Haz
20
2026
--

Kapak: “Üç Şehitler Destanı” (Fazıl Hüsnü Dağlarca)


Üç Şehitler Destanı, Fazıl Hüsnü Dağlarca
Varlık Yayınları, 1. Baskı, 1949
Kapak: Ali Suavi Sonar


(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız…)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fazıl Hüsnü Dağlarca başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
19
2026
--

Nâzım Hikmet’in ‘Sevdalı Bulut’ adlı masal kitabı için çizimler, karikatürler… (Oğuz Aral, Eflâtun Nuri, Ferruh Doğan)(1968)

Nâzım Hikmet – Sevdalı Bulut
Cem Yayınevi, 1968, 1. Baskı

(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız…)


Eflâtun Nuri (Adil Nuri Erkoç)‘un Çizimleri/Karikatürleri


Ferruh Doğan‘ın Çizimleri/Karikatürleri

(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayınız..)


Oğuz Aral‘ın Karikatürleri


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Nâzım Hikmet başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden, imzalı ilgilere ise https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
18
2026
--

Cenk Erdoğan ile…


2026’nın 18 Nisan’ında… Sıkı/hakikatli -onun tabiriyle ‘canım’- dost Cenk Erdoğan’ın albümleri LP olarak yayımlandı. Koşa koşa Cihangir’e gittik, imzalaştık, iki lafın belini kırdık, eski -ortaokul- günlerimizin esaslı dostluğunu yâd ettik… ve uyuyan çiçekleri de ‘kara(nlık) giderleri’ de ustaca selâmladık. (Çok ama çok acayip -nasıl bilemezsiniz- mutlu olduk…) Cenk Erdoğan iyi ki var, iyi ki yaşamdan sahici müzik ve izler damıtmaya devam ediyor: İyi ki yaşamı anlatıyor! (Zafer Yalçınpınar)



Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “İmzalı” ilgilere https://evvel.org/ilgi/imzalı adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
17
2026
--

“Bir Şair” Filmi Üzerinden Şairin Toplumsal İflası (AZİMET AVCU)

Simón Mesa Soto’nun ‘Bir Şair’ filmi ilk bakışta başarısız bir şairin hikâyesi gibi görünse de aslında şiirin günümüzdeki toplumsal konumuna dair oldukça sert bir film. Film boyunca izlediğimiz karakter yalnızca kişisel hayatında başarısız olmuş biri değildi. Aynı zamanda temsil ettiği kültürel dünyanın da yenilgisini taşır. Bu nedenle filmdeki trajedi bireysel olmaktan çok tarihseldir.

Şair karakterin en büyük sorunu yoksulluk, yalnızlık ya da depresyon değildir. Asıl sorun, yaptığı şeyin artık hiçbir toplumsal karşılığının kalmamış olmasıdır. Şair figürü bir zamanlar yalnızca edebiyatın değil, kamusal hayatın da önemli aktörlerinden biriydi. Şairler siyasal hareketlerin içindeydi, toplumsal dönüşümlerin sözcüsüydü ve yazdıkları geniş kitlelere ulaşabiliyordu. Bir Şair tam da bu mirasın enkazı üzerinde yükseliyor. Filmdeki karakter, geçmişe ait bir figür gibi dolaşıyor. Sanki başka bir dönemin insanı yanlışlıkla bugüne düşmüş gibi. (…)

Film üzerine düşünürken aklıma takılan son nokta ise şairin günümüz dünyasındaki konumu oldu. Coğrafyalar değişse de şairlere yönelik bakışın büyük ölçüde benzerleştiğini görüyoruz. Bugünün Türkiye’sinde de durum pek farklı değil. Festival çevrelerinde dolaşan, akademik alanda görünürlük kazanan ya da ekonomik olarak daha güçlü ülkelerde entelektüel kimlikleriyle var olabilen şairler bir kenara bırakıldığında, dünyanın birçok yerinde şair figürü hâlâ Oscar Restrepo’nun maruz kaldığı küçümseyici tavırlarla karşı karşıya kalıyor. Bir zamanlar toplumun vicdanı, sözcüsü ya da kültürel hafızası olarak görülen şair, bugün çoğu zaman işsiz, hayalperest, duygusal ya da “gerçek hayatın dışında” yaşayan biri olarak algılanıyor. Şiirin ekonomik bir karşılık üretmediği, insanı görünür bir başarıya ulaştırmadığı ve onunla uğraşmanın zaman kaybından ibaret olduğu yönündeki düşünce giderek yaygınlaşıyor. Bu nedenle çağdaş şair yalnızca iktidarla, kültür endüstrisiyle ya da edebiyat çevreleriyle mücadele etmekle kalmıyor aynı zamanda toplumun şiire ve şaire yönelik önyargılarıyla da baş etmek zorunda kalıyor. (…)

Azimet AVCU
banliyo.org / Haziran 2026


Yazının tam metnine https://banliyo.org/bir-sair-filmi-uzerinden-sairin-toplumsal-iflasi/ adresinden ulaşabilirsiniz.



