştı; bu konuda da bir yazı yazmıştım. Epey zaman sonra (çıktığı yıl?…), Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ını okudum — zorla; çünkü, önyargımı yeniden yürürlüğe soktuğum halde, değerlendirmelerine önem verdiğim bazı dostlarım, “Bunu mutlaka okumalısın” diye üstüme vardılar; ben de, ‘metazori’, okudum. Tıpkı Stephen King okurken başıma gelenler geldi başıma, bu okuma sırasında; ayrıca, yukarıda Stephen King için kullandığım nitelemeleri haklı çıkaracak özelliklere ek olarak, ‘savrukluk’ diye niteleyebileceğim bozukluklar da vardı metinde — o zaman, şöyle düşündüm:- Niye olmasın — edebiyat da pekâlâ bir hafif tüketim malı; yaygın beğenilerin hoşuna gidecek, belirli duyarlılıkları gıcıklayacak, yüzeysel bir haz sağlayacak; pek fazla birşey beklenmeden, öylesine, bir kez ilgiyle okunup (tüketilip), bir kenara atılacak bir meta olabilir — zaten oluyor… Eh işte, nasıl Amerikalıların süpermarketlerde satılan Stephen King’leri varsa, bizim de süpermarketlerimiz ve Orhan Pamuk’larımız olabilir — zaten, var…

Ama, Stephen King ile Orhan Pamuk arasındaki benzerliği; ve, ‘çok satar’ edebiyat ürünlerinin de kendi yerleri olabileceğini, düşünerek, bütün bu işi zararsız bulurken; en azından, kaçınılmaz bir ‘kapitalist piyasa’ gelişmesi sayarken, birşeye dikkat etmek gerekir:- Stephen King, ortaya çıkarak, diyelim, Newsweek’e bir demeç verip, “Amerikan edebiyatında bir Hermann Melville, bir de William Faulkner var; onları birleştiren bir doğru çizip ilerletirseniz, üçüncü nokta olarak beni bulursunuz” demeğe kalkışsaydı, onu ensesinden tutup Manhattan köprüsüne çıkararak aşağı atacak epey edebiyat eleştirmeni ve uzmanı bulurdu, sanırım. — Bunun böyle olacağını gayet iyi bildiği için de böyle birşey söylemeğe kalkışmazdı, herhalde…

Orhan Pamuk’la ilgili olarak ise bizim edebiyat adamlarımızdan yalnızca Tahsin Yücel, ortaya çıkıp, açık ve yalın bir soru sorarak eleştiride bulundu: “Yazdığı dili kötü kullanan bir yazar iyi bir yazar olabilir mi?…” Kara Kitap’la ilgili bütün eleştirilerinde haklı —hatta, hoşgörülü bile— bulduğum Yücel, ayrıca, ‘içkin’ olarak da olsa, ‘çok satma’ ile ‘has ürün’ olma arasındaki ilişki —ya da ilişkisizlik— üzerinde düşünmeyi gerektirecek noktalar da koydu ortaya — kim ne düşünüp anladı, bilmem… Şimdi, koşutluğu sürdürerek, şöyle düşünsek: Orhan Pamuk ortaya çıkarak, diyelim, Aktüel’e bir demeç verip, —bir kez, lafı dolandırmadan, açıkça— “Türk edebiyatında bir Ahmet Hamdi Tanpınar, bir de Oğuz Atay var; onları birleştiren bir doğru çizip ilerletirseniz, üçüncü nokta olarak beni bulursunuz” deseydi, acaba kim ne yapardı —yayaların Boğaziçi köprülerine çıkmalarına izin verilmiyor ki…

Not: Bu yazı, Orhan Pamuk’un, adını vermediği bazı (—bir…?) Türk edebiyatı yazar(lar)ıyla ilgili olarak, “elli yaş ile yetmiş yaş arasında, doğuştan hayatı kaymış, yarı başarılı, yarı şaşkın, vasat, erkek ve kel” deyimlemesini kullandığını öğrenmem üzerine yazılmıştır; yoksa, böyle bir yazıyı, ilkece, yazmazdım…

