
Nurullah Ataç’tan imzalı…
Hamiş: Kitabı bana ulaştıran sahaf Haluk Ceylandağ’a çok teşekkür ederim. (Zy)

Nurullah Ataç’tan imzalı…
Hamiş: Kitabı bana ulaştıran sahaf Haluk Ceylandağ’a çok teşekkür ederim. (Zy)
Muzaffer Tayyip Uslu -ki kömürü elmasa dönüştüren şairlerdendir- 1943 yılında ilginç bir yazı kaleme almış… Yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/siirdeprimitif.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
İşbu yazı, Zonguldak’ta, Kara Elmas Dergisi’nin 17. sayısında yayımlanmış.
Ne türden olursa olsun, gerçek şiirin, çağdaş toplumlarda, öyle “ayrılmış” bir yeri filan yoktur, söylenenlerin, yalanla başlayıp yalanla bittiği dillere destan olmuş bütün bayram demeçlerinin aksine.
Eh, toplumuna göre değişebilir biraz bu, kötülüğün koyuluğundan, iyiliğin açıklığına kadar —iyilik de, olanaksızlığın iyiliğidir. (…)
Tekin değildir şiir pek, iyi gözle bakılmaz ona, taş atar durup durduğu yerde çok dalgalara; çünkü şiir, bir yerde, gerçeğin de yedilmesidir; yani, ortaya konuşuyorum, şiir gerçeği yeder.
İşte böylesi bir olumsuz yeri vardır şiirin toplumlarda. Sonuçlayarak diyebilirim ki, bir toplumda yeri olmayışı onun yeridir. (…)
Ece Ayhan
Yeni Dergi, Ekim 1970, Sayı: 73
Sezer Tansuğ, “Yeni Dergi”nin 1968’de yayımlanan 48. sayısının “değinmeler” bölümünde Ece Ayhan’ın “Ortodoksluklar” adlı kitabına ilişkin bir yazı kaleme almış… O günlerde “Ortodoksluklar” yeni yayımlanmıştı… Sözkonusu yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/ecesezertansug.jpg adresinden ulaşabilirsiniz…
28 Ağustos 2008’de vefat eden sıkı şair ve uçbeyi İlhan Berk’i saygıyla anıyoruz…
Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan tüm İlhan Berk ilgilerine, alıntılara ve buluntulara https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.
*
İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008’de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” adlı yazının tam metnine -ki bu yazı Birgün Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- https://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)
İlhan Berk’ten Zy’ye…
*
İlhan Berk ve Zy (2006)
Kasım 2006’da Yapı Kredi Kültür Sanat A.Ş. tarafından gerçekleştirilen “İlhan Berk Defter Kapakları” sergisinden bazı görüntüler…



Fotoğraflar: Zy
Sağolsun, Metin Kızılcalıoğlu, yine Kerim Çaplı‘ya ilişkin önemli buluntuları Evvel Fanzin’e iletti. https://www.60sgaragebands.com/sundowners.html adresinde yer alan bilgiler bizim için gerçekten çok değerli… Bu web sitesinde yazılanlara göre Kerim Çaplı, The Sundowners’da davul çalarken grup 1967 yılında The Monkees’le birlikte turneye çıkıyor. Ardından The Sundowners, Jimi Hendrix’le birlikte turnesine devam ediyor. Sitede Kerim Çaplı’nın iki ilginç fotoğrafı bulunmakta… Aşağıda fotoğrafları paylaşıyorum. Bununla birlikte, The Sundowners’ın sözkonusu 1967 turnesinden bir kayıt da paylaşılmış. Kayıtta Kerim Çaplı davulları çalıyor. Kaydın mp3’üne https://zaferyalcinpinar.com/sundowners67.rar adresinden ulaşabilirsiniz.
Tüm bu materyaller ve bilgiler The Sundowners’dan Dominick Demieri’nin arşivinden…

Kerim Çaplı, 1967’de The Sundowners’da çalarken…
(İşbu fotoğrafı “Kim Capli” olarak imzalamış.)
*


Yavuz Çetin’in 34 KBP 09 plakalı 1977 model Peugeot marka arabası…
Fotoğraf, “Satılık” adlı albüm çalışmaları sırasında çekilmiş.
Kaynak: https://www.fankitonki.com
Hamiş: https://www.fankitonki.com adresinde yer alan web sitesinin Yavuz Çetin’e adanmış web sitelerinin içerisinde en sıkısı olduğunu da ifade etmem gerekiyor.
Yavuz Çetin’in albümlerinde yer almayan bazı şarkı ve cover kayıtlarına https://www.fankitonki.com/icerik/diskografi/albumdisikayitlar.html adresinden ulaşabilirsiniz…
İkarus Sahaf & Cafe, sıkı sahaf Korhan Akman‘ın Kadıköy’deki mekânıdır. Tüm kitap ve efemera heveskârlarını bu mekâna bekliyoruz…


