Ara
05
2009
1

Gözümüzden Kaçtı Sanılmasın-II

Son zamanlarda bizim Hz. Müptezel’e (Ali Enver Ercan’a) “tutundurma” desteği verenlerin sayısı artıyor… 3 Aralık 2009 tarihli Cumhuriyet Kitap’ta Selçuk Altun,  bizim Hz. Müptezel’e koltuk çıkmış… İlgili kupür aşağıdadır:

Bu garabet parçasını okuduktan sonra, güleyim mi ağlayayım mı bilemedim. İçimden şöyle demek geldi: “Enver ve Selçuk, ben dün akşam, ikinizi birden düşündüm.”

Hamiş: Hz. Müptezel’in kim olduğuna, neler yaptığına ve aramızdaki husumetin ayrıntılarına şu adresten ulaşılabiliyor: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=463

Kas
26
2009
0

Bir Çadırın Bana Verdiği İlk Ders (Pasolini)

Pier Paolo Pasolini’nin “Bir Çadırın Bana Verdiği İlk Ders” adlı yazısına https://zaferyalcinpinar.com/pasolini.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.  Yazıyı Alp Denizaşan çevirmiş… Yazı, 1988’de çıkan “Sokak” adlı dergide yayımlanmış.

Kas
22
2009
0

“Takma Göz” çıktı!

Takma Göz, 2009 yılının Kasım ayında çoğaltılmış bir sayılık, bir sayfalık, bir şiirlik, bir fanzindir. Ece Ayhan’ın şiir kitaplarına girmeyen  “Takma Göz” adlı bir şiirinden oluşmaktadır. Takma Göz, Yeni Ufuklar Dergisi’nin 1956 yılında yayımlanan 31. sayısında bulunmuştur. Şiiri bulup, buluşturan Zafer Yalçınpınar’dır. Takma Göz, bir Kadıköy tribidir. “Evvel Fanzin” ile “Khalkedonista” işbirliğinin cakasıdır. Copyleft’tir. Fanzine https://zaferyalcinpinar.com/takmagoz.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

***

***

Kas
22
2009
0

Yeni Ufuklar Dergisi (1956)

Ece Ayhan’ın Takma Göz adlı şiirinin yayımlandığı Yeni Ufuklar Dergisi

Kas
19
2009
0

Buluntu: 1950 (N. İlhan Berk)

Yeditepe Dergisi’nin 1 Temmuz 1950’de yayımlanan 6. sayısında yer alan bir (Nesrin) İlhan Berk şiiridir… Sıkı buluntudur.

Kas
17
2009
0

Kınar (Hanım)’ın Ölümü

Kınar Hanım’ın Vefatına İlişkin Kupür

(Yeditepe Dergisi, 1950, Sayı: 8)

Kas
15
2009
0

Buluntu: “İyilik de kötülük de yalnız insanlardan gelir!” (Ece Ayhan)

Ece Ayhan’ın kitaplarında olmayan bir metnine ulaştım.
Sombahar Dergisi’nin Haziran 1994 tarihli 23. sayısında yayımlanan “İyilik de kötülük de yalnız insanlardan gelir!” başlıklı Ece Ayhan yazısına https://zaferyalcinpinar.com/bbkara/yalnizinsanlardan.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Yazı, ayrıca, Ece Ayhan Web Sitesi‘ne de eklenmiştir.

