Oca
17
2021
0

Şiir: “Karda”

suskunluk —ne güzel çelişki
sabırla bir araya gelen sessizlik
____________ donması suyun suyla
kendisine birleşmesi düşüncenin
karların ağırlığımı yüklenmesi
boruların duvarları dönmesi
yaslandığım camın yüzü
geceyi beyazlatan kar
kendini bulan öz
ne güzel çelişki—

(…)

Zafer Yalçınpınar
“Çalmayan”, Kendi Yayınları, Eylül 2014

Oca
14
2021
--

KIRMIZI BAHÇENİN DALGALANIŞI (Yalçınpınar & Çetin)


“dehşetsiz bir tedirginliğe, dehşet vereceğiz!”


Zafer Yalçınpınar ile Şahin Çetin‘in oluşturduğu
“Kırmızı Bahçenin Dalgalanışı” Upas Yayın’da!
Görmek/okumak için: http://upas.evvel.org/?p=1508

Oca
13
2021
--

Araştırmacı Gazeteci Emin Karaca vefat etti…


Özellikle Nâzım Hikmet çalışmalarıyla tanınan araştırmacı gazeteci Emin Karaca (Covid-19- nedeniyle) vefat etti. Çok titiz ve kıymetli bir araştırmacıydı. Geride bıraktığı eserlerin içeriksel/tarihsel kıymetinin bilinmesini/korunmasını diliyorum. (Zy)


Bkz: https://www.birgun.net/haber/gazeteci-emin-karaca-hayatini-kaybetti-330136

Oca
09
2021
--

Dudağının Kenarındaki Çizgi’den…


Okumak için: bit.ly/kenarcizgi


The Poet House bünyesinde İsmail Sertaç Yılmaz’la birlikte gerçekleştirdiğimiz -ve En Uzun Geceden‘in devamı niteliğinde olan- Dudağının Kenarındaki Çizgi projemiz yayımlandı. Eserin 100 adetle sınırlı ve numaralandırılmış koleksiyon nüshalarına sahip olabilmek için burayı tıklayarak sipariş verebilirsiniz. Proje kapsamında sunduğu tasarımsal ve siirsel katkılar ile gösterdiği özen için İsmail Sertaç Yılmaz’a çok teşekkür ediyorum. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: 
“Dudağının Kenarındaki Çizgi” adlı şiirle
birlikte üç etkin “yan okuma” yapılabilir:

/1/ Çizgi
/2/ En Uzun Geceden
/3/ En Kısa Gündüzden


Zafer Yalçınpınar‘ın yayımlanan tüm şiirlerini, şiir kitaplarını ve edebiyat çalışmalarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz (pdf dosyası biçeminde) okuyabilirsiniz.

Oca
08
2021
--

Yeni Kitap: “Hasat Çingeneleri” (John Steinbeck)


Ayrıntılar için bkz:
https://subyayin.com/yayin/hasat-cingeneleri/


“Bu kitapta John Steinbeck’in 1936’da “Toz Çanağı” sırasındaki göçmen tarla işçilerinin kötü durumu üzerine yazdığı yedi ayrıntılı rapor bir araya getirilip Dorothea Lange ve diğerlerinin fotoğraflarıyla birlikte sunulmuştur. Steinbeck Kaliforniya’daki gecekonducu kamplarını ve Hoovervilles’i gezerek bir zamanlar güçlü ve bağımsız olan ama perişan bir hale düşürülen çiftçiler hakkında unutulmayacak tasvirler yaratmıştır. Bir araştırmacı gazetecinin merakı ve öfkesi, altın çağındaki bir yazarın anlatım gücüyle birleşip, Gazap Üzümleri’nin gerçek ve dokunaklı köklerini oluşturan ve başlı başına bir Amerikan klasiği olarak uzun zamandır takdir gören Hasat Çingeneleri’ni meydana getirmiştir.” (Tanıtım Metni’nden…)

