“(…)Bir kulüp başkanı ne zaman bırakmalı? Taraftar sırtını döndüğünde mi? Kupa gelmediğinde mi? Yoksa kendi aynasına bakıp artık yolun sonuna geldiğini gördüğünde mi?
Şüphesiz Fenerbahçe taraftarının tepkisi bir gecede olmadı. Bu yönetimin hataları sayfalar doldurur. Yanlış teknik direktör tercihlerinden, yanlış transferlere, karara en çok ihtiyaç duyulan anlarda kararsızlığa ve son olarak başarısızlıklardan kendine pay çıkarıp gelişmek yerine, yapı söylemi ile hiçbir hatanın sorumluluğunu almamaya…
Bugün geldiğimiz noktada Ali Koç artık Fenerbahçe’ye bir vizyon sunamıyor gibi gözüküyor. Rakiplerinin hamlelerini bozmak üzerinden bir başarı tanımı kurmaya çalışmak yapılan en büyük hataydı belki de. Geçen sezon rakibin şampiyonluğunu erteledik diyerek bununla övünmek, Aziz Yıldırım, “Mourinho’yu getireceğim” dediğinde planında yokken koşarak Mourinho ile anlaşmak, bir fikir geliştirmektense, bir başka fikri bozmakla meşgul olan bir yönetim ortaya koyuyor. O zaman bir kez daha sormak lazım, bir başkanın görevi nedir? (…)
Bir başkan kulübü yönetirken sadece profesyonel bir yöneticilik değil, aynı zamanda duygusal bir liderlik de yapmak zorundadır. Çünkü futbol kulüpleri şirket değildir. Taraftar da müşteri değildir. Taraftar başkana sabreder, yeter ki bir yapı, bir yol, bir plan görsün. Ama yıllar geçtikçe bu plan sürekli değiştiğinde ve başarı hala gelmediğinde sabır yerini sorgulamaya, sorgulama da zamanla isyana bırakır. İlk yıllarda “Ali Koç vizyon getiriyor” dendi. Sonraki yıllarda “Yönetimi deneyimsiz ama düzelecek” bugün ise “Gitmeli, bu kadar yeter” deniyor.
Bir kulübün başkanı, pek tabii her hafta sosyal medya trendlerine göre hareket edemez. Ama tribünlerin duygusu ve toplu ruh hali de önemlidir. Taraftarın neye kızdığını, neye inandığını okumak zorundadır. Taraftar, mağlubiyete değil, umutsuzluğa ve tutarsızlığa tepki verir. (…)”
“Ali Koç, istifasını isteyen Fenerbahçe Gönüllüleri Derneği’ne gece yarısı baskın yaptı. Koç’un Dernek Başkanı Emrah Tünay’a yüksek sesle tepki göstererek, “Siz beni indirmeye mi çalışıyorsunuz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?” şeklinde bağırdığı öğrenildi. Dernek Başkanı Emrah Tünay’dan açıklama geldi:
“ALİ KOÇ ŞAHSIMI VE DERNEK ÇALIŞANLARIMIZI TEHDİT ETTİ”
Fenerbahçe Gönüllüleri Derneği Başkanı Emrah Tünay‘ın sosyal medya hesabı üzerinden olayla ilgili gerçekleştirilen açıklamada, “Dün gece saat 22.20 sularında, kulüp demokrasisine, ifade özgürlüğüne ve sivil toplumun en temel haklarına gölge düşüren son derece üzücü bir olay yaşanmıştır. Bilindiği üzere bir süredir Fenerbahçe Gönüllüleri Derneği olarak camiamızın adına eleştiri hakkımızı kullanarak, ‘Geleceğe İmza’ sloganı ile başlatmış olduğumuz bir imza kampanyası bulunmaktadır. Değerli kongre üyelerimizi, tüzüğümüze ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki mevcut hükümlere uygun bir biçimde, kulübümüzün olağanüstü genel kurul kararı alması için imza vermeye davet ediyoruz. Ancak ne yazık ki; Sayın Başkan Ali Koç, dün akşam yönetici arkadaşları Burak Kızılhan ve Can Gebetaş ile birlikte derneğimize gelerek, şahsımı, dernek çalışanlarımızı alenen tehdit etmiş, son derece demokratik ve tüzüğümüzce belirlenmiş olan haklarımıza açıkça saldırıda bulunmuştur. Sayın Ali Koç, merkezimize girer girmez sinirli bir tavırla, ‘Yarına provokasyon hazırlıkları nasıl gidiyor?’ diyerek, dernek başkanı olarak şahsımı sordu. Kendimi tanıttıktan sonra görüşmek üzere masaya yönlendik. Ardından ‘Topladığınız imzalara inanmıyorum, sahte imza toplanıyor’ söyleminde bulunarak ‘Sizler camiayı karıştırıyorsunuz’ ifadelerini kullandı.
