Ara
27
2019
--

Yeni Klip: “Mainline” (Kerim Çaplı)


Söz/Müzik: Kerim Çaplı
Düzenleme: Kerim Çaplı

Yönetmenler:
Anıl Tütüncüoğlu (YüzdeYüz Film)
ve Ahmet Çaplı


I have been running on the mainline
with a suitcase in my hand
I have been riding on the mainline
with a suitcase in my hand
If I dont come back tomorrow
well I hope you will understand
Reality aint a city street,
i gotta be my dawn,
I could feel the beat

Come on

I am gone back to the South Lane
where the stars fall from the sky
Well I am gone back to the South Lane
where the stars fall from the sky
I am a beepy brickle flame baby
If I miss it I wanna fly

Reality aint a city street
I gotta be my dawn
I could feel the beat

Come on
Come on

Reality aint a city street
I gotta be my dawn
I could feel the beat, come on


Ayrıca bkz: Muhtacım Sana


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Kerim Çaplı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/kerim-capli adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
26
2019
--

2019’un ‘sonsuz acı ve dünya sancısı’ yılı olduğunu (etimde, kanımda, canımda) hissediyorum.

Bilindiği gibi, 2006 yılından bu yana her yılın sonunda -meşhur bir manyaklığa imza atarak- Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı‘nı yayımlıyor ve bir tür kişisel tarih çalışması gerçekleştiriyordum. Fakat, 2019‘un ölümcül krizlerini düşündüğümde, bu uğursuz yılın ‘sonsuz acı ve dünya sancısı’ yılı olduğunu -etimde, kanımda, canımda- hissediyorum. Zinhar! 2019 yılı bir almanağı falan hak etmiyor!

2020 yılının hakikat yolunda kalb, vicdan, hakkaniyet ve umut getirmesini diliyorum… Yaşayan herkese… (Zy)

Ara
24
2019
--

İlhan Berk’in Manisa Ortaokulu Diploması ve Fransızca (1935)

Geçtiğimiz günlerde, şair İlhan Berk’in 1930’lu yılların ortasında Fransızca bilip bilmediği (yeterince Fransızcası olup olmadığı) üzerine Özdemir İnce tarafından yoğun bir eleştirel tartışma başlatıldı.

Bakınız:

“Bir Muamma” (Özdemir İnce, Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki)
http://evvel.org/siirin-cizdigine-dair-bir-muamma-ozdemir-ince-ilhan-berk

“Ne muamma ne mahremiyet ne de vukuat” (Yalçın Armağan, K24)
https://t24.com.tr/k24/yazi/ne-muamma-ne-mahremiyet-ne-de-vukuat,2497

“İlhan Berk’in derini” (Seyyit Nezir, Aydınlık Gazetesi)
https://www.aydinlik.com.tr/ilhan-berk-in-derini-seyyit-nezir-kose-yazilari-aralik-2019

İlhan Berk’in 1930’lu yılların ortasında Fransızca bilip bilmediğine (veya yeterince Fransızcası olup olmadığına) dair devam eden tartışmaya ışık tutacak önemli bir bilgiye/referansa ulaştık. Manisa Ortaokulu Bitirme Diploma Defteri‘nde yer alan bilgilere göre “347/1 – 20/7/1935” numaralı ve tarihli diplomayla birlikte genç İlhan Berk, 5 tam not üzerinden 4 alarak Fransızca dersini başarıyla tamamlamıştır. (Zy)
(Bkz: Hakkı Avan, “İlhan Berk’in Manisa Yılları”, Edebi Şeyler Yay., Kasım 2019, 1. Baskı, s.43)


Hakkı Avan, “İlhan Berk’in Manisa Yılları”,
Edebi Şeyler Yay., Kasım 2019, 1. Baskı, s.43)

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
17
2019
--

Buluntu: “İlhan Berk’in ‘Beyaz’ Şiirinin İlk Biçemi”

EVV3L’in sıkı dostlarından -ve sıkı araştırmacı- Halûk Cengiz, İlhan Berk‘in şiirsel işleğine dair önemli bir buluntuyu bizlerle paylaştı.

Bugün, İlhan Berk’in “Âşıkane” (1968, De Yayınevi) adlı kitabında bulunan “Beyaz” şiirinin 1962 yılındaki ilk biçemine erişmenin heyecanını yaşıyoruz. Söz konusu şiirin ilk biçemi, ‘Son Çağ’ Dergisi‘nin Haziran 1962 tarihli 12. sayısında “Sonnet” başlığıyla yayımlanmış…

Son Çağ Dergisi, No.12
Kapak Görüntüsü ve “Sonnet” Şiiri, 1962
(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız.)

Böylesi buluntular İlhan Berk’in şiir yazım sürecindeki dize, dizgi, kelime ve başlık tercihleri için (İlhan Berk’in şiirsel işleği için) kıyaslamalar geliştirmemizde, analitik bir adım atmamızda çok önemli fikirler sağlıyor.


“Beyaz” Şiiri, İlhan Berk
Âşıkane, De Yayınevi, 1968
(Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.)

Şiirin her iki biçemini de (1962 ve 1968 versiyonunu) ilginize sunmaktan mutluluk duyuyoruz. (Bu değerli paylaşım kapsamında Halûk Bey’e ne kadar teşekkür etsek azdır. Sağolsun, her daim varolsun Halûk Bey…)

Sahicilikle!

Zafer Yalçınpınar
17/12/2019


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
10
2019
--

10 Aralık 2019 (#2)


KOLİ BANDI, MUZ
VE NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ

Nobel Edebiyat Ödülü’nün soykırım destekçisi olduğu söylenen Peter Handke’ye verilmesi…

Miami’de koli bandıyla duvara tutturulmuş bir muzun “çağdaş sanat” kapsamında 120.000 dolara satılması… (Ve ardından, muzu/eseri 120.000 dolara satın alan sanatseverin aynı muzu/eseri yemesi… Yanlış okumadınız, adam muzu yedi!)