Oca
07
2021
--

Post Dergi’de ULUS BAKER Dosyası


Post Dergi ekibi 2021 yılının ilk özel dosyasını yayımladı. Ulus Baker için gerçekleştirilen bu çalışma -içerik ve yönsemeler açısından düşünüldüğünde- bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı dosya olma özelliğini de taşıyor. Dosyanın detaylı içeriğine ve sunuş yazısına http://postdergi.com/dosya-no-4-ulus-baker/ adresinden ulaşabilirsiniz. İyi okumalar dileriz. (Zy)

Oca
06
2021
--

Fragmanlar’dan… (Batuhan Çağlayan)

IV

Saldırgan otların
parmaklarımızı ısırdığını
__________kare-kare, üçgen-üçgen
sonralaşan bir atlı olarak görürüz;
oyun alanı, duyulanları
eski bir düzelti ile toplayan
kutsal dualardır içinde eriyen buz
ile:___kesilmekte olan___-___biçimsiz.
Tekrar hecele onları
denemelerin milyarlarcasını
defalarca, hangisinin hangisi olduğunu bilmediğin
şekilde:___saldırgan otların___-___ elinde bulunan
gravürle sahte şiirler elde et;
_______kare-kare, üçgen-üçgen.

(…)


Batuhan Çağlayan‘ın Fragmanlar’ından seçmelerin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1503 adresinden okuyabilirsiniz.

Oca
02
2021
--

“Kanıksamadan” (Fatih Balcı)


Kanıksamadan, Fatih Balcı
UPAS Yayın, Aralık 2020, 29 Sayfa
İzlemek/okumak için: bit.ly/kaniksamadan


Fatih Balcı‘nın resim dilini oluşturan yadsımacı izlek, reddiye hatlarındaki görkemli tanıklıkları fark etmemize imkân sağlıyor. Balcı’nın “kanıksamadan” vurguladığı yordam, olgulara dair yeni bir görme biçimini önceliklendiriyor. (Zafer Yalçınpınar)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Oca
01
2021
--

Meşhur Manyaklığın 14. Yılı: Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı (2006-2020)


Meşhur Manyaklık! 14. Yıl…
Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı (2006-2020)
Okumak için: http://bit.ly/zypalmanak

Kendi hakikatiyle yazılmış/yanmış özel bir tarihtir 14 yıldır yayımladığım bu ‪Almanak… Zihinsel ve bedensel olarak hastalanmış bir ortamın tüm zorluklarına rağmen, “eşya olmadığımızı, insan olduğumuzu vurgulamak” adına hakikat yolundaki kalb ile vicdan arayışımızı 2020 yılında da sürdürmeye çalıştık. Herkes için daha kolay ve umut dolu bir 2021 diliyorum.

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar


Ara
31
2020
--

Solungaçlar

“Solungaçlar” by Zy
Erenköy 2020


Tüm Fotoğraflar:
http://zaferyalcinpinar.tumblr.com

Ara
26
2020
--

En Kısa Gündüzden

acıyı bırakıyorum
gökyüzünün derinliklerine
ağaçların üzerinde,
kelimeler yürüyor.

nasıl olur
dağın tepesinde,
en büyük taşlar
__________duruyor.

şu geçidin ölçüsü fena değil.

kuşlar doğmaya hazırlanıyor,
yarın sabah başlayacak her şey.

havada asılı duran bulut
yaşama soğuyan toprak
sonsuz ufuk çizgisi
bir ırmağın sonu
akşama doğru!

mecburen,
kendi hiçliğimi biriktiriyorum
göz bebeklerindeki
____________ölümle
en kısa gündüzden.

Zafer Yalçınpınar
25 Aralık 2020


Eşlenik bir yan okuma: En Uzun Geceden


Yalçınpınar’ın tüm şiirlerini ve şiir kitaplarını http://bit.ly/zypsiir adresinden okuyabilirsiniz.