Hamiş: EVVEL kapsamında yer alan Poetika Çalışmaları’na https://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
16
2026
--

ECZ. ZEYNEP MERAL YALÇINPINAR ANI KİTAPLIĞI


ECZ. Z. MERAL YALÇINPINAR
ANI KİTAPLIĞI İÇİN KİTAP BAĞIŞI ÇAĞRISI


Annem Ecz. Z. Meral Yalçınpınar‘ın anısını yaşatmak amacıyla, onun kültür, sanat ve edebiyata verdiği değerden ilham alarak özel bir kitap kampanyası başlattık.

Bu kapsamda, annemin de üyesi olduğu İzmir-Dikili’deki Hayıtlı Turizm Geliştirme Kooperatifi tesislerinin sosyal alanında “Ecz. Z. Meral Yalçınpınar Anı Kitaplığı” kuruyoruz. Kitaplığımızdaki boş raflar, sizlerin bağışlayacağı kitaplarla hayat bulmayı bekliyor.

Kültür ve edebiyatın paylaşarak çoğalacağı bu anlamlı projeye katkıda bulunmak isteyen dostlarımızın, kitap bağışlarını PTT Kargo’nun indirimli kitap gönderim kampanyasından yararlanarak aşağıdaki adrese göndermelerini rica ediyoruz:

GÖNDERİ BİLGİLERİ:
Teslim Alacak Kişi: Naile Karakaya
Adres: Hayıtlı Koyu Turizm Geliştirme Kooperatifi, 44. Sokak, Bademli, Dikili / İzmir
Telefon: 0541 338 48 53

Önemli Not: Kooperatifin işleyiş koşulları nedeniyle kitapların PTT Kargo aracılığıyla ve kargo ücreti gönderici tarafından karşılanarak gönderilmesi gerekmektedir.

Kütüphanemize yapacağınız her kitap bağışı, Ecz. Z. Meral Yalçınpınar’ın kültür ve edebiyat sevgisini gelecek kuşaklara taşımamıza katkı sağlayacaktır.

Desteğiniz ve duyarlılığınız için teşekkür ederiz.

ZaferYalçınpınar
16/6/2026


(Görselleri büyütmek için üzerlerine tıklayın…)

Haz
11
2026
--

Ceren Avşar’ın ‘Ses, Gövde, Zihin’ Kitabı Üzerine (Cengizhan Genç)

“Süreklilik imgelerinin herhangi birini yakından incelemek yeterlidir;
her zaman süreksiz olanın çizgilerini görürüz.”
Gaston Bachelard


(…)
Şiirin Başarılı Poetik Tercihleri

Ses, Gövde, Zihin ilk bakışta uzun bir şiir olarak görünse de aslında tek bir düşünce çekirdeği etrafında kuruluyor: Varlığın dünyada kapladığı yer. Ve günümüz şiirinde sıkça gördüğümüz parçalı yapı yerine tek bir merkezî imge etrafında gelişiyor.

Şiirin daha ilk sayfalarında ortaya çıkan “çok yer kaplama” fikri yalnızca fiziksel bir hacim meselesi olarak değil; sesin, zihnin, bedenin, hatıranın ve ölümün kapladığı metafizik alanı da içine alacak şekilde genişliyor. Ceren Avşar bu temel fikri şiirin sonuna kadar terk etmeyerek metnin dağınık görünmesine rağmen merkezini koruyor. Avşar; sesi, gövdeyi ve zihni birbirinden ayırarak değil, aynı varoluşsal yükün farklı görünüşleri olarak ele alıyor şiir boyunca. Bu sayede de şiir başlangıçta ortaya koyduğu çekirdek düşünceyi terk etmeyen bir yapıya kavuşuyor.

