Alfred Jarry
“UBU”, Çev: Asaf Çiyiltepe, İzlem Yay. 2. Baskı, 1963, s. 76-78
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
Alfred Jarry
“UBU”, Çev: Asaf Çiyiltepe, İzlem Yay. 2. Baskı, 1963, s. 76-78
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
GÖZLE GÖRÜLEBİLEN İKİNCİ ŞİİR
(…) güneş, ben lambayı söndürünce, gözlerimin uçurumuna indi. Alp dağlarının çukuru, yılın en kısa gününün şimşek gibi çakan ışığı. Alışkanlıklarıma engel oluyordu aydınlık, genel yaşamın utandırıcı koşullarında edinilmiş sıkılganlığı incitiyordu. Kara kristal perde çatlamıştı. (…) güneşin korkunç mu korkunç büyüteci altındayım ve çamurlarla, kabuklarla, külerle, birbirine dolanmış kıllarla, el sürmeyi göze alamadığım şeylerden daha itici nesnelerle kaplı sanıyordum kendimi.
Ertesi gün, gözlerim açıkken, yosunlarla, kuşbaşı iriliğinde karkarla, mercanlarla, buzlarla, bir de altın parıltılı, sessiz, ufak bir ateşle örtüldüğümü gördüm ardarda.
Kısacası doğa büyüklüğünde.
(…)
Paul Éluard, “Bakışın İçerisinde”, 1948
“Şiirler”, Çev: Sait Maden, Yeni Ankara Yay., 1976, s.216

Ece Ayhan ve Özay Hanım
(Hatay Meyhanesi Arşivi’nden…)
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

“Hoş Çakal Hoş Tilki”, Ece Ayhan
(Enis Batur’a Mektuplar 1975-2002)
Noktürn Yayınları, Eylül 2015
Ece Ayhan’ın Enis Batur’a yazdığı (1975-2002 tarih aralığını kapsayan) mektuplar, “Hoş Çakal Hoş Tilki” adıyla Noktürn Yayınları tarafından Eylül 2015’te kitaplaştırıldı. İşbu mektupları Ece Ayhan’a ait diğer bazı metin ve mektuplarla karşılaştırmalı olarak okumayı 4 Ocak 2015 tarihinde tamamladım.
Ece Ayhan’ın hayatını incelemeye uğraştığınızda -yakın tarih gibi görünse de- son derece karmaşık, anlaşılması zor, çağlar boyunca sürmüşçesine karanlık bir tarihsellik ve tuhaf (ters, eksiltili) bir varoluş biçimiyle karşılaşırsınız: Çıkışlarla veya kazanımlarla değil, süreksel inişlerle veya kayıplarla donanmış (Ece Ayhan bunu ‘düşüş’ olarak ifade ediyor mektuplarında) mitolojik özellikleri olan bir karakter hakkındaki rivayetleri arkeolojik açıdan araştırıyor gibi olursunuz. Ece Ayhan’ın hayatını çeşitli unsurlara bölerek (edebî akımlar, siyasal çevrimler, sosyolojik çıkarımlar ya da ideolojiler gibi) yapısal olarak tasnif etmeye çalıştığınızda da birçok ismin, olayın, katmanın ve nedensellik ilişkisinin sürekli yönelim değiştirdiğini (düştüğünü, çeliştiğini), bununla birlikte, onun hayatındaki her etkileşimin “kara duygululuk” diyerek tanımlayabileceğimiz hakikate (kara gerçeğe) eklemlenip Ece Ayhan’ı fenomenleştirdiğini hissedersiniz. Eşinin vefatı, Denizli-Çardak’ta kaymakamlık görevindeyken yaşadığı olaylar, maruz kaldığı kumpas, mülki amirlikten (devletten) ayrılışı, hapis cezası, 12 yaşındaki oğlunun velayetini kaybedişi, yaşlı annesinin (Ayşe Hanım) Çanakkale’de (köyde) yalnız kalışı, geçirdiği cerrahi operasyonlar, beyin ameliyatları, hastalıklar, evsizlik, parasızlık, işsizlik ve kimsesizlik… Süreksel inişler; ‘düşüş’ler…