Ara
24
2020
--

ne yapılabilir denizin dibinde / en büyük gemiler gömülü / ve bu tırmanış iyi değil / en uzun geceden

En Uzun Geceden, Zafer Yalçınpınar
The Poet House, (pdf, 20 sayfa, 19 mb)


100 adetle sınırlı koleksiyon nüshasını satın almak için:
http://shopier.com/2619604


“En Uzun Geceden” adlı şiirle
birlikte üç etkin “yan okuma” yapılabilir:

/1/ Çizgi
/2/ Dudağının Kenarındaki Çizgi
/3/ En Kısa Gündüzden


Zafer Yalçınpınar‘ın tüm şiirleri ve şiir kitapları şu adresten ücretsiz olarak okunabiliyor: http://bit.ly/zypsiir

Ara
20
2020
0

19 Yıl Sonra, Gündem Gereği, Yeniden Yayım: “Stephen Pamuk ve/ya da Orhan King” (Oruç Aruoba, 2001)

Yanlış bir dille doğru bir cümle kurulmaz. Romansa (ne yazık ki) cümlelerden oluşur. Ferit Edgü, Yeni Ders Notları, § 162

‘Populer’ olan, dolayısıyla ‘çok satan’ kitapları, ilkece, okumam — isterseniz ‘elitizm’ deyin; ama, ilkin şu ‘best-seller’ deyimi itici benim için: Düz anlamıyla, “en iyi-satar” diye çevirirsek, bu iki nitelemenin yanyana bulunmasının, tarih boyunca —yalnızca edebiyat alanında da değil— nasıl bir yanlış içerdiğini, nasıl yanıltıcı olduğunu bildiğim için. Önyargı da olsa, şöyle düşünüyorum: Kendi gününde yaygın beğeni bulan —moda olan, ‘populer’ olan— bir metin, ilkece, kötüdür; ve, ters yanından, iyi olan —önemli olan, yolaçıcı olan— hiçbir metin, kendi gününde yaygın beğeni bulmaz, bulamaz. Ama, yanlış anlamaya engel olmak için şunu da belirteyim ki, bu düşünceden, kendi gününde yaygın beğeni bulamamış her metin, ilkece, iyidir, önemlidir, sonucu çıkmaz. Tarihten bir örnek verip, asıl konuma geçeyim: Immanuel Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi, XVIII. Yüzyıl Aydınlanma’sının, giderek de bütün Yeni Çağ’ın en önemli felsefe kitabı sayılır: Bugün, dünyanın herhangi bir üniversitesinde (muhtemelen Tahran ve Yeni Delhi ya da Pekin ve Singapur üniversiteleri dahil…) bu metni tek başına konu edinen bir semineri olmayan bir felsefe eğitimi, düşünülemezdir — kaç dilde, kaç yılda bir, kaç baskı yapıp sattığını ben hesaplayamıyorum; varın siz ‘tasavvur’ edin…
Kant kitabını 1781’de yayımlar — ama, yukarıda söylediklerim yüzünden, sakın sanmayın ki bütün Alman ‘Aydınlanmacı’ları kitabevlerinin önünde kuyruğa girmiş, kitabı bekliyorlardır: Yayımcının (yanılmıyorsam) 750 adet basmağa değer bulduğu kitap, 5 yıl içinde (gene, yanılmıyorsam) 200 dolayında alıcı bulur — Kant, bazı değişiklikler yapmak için ikinci baskı yapılmasını isteyince de, Hartknoch, “Valla’ senin kitap satmıyor hemşeri — ancak masraflara katılırsan ikinci baskı yapabilirim” der. Kant bunu kabullenir, 1787’de ikinci baskı yapılır. Bundan sonraki yıllarda, anlaşılan, satışlarda biraz ‘kıpırdanma’ olur ki, Kant’ın ölümüne (1804) dek, kitap üç baskı daha yapar; ama sonra, uykuya dalar: çünkü Kant, üzerinde oluşmuş ‘Cumhuriyetçilik’ ve ‘Dinsizlik’ suçlamalarından dolayı, ‘sakıncalı’ ve ‘yasak’ hâle gelmiştir — örneğin Hegel, öğrenciliğinde (1790’larda), Kant’ı ‘tezgah altında’ bularak, gizli gizli okur…

XIX. Yüzyıl’ın ikinci yarısına gelindiğindeyse işler birden tersine döner — Almanya’da neredeyse bütün felsefe çevreleri Kant’çı kesilir: Saf Aklın Eleştirisi’nin, Schmidt’in 1926’da basılan ‘definitif edisyon’una gelene dek, bir yüzyıla yakın bir süre içinde tam 9 ayrı edisyonu yayımlanır; Schmidt’in edisyonu ise, 1930’a dek, dört yıl içinde 14 baskı yapar — bugün kaçıncı baskısı satılmakta, bilmiyorum…