Kas
12
2009
0

Çöptür Bütün Yazılanlar (Antonin Artaud)

(…)
Sen değilsin asıl mesele, genç adam!
Hayır, sakallı eleştirmenlerdir benim üzerinde durduğum.
(…)

Antonin Artaud’un “Çöptür Bütün Yazılanlar” başlıklı metnine https://www.ussuz.com/2009/11/coptur-butun-yazilanlar/ adresinden (Ussuz’dan) ulaşabilirsiniz. Yazıyı Dr. Erdoğan Kul çevirmiş…

Kas
11
2009
0

Sait Faik’in Kişiliği ve Son Günleri

Milliyet Sanat Dergisi’nin 14 Mayıs 1979 tarihli 323. sayısında yer alan “Sait Faik’in Kişiliği ve Son Günleri” başlıklı yazıya https://zaferyalcinpinar.com/saitfaikozdemirasaf.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. Yazıyı Özdemir Asaf kaleme almış…

Kas
08
2009
0

Dünya kadar…

Yazar ile okur arasında tarih boyunca ustalıkla –yavaş yavaş- örülmüş yani  zamanla –zamanın getirdikleriyle- inşa edilmiş büyük bir duvar vardır. Bu büyük duvar “dünya” boyuncadır, yani etrafından dolaşmak, üzerinden atlamak ya da tünel kazıp diğer tarafa geçmek, diğer tarafa ulaşmak –yazar için de okur için de- mümkün değildir. Duvarın yüksekliği ve toprağın altındaki temelin derinliği okurun ya da yazarın boyunun milyarlarca katıdır. Hatta bu mesafeleri tanımlamak için “dünya kadar yüksektir” ya da “dünya kadar derindir” bile diyebiliriz…  Üstelik, duvarın yapımında “dünya” kadar horasan harcı kullanılmıştır.  Buna, bu sağlamlığa karşılık ne yazarın ne de okurun kendisinden ve kendi gözlerinden başka kullanacağı bir araç ya da donanım yoktur söz konusu “duvardan engel”i aşmak için…

Ancak, duvarda –bir elin üç parmağının sığabileceği- küçük boşluklar vardır. Yazar o küçük boşluklara yazar, yazacağını. Okur da o küçük boşluklardan okur, okuyacağını… Yazarın o boşlukları bulup, yazısını yazdığı kâğıdı o boşluklara bırakması, yerleştirmesi gerekir. Okurun da o boşlukları bulup oradaki kâğıda ulaşması gerekir.

Duvar dediğim şeyin “dünya kadar retorik” olduğunu, küçük boşlukların da “dünya kadar öz” olduğunu söylememe gerek var mı?

Yok.

Yani, dünya kadar yok!

Zafer Yalçınpınar
Karga Mecmua, Sayı: 31, Kasım 2009

Kas
06
2009
0

‘Afrikalı bir büyücü’, ‘İstanbullu bir beyefendi’ ve ‘geçen yüzyıldan kalma bir nihilist’ti.

Bana göre Kuzgun, aynı zamanda ‘Afrikalı bir büyücü’, ‘İstanbullu bir beyefendi’ ve ‘geçen yüzyıldan kalma bir nihilist’ti. Rue Mosieur Le Prince’te bir otelin çatı katında, taraçayı çevreleyen alçak duvarın üstünde bir yandan kafes tellerine inanılmaz formlar verirken öbür yandan gazocağının üstünde mineler yapışını unutmam imkansız. Demir, tel, çivi, mika, sac yani genellikle bir hurdacıda rastlayabileceğiniz o sayısız hırtı pırtı ile kendi evrenine bir biçim veriyordu. Kuzgun için, ister Melquiades deyin ister Afrikalı bir büyücü.

Onat Kutlar
Milliyet Sanat Dergisi, Aralık 1988, Sayı: 205


Kas
04
2009
0

İlhan Berk’in İmgeselliği ve Görüngüleri (Abidin Dino)

Milliyet Sanat Dergisi’nin 16 Nisan 1979 tarihli 319. sayısında, İlhan Berk’in imgeselliği, resimleri ve çizimleri üzerine Abidin Dino‘nun kaleme aldığı bir yazıya ulaştım. Yazıyı https://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkvedino.jpg adresinden okuyabilirsiniz. (İlhan Berk’in poetikasının ve kişiliğinin görüngüsel ayrıntıları üzerine yazılan en önemli/sıkı/tutarlı yazı budur.)