Ece Ayhan’a ilişkin olarak bugüne kadar yayımlanan -ve henüz yayımlanmayan- efemeratik belgelerin hepsini birlikte düşündüğümde, Ece Ayhan’ın yaşamındaki “kara duygululuk” durumunu sabitleyen (yani, ‘insanlık’ olgusunun mevcut gelişmişliğine ve ilerleme prensibine Ece Ayhan’ın duyduğu güvensizliği, karamsarlığı bütünleyen, bu güvensizliğin son merhalesini oluşturan) olaylara dair bazı ‘özel’ mektuplarla karşılaşıyorum: Ece Ayhan’ın Enis Batur’a yazdığı 1 Eylül 1977, 12 Şubat 1978, 14 Mart 1978, 8 Nisan 1978 tarihli mektuplarda açıkladığı olaylar, sanırım, bu açıdan en önemlileri… Söz konusu mektuplar Ece Ayhan’ın Zürih’teki beyin ameliyatlarına, tedavi sürecine ve bu süreçte Ece Ayhan için sanatçılar tarafından İstanbul’da toplanan yardım paralarına (yardım fonuna) ilişkin çeşitli bilgiler, isimler, suçlamalar ve hukukî girişimler (adalet arayışları) içeriyor. Aynı zamanda bazı arkadaşlarının ve bazı avukatların Ece Ayhan’ı nasıl zor bir durumda -düşüşte- bıraktığını, o dönem Ece Ayhan hakkında nasıl bir kara propagandanın kimler tarafından yürütüldüğünü, Ece Ayhan’a uygulanan birçok haksızlığın ve insafsızlığın nasıl örtbas edildiğini, çoğu -sözde- arkadaşının Ece Ayhan’a nasıl sırt çevirdiğini ve nasıl kaçıştığını da gösteriyor… Söz konusu mektuplarda anlatılan olaylar, Ece Ayhan’ı “bir insan topluluğunda yaşamadığı” sonucuna çıkarıyor ve bu “kara gerçek”, Ece Ayhan’ın tüm hayatını geri dönülmez bir şekilde etkiliyor. Kısacası, Ece Ayhan’ın en büyük -belki de son- ‘düşüş’ünün birçok ayrıntısını Enis Batur’a yazdığı 1977 ve 1978 tarihli mektuplarda bulabilirsiniz.
“Hoş Çakal Hoş Tilki” adlı kitapta yer alan 12 Nisan 1978 tarihli mektubunda şöyle diyor Ece Ayhan: “(…)böyle her şeyin ucundayken bir kişinin içyüzünü açıklamayacaktım, öylesine Doğrucu Davut’luk fazla kaçtı. İnsanların hepsinin göründüğü gibi insancıl olmadıklarını bilmem gerekti.(…)”
Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar
5 Ocak 2015
Hamişler:
1/ Ayrıca bkz: 2012: İKİ SERGİ: “Ozanın Yaşaması için;1975” ve “Ece Ayhan için;1976” (Ece Ayhan’ın tedavisi için açılan destek sergilerine ilişkin buluntular)
2/ Ece Ayhan’ın Enis Batur’a yazdığı mektupların 1978 sonrasındaki bölümlerinde de birçok “kara gerçek” bulunuyor: Başının belaya girdiği çetelerle, oğluyla, çeşitli dergi editörleriyle, siyasi olaylarla, yayımlanmayan -taslak halinde bulunan- son eserleriyle ve Çanakkale’yle ilgili…
3/ EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Ece Ayhan tarafından kaleme alınmış ve Dost Dergisi’nin Ekim 1958 tarihli 13. sayısında (3. Cilt) yayımlanan “İyi Bir Güneş” adlı hikâyenin tam metnine https://pasaj69.org/iyi-bir-gunes-ece-ayhan-caglar-hikaye/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

“Deniz Atı ve Müzik” by Hakan Kamışoğlu
(Kâğıt üzerine mürekkepli kalem ve renkli kalem /29x42cm/ 2012)
Ne söyledimse bulutlar için söyledim
Deniz ağacı için söyledim sana
Her dalga için kuşlar için yapraklarda
Çakıl taşları için gürültünün
Tanıdık eller için
Yüz ya da görünüm olan göz
Ve ona göğünün rengini veren uyku için
İçilmiş bütün gece için
Parmaklıkları için yolların
Açık bir pencere için açık bir alın için
Düşüncelerin için söyledim sözlerin için
Sürüp giden her aksayış her güven için.