Bu iki olay kültür-sanat gündeminde çeşitli yankılar oluşturdu.

Nobel Edebiyat Ödülü meselesinden başlayalım. Nobel Edebiyat Ödülü jürisindeki taciz iddialarından sonra, artık, bu mesele sadece “Nobel Edebiyat Ödülü meselesi” değil. İsterse Orhan Pamuk tekrar alsın bu ödülü, isterse Bob Dylan hiç almasın -tamamen ortadan kaybolsun, kayıplara karışsın- veya Peter Handke okkalı bir soykırım destekçisi olsun ve kendisini eleştirenleri tuvalet kâğıdı yerine koysun falan, fark etmez. Ya da -yarı şakayla söylüyorum- bu efsanevi edebiyat ödülünü, bu ‘dünya güzeli’ unvanını -ansızın çıkarıp- gariban Zafer Yalçınpınar’a -bendenize- versinler, fark etmez: Nihayetinde, Nobel Edebiyat Ödülü neredeyse tüm itibarını kaybetmiş ve işlevsizleşmiştir. Günün sonunda bunu görüyoruz!

Söz konusu itibarsızlığın birçok nedeni var, ancak en belirgin olanı on yıllarla, geçen zamanla birlikte ödüllendirme sistematiğinin ‘gerçek bir motivasyon’ ve ‘gerçek bir onur’dan yoksun kalması, çürümesidir. Ödüllendirme sistematiğine karşı birçok yazı kaleme aldım, görüş bildirdim ve mücadele verdim. (Örneğin basit bir özet şuradan okunabilir: http://evvel.org/oduller-kotucul-besinlerdir) Fakat sanıyorum, 2000’lerin başından bu yana durum vahim… Ve bu durumun daha da kötüleşeceği, melanet seviyesine ulaşacağı da aşikârdır. Nobel Edebiyat Ödülü’nün ya da ödüllendirme sistematiğinin içi boştur artık, çürümüştür, anlamsızlaşmıştır.

Çünkü şairin/yazarın ödülü eser yazmak, yazabilmektir. Şairin/yazarın ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin/yazarın; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek, tözü anlatmak… Şair/yazar, eserinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle falan teyit ettiremez. Mesele bu kadar basit aslında!

İmdi, Miami’de, 120.000 dolar değerinde görülerek bir ‘Çağdaş Sanat’ eseri mertebesine yükselen ‘muz’ meselesine bakalım. (Aslında, Dada akımı sonrası ‘kural tanımazlık’ hamlelerine benim kafam fazlaca basmıyor, ama gene de bu konuya dair bir yaklaşımım var.)

Bence deneyselliğin, sanat eylemlerinin ve çağdaş performansların zirve noktası Dada akımıdır. Dada akımının yıkıcılığında, tüm o absürd ve avangard eserlerde çok kuvvetli bir ‘işlek’ görürsünüz. Yıkıcı işlek Dada akımının özüdür ve canlıdır. Yani, Dada eserleri -evet- kural tanımaz, yıkıcı, kendisinden öncekilerle dalga geçen ve imgelemi özgür kılan eserlerdir -ve fakat, aynı zamanda da üzerinde düşünülmüş, zekice, etkili ve yöntemli işlekler, kuvvetli mesajlar, delice bir emek, kısacası sağlam bir karşı duruş içerir. (Benim hissiyatıma göre, yakın tarihten en unutulmaz çağdaş sanat eylemleri ise Banksy’nin hamleleridir.)

İmdi, bu son “koli bandı ve muz” vakasında etkili bir işlek, tarihe kazınacak bir karşı duruş falan göremiyorum ben. Görenler olacaktır elbet… Fakat bence Miami’de eseri/muzu 120.000 dolara satın alan sanatseverin söz konusu eseri/muzu yemesinin -bütün o şovun- nedeni de aynı… O da eserde bir işlek göremiyor!

Ahvalimiz böyle, efendim… Bir başka ‘kendimle konuşmalar’da buluşmak üzere, esen kalınız.

(Ve bundan sonra meyve niyetine muz yerken, iki kere düşününüz!)


Zafer Yalçınpınar / 10 Aralık 2019


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm köşe yazılarını http://evvel.org/ilgi/kendimle-konusmalar adresinden okuyabilirsiniz.

Ara
09
2019
--

“İLHAN BERK’İN DERİNİ” (Seyyit Nezir) (9/12/2019, Aydınlık Gazetesi)


Seyyit Nezir / 9 Aralık 2019 / Aydınlık Gazetesi

Yazının tam metnini
https://www.aydinlik.com.tr/ilhan-berk-in
-derini-seyyit-nezir-kose-yazilari-aralik-2019
adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
08
2019
--

8 Aralık 2019 (#1)


Başlarken…

Düşünmek, insanın kendisiyle konuşmasıdır. İnsan zihninin anlam arayışlar doğrultusunda çalışması… Dil aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz en kuvvetli edimsel faaliyet: Düşünmek!

Güncel köşe yazıları tipi bir şeyler kaleme almaya nasıl karar verdiğimi -tam olarak- bilmiyorum. Fakat, memleketimdeki ve dünyadaki gündemler/olaylar üzerine sürekli düşündüğümü, düşünürken de birtakım çıkarımlara ya da yorumlara vardığımı biliyorum. Eminim ki düşüncelerimin bazıları çok kıymetli, bazıları da çok kıymetsiz… Fakat kıymetli de olsa, kıymetsiz de olsa çeşitli düşünceler, çıkarımlar ve yorumlar boşa gitmemeli, yok olmamalı; yazılmalı… Yani, “scribo ergo sum” yaklaşımının edimsel cazibesinin peşinden gidiyorum: “Yazıyorum, öyleyse varım!”

