Nis
11
2018
--

Kültür dergisi dediğin “JİLET” gibi olmalı!

Bkz: https://www.facebook.com/JiletDergi/


“Kültür Dergisi dediğin Jilet gibi olmalı! Cafelerin değil sokakların Kadıköyü’nü, gerçek yaşamdaki kalb ve vicdan arayışını anlatmalı… Rambo Okan‘ı ve Apaçi Ayhan‘ı kapağına taşımalı! Jilet Dergi’nin 2. sayısını kaçırmayın derim!” (Zy)

Nis
08
2018
--

Ödüller, kötücül besinlerdir!

Edebiyat/şiir ödüllerindeki haksızlıklar gündemde… gene… İşbu kötücül konunun ödüllendirme sistematiğini de kapsayan bir “edebiyat sosyolojisi” meselesi olduğunu anlamanız için, şu alıntıları kaç on yıl daha tekrar etmem gerekecek?

“(…) Dünya kadar eskidir bu mesele: Edebiyatın insanı doyurmadığı fikri bir atasözü değerindedir. (…) Sanat koruyuculuğu yazarın bir kişi veya kurum tarafından bakılıp korunmasıdır; ama yazardan karşılığında kültürel bir ihtiyacın tatmini beklenir. Müşteri ile patron arasındaki münasebetler ortaçağda sadakat yemini etmiş insanla efendisi arasındaki münasebetlere pek yabancı değildir. Sanat koruyuculuğu feodal teşkilâtlanma gibi, bağımsız hücreler üstüne kurulmuş bir yapıdır. (…) İmparatorluğun zengin Romalısının familia’sı sanat koruyuculuğunun belirmesine en elverişli yapıdaydı. Zaten sanat koruyuculuğu (mécénat), ismini Augustus’un dostu ve Horatius’un koruyucusu Maecenas’ınkinden almıştır. Fakat sanat koruyuculuğu özellikle prenslerin, kralların veya papaların saraylarında gelişmiştir. (…) Devlet koruyuculuğu, çağlar boyunca az çok muntazam ödenek ihsanları veya İngiltere’de “poet laureate”, Fransa’da “Kralın vakanüvisi” benzeri resmî görevler vererek uygulanmıştır. (…) Bu anlamda koruyuculuk yanında, bir de edebiyat pazarına etki yaparak, yazara başka türlü ümit edemeyeceği gelirler sağlayan dolaylı koruyuculukların varlığına işaret edilebilir. Bir hükümet bu şekilde genel kitaplıklar ve propaganda servisleri için, bir eserden büyük miktarda sipariş edebilir. Bununla beraber en fazla kullanılan metot, ismi büyük parası az edebiyat ödülleriyle yazara fazla satış yaptırıp gelirini arttırmaktır. (…) Mısırlı yazar Taha Hussein meseleye gerçek iktisadî anlamını vermiştir: “Burada namuslu olmayan bir pazarlık vardır: Yazar, koruyucunun verdiği altını ve parayı aldıkça harcar; yazar, ona hiçbir şekilde harcanamayacak sanatını veya düşüncesini vermektedir.” (…) (Robert Escarpit, “Edebiyat Sosyolojisi”, Çev: Ali Türkay Yazıcı, Remzi Kitabevi, 1968, ss. 50-53)

(…)

“Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim. (Zafer Yalçınpınar, 2009)


Edebiyat ödüllerindeki haksızlıkları ve kötücül görünümü 10 yıllardır şu adreste ifşa ediyoruz, mutlaka incelemelisiniz: http://evvel.org/evvel-fanzin-tum-edebiyat-kahyalarina-karsidir


Mar
18
2018
--

“Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı” (Alfred de Musset)

(…)

(…)

Alfred de Musset
“Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı”
Çeviren: Oktay Rifat ve Orhan Veli
Kırmızı Kedi Yayınevi, Mart 2018, s. 31

Mar
17
2018
--

An. “bir zamanlar, bir”

