Ağu
27
2020
--

İlhan Berk Anma Etkinliği, 2020


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz. (2020 İlhan Berk Anma Etkinliği’ne dair bilgiyi evvel.org‘a ulaştıran Sn. Ahmet Berk‘e çok teşekkür ederiz.)

Ağu
22
2020
0

Turgut Uyar’ı saygıyla anıyoruz…

22 Ağustos 1985’te kaybettiğimiz Turgut Uyar’ı saygıyla anıyoruz…

EVV3L kapsamında yer alan Turgut Uyar ilgilerinin tamamına
http://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.


Turgut Uyar’ın Şiir Günlüğü’nden kendi elyazısı ile… (19-8-76)


EVV3L kapsamında yer alan Turgut Uyar ilgilerinin tamamına
http://evvel.org/?s=Turgut+Uyar adresinden ulaşabilirsiniz.


Ağu
22
2020
--

“Masanın üstünde sayfalarca şiir.”

(…)
Dessie’nin işleri azalmaya başladı. Elbise istediklerini zanneden kadınlar aslında mutluluk istediklerini hiç anlamadılar. Zaman değişiyor, hazır giyim yaygınlaşıyordu. Artık hazır elbise giymek ayıp değildi. (…)

Sonra Samuel öldü, dünya bir tabak gibi paramparça oldu. Oğulları, kızları ve dostları kırık parçaların arasında el yordamıyla dolaşıp parçaları birleştirerek iyi kötü yeni bir dünya oluşturmaya çalışıyordu.

(…)
“Orası çok ıssız.”
“İki kişi olduğumuzda o kadar ıssız olmayacak.”
Will öfkeyle dudaklarını ısırdı. Sonunda baklayı ağzından çıkardı: “Tom bir tuhaf. Onunla tek başına kalmaman gerekir.”
“Bir şeyi mi var? Yardıma mı ihtiyacı var?”
“Sana söylemek istemiyordum,” dedi Will, “bence Tom bir türlü toparlanamadı-vefattan sonra. Bir garip halde.”
Dessie şefkatle gülümsedi. “Will sen öteden beri onu tuhaf bulursun zaten. İş dünyasından hoşlanmadığında da onun tuhaf olduğunu düşünmüştün.
“O başkaydı. Şimdi kara kara düşünüp duruyor. Konuşmuyor. Gece vakti tepelerde yürüyüşe çıkıyor. Onu görmeye gittim; şiir yazıyor bu arada, masanın üstünde sayfalarca şiir.”
“Sen hayatında hiç şiir yazmadın mı Will?”
“Yazmadım.”
“Ben yazdım,” dedi Dessie. “Masaların üstünü sayfalarca şiirle doldurdum.”
“Gitmeni istemiyorum.”
“Bırak kendim karar vereyim,” dedi Dessie yumuşak bir tonda. “Ben bir şeyi kaybettim. Tekrar bulmak istiyorum.”
(…)

John Steinbeck
“Cennetin Doğusu”, Çev: Roza Hakmen
Sel Yay., 2019, 3. Baskı, ss. 428, 429,430

Ağu
21
2020
--

“Rüzgâr Defteri” 5 yaşında!

Zafer Yalçınpınar​, “Rüzgâr Defteri”
YAYINPasaj69.org, Ağustos 2018, 2. Edisyon, 34 Sayfa

Okumak için: http://bit.ly/ruzgardefteri2


(…) “Rüzgârı düşünüyorum” deseydim, inanır mıydın buna? Örneğin, rüzgârın resmi nasıl çizilir, nasıl boyanır? Evet, eğilmiş ağaçlar, uğuldayan tepeler, dolgun yelkenler, sallanan yapraklar, vuran kapılar, kepenkler, toz bulutları: Hızla büyüyen sarmaşıksı bir duygu. Ancak, hiçbirisi rüzgârın anlamını karşılamıyor: Bunlar rüzgârı algılamamızı sağlayan imgeler, göstergeler; yani, gördüklerimiz: Rüzgârla -rüzgârın etkisiyle- devinen şeyler bunlar, rüzgâr değil. (…)


Deftere dair Uğur Yanıkel’le birlikte gerçekleştirdiğimiz “Rüzgârı Şiirlemek”
başlıklı söyleşiyi http://bit.ly/ruzgarisiirlemek adresinden okuyabilirsiniz.

