Şub
14
2012
0

Olaylar…

Yüzyıl içerisinde oluşan bir olay, hiçbir tarih, hiçbir anı kitabında yer almıyor. Örneğin, Paris şehrinin, Devrim’den sonraki Fransa’nın hayatında oynadığı çok büyük ve garip rol; örneğin, elektriğin bulunuşu ve uygulamalarının dünyayı sarması. İnsanlık tarihinde eşi olmayan bu olaylar tarih kitaplarına girerlerse, ancak sahnelik, geleneksel tarihin alışkanlıklarına uygun olanlardan daha az belirtilerek giriyorlar. Napolyon zamanında elektriğin önemi, aşağı yukarı Tiberius zamanında Hristiyanlığa verilebilecek önem kadardı. Gittikçe daha iyi anlaşılıyor ki, elektriğin dünyayı baştan başa bir sinir sistemi gibi sarması, Ampére’den bu yana süre gelen bütün politik olaylardan daha önemli sonuçlarla yüklü ve gelecekteki hayatı değiştirmekte daha etkindir.

Paul Valéry
Bugünkü Dünyamıza Bakış, Çev: S. Eyüboğlu-V. Günyol,  Çan Yay., 1972, s.11

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Şub
14
2012
0

Dil dışı imbilimlerin kuruluşu… (Bilge Karasu)

(…)Tanıma, uzayda, zaman içinde ayırımlama demektir; zamanla, dünya üzerinde edinilen görgüdür. Sürekli, ayrımsız, anlam alanının dışında kalan bir yoz duyulurluğun içinde, söz-öncesi ilk ayırımlamalar, algılarla yapılıyor olsa gerek. Greimas, bu alana, “doğal dünyanın imsel dizgesi” adını vermişti. Ona göre, doğal imsel dizgelerin anlatım düzeyindeki ulamları, sözsel imsel dizgelerin içeriği düzeyindeki ulamlara karşılıktır. Bilişsel zorlamalar insani anlam üreticisini, imbilimsel bir özne durumuna getirir. (…)

Dil dışı imbilimlerin kuruluşu, şimdiye dek ancak doğal dillere bırakılmış olan, dünyanın anlamsal ulamlamasının açıklanışını, elbette değiştirecektir. “Ancak” görsel, musikiye değgin, çalımlara değgin imlenenler var mıdır? “Ancak-görsel” imlenenler imgelemek güç değil. (…)

Bunu yapabilmek için de gözün kendi kendini eğitmesi, sözel dilegetirmenin kabul ettireceği kalıplardan kaçınıp görsel birimleri ille de doğal dünyanın biçimleriyle özdeş kılmaktan geri durması gerekir. Özgül olarak görsel birimleri seçmek, ardından bunları adlandırmak için doğal bir dile başvurmamak, özel bir öte-dil, üst-dil yaratmak gerekiyor. (…)

Uzun sözün kısası, sözel alan dışındaki çalışmalar, düşünceyi, her şeyden önce, doğal dillerin alışılagelmiş zorlamalarından, baskısından kurtulmanın yolunu aramaktadır henüz.

Einstein, matematikte “buluş” konusunda Jacques Hadamard’la yaptığı bir konuşmada, “yazılmış ya da söylenmiş sözcüklerle dil, düşüncenin işleyişinde en ufak bir pay taşımazmış gibi görünüyor” demişti. (…) Bu sezgisel sözler, birçok başka bilim adamının söyledikleriyle destekleniyor. Belki, imlerin altındaki işleyişlerin tümdengelimli bir örnekleştirilmesi, gerçekleşir bir gün.

Bilge Karasu
“İmbilim Ders Notları”, Haz: Cemal Güzel, BilgeSu Yay., 2011, ss. 56-59

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Bilge Karasu” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
14
2012
0

Nâzım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye… tarihsiz..