Bütün bu öyküyü şunu söylemek için anlattım: Kant’ın gününde birtakım ‘best-seller’ felsefe yazarları varmış: Moses Mendelssohn (galiba müzisyen Felix’in büyükbabası), Christian Garve, Sulzer (ilk adını hatırlamıyorum) — bunlar, Kant bir taşra üniversitesi profesörü ve ‘az satar’ bir yazarken, günlerinin ‘gözde’, ‘çok satan’ yazarlarıymış — boyuna ‘-mış’ diyorum; çünkü ben, adlarını, onlara Kant’ın biyografilerinde ve mektuplarında rastladığımdan dolayı biliyorum; profesyonel felsefeci olarak, kitaplarının hiçbirini, okumak bir yana, görmedim bile, çünkü, artık, muhtemelen hiç basılmıyorlar (— emin olmak için bir kaynağa baktım: yalnızca Mendelssohn’un 1929’da yeniden basıldığıyla ilgili bir kayıt buldum; öteki ikisinin adları bile geçmiyor, kaynakta…). Şimdi Stephen King’e geliyorum: Adını çok duyduğum halde (için…) hiç okumamıştım. 1981’de, Stanley Kubrick’in Shining’ini seyrettim ve çarpıldım. Filmin senaryosunun Stephen King’in romanından uyarlandığını öğrenince, önyargımı askıya alıp, kitabı aradım — en yakın süpermarket’te de buldum…
O akşam, tuğla gibi romanı, kendimi zorlayarak okurken, ender düşkırıklıklarımdan birini yaşadım: O enfes film, bu berbat metnin üzerine kurulmuştu — dili özensiz, kurgusu eğreti, mantığı çarpık bir romandan, Kubrick —metinde tutarsız ve bulanık olarak duran— bir düşünceyi almış, sımsıkı mantıklı, derin anlamlı bir film yapmıştı. O zaman, edebiyat yapıtlarının sinemaya uyarlanması konusu kafamı kurcalamıştı; bu konuda da bir yazı yazmıştım. Epey zaman sonra (çıktığı yıl?…), Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ını okudum — zorla; çünkü, önyargımı yeniden yürürlüğe soktuğum halde, değerlendirmelerine önem verdiğim bazı dostlarım, “Bunu mutlaka okumalısın” diye üstüme vardılar; ben de, ‘metazori’, okudum. Tıpkı Stephen King okurken başıma gelenler geldi başıma, bu okuma sırasında; ayrıca, yukarıda Stephen King için kullandığım nitelemeleri haklı çıkaracak özelliklere ek olarak, ‘savrukluk’ diye niteleyebileceğim bozukluklar da vardı metinde — o zaman, şöyle düşündüm:- Niye olmasın — edebiyat da pekâlâ bir hafif tüketim malı; yaygın beğenilerin hoşuna gidecek, belirli duyarlılıkları gıcıklayacak, yüzeysel bir haz sağlayacak; pek fazla birşey beklenmeden, öylesine, bir kez ilgiyle okunup (tüketilip), bir kenara atılacak bir meta olabilir — zaten oluyor… Eh işte, nasıl Amerikalıların süpermarketlerde satılan Stephen King’leri varsa, bizim de süpermarketlerimiz ve Orhan Pamuk’larımız olabilir — zaten, var…

Ama, Stephen King ile Orhan Pamuk arasındaki benzerliği; ve, ‘çok satar’ edebiyat ürünlerinin de kendi yerleri olabileceğini, düşünerek, bütün bu işi zararsız bulurken; en azından, kaçınılmaz bir ‘kapitalist piyasa’ gelişmesi sayarken, birşeye dikkat etmek gerekir:- Stephen King, ortaya çıkarak, diyelim, Newsweek’e bir demeç verip, “Amerikan edebiyatında bir Hermann Melville, bir de William Faulkner var; onları birleştiren bir doğru çizip ilerletirseniz, üçüncü nokta olarak beni bulursunuz” demeğe kalkışsaydı, onu ensesinden tutup Manhattan köprüsüne çıkararak aşağı atacak epey edebiyat eleştirmeni ve uzmanı bulurdu, sanırım. — Bunun böyle olacağını gayet iyi bildiği için de böyle birşey söylemeğe kalkışmazdı, herhalde…

