Bkz: https://hemzeminposta.org/
*
Evvel Fanzin’in takipçilerinden bazıları, zaman zaman, Evvel Fanzin’in odaklarındaki (ilgilerindeki) içeriğe erişmekte -aradığını bulmakta- zorlandıklarını ifade ediyorlar… Haklılar da. 2006′dan bu yana bazı evvel fanzin ilgilerinde birçok paylaşım gerçekleştirdik: Evvel Fanzin, bazı ilgilerde/konularda internetteki -ve hatta bazı açılardan matbu/basılı platformları da geçercesine- en birikimli ve kalabalık edebiyat/sanat/felsefe efemerası arşivi haline dönüştü. Evvel Fanzin kapsamındaki ilgilerin indeksleri, efemera meraklıları ve edebiyat/sanat/felsefe araştırıcılarına büyük bir kolaylık olacak…
*
2007-2013 tarihleri arasında , E V V E L fanzin ilgileri kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan”, “İlhan Berk”, “Kuzgun Acar”, “Sait Faik”, “Nâzım Hikmet”, “Abidin Dino”, “Oktay Rifat”, “Bedri Rahmi Eyüboğlu”, “Oruç Aruoba”, “Ludwig Wittgenstein” başlıklarındaki paylaşımların (ilgilerin, efemeraların, buluntuların, haberlerin ve diğer gayretlerin) indeksine https://bit.ly/evvelindeksi adresinden ulaşabilirsiniz.
Duvarlardan Gezi Parkı Sesleri…
Bkz: https://duvardakisesler.tumblr.com
Duvarlardan Gezi Parkı Sesleri…
Bkz: https://duvardakisesler.tumblr.com
*
Geçenlerde Kuzguncuk Sahaf‘ın -adı üstünde, İstanbul Kuzguncuk’ta bulunan- yeni mekânını ziyaret ettik. Kuzguncuk Sahaf’ın aurasında hissettiğimiz en önemli özellik, muhabbet ortamının -mahalle kitapçısı ruhu ya da kültürünün- “hâlâ” çok kuvvetli bir biçimde sürdürülüyor olmasıydı. Kuzguncuk’un insanları sahafa misafir oluyor, çay, kahve içiliyor ve kültürel birikimler -çoğu İstanbul sahafının tersine- etkileşimli olarak paylaşılıyordu. Bununla birlikte, uzun zamandır internetteki sitelerden kitap satışı yapmadığını da özellikle vurguladı Bahadır Bey… Sattığı kitapların kime, nasıl birine gittiğini bilememesi, satılan bir kitap hakkındaki bazı özel ayrıntıları, yüz yüze, kitabı satın alan heveskârla paylaşamaması Kuzguncuk Sahaf’ı internet satışından soğutmuş; “Mecbur kalana kadar internetten kitap satmayacağım” diyor. Bahadır Bey, internet satışı yerine mezat uygulamasını daha faydalı görüyor ve zaman zaman özel mezatlar düzenliyor. Haklı da… Çok yaşa Kuzguncuk ve sahafı!
Not: Kuzguncuk Sahaf’ın rafları edebi türler kapsamında çok güçlü… Ayrıca, Aptülika’nın Kuzguncuk Sahaf’a özel olarak ürettiği bazı deneysel tasarımlar ve kitap ayraçları da inanılmaz etkileyici: Ayraç koleksiyonu yapanlar sadece Kuzguncuk Sahaf’ta bulunabilen Aptülika arşivini kaçırmamalı…
Zy
Kalem Dergisi’nin “Yalan” konulu 14. sayısı yayımlandı…
“Yalan, bir kenara geçip onu izlememize fırsat vermiyor. Avcumuzda evirip çevirmemize imkan tanımıyor. Kalabalıkta hep; Brecht’in her sabah kalkıp gittiği “yalan satılan pazar” yerinde… Ne o kendini ele veriyor ne de biz boğazımıza kadar yükselmiş yalanlarımızın büyüsünden sıyrılıp onu ele geçirebiliyoruz. Öyle yaygın, öyle akışkan, öyle saydam ki…
Bütün gerçekler, mistik bir boşverişe kurban edilmeyecek kadar yalan; bütün yalanlar, belki şu cümleden bile şüphe etmenize sebep olacak kadar gerçek!
Öyleyse buyurun “gerçeğin” sınavına: “ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”…
*
*
Sait Faik’in Burgaz Adası’nda yer alan müze-evi’nin -yeniden- ziyarete açılışı anısına…
“ÇAKIR” yayımlandı.
