Haz
17
2017
--

“Baş aşağı duran insanlar var, tıpkı bitkiler gibi; o insanlar ayaklarıyla bakıyor dünyaya!” (Francis Picabia)

(…)

Üst-kadınlar, üst-erkekler, alt-kadınlar, alt-erkekler; saçlarınıza ak düşecek ama fikirleriniz muallakta kalacak.

Kalbin, ruhun ve beynin tasavvurları, kimyasal ve otomatik reaksiyonlardır. Bunları harekete geçiren akım, içinizden, güneşten veya Büyükayı’dan gelir; Büyükayı nakleder, güneş anlatıp döker, bizlerse hazmettiklerimizi ve hazımsızlıklarımızı terennüm ederiz. Sevgili hanım okurlar, fikirleriniz ne kadar mantık veya gerçek dışı olursa olsun, henüz bir anlaşmadan başkası olmayan bir mutlaklığa dair birer anlaşmadır bunlar.

Gökyüzü omuzlarımıza çökerek batar, bizler de daha güçlü olmak için onu taşırız! Yanlış!

Marangoz iki yaşında bir çocuktan güçlü değildir; zamanın ve mekânın süresi aynıdır; şişman, zayıf, yaşlı veya genç kadın aynı şeydir. Sürekli bir devinim içinde durak yerleri, hayali eksen yatakları arıyorsanız çılgınlıktır bu!

(…)
Kıvrak ve taşkın zekalı arkadaşlarımdan biri bana edebi, görsel ve müzikal eserler arasında farklılıklar bulduğunu söylemişti. Bense onunla aynı fikirde değildim ve bu konuda uzun bir tartışmaya daldık. Hezeyanımız beyinlerimizin artık yavaş yavaş pelteye döndüğü âna kadar yaklaşık bir saat sürdü ve sonunda tüm fizik ve metafizik teorilerdeki boşluğun farkına varabildik!

Tartışmamız sırasında başka bir arkadaşım araya girdi ve kendi üzerine yansıttığı harici ışığı fark etmesiyle zihninin berraklığı aniden karanlığa gömüldü: Işık kelimesi yoktur ama ışık vardır; bu bir titreşim midir, yoksa nem mi? vs…, vs…

“Baş aşağı duran insanlar var, tıpkı bitkiler gibi; o insanlar ayaklarıyla bakıyor dünyaya!” Böyle sonlanınca zekayla ilgili tartışmamız, anlayan ve açıklayan insanların çılgınlığından bir süreliğine kaçabildiğimizi hissettik…

Francis Picabia
“Sonradan Görme İsa”, Çev: Alper Turan, Sel Yay., 2017, ss. 17-19


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=francis+picabia

May
18
2017
--

Açık Maske (Francis Picabia, 1931)

“Açık Maske”
Francis Picabia, 1931


Picabia’nın eserlerinden oluşan kuvvetli bir derlemeye
http://surrealism.website/Picabia.html adresinden ulaşabilirsiniz.


 

“Malibee
Francis Picabia, 1931

“Mi”
Francis Picabia, 1929


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Francis Picabia ilgilerine http://evvel.org/?s=picabia adresinden, “gerçeküstü” ilgilerinin tümüne ise http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
28
2015
0

Picabia’lardan ‘Yalınız’ veyahut “Sakallı Celal”

Futuristika! taifesinden İma C. Çelik, güzellikli bir çıkarımla Francis Picabia‘nın “Kervansaray” adlı eserinden Sakallı Celal‘in sanat anlayışına uzanmış… İma C. Çelik’in yazısının tam metnine http://www.futuristika.org/sakalli-celal-picabia/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Francis Picabia” ilintilerine http://evvel.org/?s=Picabia adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
12
2015
0

