Eki
14
2018
--

Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı saygıyla anıyoruz…


15 Ekim 2008’de vefat eden büyük şair
Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı saygıyla anıyoruz…


“Dağlarca’nın Şiirlerindeki Sonsuzluk”
http://evvel.org/daglarcanin-siirlerindeki-sonsuzluk-zafer-yalcinpinar


Fazıl Hüsnü Dağlarca Kitap Kapakları Seçkisi
http://evvel.org/fazil-husnu-daglarca-kitap-kapaklari-seckisi



“Yaşamamalarda”
http://evvel.org/yasamamalarda-fazil-husnu-daglarca


‘Dağlarca’nın Haysiyeti’ bizim meşru direnişimizdir!
http://evvel.org/daglarcanin-haysiyeti-
bizim-mesru-direnisimizdir-z-yalcinpinar


Dağlarca’nın Önemi:
http://evvel.org/daglarcanin-onemi


Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Sivaslı Karınca’sı için Çizimler
http://evvel.org/fazil-husnu-daglarcanin-sivasli-
karincasi-icin-cizimler-nurullah-berk-1960


Oranın Kör Basamakları:
http://evvel.org/daglarca-oranin-kor-basamaklari


Dar olan…
http://evvel.org/dar-olan-daglarca


“Dağlarca 100 Yaşında” Sergisi’nden İzlenimler:
http://evvel.org/daglarca-100-yasinda-sergisinden-izlenimler



Başlangıç Olayı:
http://evvel.org/baslangic-olayi


Üç Şiir: “Yanmak, Gündüz, Yeşil”
http://evvel.org/uc-siir-yanmak-gunduz-yesil-f-h-daglarca


Ece Ayhan ve Dağlarca:
http://evvel.org/ece-ayhan-ve-daglarca


Denizden Gelen…
http://evvel.org/denizden-gelen


Görmek
http://evvel.org/gormek


“Bir sanat eseriyle karşı karşıya olduğumuzu anlasak,
daha doğrusu anlasalar, bize yetecek.” (O. Rifat)
http://evvel.org/bir-sanat-eseriyle-karsi-karsiya-oldugumuzu
-anlasak-daha-dogrusu-anlasalar-bize-yetecek-o-rifat


Sessizlik
http://evvel.org/sessizlik


Meçhul Çocukların El İşi Vazifesi
http://evvel.org/mechul-cocuklarin-el-isi-vazifesi-daglarca


Kalıt
http://evvel.org/kalit


Kişilik
http://evvel.org/siir-kisilik-fh-daglarca


Dağlarca İmzaları ve “Karşı Duvar” Dergisi
http://evvel.org/daglarca-imzalari-ve-karsi-duvar-dergisi


Eki
14
2018
--

Sergi: “TİNSEL KUŞATMA” (2 Kasım-22 Aralık 2018, Kare Sanat Galerisi)


Küratör: Rafet Arslan

Sanatçılar: Sadık Arı, Zeynep Beler, Betül Bolat, Canavar,
Gökhan Çiçek, İsmet Doğan, Elif Varol Ergen, Dilara Göl,
Alper T. İnce, Ece Nada, Onston, Gümüş Özdeş

Etkinlik/Konuşma: Esra Özkan, Ahmet Ergenç, Can Batukan
(17 Kasım Cumartesi, saat: 18:00)


