Oca
11
2012
0

Onat Kutlar’ı saygıyla anıyoruz…

11 Ocak 1995’te kaybettiğimiz Onat Kutlar’ı saygıyla anıyoruz…

Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan ONAT KUTLAR ilgilerinin tümüne https://evvel.org/?s=onat+kutlar adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir Şiirin Gelişi

İlmekler atar
günlerin yatay rüzgârlarına
bir yağmur başlangıcı gibi belirsiz.

Uzakta boşanan bir yayın, açık havada
çınlayan çekiç seslerinin ve bir omuza
yaslanmış ağlayan güzel bir yüzün
parmak uçlarıyla gelir, yaklaşır.

Nedensiz bir kıra çıkma isteği
ya da çok eski bir kitabı yeniden okumak.
(…)

Onat Kutlar

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Onat Kular ilgilerinin tümüne https://evvel.org/?s=onat+kutlar adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
09
2012
0

Aydedim Sahaf

Yelken Dergisi, Sayı:33, 1964
Kapak Deseni: Eren Eyüboğlu

Kadıköy Sahaflar Çarşısı’nda (Moda Sineması Kafkas Pasajı’nda) yer alan Aydedim Sahaf ve Derya Aydedim’le, tezgâhında satışa sunduğu “Yelken” dergileri sayesinde tanıştık. İki ay önce açılan Aydedim Sahaf’ın dükkânı, edebiyat, şiir -özellikle de 1955-75 baskısı eserler- kapsamında çok kuvvetli ve geniş bir arşiv ihtiva ediyor. Şiir, edebiyat  ve edebiyat dergisi heveskârlarının tümüne -geç kalmadan, ivedilikle- Aydedim Sahaf’a uğramayı, Derya Bey’le tanışmayı ve sözkonusu sıkı rafları incelemeyi “şiddetle” tavsiye ediyorum.  (Zy)

 

Aydedim Sahaf’ın İletişim Bilgileri:
daydedim@gmail.com
0 533 033 70 64

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Kadıköy ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kadikoy adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
06
2012
0

exdergi: 5

Sıkı bir maksatla yola çıkan exdergi, 5. sayısına ulaştı.
Derginin “ar diretmeni” Ali Rıza Esin’e ve tüm taifeye selâm olsun…

Bkz: https://exdergi.com/nesriyat/exdergi-5/

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan PDF ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
04
2012
0

Söyleşi: “İkametgâh Kadıköy” üzerine…

Karga Taifesi’nden Tayfun Polat’la “İkametgâh Kadıköy” projesinin kapsamı ve Kadıköy’ün yenilenen, yeniden biçimlenen sanatsal aurası üzerine söyleştik…

Zafer Yalçınpınar: “İkametgâh Kadıköy” projesinin temel söylemi “Birlikte ve Bağımsız” olmak… Birçok dar kafalının “çelişkili” olarak görebileceği bu duygudurumun yaşamsal karşılığını, gizil gerçeğini merak ediyorum… Bunca yıldır Kadıköy’desin, “Kadıköy kafası” ya da “Kadıköy sound” dediğimiz şeyi nasıl tanımlıyorsun?

Tayfun Polat: “Birlikte ve Bağımsız” ile dikkat çekmeye çalıştığımız iki ana unsur var. Birincisi; bu işi birlikte kotaran 5 bağımsız sanat inisiyatifi (Asfalt Art Gallery, Hush Gallery, İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi, KargART ve Piha Kolektif) ile destekçi kurumlar Arka Oda, Dunia ve Müzik Hayvanı’nın her birinin kendi coğrafyasında, kendi karakterlerinde iş üretmesi. Bu etkinliği birlikte düzenliyoruz ancak her kurum içeriğe katkısını kendi belirledi. Tabii ki bir eşgüdüm var. Çünkü çakışmalar kaçınılmaz. Söz gelimi Kadıköylü sanatçıların yer alacağı bir sergi düzenlerken 5 ana mekanın çıkarttığı sanatçı listelerinin ortak isimler içermesi gibi. “İkametgâh Kadıköy” oluşumunda yer alan tüm oluşumların iş üretmekten tutun, içerik seçimini ve sunumuna, hatta işletme mantığına kadar farklılıkları var. Biz bütün bu farklılıkları koruyarak “birlikte” üretmenin altını çizmek istiyoruz. İkinci etken de Kadıköy’deki kolektif üretime dikkat çekmek. Son dönemde gerçekleşen karma sergilerde ya da özellikle 2000’li yıllarda Kadıköy’den çıkan müzik gruplarında bu kolektivite fazlasıyla dikkat çeken bir özellik. Biz burada birlikte üretiyoruz. Birbirimizin işlerine el veriyoruz. Destek oluyoruz. Yardımlaşıyoruz. Kolektif üretim Kadıköy’e özgü bir durum değil elbet, ancak burada üretilen işlerin büyük çoğunluğuna nüfuz etmiş, seçilmeden, kendi doğalında olan bir çalışma biçimi.

