Nis
02
2022
--

Sabahattin Ali’yi saygıyla anıyoruz…


Sabahattin Ali
25 Şubat 1907 – 2 Nisan 1948

EVV3L kapsamında yayımlanan “Sabahattin Ali” arşiv çalışmalarına http://evvel.org/?s=Sabahattin+Ali&x=0&y=0 adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
31
2022
--

“Toprağın doğumunu düşünüyorum.”


Ölümcül Defter‘in 3. edisyonu yayımlandı.
Ağıt deftere 4 sayfa eklendi.
Pdf olarak okumak/arşivlemek için:
bit.ly/olumculdefter


Hamiş: Upas Yayın kapsamında yayımlanan tüm eserlere upas.evvel.org adresinden ücretsiz pdf olarak ulaşabilirsiniz.

Mar
29
2022
0

(Baharın) Gelişine…


BAHARIN GELİŞİ İÇİN DİĞER ŞİİRLER:

一 茶, Erik, Çiçek, Cehennem ve Van Gogh
http://upas.evvel.org/?p=1579

Meyvesiz Erik Ağacı (Zahrad)
http://evvel.org/meyvesiz-erik-agaci

Gelişine (Yalçınpınar)
http://zaferyalcinpinar.com/s58.html

Mosmor Salkım (Yalçınpınar)
http://evvel.org/mosmorsalkim

Akordiyon ile İlkbahar Şarkısı (Yalçınpınar)
http://zaferyalcinpinar.com/akordiyon2.jpg

12 Telli Şiir İçin Bahar Akordu (Yalçınpınar)
http://evvel.org/12-telli-siir-icin-bahar-akordu-2



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
26
2022
--

BU (Emrah Sönmezışık)

Bu

Gözlerime sürdüğüm deniz kör etmiş olmalıydı beni
Bıçağı kınından ayıran bir kalabalıktaydım
Gidenlerin kalanlardan kopardıkları cinsten bir şey değildi bu
Eleğe takılan sözcüklerden bıkmakla ilgisi yoktu
Yüzümdeki kıyı bir türlü dinmiyordu

İlk damla çoktan düşmüştü ateşe
Birbirini örtmez iki dünyaydı şimdi
Herkesin hüznü aynı soluktaydı
(…)

Emrah SÖNMEZIŞIK


Şiirin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1877 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Mar
26
2022
--

Duvarda: “Frankestein & Botoks”


“Frankestein & Botoks”
Suadiye, 2022
Foto: by Zy


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan tüm sokak sanatı ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
20
2022
--

BURADA YAŞIYORUZ (Pablo Neruda)

(…)

Her şeye âşığım ben,
bütün ateşler arasında
yalnız aşkın ateşi sönmez
bu yüzden, dolaşıyorum yaşamdan yaşama
gitardan gitara
ne ışıktan, ne gölgeden
korkuyorum
toprağın kendisi olduğumdan
kaşıklarım var sonsuza uzanan.

Kimse şaşırmaz bu yüzden
ararken benim kapısız, numarasız evimi,
orada siyah taşlar arasında,
yüz yüze, ışıltısıyla
acımasız tuzun
orada yaşıyoruz, kadınımla ben,
orada kök salıyoruz.
Yardım! Yardım! Yardım edin!
Yardım edin bize her gün daha çok toprak olalım diye!

Yardım edin bize
daha çok kutsal köpük,
dalganın havası olalım.

Pablo NERUDA
Extravagaria‘dan….
Çev: Erdal Alova

Mar
20
2022
--

Son İnsan-Şair için Zifiri Ağıt (Furkan Berber)

sonra yere düşmüştü söz
göklerin değildi artık
ve tarifsiz bozulmuştu insan
ağır bir ihanete dönüşmüştü kendine
yangınlara ormanlar taşıyarak
kıyameti mayalıyordu kör kibriyle

bizse lanetliydik sürülmüştük ötelere
çağlar kanlı ünlemlerle kargışlardı adımızı
çünkü şairdik şiirlerle bilenmiştik bozgunlara
alnımıza kazınmıştı bir kez
sözlerin kutlu aydınlığı

ne zaman bir mutluluğu kazansak
şüphesiz herkesin olurdu
ne zaman kaybetsek umudumuzu
kalbimizden bir deniz eksilirdi muhakkak
karanlıkla tutuştuğumuz
şu incelikler bahsinde