Özellikle şiirin tamamına yayılan soyut kavramların somut nesneler aracılığıyla düşünme eğilimi şiirin duygusunun ve öznenin yaşamakta olduğu duygunun anlaşılabilir ve ulaşılabilir bir noktaya çekilmesine olanak sağlıyor. Şiirde bilinç, ölüm, varlık ve zaman gibi kavramlar doğrudan teorik bir söylem içinde verilmeyip tuz, bezelye, kum, tohum, toprak, şelale, fare, kedi, masa, yetimhane, mezarlık, patrikhane, cami, katedral, kefen ve solucan gibi hayvanlar/nesneler aracılığıyla görünür hâle geliyor. Bu tercih şiirin düşünsel ağırlığını taşırken aynı zamanda şiirselliğini de korumasını sağlıyor. Bu sayede de şiirde nesneler ve hayvanlar üzerinden soyut kavramlarla kurulan bağ şiiri sadece bir fikir metni olmaktan kurtarıyor. Tuz, bezelye, kum, tohum, şelale, fare, kedi, mezar, kefen, solucan gibi maddi unsurlar şiirdeki düşünsel yükü taşıdıkları için şiir yalnızca felsefî bir metin olmaktan çıkarak şiirsel bir deneyime dönüşüyor. Özellikle fare ve kedi etrafında kurulan takip ilişkisi, içerideki ses ile dışarıdaki tehdidin birbirine karışması, öznenin kendi içine kaçışı gibi unsurlar şiirin imgesel gücünü artırıyor.

Ölüm kavramının romantik bir son ya da trajik bir felaket olarak ele alınmayıp daha çok biyolojik, maddi ve kaçınılmaz bir dönüşüm olarak görünmesi klişe olabilecek durumların önüne geçiyor. Solucanlar, mezar, çürüme, nefes ve beden arasındaki ilişki ölümün fiziksel boyutunu görünür kılarak “Ölüsü bile / ne çok yer kaplıyor” (s. 30) dizeleriyle şiirin merkezindeki metaforun ölümden sonra da sürmesini sağlıyor. Böylece şiirin temel problemi yalnızca yaşamla ilgili olmaktan çıkarak ölüm sonrasında da devam eden bir ontolojik soruya dönüşüyor. (…)

Cengizhan GENÇ
buzdokuz.com / 21 Haziran 2026


Yazının tam metnine https://www.buzdokuz.com/2026/06/ceren-avsarin-ses-govde-zihin-kitabi-uzerine/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Ses, Gövde, Zihin (tam metin pdf) : https://upas.evvel.org/sesgovdezihin.pdf


Ceren Avşar’la ‘Ses, Gövde, Zihin’ kapsamında gerçekleştirilen bir söyleşinin tam metnine https://upas.evvel.org/?p=3436 adresinden ulaşabilirsiniz.


EVVEL kapsamında yer alan poetika çalışmalarının tümü şurada: https://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari

Haz
04
2026
--

İlhami Batı vefat etti…

“Şair, yazar, fotoğraf sanatçısı ve çağdaş Türk Edebiyatının özgün sesi; İlhami Batı’yı kaybetmenin derin hüznüyle… İlhami Batı, Türk edebiyatının son dönemdeki dikkat çekici isimlerinden biridir. Roman, öykü ve şiir türlerinde üreten Batı, eserlerinde dilin sınırlarını zorlayan, felsefi derinlik ile şiirsel anlatımı harmanlayan bir üsluba sahiptir. Modern insanın iç dünyasını, varoluşsal sorgulamalarını ve gerçekliğin kırılganlığını sorgulayan yazılarıyla okuyucuyu hem düşündürür hem de duygusal bir yolculuğa çıkarır. Batı’nın metinleri genellikle deneysel ve yenilikçi bir yapıya sahiptir. Romanlarında mensur şiire yaklaşan bir akış görülür; öyküleri kısa, keskin ve kışkırtıcıdır. Şiirlerinde ise dilin bozulması, yeniden inşası ve anlamın parçalanması gibi teknikler ön plana çıkar. Tasavvufi motifler, varoluşsal ikilemler, yalnızlık, tesadüf ve içsel çatışmalar sıkça işlediği temalardır. “Akıl Hatası” kitabı onun ilk romanı sayılır, müthiş bir yapıttır. Çok erken aramızdan ayrıldı, hepimize çok ağır geliyor onun göç haberi. Böylesine yenilikçi bir kalem kolay kolay yetişmiyor. Başımız sağolsun.”

SimurgArt Yayınları, 5 Haziran 2026
Kaynak: https://x.com/SimurgArt/status/2062928038329778339)


Önemli Not: İlhami Batı’nın bilinen tüm kitaplarına https://www.kitapyurdu.com/yazar/ilhami-bati/225008.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
03
2026
--

Nâzım Hikmet ve Orhan Kemal (Haziran’da ölmek zor!)