Halimden Konan Anlar isimli son dönem Kadıköylü gruplardan birinin “Sergüzeşt-i Kadıköy” isimli bir şarkısında “Kadıköy kafası kocaman,” diye bir söz var. Şarkının sözleri aslında Kadıköylülüğü çok güzel anlatıyor, tiye alıyor. Ama bu “kocaman” kafa, son dönemde duyduğum en iyi Kadıköy güzellemesi. Çünkü Kadıköy’de küçük burjuva elit arasında dağılmış, entelektüel birikimi fazla hatta ukala, içekapanık, sahiplenmeci ve tembel bir kitle var. Bu kitlenin de en azından son 5 yıldır “karşı”ya ihtiyacı yok. Bu Kadıköy’ün farkında olmayı da yanında getiriyor. “Kadıköy Kafası”, aslında farkında olmak. Kadıköy’e sahip çıkmak.

“Kadıköy Sound”a gelince, terimi uyduran Cenk Taner ve Demirhan Baylan’ın da ifade ettiği gibi, tamamen bir şaka, ’90’ların başında memlekete geç de olsa girmiş Manchester Sound, Seattle Sound gibi müzikal türlerden yola çıkarak uydurulmuş bir şaka. Yani böyle bir şey yok. “Kadıköy Sound” isminde Kadıköy’de tek bir etkinlik düzenlenmiştir; Cenk Taner, Demirhan Baylan ve Kaan Altan’ın birlikte çaldıkları bir dinleti. Bir “yer”den, o “yer”le özdeşleşmiş ortak bir sound, müzikal ifade çıkarsa, müzik yazarları bir genellemeyle “… Sound” ifadesini yapıştırır. Şimdiye kadar Kadıköy’den, Kadıköy’le özdeşleşmiş bir sound, müzikal bir tavır çıkmamıştır. En çok Kesmeşeker’in (dolayısıyla Cenk Taner’in) şarkı sözlerindeki içtenlik ve yaşanmışlıkların Kadıköy’de gerçekleşmesi sebebiyle şarkı sözlerine yansıyan bir “Kadıköylülük” durumu vardı. Ancak Kadıköy’den son 50 yılda çıkmış müzisyenleri düşündüğümüzde, kesinlikle ortak bir müzikal ifade göremeyiz. Bunun istisnai durumları var tabii; ’90’ların ortasında Kadıköy’den çıkan Rashit, Radical Noise, Necrosis gibi hard-core / punk gruplarının ortak bir tavrı vardı. Ama bu tavır müzikal ifade anlamında değil, yaptıkları türün doğası gereğiydi. Tabii son 5 yılda Kadıköy’de müzik üretmeye başlayan Toz ve Toz, DDR, Seni Görmem İmkansız, Kutu, Motorr Moose gibi gruplar, zaten kendilerini “Kadıköy Kolektif” olarak tanımlamaları yanında (bu kolektifin dışında kalan Erkin Gören, Nico Nico, Künt gibi isimler de sayılabilir), Ses Apartmanı’nda birlikte müzik üretmeleri, birlikte takılmaları, birbirlerinin gruplarında da çalmaları nedeniyle “benzeş” bir sound, bir tavır yarattılar. Toz ve Toz’dan Gaye Su Akyol’un ifadesiyle “New Kadıköy Wave”, belki erken bir tanım. Ancak böyle giderse önümüzdeki dönemde nihayet “Kadıköy Sound”dan bahsetmek mümkün olacak. Biraz zaman daha geçmesi lazım ama.

Z.Y.: Kadıköy eksenli bir kolektif sanat projesi gerçekleştirme fikrinin sadece “mekân, ilçe” kesişiminde oluştuğunu, ateşlendiğini hiçbir zaman düşünmedim. Kadıköy’de buluşan galeriler, mekânlar, sanatçılar, katılımcılar, yani alternatif sanat platformlarının içeriksel ya da kuramsal kesişim noktası nasıl bir şeydir? Maksat nedir?

T.P.: Öncelikle, Piha Kolektif ve Hush Gallery’nin KargART’a gelip “güçlerimizi birleştirelim mi?” sorusuyla bütün bu işin başladığının altını çizmek isterim. Buradaki güçleri birleştirmek, aslında kendi yağında kavrulmaya çalışan, debelenen, ama çalışmalarını izleyiciye ulaştırmakta zorlanan bağımsız sanat oluşumlarının Kadıköy’de gerçekleştirilen etkinliklere dikkat çekmek için birlikte konuşmaya başlamasıydı. Bu konuşmalar ve fikir teatilerin sonucunda ortaya çıkan İkametgâh Kadıköy başlığı; zaten Kadıköy’e vurgu yapan, “Kadıköylü” (tırnak içinde, çünkü aslında Anadolu Yakası’nda sanat üreten herkesi kapsıyor) sanatçılara dikkat çeken bir etkinlikler dizisinin üst başlığı. Ama çıkış noktası, dediğim gibi, güçleri birleştirmek. Soruya gelince; son 10 yılda Kadıköy’de KargART’ın açılması, ardından Mtaar’ın kısa süreli varlığı, Gram’ın hayata geçirdiği serbest üretim alanı ve özellikle Kadıköylü sokak sanatçılarının bütün Kadıköy ve çevresini sanatsal sunumları için kullanmaya başlamaları, burada yeni dinamikleri yanında getirdi. Zaten Kadıköy ve çevresinde atölyelerinde iş üreten yüzlerce sanatçı var. Bu sanatçılar işlerini kültür endüstrisinin ana arteri olan Taksim, Galata, Nişantaşı gibi semtlerde sergiliyorlardı. Ancak yeni açılan galerilerle birlikte bu gerek-şart olmaktan çıktı. Özellikle kültür endüstrisinin çarklarının dışında kalmak isteyen bağımsız sanatçılar ya da yeni jenerasyon için Kadıköy’de yer alan sanat oluşumlarının, inisiyatiflerin ayrı bir anlamı var. Buradaki galeriler de varlıklarını sürdürebilmek için “galericilik” yapmak zorundalar belki, ama ben hâlâ sistemin yan yollarında gezindiklerini düşünüyorum. Kaldı ki, “galeri” olmayan oluşumlar da var. İkametgâh Kadıköy’ün bülten metninde ifade edildiği gibi, bu işe birlikle giren “…5 sanat alanı sabit sınırları özgürleştirerek yeni bir sanat yolu inşa ediyor ve bu yol üzerinden Kadıköy kimliğini soyutlaştırarak İstanbul’un sanatsal doğasına alternatif bir bakış açısı geliştirmeyi, -‘eksik parçaya köprü tutarak’- bağımsız çağdaş sanatla ilgili söylemi ve de sanatın tüm boyutlarını daha çok izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor.” Bu maksadın ilanıyla Kadıköy’de ortaya çıkan heyecan ve hareketlenme, yaptığımız işin gerekliliğini şimdiden gösterdi bize aslında.