Oruç Aruoba / 2001
Virgül Dergisi

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
27
2021
--

Duvarda: “Gölgeleniş”


“Gölgeleniş…”
Fotoğraf by Zy
Suadiye, 2021


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
27
2021
--
Mar
24
2021
--

Upas’ta; 一 茶, Erik, Çiçek, Cehennem ve Van Gogh


Kobayashi Issa, erik, çiçek, cehennem,
Vincent Van Gogh ile Ando Hiroshige…
UPAS’ta! okumak/izlemek için:
http://upas.evvel.org/?p=1579


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Mar
23
2021
--

İlhan Usmanbaş 100 Yaşında!


Prof. Dr. İlhan Usmanbaş‘ın 100. yaşına ve efsanevi eserlerine saygı amacıyla –Upas Yayın kapsamında- “Ece Ayhan ve İlhan Usmanbaş” başlıklı özel bir efemeratik dosya hazırladık. Dosyayı görmek ve okumak için http://upas.evvel.org/?p=1562 adresini ziyaret ediniz.



“Eski notalarımın yeniden karşıma
çıkması beni çok şaşırtıyor. Çok seviniyorum.
Mutluluk dileklerim ve teşekkürlerimle.
İlhan Usmanbaş 27. 07. 2017″


Zafer Yalçınpınar Koleksiyonu’ndan…
“Bu imzanın ve ithafın oluşmasında büyük emeği geçen
Şükret Gökay‘a çok teşekkür ederim.” (Zy)


24 Temmuz 2000 tarihli Cumhuriyet Gazetesi
Kültür-Sanat sayfasından bir kupür…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” başlıklı çalışmalara http://bit.ly/eceindeks adresinden, Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
23
2021
--

Upas Şiir: “SAUDADE” (Emir Alisipahi)


“Saudade”
Emir Alisipahi
(Çizimler: Ceren Fındık)
Upas Şiir, Mart 2021, 21 Sayfa
okumak/izlemek için: bit.ly/saudadesiir


Emir Alisipahi yeni şiir kitabında yeni bir dilsel deneye girişiyor. Yapıbozum ile düzgünün kırımlandığı Saudade, imkânsızlığın dilsel çıkmaz sokaklarını çeşitli tünellerle birleştirerek büyük bir yeraltı ırmağını tesis etmeye çalışıyor. (


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Mar
23
2021
--

Rafet Arslan’ın “J. G. Ballard” Performansı


Rafet Arslan, 20 Mart 2021
İzlemek için tıklayın…


Rafet Arslan, 20 Mart 2021 tarihinde Beşiktaş/Diyojen Sahaf’ta James Graham Ballard (ve Ballard Kitabı) odağında özel bir performans gerçekleştirdi. Performanstan 22 dakikalık bir kesiti https://www.instagram.com/tv/CMpMStepCWO/?igshid=1ite9nwv1vrll adresinden izleyebilirsiniz.


Rafet Arslan‘ın Upas Yayın kapsamında yayımlanan eserlerini http://upas.evvel.org/?tag=rafet-arslan adresinden pdf olarak okuyabilirsiniz.

Mar
22
2021
--

Ömer Seyfettin’in imzası görüldü, efsane sonlandı.

“(…) Şimdiye kadar da imzalı bir fotoğrafı veya mektubu müzayedelere çıkmayan Seyfettin’in yıllar sonra mahalleden arkadaşı Münir’e gönderdiği bir mektup kartpostalı ilk kez İstanbul Müzayede aracılığıyla koleksiyonerini bekliyor. (…)” Cumhuriyet Gazetesi, 19 Mart 2021


Mektubun ve haberin tam metnine https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/omer-seyfettinin-imzali-mektubu-satisa-cikariliyor-1821713 adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
17
2021
--

Söyleşi: “Rafet Arslan’la James Graham Ballard üzerine…” (Hüseyin Gökçe)


Söyleşinin tam metnini https://www.unlimitedrag.com/post/rafet-arslan-la-james-graham-ballard-üzerine adresinden okuyabilirsiniz.