Bir Hediye…

picabiahediye

Francis Picabia‘nın “Kervansaray” adlı eserini dilimize çeviren Ayberk Erkay, EVV3L’in “imzalı” arşivine bir hediye gönderdi. Kendisine çok teşekkür ederiz. Ayberk Erkay, ayrıca L. Aragon’un en önemli gerçeküstücü metinlerinden biri olan “Paris Köylüsü”nün 2015 sonbaharında yayımlanacağı haberini de bize müjdeledi. Merak ve heyecan içerisinde bekliyoruz. (Zy)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstücü” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

May
02
2015
0

Amerika

(…)
“Onları izlemeyi seviyorum, hükmetme arzularını dışavuran enerjik vücutları hoşuma gidiyor. Hep önden gidiyorlar, sokağın köşesinden geçen doları yakalamak için ellerini uzatmış gibiler sanki. Bir tanesi sıfırı çekince bana şöyle demişti: ‘Olsun canım! Dünyada dolanan o kadar fazla para var ki günün birinde elbet bir servete rast gelirim!'”

“Ama Amerika’da yalnızca iş adamları mı var, sanatçıları, düşünürleri yok mu?”

“Çok var onlardan ama kişiliği olana rastlayamazsınız; çok iyi resim yapıyorlar, olağanüstü bir kabiliyete sahipler; Renoir taklit eden birini tanımıştım mesela, ama onu elle taklit etmek fazla kolay olduğundan, ayaklarıyla yapıyordu resimlerini! Amerika’da yüz tane Baudelaire, kırk tane Verlaine, yüzlerce Rodin var ama ne yok asıl biliyor musunuz, Amerikalı!”

“Dalga geçiyorsunuz benimle, nereden çıktı şimdi bu?”

“Fazlasıyla kozmopolit bir ülke orası, bireyselliğin karnı doymaz orada, sanat adını verdiğimiz şeyin sona ermiş bir şey olduğunu bize ilk gösteren orası oldu; sanat, her şeyden önce, bir çağın ihtiyaçlarının bütünü, bir toplumun medeniyetinin temsilidir. Bütün toplumların kaynaşacağı gün, insanlık için sanat diye bir şey var olmayacak, eserlerimizin bütünü yalnızca Mars gezegeninin sakinlerinin ilgisini çekecek. (…)”

Francis Picabia
“Kervansaray”, Çev: Ayberk Erkay, YKY, 2015, s.67

Nis
28
2015
0

Şiir: “BURUNSUZ”

(Francis Picabia için…)

(…)

burunsuz bir nesiliz geliyoruz yukarıya
___________taytlarımızı sıkı sıkıya kuşandık
burunlu medeniyetlerden hızla aşağıya
___________gidiyoruz kendimizi bıraktık

Ey insanlık!
_____aralar diktik
_________birbirimize
_____________susuyoruz

Ey insanlık!
______hep bir ağızdan
_____________susuyoruz
bu aralar
_____kulaktan
_________öpüşüyoruz
burunsuz


Zafer Yalçınpınar
ile Duygu Gündeş
Nisan 2015


Hamişler:

1/ “Burunsuz” adlı şiirin tam metnine http://bit.ly/burunsuz adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “Yalçınpınar da kimdir?” diyenler için; http://bit.ly/zykimdir

Nis
12
2015
0

Dehanın Kokusu

(…)

“Oysa insan dediğiniz durduğu yerde şekillenmez; bir deha yetiştirebilmek için, evvela onun kök salabileceği, boy atabileceği toprağa sahip olmamız gerek, yazık ki bizim toprakların hali içler acısı. O kadar fazla kimyasal gübre kattık ki içine, gerçek bakteriler yok oldu, sahtelerini yapmaya mecbur kaldık! Neşterlerin ve idollerin zaferidir bu, beyinleri ameliyat masalarında yapay olarak yaşatacağız ama yürekleri sedyede unuttuk! Meydanda o kadar fazla çakma deha var ki, gerçek bir tanesi kazara ortaya çıkacak olsa, kimse ona inanmayacak, kafayı modayla bozmuş bu kalabalık tarafından alay konusu olacak.”