***

Ayrıca bkz: İlhanberkiğne

Kas
03
2009
0

Puşt Ahali Tarifesi 2007-2009 İndeksi

Kasım 2007 – Eylül 2009 tarihleri arasında 19 sayı yayımlanan  “Puşt Ahali Tarifesi (P.A.T!)” adlı e-dergi’nin içerik indeksine https://zaferyalcinpinar.com/2007pat2009indeks.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: P.A.T!’ın tüm sayılarına ise  https://zaferyalcinpinar.com/pat.rar adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
03
2009
0

Michel Foucault’dan “İktidar” ve “Bilgi”

*

*

Foucault’nun kavramlarından:  “İktidar” ve “Bilgi”,  seçen ve çeviren;  Oruç Aruoba… Tan Dergisi’nin 1982’de yayımlanan Foucault özel sayısında yer alan bu çeviriye https://zaferyalcinpinar.com/iktidarvebilgi.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
31
2009
0

Türkiye’de Yazar Ne İle Yaşar?

“İnsan ne ile yaşar?” başlığı altında yüzlerce saçmalığı içeren Koç gibi bir Bienal’in düzenlendiği, yazar ve okur olmayanları standlarda, imza günlerinde, labirentlerde ve söyleşilerde buluşturmayı ilke edinmiş şehirdışı kitap fuarlarının/pazarlarının/borsalarının şişirildiği, endüstrileşmiş ve içi boşalmış festivallerin planlandığı şu günlerde “Türkiye’de Yazar Ne ile Yaşar?” başlıklı bir yazı dizisini paylaşmak yerinde olacaktır. 1979’da Milliyet Sanat dergisinde Alpay Kabacalı tarafından kaleme alınan bu yazı dizisinin bazı bölümlerine aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz.

TÜRKİYE’DE YAZAR NE İLE YAŞAR?

Birinci Meşrutiyet ve Abdülhamit Dönemi:
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar.jpg

Milli Mücadele Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar2.jpg

Cumhuriyet Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar3.jpg

1940-1950 Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar4.jpg

Eki
30
2009
0

Şair Nigâr Hanım

Aralık 1905

Yazmak benim için büyük bir teselli idi, hem teselli, hem mükâfat. Onbeş seneyi geçen bir müddetten beri matbuat âleminde bulunduğum için gerek yurdiçi, gerekse yurddışı gazetelerinin hakkımda neşrettikleri makalelere lâkayıt kalmadım; bunlardan müteselli ve müftehir oldum. Fakat her şeyi yıkan zaman, yokedemediği duyguları ve alışkanlıkları da hiç olmazsa yıpratıyor.
Başlangıçta hergün, sonraları haftada yahut ayda bir defa can attığım, dert döktüğüm şu deftere artık aylar geçiyor da el sürmüyorum. Hayata küskünlüğüm beni sanki ölüm sessizliği içinde yaşar gibi bulunduruyor. Görünüşte kimseye dargın değilim, fakat ruhumu derin bir acılık kaplıyor.

Şair Nigâr (Binti Osman)
“Hayatımın Hikâyesi”nden…

Not: Ece Ayhan tarafından kaleme alınan ve 1967’de Şiir Sanatı Dergisi’nde yayımlanan “Şair Nigâr Hanım” adlı yazıya https://zaferyalcinpinar.com/bbkara/sairnigarhanim.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
26
2009
0

Okuduğum En Kederli Kitap: “Bakışsız Bir Kedi Kara ve Ortodoksluklar”