“Bedenin coğrafyasında politik olanla erotik olan sürekli yer değiştirirler. Bir yerde bastırılan şey, aynı anda sonuna dek yaşanan ve hatta tüketilen şey haline gelir. Tıpkı gizil kılınan şeylerin aslında birer göstergeler imparatorluğu yaratması gibi… Aktöre ve inanç alanına yaslanarak her coğrafya da kendine menkul kurallarını kuran kamusal alan, aslında büyük bir tutarsızlık, riya ve çürüme yatağında debelenen bir çeşit kara kamudur. Bir yerde ne kadar ahlaktan bahsediliyorsa aslında toplumun derin çukurlarında istismar, beden ve onu giydiren kimliklere değin bastırma ve tahakküm; hatta sapıklık ve yoldan çıkmışlık o denli yoğundur. Toplumsalın kaosundan yani kentin içsel hegemonya ağları ve sürekli ona karşı kendini dayatan ama kentin tinsel yoksunluğunu kendi ikiyüzlü katılığında sürekli inşa eden taşradan, ancak doğaya ve onun usulünde doğal (yaban) olana yaklaştığımızda denetim ve kontrol ağlarından uzaklaşıp; bedeni ya da eti çıplak olarak idrak edecek noktalara varırız. Şimdi gündeliğin her yerini kuşatan ağın ya da bedene (ve zihne) eklemlenen teknolojinin yeni bir sınırsızlık elde edene değin insanı sınamaya başladığı, teknoloji çoktan bir aparattan önce bir çeşit uzva dönüştüğü bir zamandayız. Teknoloji, bir adım ötedeki gelecekte nano-teknoloji ve üç boyutlu yeni arttırılmış gerçeklik evrenlerinde etsel olana karşı kendi kapatma aygıtlarını kurmaya hazırlanıyor. Özellikle çağdaş sanatın yaşadığımız çağın git gide kararan, ağır gündemiyle topu sürekli taca attığını; soyuta ve dekoratif olana yaslandığını bir dönem de, tinsel olana geri dönmek için önce et’e çıplak bakmak, bedeni yeniden tartışmaya açmak önemli. Figür olan ve olmayan, etin bedenleşmesi, bedenin iktidarlaşması, tenin tini yiyişi bu tartışmanın menzilindedir. Teknoloji uzam ve sanal yaşamla iç içe geçmiş gündelik yaşamlarımızla, şimdi “etin fenomenolojisini” ameliyat masasına yatırma ve simülasyon evresinde “et imgesine” minör bir bakış atma vakti. Ya da “Hayaletin Eti” üzerine yeniden ve yeniden düşünmenin…” (Rafet Arslan)

Eki
14
2018
--

Söyleşi: “Sanatı saf şiire kavuşturmak için kurulan reddiye hatları” (Rafet Arslan)


Rafet Arslan


Zafer Yalçınpınar: Kirli Çıkın… ki ilk şiir kitabın olarak tanımlıyorsun, Eylül’de yayımlandı. Kirli Çıkın’ın kökleriyle, doğuşuyla ilgili birçok ipucu içeren detaylı bir yazı kaleme aldın, ama tekrardan vurgulamak, sormak istiyorum: Şiir dilini ve tahayyülünü etkileyen süreci, o kimyayı, o birikimi anlatır mısın?

Rafet Arslan: Kirli Çıkın; yazan, düşünen, resmeden ve performans yapan kişinin tüm biriktirdiklerinden damıttığı, otonom bir alanın kendisidir. Bu noktada kendi seçtiğim hayat; onu yaşamak için tüm çabalarım, girdiğim çıkmaz sokaklar, kazdığım tüm tüneller, keşfettiğim yeni yollar bu kitabın yazın öyküsünü oluşturmuştur. Ve bitmiş bir öykü değildir bu; o menzildeyim hâlâ; TV kanalları arasında çıkan sinyalsiz ekranın yarattığı metafizik boşluğun içinde. Hâlâ tutkuyla bağlı olduğu şairleri honore eden ve bunu yaparken kendine ait bir dili arayan, yoklayan bir kalem olarak. Hiçbirimiz bu dünyada neden olduğumuzu ve geleceğin bizi nerelere sürükleyeceğini bilmiyoruz. Apollon’un kehanet merkezleri çoktan toprak altında kaldı, Delphi kâhinleri ise yüzyıllardır sus pus. Şimdi makinesel bir kıyametin şafağında bir yazılıma henüz dönüşmeden zihnimin ve ruhumuzun özgürlüğünü aramaya devam ediyorum. Benim için bu arayışın tümünün adı: Şiir’dir.