Bir de tabiî -40’lı yaşlarıma girdim- hafızamın ve muhakeme gücümün zayıfladığını hissediyorum. Artık, gündeme ve güncel olaylara değgin bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmamın, us alıştırmaları yapmamın -dahası, düşüncelerimi kayıt altına almamın- zamanı geldi de geçiyor, sanırım…

Peki, bu düşünsel paylaşım gayretimdeki temel ilkeler nedir…

Kendimi bildim bileli söylerim, benim hayatımı biçimlendiren iki temel ilke var:

1/ “İnsandan çok eşyaya benzememek”
(Nâzım Hikmet’in bir şiirinden anıştırmadır bu söz..)

2/ Hakikat yolundaki kalb ve vicdan arayışından sapmamak.
Yani, hakkaniyetli olmak!

Velhasılıkelam, “Kendimle Konuşmalar” başlığı altındaki bu köşeli parantezde; müzik, edebiyat ve kültür-sanat gündemi daha öncelikli olmak üzere, güncel siyasete, medyadaki gelişmelere, toplumsal tepkilere, kentsel yaşantıya, iktisadi olaylara (ve hatta; alışveriş, magazin dünyası ya da futbola) dair çeşitli değinilerimi bulacaksınız.

Bu düşünsel gayretin hayırlara vesile olacağını ve sizlerle içten bir bağ kuracağımı ümit ediyorum.

Merakla bekleyiniz, efendim.


Zafer Yalçınpınar / 8 Aralık 2019


Hamiş: “Kendimle Konuşmalar” başlığını Salâh Birsel’den ödünç aldım. Eminim, bana kızmayacaktır. 100. yaşını kutladığımız üstat Salâh Birsel’in ruhuna, bâki selamlar olsun…

Ara
07
2019
--

Yalçın Armağan’a Açık/Zorunlu Bir Mektup: “Bir Teşekkürü Çok Görmek ya da Görmezden Gelmek”

Geçtiğimiz Ekim ayında “Şiirin Çizdiği” adıyla İlhan Berk’in daha önce yayımlanmamış(!) edebiyat ve şiir üzerine yazıları, Yalçın Armağan tarafından hazırlanarak Yapı Kredi Yayınları’nca kitaplaştırıldı. Öncelikle bu kapsamlı çalışmanın yayımlanmasında emeği geçen herkesi kutluyoruz. Ve fakat, Modern Türk Şiiri’nin mihenk taşlarından biri olan İlhan Berk’in, edebiyata ve dolayısıyla şiire bakışının önemli bir belgesi niteliğindeki bu kitaba dair söylemek istediklerimiz var.

Bilindiği gibi uzun yıllardır İlhan Berk üzerine çeşitli araştırmalar ve arşiv çalışmaları yürütüyoruz. Çeşitli efemeratik buluntular ışığında onun şiire bakışını edebiyat kamuoyu ile paylaşıyoruz. 2016 yılının Ağustos ayında “BAKMAK: Dergilerden Yazılar” adıyla, dijital yayıncılık faaliyeti yürüttüğümüz YAYIN Pasaj69 (http://yayin.pasaj69.org) tarafından yayımlanan kitap sözünü ettiğimiz araştırmalarımızın bir örneğidir. (Bkz: bit.ly/ilhanberkbakmak) (Bir başka örnek ise İlhan Berk’in günlük parçalarını derlediğimiz “Yarı-Saklı Günlükler: Mısırkalyoniğne ve Yugoslavya Günlükleri” adlı kitapçıktır. İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezmek ve “Mısırkalyoniğne” için ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyan bu kitapçığı http://bit.ly/ilhanberkgunlukler adresinden inceleyebilirsiniz.)

İlhan Berk’in daha önce kitaplaştırılmamış yazıları ile şiirsel alan derinliğine yaklaşımını uzun süren mesailer sonucu sahaflardaki dergilerden derleyen Zafer Yalçınpınar, ilk olarak 28 Ağustos 2012’de söz konusu derlemenin tarama/arşiv kopyasını (https://issuu.com/adabeyi/docs/ilhanberkbakmak) EVV3L (http://evvel.org) adlı internet sayfasında okuyucu ve araştırmacılara sunmuştu. Bu nüsha, ilk dijital nüsha olma özelliğini taşımaktadır. Ancak okunabilirlik açısından okuyucuyu zorlayan bu iptidai nüshanın metin içi erişimi (örneğin ctrl-f ile kelime/kavram/isim araması vb.) de kısıtlıydı. Bu anlamda YAYIN Pasaj69 adıyla ücretsiz dijital yayıncılık faaliyeti yürüttüğümüz internet sayfamızda, ilk nüshanın yetersizliklerini ortadan kaldırarak yeni bir nüsha yayımladık. Tarama nüshasındaki metinler tapaj edildi, metin içi erişimi kolaylaştıracak kısayollar eklendi ve içeriğe uygun yeni bir kapak tasarımı yapıldı. Arşiv çalışması niteliğinde olduğu için orijinal dergi sayfalarına ait taramaları da ekleyerek 1 Temmuz 2017’de edisyonu son hâline kavuşturduk ve ikinci nüshayı yayımlamış olduk. (Söz konusu ikinci nüshanın tam metnini http://bit.ly/ilhanberkbakmak adresinden okuyabilirsiniz.)