İkarus Sahaf’ın satışta olan kitaplarından bazılarına https://www.nadirkitap.com/sahaf-detay.php?kitaplari=1&uyeid=8074 adresinden ulaşabilirsiniz. İkarus’un efemeraları ise https://www.nadirkitap.com/sahaf-detay.php?kitaplari=1&tip=efemera&uyeid=8074 adresinde bulunuyor. Örneğin Melih Cevdet’in “Yolculuk” adlı şiirinin 1941 tarihli, kendi el yazısıyla yazıp imzaladığı farklı bir nüshasını şu adresten inceleyebilirsiniz: https://www.nadirkitap.com/melih-cevdet-anday-in-yolculuk-adli-siirinin-1941-tarihli-kendi-el-yazisi-ve-imzasiyla-orjinali-efemera869980.html
Ayrıca bkz:
https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=3018
https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=329
Yavuz Çetin’in bu fotoğraflarını 1999 kışında Kadıköy-Shaft’ta çekmiştim. “Zenit” marka fotoğraf makinemin “B” ayarında… (Zy)

Yavuz Çetin, “soundcheck” yaparken… (Foto: Zy)
*

Bend’e çıkarken Yavuz Çetin… (Foto: Zy)
Bend: Gitar telini çekerek notanın yarım ses veya tam ses yukarı götürülmesidir. Bu teknik iyi kullanıldığında ileri götürülecek nota değeri ile profesyonelce oynamak milimetrik nota kaymaları sağlayarak ilginç tınılar yakalamak mümkündür. Gitar teknikleri içerisinde en yerleşmiş olanlardandır.
Ayrıca Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=yavuz-cetin
Yavuz Çetin’in “İstanbul’a Ait” adlı şarkısının akustik versiyonunu https://zaferyalcinpinar.com/yavuzcetinistanbul.mp4 adresinden dinleyip, izleyebilirsiniz.
Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan tüm Yavuz Çetin ilgilerine şu adresten ulaşabilirsiniz; https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=yavuz-cetin
Kerim Çaplı‘nın “The Monkees” adlı ünlü grupta yer aldığını biliyoruz… Kerim Çaplı, Amerika’dayken çoğu kayıtta ve etkinlikte “Jim Capli”, “Kim Capli” ya da “Kim Copli” isimleriyle yer almıştır. The Monkees’in 1967 tarihli “Pisces, Aquarius, Capricorn & Jones Ltd.” adlı albümünden “Hard To Believe” adlı şarkıya https://www.youtube.com/watch?v=gOS8G02iqqw adresinden ulaşabilirsiniz. Bu şarkıyı yazanların arasında Kerim Çaplı (Jim Capli/Kim Capli) da bulunmakta…
Şarkıyı Evvel Fanzin’e ulaştıran: Metin Kızılcalıoğlu
Ayrıca bkz: https://zaferyalcinpinar.com/kargamecmuakerimcapli.JPG

Şefik Atabey’in Marmara Adası Aba Koyu’nda yer alan yazlık evi…
Bugün itibariyle, dünya çapında Osmanlı tarihi ve coğrafyasına ilişkin kitap ve koleksiyonu konusunda en bilgili kişilerden biri olan Şefik Atabey’in vefat ettiğini öğrendim. Marmara Adası’nda komşumuz olan Şefik Amca’nın vefatıyla birlikte kitap koleksiyonculuğu dünyasında bilgi ve deneyim açısından büyük bir boşluk oluşmuştur. Kitap koleksiyonculuğu üzerine ilk tavsiyeleri 2000 yılında Şefik Amca’dan aldığımı ifade etmeliyim. Ayrıca, Eduardo Galeano’yu bana tanıtan da Şefik Amca’dan başka biri değildir. Ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum.
Hamiş: Şefik Atabey, İstanbul Radyosu ile Türkiye Boks Federasyonu kurucularından gazeteci ve radyo programcısı Eşref Şefik‘in oğluydu. Kitap koleksiyonculuğu konusunda da Ömer Koç’un akıl hocası ve öncüsüydü.
2.Hamiş: Şefik Atabey’in naaşı 10 Ağustos Salı günü Marmara Adası’nda defnedilecektir.
Ayrıca bkz: https://webarsiv.hurriyet.com.tr/2002/03/23/103877.asp
Varese Edgard ve Le Corbusier…
Bkz: https://subculturia.blogspot.com/2010/08/poeme-electronique-1958.html
Eğreti zamanlar kayıp geçti
Bir deli yıldızları sayıp geçti
Bir adam köprülerde ağlıyordu
O adam deliydi ben akıllıydım
Hu dedi ninnilerde güzel kızlar
Güzel kızlar var olsun
Dünyada bir ben varım
Bir de bu olmayası sahipsizliğim
(…)
Siz beni bu şehirden alıp götürün
Tükenmez yağmurlarda ıslatın
Elime iki kulaç ip verin
Düğümleyip düğümleyip çözeyim
Şehrin bütün ışıklarını söndürün
Kapatın bütün kapılarını
Beni bu şehirden alın götürün
Bir elim sağ cebimde
Bir elim sol cebimde
Bu hüznü siz de bilirsiniz
Anlat deseniz anlatamam
Enine boyuna yaşarım ancak
Bu koku bilmediğim bir koku
Bu gece kayık düşlerden birine benzer
Dört yanım karanlıkta
Büyük rüzgârlarda savrulacağız
Öylece dur kollarımda öylece
Karanlıkta telâşla seni hatırlıyorum.
(1954)
Turgut Uyar
Yitiksiz (Kitaplarına Girmemiş Şiirleri), Haz: M. C. Doğan, YKY, 2010, s.70-71