Furkan BERBER
Mart 2022


Furkan Berber’in Upas Yayın tarafından yayımlanan “Bir Ürkekliği Yaşatmak” adlı şiir kitabının tam metnine bit.ly/birurkeklik adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Mar
17
2022
--

Dümensiz Seçki No.1


Dümensiz taife ilk basılı atraksiyonunu gerçekleştirdi. Koleksiyon öğesi olarak numaralı/sınırlı nüsha şeklinde yayımlanan Dümensiz Seçki‘nin ilk sayısını shopier.com/11141193 adresinden satın alabilirsiniz.

Mar
13
2022
--

Kar Fırtınası’nda Körler Ülkesi’nden Görüntüler (11-13 Mart 2022, Kadıköy)


Aybar Kar Fırtınası’ndan…
11-13 Mart 2022, Kadıköy
Fotoğraflar: Zy


Tüm fotoğraflar için:
zaferyalcinpinar.tumblr.com

Mar
12
2022
--

Kar Fırtınası’nda, Kadıköy’de, Dağlarca…


Yediyordu Elif kağnısını
Kara geceden geceden
Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu
Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
İnliyordu dağın ardı yasla (…)

F.H. Dağlarca

Aybar Kar Fırtınası, Kadıköy, Mart 2022
Fotoğraf: Zafer Yalçınpınar


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fazıl Hüsnü Dağlarca ilgilerine http://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
08
2022
--

Sergi: KIR MANZARALARI (BERNA ERKÜN) (17 Mart-30 Nisan 2022 / Hugin & Munin Sanat Galerisi / Kuzguncuk, Üsküdar)


17 Mart – 30 Nisan 2022
KIR MANZARALARI, BERNA ERKÜN
Hugin & Munin Sanat Galerisi
(Kuzguncuk, Üsküdar)



Kırsallar, Berna Erkün
UPAS Yayın, Ekim 2020, 26 Sayfa
İzlemek/okumak için: upas.evvel.org/kirsallar.pdf

Mar
07
2022
--

Marmara Adaları’nda Belgeseli (H. Can Yücel)


EVV3L taifesinin sıkı takipçi ve dostlarından H. Can Yücel, Adalı Dergisi’nin yeni sayısında “Marmara Adaları’nda” adlı belgeseli incelemiş. İncelemenin tam metnine https://adalidergisi.com/tum-sayilar/2022/mart-sayi-201/marmara-adalarinda-belgeseli/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
04
2022
--

GECENİN ŞİİRİ

uyuyorum
düş görmüyorum
hava kapalı
yağmur yağmıyor

Zafer Yalçınpınar
Mart 2022


Tüm şiirler: http://bit.ly/zypsiir

Mar
01
2022
--

1 Mart 2022 (#8)


TARİH BAŞA SARIYOR, İYİ DÜŞÜNÜN!

Ukrayna-Rusya savaşının özeti şöyledir: Neo-liberalizm’in 2000-2020 yılları arasında taksonomisini kurarak piyasalandırmaya (ve tutundurmaya) çalıştığı “yeni insanlık” şovu her açıdan çökmüştür.

Bu tip durumlarda tarih başa sarar ve “kandırmacalı/sahte parçaları” yeniden kalb, vicdan ve hakikatle nakşeder. Şu an o nakışa şahit oluyoruz: Yalın gerçeklerle yüzleşilen özel bir “karar verme dönemi” başlamıştır, diyebiliriz.

Bununla birlikte, Rusya’nın ve kurmaylarının -tek başlarına- uluslararası/küresel paradigmada gerçek bir “oyun değiştirici” olduğunu da kabullenmek zorundayız.

Yılmaz Özdil‘in Zeleski‘yi tanıttığı ve savaşın nedenlerini, öncesini-sonrasını basitçe anlattığı köşe yazısına halkımız kızıyor. Fakat, Yılmaz Özdil haklı: “Ukrayna yazık etti Ukrayna’ya”

Böylesi tarihsel geçiş/hamle dönemlerinde yanlış karar veren halklar, kendilerine yazık ederler. Herkesin -özellikle de solculuk oynayan güdümlü liberal tipolojinin- takkesini önüne koyup düşünme zamanı gelmiştir.