Ağu
18
2020
--

Gökyüzüsüzlük


“Gökyüzüsüzlük” by Zy
Kadıköy, 2020

Tüm Fotoğraflar:
http://zaferyalcinpinar.tumblr.com


Ağu
17
2020
--

Tiraje Dikmen’in Mirası ve Vasiyeti Hakkında…


Figüratif soyut sanatın Türkiye’deki en önemli isimlerinden Tiraje Dikmen‘in mirasına dair çok üzücü haberler geliyor, duyuyorum… Sanat tarihimiz kapsamındaki kültürel miras problematiğine yeni bir utanç vesilesi daha eklememek için konuya dair kalıcı çözümler elde etmek, en yüksek düzeyde koruyucu tavırlar sergilemek gerekiyor! (Zy)


Okuyunuz:

Tekin Deniz, 2 Ağustos, 2020, Twitter

İhsan Yılmaz, 5 Ağustos 2020, Hürriyet Gazetesi

İstanbul Üniversitesi, 6 Ağustos 2020, Kamuoyu Açıklaması

İhsan Yılmaz, 12 Ağustos 2020, Hürriyet Gazetesi

Mimar Sinan Üniversitesi, 14 Ağustos 2020, Twitter

Son Güncelleme: 17 Ağustos 2020

Tireje Dikmen kimdir;
http://evvel.org/?s=Tiraje+Dikmen

Ağu
15
2020
0

Yavuz Çetin’i çok özlüyoruz…

15 Ağustos 2001′de vefat eden sıkı gitarist Yavuz Çetin’i, saygıyla anıyoruz…


 yavuzcetin

“Yavuz Çetin, ‘soundcheck’ yaparken… “

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*

“(…)Her şeyden önce Yavuz Çetin’i “sıkı gitarist” yapan şeyin ondaki eşsiz “tuşe” olduğunu -tüm ağırlığıyla- ortaya koymalıyız. Tuşe; bir şarkının, bir melodinin ya da bir müzikal tipolojinin ruhunu/özünü dinleyiciye aktarabilmedeki ustalıktır. Bir tür içtenliktir.  Senelerini gitar tekniğini güçlendirmekle harcamış biri, evet, her türlü şarkıyı çalabilir, gitar üzerinde her türlü akrobasiyi yapabilir, fakat çaldığı şeyin ruhunu içselleştiremeyip ömrü boyunca tuşesiz bir gitarist olarak kalabilir de… Böylesine sportmen bir gitaristin çaldığı her şey saman gibi gelir dinleyiciye.  Yavuz Çetin ise bastığı her notayı içselleştirebilen nadir gitaristlerdendi. 1998 yılının kış aylarından birinde Yavuz Çetin’in “İLK” adlı albümünü “ilk” kez dinlediğimde, albümü hemen beğenmemin nedenlerinden biri de -sanırım- bu güçlü tuşeydi. Özellikle de şarkılardaki blues rifflerinin zamanlamasından, yerlemlerinden ve şarkının armonisine pürüzsüzce eklemlenebilmiş olmalarından dolayı çokça etkilenmiştim. Albümü defalarca dinledim ve albümdeki dinginliğin nasıl olup da bu kadar “enerji dolu” olduğunu, olabildiğini düşündüm, durdum. Hatta bu kimyayı -kendimce- matematiksel (modal/makamsal) olarak hesaplamaya bile çalıştım. O zamanlar cevabı bulamamıştım fakat şimdi, bugün, özellikle de gitar için düşündüğümüzde bu sorunun cevabının Blues Ruhu’yla açıklanabileceğini biliyorum.(…)”