Ece Ayhan’ın YKY’den ve diğer yayınevlerinden yayımlanan kitaplarına girmemiş olan “İnsanların Kötüleri” adlı şiirini Yenilik Dergisi’nin 1955 tarihli 28. sayısında buldum. Şiir, “E. Ayhan Çağlar” imzasıyla yayımlanmış. Yeni Ufuklar’da bulduğum ve Evvel Fanzin kapsamında tekrardan yayımladığım “Takma Göz” (1956) adlı şiir de “E. Ayhan Çağlar” imzasıyla yazılmıştı. Ece Ayhan’ı ve onun “insanlık” görgüsünün, anlayışının kökenlerini, sahiciliğini kavramak açısından “E. Ayhan Çağlar” imzasıyla yayımlanan işbu şiirleri ve buluntuları çok önemsiyorum. Ece Ayhan’ın düşüncelerini ve imgelemini “ters” algılayan ortalama idraklıların bu şiirlerden öğreneceği çok şey var… Ancak her şeyden önce, Ece Ayhan’ın zihninde yarattığı ve ölümüne karşı olduğu o “kötülük tipolojisi”nin algısal nitelikleri bu şiirde bulunmaktadır. Zaten Ece Ayhan’ı ve şiirini doğru okumak için ona “Ayhan Çağlar” olarak bakmak ve onu Ayhan Çağlar olarak araştırmak gerektiğini her vesileyle dile getirmiştim.
Sonuçta, Ece Ayhan’ı ve onun poetikasının evrenselliğini, sıkılığını unutturmak isteyen “kötülük dayanışmaları” ve dernekleri başaramadılar. Şimdi onu yanlış tanıtmak isteyen kifayetsiz muhterisler ve fetbazlar da başaramayacaklar…
12 Temmuz 2010‘un (yani Chris King tarafından Ece Ayhan poetikasından esinlenerek çekilen Blind Cat Black -Bakışsız Bir Kedi Kara- adlı filminTürkiye gösteriminin) hemen öncesinde Ece Ayhan’a ilişkin sıkı bir buluntuyu ve efemerayı Ece Ayhan okuruyla yani sıkı ve sahici insanlarla paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum.Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar
*