3 Mart 2012 tarihine kadar CKM’de(Caddebostan Kültür Merkezi’nde) sürecek olan “Sabahattin Ali” Sergisi‘ne ait “Fotoğrafını Bekliyorum” adlı sergi kitabını inceledim. Kitabın editörlüğünü Sevengül Sönmez üstlenmiş. Sergide yer alan tüm edebiyat efemaraları ve Sabahattin Ali’nin hayatındaki dönüm noktaları hem görsel hem de metinsel olarak kitabın kapsamına alınmış. (YKY tarafından yayımlanan “Fotoğrafını Bekliyorum” adlı sergi kitabını  tüm edebiyat ve edebiyat efemerası meraklılarına öneririm.) Kitapta -tıpkı sergide olduğu gibi, doğallıkla- ilgimi çeken birçok efemera var… Özellikle, Nâzım Hikmet’in Sabahattin Ali’ye yazdığı “tarihsiz” mektubu çok önemsiyorum. Mektuptan bir bölüm aşağıdadır. (Zy)

 

(tarihsiz)

Kardeşim,

(…)Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi  tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir’le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv, biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde, ötekisinde bu imkân henüz belirmiş, Suat Derviş’e gelince galiba artık yazmıyor, velhasıl büyük Türk hikâye ve romanının tek bayrağı bilfiil sensin. Bugünkü durumda bu böyle. Bunun zorluklarını, mesuliyetlerini gayet iyi anlıyorum. Fakat sana her zaman o kadar güvendim ve o kadar güveniyorum ki bu zorlukları, yüklendiğin ağır yükün altından kalkarak yeneceğine inanıyorum. (…)Edebiyatımızın bugünkü şartları seni öyle bir yere getirmiştir ki, rehberlik etmeye ve bunun mesuliyetlerini yüklenmeye mecbursun. Verimlisin, bu sana rehberliğinde en büyük yardımcıdır. Beni sekterlikte ittiham etme. Katiyen değilim. Sadece olanı olduğu gibi görmeye çalışıyorum. Sait Faik diye bir yazıcı var. Belki istidatlı, fakat hâlâ ne yapmak istediğini bilmeyen (…) bir delikanlı. Onu seninle birlikte, senden sonra bile saymıyorsam sekterliğimden değil. Sonra Sefer Aytekin diye bir delikanlı var. Orhan’dan daha civciv, bak eğer onunla şahsen uğraşırsan iyi olur. Bir de Denizin Çağırışı mı ne diye bir kitap çıkaran bir delikanlı var. (…) Eskilerden Reşat Nuri dama demiş vaziyette. Bir kitap yazdı ömründe: Yeşil Gece, ondan sonra ve dahi duralar. Yakup Kadri dünyaya biraz daha geç gelseymiş yani şimdi 20-25 yaşında filan olup senin kürsünde ders alacak durumda bulunsaymış adam olurmuş. Gel gelelim ki çok erken gelmiş dünyaya. Ve onun da yıllardır yazdığı yok. (…)

Bütün bunları sekter olmadığımı anlatmak için yazıyorum sana. Belki benim tanımadığım gençler ve ihtiyarlar vardır. Onları bilmem. Varsa onları toplamak, toparlamak, ayarlamak bugün senin üstüne düşen bir memleket vazifesi. (…)

(…)Seni hasretle kucaklarım sevgili kardeşim.

Nâzım Hikmet

 

“Fotoğrafını Bekliyorum” Sabahattin Ali Sergi Kitabı, Haz: Sevengül Sönmez, YKY, Şubat 2012, s. 67

Hamiş: Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
08
2012
0

Elli Karakter: “YİTİRMECİ” (Elias Canetti)

Elias Cannetti
“kulakmisafiri” (Elli Karakter), Çev: Şemsa Yeğin, Payel Yay., 1994, ss. 71-72

Ayrıca bkz:  “kürsücambazı”

Şub
08
2012
0

Elli Karakter: “KÜRSÜCAMBAZI” (Elias Canetti)

Elias Cannetti
“kulakmisafiri” (Elli Karakter), Çev: Şemsa Yeğin, Payel Yay., 1994, ss. 57-58

Ayrıca bkz:  “Yitirmeci”

Şub
06
2012
0

René Char kimdir? (Albert Camus)