Televizyon karşısında dizi seyrederken, haber kanallarında ölüm sayılarını, uluslararası ekonomik yaptırımları, müzakere açıklamalarını, göç koridorlarını, askeri söylemleri ve çift taraflı dezenformasyon hamlelerini takip ederken… ya da sosyal medyada histerikleşip sağa sola bilinçsizce sallarken doğru bir düşünme sürecinin gerçekleşmeyeceği -tarihle sabit olarak- aşikârdır. (Bu hallerin yerine, satranç oynadığınızı, satranç tahtasının başında olduğunuzu filan varsayın, mesela…)

Hezeyanlardan uzaklaşıp iyi düşünmek zorundayız: Karar verme sürecinin gerçek yaşamımızda geleceğimizi ve varoluşumuzu gerçekten belirleyecek şekilde olacağını unutmamalıyız.

Çünkü yaşam -sonuçta- bir oyun değil.

Ve tarihin yeni nakışlarının da hiç şakası yok.


Zafer Yalçınpınar / 1 Mart 2022


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm köşe yazılarını http://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar adresinden okuyabilirsiniz.

Şub
26
2022
--

“Ukrayna yazık etti Ukrayna’ya…” (Yılmaz Özdil)


Sağda Volodimir Zelenski (Ukrayna Devlet Başkanı) görülüyor…

Yılmaz Özdil’in 26 Şubat 2022 tarihli Sözcü’de yayımlanan köşe yazısına https://www.sozcu.com.tr/2022/yazarlar/yilmaz-ozdil/ukrayna-yazik-etti-ukraynaya-6975168/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
25
2022
--

İmzalı: Türkiye 2009 (Muzaffer İlhan Erdost)



Türkiye 2009, Muzaffer İlhan Erdost‘tan imzalı…
(Zafer Yalçınpınar Koleksiyonu’ndan..)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “imzalı” ilgilere http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
21
2022
--

VELHASIL

ölen ölene…
küller küllere
soğuk soğuğa
toprak toprağa
_____sular sulara
bulutlar gökyüzüne
ağaçlar yeryüzüne
ekleniyor.

Zafer Yalçınpınar
Şubat 2022


Tüm şiirler: http://bit.ly/zypsiir

Şub
20
2022
--

20 Şubat 2022 (#7)


“HAP YAP, PARA KAP” YA DA
TARKAN’IN İYİLEŞTİRİCİ ŞARKISI: GEÇÇEK

Büyük bir sosyolog ve düşünür olan popçu Tarkan, “geççek” adında yeni bir şarkımsı sürmeseydi piyasaya -veya halkımız olanca süratle onu bir devrim kahramanı olarak görmeseydi- kendimle konuşmalar başlıklı işbu yazılarıma devam edemeyecektim.

İyi oldu, iyi geldi harbiden… Kendime geldim.

Geççek‘in video klibini -sesi kapatarak- izledim ve şarkı sözlerini çeşitli haberlerden okudum. Evet, şarkıyı “dinlemedim” çünkü geçtiğimiz on yıllar sonucunda, Tarkan’dan dinlenecek bir şey çıkmayacağını öğrendim, biliyorum artık. (Enayi değilim sonuçta: Bu benimkisi kulak ve beyin, boru değil yani…) Neyse…

Tarkan hep “dalgalandırıcı” (sansasyonel) bir karakter oldu, gene aynı haller filan…

Konunun/olayın özeti şu: Tarkan kendini yeterince parasız/ünsüz hissetmiş, sağa sola sallayarak kendine yeni para/ün katlamak istemiş. “Herkesler birilerine, bir şeylere sallayıp para kapıyor, ben de sallıycam, benim neyim eksik,” demiş… “Daha önce ‘kuzu kuzu’ ve ‘şıkıdım şıkıdım’ kendi kendime salladım. Şimdi halkım için sallıycam.” demiş. Olay bu kadar: Tarkan sallıyor, ortam yıkılıyor. Kent kültüründen, çalışmaktan filan bunalmış olan halkımız da -tabiî, hazır ve nâzır olarak- konunun özünü yanlış anlıyor.