Hazırlayanlar:
Futuristika! Enteresan Mevzular Dergisi (TR) / Chris King [Poetry Scores] (ABD)
ve Zafer Yalçınpınar [EVVEL] (TR)
“Blind Cat Black / Bakışsız Bir Kedi Kara”
2008 // 58 Dakika – Renkli – Amatör Sürrealist Zombi Sessiz
12 Temmuz 2010 Pazartesi, Saat: 21:00 – Ücretsiz gösterim
Mekân: KargART
Adres: Kadife Sokak No:16 Kadıköy
Facebook Etkinlik Sayfası: https://www.facebook.com/event.php?eid=130322370325982
Ayrıntılı bilgi için: edit@futuristika.org
(…)
Orhan Veli aktarıyor:
«— Sait (Faik)’in piyesinde hareket var, lâf yok. Bir kelimelik konuşmayla da bitiyor. Böyle yağmurlu bir günde kalabalık bir caddede insanlar koşuşuyor. Beyoğlu olacak… Taksiler, hususiler, bağıran, çığıran, kadınlar, kızlar… deme gitsin… büyük bir kalabalık… İşte bu kalabalık arasından bir adam çıkıyor. Omuzunda bir tek yorganı… Ondan başka göze batar bir şeyi yok. Vitrinlere baka baka, sahnenin önüne doğru geliyor, sırtındaki yorganı indirip seyircilere doğru uzatıyor, hüzünlü bir sesle:
—Satıyorum… diyor.
Piyes de bitiyor.»
Mehmed Kemal
Acılı Kuşak, Toplum Yayınevi, 1967, s.26
İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda sımsıcak bir çakıl ıslanır
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü ihtiyar balıkçı gencelir, küçülür
İkisi bir boya geldiler mi sait kesilirler.
Bütün İstanbul’u dolaşırlar
El ele, kol kola, baş başa
Ana avrat küfrederler
Eşe dosta, uçan kuşa
Sivriada’da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Zibâ mahallesinde gece yarısı…
Sabaha Galata’dan geçer yolları
Kahvede maytaba alırlar zararsız bir deliyi:
-Ula Hasan! derler. Gazeteyi ters tutaysun!…
Çaktırmadan gazetesinin ucunu yakarlar fakirin
Sonra… oturup ağlarlar.
(…)
Bedri Rahmi Eyüboğlu
Yeditepe Dergisi, Sayı: 106, 1956
Yeditepe Dergisi’nin 1 Mayıs 1956 tarihli 106. sayısını Kadıköy’de, İmge Sahaf’ta buldum. Derginin çoğu sayfası 1954’te (derginin yayımlanışından iki yıl önce) vefat eden Sait Faik’i anmaya yönelik yazılara ayrılmış. Dergide en çok ilgimi çeken Şerif Hulusi’nin aktardığı “Sait Faik’le Geçen Günler” adlı anı yazısı ve Sait Faik’in kendi elyazısıyla çeşitli tashihler içeren “Ormanda Uyku” adlı öyküsünden bir sayfanın görüntüsüydü.
Bunlarla birlikte, Tahsin Yücel’in 1956 Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazanışına ilişkin bir haber (anlaşılıyor ki Ahmet Hamdi Tanpınar ve eseri yarışmadan çekilmeseydi, Tahsin Yücel’in “Haney Yaşamalı” ile bu ödülü kazanması zordu), Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Sait Faik” adlı şiiri (ah Zibâ ah!) ve Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı” adlı şiirinin tarihte ilk kez Yeditepe’nin Sait Faik’e ayrılmış işbu özel sayısında yayımlanmış olması (anlaşılıyor ki Turgut Uyar’ın “Göğe Bakma Durağı” adlı şiiri Sait Faik’le ilişkilendirilmiştir ya da Sait Faik’e ilişkindir) ve Orhan Kemal ile Sait Faik’in Burgaz Adası’nda (Kalpazankaya’da, sahilde… Anlaşılıyor ki Orhan Kemal ve Sait Faik birbirlerine düşman değildirler) çekilmiş bir fotoğrafı beni çoşkuyla doldurdu. (Zy)

***

***
1936 yılının soğuk bir aralık ayı gecesiiydi. İstiklal caddesindeki Petragot kahvesinde cadde tarafındaki pencereye yakın bir masada Cahit Sıtkı Tarancı, Baki Süha Ediboğlu oturuyorduk. Yahya Kemal’in o günlerde Foto Magazin‘de çıkan şiirlerinin güzelliği üzerinde Cahit Sıtkı’nın hayranlık dolu sözlerini dinliyordum. O sırada Sait Faik yanımıza gelip oturdu. Çakır keyif bir hali vardı. Yahya Kemal lâfını yarıda kesip:
-Ölüm kartviziti basan bu şairin methiyesinden bıktık birader! dedi
Cahit Sıtkı’nın şairce;
-Ölümü yaşamak kadar güzel anlatıyor, insanın ölesi geliyor! lafına kulak asmadı, ayağa kalkıp elimden tutarak bana:
-Haydi, kalk, gidelim! dedi.
(Parmakkapı’dan çıkıp, tramvayla Nişantaşı’na Suphi Nuri İleri’nin evine giderler. Evde misafir olan genç bir şair Yahya Kemal’in “Rintlerin Ölümü” adlı şiirini okur.)
Suphi Nuri İleri:
-Doğrusu güzel bir şiir. Güzel, ama hiçbir cazibesi olmayan, insanı allak bullak eden o iç zenginliklerinden yoksun, mermer kadar duygusuz bir kadın gibi güzel. Hatta, mutfak duvarlarını kaplayan süt beyazı fayanslar gibi. Güzel, tertemiz, ama ne yazık ki hiçbir mânası yok. Yahya Kemal’in bu şiiri de öyle. Hemen hepsi de öyledir, diyebiliriz.
(…)
ŞERİF HULUSÎ

***

“Shakespeare & Co’ya ait bir damga…”
*
Futuristika taifesinden Barış Yarsel, Paris’in en ünlü kitapçısını ziyaret etmiş…
Bkz: https://www.futuristika.org/trend/gezimekan/kitapci-degil-mabed-shakespeare-co
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com