Orhan Pamuk’la ilgili olarak ise bizim edebiyat adamlarımızdan yalnızca Tahsin Yücel, ortaya çıkıp, açık ve yalın bir soru sorarak eleştiride bulundu: “Yazdığı dili kötü kullanan bir yazar iyi bir yazar olabilir mi?…” Kara Kitap’la ilgili bütün eleştirilerinde haklı —hatta, hoşgörülü bile— bulduğum Yücel, ayrıca, ‘içkin’ olarak da olsa, ‘çok satma’ ile ‘has ürün’ olma arasındaki ilişki —ya da ilişkisizlik— üzerinde düşünmeyi gerektirecek noktalar da koydu ortaya — kim ne düşünüp anladı, bilmem… Şimdi, koşutluğu sürdürerek, şöyle düşünsek: Orhan Pamuk ortaya çıkarak, diyelim, Aktüel’e bir demeç verip, —bir kez, lafı dolandırmadan, açıkça— “Türk edebiyatında bir Ahmet Hamdi Tanpınar, bir de Oğuz Atay var; onları birleştiren bir doğru çizip ilerletirseniz, üçüncü nokta olarak beni bulursunuz” deseydi, acaba kim ne yapardı —yayaların Boğaziçi köprülerine çıkmalarına izin verilmiyor ki…

Not: Bu yazı, Orhan Pamuk’un, adını vermediği bazı (—bir…?) Türk edebiyatı yazar(lar)ıyla ilgili olarak, “elli yaş ile yetmiş yaş arasında, doğuştan hayatı kaymış, yarı başarılı, yarı şaşkın, vasat, erkek ve kel” deyimlemesini kullandığını öğrenmem üzerine yazılmıştır; yoksa, böyle bir yazıyı, ilkece, yazmazdım…

Oruç Aruoba / 2001
Virgül Dergisi

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
19
2020
--

“Nilüfer Problemi, ya da Oruç Aruoba’ya Mektup” (Yusuf Eradam, 1994)


Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki‘nin 29 Kasım 1994 tarihli 249. sayısında Yusuf Eradam tarafından kaleme alınan “Nilüfer Problemi, ya da Oruç Aruoba’ya Mektup” başlıklı yazının pdf dosyası biçemindeki tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/niluferproblemi.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.


(Oruç Aruoba Arşivi‘ne sunduğu katkılar ile dostane yaklaşımı için Sn. Yusuf Eradam‘a çok teşekkür ederiz.)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oruç Aruoba” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
17
2020
--

Haydi 2’den Dörtlükler (3) (Fazıl Hüsnü Dağlarca)


Ayrıca bkz:
Haydi 2’den Dörtlükler (1)
Haydi 2’den Dörtlükler (2)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fazıl Hüsnü Dağlarca” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ara
14
2020
--

Duvarda: Mort! (by somon)


by somon
Erenköy, 2020

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sokak Sanatı başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ara
07
2020
0

Abidin Dino’yu saygıyla anıyoruz…

7 Aralık 1993’te vefat eden Abidin Dino’yu saygıyla anıyoruz…


11052477_963171683762488_5084523070545098841_o


1: http://evvel.org/ilgi/abidin-dino
2: http://evvel.org/ilgi/abidin-dino/page/2


Ara
04
2020
--

Yapay Zekâya Karşı: AYIPTIR SÖYLEMESİ VAKİTSİZ ÜSKÜDARLIYIZ ABİLER! (Zafer Yalçınpınar, 23/11/2020, Aydınlık Gazetesi)