(…)
Paul Éluard, 1929
“Şiirler”, Çev: Sait Maden, Yeni Ankara Yay., 1976, s.63
Sait Faik’in kitaplarında yer almayan “Sokaktan Geçen Kadın” ve “Mesut Kimdir?” adlı hikâyeler, Tuncay Birkan tarafından gün ışığına çıkarıldı. Hikâyelerin metinlerine ve işbu buluntularla ilgili olarak Tuncay Birkan’ın kaleme aldığı özenli yazıya https://t24.com.tr/k24/yazi/tuncaybirkan1,537 adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.
Yuvarlanıyor, iri, sıcak damlalar
bakır yanaklarımızdan!
Yuvarlanıyor iri sıcak damlalar
kalbimize!
Kalbimiz artık dar geliyor bize!
(…)
Nâzım Hikmet
Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan tüm NÂZIM HİKMET ilgilerine https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.
Zahir Güvemli‘nin çizgileriyle…

Abidin Dino

Fikret Âdil

Nâzım Hikmet

Salah Birsel

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.
Meşhur Manyaklık!
Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı (2006-2015)
İndirmek için: https://bit.ly/zypalmanak
Avadanlık olmayan (kendi hakikatiyle yazılmış/yanmış) özel bir tarihtir dokuz yıldır yayımladığım bu Almanak…
Bu sene birçok “haklı” çalışma gerçekleştirmişiz. Ama sanırım, en değerlisi Rüzgâr Defteri‘nin yayımlanmasıydı.
“Eşya olmadığımızı, insan olduğumuzu vurgulamak” adına bu yıl yaptığımız en önemli şey, icra edilen melaneti, yalanı, arsızlığı ve haksızlığı görüp “utanç” duygumuzu kaybetmemek… 2015’te hakikat yolundaki kalb ile vicdan arayışımızı sürdürmeye çalıştık: “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”ne karşı koyduk.
2016 yılının birçok “yıkım” getireceğini düşünüyorum, hissediyorum. Mezalim başladığında eşya olmamaya özen gösterin; insan olmaya veya insan kalmaya çalışın. ‘Denizin sessizliği’ gibi, direnin…
Herkes için umut dolu bir 2016 diliyorum.
Sahicilikle
Z. Yalçınpınar

Seyyit Nezir
ÜVERCİNKA Dergisi, Sayı: 13, Kasım 2015, s.3
Müzik eleştirmeni Murat Beşer, Türkiye’de yayımlanmış ilk fanzin olan “Mondo Trasho” ile Cavit Esat Başak hakkında özel bir yazı kaleme almış… Türkiye’de fanzin kültürünün doğuşunun gerçek hikâyesini merak edenlerin bu yazıyı -kelime kelime- okuması gerekiyor. “Mondo Trasho Esat” başlıklı yazının tam metnine https://haber.sol.org.tr/yazarlar/murat-beser/mondo-trasho-esat-141371 adresinden ulaşabilirsiniz.

Gezegen Sahaf(Sedat Yardımcı) tarafından Taksim-Aslıhan Pasajı’nda gerçekleştirilen kitap müzayedelerinin dördüncü yılı, 26 Aralık 2015 tarihinde özel bir müzayede ve etkinlikle kutlandı.