“Fakat, eğer gerçek bir dehadan bahsediyorsak, dolayısıyla bizzat bir kuvvetten, kendiliğinden moda olması gerekmez mi?”

“Bu yanılgıdan hemen kurtarayım sizi, işte yaptığım deney: Umimi bir tuvaletin içine bir şişe parfüm boşalttım, giren çıkan, önünden geçen çok oldu ama bir kişi de çıkıp ‘Beyefendi, burası ne kadar güzel kokuyor!’ demedi. Yeni olanı algılayamadılar, malum kokuya o kadar alışmışlardı ki.” (…)

Francis Picabia
“Kervansaray”, Çev: Ayberk Erkay, YKY, 2015, s. 24


Hamişler:

1/Ayrıca bkz: http://evvel.org/demek-zamaninda-491i-bosuna-cikarmamisiz

2/Önemli bkz: http://evvel.org/?s=picabia

3/ EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
04
2015
0

Demek ki zamanında 491’i boşuna çıkarmamışız…

491iki

Demek ki 2010-2011 sularında 491‘i boşuna çıkarmamışız…
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/491.html


 kervansaray
Bkz: http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/mor-murekkepli-dadaist-418239


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
28
2013
0

491’in “ADAKARASI” yayımlandı!

491’in ADAKARASI yayımlandı!

4-5 Mayıs 2013 tarihlerinde Büyükada’da gerçekleştirilecek olan
İstanbul Fanzin Festivali için özel sayı…
Bkz: http://bit.ly/491adakarasi

*

Hamiş: 491’in yayımlanmış tüm sayılarına (14 sayı)
http://zaferyalcinpinar.com/491.html adresinden ulaşabilirsiniz.

*

Haz
04
2011
0

Evvel Fanzin, sekizinci yılını dönüyor…

“Sonrasızlık” adıyla yola çıkıp Ağustos 2009 itibariyle adını “Evvel” olarak  değiştirdiğim ve şu an okumakta, takip etmekte bulunduğunuz bu büyük betiği (aksak kolajı) yayımlamaya/oluşturmaya başlamamın üzerinden tam sekiz yıl geçmiş…
Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi günlerinin ardı sıra Sonrasızlık Fanzin’i, Puşt Ahali Edebiyat Platformu’nu, Puşt Ahali Tarifesi’ni (P.A.T!’ı), 491’i, poetik bildirileri, Taş Uçak’ı, görsel işleri, değinileri, duyuruları, anlatıları, şiirleri, dizeleri, ifşaatları, lobutları, buluntuları, efemeraları, Ece Ayhan, İlhan Berk, Kuzgun Acar, Kerim Çaplı, Yavuz Çetin, Sait Faik, Oruç Aruoba gibi hususi ilgileri,  alıntıları, etkinlikleri, tartışmaları, incelemeleri, kitapları, Kadıköy’ü, söyleşileri, izlenimleri, deneyimleri, sahafları, e-kitapları, dergileri, sokak sanatını, dilbilimi, paylaşımları, mücadeleleri ve tüm bunların etrafında yer alan insanları (ve aksine insan olamayanları, o muhterisleri) kısacası her şeyi -ama her şeyi- aklıma getirdiğimde söz konusu sekiz yıl bana 108 yıl gibi geliyor…
Bu kalabalık beni yoruyor ama mutsuz etmiyor. Aksine umut veriyor, zinde tutuyor… Ve bu yükün insanı insan eden akkor sahiciliğini yaşamım boyunca taşımaya, çoğaltmaya devam edeceğim.
Sonuçta, ölene kadar yazmaya kararlıyım, ama bunu kimseye önermiyorum. (Zy)

“Aksak Kolaj Nedir, Niyedir?”
ya da
“Tarihçe”