Z.Y.: Projede, herhangi bir sanatsal yaklaşımın ya da türün diğerlerine göre ağırlığı, baskınlığı, farklılaşması söz konusu mu? Öyleyse bunun nedeni nedir?


T.P.: İlk İkametgâh Kadıköy’de plastik sanatlar ve çağdaş sanatlar öne çıktı. Gerçekleşecek 5 sergide yüze yakın sanatçının işi sergilenecek. Bunun nedeni etkinliği düzenleyen 5 kurumun ortak çalışma alanının plastik sanatlar ve çağdaş sanatlar olması. Bu kurumlardan KargART (ve dolayısıyla Karga’nın) özellikle müzik alanında da etkinlikler gerçekleştirmesi, projenin ilk yılında müzikal performansların da yer almasına neden oldu. Ayrıca etkinlikler süresince gerçekleştirilecek paneller, söyleşiler, sunumlar, sanatçı buluşmaları ve gösterimlerle bir tartışma ortamı yaratılması amaçlanıyor.


Z.Y.:
“İkametgâh Kadıköy” önümüzdeki yıllarda da devam edecek mi? Kapsamında bir farklılık ya da değişim olacak mı?

T.P.: Amacımız etkinliği her yıl tekrar etmek ve yeni mekân kullanımları, yeni ortaklıklar ile etkinlik alanını genişletmek. Bu ilk sene arzu ettiğimiz ölçüde çeşitlilik olamadı. Ama önümüzdeki yıllarda İkametgâh Kadıköy’ün diğer sanat disiplinlerinden üretimlerin, sunumların da gerçekleştirileceği bir hale gelmesini hedefliyoruz.

Z.Y.: Projede yer alan sanat performanslarından en sıkısı hangisi olacak? Beklentini merak ediyorum…

T.P.: Sergilerde önemli isimlerin işleri yer alacak. Hem de gencecik sanatçılarla yanyana. Bu önemli bizce. Ancak kişisel olarak beni en heyecanlandıran iş, 16-1718-19 Şubat tarihlerinde KargART, Arka Oda ve Dunia’da gerçekleştirilecek ve sadece Kadıköylü müzisyenlerin sahne alacağı ufak çaplı festival. Bir de Müzik Hayvanı plak şirketi Kadife Sokak’ın ses kataloğunu oluşturuyor. Bu kataloğa da ücretsiz ulaşılabilecek.

Z.Y.: Körler Ülkesi’ndeki tüm körler adına teşekkür ederim… Her şey için…

T.P.: Hep söylerim, güneşin batışını en güzel biz körler görüyoruz. Biz teşekkür ederiz.

4 Ocak 2012

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Kadıköy ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kadikoy adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
03
2012
0

UBİK Project (4-28 Ocak 2012)

UBİK PROJECT
4-28 Ocak 2012
Açılış: 4 Ocak Çarşamba 18.30 – 20.30
Konsept: Philip K. Dick
Koordinatörler: Alper T. İnce & Rafet Arslan

Bkz: https://ubikproject.blogspot.com/

Proje & Sergi Mekanı: HAYAKA ARTI
Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane 34425 Istanbul
www.hayakaarti.com

Oca
01
2012
0

26A SAHAF

Kadıköy’de ilginç bir mekân; 26A Sahaf…
Caferağa Spor Salonu’nun yanında…

Ayrıca bkz: https://kolektif26a.org

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Kadıköy” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kadikoy adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Oca
01
2012
0

Yavuzcan Çetin, blues kültü “Sweet Home Chicago” adlı şarkıda gitarını konuşturdu.

Yavuzcan Çetin bir kez daha, tv8’de, “Gitaristler Gecesi” kapsamında sahnedeydi.  Yavuzcan, bu sefer  “Sweet Home Chicago” adlı blues kültünde/kültüyle gitarını konuşturdu. “Blues ruhu”nun sahici gücünü görmek isteyenler https://zaferyalcinpinar.com/shchicagoyavuzcancetinsolo.mp4 adresindeki videoyu izleyebilirler… (22 mb.)