Bkz: https://bit.ly/cakirhikayeci
*
Dün, birkaç arkadaş, “Çakır Hikâyeci Hareketi” adıyla Sait Faik’in Burgaz Adası’ndaki müze-evi’nin -yeniden- açılışına katıldık. Darüşşafaka Cemiyeti ve Adalar Belediyesi işbirliğiyle özel bir tören düzenlendi. Törenin ardından müzeyi gezdik: Müzenin genelinde, eskisine göre çok daha itinalı, ancak bazı koruma unsurları ve paneller açısından biraz da abartılı bir küratöryal yaklaşım tercih edilmiş… Bu yaklaşım bana soğuk/sevimsiz gelse de, belki, güvenlik açısından iyidir, iyi olmuştur… (Bilen, biliyor.)
Müzenin çatı katı beni çok etkiledi: Özellikle Sait Faik’in edebiyat çevreleriyle yazışmalarını içeren “çekmeceler” çok güzel bir tasarım… Çatı katında bulunan balıkçılık malzemeleri de hoşuma gitti. Eski İstanbul balıkçılarının “uzun olta” dediği yapıda tercih edilen eski tip (döküm) çeşit çeşit zokalı kurşun, birkaç sarımsak zokası ve çaparize olmuş bir çapari oltası ile özel misinalar çok güzeldi. Bu malzemelerden Sait Faik’in İstanbul balıkçılığını çok iyi bildiği ve balıkçılık üzerine özellikle eğildiği anlaşılıyor. Bunların dışında, Sait Faik’e imzalanan kitapların arasında ilhan Berk’in ithafını ve imzasını görmek beni çok etkiledi; İlhan Berk, Yeditepe Yayınları’ndan yayımlanan “Günaydın Yeryüzü” adlı şiir kitabını Kasım 1952’de “Cânım Sait’e…” ithafıyla imzalamış… Mercan Usta ile Sait Faik’in özdeşleştirilmesi gibi “sivil ve sahici” bir amaç doğrultusunda Bedri Rahmi tarafından çizilen o ünlü desenin orjinali ile Çakır Hikâyeci’nin kullandığı hançerden devşirme özel “mektup açıcağı” da imgesel olarak çok kuvvetliydi.
Kısacası, yıllardır kapalı olan Sait Faik Müzesi’ni ziyaret edebilmekten -birçok efemerayı tekrar incelemekten- ve ardından da Kalpazankaya’da öyküler, şiirler okumaktan, Çakır Hikâyeci’nin imgelemini düşünmekten, konuşmaktan feyz aldık.
Not: Önümüzdeki günlerde “Çakır Hikâyeci” adında tek sayılık bir E V V E L cakasını (fanzini) sürüme sokmayı düşünüyoruz.
Sahicilikle
Z. Yalçınpınar
12 Mayıs 2013
Restorasyon gerekçesiyle uzun yıllardır kapalı olan Sait Faik Müzesi, 11 Mayıs 2013’te ziyaretçilerine açılıyor. 11 Mayıs’ta Sait Faik’in tüm sıkı dostlarıyla birlikte Burgaz Ada’da olacağız…
İmza: Bir Dülger Balığı
Ayrıca bkz: https://evvel.org/burgaz-adadan-bazi-haberler
ve bkz: https://www.ntvmsnbc.com/id/25439885/
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.
491’in ADAKARASI yayımlandı!
4-5 Mayıs 2013 tarihlerinde Büyükada’da gerçekleştirilecek olan
İstanbul Fanzin Festivali için özel sayı…
Bkz: https://bit.ly/491adakarasi
*
Hamiş: 491’in yayımlanmış tüm sayılarına (14 sayı)
https://zaferyalcinpinar.com/491.html adresinden ulaşabilirsiniz.
*
E V V E L
POETİKA ÇALIŞMALARI
1: https://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari
2: https://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/2
*
*
İKİNCİ YENİ ANKETİ (Yeditepe Dergisi, 1960)
https://zaferyalcinpinar.com/ikinciyenianketi1960.pdf
*
https://zaferyalcinpinar.com/poetikbildiriler.pdf
*
Daha önce OT Dergisi’nin ilk iki sayısı hakkındaki olumsuz görüşlerimi açıkça ifade etmiştim. Şimdilerde, OT Dergisi kafasıyla (benzer baskı çözümleriyle ve sağdan soldan iskambillenmiş ünlülerden oluşan bir kadroyla) bir başka dergi daha yayımlanmış: DEVE Dergisi…
OT Dergisi’ne haksızlık olmasın diyedir, Deve’nin “kötülüğü”nden de bahsetmek gerekiyor. OT Dergisi için “sıfıra sıfır, elde var sıfır” dedik. DEVE Dergisi için ise -rahatlıkla- “fasülyenin faydaları” diyebiliriz.