Ada Yayınları’ndan 1990 yılında yayımlanan “René Char- Seçme Şiirler” adlı kitabın girişinde Albert Camus tarafından kaleme alınmış bir “René Char” portresi  yer alıyor. “İnsanlık” tarihi açısından çok değerli olan bu portrenin tam metnine  https://zaferyalcinpinar.com/renecharcamus.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: René Char’ın seçme şiirlerinin söz konusu baskısının ve Albert Camus tarafından kaleme alınan bu portrenin çevirisi Samih Rifat’a ait…

 

 

Şub
06
2012
0

Söyle… (René Char)

Söyle ateşin söylemeye çekindiğini
Havanın güneşi, gözüpek aydınlık,
Ve öl, herkes adına söylediğin için.

René Char
“Seçme Şiirler”, Çev: Samih Rifat, Ada Yay, 1990, s.24

Şub
05
2012
0

Sabiha Sertel’in Anılarında; “Sabahattin Ali”

Adam Yayınları’ndan 1993 yılında çıkan “Sertel’lerin Anılarında Nâzım Hikmet ve Babıâli” adlı kitabı, Zekeriya Sertel, Sabiha Sertel ve Yıldız Sertel’in hatırladıklarıyla bütünlenmiş çok önemli bir yayıncılık tarihi eseri olarak ele almak gerekiyor. Bugünküne benzer garip bir gaddarlığın hüküm sürdüğü o garip dönemin karakteristik özelliklerine, önemli ayrıntılarına ve Resimli Ay Dergisi ile bu derginin çevresinde gelişen olaylara yönelik en ilginç anlatımlara Sabiha Sertel’in satır aralarında rastlayabilmek mümkün… İşbu kitap kapsamında yer alan ve Sabiha Sertel’in Sabahattin Ali’ye ilişkin aktardığı yaşantıları içeren episoda https://zaferyalcinpinar.com/sabaalisertel.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)

1. Hamiş: Bkz; https://evvel.org/sabahattin-ali-sergisinden-goruntuler

2. Hamiş: Asıl ve mühimle, önümüzdeki günlerde işbu kitapta yer alan ve Nâzım Hikmet‘le ilgili olan bölümlerden bazı alıntıları Evvel Fanzin kapsamında yayımlayacağız.

Şub
04
2012
0

Balık Adam (Elif Yıldız)

“Balık Adam”, Elif Yıldız

Ayrıca bkz: https://illustratorsculptor.blogspot.com/

*

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Şub
03
2012
0

Öyleyse, hayal edilemezliğin anlamsızlık için bir kriter olduğunu söylemenin doğru bir tarafı vardır. (Wittgenstein)

(…)
247. Zira, “bir cümlenin anlamlı olmadığını keşfetmek” ne anlama gelir?
Ya şu ne anlama gelir: “onunla bir şey kastediyorsam, elbette anlamlı olmalı”?
(…)
260. “Bütün mümkün deneyimleri aşmak” ancak görünüşte mümkündür, bu sözün kendisi bile ancak görünüşte anlamlıdır, çünkü anlamlı ifadelere benzetilerek kurulmuştur.

261. “Sanki felsefesi”nin kendisi bütünüyle benzetme ile gerçeklik arasındaki bu kaymaya dayanır.

262. “Ama aşina olmadığım bir şeye sızmak için sözcükler kullanarak düşüncelerimde gerçekliği öngöremem.
‘Nihil est in intellectu quod non fuerit in sensu’ (Düşüncede hiçbir şey yoktur ki duyuda bulunmamış olsun)
Sanki önden bakınca görülemeyen bir şeye arkadan yaklaşıp göz atmak için düşüncede onun arkasına dolanabilirmişim gibi.”