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yer alan tüm Yavuz Çetin ilgilerine https://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
01
2012
0

Kitap: “KARGAMECMUA, 2007-2011, Müzik Yazıları”

2007-2011 yılları arasında kargamecmua‘da yayımlanan müzik yazıları kitaplaştırıldı. Karga taifesinin ilk kitabı olan “Müzik Yazıları”, G Yayın Grubu’nun “Geniş Kitaplık” serisinden yayımlanmış.

Tayfun Polat ile Utkan Çınar‘ın derlediği bu “sıkı tını”, 2012’nin ilk günlerinde tüm kitabevlerinde…

Oca
01
2012
0
Ara
29
2011
0

Van Halen, yeniden yolda…

1972 yılında California’nın Pasadena kentinde kurulan Van Halen’in ilk solisti David Lee Roth, yaklaşık 20 yıllık bir aradan sonra ilk kez grubun diğer üyeleriyle birlikte sahneye çıkacak.

Gitarist Eddie Van Halen’in 15 yaşındaki oğlu Wolfgang Van Halen, bas gitarist Michael Anthony’nin yerini alacak. Davulda ise Alex Van Halen yer alıyor.

En son 2004 yılında solist Sammy Hagar ile birlikte dünya turuna çıkan Van Halen, 2012 yazında 40 konser verecek.

Tekrar bir araya geldiklerini iki dakikalık bir tanıtım filmiyle müjdeleyen grup üyeleri, turne biletlerinin 10 Ocak’tan itibaren satışa sunulacağını açıkladı.

Grup, yeni albüm için de Interscope Records ile anlaşmaya vardı.

Bkz: https://www.ntvmsnbc.com/id/25309445

Ara
28
2011
0

Haber: “Majik” de gitti…

Beyoğlu’nda 97 yıllık Majik Sineması ile komşusu Maksim Gazinosu’nun yıkılıp yerlerine 17 katlı otel yapılmasına dair proje onaylandı.

Bkz:  https://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=303616

Ara
25
2011
0

“E V V E L; görmeye, okumaya, anlamaya, düşünmeye ve paylaşmaya devam ediyor hâlâ!”

2011 yılı, E V V E L  Fanzin kapsamı doğrultusunda ilgilendiğimiz “sahici/sıkı edebiyat” için oldukça zorlu geçti. “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin İkbal Günleri’nin yaşandığı şu dönemde yaygınlaşan “haysiyetsizlik, liyakatsizlik ve muhterislik” beni oldukça rahatsız ediyor… Ancak, unutulmamalı ki “Her hâl mütehavvildir”: Uzam, ikbal ile idbar günlerinin döngüleriyle hınca hınçtır.

İçinde bulunduğu çevrimsellik ne olursa olsun E V V E L  Fanzin kapsamı, hakikat yolundaki haklılığın inadından ve ateşli sabrından dönecek değildir. Şu söz, 2012’de de, tüm takipçilerimizin, yani kalb ve vicdan arayışıyla yaşamını sürdüren tüm sahici insanların gözlerinde çınlayacak:

“E V V E L ; ‘İmgelemin Özgürleşmesi’ bağlamında görmeye, okumaya, anlamaya, düşünmeye ve paylaşmaya devam ediyor hâlâ!”

 

E V V E L İlgileri:
https://evvel.org/evvel-fanzin-ilgileri

E V V E L üzerine bir söyleşi:
https://evvel.org/soylesi-evvel-uzerine

 

 

Ara
25
2011
0

“Kara Çalmak” (Volkan Hacıoğlu)

Sıkı edebiyatçı Volkan Hacıoğlu, Yeni Sinsiyet‘in junior salınımlarına çeşitli lobutlar göndermiş. Volkan’a, “Şiirden” dergisinin tavrına, söylemlerine ve savunusuna sonsuz derecede katılıyorum, hepsinin yanındayım. Volkan Hacıoğlu’nun kaleme aldığı “Kara Çalmak…” başlıklı önemli lobutun tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/karacalmak.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Z. Yalçınpınar

Ara
25
2011
0

Dün gece Yavuzcan Çetin, sahnedeydi…

Yavuzcan Çetin, dün gece tv8’de Türkiye’nin en sıkı rock ve blues gitaristleriyle birlikte sahne aldı… Programı izleyenler/dinleyenler blues ruhunun yüceliğine, sahiciliğine şahit oldu.  Video kaydına https://zaferyalcinpinar.com/yavuzcanveruyatakimi.flv (64,3 mb.) adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Yavuz Çetin ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Ara
24
2011
0

Kitap: İmbilim Ders Notları (Bilge Karasu)

Bilge Karasu
“İmbilim Ders Notları
Yayına Hazırlayan: Cemal Güzel
BilgeSu Yayıncılık, Aralık 2011

“Dilbilim tümcenin bittiği yerde biter. Tümcenin sonrası, yani bağlam imbilimin alanına girer.”

“İmbilimin amaçladığı, kabaca söylendikte, anlam üretimi biçimlerinin, anlam üretim biçimlerinin düzenlenişinin incelenmesi, bu alanda biçimselleştirilmiş, nicelleştirilmiş birtakım sonuçlara varılabilmesi. Bu da imbilimi bir bilim haline getirmenin önemli bir adımıdır.”