Gerçekten anlamıyorum; gazetelerde ya da edebiyat ortalığında ünlenmiş iskambillerden bir “kültür dergisi yamamak” ve “fasülyenin faydalarından” bahsetmek, kötü şiirler yayımlamak fikri neden ve nasıl bu kadar popüler oldu?
Okuyucudan olsa gerek…
“Ünlü post-Marksist felsefeci Antonio Negri, MonoKL Yayınları’nın Bakırköy Belediyesi ile ortaklaşa düzenlediği uluslararası konferans kapsamında İstanbul’a gelecek. Negri, 27-28 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek “Yeni Özgürlük ve Özne Biçimleri” konferansına katılacak.
Michael Hardt ile birlikte 2000 yılında yayınlanan “İmparatorluk” adlı kitaplarında küresel egemenliğin yeni biçimini tanımlayan Antonio Negri, dünya çapında bir etki yaratmışlardı. Bu kitaplarında sosyalist kuramda da köklü bir paradigma değişikliği öneren ve bunun teorisine girişen Hardt ve Negri, emperyalizm teriminin artık durumu açıklayamadığını, bunun yerine ulus-devletler kadar ulusüstü kurum, şirket ve STK’ları da içeren, her yere yayılan bir emperyal ağın var olduğunu savundular. Bu yeni egemenlik biçimini, düşmanı ve alanı belirsiz, sürekli bir küresel savaş hali olarak da anlatan Hardt ve Negri, bu durumun yaşamın her alanına yayılıp, demokrasinin süresiz askıya alınmasına zemin hazırladığını ve “Küresel bir Apartheid” düzenine girildiğini anlatmışlardı.
Bkz: https://www.cnnturk.com/2013/kultur.sanat/diger/04/11/negri.istanbula.geliyor/703843.0/index.html
BİR+BİR Dergisi’nin Nisan 2013 tarihli 21. sayısında, “Toplumun Şehircilik Hareketi” adında bir kolektif, “sıkı sanatı” biçimlendiren en önemli “imge-yaşamsal” tehlikeyi “Sahte Katarsis” kavramı dolayımında/aracılığıyla incelemiş. Rahatlıkla, 2007 sonrasının sanatsal salınımına -özellikle de bienallere ya da alternatif sanat hareketlerine- ilişkin okuduğum en önemli inceleme yazılarından biri de bu yazıdır, diyebilirim… “Sanat, siyaset ve bienal: Sahte katarsis” başlıklı yazının tam metnine https://birdirbir.org/sanat-siyaset-ve-bienal-sahte-katarsis/ adresinden ulaşabilirsiniz.
OT’un 2. sayısını okudum. Şimdi, haklının hakikatini, haksızın da hakikatsizliğini işaret etmek gerekiyor: OT Dergisi ve taifesi hiç de iyi gitmiyor, gene sıfıra sıfır elde var sıfır… Sıddık Akbayır’ın notlarını ihtiva eden sayfa dışında dergide hiçbir şey yok, olmamış. Birçok popüler ismi ahbap çavuşluk çerçevesinde birleştirmenin/biraraya getirmenin herhangi bir sürümü “sıkı” ya da “anlamlı” kıl(a)mayışının örneği diyebilirim, OT’un 2. sayısı için…
Pestişler (ya da kolajlar) bir “sinerji” oluşturduklarında gerçekten çok etkileyicidirler, ancak eğer “sinerji” oluşmazsa, tersine, ortaya konulan şey “çöp”tür…
Umarım, OT’un çıkarıcıları derginin “olmadığının” farkındadırlar.