263. Öyleyse, hayal edilemezliğin anlamsızlık için bir kriter olduğunu söylemenin doğru bir tarafı vardır.
(…)

Ludwig Wittgenstein
“Zettel”, Çev: Doğan Şahiner, Nisan Yay., 2004, s. 67

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ludwig Wittgenstein” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
02
2012
0

Fethi Karakaş’ın Bir Deseni

İlk baskısı 1953 yılında “Yenilik Yayınları tarafından gerçekleştirilen ve Sait Faik’in tek şiir kitabı olan “Şimdi Sevişme Vakti”ndeki desenleri Fethi Karakaş çizmiş. İşbu kitabın son sayfalarında yer alan bir desenin görüntüsü aşağıdadır.

Hamişler:

1- Kitabı koleksiyonuma ulaştıran  Soyut Sahaf’a -eski adıyla Aydedim Sahaf’a- çok teşekkür ederim.

2- Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik ” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

3- Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
02
2012
0

“Bu nasıl olabilir?” (Wittgenstein)

(…)
258. Mantıkta genellik, mantıksal basiretimizin ulaştığından daha öteye uzatılamaz. Ya da daha iyisi: mantıksal bakışımızın ulaştığından.

259. “Pekiyi nasıl oluyor da insan anlayışı gerçekliğe üstün gelip doğrulanamaz olanı kendisi düşünebiliyor? Niçin doğrulanamaz demeyelim? Zira onu kendimiz doğrulanamaz yaptık.

Sahte bir görünüm meydana getirilir mi? Pekiyi o görünümün öyle görünmesi bile nasıl mümkün olabilir? Zira bu ‘öyle’nin hiç de bir betimleme olmadığını söylemek istemez misiniz? Eh, öyleyse o ‘sahte’ bir görünüm de değildir, bize yolumuzu kaybettiren bir görünümdür. Öyle ki, kaşlarımızı çatıp sorarız: Bu nasıl olabilir?
(…)

Ludwig Wittgenstein
“Zettel”, Çev: Doğan Şahiner, Nisan Yay., 2004, ss.66-67

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ludwig Wittgenstein” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
31
2012
0

“Görüntünün Morfolojik Metaforu” (Necmi Karkın)

(…) Görme nesnesine, algıda yapılan estetik müdehale onun natürel varlığını, zihinsel süreçler içinden geçerek alışılmadık ya da ütopik gerçeğe dönüşecektir. Natürel olan nesne, dışını sarmalayan hava dokusu ve uzamıyla birlikte algılama kavramı içinde kendini somutlayacaktır. Görüntüye yapılan estetik müdehale, bireyin içsel reaksiyonlarına göredir. Görüntünün anlamını sorgulamak üzere yaptığımız yapısal değişim maddenin sanat için yeniden çoğaltılması ya da yalıtılmasını gerektirir.
Sanat, bilince biçim kazandıran görüntüye tanık olma aracı olarak, tekil olanın nesnelliğe açılımıyla insanlık bilincinin biçimsel dramını sahneleyebileceğimiz bir alandır. Bu alan her çağda insanın içkin olan yapısal çelişkilerini çözümleyen tinsel tasarımı, seyredebileceğimiz görüntülere dönüştürür. (…)

Necmi Karkın
“Sanatta Anamnesis Sarsıntıları”, De Ki Yay. 2009, s.71

Oca
31
2012
0

Şiirsel Yük

(…)
Nâzım Hikmet’in önemi şurda: Bir devrim düşüncesini toptan üstlenmiş ve sonuna kadar götürmek cesaretini göstermiştir. Öte yandan şiirinde -anlatımında, kullandığı imgelerde, dil tutumunda- düşüncesinin, hayatının, varoluşunun karşılığını bulmuştur. Başka şairlerde görmeye alıştığımız, düşüncenin süs ve biçim olarak, iğreti olarak serpilişi, fikrin biçim cilveleri ve anlam oyunları halinde kalıp sırıtışı yoktur onda. Düşünce biçimsel olarak değil, yapısal olarak yerleşir Nâzım Hikmet’in şiirine. Tümdengelmez onda düşünce. Daha çok hayatın verilerinden çıkışını yapar. (…)
Nâzım Hikmet şiirini hayatıyla tam doğrulamış bir şairdir. Ama daha önemlisi, hayatını şiiriyle eksiksiz bir planda doğrulamayı da bilmiştir. Siyasal tutumdaki birçok şairin aksine, devrim düşüncesiyle şiirsel yük müthiş bir bütünlenme içindedir onda. Ve bu bizim şiirimizde Nâzım Hikmet’e kadar rastlanmayan, dünya şiirinde de seyrek rastlanan bir özelliktir. Şiirsel onur yiğitlik tavrıyla bir arada gider Nâzım Hikmet’te. Şiirin en büyük deneylerinden biri.