Geçtiğimiz günlerde Seyyit Nezir, yapay zekâ, endüstri 4.0 ve türevi algoritmik insansızlaşmaya karşı Aydınlık Gazetesi kapsamında özel bir soruşturma gerçekleştirdi. 23/11/2020 tarihli Aydınlık Gazetesi’nde yayımlanan jenerik cevabımın bütünsel -teknik- metni aşağıdadır. (Ve tabiî ki Ece Ayhan‘ın şiirinde kurguladığı “düzayak çivit badanalı bir kent” çağrışımı, mevcut insansızlaşma sorunsalına çözüm olarak bir 50 yıl kadar ileri sonuçlar doğurabilme gücündedir hâlâ! Korkmayın!) Zy


Endüstri 4.0 söyleminin en güçlü yöntemsel kazanımı olarak lanse edilen “yapay zekâ” (AI) üzerine konuşacaksak, bu çoklu değişken/üretken algoritmalı otomasyon biçimini sonuç/karar kümesi açısından ikiye ayırmamız gerekiyor: Yani, yapay zekâ uygulamalarının niceliksel alandaki etki ve başarılarını, niteliksel alandaki etki ve başarılarla -ya da niteliksel alanda, çoğunluk; tutarsızlıklarla- karıştırmamamız gerekiyor. Konunun bu noktası çok önemlidir! Niceliksel alanı, yani sayılarla veya gölge değişkenlerle (0,1 tipi süreç geçişkenliğiyle) ifade edilen ileri modelleme biçimlerini düşündüğümüzde, EVET!, yapay zekâ gerçekten de son on yılda zekâsını ve karar kalitesini arttırmıştır: niceliksel alanda mükemmele yakınlaşmıştır: (n)/sonsuz boyutlu (sınırsız)/geçişken sayısal modelleme, dijital eşanlı ileri ve geri veri besleme sistemleriyle -ki buna ‘büyük veri işleme modeli’ denir- %99,999 tutarlı sonuçlar/kararlar/geçişler üretiyor. KABUL! Bu durum son yirmi yılın dijitalleşme/veri toplama sürecinin (ki buna da endüstri 3.0 veya bilişim çağı deniyor) doğal sonucudur. Gerçekten de bugün, örneğin Google Haritalar’ın süre-rotasyon başarısı veya Facebook’un yüz tanıma sistemi mükemmeldir, diyebiliriz. Sanayi verimlilik otomasyonları da robotik üretimsel yetkinliğe ulaşmıştır, falan… Yaşasın klasik kalkınmamız!

Ve fakat, niteliksel -sözel- alanda başarı bu kadar belirgin değildir… Bunca yıla, bunca retorik verisine ve bunca geliştirici hegamonik güce rağmen Google Çeviri’nin tutarlılık oranı -özgün söylemlerde- hâlâ %50-60 seviyelerinde bulunuyor. Şöyle diyebiliriz: Google Çeviri, benim rüyalarımın, şiirimin, auramın, yaşantımın veya dil iklimimin biricik söylemlerini -eğer popüler kültürün sıralı bir tekrarı ya da tekrarlanmış bir türevi (retrosu veya replikası) değilse- düzgünce modelleyemiyor ve tahmin edemiyor hâlâ! Neler neler gördük bu yolda! Sosyolojik söylem analiz programları (n-vivo) mı istersiniz, bilişsel veya nörolojik duygulanım haritaları mı istersiniz, hiçbiri -en yüksek koşullarda- %50-60 seviyesini geçemedi. Burada, sanatın özünde yer alan eşsizlik eylemi -ve söylemi- kilit bir konudur. Bu eşsizlik, gerçek sanatı popüler kültürün bilindik verilerinden ayıran biricik unsurdur ve henüz ‘marjinal faydası’ modellenememiştir. Şimdi, bir soru da benden gelsin akıllı robotlara: “Selam robot! Evet, düşünebiliyorsun, karar verebiliyorsun, hemen hemen her şeyi kartezyen sistemde haritalayabiliyorsun, analiz edebiliyorsun ve modelleyebiliyorsun. Fakat, soruyorum, dahası semantik olarak vurguluyorum sana: Rüya görebilecek misin!” Ya da Ece Ayhan’ın diliyle şöyle sorayım sana: “Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?”

Bu sorunun cevabı henüz verilmemiştir! İnsan evlâdı da, yapay zekâ da verememiştir. Sonuç şudur: “Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler!”