Bizler, bu araştırmaları ve çalışmaları maddi bir beklenti olmaksızın gerçekleştiren edebiyat işçileriyiz.
Doğrudan ya da dolaylı olarak iktisadi/ticari hiçbir beklentimiz bulunmamaktadır. İnternet sayfalarımıza reklam dahi almadan tamamıyla gönüllülük esası üzerine yürüttüğümüz bu çalışmalardan yalnızca tek bir beklentimiz vardır: Bir teşekkür! En azından bir teşekkürü hak ettiğimizi sanıyorduk yahu! Yalçın Armağan tarafından hazırlanan “Şiirin Çizdiği” adlı kitabın (basılı nüshanın) %14’ü, bizlerin daha önce “BAKMAK: Dergilerden Yazılar” adıyla yayımlamış olduğumuz dijital nüshayı oluşturan 13 yazıyı kapsamaktadır. Akademik disiplinden gelen Yalçın Armağan’ın hazırladığımız dijital nüshaya denk gelmemiş olma ihtimalini zayıf görüyor, araştırmalarımıza ve emeğimize küçük bir teşekkürü çok görmesinin bizleri üzdüğünü ifade ediyoruz.  Yalçın Armağan, keşke, “Şiirin Çizdiği” adlı kitabın sunuş yazısındaki teşekkür paragrafında bizden ve çalışmalarımızdan bahsetseydi. (Ayrıca,  kitabın birçok eksikliği olduğunu dostane bir şekilde belirtmek isteriz. Örneğin, böylesine kapsamlı bir çalışmaya nasıl olur da ‘dizin’ eklenmez? İlhan Berk’in birçok ismi ve kavramı andığı yazılarında okuyucu ve araştırmacılar için dizin ihtiyacı gün gibi ortadadır…)

Velhasılıkelam, İlhan Berk’in poetikasına ve şiirlerine duyduğumuz ilgi, sevgi ve araştırma/arşiv gayretimiz, Yalçın Armağan’ın veya yayıncı kuruluşların kontrolünde olmayan şeylerdir. Biz, İlhan Berk ve poetikası için emek vermeye, araştırmaya ve bulmaya devam edeceğiz! Nihayetinde, araştırmalarımızın ve arşiv gayretimizin meyvelerini -benimsediğimiz açık kaynak felsefesinin bir gereği olarak- kamuyla ücretsiz bir şekilde paylaşmaya -gönül rahatlığıyla, açık yüreklilikle- devam edeceğiz. Yalçın Armağan veya yayıncı kuruluşlar bize teşekkür etse de, etmese de…

Uğur Yanıkel
 ve Zafer Yalçınpınar
3 Aralık 2019


Not: İşbu eleştiri yazısı ilk kez 3 Aralık 2019 tarihinde http://pasaj69.org/acikmektup.htm adresinde yayımlanmıştır.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
06
2019
--

Şiirin Çizdiği’ne dair “Bir Muamma…” (Özdemir İnce / İlhan Berk)

Özdemir İnce, “Bir Muamma…”
Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki,
5 Aralık 2019, Sayı: 1555, s. 10
(Kupürü büyütmek için üzerine tıklayınız.)

Yalçın Armağan‘ın yayına hazırladığı İlhan Berk “Şiirin Çizdiği” başlıklı kitaba dair çok sert bir eleştiri yazısı da Özdemir İnce‘den geldi. Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nin 5 Aralık 2019 tarihli 1555. sayısında Özdemir İnce, “Şiirin Çizdiği”nde yer alan bazı yazıların İlhan Berk’e ait olmayabileceğini ifade ediyor. Bu eleştiri -tabiî- kitaba dair bizim sunduğumuz eleştirilerden çok farklı, çok farklı bir yönde… (Bkz: http://pasaj69.org/acikmektup.htm) Ve fakat, Yalçın Armağan tarafından hazırlanan “Şiirin Çizdiği” adlı kitabın -bu mevcut hâliyle- “ölü doğduğu” çok açık görülüyor. Malesef, bu hakikati üzülerek ifade etmek zorundayız. (Zy)



Özdemir İnce, “Bir Muamma…”
Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki,
5 Aralık 2019, Sayı: 1555, s. 10
(Kupürü büyütmek için üzerine tıklayınız.)

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
26
2019
--

Haber: “Charles Baudelaire’in Kötülük Çiçekleri’ne eklediği yeni bir dörtlük bulundu”


Charles Baudelaire‘in Kötülük Çiçekleri (Les Fleurs du Mal, 1857) adlı şiir kitabına eklediği yeni bir dörtlük bulundu. İşbu heyecan verici buluntuya dair detayları -ve dörtlüğün Türkçe çevirisini http://upas.evvel.org/?p=1092 adresinden okuyabilirsiniz.


Kas
24
2019
--

Yeni Kitap: Kasım’da ‘Krizantemler’ ya da ‘Kasımpatları’ (John Steinbeck)


Benim için Kasım 2019’un getirdiği en güzel, en anlamlı kitap ‘Krizantemler’ orjinal adıyla yayımlanan John Steinbeck öyküsü olsa gerek… Koleksiyonumda bulunan ve Memet Fuat’ın çevirdiği (1953, 1963, 1985 baskı tarihli) üç nüshadan ‘Kasımpatları’ adıyla bildiğim bu öykünün yeni baskısı İnka Yayınları tarafından yayımlandı. Carmen Bueno’nun ‘pastoral, narin ve armonik’ canlandırmalarıyla (illüstrasyonlarıyla) zenginleşen öykünün yeni çevirisini -sıkı dostumuz- Ayberk Erkay gerçekleştirmiş. Yeni baskının arka kapak yazısından bir bölüm şöyle:

“Adaletsiz bir toplumda yaşama tutunmaya çalışan, haksız düzenle uyuşamayan bireylerin öykülerini anlatan John Steinbeck, Krizantemler adlı öyküsünde de benzer bir mücadeleyi sürdüren insanların hayatlarına ışık tutuyor. Steinbeck edebiyatının bütün özgün çizgilerini yansıtan Krizantemler, birçoklarına göre, yazarın öyküleri arasında zirvede yer alıyor…

‘Krizantemler’ adlı öykünün gücünü, titiz çevirisini ve armonik çizimleri birlikte düşündüğümde, koleksiyon değeri taşıdığını fark ettiğim bu özel baskıyı mutlaka edinmenizi öneriyorum.