Sanırsın, Tarkan CHP’den milletvekili olacak, ülkeyi ve dünyayı kurtaracak filan… Bir dakika… Olur mu olur, uyar mı uyar! Tam bir CHP tipi kültür-sanatçı Tarkan! Daha önce türkücüler CHP’den milletvekili oldu, Tarkan niye olmasın, megastar sonuçta…

İyi oy toplar! İyi para kapar… İyi sallar!


Zafer Yalçınpınar / 20 Şubat 2022


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm köşe yazılarını http://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar adresinden okuyabilirsiniz.

Şub
15
2022
--

Deep Purple / BURN / 47 Yaşında!


Deep Purple, bundan tam 47 yıl önce, 15 Şubat  1974’te, vokalist olarak (binlerce demo kaset arasından, o ana kadar hiç stüdyoya girmemiş ve bir butikte tezgahtar olarak çalışan) David Coverdale‘i ve basçı olarak ise Glenn Hughes’u kadrosuna alarak Burn albümünü çıkarmıştı. Albüm, blues etkisini en çok taşıyan Deep Purple albümü olup, ilerki yıllarda klasikleşecek iki parça içeriyordu. Bunlar, albüme adını veren Burn adlı parça ve Mistreated’di. Albüm liste başı oldu ve o yıl Deep Purple, yılın grubu seçildi.

Şub
14
2022
--

“Allah taksiratını affetsin…”

Salih Bolat‘ı sevmezdim. İki nedenden dolayı sevmezdim:

1/ Herkesi sevmek zorunda değilim.
2/ Salih Bolat’ın son 20 yılda şiirimizde/edebiyatımızda oluşturulan kötücül ödüllendirme sistematiğinde -jüri üyesi olarak, özellikle- payı büyüktür.

Ödüllendirme sistematiğine karşı yoğun mücadele verdiğim ilk zamanlarda -2008 yılının ilk aylarında- Salih Bolat beni TYS’ye (Türkiye Yazarlar Sendikası‘na) şikayet etmiş ve Enver Ercan‘la birlik olup beni TYS disiplin kuruluna sevk ettirmişti. (Şimdi düşünüyorum da, aslında adam bana iyilik yapmış: Bendeniz, TYS’nin disiplin kurulunun verdiği “üyelik askılama” kararı sonrasında TYS’yi terk ederek, ödüllendirme sistematiğinden ve benzeri tipolojiden iyice uzaklaşmış oldum. 2008 yılından beri TYS’yle hiçbir ilişki kurmadım. Ve şimdi geriye dönüp baktığımda, bu “terkediş”in benim edebiyatıma TYS’nin kendisinden ve çevresindekilerden çok daha fazla fayda sağladığını düşünüyorum. Salih Bolat’a ve Enver Ercan’a benim ayağımı TYS’den kestikleri için ne kadar teşekkür etsem azdır.)

Salih Bolat’ı en son 9 Kasım 2017 tarihinde Tüyap İstanbul Kitap Fuarı‘nın vip salonunda görmüştüm. Salonun baş tarafında bacak bacak üstüne atmış, dört kişilik geniş bir koltukta krallar gibi yalnız başına oturuyordu. İçeriye girdiğimizde bizi farketti ve alaycı bir şekilde bize gülümsedi. Bu tavırdan müthiş rahatsız olup vip salonundan çıktık ve konuşmacısı olduğumuz panel saatine kadar başka bir yerlerde beklemek/takılmak zorunda kaldık. (Aslında adam gene bana iyilik yapmış: Bu olaydan sonra, yani 2017’den günümüze Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’na ne ziyaretçi, ne de konuşmacı olarak ayağımı atmadım. Çünkü genel olarak baktığımda, Tüyap İstanbul Kitap Fuarı gibi organizasyonlar tamamiyle anlamsız… Bu çıkarıma ulaşmamda bana yardım ettiği için Salih Bolat’a teşekkür etmem gerekir aslında…)

Ece Ayhan vefat ettiğinde Hilmi Yavuz, hızını alamamış ve “ölünün ardından konuşmak” başlıklı kötücül bir yazı yazmıştı. Şimdi, bugün, kimse daha fazlasını beklemesin benden! Ben öyle biri değilim! Daha önce de söyledim: “Onlara benzemezsek, onlar gibi olmazsak bize yeter de artar!” Ayrıca, Ece Ayhan’ın, Onat Kutlar’a ilişkin olarak Enis Batur’a yazdığı bir mektupta ifade ettiği şu sözü de çok önemsiyorum: “Bu dünyanın kavgası bu dünyada kalır!” Ben en fazla şunu söyleyebilirim: “Allah taksiratını affetsin…” Diyeceğim budur!

