Şub
03
2010
0

Allah’ın Kuzgun Bir Kuludur.

Allah’ın Kuzgun Bir Kuludur.

1.
babası Fenerbahçe’de Yahya Kemal’le dalga geçer
annesi sabah akşam mavi ispirto içer
ikisi bir olup Kuzgun doğurmuşlardır

2.
adamın elinden bıçak almayı iyi bilir
bar kapılarından yontulu eldir

3.
insan irkilttiği içindir çivilerini çok sever
gözleri kaynaklıdır değişik gözlükler giyer

4.
zapt edilemeyene inandı
bir kuşun hareketinin
heykelini yaptı

5.
galata kulesinde
kırk gün boyu kadar gece
duvarlara rakı kadehi fırlatmıştır.

6.
kendinden kendini geçirip
varlığından varlığını yontmuştur

7.
yere indi diye ölmüştür
merdivenlerin tepesinden
hızlı ve hareketli
ölmüştür

8.
Abdulâhet
Kuzgun
Acar’dır
ve Allah’ın kuzgun bir kuludur.

Zafer Yalçınpınar
5 Ocak 2008

***

***

Demir, çivi, tel ve ahşap gibi malzemeler kullanarak gerçekleştirdiği yapıtlarıyla tanınan heykeltıraş Kuzgun Acar geçirdiği beyin travması sonucu 3 Şubat 1976’da İstanbul’da öldü. 1928’de İstanbul’da doğan sanatçı, 1948’de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümüne girdi ve Prof. Belling’in öğrencisi oldu. Daha sonra Ali Hadi Bara ve Zühtü Müridoğlu’nun atölyesine geçerek öğrenimini onların yanında tamamladı. Öğrencilik yıllarında Bara’nın sanat anlayışından etkilenerek soyut çalışmalara yöneldi ve ilk çalışmalarını geometrik-soyut tarzda verdi. Mezun olduktan sonra serbest çalışmaya başladı ve aynı yıl ilk kişisel sergisini düzenledi (1953). Demir, çivi, tel ve ahşaba heykellerinde hayat veren sanatçı soyut anlayışla lirizmi birleştirerek diğer meslektaşlarından farklı yapıtlar üretti. Çivilerle gerçekleştirdiği bir çalışması, 1961’de Paris Bienali’nde birincilik kazandı ve ödülle birlikte verilen bursla Fransa’ya gitti. 1962 yılında Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde, 1966 yılında ise Rodin Müzesi’nde eserlerini sergiledi ve bu sergileri sayesinde Avrupa sanat çevrelerinde de tanındı. Tiyatro oyunları için masklar ve mimariye bağlı panolar da üreten Acar’ın, 1975’te Paris’te Mehmet Ulusoy tarafından sahnelenen  Kafkas Tebeşir Dairesi (B. Brecht)  adlı oyun için yaptığı masklar, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki “Kuşlar” rölyefi ve Ankara Emekli Sandığı Gökdeleni’nin cephesindeki tunçtan kabartması bu alanlardaki en önemli çalışmalarıdır.

Ayrıtılar için bkz;  https://www.kuzgunacar.com/yasami.htm

Ayrıca bkz;  https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=kuzgun-acar

*

Oca
31
2010
0

Konuşuyoruz, söyleşiyoruz; “Neyse O!” (6 Şubat)

Konuşuyoruz, söyleşiyoruz. Her şey üzerine; “Neyse O”
İşimize bakmıyoruz, göğe bakıyoruz…
Gelmeyecek olanı -hâlâ- bekliyoruz. Bekleriz de.

Not: Etkinlikte kısa metrajlı bir “Ece Ayhan” sunumu gerçekleştirilecektir. Katılımcılara, “parola” karşılığı kitap ve dergi hediye edilecektir. Parola, “Evvel Fanzin”dir.