An. “bir zamanlar, bir”
izlemek/dinlemek için:
https://youtu.be/ACUphjsz9ik


Doğaçlama grubu An., Tayfun Polat’ın lokomotifliğinde 23 yılı geride bıraktı. Her seferinde ayrı bir kadroyla çalan An.’ın yaklaşık 10 yıl sonra tekrar biraraya gelmesinin sebebi öncekilerden farklı. Elektrik gitarda Rammy Roo, elektrik basta Özün Usta ve oyuncaklarda Murat Mrt Seçkin’in ürettiği müzikler üzerine Tayfun Polat 2017 kışında çıkan son şiir kitabı ‘bir zamanlar, bir’i kargART canlıkarga serisinde düzenlenen Seretonin Gecesi’nde okudu.


Tayfun Polat, bir zamanlar, bir
Eylül 2017, 40 Sayfa, Şiir

Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir

Mar
12
2018
--

Kitap: “Sahafnâme” (Emin Nedret İşli)

Bkz: http://www.idefix.com/Kitap/Sahafname-Clz/
Edebiyat/Edebiyat-Inceleme/urunno=0001743273001


“Sahafnâme edebiyat tarihimize bir ek çıkıyor. Orhan Veli, Halit Ziya, Nahid Sırrı gibi yazarların hayatına bir pencere açıyor. Unutulmuş, kaybolmuş evrak-ı metrukeleri; mektupları, kartvizitlere alınmış notları ortaya seriyor. İstanbul’un ilk şehir rehberinden edebiyat erkânının toplandığı Küllük Kahvehanesi’ne, toplatılan ilk dergimiz Cüzdan’dan ekslibrisin Türkiye serüvenine, edebiyat tarihini kitap kurdu bir sahafın yıllar boyu biriktirdiği belgelerden yola çıkarak sürüyor.” (Tanıtım Metni’nden…)

Mar
09
2018
--

Üvercinka Dergisi’ne -şiirsel/kişisel- Veda

 

Üvercinka Dergisi‘ne ilk kez, 2014 yılında, Heybeli’de Kış Mevsimi adlı şiirimle katılmıştım. Mart 2018 tarihli 41. sayıyla birlikte Üvercinka’da son kez… Üç Dörtlük (Kış Adası) adlı şiirimle yer alıyorum. Dört yıl boyunca şiirlerimi ve yazılarımı yayımlayarak bana, savunduğum konulara ve imgelemin özgürleşmesi gayretlerine destek veren, Üvercinka’yı devam ettirerek mevcut edebiyat aurasına sıkılığın, emeğin, dilin, hakikatin ve entelektüel bilginin/donanımın gücünü gösteren Sn. Seyyit Nezir‘e çok teşekkür ederim.” (Zy)

EVV3L kapsamında yayımlanan “Üvercinka Dergisi” başlıklı ilgileri aşağıdaki adreslerden okuyabilirsiniz:

1/ http://evvel.org/?s=Üvercinka&x=0&y=0
2/ http://evvel.org/page/2?s=Üvercinka&x=0&y=0

 


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine, şiir kitaplarına ve poetika çalışmalarına http://zaferyalcinpinar.info adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
07
2018
--

“Yeni İnsan” Paneli (NHKM, 18 Mart 2018)

Bkz: nhkm.org.tr


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
03
2018
--

Turhan Günay’a Zorunlu Bir Açık Mektup (Seyyit Nezir)


Üvercinka Dergisi, Sayı:41, Mart 2018
Yazıyı okumak için: http://bit.ly/turhangunay


Üvercinka Dergisi, Sayı:41, Mart 2018
Yazıyı okumak için: http://bit.ly/turhangunay


Mar
03
2018
--

Acil Servis’ten… Yavuz Çetin şarkıları…

3 Mart 2018 / Ağaç Ev / KADIKÖY
Acil Servis… Yavuz Çetin’in şarkılarını cover’ladı…


mp4 biçeminde izlemek/dinlemek için;
“Yaşamak İstemem”: http://evvel.org/acilservisyavuzcetin2.mp4
“Bul Beni”: http://evvel.org/acilservisyavuzcetin1.mp4