Çünkü,

bu kadar retoriğe ve kozmopolit yaşama karşın çelişkisiz bir bütün olmak çok zor artık. Bunu kabul etmeliyiz. Günümüz metinlerinde dizge, kurgu ve kronoloji yavaş yavaş değerini, işlerliğini yitiriyor. En başta bunu hissettim. Sonra da kendimi şurada buldum;  “çağrışımlar” ve “yan anlamlar”la ilerleyen, anlatmak yerine sezdirmeyi yeğleyen, “öncesi” ile “sonrası” yitmeye yüz tutmuş, nedensellik, planlama ve mühendislik güdüsü  azaltılmış -hatta yok edilmiş- bir şeyler (betik) oluşturulmalı… Ancak tümüyle de saçmacılık oynayamayız; yani “aksak” da olsa üç aşağı beş yukarı bir tını, bir duruş olmalı, sezdirilmeli… “Parçalar” olmalı ve araya “sus”lar konmalı… Bu garip betik, hangi edebiyat akımından ya da yazınsal türden, hangi eserden olursa olsun sadece fragmanlar tarafından oluşmalı… Metinler ve onların oluşturduğu kolaj, İlhan Berk’in deyişiyle “bir cehennem provası” gibi işlenmeli, seçilmeli… Bir adım daha ileri giderek, oluşturulan bu kolajın fragmanları da aksamalı, serbestleşmeli, yeni metinlerle, geribildirimlerle ve kesitlerle büyümeli, stokastik süreçler gibi, bir sarhoşun bir çizgi doğrultusunda yürümesi -aslında yürüyememesi- gibi ilerlemeli ve bütününe bakıldığında atonaliteye benzer bir şeylere(betik) ulaşılmalı…
İşte okuduğum, dinlediğim ve yazdığım metinlerin  arasından tuttum, “parçalar” aldım. Bunlar benim “yazın” sezgilerime ve  kafama  göre güzel “şey”ler; deyişler, söylemler, olaylar, dizeler, tümceler, haberler, karakterler… Sonra da onları buraya -bu blog sitesine- kaydettim. Aynı zamanda benim için büyük bir “alıntı defteri” varoldu. “Aksak Kolaj” fikri böyle çıktı; bir büyük “betik” oluşturmanın coşkusu –belki de özgürlüğü- tüm bunlar…  Ve bir akıl karışıklığı, bir yandan da “kayıt altına alma güdüsü”…
Daha önce (2003-2006) bu işi “sonrasızlık” adında basılı bir fanzin yayımlayarak gerçekleştiriyordum. Fanzin İstanbul/Kadıköy’de 100 adet basılıyor ve dağıtılıyordu. 2006′da internet üzerindeki yeni teknolojiyle (blog sistemiyle) birlikte  “sonrasızlık” adını verdiğim/dikiş attığım bu “aksak kolaj” daha büyük, sınırsız ve işlek hale geldi… Geribildirimlerin, yan metinlerin, açılımların da eklenebileceği bir “cehennem yeri” oldu.
Olsun da.

 

Not: “Sonrasızlık Fanzin”, Ağustos 2009′da adını “Evvel” olarak değiştirmiştir.

 

Vurgu Hamişi:
Kısacası, tüm dediklerim bir yana, büyük bir “betik” oluşturmak düşüncesinin coşkusu yüzünden oldu her şey.

*

Zafer Yalçınpınar (2003-2011)


May
29
2011
0

Biraz da DADA: “Merz”

“MERZ”, Kurt Schwitters’ın Almanya-Hannover’da 1923-1932 yılları arasında çıkardığı dadacı bir dergidir. Schwitters, “MERZ” adlı dergisini ve bu bağlamda oluşturduğu tekniğini “her şeyi kullanmanın ilkesi” olarak tanımlar. Dada’nın ayrıksı isimlerinden olan Schwitters’ın dergisi Dada akımının etkisini kaybettiği bir dönemde yayımlanmaya başlamıştır.
1915’te F. Picabia’nın akıma katılmasıyla “karşıtlık” ruhu hızlanan Dada’nın, 1920’de “Uluslararası Dada Fuarı”yla zirveye ulaştığı, Winter Birahanesi rezaleti sonrası Max Ernst’ün çekip gitmesiyle, 1922 yılı dolaylarında kendi sonunu açıkladığı düşünülmektedir. 1922’de Bauhaus’ta Hans Arp ve Tristan Tzara, Dada üzerine ağıtvari bir söylev çekerler. Bu söylev sonradan MERZ’de yayımlanmıştır.