Kalem Dergisi’nin “Bahar” temalı 13. sayısı yayımlandı…
Kalem’den;
“Ağaç dalında bir ipin ucunda sallanmadan önce”, nedir kelebek? “Yeraltında” simsiyah açan, hangi mevsim çiçeğidir? “Deniz kokusu” sadece denizden mi alınır? “Yadacı” nedir, kimdir acaba? Böyle nice soruya rastlayacaksınız sayfalarda; kimi cevabını bulmuş, kimi her daim cevapsız… “Bahar akordu” verip şiire, “konçerto”lar dinleyeceksiniz. Sonra “çiçek gibi” Zuhal Olcay, biraz Kardeş Türküler, biraz Carmen ve “gırnata”! Van Gogh’un dilinden bahar yüklü mektuplar; Kim Ki-duk gözüyle mevsimler ve hayat…
Demek yine gürül gürül akacak “kalem” ırmağı. Kar suları gibi süzülüp inecek yükseltilerden. Hayatın nefes alıp verdiği her yere dolacak, her yerde olacak. Haydi, siz de atın ellerinizi cebinize, dilinize hayta bir ıslık yapıştırın; düşün sokağa, hayata dalın. Bakın, avcunda “bahar” getirmiş çocuklar, tazecik bahar.
Ayrıca bkz: https://www.kalemdergi.com
Fikret Muallâ’nın “Neyzen Tevfik” portresi
Yeni Adam Dergisi, 1937
*
Milliyet Sanat’ın 26 Ocak 1973 tarihli 17. sayısında, Neyzen Tevfik’in yaşamına/yaşayışına ilişkin sıkı bir yazı, çok ilginç görsellerle birlikte yayımlanmış. Gültekin Tarı’nın kaleme aldığı “Ney, Mey ve Neyzen Tevfik” başlıklı yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/neyzentevfik.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
*
Neyzen Tevfik’in “Hiç” adlı şiir kitabının kapak görüntüsü…
Kitabın bu baskısının 1910′lu yılların sonuna ait olduğu düşünülmektedir.
(Görüntüyü paylaşan sıkı sahaf Emin Nedret İşli’ye teşekkür ederiz.)
Yazar ve çevirmen Ahmet Cemal, Açık Radyo’da “Matbuat Dünyası” adlı programın konuğu olmuş. Hermann Broch tarafından kaleme alınan “Vergilius’un Ölümü” adlı roman çevirisinin yanı sıra edebiyat, çeviri ve edebiyatın felsefe ile ilişkisi üzerine Ahmet Cemal’le sıkı bir sohbet…
*
E V V E L, 26 Mayıs 2013 Pazar günü gerçekleştirilecek
özel bir etkinlikle 10. Yıl’ını İstanbul-Kadıköy’de kutlamak istiyor. Kutlamaya katılacak olan okuyucularımız/izleyicilerimiz aşağıdaki Facebook Etkinlik Bağlantısı’ndan gelişmeleri takip edebilirler:https://www.facebook.com/events/414392318651039/
*
Hamiş: Facebook kullanmayan dostlarımız ise zaferyal@gmail.com adresinden benimle iletişim kurabilir.
2. Hamiş: E V V E L’in geçmişi hakkında bir özet şu adreste;
https://evvel.org/e-v-v-e-l-dokuz-yildir-canlidir*
Poetika 2013 Odaklanmaları’nı içeren dokümana
https://bit.ly/poetika2013
adresinden ulaşabilirsiniz.
*
Hüsamettin Bozok yönetimindeki Yeditepe Dergisi’nin Şubat 1960’da gerçekleştirdiği “Büyük Anket”ten feyz alarak Şubat 2011’de, İkinci Yeni Şiir Akımı’nın günümüzdeki etkisini deneyimlemeye yönelik bir soruşturma düzenlemiştim. “50 Yılın Ardında; İkinci Yeni” adını verdiğim bu çalışmanın sonuçlarını 12 Şubat 2011’de E V V E L kapsamında paylaşmıştım. “50 Yılın Ardında; İkinci Yeni”, geçmişe uzanan bir deneyim alanında (“t-” ânlarında, diyelim) yürüdü.
Şubat 2012’de gerçekleştirdiğimiz Poetika 2012 Anketi’yle “imgelemin özgürleşmesi” ifadesinin bilişsel sınırlarını, verili imgelemin taşıdığı şiirsel yükü ve bu yükün geleceğe uzanışının önündeki engelleri araştırmaya, bir “uzgörü” sağlamaya gayret ettim. Bu soruşturma ise geleceğe doğru uzanan bir tahmin alanında (“t+” ânlarında) yürüdü.