Zafer Yalçınpınar, 2009
“Sıkı Gitarist; Yavuz Çetin”, “kargamecmua müzik yazıları (2007-2011)”,
G Yayın, Geniş Kitaplık, 2011, s. 62

Not: Yazının tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/k13.html adresinden ulaşabilirsiniz.


yavuzcetin2

“Bend’e çıkarken Yavuz Çetin…”

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
08
2020
--

YARATICI BİR FAALİYET OLARAK DELİLİK YA DA KARANLIK KAHKAHANIN CAZİBESİ (Rafet Arslan)

Dünyanın bir yerinde, zamanın akışının bir ânında doğmuşuz.

Doğduğumuzdan beri üstümüze kimlikler atılmaya başlıyor ve bizse onları sürekli üstümüze giyiyor- giyiyoruz.

Yıllar geçtikçe toplumun, ailenin, koşulların üstümüze bindirdiği yükler ağırlaşıyor, önce hareket etmekte zorlanıyoruz, sonra nefes almakta…

Sonra bir bakmışız ki, üstümüze binen/bindirilen kimliklerin yaratığı sahte benliklerin, gerçekliklerin hamalı olmuşuz. Omzumuzu kaplamış yükler, çıkıyoruz sonu görünmez bir yokuşu- çıkıyoruz. (…)


Rafet Arslan‘ın iç-anlatısının tam metnini https://www.ekdergi.com/yaratici-bir-faaliyet-olarak-delilik-ya-da-karanlik-kahkahanin-cazibesi/ adresinden okuyabilirsiniz.

Ağu
07
2020
--

Geceleri Dirilip Şafakta Ölenlere (Dr. Hakan Üreten)

(…)
Ve karanlık kalkarken denizin üstünden
Bir karga ağzındaki tohumu gri toprağa ekti
Tam siyahın en siyahlaştığı ara
Şafakta kıpkızıl bir yangın yeri
Toprağa düşen tohumlar çürüdü.
(…)

Dr. Hakan Üreten
2020


Dr. Hakan Üreten‘in kaleme aldığı “Geceleri Dirilip Şafakta Ölenlere” başlıklı şiirin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1361 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ağu
06
2020
--

Oruç Aruoba’dan Zafer’e; ‘Borsa’da kullanabilir mi, bilmem!

Ustamız Oruç Aruoba tarafından adıma ithafen imzalanan kitapların -hemen hepsinin- çok değişik hikâyeleri ve anlamları vardır. Bu efemeraların taşıdığı anlamları ve çeşitli detayları Kasım 2020’de Upas Yayın kapsamında yayımlamayı planladığım Usta Defteri‘nde paylaşmak istiyorum. Fakat, Aruoba tarafından adıma ithafen oluşturulmuş öyle özel bir efemera var ki, bu imzanın hikâyesini ve önemini ayrıca vurgulamak gerekiyor.


19 Eylül 2002’de, Oruç Aruoba’yla Galata Köprüsü’ndeki ilk buluşmamızda ben 23 yaşındaydım. Marmara Üniversitesi’nin enstitülerinden birinde ‘Sermaye Piyasası ve Borsa’ üst-başlığında yüksek lisans yapıyordum ve yüksek lisansın tez aşamasına yeni geçmiştim. Aruoba, ekonometri lisansımı ve yüksek lisansımdaki “borsa” başlığını duyduğunda “Orada, borsada, tüm olup bitene baktığımda, bir çeşit tapınma görüyorum,” dedi ve “Tıpkı kutsal mekânlarda gerçekleştirilen ritüeller gibi, tapınma içeren bir düzen var orada…” diye ekledi. Ardından, üzerinde Arapça harfler bulunan bir kâğıt para/banknot (10 Pakistan Rupisi) çıkardı cüzdanından ve banknotun görünmez filigranının gizlendiği boşluğa şunları yazdı:

Zafer’e.-
‘Borsa’da kullanabilir mi, bilmem-
Oruç,
19 Eylül ’02

Bir süre, Aruoba’nın bu hamlesine ve kâğıt paranın üzerine yazdığı nota anlam vermeye çalıştım. Aklıma gelen ilk şey; birçok ülkede banknotların üzerine yazı yazmanın çok büyük bir suç olarak kabul edildiği ve Aruoba’nın bu hamlesinin mali değerler sistemini -veya bizatihi devlet düşüncesini- reddetmek yönünde bir anlam taşıdığıydı. Fakat emin olamıyordum. Yıllar sonra, Aruoba’ya bu hamlesinin anlamını sorduğumda, “Senin borsada veya bir bankada çalışamayacağını o günden biliyordum.” diyecekti, ustamız…

Zafer Yalçınpınar
9 Haziran 2020



Oruç Aruoba’dan
Zafer Yalçınpınar‘a ithafen
imzalı kitaplar…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba çalışmalarının tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
05
2020
--

“Neoliberalin özrü kabahatinden daha kötüdür!”

Neoliberal edebiyat çevrelerinde bir “özür” geyiği dönüyor. 15-20 yıldır edebiyatı çöplüğe çevirenler, kalb ve vicdan arayışını terk edip, dilin hakikatine ve haysiyetine ihanet ederek -özellikle de şiirimize- her türlü kötülüğü yapanlar, “özür” dilemeye hazırlanıyorlarmış. Utanmazlıkta lider marka haline gelenler, özür numaralarıyla yeni çöplükler yaratmanın peşindeler. Bilinsin diye söylüyorum: Yeni Sinsiyet Tipolojisi‘nin dileyeceği özürler kabahatlerinden daha pis kokacaktır, kokar.


Ayrıca bkz: Yeni Sinsiyet Hakkında Yazılar

Ağu
03
2020
--

Devrildiğim Her Yerde


26/7/2020 tarihinde, Burgaz Adası Upas Yayın Buluşması esnasında oynadığımız “Cadavre Exquis” (Zarif Ceset) adlı sürrealist oyun sonucunda oluşan Devrildiğim Her Yerde‘nin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1356 adresinden okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz:
Dürüst Tren Geliyor
Mavi Canavar Kepenk Kapatır


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sürrealizm” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
21
2020
--

“Nâzım’ın Yüreği” (Yevgeni Yevtuşenko)

Ne zaman ki bıksam
_________yalancı gerçeklerden,
kaypak ve utanmaz baskıdan,
hatırlıyorum kızıl Nâzım’ı
ve gırtlaktan gelen konuşmasını onun:
__________“Selam, kardeşim!
Neden asıyorsun suratını?
__________Boşver!
Şiirin mi tıkandı?
__________Gel hadi, tamamlarız.
Paran mı yok?
__________Buluruz, canını sıkma.
Kız mı yok?
__________Onu da hallederiz!”
Fakat asıl, onu yiyip bitiren bir şey vardı,
ve hep dehşetle akardı bu
____________yüzündeki kırışıklıklardan
“Her şey yolunda fakat,
____________yüreğim acıyor biraz.
Bunda üzülecek ne var!
____________acıyorsa – yaşıyoruzdur!”
Şiir bazıları için
____________oyundur,
bazıları için
________bir tezgâh,
_____________ya da paradır,
Onun gibiler içinse şiir,
________________para değil
_____________________yaradır.
İşte budur Nâzım’ın yürek yarası.
Bir keresinde,
________pek de inanmayarak,
endişeli doktoru bana tembihlemişti:
“Bakınız
________Acı konulardan kaçınınız ki
Acımasın Nâzım’ın yüreği!”
Ne naif doktor…
________O hastanız artık yok.
Temkinleriniz işe yaramadı,
Fakat yüreği,
________sağ kaldı ne var ki,
ölümünden sonra bile devam ediyor acımaya.
Acıyor yüreği,
_______içimdeki acı için.
Acıyor yüreği,
_______Ruslar ve Türkler için,
Nâzım gibi mahpuslarda
_______özgür olanlar için,
Özgür olsalar bile,
_______mahpus olanlar için.
Mahpuslara özgü olan o büyük incelikle,
____________ölümünden sonra bile,
__________________dinlemiyor doktorları.
Acıyor yüreği,
______korkaklık ettiğimizde,
Acıyor yüreği,
______kayıtsız kalınca biz.
Acıyor, bir ötekine
______“Selam kardeşim!
Diyemediğimizde onun gibi içten ve
__________________________yiğitçe..