3 Haziran 1963’te vefat eden büyük şair
Nâzım Hikmet’i saygıyla anıyoruz:

EVV3L kapsamında yayımlanan
NÂZIM HİKMET İlgileri:

1/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak
2/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak/page/2
3/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak/page/3
4/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak/page/4
5/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak/page/5
6/ https://evvel.org/ilgi/tas-ucak/page/6



Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet (Bursa Cezaevi yılları…)

Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e (Raşit Öğütçü’ye) yazdığı mektuplardan;

(…)
Muhakkak ki bir sıçrama devresindesin. Ve bu sıçramanın başarıyla gerçekleşmesi gelecek edebiyat faaliyetinin üzerinde çok tesirli olacaktır. Ben senin memleketimin en büyük muharrirlerinden biri olacağına eminim… İnsanların birçok taraflarını doğru olarak değerlendirmekte çok yanılmışımdır. Yanılmadığım bir şey varsa o da bir insandaki sanat kabiliyetidir. Beni yalnız bu hususta dolandırmadılar. Sende sanatkâr malzemesi, yapısı, soluğu mükemmeldir. Sana dolu dizgin güveniyorum. (“Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e iki mektubu”, Sanat Emeği Dergisi, Sayı:4, 1978, s.39)
(…)
Ben şahsen, gün geçtikçe ve aramızda zaman uzadıkça seni bir kat daha seviyorum. Memleketime, Türk halkına, dünyaya ve insanlarıma faydalı ve onlara lâyık olacağından eminim. Sana güveniyorum. Sahici Türk edebiyatı senden dünya ölçüsünde eser beklemektedir. Göster kendini Raşit.  (Nâzım Hikmet, ”Yayımlanmamış Eserler”, Cem Yay., 1977, s.350)


Orhan Kemal’in Gözünden Nâzım Hikmet

(…)“Hapishanede çehrelerini sık sık görmeye mecbur olduğumuz bir topluluk var, kravatlı, bey ıskartası, muhasip, kasadar –hakaret olsun diye veznedar demiyorum- kâtip, tahsildar, maliye memuru, ne bileyim ben, bu çeşit “Küçük burjuva”lar. Bunların karakterleri malum: Hem kel, hem fodul. Bütün hareketlerinden, sözlerinden kendini beğenmişlikleri akar. Mesela Nâzım Hikmet’e bunlardan birisi der ki:

-Bana bak Nâzım, sen insandan anlamıyorsun azizim, sen insanları ayırt etmekten yoksunsun!

Ben kudururken Nâzım Hikmet “Sen insan ayırt etmekten yoksunsun,” diyen “Serseriye” hiç kızmaz, özellikle gülümser ve ona bomboş gözlerle bakar. Biliyorum bu bakış o kadar anlamsız ve boştur ki, anlayana sivrisinek saz… O böyle bakarken kim bilir hangi konu üzerinde düşünüyor, çok iyi bildiği karşısındaki bu budalayı –kim bilir kaç milyonuncu misalini- tekrar önündeki bir aynaya bakar gibi okuyor.”

Orhan Kemal, Yazmak Doludizgin, Günlük, Tekin Yayınları, 2002,s.30-31


2 Haziran 1970’te vefat eden
“gerçek toplumcu” Orhan Kemal’i saygıyla anıyoruz:
https://evvel.org/?s=Orhan+Kemal


Haz
01
2026
--

Yaşar Yalçınpınar ve Mehmet Reşat (1938, Kınalıada)

Santrfor Yaşar Yalçınpınar kimdir?
Bkz: https://evvel.org/ilgi/yasar-yalcinpinar


Mehmet Reşat Nayır ve Yaşar Yalçınpınar (1938, Kınalıada)

(Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız…)


Mehmet Reşat Nayır (1911, Üsküp – 1992, İstanbul), Türk futbolcu, teknik direktör ve futbol hakemidir. Raşit Bey’in oğlu olarak Üsküp’te doğdu. Sonrasında İstanbul’a gelen Nayır, Gelenbevi Ortaokulunda öğrenim gördüğü esnada futbol oynamaya başladı. Ardından Kadıköy Lisesinde öğrenimine devam ettiği sırada Fenerbahçe altyapısında futbola devam etti. Kanat oyuncusu olarak oynadı. Fenerbahçe ile 5 lig şampiyonluğuna ulaştı. Sarı lacivertli ekipte 312 kez oynadı. Ayrıca 4 kere de millî olmuştur. 1959-60 Sezonu teknik direktör olarak Fenerbahçe’nin başında bulundu. 1961’de Vefa’yı çalıştırdı. 1992 yılındaki vefatının ardından Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.(Kaynak: Vikipedi)


Hamiş: Yaşar Yalçınpınar arşivine https://evvel.org/ilgi/yasar-yalcinpinar adresinden, Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com