Yer: Deniz Müzesi, Beşiktaş-İstanbul
Zaman:6 Şubat 2010 Cumartesi / Saat: 14:30

Facebook Etkinlik Bağlantısı: https://www.facebook.com/event.php?eid=283167771303

Oca
31
2010
0

Çekirdek Sanat Karma Sergi (3-11 Şubat 2010)

3-11 ŞUBAT 2010
ÇEKİRDEK SANAT KARMA SERGİ

Deniz Müzesi, Beşiktaş


Duygu Arat, Sanja Sarıkaya, Pelin Türker, Ayşe Önuçak, Nalan Türkeli, Okan Sabuncular, Hüseyin Rüstemoglu, Aysun Karasu Çavuş, Zafer Yalçınpınar, Özden Arkun, Günseli Yetkin, Serpil Akgün, Füsun Yeremyan, Nazan Dizen, Zeynep Akoğlu Sertbaş, Gülsüm Kökten, Serkan Yolcu , Alper Özarılı, Zeynep Özmen Ünlü , Meral Pekün, Birgül Özçelikci Taşören, Aysun Yenice, K.Muzaffer Gençer, Serkan Yolcu,  Aliye Arslan, Şehnaz Aykaç, Vedat Özcan, Zeynep Akoğlu Sertbaş, Yasemin Eskici, Rukiye Üstündağ, Gamze Kuyumcu, Necmiye Ergen, Sevda Arat

Açılış: 3 Şubat 2010  / 17:30 – 19:30

Deniz Müzesi Komutanlığı Ana Teşhir Binası / Beşiktaş – İstanbul

*

Facebook Etkinlik Bağlantısı: https://www.facebook.com/event.php?eid=296357293713

*

Oca
24
2010
0

Unutmadık!

(…)
Özgürlüge adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz,
ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi, UNUTMA BİZİ!

Uğur Mumcu
(1942-1993)

Oca
18
2010
0

“Trucks carry melons” (Poetry Scores)

St. Louis’den Chris King ve  Poetry Scores taifesi, Murat Nemet-Nejat’ın İngilizce çevirisiyle birlikte birçok “Orhan Veli” şiirini uyarlayarak şarkılaştırmış… Örnek olarak, “Trucks carry melons” adlı şarkının MP3’üne https://www.box.net/shared/f7ojbpafo4 adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Poetry Scores taifesi, daha önce çeşitli Ece Ayhan şiirlerinin çevirilerinden oluşan “Blind Cat Black” projesini gerçekleştirmişti.
(Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=399)

Oca
05
2010
0

Video-Sergi: “Astrid Rieger” ve “Vast Forward”

Kurye Video Organizasyonu, Ocak 2010’dan itibaren arşivinde öne çıkan sanatçıların kişisel sergilerine ve yabancı partner organizasyonların seçkilerine ev sahipliği yapacak. 09-30 Ocak tarihleri arasında gerçekleşecek olan ilk sergi, Almanya’da yaşayan Romanya asıllı genç video sanatçısı Astrid Rieger’in işlerini sunacak. 06-27 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek Vast-Forward isimli ikinci sergi ise Hollanda’nın Lahey şehrinden Kurye Organizasyonuna benzer bir oluşum olan 1646’nın arşivinden seçilmiş işlere ev sahipliği yapacak.

Bkz:  https://www.kuryevideo.org/projects.php?section=27

Oca
02
2010
0

Film: “Uluma”

“I saw the best minds of my generation destroyed by madness…”

Uluma, Beat şairlerinin okuma ritüellerine, Wholly Communion’a, 1965’e, Allen Ginsberg’e, Jack Kerouac’a, William Burroughs’a, William Blake’e, Neal Cassady’e, Richard Brautigan’a, Cennetten çıktığına inandığımız bütün kitaplara ve tüm tedirgin ruhlara bir saygı duruşudur. Bu topraklardan, olabildiğince.”  Mehmet A. Öztekin

Efsane projeyi şu adreslerden indirebilirsiniz:
https://rapidshare.de/files/48924571/uluma.part1.rar.html
https://rapidshare.de/files/48924367/uluma.part2.rar.html

Hamiş: İşbu bağlantılar https://subculturia.blogspot.com‘dan alıntılanmıştır.

Ara
27
2009
0

2000’ler Edebiyat Soruşturması

KargaMecmua, Aralık 2009 tarihli 33.  ve Ocak 2010 tarihli 34. sayılarında “2000’ler” üzerine bir değerlendirme dizisi gerçekleştiriyor…  KargaMecmua’nın Aralık sayısında yer alan “2000’ler Edebiyat” soruşturmasına https://zaferyalcinpinar.com/2000ler.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Sahicilikle/ Zafer Yalçınpınar

Ara
27
2009
0

Kompile Karga!