(…) Söyleşinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=382 adresinde okuyabilirsiniz.

 


Kirli Çıkın, Rafet Arslan
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
Okumak için: bit.ly/kirlicikin


Rafet Arslan, gerçeküstü kolajlarında ve kadrajlarında imgesel açıdan külyutmaz bir devinim sergiler. Kendisinin “ilk şiir kitabı” olarak tanımladığı Kirli Çıkın, gerçeğin matematiğini yeniden oluşturmak ve sanatı saf şiire kavuşturmak için yazılmış modern bir hiyeroglif (yeni bir alfabe) şeklinde okunmalı… Belli ki Rafet, Kirli Çıkın’ında alev alacak türden bir poetikayı gerçeküstücü sanatın birikimiyle yıllarca kurgulamış.” (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
13
2018
--

KalemKahveKlavye’nin Dijital Kütüphanesi

“Bugünün Edebiyatı” Dosyası


Geçtiğimiz yıllarda “Kalem Kahve Klavye” ekseninde çok önemli eleştirel soruşturmalar gerçekleştirildi. Soruşturma dosyalarına bütünsel olarak ulaşabileceğiniz dijital platform http://kutuphane.kalemkahveklavye.com/ adresinde yayın hayatına başladı. EVV3L taifesi olarak, hakikate temas eden sıkı çalışmaları derli toplu bir biçimde arşivleştirerek okurla buluşturan Koray Sarıdoğan‘a bu yeni projesinde başarılar diliyoruz.


Eki
09
2018
--

“Hasta la victoria siempre!”


Emperyalizme karşı mücadele kararlılığı ve devrimle özdeşleşen
Ernesto Che Guevera‘yı saygıyla anıyoruz. Büyük devrimciyi
ve tarihsel mücadelesini Julio Cortazár’ın “Buluşma” adlı efsanevi
metniyle selâmlıyoruz: http://bit.ly/cortazarbulusma


Eki
07
2018
--

“ARTIK SIĞINAĞIN KALMADI” (Georges Perec)

(…)

(…)

Georges Perec
“Uyuyan Adam”, Çev: Sosi Dolanoğlu, 4. Baskı, 2016, s. 93

Eki
07
2018
--

Banksy’den İmha Eylemi: “Satıyorum, satıyorum, sattım!”


“Sotheby firmasının Cuma günü Londra’da yaptığı açık arttırmada 1.04 milyon pounda (1.2 milyon dolar) alıcı bulan Banksy’nin Balonlu Kız isimli eseri açık arttırmanın kapanmasından hemen sonra çerçevenin içerisine gizlenmiş olan kağıt öğütücü tarafından parçalara ayrıldı.

Sotheby’ın Avrupa Modern Sanatlar Müdürü Alex Branczik açık arttırmanın ardından yapılan basın toplantısında “Az önce Banksy’lendik” şeklinde bir açıklama yaptı.

Balonlu Kız geçtiğimiz sene John Constable’ın 1821 tarihli The Way Hain isimli eserini geride bırakarak İngiltere’nin En Sevilen Tablosu unvanını kazanmıştı. Kimliğini saklayan protest sokak sanatçısı Banksy, kendi Instagram hesabı üzerinden eserin rendelenmiş fotoğrafını “Satıyorum, satıyorum, sattım…” yorumuyla paylaştı.”

Bkz: https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/
2018/10/06/banksynin-eseri-kendini-imha-etti/


Eki
07
2018
--

Sülün Osman’ın Açıklaması


İstanbul’un efsanevi karekterlerinden Sülün Osman,
“Şiir dünyamıza yeni bir soluk getiren Upas Yayın‘ı ben de
zevkle takip ediyorum…”
dedi.