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Bilge Karasu ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
20
2011
0

Mavi Kitap Kahverengi Kitap (Ludwig Wittgenstein)

Ludwig Wittgenstein
“Mavi Kitap Kahverengi Kitap”

Çev: Doğan Şahiner
İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Baskı, 2007

Ludwig Wittgenstein’ın 1933-35 yılları arasında Cambridge Üniversitesindeki bazı öğrencilerine yazdırdığı notlardan oluşan Mavi Kitap, Kahverengi Kitap, 20. yüzyılın en önemli filozoflarından birinin ileride gerçekleştireceği fikirlerin tohumlarını içermesi bakımından ayrı bir önem taşır.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Wittgenstein ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
18
2011
0

Kitap: Çok Yaşasın Ölüler (Cahit Irgat)

Tiyatro ile şiiri, hayatının anlamı kılan Cahit Irgat, 1930’lardan 1960’lara uzanan sanat yaşamında tanıdığı sanhe, sanat, edebiyat ve meyhane dostlarını, 1968’de Akşam gazetesinden bir yazı dizisiyle anlatmıştı: “Çok Yaşasın Ölüler”.

Cahit Irgat, hep eşitlikçi ve barıştan yana bir dünya özlemiyle sahneye çıktı, şiirler yazdı. 1940 karanlığında kalemiyle acı acı konuşmaktan çekinmedi. Devlet Konservatuvarı’ndan İstanbul Şehir Tiyatroları’na, Küçük Sahne’den Dormen Tiyatrosu’na uzanan sahne yaşamından insanlar ve çağdaş Türk edebiyatının en seçkin ve en önemli kişilikleriyle geçirdiği yıllar…
Hayatın acılarına, tiyatro ile şiirin derin ve sonsuz gücüyle dayanan Irgat, bir bakıma bu sahne ve edebiyat adamları üzerinden kendi hayatını da anlatıyor.

Çok Yaşasın Ölüler ilk kez kitap olarak yayımlanıyor.

Bu karnavalda kimler yok ki: Neyzen Tevfik, Orhan Veli, Hâzım Körmükçü, Sabahattin Ali, Sait Faik, Reşat Nuri Güntekin, Mahmut Yesari, Nurullah Ataç, Raşit Rıza, Vâlâ Nurettin, Ercüment Ekrem Talu, Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Naşit Özcan, Suavi Tedü, Ferdi Tayfur, Orhan Boran, Cahit Sıtkı Tarancı, Asaf Halet Çelebi, Ahmet Kutsi Tecer, Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip, Hasan-Âli Yücel ve daha pek çok kişi…

Tanıtım Metninden…

Ara
17
2011
0

İkametgâh Kadıköy: “Bağımsız ve Birlikte…”

İkametgâh Kadıköy, Kadıköy’ün öncü sanat oluşumlarını ve Kadıköylü sanatçıları ortak bir platformda birleştirerek Anadolu Yakası’nda süregiden bağımsız çağdaş sanat üretimini ve kolektifliği gündeme getirmeyi amaçlıyor. Kadıköy’deki üretimi ve paylaşımı çıkış noktası alan etkinlik, merkezinde farklı karakterlerdeki mekânlarda ayrı perspektif çeşitliliği sunan sanatçılarla aynı projeyi estetik bir çizgide buluşturuyor. 25 Ocak’ta izleyicilerin deneyimine açılacak İkametgâh Kadıköy’ün yaratıcıları Anadolu Yakası’nın “yeni” ve “alternatif”in üzerinden bağımsız kültürel ve sanatsal çalışmaları destekleyen Asfalt, Hush Galeri, İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi, KargART ve Piha Kolektif Sanat alanlarıdır. Bu 5 sanat alanı sabit sınırları özgürleştirerek yeni bir sanat yolu inşa ediyor ve bu yol üzerinden Kadıköy kimliğini soyutlaştırarak İstanbul’un sanatsal doğasına alternatif bir bakış açısı geliştirmeyi, -“eksik parçaya köprü tutarak”- bağımsız çağdaş sanatla ilgili söylemi ve de sanatın tüm boyutlarını daha çok izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor. Bu alanlara ek olarak Arka Oda ve Dunia, İkametgâh Kadıköy’ün yan etkinliklerine kapılarını açarak, bağımsız plak firması Müzik Hayvanı ise bir ses kataloğuyla etkinliklere destek olarak Kadıköy için “birlikte” üretme düşüncesini paylaşıyorlar.

İkametgâh Kadıköy kolektif bilinci kavramsal bağımsızlık ilkesiyle inceliyor, “Bağımsız ve Birlikte” bir kurgu sunuyor. Bu bağlamda, Anadolu Yakası’nda yaşayan, üreten sanatçılar kavramsal ve biçimsel bir çerçevenin içine girmeden resim, video, illüstrasyon, fotoğraf, yerleştirme gibi farklı mecraları kullandıkları işlerini mekânlarda sergileyecekler ve çerçeve mekânlar üzerinden izleyicilerin deneyimleriyle yorumlanacak. Sergiler dışında çeşitli performanslar, konserler, gösterimler ve panellere de davetli olacak izleyiciler için güncel sanatın tarihsel devinimine tanık olunması adına da İkametgâh Kadıköy iyi bir fırsat yaratıyor.