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
27
2018
--

Yeni Nesil Kadıköy Duvarları

“Basın Girişi” by YABANCI
Caferağa, Kadıköy 2018


“Ölüleri Gömün” by WOLFGANG
Caferağa, Kadıköy 2018


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
26
2018
--

“Murat Belge ve çevresi, onu bunu ilgili ilgisiz suçlayacağına biraz ‘utanma kültürü’ edinse daha iyi olmaz mı?” (Taylan Kara)

Taylan Kara, tüm haklılığıyla soruyor: Murat Belge ve çevresi, çevresinin çevresi, “linç kültürü” ezberiyle onu bunu ilgili ilgisiz suçlayacağına biraz “utanma kültürü” edinse daha iyi olmaz mı: http://haber.sol.org.tr/yazarlar/taylan-kara/cubbeli-murat-belge-hocaefendinin-muritleri-icin-linc-nedir-ve-utanma-kulturu

“(…)Bu topraklarda alçaklığın yerel tarihinin oluşmasına bizzat katkıda bulunan ateşli gönüllülere en küçük bir eleştiri getirildiğinde “vay linç var” diye karşı çıkan bir liberal güruhla karşı karşıyayız. Bu kişiler, hiçbir zaman eleştirinin içeriğini tartışmıyor. İçeriği görmüyorlar bile. Belge Hocaefendi Hazretleri’nin ne kadar eğitimli, iyi, yüce ve entelektüel, buna karşın eleştirenlerin ne kadar sorunlu (kıskanç, kindar, nefret dolu, it, utanmaz vb.) olduğundan bahsedip eleştirinin önünü tıkıyorlar.(…) ”
Taylan Kara, 23/02/2018, soL portal

Yazının tam metnine http://haber.sol.org.tr/yazarlar/taylan-kara/cubbeli-murat-belge-hocaefendinin-muritleri-icin-linc-nedir-ve-utanma-kulturu adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: Taylan Kara’nın soL’da yayımlanan 23/02/2018 tarihli bu yazısının ardından Ali Nesin’in inşaat kankası Sevan Nişanyan, Taylan Kara’yı hedef göstererek ölümle tehdit etti: https://odatv.com/nisanyandan-murat-belgeyi-ve-ali-nesini-elestiren-yazari-tehdit-25021808.html

Şub
23
2018
--

Oyun: “Kafkas Tebeşir Dairesi” (Bertolt Brecht)


Kafkas Tebeşir Dairesi, Alman tiyatro yazarı ve epik tiyatronun kurucusu Bertolt Brecht’in 1944 yılında kaleme aldığı, iyilik, dürüstlük, özveri, adalet gibi evrensel insanlık değerlerini, emek – mülkiyet ilişkisini sorgulayan/sorgulatan çarpıcı bir başyapıt. Ayrıntılar ve program için bkz: www.tiyatroadam.com

Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=Kafkas+Tebeşir+Dairesi



Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=Kafkas+Tebeşir+Dairesi


Şub
19
2018
--

Murat Belge vakası…

18/2/2018 tarihinde A. Şule Süzük tarafından kaleme alınan ve Murat Belge’nin takındığı tuhaf tavırlar ile Murat Belge’lerin (Murat Belge türevlerinin) tipolojisini eleştiren yazının tam metnine http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ayse-sule-suzuk/murat-belge-vakasi-228897 adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dileriz.