“SAHTE İMZALAR TOPLADIĞIMIZI SÖYLEDİ”
Tünay, Ali Koç’un kendisi ile özel olarak uğraşacağı tehdidini aldığını belirterek “Masaya geldikten sonra, kameranın göremeyeceği bir alana hareket ederek beni davet etmesi üzerine arkasından kendisini takip ederek baş başa görüşmeye başladık. Sayın Ali Koç, baş başa görüşmemizde şahsımla ilgili özel bilgiler paylaşarak, sorular sormaya başlamış; ‘Seninle ilgili her bilgiye sahibim’ imajı çizmeye çalışmıştır. Daha sonra bugün oynanacak maç öncesi ve sırasında büyük olaylar çıkması halinde bunun hesabını şahsımdan soracağını, sahte imzalar topladığımızı söyledi. Maç günü derneğimizde noter bulundurulmasına sert tepki gösterdi. Ardından ‘Dua et, başkanlığım bitmesin. Bitmesi halinde nefes aldığım sürece seninle özel olarak uğraşacağım’ tehdidinde bulundu” dedi.
“FENERBAHÇE CAMİASININ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE YÖNELMİŞ BİR SALDIRIDIR”
Açıklamanın devamı ise şöyle:
Sayın Ali Koç, yedi yıllık başkanlığı sürecinde hiç derneğimize gelmemiş, birçok kulüp üyesi bulunan derneğimizin hiçbir organizasyonuna katılmamış, DERNEĞİMİZE AKREDİTASYON VERMEMİŞ, bizimle hiçbir şekilde sıcak ilişkiler kurmamıştır. Bu açıdan bakıldığında derneğimizin demokratik haklarını kullanmasını sindiremeyen Sayın Ali Koç’un dün akşamki ani ziyaretinin maksadını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Yaşanan bu baskı ve tehdit yalnızca şahsıma değil, Fenerbahçe camiasının ifade özgürlüğüne yönelmiş açık bir saldırıdır. Fenerbahçe SK; tarihi boyunca baskıya boyun eğmeyen, demokratik değerleri savunan bir kulüp olmuştur. Bu değerlere yapılan her türlü müdahalenin karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz. Yaşanan olayla ilgili gerekli hukuki süreçleri başlatacağımızı, adaletin önünde bu haksız saldırının hesabının sorulması için tüm kararlığımızla mücadele edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz. Kimsenin bulunduğu makamın gücünü kullanarak gönüllülerin sesini kısmaya çalışılmasına izin vermeyeceğiz. Tüm Fenerbahçelileri sağduyulu ama kararlı bir duruşla, demokrasiden yana tavır almaya ve imza kampanyasına destek vermeye davet ediyorum. (…)
Fenerbahçe Spor Kulübü‘nün kongre üyesiysen aşağıda listesi bulunan noter ve noktalardan imza kampanyası sürecini ücretsiz olarak tamamlayıp kulübümüzü seçime taşıyarak Fenerbahçe’yi başarısız Ali Koç ile başarısız şürekasının işgalinden kurtarabilirsin! Haydi, yüklen!(Son Güncelleme: 2 Haziran 2025, Saat 08.00)
Bağdat Caddesi‘nde, Şaşkınbakkal-Stad rotasında 31 Mayıs 2025 Cumartesi günü, Saat: 13.00‘da gerçekleştirilen ve yaklaşık 15.000 kişinin katılım sağladığı BÜYÜK FENERBAHÇE YÜRÜYÜŞÜ‘ne dair arşiv… (Güncelleme: 1 Haziran 2025)
Hamiş: Z. Yalçınpınar’ın tüm şiirlerini ve şiir kitaplarını https://www.zaferyalcinpinar.info adresinden -pdf dosyası olarak- ücretsiz okuyabilir ve arşivleyebilirsiniz.
Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerini ve edebiyat çalışmalarını https://www.zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz olarak okuyabilir ve arşivleyebilirsiniz.