Zafer Yalçınpınar, Kasım 2019


Kasımpatları‘nın (Krizantemler‘in) eski baskıları…
(1985, De Yayınevi / 1963, Yeditepe Yayınları /
1953, Yeditepe Yayınları)
(Zafer Yalçınpınar koleksiyonundan…)


Kasımpatları’nın Memet Fuat tarafından imzalı nüshası…
1953, Yeditepe Yayınları (Zafer Yalçınpınar koleksiyonundan…)


Kasımpatları öyküsü için İhsan İncesu tarafından gerçekleştirilen çizim/gravür. (1953, Yeditepe Yayınları)
(Zafer Yalçınpınar koleksiyonundan…)

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz. Yeditepe Yayınları’na dair ilgiler ise şu adreste bulunuyor: http://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi

Kas
24
2019
--

Özel Seçki: Salâh Birsel 100 Yaşında!


SALÂH BİRSEL 100 YAŞINDA!

EVV3L kapsamında yer alan
“Salâh Birsel” başlıklı ilgilere

aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.


“Biz tuhaf bir ulusuz; şair sever, şiir sevmeyiz.”
http://evvel.org/biz-tuhaf-bir-ulusuz-
sair-sever-siir-sevmeyiz-salah-birsel


Tenkitçi Firmaları (Salâh Birsel)
http://evvel.org/tenkitci-firmalari-salah-birsel


Salâh Birsel üzerine; “İşi Halley’e Bırakmayalım.”
(Zeynep Aruoba ile Oruç Aruoba)
http://evvel.org/salah-birsel-uzerine-isi-halleye-
birakmayalim-zeynep-aruoba-ile-oruc-aruoba


Yazarak Ölmek (Salâh Birsel)
http://evvel.org/yazarak-olmek-salah-birsel


Bıyıklar… (Salâh Birsel)
http://evvel.org/biyiklar-salah-birsel


Sâlâh Birsel, 1958
(H. Karakan’ın ‘Yeniler’ Antolojisi’nden…)

Yaşlılık Günlüğü-3 (Salâh Birsel)
http://evvel.org/yaslilik-gunlugu-3-salah-birsel


Yaşlılık Günlüğü- “II” (Salâh Birsel)
http://evvel.org/yaslilik-gunlugu-ii-salah-birsel


Yaşlılık Günlüğü’nden…
http://evvel.org/yaslilik-gunlugunden


Adalar (Salâh Birsel)
http://evvel.org/adalar


Yine de güçlü olduğuma inanmam.
http://evvel.org/yine-de-guclu-olduguma-inanmam


Kafa Tembelliği
http://evvel.org/kafa-tembelligi


Kuşları Örtünmek-2
http://evvel.org/kuslari-ortunmek-2

Kas
22
2019
--

Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu Gençleşti

Geçtiğimiz günlerde coşkulu bir buluşmayla 11. Olağan Genel Kurulu’nu yapan Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği, görev dağılımındaki anlaşmazlıkları aştı. Başkanlığa yeniden Seyyit Nezir’in getirildiği dernekte, Zühal Tekkanat’tan boşalan başkan yardımcılığı görevini derneğin sekiz yıllık saymanı Aydan Ay üstlenirken, saymanlığı Damar Orhan Özgül aldı. Yazmanlık görevini Nisa Leyla’nın yüklendiği CSKSD’nin basın ve halkla ilişkiler sorumluluğunu ise Ali Kandaz ve Olcay Bağır yürütecek… Yönetim Kurulu’nun yeni üyelerinden Gözde Eldemir, “Yeni dönemde uluslararası etkinliklerle Cemal Süreya şiirini evrensel düzeyde hakkettiği yaygınlığa taşıyacağız” (…)


Haberin tam metnine https://www.kirpigibi.com/csksd-olagan-genel-kurulu-sonuclandi adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Kas
20
2019
--

“Şiirimizde bozuk topraklar!” (Zor/Konuşma’dan…)

(…)