Eki
06
2018
--

UPAS YAYIN ve dokuzlusu…

 



Tan Tolga Demirci, Varoluş Denemeleri
Duygu Gündeş, Çeviri Şiirler  –  Zafer Yalçınpınar, Kötü  
Eren Burhan, Ölü Deve Dikeni
Doğuş Furat, Sarı Kedinin Günlüğü
Rafet Arslan Kirli Çıkın  –  Yonca Enderer, Mai
Zafer Yalçınpınar, ilhanberkiğne
 


  
 

Eki
04
2018
--

“Mai” (Yonca Enderer)

Mai, Yonca Enderer
UPAS Yayın/Şiir, Ekim 2018, 66 Sayfa
Okumak için: bit.ly/maisiir


Yonca Enderer‘in kurduğu şiir dili, çağrışımsal bir zekâyla, karmaşık duygu-durumlarla ve ‘karanlık neşe’ olarak tanımlayabileceğimiz özel bir ironiyle biçimleniyor… Lirizmin günümüze ait yeni açılımlarını Mai‘nin çevikliğinde görecek, lirik imgelerin gerçeğe dönüşümünü Mai’deki müzikal tuşelerle fark edeceksiniz.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
01
2018
--

“Kanar Doğam Yoksuldur” (Kaan Turhan)

serçe yüreklim
kırgınlığım, kuzgunum

ölüm davulları yakar dudağımızı
kavga dilinde söylenmiştir
o türküye ineriz dağları
gölgeler eşliğinde mağaralara
oyuklanırız, dere tepe
ağzımızda kırlangıç çığlığıyla
çağlayan bedeni yasaklarız
bu mahpus bizim, bu yara
dağlı yara kapımızda
el ayak çekilir, yazılı kâğıtlardan
gemilere mum dikeriz,
akarsular bizim

serçe yüreklim
kırılganlığım, kerkenezim

kovuklarda yankılanır esaret
bir kanat koparken dillenir
yaprakça yanarız, kanarız
vaatlerde kendimizi ararken
burkulur iç yanımız, asasıyla
peygamber düşleyerek
yol veririz, çakılsız, taşsız
kumullarda sevip, damıtırız
remillerden cân alırız
bu deniz bizim

Kaan Turhan
18 Haziran 2018, gercekedebiyat.com


Not: Kaan Turhan’ın vefatına ilişkin olarak Zafer Yalçınpınar’ın yayımladığı mesajı http://evvel.org/kaan-turhan-hayatini-kaybetti adresinden okuyabilirsiniz.

Eki
01
2018
--

Kaan Turhan hayatını kaybetti…

Üvercinka Dergisi‘nden tanıdığım şair Kaan Turhan hayatını kaybetmiş… Ölüm sebebinin intihar olduğu düşünülüyormuş…

Kaan Turhan, yürekli ve cesur bir şairdi: Şiirleriyle ve siyasal analizleriyle boyaları kazıdı; neo-liberalizmin ödüllerine ve makyajlarına hiçbir zaman aldanmadı! Hakikat yolundaki kalb ve vicdan arayışını her zaman kararlılıkla sürdürdü. Masonik edebiyat oligarşisine, ‘yeni sinsiyet tipolojisi’ne karşı yürüttüğümüz haysiyet mücadelesinin en kritik noktalarında bize tam destek verdi…

Yalanın, hırsızlığın, dolandırıcılığın, hukuksuzluğun, sömürünün, katilliğin ve pisliğin taçlandırıldığı bu tuhaf coğrafyada daha fazla yaşamak istemedi sanırım.

İnanılmaz üzgünüm, tarif edemiyorum üzgünlüğümü… Kaan, 36 yaşındaydı…

Zafer Yalçınpınar
1 Ekim 2018


Not: Kaan Turhan’ın vefatına ilişkin olarak yayımlanan ilk gazete haberine http://www.milliyet.com.tr/kayip-kirtasiyeci-olu-bulundu-balikesir-yerelhaber-3065311/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
22
2018
--

“Bir Sayıklama ve Bellekte Kalan Fragmanlar” (Göktürk Yaşar)

 

Bir Sayıklama ve Bellekte Kalan Fragmanlar, Göktürk Yaşar
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 12 Sayfa
Okumak için: bit.ly/birsayiklama