Poetika 2012 Anketi’nin ardından, “imgelemin özgürleşmesi” kavramı eşliğinde genişleyen şiirsel alan derinliğini, sonsuza yakınsayan tüm “t+” ânları için işaret etmek gibi büyük bir amaçla emek harcadığımı düşündüğümde, “farklı” katılımcılara sorulan “aynı” sorularla ilerleyen bir anketin bu araştırmayı “boyutsuzlaştırıcı” bir yöntemsel olumsuzluğa ittiğini fark ettim. Bu nedenle 2013 Poetika soruşturmasını “farklı” katılımcılara yöneltilen “farklı” sorularla ve bir tür “odaklanma” yaklaşımıyla yürütmeyi planladım. Bu “odaklanma” yaklaşımı, araştırma sonucu elde ettiğim verilerin kalitesini arttırdığı oranda bir emek ihtiyacına da neden oldu. Emeğimin yetmediği ve planımın düzgün çalışmadığı durumlar (katılımcılar) için gelecekte inceleyeceğimiz sezgisel alan derinliğindeki değişkenleri ortaya koyabilecek “tersine sonsuz” bir veya birkaç soruyu “hareket ya da çıkış noktası” olarak -mecburen- belirledim. Sonuçta, Poetika 2013 Odaklanmaları ortaya çıktı: Katılım sağlayan herkese çok teşekkür ederim.
Poetika üzerine eriştiğim/derlediğim verileri E V V E L kapsamında üç yıldır paylaşıyorum, ancak bu verileri analiz etmedim henüz… 2014 yılında katılımcı odaklı bir Poetika soruşturması yürütmeyeceğim. Bugünden 2014 yılının Şubat ayına uzanan zaman diliminde, geçmiş üç yılın soruşturmalarında eriştiğim verileri değerlendirmeye yöneleceğim ve çeşitli çıkarımlar ile kestirimlere -belki de kestirimler ile çıkarımlara- varmaya çalışacağım.
2014’ün Şubat ayında görüşmek üzere…
Poetika 2013 Odaklanmaları’nı içeren dosyayı olabildiğince yaygınlaştırmanız dileğiyle…
Sahicilikle,
Zy
Katılımcılar: Ali Rıza Esin, Aybars Şenyıldız, Barış Yarsel, Cemil Aydın, Efe Tuşder, Erdem Çolak, Evin Okçuoğlu, Feryal Çeviköz, Güher Gürmen, Hande Edremit, Kenan Yücel, Mukadder Kırmızı, Nisa Söylev, Nur Alan, Ömer Kaçar, Dr. Özgür Uçkan, Rafet Arslan, Sanem Uçar, Senem Korkmaz, Tayfun Ak, Tarık Günersel, Uluer Aydoğdu, Vedat Kamer
2011 ve 2012′de yürüttüğümüz
“Poetika” çalışmalarına aşağıdan ulaşabilirsiniz…
Poetika 2012 Anketi
https://j.mp/poetika2012
İkinci Yeni 2011 Anketi
https://zaferyalcinpinar.com/ikinciyeni2011.pdf
Metin Üstündağ’ın yürüttüğü “Öküz” ve “Hayvan” adlı dergilerin devamı olarak lanse edilen ya da piyasalandırılan “OT” dergisinin ilk sayısı yayımlandı. Dergiyi aldım, okudum ve büyük bir hayal kırıklığına uğradım.
Üzülerek söylüyorum ki OT, Öküz’den 100 kat, Hayvan’dan da 50 kat daha zayıf bir “duruş” sergiliyor… (Belki de böyle bir “duruş”u kabullenerek, bile isteye yola çıkmışlardır.) “Dönemlerin Retoriği” başlığında olumsuzlanarak ve karşılaştırmalı bir biçimde incelenebilecek son derece zayıf, geçmişiyle çelişkili bir dergi olmuş. İhsan Oktay Anar romanlarında yer alan karakterlerin ünlü çizerlerin kaleminde vücut bulmasını saymazsak, dergide hiçbir “içeriksel” kıymet göremedim. Metin Üstündağ’a -özellikle Ece Ayhan için yaptığı iyilikler kapsamında- saygı duyuyorum. Ancak, bu dergi (OT) böyle devam ederse malesef “otlak” olur. Yani, okunmaz olur.
Özel Hamiş: Dergide “İçimizden Biri” diye bir köşe var: OT taifesi ilk sayıda “Ali Enver Ercan“ı, “İçlerinden Biri” olarak işlemiş. Bence, böyle köşelere itibar da tenezzül de etmemek lazım -Çıracıyan, sana diyorum-. Çünkü biz Enver Ercan’ın -orada yazılanların tersine, gerçekte- ne menem biri olduğunu, neler yaptığını, Türk Edebiyatı’na “olumsuz” etkisini, amacını, görevini filan yıllardır biliyoruz. (Bkz: https://evvel.org/ilgi/enver-ercan)
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com