“Bu memlekette münevver zümre iki kısım. Biri geçmişin üstüne oturmuş, onu ezip çiğnemiş ve geleceği bir pula satmış, köksüz türediler. Bir kısmı da sizin gibi prensip ve hulus sahipleri. Şuna esef ederim ki birinciler memleketin kaderine sizden daha hâkim. Ve zaman geçmekle bu yollarını şaşırmış zümreler, artacak eksilmeyecek, belki her devirde bir başka kaftana bürünerek meydanı tutacaklar. Bunlar sahneye, kendi yetiştirmelerini bırakıp çekilirken, emin ol ki değişen, yalnız şekil ve taalluk eden kısımlar olacaktır. Mayalar ise daima müşterek.” (Reşat Nuri Güntekin)

Şub
10
2018
--

Gramafonia – Global Bando (Prod. by Moris Lanka)

Ayrıca bkz: https://soundcloud.com/gramafonia

Şub
10
2018
--

“Ali Enver Ercan’ın Erdem Şifreleri” (Cezmi Güntay)

Cezmi Güntay tarafından kaleme alınan ve Üvercinka Dergisi’nin
Şubat 2018 tarihli 40. sayısında yayımlanan “Enver Ercan’ın Erdem Şifreleri”
başlıklı yazıyı http://bit.ly/enverercan adresinden okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz: http://evvel.org/ilgi/enver-ercan


Şub
05
2018
--

tarihinsancisi 1 yaşında!

#tarihinsancısı1yaşında


Şiir Kitabı, Şubat 2017, YAYINpasaj69
pdf olarak okumak için: http://bit.ly/tarihinsancisi



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın özgeçmişine ve tüm şiir kitaplarına şu adresten ulaşabilirsiniz: http://zaferyalcinpinar.info

Oca
22
2018
--

“Allah taksiratını affetsin…”

Ece Ayhan vefat ettiğinde Hilmi Yavuz, hızını alamamış ve “ölünün ardından konuşmak” başlıklı kötücül bir yazı yazmıştı. Şimdi, bugün, kimse böyle bir şey beklemesin benden! Ben öyle biri değilim! Daha önce de söyledim: “Onlara benzemezsek, onlar gibi olmazsak bize yeter de artar!” Ayrıca, Ece Ayhan’ın, Onat Kutlar’a ilişkin olarak Enis Batur’a yazdığı bir mektupta ifade ettiği şu sözü de çok önemsiyorum: “Bu dünyanın kavgası bu dünyada kalır!” Ben en fazla şunu söyleyebilirim: “Allah taksiratını affetsin…” Diyeceğim budur! (Zy)

Oca
13
2018
--

Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin altıncı bölümü gerçekleşti…


Sait Faik Araştırma Atölyesi‘nin Bilişsel Haritalama çalışmalarının altıncı bölümü 7 Ocak 2018’de Kadıköy-Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Şükret Gökay‘ın yönettiği atölye çalışması kapsamında katılımcılarla birlikte Sait Faik Abasıyanık’ın “Şimdi Sevişme Vakti” adlı şiir kitabından irdelemeler yapılarak taslak bilişsel haritalar oluşturuldu. Yaklaşık dört saat süren oturumda Sait Faik’in dört şiiri değerlendirilirken, önümüzdeki aylarda başka bir oturumla kitaptaki diğer şiirler üzerinden atölye çalışmalarının devam ettirilmesi kararlaştırıldı.



Bilişsel Haritalama; belli bir konuyu odak alan öznel algıların birleşimi ile kavramlar, olgular, unsurlar arasında kurulan nedensellik ilişkilerini (nedenselliğin derecesini ve etkileşim yönünü) ortaya çıkarmaya yarayan bir grafik temsil/analiz yöntemidir.

Atölye çalışmaları kapsamında, şu ana kadar 33 katılımcının ortak uygulamalarıyla hazırlanan dört adet bilişsel harita taslağı bulunmaktadır. Çalışmalar sonucu elde edilen kavramlar ve kavramlar arası ilişkiler, yaklaşık 200 unsurdan oluşan ve atölye katılımıyla birlikte sürekli genişleyen/büyüyen Sait Faik Odaklı Bilişsel Harita’ya eklenmektedir.

Üzerinde çalışılan bilişsel haritaların listesi aşağıdadır.