Zafer Yalçınpınar: (…) Diyalektik materyalizm bize şunu söyler: Yanlış sorulara odaklanarak doğru cevaplara ulaşamayız. Şiir aurasına baktığımda, son 10-15 senedir yanlış sorulara odaklanarak ilerlenmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani senin ifade ettiğin panellerin, söyleşilerin, soruşturmaların, dosyaların, mikrofon arkası geyiklerin veya podyumlarda, parlak ışıkların altında sergilenen kırıtışların çoğu nafile uğraşılar, ıskarta atışlar benim gözümde… Sanıyorum, her şeyden önce, coğrafyamızdaki şiir tarihinin ‘iktisadi çeşitlemeler ve küresel yayılmacılık için bir taşıyıcı bileşen olmadığı’ gerçeğini kabul etmeliyiz. Ta ki 2000’lere kadar… Yani 2000’lere kadar şiir dünyasında ‘holdingcilik’, ‘masonik hizipler’, ‘kalkınma retoriği’ veya ‘parayı veren düdüğü çalar’ mantığı hâkim değildi. Fakat, 2000’lerin ortasından itibaren biriken -dahası, ekonomik genişlemesi holding medyasıyla planlanan- yayıncılık hamlelerinin neo-liberal girişimcilik mantığıyla ifrat seviyelerine ulaşması, edebiyat ve özellikle de şiir aurasındaki dengeleri bozmuştur. Bu neo-liberal girişimciliğin yücelttiği parlatılmış ‘ifrat akımı’, bireyciliği de, liyakatsızlığı da, promosyon edebiyatını da, hızlı tüketimsel süpermarketçilik (FMCG) mantığıyla çıkarılan popüler dergileri de körüklemiştir. 90’ların sonundan günümüze doğru ‘şair’ dediğimiz tipoloji egosantrik hezeyanlar içerisinde debelenen tuhaf bir görünüme bürünmüştür. Bu durumun nedeni bir tür ‘arz fazlası’dır. Ayrıca tüm sanat dallarında benzeri bir ‘aşırı endüstrileşme, aşırı sürüm’ desteklenmiştir. Altına boyalı ufak farklarla pazarlanan süpermarket ürünleri gibi… Herkes biraz şair, herkes biraz müzisyen, herkes biraz ressam, herkes biraz oyuncu, herkes biraz editör, herkes biraz dergici, herkes biraz yayıncı… Yani, herkes biraz her şey olmuştur! Hele hele ‘sosyal içerme’ kavramı öyle bir tüketilmiştir ki ‘sosyalleşme’ dediğimiz şeyin kendisi bile sanal bir tabana yayılmıştır. Açık havada veya deniz kıyısındaki bir cafede buluşup aynı masada oturan dört genç arkadaşın veya dört genç şairin sürekli cep telefonlarıyla uğraşarak, birbirleriyle hiç konuşmadan ya da doğayı gözlemeden, ya da şiir üzerine konuşmadan zaman geçirdiğini düşünün! Benzeri tablolarla her yerde karşılaşabilirsiniz bugün… Tabiî ki taşıma suyla çalışan endüstrileşmiş değirmenlerin bir sürdürülebilirliği yoktur, olmamaktadır: Herkes karakter aşınmasına uğrayan egosantrik bireylere evrilmiş ve aslında hiçbir şeye dönüşmüştür! Herkes şöyle bağırmaktadır artık: Hepimiz çokkültürlülüğe inanıyoruz şimdi! Sıçrama sağlayacak bir gelişim veya yenileşim icra edilememiştir, çünkü edebiyat endüstrileşmesinin yöneticileri tarafından pazarlama teorisinin ‘yaygınlaşma ve tutundurma fonksiyonları’ kullanılmıştır. Şiirsel içerik zerre kadar gelişmemiş, aksine gerilemiştir. Pazarlama, tasarım ve markalaşma numaralarının yerine, tarih, bilim, sanat ve felsefeyi anlamak, ilerletmek, zenginleştirmek gerekiyordu aslında! Böylelikle şiir, imgesinden, tözünden ve tarihinden uzaklaştırılmaya, parçalanmaya ve popülerleştikçe kıymet kaybeden pazarlamacı bir iktisadi eksene yerleştirilmeye itilmiştir. Fakat, David Harvey’in de işaret ettiği gibi neo-liberalizmin göz alıcı tarihi dünyanın her yerinde -Şili’de de, Lübnan’da da, Ukrayna’da da ve sonuçta Türkiye’de de- çok kısa sürer. İfrat, ikbal avcılığı ve vurgunculuk dönemi -ya da post-truth kapsamıyla ilerleyen siyasal söylemler- her zaman çölleşmeyle, kısırlaşmayla sonuçlanır. Ülkemizdeki tarım veya tohum politikaları gibi… Sorumsuz üretim ile tüketim, mahsulün kalitesini bozmakla kalmaz, toprağı da bozar. Toprak tuhaf kimyasallarla, kötücül yöntemlerle o kadar bozulmuştur ki artık bir süre sonra o topraktan hiçbir şey yeşermez. Şimdi, bu bağlamda ben, ‘yenileşim’ hamlesinin ‘güdümlü edebiyat’ mantığının terk edilmesiyle başlayacağına inanıyorum. Güdümlü edebiyatın güttüğü, parlattığı tipler şiire ve edebiyata öyle bir zarar vermiştir ki şiirin beşiği olan coğrafyamız “şiir yazılmaz, şiir okunmaz, şiirle ilgilenilmez, şiir sevilmez, şair sevilmez” bir yere dönüşmüştür neredeyse… Şimdi, başından beri anlatmaya çalıştığım tüm bu analojik yaklaşımı bilmeliyiz, görmeliyiz ve fakat bir kenara bırakmalıyız. Aslında meseleyi çok da karmaşıklaştırmaya, yüzlerce kablo çekmeye gerek yok; 10-15 yılın yarattığı göz alıcı podyumlarda sürekli kırıtan bu şairler, çeşitli egosantrik hezeyanlarla debelenen aynı isimler, birbirlerini parlatmak için hizipçi bileşkeler kurmuşlardır. Ece Ayhan buna ‘kötülük dayanışması’ der. E tabiî ki böylesi kermesvari kafalardan ya da neo-liberal hizipleşmeden de ‘yenileşim’ falan bekleyemeyiz. En fazla şu olur; dışarıdan bir yerlerden, yabancı dilde bir eserden yenilik veya özgürlük ithal ederler! 2000’li yıllarla birlikte, birbirine, birbirlerinin kitaplarına, birbirlerinin dizelerine rozetler takmakla meşgul, birbirlerine dergi icat etmekle meşgul, egosantrik zihinsellikten beslenen ve süpermarketlerle çoğalan bir ‘Şiir A.Ş.’ kurulmuştur. Bunu kabul edelim artık! Şimdilerde ‘Şiir A.Ş.’ firması batmaktadır, kredisi bitmiştir, zarar açıklamıştır ve kendisine hizmet eden işçilerini firmadan çıkarmak istemektedir! Charles Bukowski’nin bir sözü vardır: ‘Kapitalizm komünizmi yedi. Şimdi kendi kendini yiyor!’ Maalesef neo-liberal dönemin ön-plana çıkardığı şairlerde de durum aynıdır. Şairler kendi kendilerini yemekle, şiire ve yaşamın şiirselliğine zarar vermekle meşguller şu an… O nedenledir ki şöyle dedim bir keresinde; ‘Şiir öldürülüyor, bu kez şairler marifetiyle!’ İşte, bizim coğrafyamızdaki şiirselliğin azalmasının kök-nedeni böylesine kötücül bir süreçtir…

(…)
Ekim 2019


Zor/Konuşma’nın tam metnini http://bit.ly/zorkonusma adresinden e-kitap/pdf olarak okuyabilirsiniz. Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kas
18
2019
--

Sait Faik 113 Yaşında! Sait Faik’in Şiirlerine Dair Buluntular… UPAS Yayın’da!