Cemal Süreya
“Yazdık Nâzım Nâzım Diye”, Haz: Zühtü Bayar, Günel Altıntaş, Soyut Yay., Mayıs 1974, s.30

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Nâzım Hikmet ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
31
2012
0

Gerçekliğin yalnızlık Yanılsaması

Sanatsal gerçekliğin belirlenmesinde bizi yanılsamaya götüren nedir? Bizi buna sorumlu kılan şey, tekil ve öteki belirlenimler değil, yalnızlık kavramının belirlenişine neden olan gerilim noktalarıdır. (…)
“Her şey yitirildiği için, her şeyin yeniden var edilmesi gerekir çoğu zaman” diye Baudelaire’yi, gerçekliği garanti eden her yeni imaj türünü benimsemek suretiyle ve bunun kesinlikle gerçeğin imajı olmadığının başkaları tarafından deklare edilmesine olanak vermeden sanattaki gerçekliğin idollerini yaratarak onaylayabiliriz.
(…)

Necmi Karkın
Artist Dergisi, Mart 2007

Oca
30
2012
0

Yazmak…

Aralıksız yazmak, toprağı kazmak gibi yorar insanı. (Robert Walser)

*

Oca
30
2012
0

“Sabahattin Ali” Sergisi (3 Şubat- 3 Mart 2012)

3 Şubat- 3 Mart 2012
Caddebostan Kültür Merkezi (CKM)

Küratör: Sevengül Sönmez

“Sergi, Türk edebiyatının en büyük yazarlarından Sabahattin Ali’nin yaşamöyküsüne eşlik eden fotoğraflar, belgeler ve eşyalardan oluşmaktadır. Kısa yaşamına çok sayıda eser sığdıran, eserleriyle önemli değişiklikler yaratan Sabahattin Ali edebiyatın dışındaki diğer sanat dallarıyla da yakından ilgilidir. Sinema, tiyatro, opera, resim ve özellikle de fotoğraf onun edebiyatında da oldukça etkilidir. Hem fotoğraf çekmeyi, hem de çektirmeyi seven Sabahattin Ali’den geriye kalan fotoğraflar, sadece onun yaşamına değil, Cumhuriyet’in 10. yılından sonraki Türkiye’sine de tanıklık etme fırsatı veriyor.

Ailesi tarafından oldukça zor koşullara rağmen saklanan kişisel belgeleri, mektupları, eserlerinin müsveddeleri vb. de onun edebiyat serüvenine kılavuzluk etmekte, aynı zamanda kişiliği hakkında ipuçları taşımaktadır.”

Bkz: https://www.ykykultur.com.tr/etkinlik/?id=400

Oca
30
2012
0

Unica Zürn’ün Çizimleri

Unica Zürn (1916-1970)
Çizimlerinden örnekler…

Oca
28
2012
0

“Zamana mekân, mekâna da zaman katmak için çok uğraşırım…” (Theo Angelopoulos)

“Film çekerken hiçbir şeyi zorlamam… Zamana mekân, mekâna da zaman katmak için çok uğraşırım… Çekim sırasında soluk alıp vermeye zaman tanırım”

Theo Angelopoulos

Hiçbir zaman, hiçbir yerde eksik olmasınlar “Aylak Adamız” taifesi, 1999 yılında Gabrielle Schulz tarafından gerçekleştirilen ve Theo Angelopoulos’un şiirsel sinema diline odaklanan önemli bir röportajı tekrardan yayımladı. Röportajın tam metnine https://www.aylakadamiz.com/archives/8510 adresinden ulaşabilirsiniz.