Yılbaşı gecesi… Karga’da!

Bkz: https://www.kargabar.org

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Ara
18
2009
0
Ara
07
2009
0

Aynalar: ‘Neredeyse Evrensel Bir Tarih’ (Eduardo Galeano)

EDUARDO GALEANO’YLA YENİ KİTABI “AYNALAR” HAKKINDA YAPILMIŞ BİR SÖYLEŞİ


“Aynalar”  için ‘Neredeyse Evrensel Bir Tarih’ derken neyi kastediyorsunuz?

Eduardo Galeano: Bilmiyorum, ‘evrensel bir tarih’ ya da bunun gibi bir şey demek bana fazla vakur ve ciddi geldi. Ben tarihçi değilim. Bu kitap çok deli bir projeydi. Zaman ve harita sınırlarının ötesine geçmeye çalışmak çılgınca bir maceraydı. Görünmeyenler üzerinden insanlık tarihini yeniden keşfetmeye, yeniden inşa etmeye çalışan, ırkçılık ve maçoluk, militarizm, elitizm ve başka bir çok ‘izm’lerin oluşturduğu, yeryüzündeki gökkuşağını yeniden keşfetmeye çalışmak için 600 kısa öyküden toparlandı. Kitabın amacı nihayetinde, hiç kimse olamamışların ağzından hiç kimse olamayanları anlatmaktı.

Son yıllarda neden kısa öyküler ve denemeler tarzına yöneldiniz? Büyük hikâyeleri anlatmak için neden bu biçim?

E.G.: Enflasyona karşı savaşıyorum; parasal enflasyona değil de sözcüklerin yarattığına. Hiçbir şey anlatmayan bir dolu sözcük… Daha az sözcükle daha çok şey anlatmaya çalışıyorum. Bu bir meydan okuma. Bu yüzden, orada bulunmayı gerçekten hak eden, sessizliğe tercih edeceğim sözcükleri bulana dek, anlattığım hikâyeleri belki on-on beş kez yeni baştan yazıyorum.

Venezüella başkanı Chavez, ABD başkanı Obama’ya Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nı hediye ettiğinde ne düşündünüz?

E.G.: O an bilmiyordum. Kısa süre önce ölen köpeğim Morgan’la rutin yürüyüşümüze çıkmıştık; o olaydan sonra öldü, bu da bizim son yürüyüşlerimizden biriydi. Komşum, “Tebrikler Eduardo. Çok satarsın artık. Çok satan bir yazar olacaksın Eduardo” deyince çok şaşırdım. Dehşete düşmüştüm. Çok satmak mı? Satmak istemiyordum. Neydi bu şimdi? Korkunç bir şey olmuştu herhalde. “Tebrikler, çok başarılı oldun” da ne demekti? Başarılı olmak istemiyordum. “Ne? Piyasada mı başarılı oldum yani?”
“Evet, dünyanın en çok satan adamı sensin şimdi. Dünya seninle gurur duyacak.”
Ama bu benim için kötü bir haberdi. Piyasanın en iyisi olmak istemiyordum. Sadece yazarak insanlarla iletişim kurmak istiyordum.

Eh, Chavez de yeni Oprah oldu sayılır. Bildiğiniz gibi bunu Noam Chomsky için yaptığında, o da çok satanlar listesine girdi. Şimdi de size aynı şeyi yaptı…