Bilindiği gibi Ece Ayhan’ın “Bakışsız Bir Kedi Kara” ve “Ortodoksluklar” adlı kitapları 1997’de Murat Nemet-Nejat tarafından İngilizce’ye çevrilmiş ve “Sun&Moon Press” tarafından Amerika’da yayımlanmıştı. (Ardından, 2008’de “Chris King ve Poetry Scores” taifesi Ece Ayhan’ın şiirlerinden bestelenmiş şarkılardan ve çeşitli şiir okumalarından oluşan bir sivil kayıt da yaptılar. Bkz:  https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=399 ) Virgül Dergisi’nin Ekim 1997’de yayımlanan ilk sayısında Chris King’in “Bakışsız Bir Kedi Kara ve Ortodoksluklar” üzerine bir makalesi yayımlanmıştı. Sonuçta, “Okuduğum En Kederli” kitap adlı işbu makalenin tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/enkederlikitap.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. Makaleyi Orhan Koçak çevirmiş…

Eki
24
2009
0

Yazardan Okuyucuya Yeni Yollar: “Lichtzeile, Mail Art, Pflückliteratur”

Yazardan Okuyucuya Yeni Yollar: “Lichtzeile, Mail Art, Pflückliteratur”
Yazma eylemi, eğlence için yazılanları bir kenara koyarsak, evrendeki yoğun varoluşun bir arşivleme çalışması, bir koordinasyon sistemi çizme, devamlı sorarak yön bulma, bilinçlenme çabasıdır. Bir yandan kaçmanın yerine kovalamayı yeğlemektir, öte yandan totaliter güçler karşısındaki müzmin eli ermezliğin tesellisidir. Öğrenmeliyim, tanımalıyım, gözlem yapmalıyım, diyen yazar, gece gündüz {genelde gece!) diken üstündedir. Güzeli, çirkini, komiği, çarpığı, insanı, yani kendimi görmeliyim, anlamaya çabala-malıyım ki yazımın malzemesini çıkartabileyim, diye koşturur durur olayların ve insanların peşinden. Bu uğraşının getirdiği doyum, içindeki “yazar”la olan barışıklıktır, bir tür boşlukta olmama durumudur, tabanlılıktır (çoğu zaman).
(…) Okuyucu! Ulaşılması gereken kişi/kitle. Ama “Nasıl ulaşacaksın?” Kendileri veya çekmeceleri için yazı yazanların haricinde, yazınsal ürün verenlerin en sık yanıtlamak zorunda kaldıkları sorulardan biridir bu.(…)

Ercüment Aytaç
Kitap-lık Dergisi, Sayı:25, 1997

Ercüment Aytaç’ın yazısının tam metnine şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.com/yazardanokuyucuya.jpg

Eki
22
2009
1

Söyleşi: Beter Düşkünü (E.M.Cioran)

Kitap-lık Dergisi’nin 1995’te yayımlanan 16. sayısında bir Cioran klasiği… Christian Bussy tarafından gerçekleştirilen söyleşiyi Haldun Bayrı çevirmiş… Söyleşiye https://zaferyalcinpinar.com/cioranroportaj.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Not: İşbu söyleşi Cioran’ın söyleşilerinin bütünlendiği “Ezeli Mağlup” adlı kitapta yer almamaktadır.

Eki
09
2009
1

Söyleşi: Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nun Kapanışı Üzerine…


*

Senem Korkmaz’la Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nun kapanışı üzerine söyleştik… Aşağıdadır;

——-
Senem Korkmaz: Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nu ne zaman ve hangi amaçla hayata geçirdin?

