1990’lı yılların ortasında Kadıköy’de çok zaman geçiriyordum. Bunun birkaç nedeni vardı. Üniversite sınavına hazırlandığım dershane Kadıköy’deydi. Bir de lise arkadaşlarımla bir rock grubu kurmuştuk, bazı provalarımızı Kadıköy’deki stüdyolarda yapıyorduk. Müzik aletleriyle ilgili ihtiyaçlarımızı da Kadıköy’den karşılıyorduk; gitar teli, pena, kablo, ne bileyim, o tür şeyleri bulabileceğiniz yerler vardı. Erenköy’de oturduğum için de dershane ve prova dışında arkadaşlarla zaman geçirebileceğimiz en iyi yer Kadıköy’dü. O dönem Kadıköy’e yeniyetme biri olarak bakıyordum tabiî. Kadife Sokak, Reks Sineması, kafeler, barlar… Ama bugünkü Kadife Sokak gibi değildi. Daha yeni yeni oluşuyordu. Kafeler ve barlar yeni açılıyordu. Sokak henüz bugünkü hâline gelmemişti. Bir de o yıllarda kafeler ve barlar sadece gece gidilen yerler değildi. Gündüz de gidip oturabiliyordunuz. Yanınıza bir dergi alıyordunuz, okuyordunuz. Müzik dinliyordunuz. Bir arkadaşınızla konuşuyordunuz. Kız arkadaşınızla oturuyordunuz. Bazen de tek başınıza oturuyordunuz. Yani mekânların böyle daha sakin ve cazip bir tarafı vardı.
Karga’ya ilk kez 18-19 yaşımda gitmeye başladım. İlk dikkatimi çeken şey girişte bildiğimiz anlamda bir tabela olmamasıydı. -Hâlâ da yok.- Sadece Karga logosu vardı. Merak uyandırmıştı bu bende. İçeride ne var diye bakıyordunuz. Karga o zamanlar bugünkü hâlinden farklıydı. Tek katlı, daha küçük, karanlık ve biraz bohem bir yerdi. Kadife Sokak’taki diğer mekânlardan da ayrılıyordu. Kafe ve bar tarafını bir arada taşıyordu. Benim hatırladığım kadarıyla o dönemde kafe-barlar içinde kafe-kanyak karışımını içebileceğiniz tek yer de Karga’ydı. Bugün çok küçük bir ayrıntı gibi geliyor belki, ama o zamanlar bu durum benim için çok önemliydi.
(…)
Böyle düşününce, 18-19 yaşında kapısındaki karga logosu ilgimi çeken bir yere gitmeye başlamamla -o ânın kaderiyle- her şeyin zaman içinde başka bir hâle geldiğini görüyorum. İlk başta sadece gidiyordum, oturuyordum, kitap okuyordum, müzik dinliyordum. Sonra orada tanıştığım insanlar, konuşmalar, yazılar, etkinlikler ve Karga Mecmua hayatımın başka taraflarında ağırlık noktası oldu. O küçük, tek katlı, karanlık Karga’dan KargART’a, Karga Mecmua’ya, başka insanlara ve başka şeylere uzanan edimsel bir süreç yaşadım. Bunlar birbirinden kopuk şeyler değil zaten. Şöminenin karşısında oturup ateşi izlediğim Karga’yla, daha sonra müziğin özünü duyduğum, KargART’ın sanatsal etkinliklerine gittiğim, Tayfun’la tanıştığım ve Karga Mecmua yazı kadrosunun içinde yer aldığım Karga arasında şiirsel bir devamlılık var hâlâ… Otuz yıl sonra geriye dönüp baktığımda, bunu daha güçlü hissediyorum.
(…)
Zafer Yalçınpınar
“A’dan Z’ye… Yaşantı Parçaları”, Ekim 2026
Yazının tam metnini https://www.zaferyalcinpinar.info/kadikoyde-gecen-30-yilin-mihenk-tasi/ adresinden okuyabilirsiniz.













