Merz Konstrüksiyonu’nun 1933 yılındaki görüntüsü.

Schwitters, o dönemlerdeki en sıkı ve etkileyici eserini 1920’de vermiştir. Evinin içini ve dışını garip malzemelerle kaplayıp adını da “Merz Konstrüksiyonu” koymuştur. “Merz” düşüncesi 1.Dünya Savaşı’nın ardından Schwitters’ın akademide öğrendiği her şeyin işlevini kaybetmesi sonucu oluşmuştur. Savaşın yıkıntı parçalarından, kayıplardan ve acılardan ortaya çıkardığı bileşkelere “MERZ” adını verir. (Merz Konstrüksiyonu, 1943’te bir İngiliz hava saldırısı sırasında yıkılmıştır.)

Zy

MERZ adlı derginin bazı sayıları şu adresten incelenebiliyor: http://sdrc.lib.uiowa.edu/dada/merz/index.htm

Ayrıca bkz: http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/blog/?p=5593

 

Nis
26
2011
0

491’e ON ÜÇ! (Ey vakitsizlik!)


491’e ON ÜÇ!

Ey vakitsizlik!

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491onuc.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy kafasıdır.
491, seslidir… Ses ver!

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Nis
02
2011
0

Brooklyn’de bir başka 491…

Bugün http://fourninetyone.com adresinde “491” adlı bir başka online yayınla karşılaştım. Demek ki Francis Picabia ile 291-391 ruhunu/kafasını hatırlayan, benzer bir bakışı ya da sezgiyi irdelemeye çalışan sadece biz değilmişiz. New York-Brooklyn’de çevrelenen ve plastik sanatlar, mimari, elektronik müzik ve edebiyat üzerine sıkı ve eleştirel yazılar, özel tanıtım metinleri yayımlayan 491 adlı (http://fourninetyone.com) siteyi/oluşumu herkese öneriyorum.

Sitenin editörleri Bret Schneider ile Jamie Keesling… İlginç bir tayfa ve içerikle Kasım 2010’da (yani bizden, bizim 491’imizden 9 ay sonra) yola çıkan bu oluşumu fark etmek beni heyecanlandırdı. Demek ki dünyanın başka yerlerinde de “imgelemin özgürlüğü” yolunda umutlanan, araştıran, uğraşan, yazan, çizen, düşünen birileri varmış…

Bunu bilmek, bunun  bir teyidini görmek çok güzel…

Sahicilikle
Zy

http://fourninetyone.com‘dan bir görüntü…

Nis
02
2011
0

491’e ON İKİ!


491’e ON İKİ!

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491oniki.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy kafasıdır.
491, seslidir… Ses ver!

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Mar
02
2011
1

4 Mart Cuma, 19:10’da, Açık Radyo’da…

94.9 Açık Radyo’da Açık Dergi Programı kapsamındaki Yer6 Hafıza bölümünde bu hafta, “özgür neşriyatların niteliği ve niceliği” çerçevesinde karşı karşıya olunan “endüstrileşme” tehlikesinden, “denizaltı edebiyatı”ndan ve elbette Evvel Fanzin ile 491’in öyküsünden söz etmek, söyleşmek üzere Zafer Yalçınpınar konuğumuz olacak.

Programa Kolektif’ten Zeynep Rojda Güvenç, Janset Karavin katılacak.
Program 4 Mart Cuma akşamı 19:10‘da, 94.9 Açık Radyo‘da.