Zafer Yalçınpınar: Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nu 2007’nin ilk aylarında kurdum. 2007’nin başına kadar birçok şiir ve edebiyat e-posta grubuna üyeydim. Bu e-posta gruplarında tartışılan başlıkların “paylaşım” odaklı olmadığını ve edebiyatın, şiirin içtenliğine ya da sahiciliğine uymadığını farkettim. Başka şeyler dönüyordu oralarda… Garip bir dirsek teması vardı ve bu dirsek teması küçük ölçekliyse bir “tarikat”, büyük ölçekliyse de bir “cemaat” oluşturmuştu. Bu grupların hepsinde de irtica faaliyetleri ya da unsurları vardı ve iğrenç bir “retorik arsızlığı” göze çarpıyordu. Akım derken bokum demekteydiler… Sıkı yazılar, şiirler, eleştiriler ve “hakikat” bu gruplarda paylaşılmıyordu. 2004-2007 döneminde basılı dergilere baktığımızda da durum aynıydı. Bir halay takımı, bir mutat zevat ordusu, kısacası bir “muhteris tipolojisi” statüko için elinden geleni ardına koymaz hale gelmişti. Müthiş çelişkiler ve irtica eylemleri söz konusuydu. Antoloji oyunları, sinsi manevralar, ödülcülük, jüricilik, ahbap çavuşluk, liyakatsizlik, temelsiz ya da gerekçesiz yazılar, biad yaklaşımları, yapay bağlamlar, yersiz ithaflar, binlerce yavşaklık, binlerce çelişki, binlerce döneklik… Baktım ki dergilerde de her şey bir “statüko üleştirisi” haline dönmüş ve neredeyse herkes bu “üleştiri mekanizması” etrafında çeteleşmiş… Yani sıkı şiir, sivil şiir, sahici şiir “mecra bulamaz” ya da “vücut bulamaz” hale gelmişti. Her yerde bir “sessizlik suikasti” oluşmuştu ve edebiyat kâhyaları tarafından uygulanan müthiş bir manipülasyon, kurulan bir menfaat şebekesi vardı. Günde üç dört kez “Puşt Ahali!” diyordum tüm bu cürufa… Sonra, bu durumu kendi kendime fısıldamayı bıraktım ve sözkonusu eğretiliklere karşı bir alternatif olsun diye “Puşt Ahali Edebiyat Platformu”nu kurdum. Çünkü “ben sustukça, sıra bana gelecek”ti. Susmamak gerekiyordu. Susa susa haysiyetini kaybeder insan… Başımıza ne geldiyse “susmak” yüzünden gelmiştir. “Sıkı şiir, sivil şiir, sahici yaratılar, araştırmalar, duyurular bu e-posta grubunda paylaşılsın ve edebiyat kâhyaları ya da sanat kabzımalları olmasın!” diye düşündüm. Edebiyat konusunda kimse kimseye “sessizlik suikasti” yapmasın, kimse kimseye susmasın, kimse kimsenin kâhyası ya da kabzımalı olmasın diye düşündüm. Kısacası, Puşt Ahali Edebiyat Platformu, “Ahali puşt olmasın!” demek için varolan bir paylaşım ve tartışma platformuydu. Platform,  mevcut garabet ortamını işaret etmek ve bazı taşları yerinden oynatmak için kuruldu. Büyük ölçüde başarılı oldu da… Kapandığında 2150 konu başlığında 4500’e yakın mesajdan oluşan bir tartışma ve paylaşım arşivi vardı.

S.K.: Puşt Ahali Tarifesi, yani e-dergi fikri nasıl ortaya çıktı? Derginin misyonu neydi?

Z.Y.: Platformun katılımcılarının sayısı ve bendeki edebiyat-sanat efemeraları çok artmıştı. Bunları e-posta yoluyla iletişim kurarak paylaşmak çok zor oluyordu. Arada zayiatlar da gerçekleşiyordu. İstediğim dozda ya da ayarda bir kapsam ve tasarım da e-posta sistematiğiyle oluşmuyordu. Birkaç arkadaşın önerisiyle ve desteğiyle P.A.T!’ı çıkarmaya başladım. E-dergi’nin işlevi ve görevi de platformla aynıydı. Aradaki tek fark, e-derginin önemli yaratıları ve efemeraları daha derli toplu olarak içermesidir. Şunu da söyleyeyim, başlangıçta bana destek olacağını söyleyenler, sonradan yeterince destek olmadılar. Fakat, gene de, “Puşt Ahali Tarifesi” zaman ve mekân içerisinde yayımlanmış en sıkı ve sivil oluşumlardan, dergilerden biriydi. Ortalama 1000 kadar da sürekli okuyucusu ya da takipçisi vardı. Ayrıca, not olarak söyleyeyim, derginin yayımlanmış tüm sayıları şu adresten indirilebilir: https://zaferyalcinpinar.com/pat.rar