  • Sait Faik Odaklı -büyük- Bilişsel Harita (200 kavram/unsur)
  • ‘Lüzumsuz Adam’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (36 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/luzumsuzadambh linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Papaz Efendi’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (23 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/papazefendibh linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Mektup’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (51 kavram/unsur). Haritaya  http://bit.ly/mektupbh  linkinden ulaşabilirsiniz.
  • ‘Son Kuşlar’ Hikâyesi Ekseninde Bilişsel Harita (33 kavram/unsur). Haritaya http://bit.ly/sonkuslarbh linkinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
12
2018
--

Temaşa 2017

Sağolsun, Ahmet Yıldız, gercekedebiyat.com adlı web sitesi kapsamında 2017’nin kültür-sanat aurasını değerlendirmek niyetiyle -ve ayrıca, temaşa yaratmak maksadıyla- bir kültür-sanat soruşturması düzenledi. Soruşturmanın tam metnine http://gercekedebiyat.com/haber-detay/azerbaycan-ve-turkiyeden-yazarlara-yeni-yilda-edebiyat-sorusturmasi/3050 adresinden ulaşabilirsiniz. Bendeniz Zafer Yalçınpınar’ın soruşturmaya verdiği cevaplar ise aşağıda yer alıyor.

İyi okumalar dileriz…


Gerçek Edebiyat: “2017 yılında Türkiye’de sanat ve edebiyat ortamını nasıl değerlendirirsiniz?”

Zafer Yalçınpınar: “Ben karamsarım. Son 15 yıldaki düşüş yöneliminin 2017’de de -bu sefer daha keskin inişlerle, bir uçurumda- devam ettiğini görüyorum. Edebiyat ve sanat ortamındaki aktiviteler vasatî bile değil. Bırakın geleceğe uzanan ve yenilik içeren bir vizyona ya da kilometre taşlarına ulaşmayı, geriye gidildiğine ve yozlaşmanın büyük bir hızla zirve yaptığına inanıyorum. Günahım kadar sevmediğim şu FMCG(hızlı tüketim pazarı-süpermarket) dergileri bile icra ettikleri popülizme rağmen zerre kadar bir başarı elde edemeyecek derecede zayıfladılar, yozluğun boyalı afişlerini oluşturdular: Edebiyat-sanat ortamında müthiş bir içerik ve töz sorunu var. Enflasyonist ekonomi ortamı gibi, gerçekte bir karşılığı olmayan girişimlerle, yalanlarla ve sahici olmayan, tözsüz içeriklerle kendilerini var kılmaya çalışıyorlar… 2017’de olumlu gördüğüm tek şey; neoliberal çığırtkanların ve emperyalist işbirlikçilerin azıcık geri çekilmesi, sahipsiz kalması ve bu çığırtkanların -Nihat Genç tarafından vurgulanan hikâyedeki gibi- birer ‘boş bidon’ olduğu vahametinin bilinçli okur tarafından anlaşılmasıdır. Ama bu durumsal avantaj ve geçici konumlandırma da yeterli değil. Edebiyat-sanat aurasında içerik gelişimi ile kalb ve vicdan yolundaki hakikat mücadelesinin artması gerekiyor. Dilbilim felsefisine, dilbilimsel çalışmalara yoğunlaşıp edebi açılımları ve çeşitlemeleri geliştirmek, ‘boş bidonlar’ın zarar verdiği, yok etmeye çalıştığı edebiyatımıza ve sanat auramıza saygınlığını geri kazandırmak gerekiyor. Bunun da tek yolu okumak, anlamak, araştırmak ve düşünmektir!”

G.E.: “Şiirimiz, romanımız, öykümüz ne durumdaydı?”