25 Ocak-19 Şubat tarihleri arasında Anadolu Yakası’nda ilk defa gerçekleşecek kolektif sergi projesi, Kadıköylü sanat oluşumlarının yeni projelerine de yön verecek. Etkinlik süresi boyunca ve ardından ortaya çıkacak kıpırtıların “an”larda bıraktıkları izler ve sesler doğrultusunda amaçlarını sürdürmek için araştırmalarına ve paylaşımlarına devam edecekler.

Etkinlikler kapsamında 5 mekânda düzenlenecek sergilerde 100’e yakın sanatçının işleri sergilenirken, Kadıköylü müzisyenlerin performans ve konserlerinin gerçekleşeceği ufak çaplı bir festival, güncel sanat, bağımsız sanat oluşumları, Kadıköy’ün müziği ve benzeri konularda düzenlenecek paneller, sanatçı buluşmaları ve söyleşiler, film gösterimleri ve DJ performansları ile İkametgâh Kadıköy; daha bu ilk seferde olabildiğince farklı disiplini içeriğine katarak tüm katılımcılarından Kadıköy’de üretilen sanat üzerine kafa yormalarını istiyor.

İkametgâh Kadıköy projesiyle sanatseverler Anadolu Yakası’nın, fikirlerin sanatsal pratiğe dönüştüğü bir merkez olma durumunun ve sanatın her yakanın katmanlarına uzandığının canlı kanıtları olacaklar. Sanatın bağımsızlığını ve evrenselliğini savunan Asfalt, Hush Galeri, İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi, KargART ve Piha Kolektif Sanat izleyicileri iddialarının yaşayan, yürüyen, dokunan, değiştiren ve büyüten parçalarına dönüşmeye davet ediyor.

Asfalt, Hush Gallery, İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi
KargART, Piha Kolektif Sanat

Proje Destekçileri: Arka Oda, Dunia, Hush, Karga, Müzik Hayvanı

 

Ayrıntılı Program ve İletişim İçin:

ikametgahkadikoy.blogspot.com
ikametgahkadikoy@gmail.com

Ara
16
2011
0

Dipdalga, Evvel ve fanzinler üzerine…

Dipdalga ve taifesi, edebiyat alanında uzun yıllardır kimsenin cesaret edemediği türden  bir içeriği ve kapsamı yüklenmiş görünüyor… Taife, https://dipdalga.net adresinde (edebiyat ve şiir yayıncılığı üzerine sıkı bir soruşturma ve derlemle birlikte) yola çıktı. İşbu soruşturmanın, fanzinlere ve fanzin kültürüne ilişkin kısmına  “evvel.org” bağlamında katıldım. Soruşturmaya verdiğim cevapların tam metni aşağıdadır:

Dipdalga: Bir fanzinin doğuşuna neden olan motivasyon nelerdir? O fanzine ilgi gösteren kişi neleri gözetir? Fanzin ilgi gösteren kişide neler uyandırır?

Zafer Yalçınpınar: Bence yazınsal, daha doğrusu sanatsal açıdan, insanın içinde tutamadığı bir şeylerin -bir farkındalığın, bir düşün, bir dizenin, bir olayın, bir sezginin, bir fikrin, bir sorunun, bir nedenselliğin, bir imgenin, yani ne yaşanıyor ise onun yarattığı duygudurumun- “dile getirilmesi”, “tınıması”, kişinin “konu” uzayındaki bir noktanın duygudurumsal bir “itki” ya da “ilgi”yle birlikte önemsenmesi, tezahür etmesi sonucunda fanzin doğar… Kısacası, duygudurumsal arkaplan açısından “özel” olan bir “ilgi”nin tezahürüdür fanzin… Özel bir ilgi, retorikten arı bir şekilde fanzinle somutlaşır, diyebiliriz. Yani, öncelikle kişisel ağırlığı olan, kişinin kendisine yönelimini, duygudurumsal olarak kendisini sınamasını, kendisini sorgulamasını mimleyen bir “ilgi” hâlidir bu tezahür… Gariptir ki bu tezahür, “medya” tanımıyla çelişir: -ama gene de yazarı, okuyucusu ya da çoğaltıcısı için “özel bir ilgiler medyası”dır aslında, fanzin…

D.D.: Fanzinler ve toplumsal mücadeleler ilişkisi nasıldır? Sovyet Devrimi’nde fanzinlerin önemine ilişkin bazı değinmeler gördüm. Türkiye’de fanzin geleneği için 1990’ların başına tarih veriliyor olsa da, -yeni olsa da- bu ilişki nasıl biçimlendi?

Z.Y.: Bu konuda belirginleşmiş bir izlenimim yok. Çünkü sorunuzun içerdiği tarihçeyi bütünüyle bilmiyorum. Zaten fanzinlerin bulanık bir geçmişi vardır. Türkiye’deki fanzin kültürünün -başlangıçta, ilk örneklerinde, ilk kez “fanzin” adının telaffuz edildiği zamanlarda- ideolojilerle sınırlanmış olduğunu ya da ideolojilerin sınıflandırdığı toplumsal mücadelerle, işbu mücadelelerin retoriğiyle, diliyle filan bir ilişkisinin olduğunu sanmıyorum. Aksi bir durumla başlamıştır her şey… Türkiye’deki fanzin kültürü, kendini “toplumsal” olanın dışında hissedenlerin kendileriyle (birkaç benzeriyle) yalnız kalmak, biraz kafa dinlemek istemesi ve “diğerleri”ni -bütünüyle- umursamamak yönünde başlamış olsa gerek… İlk dönemlerde, fanzin söz konusu olunca “diğerlerinden kendini soyutlamak” çok önemsenmiş gibi geliyor bana…

D.D.: Popüler ürünlerin yarattığı bilince karşı fanzinler nasıl bir imkân sunuyor?