Göktürk Yaşar, yoğunlaşmış bir uzamın görüngülerini kullanarak -güçlü ve dingin burçlarıyla ortaçağ kalelerine benzer- erişilmesi zor bir betik oluşturmuş. Bu betikte, karmaşıklaşan belleğin şaşırtmacaları ile imgelemin sonsuz değişkenliğini heyecanla takip edeceksiniz.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
22
2018
--

“Sarı Kedinin Günlüğü” (Doğuş Furat)

 

Sarı Kedinin Günlüğü, Doğuş Furat
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 20 Sayfa
Okumak için: bit.ly/sarikedi


Doğuş Furat, toplumsal katmanlar arasındaki tarihsel çelişkileri işaret ederek, coğrafyamızdaki derin çatlakları ve kavuşmazlığı irdelemekten çekinmiyor; Sarı Kedinin Günlüğü‘ndeki şiirler ironik ve çevik bir dille ışıldıyor.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
21
2018
--

Ece Ayhan çağrışımlıdır: “Yort Savul” (Hard Rock Band)


Yort Savul adlı hard rock grubunun Ece Ayhan çağrışımlı “taş” şarkılarına
https://www.youtube.com/user/korsankolins adresinden ulaşabilirsiniz.


Eyl
21
2018
--

Hera Kayalıkları’nda Bir Kancabaş

Hera Kayalıkları’nda(Fenerbahçe Burnu’nda) Kancabaş tipi bir tekne…
Yalçın Özalp Arşivi’nden… (Fotoğrafı büyütmek için tıklayın.)

 


Hamiş: Fotoğrafı EVV3L arşivine ileten H. Can Yücel‘e çok teşekkür ederiz.

Eyl
21
2018
--

Bedri Rahmi’yi saygıyla anıyoruz…


21 Eylül 1975’te vefat eden
şair-ressam Bedir Rahmi Eyüboğlu‘nu
saygı ve özlemle anıyoruz…


EVV3L kapsamında yayımlanan Bedri Rahmi İlgileri:
1/ http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi
2/ http://evvel.org/ilgi/bedri-rahmi/page/2


Eyl
19
2018
--

Sting’in “Berklee Konuşması”(1994)


Sting’in 1994 yılında Berklee Müzik Okulu’nda gerçekleştirdiği
“Öğrenim Yılı Açılış Konuşması” UPAS Yayın kapsamında yayımlandı.
Okumak için: http://upas.evvel.org/?p=328


Eyl
17
2018
--

UPAS’a gelin… UPAS sizi çok sevecek…

UPAS Yayın‘da -yıllardır üzerinde sürekli düşündüğümüz ve genişletmeye çalıştığımız-  imgesel bir alan derinliğini önceliklendirmeye uğraşacağız. Geçmişte, bu zihinsellik türüne ilişkin birçok inceleme ve araştırma yaptık. İmlemeye çalıştığımız alan derinliğinin çeşitli uçları, çıkıntıları, yapay sınır ağları, ânları, özel konuları, kilometre taşları, tarihselliği, dilbilimsel motifleri ve deneysel yönleri var. İlhan Berk’le ve Ece Ayhan’la başlıyor bizim şiirsel çizgimiz; 1955 şiir hareketiyle… Dikkat ederseniz “ikinci yeni” demiyoruz! “1955 şiir hareketi” diyerek farklı bir konumlandırmaya sahip olan Ece Ayhan ile İlhan Berk’in poetikasını önceliklendiriyoruz! Söz konusu başlangıç çizgilerini, uçları, çıkıntıları ya da imgesel alan derinliğinin o noktadaki sınırlarını zihninizde genişlettiğinizde (geleceğe uzattığınızda) oluşan yeni çizginin, oluşan yeni alanın üzerinde Rafet Arslan’ın imgelemini rahatlıkla görebilirsiniz. Yani, UPAS’ın bir zihinselliği, özel bir bilişsel ve imgesel haritası var. Tabiî ki bu haritada herkesin ismi veya her şeyin kavramsal bir karşılığı olmak zorunda değil. O nedenle “Şiir herkesi sevmek zorunda değil!” diyoruz.