E.G.: Aslında, çok cömert bir davranış. Gerçekten de kitap sembolik bir anlam kazandı.
Ama o kitaptan bu yana üslubum çok değişti. Artık çok farklı bir şekilde yazıyorum, tekrara düşmeyi sevmem, ‘no estoy arrepentido’, hiç sevmem, tek bir virgülde dahi.
Aslında, zenginlikle yoksulluğun, özgürlükle köleliğin birbirine nasıl sıkı sıkıya bağlı olduğunu göstermesi açısından önemli bir kitaptır. Yani, herhangi türden bir yoksulluk karşısında masum sayılabilecek hiçbir zenginlik yok; aynı şekilde, kölelikle ilgisi olmayan hiçbir özgürlük yok.
Latin Amerika’nın Kesik Damarları’nın amacı buydu, daha önce ayrı ayrı anlatılan tarihler ve tarihçilerin, ekonomistlerin ve sosyologların kullandıkları kodlanmış anlatımlar arasında bağlantılar kurmaya çalışmaktı. Bu nedenle, herkesin okuyup keyif alabileceği bir türde yazmaya çalıştım. Casa de las Americas Ödülü’nü de bu yüzden alamadı zaten, jüri kitabın ciddi olmadığına hükmetti. O zamanlar solcu entelektüeller bir şeyin ciddi sayılması için sıkıcı olması gerektiğine inanıyorlardı. Bu yüzden, sıkıcı değilse ciddi de değildi. Daha sonra, talihime bakın ki, askeri diktatörlük kitabı çok ciddi bulup yaktı. Benim en iyi reklamım ve pazarlamam da bu oldu.

“Latin Amerika’nın Kesik Damarları” kitabından Obama’nın ne öğrenmesini istersiniz?

E.G.: Kimseye bir şey öğretmek istemiyorum. Asla. Aslında, Obama ve ABD hükümeti, ya da halkı, ‘liderlik’ sözcüğünü ‘dostluk’ sözcüğüyle değiştirirlerse çok memnun olacağım. Çünkü liderlik, birinin başkaları üstündeki tahakkümünü ifade ediyor. Gerçek insan ilişkileri yataydır, dikey değil; yardımseverlik yerine dayanışma vardır ve başkalarının dayattığı hiçbir sınır ya da sınıf yoktur. Dünyanın kuzeyi, Tanrı onları güneyin öğretmenleri olsun diye yaratmışlar gibi davranıyor ve sürekli sınava çekme halindeler. Mesela, Venezüella demokratik bir ülke mi? Biz karar vereceğiz, çünkü demokrasi öğretmenleri biziz. Bu demokrasi öğretmenleri de askeri diktatörlüğün fabrikaları aslında. Yani ABD, aslında sadece ABD de değil, bazı Avrupa ülkeleri de- askeri diktatörlük yönetimini tüm dünyaya yayıyorlar. Demokrasi öğretmeye muktedir olduklarını sanıyorlar. Bu yüzden kimseye hiçbir şey öğretmek istemiyorum. Tek istediğim, anlatılmayı hak eden hikâyeleri anlatmak. Hepsi bu.

Bkz: https://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=
RadikalEklerDetay&ArticleID=967355&Date=07.12.2009&CategoryID=40

Ara
05
2009
1

Gözümüzden Kaçtı Sanılmasın-II

Son zamanlarda bizim Hz. Müptezel’e (Ali Enver Ercan’a) “tutundurma” desteği verenlerin sayısı artıyor… 3 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Kitap’ta Selçuk Altun,  bizim Hz. Müptezel’e koltuk çıkmış… İlgili kupür aşağıdadır:

Bu garabet parçasını okuduktan sonra, güleyim mi ağlayayım mı bilemedim. İçimden şöyle demek geldi: “Enver ve Selçuk, ben dün akşam, ikinizi birden düşündüm.”

Hamiş: Hz. Müptezel’in kim olduğuna, neler yaptığına ve aramızdaki husumetin ayrıntılarına şu adresten ulaşılabiliyor: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=463

Kas
27
2009
0

Bildiri No.4 (Denizaltı Edebiyatı)