“Ünlü bilimkurgu yazarı James Graham Ballard, ‘Giorgio de Chirico’vari, kasvetli, uğultulu, yokyerlerin insanda oluşturduğu psikopatik durumları hikâyelerinde ve romanlarında işlediği için “Balardian” diye anılacak bir tarz oluşturur. Unutulmuş uçak pistlerine, araba mezarlarının zarafetine, harabe benzin istasyonlarına, çiçeklerin deliliğine, çok katlı araba parklarının gizemine; kaygıya, psikoza ve umutsuzluğa inanan bir isim. Birbirinden önemli eserlerle yakın geleceği görmüş bir kahin. Öyle ki, içinde bulunduğumuz dönemi Balardian olarak adlandıran yazarlar var. Hemen her Ballard okuru -ya da bilim kurgu üzerinden Ballard’la temas edenler- Balardian yazının ayrıntılarına vakıflardır. Fakat sanatçı, küratör, şair ve yazar Rafet Arslan, Simurg Art Yayınları tarafından yayınlanan Ballard Kitabı’nda yazarı birçok yönden ele alıyor. Öncelikle onu bir “Avangard” isim olarak değerlendiriyor. Her Avangard gibi onun çoklu yönünü ortaya koyuyor. Sinema, müzik, mimari, tasarım alanlarındaki etkilerine değiniyor. Son 60 yılı Ballard üzerinden ve onun yarattığı kopuşla anlama gayreti içerisinde. Sadece onunla mı, bilimkurgunun iki önemli ismi P. K. Dick, W. Burroughs’u anmadan geçmiyor. Popüler Kültür, şöhret kültü üzerinden Dali, Andy Warhol, David Bowie ve Lady Gaga okumaları yapıyor. Rafet Arslan, dopdolu ve yoğun bir kitapla karşımızda!” (Hüseyin Gökçe)



Satın almak için:
https://www.simurgart.com/kitap-detay/ballar-kitabi-rafet-arslan/


Hüseyin Gökçe: Ballard Kitabı, yirmi yıla yayılmış bir çalışmanın ve emeğin ürünü. Artık makalelerin bir kitap olması gerektiğine ne zaman karar verdin? Sadece Ballard’ı değil, onun sanatın farklı dallardaki etkisini de kitaba taşıyorsun.

Rafet Arslan: Böyle hacimli bir kitabı basabilecek, emek verecek ve anlayacak bir yayıncı olması lazımdı. Öncelikle bu işe soyunan Simurg Art Yayınları’na teşekkür ederim. Bu tuhaf bir bütün; benim yazar, araştırmacı, editör olduğum bir kitap oldu. Ballard aslında bir çok konuşulmayan başlığı imge cennetinde toplamış bir isim. Misal; II. Dünya Savaşı sonrasında avangard var mıydı, yok muydu, ne hareketler vardı? Anlamında kaynak eksikliğine de bir çözüm alternatifi olduğunu düşünüyorum. Vereceğim seminerler için baktığımda kaynak bulamadım. Bari ben yazayım dedim. Bana mı kalmalıydı ihale. Bilmiyorum. Duchamp ve Dalì, Pop sanatının ilk fişekleri bunların ikisi. Daha sonra Warhol ve David Bowie. Bu isimleri kitaba dahil ettim. Müzik, sinema, mimari ve tasarım girdi. İlk defa beni ifade eden bir kitap ortaya çıktı. (…)


Söyleşinin tam metnini https://www.unlimitedrag.com/post/rafet-arslan-la-james-graham-ballard-üzerine adresinden okuyabilirsiniz.


Önemli Not: Rafet Arslan‘ın Upas Yayın kapsamında yayımlanan eserlerini http://upas.evvel.org/?tag=rafet-arslan adresinden pdf olarak okuyabilirsiniz.

Mar
15
2021
--

Duvarda: “Alan Derinliği”


Söğütlüçeşme, 2021


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
06
2021
--

“Han Kahvesi” (Bedri Rahmi, 1973)


“Han Kahvesi”
Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1973


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Bedri Rahmi Eyüboğlu” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com