Z.Y.: “Şiir alanında, bunca yaşanan olaya ve ifşaata rağmen, yeni sinsiyet tipolojisi ve masonik oligarşi hâlâ tahakküm enstrümanlarını rahatça kullanabiliyor; hâlâ yüzsüzce ve utanmazca sağda solda, mikrofon arkalarında, kamera önlerinde, gazetelerin sayfalarında büyük manşetlerle endam gösterebiliyorlar, gerdan kırabiliyorlar… Bu sinsi tipoloji nedeniyle en çok yozlaşan, umarsızlaşan, duygusuzlaşan, en uyduruk, en içeriksiz ve en etkisiz kitapların üretildiği edebiyat alanı -maalesef- şiirdir… (Hâlbuki tam tersi olmalıydı; çünkü şiirin ve sözün erdemi bizim coğrafyamızla, felsefemizle ve tarihimizle birlikte kadimdir, yücedir, kutludur.) Romanda -zaten- vahşi piyasa koşulları geçerli; sıcak para için yazılan, yapılan içeriksiz ve tuhaf işler… Neresinden bakarsanız bakın büyük bir çevre kirliliği; kâğıt israfı, gereksiz enerji veya yakıt kullanımı, fazladan karbon salınımı ve zehirli kimyasal atıklar… (Bununla birlikte, bazı büyük yayınevlerinin hakkını yememek lazım; 2017’de çeviri roman alanında özel bir gayret ve başarı görüyorum. Bu senenin çeviri romanları dilimiz için güzel ve sıkı kazanımlardır.) Öykü alanındaki gayretleri –bir iktisadı olmasa bile- ise en samimi gayretler olarak fark ediyorum. Öykünün bugünü ve geleceği şiir kadar karanlık değil. Hâlâ umut veya güç var öyküde… Yeni ve genç öykücüler fena insanlar değil, en azından vizyon sahibi olmaya çalışıyorlar, emek veriyorlar.”

G.E.:2018 için bir öneriniz var mı?”

Z.Y.: Eşyaya benzememek; okumakta, düşünmekte ve anlamakta ısrar etmek! Emek vermek; insan olmak, insan kalmak! Ayrıca, içerisinde yaşadığımız coğrafyanın ve tarihin haysiyetini ön-plana çıkarmamız çok önemli… Edebiyatın ve sanatın haysiyetini sürekli aklımıza getirmemiz gerekiyor! Haysiyetsizlerle, kendisine, coğrafyasına ve tarihine saygı duymayan sinsi emperyalist işbirlikçilerle her alandaki mücadele artmalı ki kültürel auradaki içerik ve bağlam sorunu düzelebilsin; insanlık -silkinip- son 10-15 yılda yaratılan neoliberal illüzyondan uyansın, ayılsın ve kendine gelebilsin… Bu son söylediğim, ivedi ve elzemdir!

3 Ocak 2018
gercekedebiyat.com


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın özgeçmişine http://bit.ly/zykimdir adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Yalçınpınar’ın tüm kitapları ise şu adreste yer alıyor: http://zaferyalcinpinar.info

Oca
11
2018
--

Afrika dahil: “Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması” (9 Ocak 2018, CKM-Kadıköy, Tam Metin)

Zafer Yalçınpınar
Cemal Süreya Anma Etkinliği, 9 Ocak 2018
Caddebostan Kültür Merkezi-KADIKÖY


Konuşmanın pdf dokümanı biçimini
http://bit.ly/cemalsureya2018 adresinden arşivleyebilirsiniz.


“Çok daha kalabalık toplulukların karşısında hiç heyecanlanmadan çeşitli konuşmalar gerçekleştirmiş olmama rağmen bugün, burada, son derece heyecanlıyım. Demin, sizin oturduğunuz koltuklardayken bu durumun nedenini düşündüm.  Çünkü, Cemal Süreya -tıpkı Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Ece Ayhan gibi- çok büyük bir şairdir! İnanmasanız da fark etmeseniz de büyük ve küçük şairler vardır! Böyle bir ayrım vardır! Cemal Süreya büyük bir şair olduğu için, bugün, burada, çok heyecanlıyım!