Z.Y.: Sahici sanatın biricik olanı sezdirme becerisini etinde ve kemiğinde hisseden bir insan evlâdı, o “popüler ürün” dediğiniz şeylerle karşılaştığında büyük bir “pazar/ekonomi/iktisat” bulantısı yaşıyor. Oysa ki “Yeni Kapitalizm”in hilebaz ve sinsiyet içeren tipolojilerinden, piyasadan uzaklaşmak, biricik olana yakınlaşmak, biricik olandaki tözü sezmek ve endüstriyel olandan kurtulmak içindir sanat da fanzin de… Fanzinlerde yer alan konuya, kişiye, olaya, esere, şiire “ilgi” duyuş biçiminin bir iktisadının olmaması en önemli şeydi bence… Bu  durumda “imgelemin özgürlüğü” biçimlenebiliyordu. (Sıkı şiirde bu imkân hâlâ geçerlidir.) Bir ilginin, bir içeriğin, bir imgelemin, bir şiirin iktisadı oluşmuşsa eğer, emin olun ki o artık büyük ihtimalle sahiciliğini, tözünü ve sıkılığını kaybetmektedir. Çünkü piyasalandırılmıştır.

D.D.: Fanzin sayısının son yıllarda azaldığından bahsediliyor. Nedenleri nelerdir? Fanzincinin isyan etme gerekçeleri mi azaldı? Kültür-sanat tekellerinin iyice semirdiği, yayınlarda aynı isimlerin döndüğü bir ortamda; yaşamın nabzını tutan fanzinlerin söyleyecek daha çok sözü olması gerekmiyor mu?

Z.Y.: Panoptik gözetleme altında yaşayan sessiz yığınlar ve o yığınların devasa gölgesi… Giderek, insandan çok eşyaya benzemenin Kafkavari hâli, anatomik suskunluğu, cansızlaşması… Kendi yokoluşunun ağıtını hafifçe mırıldanan bir keşmekeş, binbir türlü yabancılaşma, anlamdışı bir kariyerizm, karakter aşınması, retorik arsızlığı ve uzgörüsüzlük, fikir kelliği tipolojisi…  Mesailer, mesailer, mesailer… Yöneticiler, yöneticiler, yöneticiler… İşler, müşteriler, küresel ağ kapitalizmi filan… Toplum mühendisliğine maruz kalanların saflığı, öğrenilmiş çaresizlik duygusu… Bugünlerde, Yeni Kapitalizm’in Kültürü’nün içerisinde ne tuhafız yahu!

D.D.: İnternetin gelişimi fanzini nasıl etkiledi? Fanzin arşiv projeleri bu geleneğin devamlılığına nasıl bir etkide bulunabilir? Elektronik ortamdaki fanzin arşivleri, fanzinin fotokopi kokan aurasını zedeler mi? Ne tür önlemler alınabilir?

Z.Y.: Bakın, ben bu internet olumsuzlamalarına katılmıyorum. Blog sistematiğiyle yayımlanan yazılar, şiirler Marslılar tarafından, Marslıların alfabesiyle yazılmıyor! Çizilen resimler, çekilen fotoğraflar filan Marslıların fırçasından, objektifinden çıkmıyor. Gözün ve sözün ucunda insanın zihni var, insanın hakikati var, olmalı, olacak! İnternette de kaleminin, gözünün, sözünün ucunda kalb ve vicdan taşıyanlar var, olmalı, olacak! İnternette kullanılan imgelem başka evrenlerin filan imgelemi değil. Zaten, bence, sıkı fanzincinin fotokopi kokan bir aurası da yok artık. O fotokopi işleri 90’ların sonunun ve 2000’lerin başının medyasıydı, çoğalım tekniğiydi. Bugünün medyası, çoğalım tekniği, internet üzerindedir…

D.D.: Mevcut kültür-sanat eleştirmenliği, edebiyatın sektörleşmesinde nasıl bir tahakküm yaratıyor? Bu sistem yeni seslere hangi ölçülerde açık?

Z.Y.: Ben, titizlikle ve özenle  icra edilen bir kültür-sanat eleştirmenliği filan göremiyorum ortada… Ne yapısal, ne de post-yapısal olarak hakikat ihtiva eden, aydınlatıcı bir eleştirmenlik göremiyorum, yok. Kısacası, ortalıkta “eleştiri” yok, “üleştiri” var. Bugün, Yeni Sinsiyet tipolojisinin çeşitli oligarşik söylemlerini, menfaat çeşitlemelerini, cehaleti ve hodbinliği primlendirişini, yandaş/paydaş etkileşimlerini, tüm o “karakter aşınması”nı filan “eleştiri” diye okuyoruz. Tarihi bir hatadır, tarihi bir ilüzyondur bugün yaşanan şu “eleştiri” dansözlükleri, kıvırtmaları… Edebiyatın, sanatın özünü terketmesi ve endüstrileşme sürecine  yönelmesidir bu… Yeni Kapitalizm’in kendine yeni “çıkar yollar” bulma çabasıdır tüm o “eleştiri/üleştiri” numaraları…

D.D.: Düzensiz de olsa uzun yıllar yayımlanmış fanzinler var mı? Fanzin eyleminin uzun soluklu olmayışının nedenleri neler?