Herkes şiiri kolay sanıyor… Şiir, yüz yüze bakan sonsuz sayıda uçurumun tahayyül edilmesidir. Bu tahayyülün de kelimelere, dizelere sığdırılması, dilin semantik, morfolojik ve dizgesel imkânlarının sınanması -ya da işte Ece Ayhan’ın veya İlhan Berk’in poetikasında olduğu gibi ‘dilin imkânlarının genişletilmesi’- gerekir. Şiir imgesel açıdan yüklüdür ve çok zor bir edebi türdür.

Bir devlet dairesinde, nüfus müdürlüğünde, belediyede ya da üniversitenin öğrenci işlerinde çalışan memurlar değiliz. Bir plazanın kapısındaki özel güvenlik görevlileri, danışma/kayıt görevlileri veya insan kaynakları uzmanları da değiliz. ‘Dosya kabul süreci’ ifadesi insanları yemlemek için piyasanın ve popüler kültürün ezberlettiği söylemlerin bir parçasıdır. ‘Beğeni kriteri’ ifadesi de öyle… Biz böyle ifadeleri önemsemiyoruz. Süreçler ve geyikler icat etmedik, etmeyeceğiz. Eskilerin bir tabiri vardır; “Götüne güvenen borazancıbaşı olur.”

Basılı nüshalarımız olacak mı? Gelecekte… Belki olacak, belki de olmayacak. Şu an, böyle, iyiyiz. Ticari bir oluşum değiliz, hâlimizden memnunuz. Ayrıca, bir şiir kitabı kâğıt olarak basılınca, içindeki şiirler daha doğru, daha kuvvetli, daha sıkı mı yazılmış oluyor? Hayır. Sıkı bir şiir kitabı koleksiyoneri olarak söylüyorum; tarihin ve teknolojinin şu merhalesinde şiir, dijital açıdan yayına en elverişli edebi türdür! Statükocuların icat ettiği söylemlere inanmayın… Yapay ifadeleri ve diğer ezberleri icat edenler gene plaza piyasacılarıdır ve şu an “öğrenilmiş çaresizlik” içindedirler!

Kısacası, UPAS’a gelin…

UPAS sizi çok sevecek; upas.evvel.org

Zafer Yalçınpınar
17 Eylül 2018

Eyl
16
2018
--

Efe Elmastaş irdeliyor: “Şu Fanzin Meselesi”


Efe Elmastaş’ın kaleme aldığı
Şu Fanzin Meselesi
‘nin tam metnini
buradan okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz:
http://fanzinapartmani.com


“Her ülkede ya da her toplumda karşımıza çıkabilecek, okuyan kişi sayısına bağımlı olarak arz/talep eğrilerinin inanılmaz şekilde değişkenlik gösterdiği bir konuya dikkatimizi veriyoruz: Okuma-yazma oranı.

Kimilerine göre okuma oranının binde bir (%0,1) olduğu tespit edilen bir ülkedeyiz ve tabii ki bu oran bize sadece T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na kayıtlı olan eserlerin tüketimi şeklinde sunuluyor. Bu oranın %5 olduğunu bile iddia edebiliriz çünkü arka planda başka şeyler de yürüyor, fanzinler gibi…

İnsan psikolojisinin basit bir yansıması olarak, eğer buna geçiş dönemi adını verirsek, geçiş dönemlerinde bir tepki olarak “üreten insan” olma isteği şahlanıyor. Yazmak, çizmek, fotoğraflandırmak ve en nihayetinde bizde oluşanı paylaşmak gayretine girişiyoruz. İşte tam da bu noktada, eğer üreten insan olma niyetindeki kişi eserlerini paylaşmaya karar verirse karmaşık bir labirente ilk adımı atıyor. Bu karmaşık labirente kılavuzluk etmesi dilekleriyle çıkan ilk fankiti hatırlarsınız; “Yayınevi Rüyası”

Efe Elmastaş tarafından kaleme alınan Yayınevi Rüyası, bizlere “piyasa” hakkında genel bilgileri sunarken tarafsızlığını koruyarak gerekli analizi yapmamız için ipuçlarını bize getirmişti. Peki, üreten insanlar için “labirentten çıktılar” diyebilir miyiz? Pek değil çünkü konu o kadar da kısa değil.