Bildiri No:4
(27 Kasım 2009)
Denizaltı Edebiyatı

_1. Yeni yer yoktur. (Oruç Aruoba)
__1.1.   Yerler bitmiştir.
___1.1.1.  Yeraltı bitmiştir.
___1.1.2.  Yeryüzü bitmiştir.
__1.2.  Yeni yol vardır.
___1.2.1.   Yol denizin altındadır.
_2. Şiir denizin altındadır.
__2.1.  Bir denizaltıdır.
___2.1.1.    Sait Faik bir denizaltıdır.
___2.1.2.    Oktay Rifat bir denizaltıdır.
____2.1.2.1.     İlhan Berk bir denizaltıdır.
___2.1.3.    Bilge Karasu bir denizaltıdır.
____2.1.3.1.     Oruç Aruoba bir denizaltıdır.
___2.1.4.    Ece Ayhan bir denizaltıdır.
____2.1.4.1.     Ben bir denizaltıyım.
_2.2.  Denizin altında “mülkiyet” yoktur.
_2.3.  Denizin altında basınç vardır.
___2.3.1.    Şiir, derinde çoğalır.
_3.Sıkı şiirde iktisat yoktur.
__3.1.  Rekabet yoktur.
___3.1.1.     Ödüllendirme sistematiği yoktur.
____3.1.1.1.      Ödüller insansızdır.
_____3.1.1.1.1.    Yükleniciler insansızdır.
_____3.1.1.1.2.    Düzenleyiciler insansızdır.
_____3.1.1.1.3.    Katılımcılar insansızdır.
_____3.1.1.1.4.    Takdimciler insansızdır.
_____3.1.1.1.5.    Jüri insansızdır.
____3.1.1.2.     Ödüller insansızlıktır.
_____3.1.1.2.1.   Şartnameler insansızdır.
_____3.1.1.2.2.   Şiltler ve plaketler insansızdır.
_____3.1.1.2.3.   Mikrofonlar ve masalar insansızdır.
_____3.1.1.2.4.   Ödül törenleri, kurdeleler, kuşaklar ve podyumlar insansızdır.
_____3.1.1.2.5.   Toplu fotoğraflar insansızdır.
__3.2.  Piyasa yoktur.
___3.2.1.    Pazar yoktur.
____3.2.1.1.    Paydaş yoktur.
____3.2.1.2.    Satıcı yoktur.
____3.2.1.3.    Müşteri yoktur.
____3.2.1.4.    Dağıtım yoktur.
____3.2.1.5.    Güvence yoktur.
____3.2.1.6.    Tedarikçi yoktur.
_____3.2.1.6.1.   Fatura yoktur.
_____3.2.1.6.2.  İade yoktur.
___3.2.2.   Projelendirme yoktur.
____3.2.2.1.    Zaman yönetimi yoktur.
____3.2.2.2.   Maliyet yönetimi yoktur.
____3.2.2.3.   Risk yönetimi yoktur.
_4. Şiir tek başınadır.
__4.1.  Tek başına yazılır.
__4.2.  Tek başına çoğalır.
___4.2.1.    Antolojiler ve yıllıklar insansızdır.
__4.3.  Tek başına keşif yapar.
___4.3.1.   Tek başına icraat yapar.
___4.3.2.   Dilin yapıtaşı sözcükler değildir.
___4.3.3.   Dilin yapıtaşı “im”lerdir.
____4.3.3.1.   İm tek başınadır.
____4.3.3.2.   Başkalarının derinliklerine tek başına ulaşır.
_5. Şiir, denizaltı iskelelerine yanaşır.

Zafer Yalçınpınar


Diğer poetik bildiriler için;

Bildiri No.3 (Füg): https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=509
Bildiri No.2 (Masanın Ayakları): https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=93
Bildiri No.1: (Vatoz’un Salınımı): https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=81

Kas
22
2009
0

“Takma Göz” çıktı!

Takma Göz, 2009 yılının Kasım ayında çoğaltılmış bir sayılık, bir sayfalık, bir şiirlik, bir fanzindir. Ece Ayhan’ın şiir kitaplarına girmeyen  “Takma Göz” adlı bir şiirinden oluşmaktadır. Takma Göz, Yeni Ufuklar Dergisi’nin 1956 yılında yayımlanan 31. sayısında bulunmuştur. Şiiri bulup, buluşturan Zafer Yalçınpınar’dır. Takma Göz, bir Kadıköy tribidir. “Evvel Fanzin” ile “Khalkedonista” işbirliğinin cakasıdır. Copyleft’tir. Fanzine https://zaferyalcinpinar.com/takmagoz.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

***

***

Kas
03
2009
0

Puşt Ahali Tarifesi 2007-2009 İndeksi

Kasım 2007 – Eylül 2009 tarihleri arasında 19 sayı yayımlanan  “Puşt Ahali Tarifesi (P.A.T!)” adlı e-dergi’nin içerik indeksine https://zaferyalcinpinar.com/2007pat2009indeks.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: P.A.T!’ın tüm sayılarına ise  https://zaferyalcinpinar.com/pat.rar adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
02
2009
0

KERİM ÇAPLI’YI UNUTMADIK!