Önemli Not: Aşağıda, Salih Bolat’ın beni TYS’ye şikayet edişine, Enver Ercan’ın beni TYS disiplin kuruluna sevk edişine ve TYS disiplin kurulunun “üyelik askılama” kararına dair 2008 yılında tarafıma gönderilen resmi yazılar bulunuyor. Resmi yazıların ilk ikisindeki “TYS Yönetim Kurulu” imzası Enver Ercan’a aittir. Kararı içeren resmi yazıdaki imza kime ait bilmiyorum. Allah, taksiratlarını affetsin…

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar
14 Şubat 2022


Oca
30
2022
--

“Tipoloji” (Cemal Soykök)


Tipoloji
Cemal Soykök
Ocak 2022, 24 Sayfa
görmek/izlemek için: bit.ly/tipoloji


Cemal Soykök’ün resim tekniği klasik portre yaklaşımını revize ediyor ve ifadelerin ağırlık noktasını bularak tipolojinin eskrimlerini öne çıkarıyor. Bu yalınlaşmış görme biçimi, anlam arayışların arasında kaybolan izleyiciye pürüzsüz ve sağlam bir çözümleme sunuyor. (Zafer Yalçınpınar)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Oca
28
2022
--

Charlie (Bird) Parker… Otel Odası’nda…


Charlie (Bird) Parker otel odası’nda…”
(Julio Cortázar‘ın ‘Takipçi’ adlı öyküsü için bir canlandırma)
Çizim: José Esteban Muñoz


Takipçi, Julio Cortázar , Çev: Pınar Savaş,
Deli Dolu Yay., 2016

Oca
26
2022
--

“Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk” (Zafer Yalçınpınar)

herzogbuzdayuruyus

Alman sinema ekolünün sıkı yönetmenlerinden Werner Herzog’un 1974 yılında kaleme aldığı “Buzda Yürüyüş” adlı günlükler, Şubat 2016’da Jaguar Kitap’tan yayımlandı. Ali Bolcakan tarafından dilimize çevrilen kitap, Werner Herzog’un bir ceket, bir pusula ve gerekli kamp malzemeleriyle birlikte 23 Kasım 1974 tarihinde Münih’ten yola çıkıp Paris’te ölüm döşeğindeki eleştirmen dostu Lotte Eisner’e yaya olarak erişmeye çalışmasının günlük notlarından ve yolculuk esnasındaki görüngülerden oluşuyor. Yürüyerek Paris’e ulaşabilirse Lotte Eisner’in hayatta kalacağına dair tuhaf bir gerçeklik katmanı ya da inanç Herzog’un zihninde yer almasaydı eğer, imgesel açıdan göz kamaştıran bu ilginç betik okuyucuyla buluşamazdı. Werner Herzog yürüyüşünün ilk gününde yolculuğunun amacını şöyle tanımlıyor:

“(…)Kendime dair derin düşüncelere dalmak dünyanın geri kalanının uyum içinde olduğunu açığa çıkarıyor.(…)Her şeye ağır basan tek bir düşünce var: Buradan uzaklaşmak. İnsanlar beni korkutuyor. Eisner’imiz ölmemeli, ölmeyecek, buna izin vermeyeceğim. Şu an ölüyor değil çünkü ölmüyor. Şimdi değil, hayır, buna hakkı yok. Kararlı adımlarımın altında yer sallanıyor. Dinlendiğimde bir dağ istirahata çekiliyor. (…) Paris’e vardığımda hayatta olacak. Ölmemeli.”