Sait Faik’in şiirlerine dair önemli bir araştırmanın tam metnini http://upas.evvel.org/?p=468 adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik aresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
17
2019
--

Upas Yayın -Erenköy- Buluşması’ndan Görüntüler/Performanslar (15/11/19)


15 Kasım 2019‘da gerçekleştirilen Upas Yayın -Erenköy- Buluşması‘ndan görüntülere/performanslara http://upas.evvel.org/?p=1073 adresinden ulaşabilirsiniz. Buluşmaya katılan tüm Upas Yayın dostlarına teşekkür ederiz.

Kas
11
2019
--

Doğum günün yerden göğe kadar kutlu olsun…


11 Kasım: Canım, biriciğim, güzeller güzeli çevirmen Duygu Gündeş‘in doğum günü! Biricik-mu‘yu yerden göğe kadar özlüyorum ve kalbimde yaşatıyorum. Duygu’ya ağıt olarak kaleme aldığım Ölümcül Defter‘i bit.ly/olumculdefter adresinden okuyabilirsiniz. Ayrıca, Duygu’nun bilinen tüm edebiyat çalışmalarını şurada toplamaya çalışıyorum: http://duygugundes.info (Zafer Yalçınpınar)


(Kupür: 11 Kasım 2019, Sözcü Gazetesi, Türkiye Baskısı)


Duygu Gündeş’in Çeviri Şiirler‘i şurada;
bit.ly/cevirisiirler


Duygu Gündeş’e Ağıt, Ölümcül Defter şurada;
bit.ly/olumculdefter

Kas
08
2019
--

Şiirlerin Bildirisi (Şahin Çetin)


Sağolsun, sıkı dostumuz Şahin Çetin, Upas Yayın kapsamında oluşturduğumuz 23 kitabımızı hatırlatmak ve imgelemin özgürleşmesi yolunda verdiğimiz emeği/gayreti vurgulamak için “Şiirlerin Bildirisi” başlıklı özel bir çizim gerçekleştirdi. Eseri detaylı incelmek için http://upas.evvel.org/?p=1025 adresini ziyaret edebilirsiniz. Upas Yayın taifesi olarak kendisine yerden göğe kadar teşekkür ediyoruz. (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kas
02
2019
--

Kitap fuarlarında yokuz ve bu durumdan onur/gurur duyuyoruz!

UPAS Yayın olarak kitap fuarlarına katılmıyoruz, oralarda yokuz. Kitap fuarlarının neoliberal düzeneğini, onur konuklarını, imza günlerini, doksozofiyle biçimlenen söyleşi geyiklerini falan benimsemiyoruz. Açıkçası; kitap fuarlarında olmamaktan onur/gurur duyuyoruz! Sıkı şiire ve imgelemin özgürleşmesine öncelik veren Upas’ın tüm yayınlarını upas.evvel.org adresinden -pdf biçeminde- ücretsiz olarak okuyabilir ve arşivleyebilirsiniz. İyi okumalar dileriz. (Zy)


Kas
02
2019
--

Dijital Kolajlar (Tuğba Karaduman)


Tuğba Karaduman‘ın dijital kolajları UPAS‘ta…
Bkz:http://upas.evvel.org/?p=1004

Eki
27
2019
--

Zühal Tekkanat vefat etti…

Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören Zühal Tekkanat 27 Ekim Pazar akşamı saat 19:50’de yaşamını yitirdi.


ZÜHAL TEKKANAT

16 Ağustos 1938’de Ankara’da dünyaya geldi. Halime Melahat Hanım ile marangoz Kâzım Tekkanat’ın beş çocuğundan biridir. Merdivenköy İlkokulu’nu, Erenköy Kız Lisesi’ni ve Kadıköy Kız Enstitüsü’nü (1955) bitirdi. Enstitüyü bitirdiğinde Askeri Hâkim Doğan Dülgergil ile görücü usulü evlendirildi. İçsel adını verdiği bir kızı oldu. Eşi, yazma çabasını onaylamadı. Evlilikleri yedi yıl sürdü, eşinden ayrılınca bir kamu kuruluşunda (SSK) memur olarak çalışmaya başladı ve buradan emekli oldu.

Boşanmasının ardından ilk şiirlerini Varlık dergisinde yayımladı. 1966’da şair Cemal Süreya ile evlendi. On yıl evli kaldı. 1967’de Memo Emrah Seber adlı bir erkek çocukları oldu. Bir devlet memuru olarak kendi adıyla şiirlerini yayımlatmak istemediği için, Cemal Süreya’nın önerisiyle, Elif Sorgun ismini kullandı. Şiir ve yazılarını Yelken, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Oluşum, Varlık, Kıyı ve Düşlem dergilerinde yayımladı. 1966’da Yelken dergisini yönetti, Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde sanat sayfası muhabirliği yaptı.

İlkgençlik şiirlerini Gibi adlı kitapta topladı. Yelken, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Yeni Edebiyat gibi dergilerde yayımlanan şiirlerini Acıben adıyla kitaplaştırdı (Broy Y., 1994). Cemal Süreya ile evli kaldığı dönemde yazmadı. Ayrıldıktan sonra yazdıklarını kitaplaştırdı. Süreya’nın ölümünden kısa süre sonra oğlu Memo’yu da kaybetti. Anılarını Yaşadığım Yıllar kitabında anlattı. Süreya’nın Onüç Günün Mektupları, Zühal Tekkanat’a yazdığı mektuplardan oluşmaktadır.