Öyleyse onun gibi, yüreğimiz acıyla vursun ki,
Nâzım’ın acıyan yüreği sonunda huzur bulsun.

Yevgeni YEVTUŞENKO
Сердце Хикмета, 1967
Rusça’dan Çeviren: Mehmet Kerem Baysal


Ç.N.: “Birkaç hafta önce, internette bazı sayfalarda Yevtuşenko’ya atfedilen 1967 tarihli “Сердце Хикмета” (Nâzım’ın Yüreği) adlı bir şiire rastladım. İnternette yaptığım aramalar sonucunda kaynağını doğrulayamasam bile üslubunun Yevtuşenko’nun şiiriyle örtüşmesi sebebiyle şaire ait olduğunu düşündüğüm bu şiirden etkilenerek şiiri Rusça’dan dilimize çevirmek istedim. Yine şiirinin Türkçe çevirisinin Lel Starostov ismiyle bazı sayfalarda paylaşılmış olduğunu gördüm; ne var ki çevirinin tam anlamıyla dilimize aktarılamadığını fark ettim. Şiirin bir başka çevirisini de bulamadım. Sovyet şiirinin önemli isimlerinden olan ve Nâzım’la ahbaplık etmişliği de bilinen Yevtuşenko’nun, Nâzım’ın ölümünün ardından yazdığı bu şiirin Türkçe sesi olma sorumluluğunu, bir Rusça tercüman ve şiirsever olarak üzerimde hissettim. İyi okumalar dilerim.” (Mehmet Kerem Baysal)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
20
2020
--

Çıplak Toprak (Kenneth Patchen)

Gözümde bir hayvan dikiliyor.

Duyularımı pişiriyorum koyu bir ateşte.
Eski rahimler kurudu ve yeni anne
Bir dünyanın ayak izleriyle yaklaşıyor.

Bu tırmanılmaz cennetin halkı kim?
Çağıran ne?
Bu merhametsiz toprağı kimin kanı kutsallaştırıyor?
İnsan uykumun havzası boyunca yılan gibi sürünen de ne?

Bilmenin diğer tarafı…
Uyanmama hazzının okşaması… Ey başlangıç
Kâfi bir sevgi! Ey nazikçe suskun şekilleri
Son fezanın.

Kenneth Patchen
“Öfkeli ve Işıklı Adam”, Çev: Güzin Ayan
The Poet House, s.8

Tem
18
2020
--

Sanat Olayı… Yeniden!


80’li yılların etkin dergisi Sanat Olayı yayın hayatına
yeni ve bütünleşik bir momentumla devam ediyor!
Bkz: https://sanatolayi.com/

Tem
17
2020
--

“Zamana Düşüş” (E.M. Cioran)


(…) İnsanın her saniye insan olduğunu hatırlaması iyi değil. Kendi üzerine eğilmek zaten kötü; saplantılı bir işgüzarlıkla türün üzerine eğilmek ise daha beter: İçebakıştaki keyfi sefilliklere nesnel bir zemin ve felsefi bir haklılık atfetmek bu. Benliğimizi ezip öğüttükçe, bir kaprise kurban olduğumuzu düşünmekten medet umarız; bütün benlikler bitmek bilmez bir geviş getirmenin merkezi haline gelir gelmez, bir dolambaç üzerinden kendi durumumuzdaki mahzurları umumileşmiş buluruz; kendi kazamız evren düzeyinde geçerli durum, kaide mertebesine erişir. (…)