Herzog-1

Herzog’un Münih-Paris hattında 21 gün süren yürüyüş notları, birbiri ardına sıralanmış gerçek yaşantı parçaları olarak tuhaf bir varoluşa sahip: “Buzda Yürüyüş” esnasındaki gerçek yaşantı parçalarının betikte sinematografik bir yöntemle bütünlendiğini görüyoruz. Werner Herzog, Münih’ten Paris’e doğru çizdiği yürüyüş rotasını bir film şeridi olarak düşünüyor ve tutuğu günlük notlar -tıpkı sinema sanatında olduğu gibi- çeşitli ham görüntülerin, olayların, duygulanımların ve çevresel faktörlerin hızla devinmesini sağlıyor. Herzog, yolculuğu süresince yaşadıklarının anlatımını sinema duygusu veren özel, keskin ve ‘dış ses’ benzeri bir dile taşıyarak metnin akışkanlığını, canlılığını yönetiyor. İnsan zihninin algısal yeteneklerini kullanarak önce bir tür ‘alan derinliği’ni harekete geçiren Herzog, zaman zaman kadraj içerisindeki ilgisiz odaklanmalara yönelerek okuyucunun konumunu ‘edilgen bir izleyici’ye dönüştürüyor:

(…)Ormanın ilerisine doğru bakıyorum. Çamlar birbirlerine doğru sallanıyor, kargalar rüzgâra karşı uçuyor ve hiç ilerleyemiyor. Tüm köy bir buğday tarlasına kurulmuş, her buğdayın üzerinde bir ev. Evler sapların üzerinde görkemli bir biçimde sallanıyor, tüm köy eğilip bükülüyor. Bir karaca yola atlıyor ve asfaltta kayıyor, sanki asfalt yeni cilalanmış bir parke zeminmişçesine.(…)Yol kenarındaki sigara paketleri çok ilgimi çekiyor, özellikle de ezilmedikleri zaman; o zaman hafifçe şişip bir cesede benziyorlar, köşeleri artık o kadar sivri olmuyor ve nemin soğukta su damlacıklarına dönüşmesi yüzünden etraflarındaki naylon içeriden buğulanıyor.

Herzog, yürüyüş sırasında geçtiği köyleri, gördüğü nesneleri, yaşadığı doğa olaylarını, bedensel değişimleri, çeşitli zorluk ve kolaylıkları kısa cümlelerle, dolaysız ifadelerle sürekli ve hızlı bir şekilde betimliyor. Betimlemelerin zaman zaman eğretilemelere dönüşerek şiirsel bir boyut kazandığını ve zenginleştiğini de hissediyoruz.

Yolculuktaki en ilginç ânlar yolda karşılaşılan insanların içinde olduğu kadrajlardır. Herzog’un insanlarla karşılaştığı (kesiştiği) her mekânda önce bir yabancılaşma-çekince-gerilim ânı oluşuyor, ardından karşılaştığı insana ilişkin Herzog’un zihninde keskin bir izlenim dile geliyor ve umarsızlık duygusuyla sonlanan yaşantı parçasının hızla geçip gittiği izliyoruz:

(…)Yol hemen karla kaplanıyor. Tipide bir traktör tarlaya saplanıyor, farları yanıyor ve ilerleyemiyor; çiftçi yanında pes etmiş, ne yapacağını bilemez bir hâlde duruyor. Biz, iki hortlak, birbirimize selam vermiyoruz.(…)Benzincideki adam bana öyle gerçek dışı bir bakış fırlattı ki aynaya bakıp kendimi hâlâ insan gibi gözüktüğüme ikna edeyim diye hemen tuvalete koştum. (…)

Gerçek yaşamın ya da kurgusal edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlandığını biliyoruz, böylesi çalışmalarla çok karşılaştık, ancak objektifleşmiş ya da kadrajlaşmış bir insan zihni ile zorlu bir yolculuğun hayata uyarlandığını ilk kez görüyoruz. Werner Herzog’un 1974’te gerçekleştirdiği Münih-Paris yolculuğunu edebiyata -hatta, yaşamın ta kendisine- uyarlanmış bir sinema filmi olarak düşünebiliriz. “Buzda Yürüyüş” adlı kitapta yaşam, Werner Herzog’un bakışının biçimini taşıyan bir yolculuğa dönüşüyor.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016, s.5


Herzog-3


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/herzogbuzdayurur adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Oca
23
2022
0

Şiir: “Karda”

suskunluk —ne güzel çelişki
sabırla bir araya gelen sessizlik
____________ donması suyun suyla
kendisine birleşmesi düşüncenin
karların ağırlığımı yüklenmesi
boruların duvarları dönmesi
yaslandığım camın yüzü
geceyi beyazlatan kar
kendini bulan öz
ne güzel çelişki—

(…)

Zafer Yalçınpınar
“Çalmayan”, Kendi Yayınları, Eylül 2014

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com