Öykücü ve romancı Mehmet Seyda, Tekkanat’ın eniştesidir. Şiir kitapları ve derlemelerinin yanı sıra, çocukluğundan itibaren sahip olduğu hayvan sevgisini de kitaplaştırdığı denemelerinde dile getirdi. Yazar, bir söyleşide, şiire ilgisinin başlaması ve şiir anlayışının gelişimi hakkında şunları söylemiştir:

“Çocukluğumda okul kütüphanelerinde başkandım. Milli bayramlarda şiirler okuturlardı. İlkokul üçüncü sınıfta ‘Kar’ şiirini yazdım. En büyük hedefim kitap okumak ve giderek yazmak oldu. Annem göçmen torunuydu, güzel türkü söylerdi. Babam askerde yazıcıydı. Ziya Paşa’nın şiirlerini daktilo etmiştir. Salah Birsel’e ezbere şiirler okurdu. Ben şiiri genler sayesinde mi yakaladım bilemiyorum ama şiirin kendisi bana gelirdi, kedi yavrusu sevilir gibi, şiirle oynamayı seviyorum. Yazdım, yazdım sakladım. Şiir benim gri giysilim, evimin çiçeğidir. Cemal Süreya etkilenmesi hiç olmadı bende. Onun şiiri bana göre değildi. Çoğunlukla aşkla ilgiliydi, benim ısrarım üzerine de sosyal yönü olan şiirlere de yöneldi. Şunu gönül rahatlığıyla söylemek isterim. İkinci Yeni şairleriyle çok oturdum ve onlardan beslendim. Beni en etkileyen şair, düşünceme ve içtenliğime uygun şair salt Edip Cansever’di.” (Engin Turgut ile söyleşi)

Tekkanat, 2003’te kurulan Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği’nin kurucularındandır. Buna karşın 10 yıl boyunca dernek yönetiminden uzak tutulmuş, 2013’te Seyyit Nezir başkanlığında oluşan yönetim kuruluyla birlikte dernekte ikinci başkan olarak görev yürütmüş, 2014’te yine Nezir’in önerisiyle Üvercinka Dergisi’ni kurmuştur (Kasım, 2014). Derginin ilk sayısından başlayarak her ay şiirlerini ve Aydınlık Günceler’i yayımlamıştır. Bir süredir basın yayın dünyasındaki düşmanca niyetli yazılarla yaralanmış olan Tekkanat, derginin Ağustos ve Eylül sayılarında Cemal Süreya’ya şikâyetlerini yazmış, Ekim ayındaki son Aydınlık Günceler’ini Ankara’dan, Aşağı Ayrancı’daki Cemal Süreya Parkı’ndan acılı izlenimlerle göndermişti. Yaşamından ayrıntılı kesitler, Aydan Ay’ın anıroman olarak kurguladığı Zühal ile Cemal’de yer aldı (Broy Y., Kasım 2017).

Zühal Tekkanat; Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği üyesidir.

Yapıtları

Gibi (1965), Acıben (1994), Cemal Süreya Sokağı (1997), İçimizdeki Günler (1997), Dostlarının Kaleminden Cemal Süreya’nın Portresi (1998), Yakamı Bırakmayan Şiirler (2000), Şiir Buluşması (2002), Papirüs Şiirleri Antolojisi (2002), Dikine Sarkan Ağaç (2007), Tutkulu Patiler (2007), Yaşadığım Yıllar (2011), Son Kanadım Tek (2011), Günörgüsü I / Aydınlık Günceler (2017), Şiir Sözleri / Bütün Şiirleri (2017), Günörgüsü II / Aydınlık Günceler (2018)


Kaynakça

-Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, İstanbul, YKY, 2010

-“Cemal Süreya’nın yaşayan belgesiyim”, Star Gazetesi, 5 Şubat 2012, Fatma Karaman, http://www.stargazete.com/pazar/cemal-sureya-nin-yasayan-belgesiyim-haber-421911.htm

-Zühal ile Cemal, Aydan Ay, anıroman, Broy Y. 2017

Eki
25
2019
--

Felsefi Bir Anı: “Yaşamın Anlamını Dinliyorlardı.” (Âşık Veysel ile Oruç Aruoba)

Sözden Müziğe Şairler ve Bestecileri (Salı Toplantıları 2009)
Hazırlayan: Hasan Ersel, YKY, 2010, ss. 83-89


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, EVV3L’in “Poetika Çalışmaları” başlığını incelemekte de fayda var:
http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari

Eki
20
2019
--

Söyleşi: “Gözler Odası” üzerine… Ceren Fındık ile…


Ceren Fındık ile yeni sergisi ‘Gözler Odası‘ kapsamında bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşinin tam metnine http://upas.evvel.org/?p=986 adresinden okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz: bit.ly/enictekiyer

Eki
19
2019
--

Sergi: “GÖZLER ODASI” // Ceren Fındık // İklim Sanat // 24 Ekim-9 Kasım 2019 // Ankara


En İçteki Yer adlı eseriyle tanıdığımız Ceren Fındık‘ın yeni sergisi Gözler Odası, 24 Ekim-9 Kasım 2019 tarihleri arasında İklim Sanat Projesi -Ankara‘da izleyicisiyle buluşacak… Ankara’daki dostlarımızın bu sergiyi kaçırmamasını öneriyoruz. (Upas Yayın)

İklim Sanat Projesi‘ne dair ayrıntılar şurada:
https://www.facebook.com/iklimsanatprojesi/



Ceren Fındık’ın çizimlerindeki dışsal varoluş, gerçeküstücü reddiye hatlarıyla birleşerek Türkiye’deki en kuvvetli görsel örnekleri sunuyor. En İçteki Yer’de konumlanan tekinsiz yaratıların her biri izleyicinin zihninde şiirsel ve eşsiz uçurumlar biçimlendiriyor.


Ceren Fındık’ın eserlerine
instagram.com/cerenfindikdrawing
adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com