Bugün 16.20 vapuruyla Kadıköy’e gidiyorum. ‘Mektup Nadajlıdır Dom” şiirini “Düşün” dergisine vereceğim. Belki Olcay Anıker de gelecek Vagon Kafe’ye. 1951’de ölmüş Wittgenstein. “Nesneleri dile gelirken görürüz” diyor. (DÜŞÜNCE YAZARKEN OLUŞUR) gibi. Tractatus Logico-Philosophicus ‘Dilde ortak bir iz yoktur’ der sonra da. …
Enis Batur, Yusuf Atılgan, Sabahattin Kudret Aksal da geldi Vagon Kafe’ye. Olcay’ı bekledim, gelmedi. (O saatlerde Kızıltoprak’a telefon etmiş.) İlker de vardı. Yandaki Hatay’a geçtim. 23.05 vapuruyla Heybeli’ye döndüm. Beni en son Bebek’te görmüş.
S.K. Aksal’la biçi ve kalıp sorununu konuşmaya çalıştım. Şunu anlattım ona, şiiri şiir kılmak başka birşey.
Türk Edebiyatı’nın en etkileyici hikâyecisi Sait Faik‘in tek şiir kitabı olan Şimdi Sevişme Vakti’nin 1953 yılında (vefatından önce) yayımlanan ilk baskı orjinal replikasını okurlarımıza sunmaktan gurur duyuyoruz. Zafer Yalçınpınar tarafından 2017 yılında kaleme alınan ‘Sait Faik’in Şiirlerine Dair Önemli Bulgular‘ başlıklı inceleme çalışması da Sait Faik’in ilk ve tek şiir kitabının yayın süreci ile diğer baskılarına ışık tutarak replikaya eşlik ediyor…
Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
Oktay Rifat’ın poetikasındaki alan derinliğinin, Garip ve İkinci Yeni şiir akımları arasında hareketlenen bir bağlaç bölgesi oluşturduğunu -ki Cemal Süreya bunu bir tür ters ama yadsınamaz eklemler bütünü olarak görür- sezmemden sonra, Oktay Rifat’in önemi daha da belirginleşti. Zaten bugün, sıkışmış, hem kültürel, hem de imgesel açıdan “hareket alanı daralmış” beylik bir edebiyat ortalığının vasatî havasını -şiir ödülleri, antolojiler, kitap tanıtım dergileri, edebiyat etkinlikleri ve mağaza vitrinleri gibi hileli enstrümanlar aracılığıyla kandırılan- heveskâr bir kitle içine çektikçe, yani edebiyat ortalığı dediğimiz ortalama, işbu “verili vasat” havayı kabul edip hileli bir suhuletin pürüzsüz ezber alanına yerleştikçe, Oktay Rifat gibi poetik açıdan üssel başarılar elde etmiş, yani imgelemin doruklarına temas etmiş şairlerin önemi daha da artıyor. İkinci Yeni’nin de öyle…
Tıpkı İkinci Yeni akımının sürekli genişleyen ve geleceği belirleyen şiirsel bir devinimi daha yukarılara taşıması gibi Oktay Rifat’in şiirleri de “imgesel parlaklık(kontrast)” diyebileceğim üssel bir dil kurarak geleceğe uzanmaktadır.
Oktay Rifat poetikasının bu etkili yürürlüğünün zirve(peak) noktasını “Perçemli Sokak” (Yeditepe Yayınları, 1956) adlı şiir kitabında görüyoruz. İkinci Yeni şairlerinin “ivedilikle, bir gecede” yazıldığını varsaydığı Perçemli Sokak’ta kendisini gösteren “imgesel parlaklık” son derece etkilidir, etkisini hâlen sürdürmektedir. İkinci Yeni taifesi bu aşkın etkiyi bir tür “apansız oluşum, otomatik yazım” sanmışlar ya da öyle olmasını umut etmişlerdir.