Efe, konunun kısa olmadığını açıkça görmüş ve kalemini tekrar hareketlere boğarak devamını getirmiş; Şu Fanzin Meselesi, bizlere koşuşturmakta olduğumuz labirentin duvarları hakkında yorumlar oluşturuyor. İlk sayıdaki gibi, “Duvarlar buradalar, bu duvarların içerisinde yaşıyoruz, yere değil etrafınıza bakarak ilerleyin.” mesajını iletiyor. Artık bazı şeylere karşı daha sağlam adımlar atmak, kararlar almak ve yol izlemek için şeffaf duvarları kendine has rengine boyuyor.

Şu Fanzin Meselesi, edebiyat dışı türüne dahil olmakla birlikte, elinize denk gelebilecek birçok eserden daha fazla edebiyatla iç içe çünkü edebiyata gönül verenlerin görüşlerini de bizlere getirmekte. Bu işlemi, 2018 yılının başında gerçekleştirilen bir anket aracılığı ile yapmış, oldukça verimli bir çalışma.

Gerçekten de akıcı ve sade olan, değinilmesi gereken yerlere yeterli baskıda parmak basan bu fankiti gördüğünüz yerde kapın, çoğaltın, etrafa yayın ve yorumlarınızı da eksik etmeyin. Kim bilir, belki ileride bizleri içerisinde bulunduğumuz yeni bir fankit karşılar.

Fanzin yürüyor!”

Serkan Üstündağ

Eyl
16
2018
--

Zafer Temoçin yeniden Cumhuriyet Gazetesi’nde…

Sıkı karikatürist -ve iğneli fırça- Zafer Temoçin, 5 sene önce ayrılmak zorunda bırakıldığı Cumhuriyet Gazetesi’ne geri döndü… Temoçin’in yeni dönemdeki ilk karikatürü bugünkü (16 Eylül 2018 tarihli) Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlandı. 5 sene önce Zafer Temoçin’in ayrılışına sonsuz üzülmüştük, bugün ise geri dönüşüne sonsuz seviniyoruz…

 

Eyl
10
2018
--

“Bir Sanatçının Samimi İtirafları ya da Saklı Bir Şiir Olarak Oto-Portresi” (Rafet Arslan)


Rafet Arslan, UPAS Yayın‘dan kitaplaştırılan “Kirli Çıkın” adlı ilk şiir kitabının doğuş sürecini Kalem Kahve Klavye’de anlattı: http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html


(…) Şimdi bu satırları tam kırk altı yaşında,  ilk şiir kitabımın (“Kirli Çıkın”, Upas Yayın, Eylül 2018) yayınlanmasının bende yarattığı hislerin otomatizmiyle yazıyorum. On altı yaşımda ilk eleştiri metnimi yazdığımda, 20’li yaşlarda ilk bilimkurgu öykülerime soyunduğumda ya da bitpazarında King Crimson kaseti kovaladığımda dahi tüm bu uğraşlarımın şiirle bir şekilde alakalı olduğunu düşünüyordum, tam o görünmez ve sihirli bağı açıklayamazsam da.