Çok sayıda efemeratik edebiyat ve kitap koleksiyonerinin katıldığı coşkulu müzayedede, edebiyat tarihi kapsamında tanınmış simalara ilişkin çeşitli imzalı kitaplar ve efemeratik belgeler açık arttırmaya sunuldu. Açık arttırmaya sunulan eserler arasında avukat ve yazar Demir Özlü’nün arşivindeki 1970-80’li yıllara ait bazı hukuki belgeler ile mektuplar oldukça ilgi çekiciydi. Can Yayınları’nın kurucusu Erdal Öz’ün açtığı alacak davalarına ilişkin çeşitli belgeler ve notlar, 1975 yılında 12 yaşındaki oğlunun velayetini almak için Ece Ayhan’ın açtığı dava sürecine ve temyizine ilişkin hukuki dilekçeler, karar belgeleri, notlar ve özel bir mektup, Muzaffer İlhan Erdost’un yönettiği bir yayınevi tarafından yayımlanan ve 1980’li yıllarda el konulan(yasaklanan) bazı kitaplara dair hukuki belgeler ile dilekçeler müzayede kapsamında açık arttırmaya sunulan ve edebiyat tarihi açısından son derece önem taşıyan eserler arasındaydı.
Sn. Sedat Yardımcı ve ekibini edebiyat tarihine verdiği emek, katkı ve gösterdiği hassasiyet nedeniyle tebrik ediyor, tüm efemeratik edebiyat tarihi araştırmacılarını Gezegen Sahaf tarafından Taksim-Aslıhan Pasajı’nda düzenlenen müzayedelere davet ediyoruz.
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz. Ece Ayhan İlgileri İndeksi ise şurada: https://bit.ly/eceindeks


28 Mart 1910 tarihli Le Matin Gazetesi’nde yayımlanan haberin kupürü…
Fransızcası iyi olan okuyucularımız için daha detaylı bir açıklama şurada;
https://fr.wikipedia.org/wiki/Et_le_soleil_s’endormit_sur_l’Adriatique
ŞİİRLER
Kıyıların Kıyısında
https://bit.ly/kiyilarinkiyisindaBurunsuz
https://bit.ly/burunsuzYeni Gün Yoktur
https://bit.ly/yenigunyokturJoachim Raphaël Boronali
https://bit.ly/boronaliŞaşırı
https://bit.ly/sasiriAdımız Soğur
https://bit.ly/adimizsogurAğaç ve Dalkılıç
https://evvel.org/siir-agac-ve-dalkilicİnsanlık Tekerlemesi
https://bit.ly/tekerlemeTarihinsancısı Söyledi (III)
https://bit.ly/tarihinsancisi3
KİTAP
RÜZGÂR DEFTERİ, Ağustos 2015
SÖYLEŞİLER
Uğur Yanıkel ile “Rüzgârı Şiirlemek” (Eylül, 2015)
https://bit.ly/ruzgarisiirlemekUluer Oksal Tiryaki ile “Gerçeğin Sağlamlığı Üzerine…” (Mart, 2015)
https://evvel.org/soylesi-uluer-oksal-tiryaki-ile-gercegin-saglamligi-uzerine-10-mart-2015
İNCELEME
Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi
https://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi
BULUNTULAR
https://evvel.org/category/buluntu-efemeralar
https://evvel.org/category/buluntu-efemeralar/page/2
SAİT FAİK ve BİLİŞSEL HARİTALAMA
Türkiye’de, edebiyat alanına yansıyarak Sait Faik odağında gerçekleştirilen ilk “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgilere https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Meşhur Manyaklık!