Oca
27
2012
0

Kar Yağışı

Kar yağıyor, gökyüzü ne kadar yağdırabilirse artık, o kadar yağdırıyor karı ve gökyüzü hatırı sayılır miktarlarda kar yağdırabilir. Bitmek bilmiyor, ne bir başı var ne de sonu. Bir gökyüzü kalmadı artık, her şey gri beyaz bir kar yağışı. Artık bir hava da yok, hava tepeleme karla dolu. Bir toprak da yok artık, toprak karla ve yine karla örtüldü. Çatılar, caddeler, ağaçlar kar altında kaldı. Her şeyin üzerine kar yağıyor ve bu anlaşılabilir bir şey; çünkü kar yağdığı zaman, anlaşılabileceği gibi, istisnasız her şeyin üzerine yağar. Her şey karı taşımak zorunda, sabit cisimlerin yanı sıra, sözgelimi araba gibi hareket halindeki cisimler de; menkul değerlerin yanı sıra, gayrimenkuller de, arazilerin yanı sıra, taşınırlar da, blokların, direklerin ve kazıkların yanı sıra, yürüyen insanlar da. Kar dokunmadık tek bir köşecik bile bırakmadı, evlerin, tünellerin ve mağaraların içinde kalanlar dışında. (…)

Robert Walser
“Gezinti”, Çev: Cemal Ener, Can Yay., 2011, s. 109

Oca
26
2012
0

Sessizliğin İçinde…

CHIHARU SHIOTA‘nın “Sessizliğin İçinde” başlıklı
yerleştirme çalışmalarından örnekler…

CHIHARU SHIOTA’nın kişisel web sitesine
https://chiharu-shiota.com/
adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sessizliğin Dilbilgisi” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/sessizligin-dilbilgisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
26
2012
0

“Şiir üstüne” (Hermann Hesse)

“Düşler” dergisinin 1991′de yayımlanan ilk sayısında Hermann Hesse’nin “Şiir Üstüne” bir denemesi yer alıyor. İlker İlgiz’in çevirisini gerçekleştirdiği işbu deneme yazısının tam metnine  https://zaferyalcinpinar.com/hessesiirustune.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
25
2012
0

Şiirselliğin usta yönetmeni Theodoros Angelopoulos, trafik kazasında yaşamını yitirdi.

 Angelopoulos’un “Ağlayan Çayır” adlı filminden bir görüntü…

*

Dün akşam saatlerinde Pire Drapetsona otoyolunda, ”Öteki Deniz-The Other Sea” adlı yeni filminin çekimi sırasında bir motosikletin çarptığı Theodoros Angelopoulos, olay yerinden ambulansla Faliro’daki bir hastaneye götürüldü.

Yoğun bakıma alınan ünlü yönetmenin, hastanede yaşamını yitirdiği belirtildi.

Bkz: https://www.ntvmsnbc.com/id/25316573/

Oca
25
2012
0

Yağmur Müzisyeni

Almanya’nın Dresden kentinde -öğrenci bölgesi kapsamında- yer alan “Neustadt Kunsthofpassage” adlı apartmandaki yağmur oluklarının tasarımı, kuvvetli yağmurlarda değişik melodilerin oluşmasını sağlıyor.  Bina, Christoph Roßner, Annette Paul, ve Andre Tempel tarafından tasarlanmış.

Oca
24
2012
0

Robert Walser’in Bazı Betikleri

Halil İbrahim Bahar’ın yayımladığı “Soyut” adlı derginin 30 Ocak 1971 tarihli 33. sayısında Robert Walser’e ait bazı betiklere/anlatılara rastladım. Sezer Duru tarafından çevirisi gerçekleştiren “Öke”, “Yeryüzü” ve “Saç Kestirme” başlıklı bu üç betiğin henüz Türkçe’de yayımlanan Robert Walser kitaplarında yer aldığını sanmıyorum. Betiklerin tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/walseroykuleri.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)

Hamiş: R. Walser’in bu ilginç betiklerini bana ulaştıran Soyut Sahaf’tan Derya Aydedim‘e çok teşekkür ederim.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com