Şiir; benim için aynı zamanda ilk gençliğinde tinimi ele geçiren heyecanların hepsiydi: Underground filmler ve auter sineması,  progressive ve deneysel müzik, bilimkurgu ve post-punk, fanzinler ve ilkin ansiklopedi sayfalarında görüp çarpıldığım büyük ressamlar, break dance ve grafiti, konsol oyunları ve liberter ütopyacıların bende yarattığı arzuların bütünün oluşturduğu dev galaksi. (…)”

Rafet Arslan oto-portresinin tam metnini http://kalemkahveklavye.com/2018/09/bir-sanatcinin-samimi-itiraflari-ya-da-sakli-bir-siir-olarak-oto-portresi-rafet-arslan.html adresinden okuyabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
06
2018
--

“Çeviri Şiirler” (Duygu Gündeş)

 

Çeviri Şiirler, Duygu Gündeş
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2018, 30 Sayfa
Okumak için: bit.ly/cevirisiirler


William Blake, Charles Bukowski,
Leonard Cohen,
Emily Dickinson,
George Eliot, John Milton, Pablo Neruda,

Carl Sandburg, Sappho, Robert Snyder,
Humbert Wolfe,
Andrei Voznesenski,
William Butler Yeats


“Yeni Harman ve Kaçak Yayın gibi edebiyat dergilerinden tanıdığımız Duygu Gündeş‘in 2000’li yılların başından günümüze özenle gerçekleştirdiği şiir çevirileri (13 şairden 21 şiir) bu kitapta bütünleniyor. Çeviri Şiirler, William Blake‘den Charles Bukowski‘ye uzanan geniş bir yelpazede edebiyatın güçlü şairlerinden imgesel kıvılcımlar yansıtıyor.”


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
06
2018
--

“Kayıtsızlık, dili geçersiz kılıyor…”

(…)
Yalnızsın. Yalnız bir adam gibi yürümeyi, aylak aylak dolaşmayı, sürtmeyi, bakmadan görmeyi, görmeden bakmayı öğreniyorsun. Saydamlığı, hareketsizliği, varolmayışı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun. Oturur durumda, yatar durumda kalmayı, ayakta durmayı öğreniyorsun. Her lokmayı çiğnemeyi, ağzına götürdüğün her parça yiyecekte aynı manasız tadı bulmayı öğreniyorsun. Resim galerilerinde sergilenen tablolara sanki duvar parçalarıymış, tavan parçalarıymış gibi, duvarlara, tavanlara da yağlıboya resimlermiş gibi bakmayı öğreniyorsun, üstlerindeki hep başa dönen onlarca, binlerce yolu, amansız labirentleri, kimsenin çözemeyeceği metni, parçalanmakta olan yüzleri bıkmadan yorulmadan izliyorsun. (s.42-43)
(…)
Kayıtsızlık, dili geçersiz kılıyor, işaretleri anlaşılmaz hale getiriyor. Sabırlısın ama beklemiyorsun, özgürsün ama seçemiyorsun, müsaitsin ama hiçbir şey seni harekete geçirmiyor. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey talep etmiyor, hiçbir şey dayatmıyorsun. Hiç dinlemeden duyuyor, hiç bakmadan görüyorsun: tavanlardaki çatlakları, parkenin dilimlerini, yer karolarının desenlerini, gözlerinin çevresindeki kırışıklıkları, ağaçları, suyu, taşları, geçen arabaları, gökyüzünde bulut şekilleri çizen bulutları.(s.64)
(…)
Mutsuzluk üzerine atılmadı, üstüne çullanmadı; yavaşça sızdı, neredeyse tatlılıkla sokuldu. Büyük bir dikkatle yaşamına, hareketlerine, saatlerine, odana işledi, uzun süre gizli tutulmuş bir hakikat, reddedilmiş bir gerçeklik gibi; direşken ve sabırlı, incecik, zorlu mutsuzluk, tavandaki çatlakları, çatlak aynadaki yüzünün kırışıklarını, dizilmiş oyun kâğıtlarını ele geçirip sahanlıktaki musluktan damlayan suyun içine girdi. Saint-Roch’un çanı her çeyrek saati vurduğunda onunla birlikte çınladı.(s.78)
(…)

Georges Perec
“Uyuyan Adam”, Çev: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay. 4. Baskı, 2016

Eyl
03
2018
--

Yapıştırılmaz…

Şaşkınbakkal, 2018
Foto: Zy


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com