S. K.: Puşt Ahali neden kapandı? Seni  buna iten durumları ve nedenleri açıklar mısın?

Z. Y.: Birçok kişisel gerekçem var… Şunu bil ki bu kişisel gerekçelerin hiçbiri de “keyfi” değil. Şimdi burada oturup, yaşama alanıma dair gerekçeleri, sıkıntıları ya da e-posta sistematiğinin teknik eksikliklerini ya da ne bileyim, işyerimdeki geçici sıkıntıların özel ayrıntılarını filan anlatmak istemiyorum. Bunları bir kenara bırakalım… Temel gerekçe şu: “Kişileri sırtıyla, yani sırt çevirişiyle tanımaktan sıkıldım! Buna zamanım yok artık!”

S. K.: Biraz önce senin de söylediğin gibi, Puşt Ahali Edebiyat Platformu kapandığında oldukça geniş bir arşive ulaşmış durumdaydı. Bu arşiv şüphesiz ki son derece değerli ve arşivin titizlikle korunması gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca platformun takipçileri arşive ulaşmak isteyebilirler? Bu mümkün olabilecek mi? Bunun için herhangi bir şey düşündün mü?

Z. Y.: Arşiv bende… Fakat takipçiler için özel bir şey düşünmedim… Bu konuda suçluyum. Ama Evvel Fanzin’in ve P.A.T!’ın sayfaları arasında da birçok önemli şey “künk” gibi duruyor hâlâ… İsteyenler bunlara doğrudan ulaşabilir. Bunların dışındaki bir şeyleri merak edenler, kurcalamak ve bilmek isteyenler varsa bana e-posta ile sorabilirler…

S. K.: Platform oldukça geniş bir kitle tarafından takip ediliyordu. Grubun ve e-derginin kapanmasına çok üzülenler olduğu kadar çok sevinenler de olduğuna eminim. Bu minvalde grubun kapanmasının belli  bir kitle tarafından “Yalçınpınar pes etti, yenildi.” şeklinde değerlendirileceği çok açık. Bununla ilgili ne düşünüyorsun?

Z. Y.: Yenildiğim filan yok… Puşt Ahali Edebiyat Platformu yapacağını yaptı. Ayrıca, Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nun kapanmasına sevinenler hemen heveslenmesinler… Ölene kadar yazacağım.  Yazdığım sürece de yenilmiş değilim. Beni bilen bilir. Platformun kapanışına üzülenler de aslında üzülmesinler… Bir de bakarsınız başka bir adla başka bir oluşum kuruveririm. Ve o oluşum da yüksek ihtimalle 20. sayısından yayım hayatına başlar. Yani, 19 sayı boyunca yayımlanan Puşt Ahali Tarifesi’nin bıraktığı yerden yeniden başlar. Edebiyat ve şiir bir zamanlama meselesidir… Hep söylerim; “zaman ve vicdan yargıçtır.” Saatlerinizi kontrol ediniz.

S. K.: Puşt Ahali Edebiyat Platformu’yla  -senin kavramlarınla söylersek-  “retorik arsızlığı” ve “yeni sinsiyet”e karşı büyük bir savaş verdin. Şimdi grup kapandığına göre Zafer Yalçınpınar savaş boyalarını silip baltasını toprağa gömdü mü?

Z. Y.: Bu soruna Oruç Aruoba’dan bir alıntı yaparak cevap vereyim:  Yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmağa çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de)savaşmakla geçecek. –Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur: Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman… Ama savaşacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten – sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? –Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın –bu da boşuna olmayacak.