Zafer Yalçınpınar Oto-Almanağı (2006-2015)
bkz: https://bit.ly/zypalmanak
Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın özgeçmişine https://bit.ly/zykimdir adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Yalçınpınar’ın tüm kitapları ise şu adreste yer alıyor: https://zaferyalcinpinar.blogspot.com
Daha önce, “1. Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü” ve ödüllendirme sistematiği üzerine eleştirel bir edebiyat soruşturması(https://bit.ly/sorusturma) hazırlayan Uğur Yanıkel, bu kez “Bir İllüzyon Olarak Edebiyat Yarışmaları” başlıklı inceleme yazısıyla konuyu ele alıyor…
16 Ekim 2015 tarihli Aydınlık Kitap’ta yayımlanan “Bir İllüzyon Olarak Edebiyat Yarışmaları” başlıklı yazının tam metnine https://pasaj69.org/bir-illuzyon-olarak-edebiyat-yarismalari-ugur-yanikel/ adresinden ulaşabilirsiniz.
İyi okumalar dileriz.
1. Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü’ne ilişkin diğer yazılar şu adreslerde;
ÜVERCİNKA Dergisi’nin EKİM 2015 tarihli 12. sayısında
1. Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü eleştiriliyor:
https://evvel.org/uvercinka-dergisinin-ekim-sayisinda-1-fazil-husnu-
daglarca-siir-odulu-edebiyat-yarismalari-kara-propaganda-ve-sistematik-
haksizliklar-elestirilmeye-devam-ediyor
SORUŞTURMA: “Bir Şiir Emlâkçılığı” ya da
“DAĞLARCA’nın Parsellenmesi” Hakkında:
https://evvel.org/sorusturma-bir-siir-emlakciligi-
ya-da-daglarcanin-parsellenmesi-hakkinda
“Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Gerçek Vasiyeti” ve
“1. Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiir Ödülü” Hakkında:
https://evvel.org/fazil-husnu-daglarcanin-gercek-vasiyeti-
ve-1-fazil-husnu-daglarca-siir-odulu-hakkinda
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fazıl Hüsnü Dağlarca” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/daglarca adresinden ulaşabilirsiniz.
Sn. Bekir Akbaş’ın koleksiyonu kapsamındaki Abidin Dino eserlerinden oluşan “YÜZYIL” sergisi, Galeri Nev ve Fransız Kültür Merkezi işbirliğiyle, İstanbul-Taksim’de bulunan Fransız Kültür Merkezi’nde açıldı. Son derece etkileyici, güçlü ve bütünsel bir Abidin Dino sergisiyle karşılaştığımı ifade etmeliyim. “YÜZYIL” sergisinde, Abidin Dino’nun sanat yaşamı boyunca kullandığı ifade biçimleri ve figüratif özellikler ile dönemsel, tematik, teknik nüansların hemen hemen hepsini eşanlı olarak görebiliyoruz. Abidin Dino’nun bilinen çizgi diline aykırı olarak gerçekleştirdiği bazı deneysel/geometrik çalışmalar da ilgi çekici ve önemli öğeler olarak sergide yer alıyor… Abidin Dino’nun sanatıyla ilgilenen herkesin bu sergiyi ziyaret etmesini(kaçırmamasını) öneriyorum. (Zy)
Ayrıca bkz: https://evvel.org/yuz-yil-sergisi-abidin-dino
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Abidin Dino” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/abidin-dino adresinden ulaşabilirsiniz.