(…) Önce var olmanın ham gerçeğindeki anormalliği, sonra özgül durumumuzdakini idrak ederiz: İnsan olma şaşkınlığından önce, olma şaşkınlığı gelir. Mamafih şaşakaldıklarımızın ilk verisini halimizdeki uygunsuzluk oluşturuyor olmalı: İnsan olmak, sadece olmaktan daha az doğal. İçgüdüsel olarak hissederiz bunu; nesnelerin mutlu mesut uykusuyla özdeşleşmek için kendimizde… (…)

E.M. Cioran
“Zamana Düşüş”, Çev: Savaş Kılıç
Metis Yay., Temmuz 2020, s.11-13


Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=cioran

Tem
16
2020
--

Önemsemek… (Kenneth Patchen)


Kenneth Patchen
Öfkeli ve Işıklı Adam’dan…
The Poet House, Çev: Güzin Ayan
Tem
15
2020
--

Dudağının Kenarındaki Çizgi’den…


Okumak için: bit.ly/kenarcizgi


The Poet House bünyesinde İsmail Sertaç Yılmaz’la birlikte gerçekleştirdiğimiz -ve En Uzun Geceden‘in devamı niteliğinde olan- Dudağının Kenarındaki Çizgi projemiz yayımlandı. Eserin 100 adetle sınırlı ve numaralandırılmış koleksiyon nüshalarına sahip olabilmek için burayı tıklayarak sipariş verebilirsiniz. Proje kapsamında sunduğu tasarımsal ve siirsel katkılar ile gösterdiği özen için İsmail Sertaç Yılmaz’a çok teşekkür ediyorum. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: 
“Dudağının Kenarındaki Çizgi” adlı şiirle
birlikte iki etkin “yan okuma” yapılabilir:

/1/ Çizgi
/2/ En Uzun Geceden


Zafer Yalçınpınar‘ın yayımlanan tüm şiirlerini, şiir kitaplarını ve edebiyat çalışmalarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz (pdf dosyası biçeminde) okuyabilirsiniz.

Tem
14
2020
--

Ustamız Oruç Aruoba, 72 yaşında!


Oruç Aruoba
14 Temmuz 1948 – 31 Mayıs 2020

(…)
Yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmağa çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de) savaşmakla geçecek. –Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur:

Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman…

Ama savaşacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten – sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? –Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın –bu da boşuna olmayacak.

Oruç Aruoba
“De Ki İşte”, Metis Yayınları, 2001, s.44


EVV3L kapsamında yayımlanan 
Oruç Aruoba Çalışmaları‘na
aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

1/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba
2/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/2
3/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/3

Tem
12
2020
0

Gördüm, gördüm, gördüm: “Gerçeklikte gemiler terketmektedir fareleri.” (Ece Ayhan)

eceanma2


12 Temmuz 2002’de vefat eden sıkı şair
Ece Ayhan’ı saygıyla anıyoruz…


“Beni kafakola alamıyorlar. Şu anda bile -ki 60 yaşındayım- kafakola alamıyorlar.Bir beklentim yok. Bir şey istemiyorum. Ev istemiyorum, rüşvet istemiyorum, para istemiyorum, ödül istemiyorum.” Ece Ayhan


EVV3L’in Ece Ayhan İlgileri İndeksi (2007-2020)
http://bit.ly/eceindeks


Ece Ayhan Web Sitesi:
http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html


Zafer Yalçınpınar’ın İnceleme Yazıları

1/ Ece Ayhan Hakkında Bilinmeyenler (2016)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanbilinmeyenler

2/ Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı (2017)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

3/ Ece Ayhan Çağlar Adası (2012)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanadasi


Tem
10
2020
--

Usta -Oruç Aruoba- Defteri… Kasım 2020’de, Upas Yayın’da…


Usta -Oruç Aruoba- Defteri, Kasım 2020’de… Upas Yayın’da…


EVV3L kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba Çalışmaları‘na
aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

1/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba
2/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/2
3/ http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba/page/3

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com