Her şeyden önce, Cemal Süreya’nın Ece Ayhan ve Sezai Karakoç’la birlikte 1950’li yılların ortasında Türk Şiiri’ndeki aurayı değiştiren ve ‘İkinci Yeni’ ismini verdikleri yenilikçiliğin kurucusu olduğunu hatırlatmak, yani Cemal Süreya’nın ve arkadaşlarının Türk Dili üzerinde yeni bir duygu-durum, yeni bir şiirsellik oluşturduğunu söylemek, vurgulamak gerekiyor. Bu yeniliğin hem okurda hem de diğer -küçük, büyük- şairlerde karşılığı olmuştur ve söz konusu yenilik bir şiir akımına dönüşmüştür. Bu yeni şiirin özellikleri nelerdi… Neden bu kadar sevildi… Neden hâlâ çok büyük bir içtenlikle ve samimiyetle takip ediliyor! Bu büyüklüğü iyice düşünmek ve analiz etmek gerekiyor…

Cemal Süreya ve kendisinin “Güvercin Curnatası” olarak tanımladığı ikinci yeni akımı ne yaptı, neyi değiştirdi… 1950’li yıllarda dünya şiirinden çeviriler yaparak 2. Dünya Savaşı sonrası dünyada oluşan yeni hümanizmin duygu-durumunu, yeni şiirsel dili anlamaya ve Türkçe’ye aktarmaya başladılar. O dönemde Türkçe’de garip akımı kasırgası esiyordu. Garip akımı şiire sadeleşme ve imgede basitleşme getirmişti. Bu durum hikâyelemeci ve biraz da kuru bir şiir ve söylem ortaya çıkarmıştır. Cemal Süreya ve arkadaşları bu sade şiir dilini daha sofistike bir hâle çevirmek, şiir dilini ileriye taşımak için imgelemin güçlenmesini sağladılar. İmgelemin özgürlüğüne inandılar. Karmaşık bir yapıydı bu, ancak imgesel olarak dili geliştiren, Türk Dili’nin imgesel alan derinliğini arttıran ve genişleten bir söyleyiş, bir tını buldular. Zarif, tabii ki modern ve çok ama çok kuvvetli bir şiir oluşturdular. Öyle ki 80’lerin ve 90’ların şairleri bu akımın gölgesinde kalmışlardır! İkinci yeni öyle güçlüdür ki 80’lerin ve 90’ların şairlerini gölgede bırakmıştır! Bugün, 60 sene sonrasında bile bu hakikati görmeliyiz, kabul etmeliyiz artık!

İkinci yeni şiiri geleceğe uzanan, güçlü bir şiirdir! Bir zamanlar, bir edebiyat soruşturması kapsamında bir çakma profesör çıkıp ikinci yeni akımının etkisini kaybettiğini mırıldanmış, bir zamanlar… Bu mutat zevat hiçbir bilimsel açıklamaya, dahası poetikaya değinmeden niyet belirtmeye veya kendince, kendi çetesine ümit vermeye kalkmıştır. Bu komediyi gördüğümde emin oldum: 80’lerin, 90’ların bu şair profesörleri ve bağlı çeteleri acz içinde, ikinci yeninin büyük şiirinin gölgesinde kalmıştır! Çakma şairler acz içindedir bugün…

Sonuçta, hâlâ, burada, bu toplulukta, Türkçe’ye baktığımızda, zamanların sonunda, Cemal Süreya ve arkadaşlarının şiiri, yürürlükte olan baskın ve en güçlü şiir akımıdır… Geleceği belirlemektedir ve geleceğe uzanmaktadır. İkinci yeni şiiri yürürlükteki dili imgesel olarak geliştirmekte, tahayyül gücüne güç katmakta ve şiir dilini etkilemektedir; son derece de kuvvetlidir, etkindir ve insanlığı sürekli geliştirmektedir! Cemal Süreya’nın “Üvercinka” adlı şiirinde ifade ettiği gibi: “Afrika dahil!”

Zafer Yalçınpınar, 9 Ocak 2018
Cemal Süreya Anma Etkinliği Konuşması’nın tam metni…

Caddebostan Kültür Merkezi-Kadıköy



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Poetika Çalışmaları’na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com