Sağolsun, Halûk Cengiz, Üvercinka Dergisi’nin Kasım 2015 tarihli 13. sayısında edebiyat ödüllerini ve ödüllendirme sistematiğini eleştiren kapsamlı bir inceleme yazısı kaleme almış. “Yakışmıyor” başlıklı bu yazı, son zamanlarda edebiyat ödülleri ve seçicileri hakkında dile getirilen en kapsamlı ve tutarlı eleştirilerden biri… Yazının bir bölümünde “Yeni Sinsiyet” kavramından şu şekilde bahsediliyor:
Halûk Cengiz’in bahsettiği ‘Yeni Sinsiyet’ kavramına ilişkin olarak Zafer Yalçınpınar tarafından kaleme alınan yazıların bağlantı adresleri ve listesi aşağıdadır. Halûk Bey’e ilgisi ve desteği için çok teşekkür ederiz…
YENİ SİNSİYET TİPOLOJİSİ KAVRAMSAL YAZILAR
(2010-2015, Zafer Yalçınpınar)1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i21.html2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i22.html3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i23.html4/ “Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi”
11 Kasım 2012, Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i29.html5/ “Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı”
1 Haziran 2014, Bkz: https://bit.ly/haksizlik6/ “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”
11 Mayıs 2015, Bkz: https://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yeni Sinsiyet” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/yeni-sinsiyet adresinden ulaşabilirsiniz.
Juan Rulfo
“(…) Özetle bu iş; hayal gücü, sezgi ve gözle görülen bir gerçeklikten ibarettir. Anlatmak istediğiniz hikâye bunlarla var olur. Bu iş yalnız yapılır; edebiyatta ortak çalışma olmaz. Bu yalnızlık sizi bilmediğiniz şeylerin bir tür medyumu yapar ama aslında insanı yaratmaya sevk eden şeyin, o şuursuz hal ve sezgi olduğunu siz hâlâ bilmiyorsunuzdur.
Sanırım her öykünün, anlatılmak istenen her hikâyenin özü budur. Bu noktada önemli bir başka husus daha var: belirli konularda bir şeyler anlatmayı istemek. Gayet iyi biliyoruz ki şu üç konu haricinde başka konu yoktur: aşk, yaşam ve ölüm. Yok, başka konu yok. Normal bir akış oluşturmak için de bu konuların nasıl ele alınacağını, onlara nasıl biçim verileceğini bilmek gerekir. Dolayısıyla Vergilius’tan bilmem kime kadar, Çinliler ya da başka kimseler tarafından defalarca ele alınmış konuları işlediğimiz için, bunları anlatmanın başka yollarını bulmak gerekir. Bir dayanak noktası aramaktansa konuya verilecek biçimin üstünde durmak gerekir; bence yazınsal yaratı içinde söz sahibi olan ve bir öykünün ilgi çekmesini sağlayan şey –“yazınsal biçim” de dedikleri– biçimdir. (…)”
Juan Rulfo
“Yaratma Uğraşı”, Çeviren: Zeynep Çelikel
Hamiş: Manuel Scorza’nın ‘Dikenli Tel’ adlı eseri ile Juan Rulfo’nun ‘Pedro Paramo’ adlı eseri, Latin Amerika edebiyatı kapsamında okuduğum ve imgelem açısından aynı düzlemde gördüğüm en önemli iki eser… Juan Rulfo, edebiyat deneyiminin en önemli çıkarımlarını ve özelliklerini 1980 yılında kaleme aldığı “Yaratma Uğraşı” adlı kısa makalesinde sunmuş. Zeynep Çelikel’in çevirdiği işbu sıkı yazının tam metnine https://www.notosoloji.com/yaratma-ugrasi/ adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)
(…)
Ruhumun olanca özgürlüğüyle bakıyorum o uzaktaki vapura
Ve yavaşça bir dümen dönmeye başlıyor içimde.
(…)
Bilmem neden, yeni bir ürperti beliriyor
Doğan günün çarptığı ilk cam gibi
Kaygılarımın güneşinde ışıyan
(…)
Nasıl bir giz ve anlamın özü gerili durur
(…)
Ey sürekli kaçışlar, ayrılışlar ve esrikliği Değişikliğin!
Denizcilerin ve seferlerin ölümsüz ruhu!
Sularda yavaşça yansıyan tekneler
Gemi limandan ayrılırken!