Oktay Rifat poetikasının etkili yürürlüğünün başlangıcını ise “Aşaği Yukari” (Yeditepe, 1952) olarak kabul edebiliriz. (Bir not; İkinci Yeni’nin bitmeyecek serüveninin, yani “Sirkeci’de inmedikleri” serüvenin başlangıcı da 50’li yılların tam ortasına tekabül etmektedir.) 1970’li yıllara gelindiğinde bazı konuşma ve söyleşilerinde -kısık sesle ve satır aralarına sıkışsa da- İlhan Berk ve Ece Ayhan, Oktay Rifat’in İkinci Yeni’den olmadığını, daha doğrusu Oktay Rifat’ın İkinci Yeni’den uzak bir gerçeküstü dili benimsediğini kesinlik içeren bir tavırla söylüyorlar. Ama “görünüm” hiç de öyle değildir. Evet, İkinci Yeni, -tüm zamanlarını, hatta bugününü de düşünerek söylüyorum- özellikle de Edip Cansever ve Cemal Süreya şiirlerinde olduğu gibi tanınırlığı yüksek cihetinde, Oktay Rifat’ın Perçemli Sokak’la zirveleşen poetikasından daha konvansiyonel (uzlaşımcı) bir dille yürümüştür. Ancak, Turgut Uyar, İlhan Berk ve Ece Ayhan’ın oluşturduğu diğer cihette -ve bu cihetin özellikle 50’lerdeki eserlerinde- ise uzlaşımcı diyebileceğimiz alanın çok daha dar, yani Oktay Rifat’ın imgelemine -“icat ettiği gerçeğe”-, Perçemli Sokak’a çok yakın olduğunu fark ediyoruz. Bu yakınlık özellikle de İlhan Berk’in yaşamı ve eserleri için geçerlidir. (…) Zafer Yalçınpınar, 2014
26. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
Gerçek Fenerbahçeli’lerin üzülmesine hiç gerek yok… Ama tabiî, bugün (2 Nisan 2025) çoğunluğu statta bulunan, 1-2’lik yenilgiye tanık olan ve Haziran 2024 kongresinde Ali Koç’a oy veren 16.900 küsur stajyer Koç Spor’lu derinden üzülerek hakikati görmeli artık… Olan biten şey şu: Ali Koç’un ve taifesinin hayalindeki ‘endüstriyel futbol hamlesi’ bugün bir kupa daha kaybetti. Defalarca dile getirdiğimiz “çürük kaya” teorisine bir çentik daha atıldı… Bütün hikâye budur!
Üzülmeyin, yakında Fenerbahçe efsanesinin ruhu Koç Spor’dan kurtulacak ve yeniden -küllerinden- doğacak! Kimse kusura bakmasın: Ali Koç ve taifesinin başarısızlığı zirveden zirveye koşuyor: Mevcut rezalet “Ağrı Dağı” gibi apaçık ortada… Delfi kâhini olmaya gerek yok.
Yankı Odası‘nın 23. Bölümü’ndePlüton Yayın Kolektifi‘nin kurucusu Toprak -Şems- Tezcan‘la yeni nesil yayıncılık ve şiir dünyası üzerine sohbet ettik, dertleştik…
24. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
Yankı Odası‘nın 22. Bölümü’nde Dipsiz Göl adlı şiir kitabımı anlatmaya devam ettim…
23. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
Yankı Odası‘nın 21. Bölümü’nde Dipsiz Göl adlı şiir kitabımı anlattım. (22. Bölüm’de Dipsiz Göl’deki şiirleri, imgeleri irdelemeye devam edeceğiz…)
22. Bölüm’ün yayın tarihine/saatine ilişkin bilgiler/güncellemeler/değişiklikler için lütfen sosyal medya hesaplarımızı takip ediniz. (instagram: @evvelfanzin twitter: @calmayan)
Türk Edebiyatı’nın en etkileyici hikâyecisi Sait Faik‘in 1939 yılında kendi imkânlarıyla yayımladığı ikinci hikâye kitabı olan Sarnıç‘ı okurlarımıza sunmaktan gurur duyuyoruz.
Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
13 Şubat 1976 tarihinde yayımlanan Milliyet Sanat Dergisi-Kuzgun Acar Özel Sayısı’nın tam metnini (pdf dosyası biçeminde) https://evvel.org/milliyetsanat76kuzgunacar.pdf adresinden okuyabilir ve arşivleyebilirsiniz. Özel sayıda Zühtü Müritoğlu, Haldun Taner, Onat Kutlar, Namık Denizhan, Mengü Ertel, Özdemir Nutku ve Ziya Metin’in yazıları bulunuyor…
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Kuzgun Acar başlıklı ilgilerin tümünü https://evvel.org/ilgi/kuzgun-acar adresinden inceleyebilirsiniz.