Z.Y.: Tözle, sahici olanla süreğen bir ilişki kuramazsın. Yanarsın… Kül olursun Kerem gibi… O noktaya geldiğinde, ya sahte bir tavırla “yola devam” diyeceksin ya da yayını, bahsettiğin o fanzin eylemini durduracaksın, dinleneceksin. Her şeyi yeniden düşüneceksin, göğe bakacaksın bir süre… Bu böyledir. Fakat, düşün ki sahtecilikle, statüko arayışıyla, yalanla dolanla 70 yıl boyunca yayın hayatını sürdüren “soluksuz, yaşamsız, içsiz kalmış” bazı “mezarlık dergiler” var tarihimizde… “Bir çöplüğe dönüşmektense varlığımı noktalarım” diye düşünüyor olabilir fanzin ve çevresi… Haklı da.

D.D.: Sokak şairleri, sanatçıları fanzincilerin ruh ikizleri mi? Ortaklıklar nelerdir?

Z.Y.: Benzerliğin kökeni, hakikat yolunda kalb ve vicdan arayışıdır: “Eşya olmak” yerine “insan olmak” arzusudur. Şiir ve şair özelinde başka benzerlikler de vardır; örneğin “imgelemin özgürleşmesi” açısından içsel olarak kardeştirler…

D.D.: Metropollerde (İstanbul, Ankara, İzmir) ve dışında, kültür-sanat endüstrisine karşı duruşunu önemsediğiniz bandrollü yayınlar var mı? Varsa, isim verebilir misiniz?

Z.Y.: Kültür-sanat endüstrisine karşı veya yancı duruşuyla olmasa da bazı özel ilgilerim nedeniyle önemsediğim ve takip ettiğim bandrollü yayınlar var. Ama isim vermek istemiyorum.

D.D.: Kültür-sanat endüstrisine mesafeli bazı muhalif dergiler, dağıtım şirketlerinin istediği yüksek fiyatlar nedeniyle bu ağdan çekildi. Bu durum fanzin kültürünün özgünlüğünün ve fanzinci duruşunun bir onayı olarak görülebilir mi?

Z.Y.: Görülür… Ama çevrimsel ya da iklimsel, yani “geçici” bir onaydır bu aslında… Bak, bir şeyi açıkça ortaya koymalıyız; “dağıtımdan çekilmek” dediğin şey, “yeni kapitalizmin kültüründen çekilmek” anlamı taşımıyor. Aslında, tersine, bu “çekilme” olayı okuyucu profiline ilişkin bir kapristir, şovdur hepi topu… Misal, dağıtımdan çekildiğini söyleyen dergilerin kaçının etiket fiyatı yarı yarıya azalmış? Eminim ki çok azdır…  Yani bu “çekilmek” hikâyesi sahici bir tavır değildir. Yarın öbürsü gün, dağıtımcılara ya da benzer bir “Yeni Kapitalizm” sistemine “Eyvallah” diyeceklerdir sanıyorum, eli kulağındadır. Görürsün…

D.D.: Bildiğimiz kadarıyla fanzin eylemi, kültür-sanat aleminin dışında konumlanmayı; günlük hayatın gerçeklerinden yola çıkarak, sisteme isyanı ve direnişi ifade eder. Hiç bu öze aykırı tutumlarla karşılaştınız mı, fanzinin bir basamak olarak görüldüğü durumlarla?

Z.Y.: Evet, defalarca böylesi şeylerle karşılaştım… Özellikle de 2009-2011 arası bu konuda çok belirleyiciydi, çok kritikti. Ama en üzücüsü şuydu bence: “Yeraltı Edebiyatı” denilen söylemin bir basamak ve menfaat enstrümanı olarak kullanılmasına, alt-kültür dilinin ve imgeleminin endüstrileşmesine (yani “imgelemin özgürleşmesi” yolundan çıkarak Yeni Kapitalizm söylemlerinde erimesine) böylelikle de o alt-kültürün anlamsızlaşmasına şahit oldum. Son 2-3 yıl içerisinde “Yeraltı Edebiyatı” denen şey fabrikalaştı…

14/12/2011

Bkz: https://www.dipdalga.net/makale/evvelorg’tan-zafer-yalcinpinara-sorduk.html

Hamiş: Z. Yalçınpınar’ın tüm söyleşilerine https://zaferyalcinpinar.com/dilinkemigiyoktur.pdf adresinden pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz.

Ara
15
2011
0

Abidin Dino ya da “Kanatlanan El”

Abidin Dino’nun hayatını anlatan “Abidin Dino ya da Kanatlanan El” kitabı Fransa’da ödül aldı. Kitabın yazarı Jean-Pierre Déléage…

Bkz: https://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/dino-kitabina-dino-lu-odul-haberi-49415

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com