S. K.: Platform kapanınca grubun takipçileri ve “sivil edebiyat” şiarının destekçileri olarak (kendimi de katarak söylemeliyim) bir anlamda “meydansız” kaldık. Bunu hak etmek için ne yaptık?

Z. Y.:Seni ve birkaç dostumu cevabımın dışında tutarak ve söylediğimin anlaşılacağını ümit ederek tek bir cümleyle cevap vereyim: “Bir şey yapmadılar!”

S. K.: Puşt Ahali’den sonra etkinlik gösterdiğin başka herhangi bir platform var mı? Paylaşımlarını nereden takip edebileceğiz?

Z. Y.: 2003’den beri yayımladığım “Sonrasızlık” adlı bir fanzin var. Önceleri basılı olarak yayımladığım bu fanzini 2006’da “blog” sistematiğiyle internete taşıdım. Sonrasızlık devam ediyor, sadece adı değişti. Fanzinin adını “Evvel” olarak değiştirdim. Fanzine şu adresten ulaşılıyor: https://zaferyalcinpinar.com/blog

S. K.: Yalçınpınar’ın bundan sonraki hedefleri ve projeleri neler?

Z. Y.: Aslında tek bir şiarım var: “İnsandan çok eşyaya benzememek!” Bu yoldaki uğraşılarım arasında, kısa vadede yani 2009’un sonunda ya da 2010’un başında “Denizaltı Edebiyatı” bildirisini yayımlamak var. Orta vadede de bir editöryal çalışmam var… Adını vermeyeceğim bir ustanın kitaplaşmamış bazı yazılarının editörlüğünü de üstlendim. Uzun vadede ise “sahiciliği” yazmak istiyorum: Kerim Çaplı, Ece Ayhan ve Kuzgun Acar arasındaki tipolojik ve yaşamsal benzerlikleri… Ayrıca, “Adabeyi” adlı “novella”mı da yazmaya devam ediyorum, fakat ne zaman tamamlarım ya da tamamlayabilir miyim, bilinmez. Kimse de bilemez…

S. K.: Umarım en kısa zamanda tamamlarsın. Kendi adıma Yalçınpınar’ın yeni çalışmalarını heyecanla beklediğimi söyleyebilirim. Çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar, söyleşi için teşekkürler.

Z. Y.: Asıl ben çok teşekkür ederim… Eksik olmayasın…

*

9 Ekim 2009

Diğer söyleşilere https://zaferyalcinpinar.com/dilinkemigi.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca bkz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=503

Eyl
27
2009
0

Gözümüzden kaçtı sanılmasın…

Gözümüzden kaçtı sanılmasın diyedir:

Gelen haberlere göre bizim Hz. Müptezel (Ali Enver Ercan) Eylül ayı itibariyle edebiyat kâhyalığına hız vermiş görünüyor. “Varlığ” dergisinde gençlerin şiirlerini “değerlendirme numarası”na geri dönmüş. Varlığ’daki sözkonusu çağrı metnini okumadım. (Zaten, ilkece 2006 yılından beri Varlığ Dergisi’ni okumuyorum.) Fakat, söylenenlere göre bizim Hz. Müptezel gene yapaylıklarla, kerametlerle ve belirgin çelişkilerle dolu bir metin yazmış. Metnin sonunda demiş ki “Kendisine değil de metnine önem verenler bize eser göndersin!”. Bu söylemden altı-yedi paragraf öncesinde de şöyle demiş: “Bize eser gönderenler mutlaka kısa yaşam öykülerini ve bir fotoğraflarını da göndersinler…”
Bu ne perhiz bu ne lahana! Yuh!
Herneyse, sonuçta, Hz. Müptezel, avanesi ya da halay takımı “Varlığ” dergisi üzerinden “yola devam” diyor… Gözümüzden kaçtı sanılmasın.

Hamiş: Hz. Müptezel’in kim olduğuna, neler yaptığına ve aramızdaki husumetin ayrıntılarına şu adresten ulaşılabiliyor: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=463

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com