Zafer YALÇINPINAR
23 Kasım 2020, Aydınlık Gazetesi


Kavramsal soruşturmaya verilen diğer cevapların tümünü aşağıdaki bağlantılarda görebilirsiniz:

1/ https://www.aydinlik.com.tr/ne-yapmali-dizisi-devam-ediyor-birlesmek-ya-da-olmamak-224023

2/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/seyyit-nezir-sordu-aydinlar-ve-sanatcilar-yanitladi-insanla-temas-eden-orgutluluk-224229

3/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/seyyit-nezir-sordu-aydinlar-ve-sanatcilar-yanitladi-ezilenler-teknolojiyi-kullanabilmeli-223894

4/ https://www.aydinlik.com.tr/seyyit-nezir-sordu-aydinlar-ve-sanatcilar-yanitladi-cin-janus-un-aydinlik-yuzu-223948

5/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/seyyit-nezir-sordu-aydinlar-ve-sanatcilar-yanitladi-insanlik-son-bunalimi-nasil-asacak-223795

6/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/kuresel-bunalim-ve-aydinlar-224334

7/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/seyyit-nezir-sordu-aydinlar-ve-sanatcilar-yanitladi-sanatci-ruhunu-asya-enerjisiyle-beslemeli-224130-1

8/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/kuresel-bunalim-ve-aydinlar-224334

9/ https://www.aydinlik.com.tr/haber/mucadele-ve-hik%C3%A2yesi-224916-1

Kaynak: Aydınlık Gazetesi
Ara
03
2020
--

YERLEM

uyanıyorum
saat kaç
güneş nerde
ben nerdeyim
seninle
evrende

Zafer Yalçınpınar
Aralık 2020


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerini ve şiir kitaplarını http://bit.ly/zypsiir adresinden okuyabilirsiniz.

Ara
02
2020
--

Ölümsüz’den… (Hasan Güçlü Kaya)

(…)

Erkekler:

Şükürler olsun golf toplarına,
Şükürler olsun tenis fanilama!
Başımı özgücümle ayıkladım
Ezdim bitlerini, koydum yanına;
Şimdi yalnız sanadır dualarım
Ey, ölü deniz!
Ve sırtında gezdirdiğin
Itırlı, hafif akşama.

(…)

Mandolin Çalan Kızlar:

Ne iyiliğin çağrısı ne uğultusu göklerin
Titreştirebilir telimi
Ama öyle taze bir görkemi var etimin
Havarisi kirli ayağını sokar ya
Takunyasını yakıp bir kaba
Ve kral içine süzülür
Islak boşluğuma
Hokkabaz hüneriyle
Kırar kilidimi
Ve izleyenler
İtişip gülüşenler
Bir alkış tutar
Bu çelikten tınıya
Öylesine çoğalmış uyanıyorum
Kısılmış sesimle
Yeni bir şarkı daha için.

-Bana gelince
Ben kötülüğü seçmiştim
Çünkü biliyorum
Yalnızca kötülük
Eterlenmiş bir yürekte
Sürükler hüznünü
Yaşamın ve ölümün
Ve okumuştum bir yerde
Doğduğumu
Hızar talaşında
Sağ kolunu bırakıp da ustam
Aynaya bakmak için
Delirdiği gün.

(…)

Sonu gelmeyen bir şiirin adıyla
Kuruladı terini…
Çekip giderken bir kez daha
Dönüp baktım dünyaya:
Biz nasıl ulaştık bu sonucu?

Altı üstü uzun, ölü bir yaz ikindisiydi galiba
Ama ben sakınmadım, yaşadım.

2009

HASAN GÜÇLÜ KAYA
“Ölümsüz”, biri Yayınları, 1. Baskı, 2017

Ara
01
2020
--
Kas
28
2020
--

Upas’ta: “Aktif Boşluk” (Şahin Çetin)


Şahin Çetin‘in “Aktif Boşluk” başlıklı yeni serisinden bir çizim Upas Yayın’da vücut buluyor… Eserin bütünsel biçemini http://upas.evvel.org/?p=1472 adresinden inceleyebilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com