2 Kasım 2004’te vefat eden sıkı davulcu Kerim Çaplı’yı unutmadık!

-Kerim Çaplı’nın hayat hikayesine www.kerimcapli.com adresinden ulaşabilirsiniz.

-Vefatının ardından Radikal Gazetesi’nde yayımlanan “Kayıp Yetenek” başlıklı yazıya https://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=4021 adresinden ulaşabilirsiniz.

-Kerim Çaplı hakkında Karga Mecmua’da yayımlanan “Renkli Sağlam Uzun Aksak” adlı yazıya şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.com/i16.html

-Kerim Çaplı’nın bir davul solosuna https://zaferyalcinpinar.com/kerimcaplimobydick.flv adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca bkz:  https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=501

*

Kerim Çaplı Band - Şarkı Listesi- 2001 (Kerim Çaplının kendi elyazısıyla...)

Kerim Çaplı Band’in Canlı Performans Şarkı Listesi, 2001

(Kerim Çaplı’nın kendi elyazısıyla…)

*

Kas
02
2009
0

Haber: Kesintisiz “Yolda”

Bob Dylan’ın “Hayatımı değiştirdi; tıpkı herkesin hayatını değiştirdiği gibi,” dediği Jack Kerouac‘ın ‘Yolda’ adlı kitabı basılışının 50. yılı anısına ilk kez orijinal rulo haliyle yayınlandı.

(…)

Jack Kerouac’ın ‘Yolda’sı 1957 yılında Viking yayınevi tarafından basıldı. Kerouac’ın okurların gözünde artık efsaneleşmiş olan üç haftalık bir oturumda daktiloda yazdığı, halbuki aslında tasarlanması üç yılı bulan romanı, yazarın büyük uğraşları, tekrar tekrar elden geçirmeleri ve çıkarmalar yapmaları sonucunda basıldı.

Her ne kadar bir efsane haline gelmiş, pek çok insanın el kitabı olmuş olsa da, bu basılan Yolda, “uslanmış” bir Yolda idi. Çok ağır bir edisyondan geçirilmiş, bazı kısımları müstehcen bulunduğu gerekçesiyle sansürlenmiş, karakterlerin geçmişlerine dair önemli fikirler veren kısımlar çıkarılmış ve belki de önemlisi, paragraflara bölünmüştü ve Kerouac’ın romanın yüreği olarak gördüğü bazı yerler de parçalara ayrılmıştı.

(…)

Romanın 50. yılı olmasından dolayı Penguin, ‘Yolda’nın bu orijinal rulosunu neredeyse olduğu gibi, okunurluk açısından ufak tefek düzeltmeler dışında hiç değiştirmeden ve hatta yeri geldiğinde imla hatalarını bile koruyarak bastı. Tek paragraf halinde. Yolun kendisi gibi. Bu versiyonun ‘Yolda’nın hakiki versiyonu olduğunu iddia etmek ne kadar doğru olur, o tartışılır. Şurası kesin ki, bu metin, ‘Yolda’nın el değmemiş versiyonudur. Yeri geldiğinde çok dolaşan, yeri geldiğinde karakterlerin geçmişini daha çok dolduran, yeri geldiğinde aşırılıklarını daha fazla ortaya koyan bir ‘Yolda’dır.

(…)

Bkz: https://www.ntvmsnbc.com/id/25013759/

Eki
26
2009
0

Haber: Virgül, noktalandı.

” Edebiyat eleştirisi dergisi ‘Virgül’ ekonomik zorluklar ve dağıtım sorunları nedeniyle yayın hayatına 131. sayısı olan Kasım-Aralık sayısıyla son veriyor.

Derginin ‘Noktalı Virgül’ başlığıyla yaptığı yazılı açıklamada, ‘Ekim 1997’den beri, 12 yılı aşkın bir süredir aralıksız yayımlanmakta olan dergimiz ekonomik zorluklar ve dağıtım sorunları yüzünden yayın hayatını sona erdiriyor’ denildi.

Eki
24
2009
0

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com