Mar
23
2008
0

Pazartesi

Bir Pazartesi günü idi. Günler, şu garip günler! Uykumuzun içinde saatleri başlayan günler! Uyandığımız zaman üçte birini arkada bırakmışızdır başlayan günün, kaldı mı üçte ikisi… Yap bakalım hesabını!.. Hey gidi pazartesi hey! Kaldı onaltı saatin. Bir saat kavgaya say, bir saat konuşmaya, iki saat yürümeye, yarım saat düşünmeye koy, yemeye içmeye de bir saat, yarım saat el yıkama, abdest bozmaya, yarım saat olduğun yerde kestirmeğe, çeyrek saat bilet almağa, tünele, tramvaya, vapura binmeye… Say sayabildiğin kadar. Koy bu on saatin içine boşlukları doldur bakalım. (…)

Ulan pazartesi! Sen bir tarafta Pazar, bir tarafta salısın; serseri herif! Ne diye İstanbul’da bize “pazartesiyim” diye kafa tutarsın.

Sait Faik, Kayıp Aranıyor, 1953, Varlık Yayınları, s.81-82

Mar
11
2008
0

Tamtam çalarak…

(…)Kalktı, aynada yüzüne baktı.. Bir şeyciği yoktu. Hatta yanakları şimdi kızarmıştı bile. “Demin nasıldım kimbilir?”dedi. Odanın eşyası yerlerinde yer etmiş gibiydiler. Korkunç, zalim yabancılıkları geçmişti. Deminki gibi tamtam çalarak üstüne üstüne yürümüyorlardı. Mantosunun cebinde bir gazete bulunduğunu hatırladı; alıp tekrar karyolaya uzandı. Gazeteyi okumaya başladı. Kelimelerin mânalarını elbet biliyordu ama bir türlü birbirleriyle birleşince bir anlam alamıyorlardı. Her kelime ayrı ayrı, resim gibi kafasında canlanıyor, ama ötekisiyle birleşmiyordu.(…)

Sait Faik, Kayıp Aranıyor, Varlık Yayınları,1953, s.46-47

Mar
11
2008
0

Bir hizada… Korkunç…

(…) Zulmedecek, kendi üstünlük hastalığını şehvet gibi tatmin edecek bir biçare insan arardı. Yüzü ve dudakları al al, bıyıkları kıpkırmızı olduğu halde bir yeşil gülümseme ile dört yanına bakardı, üstü başı, omzu kıçı bir hizada korkunç bir mahlûktu.(…)

Sait Faik, Kayıp Aranıyor, Varlık Yayınları,1953, s.15

Oca
07
2008
1

Orhan Kemal, Sait Faik’i anlatıyor…(TRT Arşivinden…)

http://www.youtube.com/watch?v=QBrd8xKBwNk adresinden ilgili videoyu izleyebilirsiniz.

Ve fakat, videoyu izlerken, şu aşağıda yazanları da aklınızda bulundurunuz:

Sait Faik/ Biraz haksızlık edildi adama. Yapayalnız bırakıldı. Bir gün Nisuaz’da bir grup adama bir şeyler anlatmak ister. Aslında edebiyat çevrelerine pek girmezdi ama, o gün orada işte. Orhan Kemal’de orada… Orhan Kemal, Sait Faik konuşmak isteyince şapkasını çıkarıyor, Orhan Kemal köylü kökenli olduğu için kapalı yerde şapkayla oturur, köylüler kapalı yerde şapka çıkarmaz ya evet bu sefer şapkasını çıkarıyor, “Sen şapkama anlat” diyor, kendi konuşmasını sürdürüyor. Sait Faik dövünerek çıkıyor. Bir şey de yapmıyor. Horlandı.

Ece Ayhan, Aynalı Denemeler, YKY, 2.Baskı, 2001, s.48

Haz
29
2006
0

İş

(…)

Beni dikkatli dikkatli süzdü.

—Sen ne iş yaparsın? – dedi.

—İş yapmam.

Kötü kötü baktı:

—Aylak mı gezersin? Maşallah! Üstün başın da temiz. Boşver! Yalan söyleme. Söyle, ne iş yaparsın?

—Bir iş yaparım ama, iş yerine geçmez.

—Para getirir mi?

—Cigara parası getirir…

(…)

Sait Faik
Alemdağda Var Bir Yılan,
Bilgi Yayınevi, Ankara 1970, s.84

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com