Hayatın ruhu gibi yüzmek, ses gibi ayrılmak,
O ânı titreyerek yaşamak üzerinde ölümsüz suların
(…)
Ve yalnız büyük bir boşluk bırakır içimizde,
Denizde geçen zamanın boş doygunluğu,
Bıkkınlık ya da acı gibi belirsiz bir tedirginlik-
(…)
Kanıma girer denizin bütün bu ince ayartıcılığı
Ve düşünü kurarım o anlatılmaz yolculukların.
(…)
Ve siz, denizle ilgili her şey, düşlerimin eski oyuncakları!
Bir düzen verin iç hayatıma benden habersiz!
(…)
Sizin güzelliğinizin bağlarıyla bağlanayım dışımdaki dünyaya
Metaforlar, imgeler, edebiyatla donatın beni
Çünkü, gerçekte, tam anlamıyla
Omurgası rüzgârda bir gemi benim duyarlığım,
İmgelemim yarı batık bir demir,
Tedirginliğim kırık bir kürek
Ve kıyıda kuruyan bir ağ sinirlerimin dokusu!
(…)
Alvaro de Campos (Fernando Pessoa)
“Denize Övgü”, Çev: C. Çapan, İyi Şeyler Yay., 2. Baskı, 1999
Gertrude Stein ve Picasso’nun resmettiği G. Stein portresi… (1906)
(…)
Gosol’da ortaya çıkan bir tifo salgınından kaçarak Paris’e dönen Picasso, Gertrude Stein’ın portresinin önünde çakılır ve modelini bir daha görmeye gerek duymadan silmiş olduğu başını bir çırpıda yeniden çizer.
Bir maske taslağı. Avignon’lu Kızlar’ın payandaları. Yeni bir sanatın taslakları: Kübizm.
(…)
Fleurus Sokağı, no. 27. (…)
Stein’lar orada oturuyorlar. (…)
Şöminenin önünde duran asık suratlı, iri yarı adam Braque’tır. Hoşnut değildir, çünkü şöminenin üstüne yerleştirilmiş olan resimlerden biri dumandan kararmıştır. Ve yanında bulunan Cézanne’ın iki tablosu da kararmıştır. Braque homurdanmaktadır ve kendisine bir daha tablo asma işi verildiğinde (en uzun boylu olan Braque olduğundan tabloyu o tutar ve kapıcı da çiviyi çakar) resminin başka bir yere asılmasını isteyecektir. (…)
Picasso o gün Orsel Sokağı’ndaki arkadaşıyla aynı durumdadır: öfke içindedir. Duvarlara asılmış iki tuvalini farketmiştir: görünümleri değişmiştir ve çok fazla parlamaktadır bunlar: Gertrude Stein parlatmıştır bunları. Bu kadın kesinlikle parlayan her şeyi çok sever…
Max Jacob dostuna açıklamalar yapmaya çalışır. Başaracaktır bunu: Picasso salondan ayrılmaz ama haftalarca Fleurus Sokağı’na adım atmayacaktır.
Gözleri Fernande Olivier’yi ararken bir yabancı yaklaşır ve ressamın Gosol’da bitirdiği tabloyu gösterir:
“Gertrude Stein mı?
-Evet.
-Ona benzemiyor portre…”
Picasso omuz silker:
“Hiç önemi yok: Sonunda Stein resme benzeyecektir.”
(…)
Dan Franck
“Bohemler”, Çev: İsmail Yerguz, Sel Yay., 2009, ss. 102-104
Gertrude Stein’ın Sürücü Belgesi (1940)
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
Türkiye’nin en kapsamlı sinema kuramı ve sinema tarihi arşivi…
Tüm dergilere, makalelere, akademik yazılara
ve e-kitaplara ücretsiz erişim sağlayabilirsiniz:
https://sinematek.tv/
“başkalarını ilgilendirmez”
“Sancı”
Füsun Sünnetçioğlu’nun eserlerinden bazılarına
aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:
https://www.facebook.com/fusun.sunnetcioglu/photos_albums
fusunsunnetcioglu.blogspo
E-posta: fsunnetcioglu@yahoo.com
“gravür atölyesi ailesi”
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com