Not: Açık Radyo podcast kanallarından Yer6 Hafıza’nın kaçırdığınız geçmiş yayınlarının tümünü dinleyebilirsiniz…

YER6 HAFIZA
PROJE EKİBİ

Şub
27
2011
0

491’e 11: “Seslidir!”

491’e 11!

“Yaşadım” diyebilmen için…

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491onbir.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.
Bundan böyle 491, seslidir… Ses ver!

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Şub
01
2011
0

491’e ON!

491’e on!

“Ey susku…”

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491on.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Oca
02
2011
0

491’e DOKUZ!

491’e dokuz!

“Eşyaya benzeme, insan ol!”

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491dokuz.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Ara
28
2010
0

Picabia’dan Breton’a…

(…)
Elle tutulamayan, hayâli boşluğu severim
Retinadan belli bir mesafede; gökyüzünde görüntüler
Görüşüm bir dokunuşa dönüşüyor
Ressamlar beni fazlasıyla sıkıyor
Evren,  görüntülerin üzerinde bulunan
İmgelerle dolu geniş bir görüntü.
Müzisyenler beni fazlasıyla sıkıyor
Sadece doğuştan kör olanlar
Müziği görünür bir nesne olarak algılar
Herkes aslında, sizden tiksinen,
Zavallı birer melek.

Francis Picabia
Çeviren: Zy

Hamiş: Francis Picabia’dan André Breton’a provoke üslupla yazılmış bir şiirdir.  Picabia ile Breton’un ilişkileri birçok defa karmaşık, zor ve hatta gergin bir haldedir, ama hiçbir zaman birbirlerine saygılarını kaybetmemişlerdir.

Kas
17
2010
0

491 MÖS! (Müzayede Özel Sayısı)

491 MÖS! (Müzayede Özel Sayısı)

“Yoksulluğun harçlığından denkleştirilmiş duhuliyedir en iyisi!”

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491mos.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle
senin ilgilenmeyişinin 2010’daki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html
adresinden indirebilirsiniz.
(E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Kas
05
2010
0

291’den Görüntüler…

Francis Picabia, John Marin, Picasso, Maurice de Zayas gibi isimlerin New York’ta  5. Cadde’de çevrelediği galeri 291, Mart 1915 ile Şubat 1916 tarihleri arasında “291” adlı bir dergi yayımlamıştır. 12 sayı boyunca yayımlandığı düşünülen, gerçeküstücü ve dadacı eserlerin yer aldığı bu özel derginin editörlüğünü Alfred Stieglitz üstlenmiş. Ardından Francis Picabia, 1917’de zengin bir şair, araştırmacı ve koleksiyoncu olan Walter Arensberg ile birlikte 291’in devamı olan “391” adlı dergiyi yayımlamaya başladı. Daha önce Evvel Fanzin’de 391’in kapak görüntülerinden bazıları paylaşmıştım. Şimdi de 291 adlı dadacı dergiden bazı görüntüleri aşağıda paylaşıyorum. Bu paylaşımı 491‘in müzayede özel sayısı için bir ısınma turu olarak düşünebilirsiniz. (Zy)

***

Picabia’nın 391 için hazırladığı kapak çizimlerinden  biri ya da “Thermométre Rimbaud


Eki
03
2010
0

491’e YEDİ!

491‘e YEDİ!

“Yemcilerin yemlerini yeme!”

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491yedi.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’daki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Not: 491‘in 8. sayısı  “Müzayede Özel Sayısı” olarak Kasım ayının son haftası yayımlanacaktır.

Eyl
04
2010
0

491’e ALTI!

491‘e ALTI!

“Kendini kendin ver kendine…”

http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491alti.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’daki  yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy tribidir.

491‘in tüm sayılarını http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/491.html adresinden indirebilirsiniz.

E-posta: dortdokuzbir@gmail.com

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel