May
21
2011
0

İnsanlık Anıtı’nın yıkımına karşı 145 imza…

Bkz: https://www.dha.com.tr/karstaki-insanlik-anitinin-yikimina-karsi-metin-ve-imzalar–flashaber_158821.html

BASIN BÜLTENİDİR:

Kars’ta Mehmet Aksoy tarafından yapılan İnsanlık Anıtı heykelinin yıkılması, sanat eserine karşı devlet eliyle gerçekleştirilen kapsamlı bir şiddet gösterisidir. Heykelin barışı ve insanlığı temsil ediyor olması bu şiddet uygulamasını daha da vahim ve kabul edilmez hale getirmektedir.

Bu vahim durumu susarak kabullenmeyi reddediyor, başlamış olan yıkımın derhal durdurulmasını ve heykelin tasarlandığı şekilde onarılıp tamamlanması için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyoruz.

Ali R. Kaylan, Alpar Sevgen, Amberin Zaman, Ared Mısırlıyan, Asim Dabire, Aslı Evciergun, Atilla Dorsay, Ayda Köseoğlu, Aydan Gülerce, Aydın Pesen, Ayfer Bartu Candan, Ayhan Kaya, Ayla Zırh Gürsoy, Aylin Teniner, Ayşe Akalın, Ayşe Buğra, Ayşe Erzan, Ayşe Gürel, Ayşe Nur Sankur, Ayşe Öncü, Ayşe Özdemir, Ayşen Candaş, Barış Pirhasan, Başak Emre, Begüm Cemiloğlu, Betül Tanbay, Binnaz Toprak, Burcu Yakut Çakar, Burhan Şenatalar, Bülent Sankur, Büşra Ersanlı, Can Cemiloğlu, Can Moralı, Cem Mansur, Cem Özdemir, Cevza Sevgen, Ceyda Arslan Kechriotis, Çiğdem Kafescioğlu, Deniz Albayrak Kaymak, Deniz Mardin, Dickran Kouymjian, Dicle Cemiloğlu, Didem Pekün, Dilek Doldaş, Dilek Hattatoğlu, Dilek Zaptçıoğlu, Ece Temelkuran, Ekin Mağden, Elif Akçalı, Engin Akın, Ercan Alp, Esen Çamurdan, Esra Battaloğlu, Esra Mungan, Ferhunde Özbay, Fikret Adaman, Garine Bahçeci Seropyan, Gencay Gürsoy, Gönül Dinçer, Grete Marstein, Gül Cemiloğlu, Gül Okutan, Gül Pulhan, Güler Fişek, Gülru Yıldız, Günay Göksu Özdoğan, Gündüz Vassaf, Hadi Özbal, Handan Börtücene, Hasan Uzma, Hülya Gülbahar, Işıl Welti, Sibel İnceoğlu, İbrahim. Ö. Kabaoğlu, İlkay Bakırtaş, İpek Duben, İskender Savaşır, Jale Parla, Kuban Altınel, Kuyaş Buğra, Kürşad Kahramanoğlu, Latife Tekin, Lerzan Özkale, Leyla Tavşanoğlu, Mahir Arıkol, Mahmut Hortaçsu, Mehmet Güleryüz, Mehmet İstemi, Mehmet Onur, Mehmet Oruç, Melek Ulagay, Melis Tuncay, Meltem Toksöz, Menekşe Toprak, Mine Eder, Mubesser Selçuker, Muhtar Turan, Murat Aygün, Murat Gülsoy, Murat Koyuncu, Müge Sökmen, Nazlı Başak, Nevin Sungur, Nil Deniz, Nilüfer Tapan, Nora Şeni, Nur Bekata Mardin, Nurdan Davutyan, Osman Kavala, Osman Okkan, Oya Baydar, Özlem Dalkıran, Pınan Gümüş, Piraye Cemiloğlu, Recep Özkale, Reşit Canbeyli, Rona Serozan, Rukiye Kuneralp, Saliha Yazgaç, Selçuk Erez, Sema Kılıçer, Sema Moritz, Sema Öğünlü, Sema Sakarya, Shirin Melikoff, Sima Aprahamian, Tahsin Yeşildere, Tonguç Rador, Tuna Koyuncu, Tuna Kuyucu, Tunga Güngör, Turhan Öztürk, Ünal Zenginobuz, Vangelis Kechriotis, Yalçın Tosun, Yaman Barlas, Yasemin İnceoğlu, Yeşim Atamer, Zafer Yalçınpınar, Zeynep Gambetti, Zeynep İnankur, Zeynep Kadirbeyoğlu, Zeynep Oral, Zeynep Rona

May
16
2011
0

Sesli Kütüphane’de; “Kelimenin Yüzü”

2007’de Çekirdek Sanat Yayınları tarafından yayımlanan “Kelimenin Yüzü” adlı poetik sözlüğümü Kadıköy Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi kapsamında bir sesli kitaba dönüştürmenin coşkusunu yaşıyorum bugün… Böylesi şiirsel bir proje için Kelimenin Yüzü’nü -seve seve- seslendirdim. Yaşamın şiirselliğine ve “imgelemin özgürlüğü”ne inanan tüm Kadıköy taifesini bu projeye destek vermeye davet ediyorum: Sesli Kütüphane Projesi kapsamında gönüllü okuyucu olmak ya da kitabını seslendirmek isteyenler meyse.budakli@kadikoy.bel.tr e-posta adresinden Sn. Meyse Yılmaz Budaklı ile iletişime geçebilirler. (Zy)

Hamiş: Kadıköy Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi’nin web sitesine https://www.gormeengelliler.kadikoy.bel.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

May
15
2011
0

Bir Rica…

Son zamanlarda Evvel Fanzin ilgilerinin birçok platformda sürekli olarak ve heyecanla paylaşıldığını görüyorum. Önemli bir sorun yok; her şeyi dere tepe paylaşabilirsiniz, paylaşın da! Bundan en çok mutlu olan kişi inanın ki bendenizdir. Ancak, bu bağlamdaki tek ricam; paylaşımlarınızın altına “Kaynak: Evvel Fanzin” şeklinde ufak bir ibare düşmenizdir. Böylelikle 1500 küsur yıldır süren “yayıncılık etiği”ne ve bir anlamda da “insan”lığa saygınızı göstermiş olursunuz. Sonuçta, bugüne hâkim olan “Yeni Sinsiyet Tipolojisi”nin tersi bir biçimde davranarak emeğe saygı göstermek , boşuna bir şey değildir. Öyle ki tarih, uzun bir yolculuktur. Bunu kanıtlamıştır zaman… (Zy)

May
10
2011
0

“Ioakim’in Tilki’si” (Oruç Aruoba)

5 Mayıs  2011 tarihinde Mimar Sinan Üniversitesi, Bilge Karasu Sempozyumu kapsamında Oruç Aruoba’nın “Ioakim’in Tilki’si” başlıklı açılış konuşmasına https://www.archive.org/download/OruAruoba-IoakiminTilkisi/oruc-aruoba_ioakimin-tilkisi.mp3 adresinden ulaşabilirsiniz. (8,5 Mb.)

Evvel Fanzin Oruç Aruoba İlgileri:
https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=oruc-aruoba

Evvel Fanzin Bilge Karasu İlgileri:
https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=bilge-karasu

May
09
2011
0

Evvel Fanzin’in Facebook Sayfası

Teknik gerekçelerden dolayı mevcut facebook grubumuzu, etkileşimi daha yüksek bir “facebook sayfası”na taşımaya karar verdik. Böylelikle, hem çeşitli mobil uygulamalarla hem de RSS beslemesiyle Evvel Fanzin’i rahatça takip edebilirsiniz.

Evvel Fanzin’in Facebook Sayfası şu adrestedir:
https://www.facebook.com/pages/EVVEL/122869847791951

Hepinizi bekliyoruz…

Zy

May
06
2011
0

Her Yıl Yeniden Ölen Adam: Sait Faik

S.H. Dergisi: Sait Faik sağ olsaydı, kendi adına kurulan bu armağanı üç yıldan beri kazananlar için ne derdi?
Ece Ayhan: Sait Faik sağ olsaydı, herhalde; “Yahu teselli mükafatı mı bu?” derdi.


Mart-Nisan 1957 tarihli “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinde yer alan “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” başlıklı dosyayı tekrardan yayımlıyoruz. Dosyanın tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/olenadamsaitfaik.pdf (18  Mb.)adresinden ulaşabilirsiniz.

Salim Şengil’in yönettiği “Seçilmiş Hikâyeler” adlı derginin Mart-Nisan 1957 tarihli 62. sayısı çok önemlidir. Önemlidir çünkü modern edebiyat tarihimizde ilk kez kayda değer şekilde -dimdik durarak, topluca ve ayağa kalkarak- bir edebiyat yarışmasının(armağanının) sonucuna ve dağıtımındaki haksızlığa karşı çıkılmıştır. Salim Şengil ve “Seçilmiş Hikâyeler” dergisi çevresinde yer alan yazarlar, 1957 yılının “Sait Faik Hikâye Armağanı”nın adil bir şekilde dağıtılmadığına işaret etmişlerdir; derginin 62. sayısı “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” adında oylumlu bir dosyaya ayrılmıştır. Salim Şengil ve arkadaşlarının iddiası; 1954-57 yılları arasında Sait Faik Hikâye Armağanı’nın Varlık Dergisi çevresindeki yazarlara haksız bir şekilde dağıtıldığı yönünde eleştirel bir bakış içeriyor. Dosyanın başında Salim Şengil’in açıklaması ve Seçilmiş Hikâyeler dergisi çevresinin “Sait Faik Hikâye Armağanı”ndan çekilişinin, ayrılışının öyküsü ile açık/sert bir mektup yer alıyor. Ardından konuya ilişkin olarak Attila İlhan‘ın “İş İştir”, Burhan Arpad‘ın “Sait Faik Adına Saygı Gerekir”, Tevfik Çavdar‘ın “Varlık Sanat Tekeli” ve Orhan Duru‘nun “Maskeli Balo” adlı ağır eleştiri yazıları yer almaktadır. Ciddi haksızlıklara karşı yayımlanan bu dosyada kısa bir soruşturma da gerçekleştirilmiş… Soruşturmaya Fikret Otyam, Ece Ayhan, Çetin Altan, Suat Taşer, Tarık Buğra, Mehmed Kemal, Sabahattin Batur, Vüs’at O. Bener, Baki Kurtuluş, Nezihe Meriç, Muzaffer Erdost, Güner Sümer, Tarık Dursun K., Orhan Duru, Tevfik Çavdar, Celâl Vardar, Sevgi Batur, Şükran Özkutlu, Can Yücel, M. S. Arısoy, Mahmut Makal ve Tektaş Ağaoğlu cevap vermiş. Soruşturma cevaplarının çoğu Sait Faik Hikâye Armağanı’nda yaşanan haksızlığı işaret ediyor…

Seçilmiş Hikâyeler dergisinin 1957’de sergilediği “karşı duruş ve haklı tepki” bize şunu göstermektedir: “Günümüzdeki hakkaniyetsiz edebiyat yarışmaları, edebiyat oligarşisi, edebiyat kâhyaları, üleştirmenler ve ödüllendirme sistematiği arasındaki habis birliktelik “yeni” bir şey değil… Yeni olan şey, söz konusu  habis birlikteliğe tepkisiz kalışımız…”

Sonuçta, Evvel fanzin kapsamında (sözkonusu edebi ayaklanmadan tam 54 sene sonra, yani 2011 yılında) herkese ibret olsun diyedir, “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinin “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” başlıklı dosyasını tekrardan yayımlıyoruz. Dosyanın tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/olenadamsaitfaik.pdf (18  Mb.)adresinden ulaşabilirsiniz.

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar

ÜÇ ÖZEL HAMİŞ:

1. Hamiş: Ece Ayhan’ın soruşturmaya verdiği zekice yanıt beni çok heyecanlandırdı.

2. Hamiş: 54 yıl sonra, günümüzde, hâlâ aynı yerde saydığımızı görmek beni üzüyor. Hâlâ aynı kifayetsiz muhterisler, üleştirmenler ve edebiyat kâhyaları, benzer edebiyat armağanlarını ya ele geçirmiş durumdalar ya da manüple etmekteler…  “Varlık” sebepleri bu olsa gerek!

3. Hamiş: Mayıs ayı boyunca, Evvel Fanzin kapsamında birçok Sait Faik ilgisini paylaşmaya devam edeceğiz.

May
06
2011
1

Ece Ayhan -Altın- Günleri…

Mülkiye Edebiyat Topluluğu’nun düzenlediği ve 3-4 Mayıs 2011 tarihlerinde icra edilen “Ece Ayhan Günleri”nden bir Evvel Fanzin dostunun bilgilendirmesi sonucu haberim oldu. Etkinliği düzenleyenlerin bize kısacık bir bilgilendirmede bulunmaktan bile imtina etmeleri garabet içeren bir şey… Ve gördüğüm kadarıyla bu etkinliği düzenlerken Mülkiye taifesi, özellikle de Ankara kapsamında kalarak “kendileri çalıp kendileri oynamaya karar vermiş”. 3-4 Mayıs’taki “Ece Ayhan Günleri”nin organizasyonuna iyi niyetle ve heyecanla başlandığına eminim ancak etkinlik programında yer alan birçok iğretilik bende “hicap” duygusu yaratıyor. Bu nedenle iki satır yazmadan geçemeyeceğim;

Her şeyden önce “Ece Ayhan” adına bir etkinlik yapılacaksa “mahalledeki altın günü” gibi planlanmamalıdır. Bence “Ece Ayhan Günleri” ifadesi Ece Ayhan’ın poetikası ile karşılaştırıldığında son derece sıradan ve yardakçı bir yaklaşımdır. Ece Ayhan söz konusuysa, etkinliğin isminden başlayarak özen gösterilmelidir. Ben olsaydım, Ece Ayhan poetikasına koşut olarak “Ece Ayhan Geceleri” koyardım böylesi bir etkinliğin ismini… (Bunu şaka olsun diye söylemiyorum. Tabiî ki programın çoğunluğunu da gece organizasyonuna dönüştürürdüm. Örneğin “kara-kör yürüyüş”ler gerçekleştirirdim, sessizce, gecenin içinde… Eminim ki mikrofon artistlerinin masabaşı durağanlığından, spotların altındaki podyum pozlarından daha anlamlı olurdu bu yürüyüş…) Ece Ayhan üzerine bir paylaşım yapılacaksa bu “geceleyin” olmalıdır. Bir de Doğan Hızlan’ı çağırmazdım. Ne konuşmacı olarak, ne de düzayak katılımcı olarak… Doğan Hızlan’ın ve benzeri edebiyat kâhyalarının, üleştirmenlerin filan ne olduğu, varlık sebepleri, türevleri, bandıraları filan -artık açıkça- herkes tarafından biliniyor. Böylesi bir etkinliğe bazı kifayetsiz muhterislerin yerine liyakat sahibi konuşmacıların katılması etkinliğin işlevselliğini arttıracaktır. Misal, sıkı bir lengüistik göstergebilim uzmanı ya da tarihçi, Ece Ayhan’ı tanımak/anlamak ve tanıtmak/anlatmak bağlamında çok daha etkili ya da ufuk açıcı olacaktır.  Yücel Kayıran, Eren Barış ve Erdoğan Kul dışındaki konuşmacılar hiç de Ece Ayhan ruhuna uymamış. Etkinlikteki konuşmacıların arasında Ece Ayhan’ın şiirini/yaşamını zerre kadar anlamayan ya da tamamıyla yanlış anlayan kişiler var.

Sonuçta, Mülkiye taifesi farkında olmadan ve istemeyerek Yeni Sinsiyet‘e hizmet etmiş, Yeni Sinsiyet için bir başka enstrüman daha yaratmış gibi görünüyor. Ayrıca, etkinlikte çeşitli şiddet olayları da mahal bulmuş, bu nedenle bir bildiri kaleme alınmış filan… (Bkz: Şiddet Hakkında)

Mülkiye taifesi tarafından organize edilen Ece Ayhan Günleri’nin ilkinin başarısızlıkla sonuçlandığını, bana göre kayda değer -ve olumlu- bir öneminin bulunmadığını düşünüyorum.

Gerisi mi? Laf-ı güzâf…

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar


Hamiş: 28-29 Mayıs’ta, Çanakkale Yalıhanı’nda, Ece Ayhan Sivil Girişimi tarafından bir Ece Ayhan etkinliği gerçekleştirilecek. Bu etkinlik “Ece Ayhan Günleri”nden çok daha değerli bir içeriğe sahip; Çanakkale’deki “Şiir ve Tarih” buluşmasının “iktidar ve otorite karşıtlığı” bağlamında daha tutarlı ve işlevsel olacağını düşünüyorum. (Ayrıntılar için bkz: https://www.eceayhan.com)

May
02
2011
0

Bilge Karasu İlgileri…

Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Bilge Karasu ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

May
02
2011
1

Bilge Karasu Sempozyumu (5-6 Mayıs 2011)

5-6 MAYIS 2011
MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ
FINDIKLI YERLEŞKESİ
SEDAT HAKKI ELDEM ODİTORYUMU

5 Mayıs 2010
Açılış
(…)
9:30 Oruç Aruoba: “Ioakim’in Tilki’si”
(…)

6 Mayıs 2010
(…)
17:15 V. Oturum
Oturum Başkanı: Oruç Aruoba
Neslihan Demirkol: “Müşfik’i kim anlattı?: Troya’da Ölüm Vardı’da Anlatıcılar”
Zeynep Zengin: “Ustadan Çırağa: Yaşam ve Ölüm Üzerine”
Levent Kavas: “Dere Tepe Düz: Karasu’nun Süreyerleri”
(…)

Sempozyum programının tamamına https://www.tramvayduragi.com/bilge-karasuyu-okumak/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
27
2011
0

Acının Adı: “İnsanlık Anıtı’nın Kaldırılması”


ACININ ADI

Yavaş sessiz senin buyruğunda toplanır altın yavaş sessiz
Yavaş sessiz senin buyruğunda dağılır buğday yavaş sessiz
Yavaş sessiz senin buyruğunda bölünür halkın ekmeği.

Seninle hızla kararır bozulur ipek seninle hızla
Hızla düğümlenir bulanır su seninle
Körlenir seninle hızla emeğin tarihi.

Ve seninle yavaş yavaş çıkar bakıra kuvarsa tunca yavaş
yavaş acının uzun uzun yazılan adı.

İlhan Berk

Ayrıca bkz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=4641

Özellikle bkz: https://haber.sol.org.tr/yazarlar/merdan-yanardag/cumhuriyet-putu-nu-yiktilar-41995

Nis
26
2011
0

491’e ON ÜÇ! (Ey vakitsizlik!)


491’e ON ÜÇ!

Ey vakitsizlik!

https://zaferyalcinpinar.com/491onuc.pdf

*

Yokoluşlarının ağıtını yazan o kifayetsiz muhterislerle senin ilgilenmeyişinin 2010’lardaki yüzüdür 491
DÖRTDOKUZBİR “Evvel Fanzin” cakasıdır ve Kadıköy kafasıdır.
491, seslidir… Ses ver!

491‘in tüm sayılarını https://zaferyalcinpinar.com/491.html adresinden indirebilirsiniz. (E-posta: dortdokuzbir@gmail.com)

Nis
26
2011
0

Sergi: “Re-Dejenerasyon”

“RE-DEJENERASYON”
Sanatorium
4-7 Mayıs 2011

Rejenerasyon… Bir canlıda gerçekleşen doku kaybı sonrasında, aynı cinsten ve aynı değerden hücrelerin çoğalarak eksilen hücrelerin yerini doldurması. Elbette bu tanımlama şunu da işaret etmekte: Rejeneratif bir süreç, dejeneratif bir sürecin sonucudur. Tıptan bilgisayar yazılımlarına, kentsel dönüşümden ekolojiye ve bilimden teolojiye çok geniş bir yelpazede ele alınan bu konu dahilinde olay şu şekilde gelişir: Önce yapı, bir bozulma ve yıpranma dönemine girer, fakat tam bu anda içindeki bazı negatif unsurları bünyesinden atmaya başlar. Eğer bu süreç başarılı olursa “yeni” oluşum dejenere dokunun içerisine yerleşir ve dejenerasyon–rejenerasyon döngüsü sağlanmış olur.
Rejeneratif süreç bu bağlamda sanatta çoklu okumalara açıktır: Sanat tarihi “sınırları ihlal etmenin” tarihiyse eğer; o zaman sürekli ele alınan bir tema ekseninde üretilen çalışmaların, aslında tam da konuyu dejenere ettikleri, bozdukları iddia edilebilir mi? Sanat, bazı imgeleri yozlaştırır mı? Bunun sonucunda o yapı bozulur/yozlaşır, fakat bunun aksine dejenere bir süreç dahilinde sisteme yeni bir önermeyle enjekte edilerek rejenerasyon sürecine girer mi? Peki eğer sisteme referans verilmeyen bir ironik kayıtsızlık hali sürdürülürse, yapı asla kendisini yenileyememe durumuna girerek “kendi yıkımının” bir parçasını da kendi içinde taşımaz mı?
Bu sorgulamalar ekseninde Yeni Anıt, Elif Çelebi, Orhan Cem Çetin, İnsel İnal, Ferhat Özgür Çağrı Saray ve  Rıfat Şahiner ; Fırat Arapoğlu küratörlüğünde “Re/DeJenerasyon” sergisinde 4-17 Mayıs 2011 tarihleri arasında Sanatorium’da sanatseverlerle buluşacak. Etkinlik dahilinde 10 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Can Ertaş’ın yapacağı, bir proje olarak Yeni Anıt ekseninde Ferhat Satıcı’nın “Doppler Etkisi: 2010 Offspace Odyssey” başlıklı konuşması ve 14 Mayıs saat 17:00’de moderatörlüğünü Guido Casaretto’nun üstleneceği sanatçı Orhan Cem Çetin’in “Konuşma, İş Yapıyorum” adlı performans ve konuşması gerçekleştirilecek. (Basın bülteninden…)

Sanatorium Sivil Sanat İnisiyatifi
İstiklal Cad. Postacılar Sok.
No:6/A Beyoğlu / İstanbul

https://www.sanatorium.com.tr

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Tags:
Nis
26
2011
0

Haber: William S. Burroughs için soruşturma!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ocak ayında Sel Yayıncılık tarafından Süha Sertabiboğlu çevirisiyle yayınlanmaya başlayan William S. Burroughs’un “Cut-up” üçlemesinin ilk kitabı olan ‘Yumuşak Makine’ için soruşturma açtı.

Haberin devamı için bkz: https://www.ntvmsnbc.com/id/25206516/

William S. Burroughs için soruşturma!

Nis
23
2011
1

Havayı dinliyorum… (Nâzım Hikmet)

Damardan boşanan kan gibi ılık ve uğultulu
Son lodoslar esmeye başladı
Havayı dinliyorum
Nabız yavaşladı
(…)

Nâzım Hikmet

Türk edebiyatının en önemli şairi Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ortaya çıktı. İçlerinde hiç bilinmeyen mısralar da var, ezbere bildiğimiz dizelerden çok farklı olanlar da…

Ankaralı koleksiyoner Erdal Dikmen’in Nazım Hikmet’in ailesinden aldığı ‘evrak-ı metruke’den pek çok şiirin orijinalleri çıktı. Koleksiyonda Nazım’ın yazdığı 77 daktilo, 17 el yazması ve 13 Osmanlıca mektup ve şiir var. Dikmen, ‘evrak-ı metruke’nin ehil ellere geçmesi için çaba gösterdiğini söylüyor.

Radikal gazetesinden Abdullah kılıç’ın haberine göre, Nâzım Hikmet’in 54 yıl önce vatan hasretiyle yazdığı şiirlerin ilham kaynağı Prag kenti. Şarl Meydanı, Prag Şatosu, Vatslav Caddesi, Doktor Faust’un evi, nehirler, köprüler… ancak şairin asıl özlemi Türkiye, eşi, dostları ve oğlu. Bu hasretini dizelere dökmüş. Nâzım’ın Prag’da yazdığı dizeler, sanki İstanbul için yazılmış. Prag’ın nehirlerine, tarihi köprülerine bakarken, aslında İstanbul vardı gönlünde… Belki de bu yüzden Prag şiirlerini okurken İstanbul geliyor okurun aklına…

Haberin devamı için bkz:  https://www.ntvmsnbc.com/id/25205440/

Nis
22
2011
0

Okumanın Tarihi’nden: “400 deveden oluşan kütüphane”

UNESCO “Dünya Kitap Günü” (23 Nisan) yaklaşıyor. “Okuma Tarihi” konusundaki A History of Reading –Alberto Manguel (Penguen Books, 1996) adlı eserin çevrilmesini dilemiştim ki meğer zaten Füsun Elioğlu tarafından çevrilip “Okumanın Tarihi” adıyla 2001’de YKY’den yayımlanmış. Birkaç alıntı:

M.Ö. 4000 civarı: Kil tablete on keçi ile koyun çizilmesi ile ilk okur da doğmuş oldu.
MÖ 593: Peygamber Ezekiel bir hayal görür: Ağzını açıp bir kitabı yiyerek okuması emredilir; böylece eserin anlamını sindirip içselleştirebilecektir.
MÖ 330: Büyük İskender annesinden gelen mektubu asker önünde sessizce okur. Askerler şaşkına döner çünkü o ana kadar hep sesli okumaya tanık olmuşlardır.
MÖ 213: Çin İmparatoru Şi Huang-ti tarihin kendi yönetimiyle başladığına karar vererek önceki bütün eserlerin yakılmasını buyurur.
MÖ 200: Bizanslı Aristofanis noktalama işaretlerini icat eder. Daha önce kelimeler kesintisiz ard arda getirilirdi.
MÖ 55: Jül Sezar ruloyu sayfalara bölüp yan yana koyar; böylece kitap formatını başlatmış sayılır.
230: Kraliyet buyruğuyla, İskenderiye’den geçen her gemideki bütün kitapların birer kopyası yapılır –şehir kütüphanesi için. İskenderiye Kütüphanesi yangınında yarım milyon eser yanar.
1000: 117 bin kitabı olan İran Başveziri Abdülkasım İsmail hepsini alfabetik sırada yürüyen dört yüz develik bir kervan halinde yanında taşır.
1100: Gazali Kur’an okuma konusunda bir dizi kural geliştirir. Altıncı kural ağlamaktır –Kur’an’ın bazı bölümlerinin kederle okunmasını gerekli saydığı için.
1284: Venedik veya Floransa’da gözlük icat edilir.
1333: Ressam Simone Martini bir tablosunda Meryem’in eline kitap tutuşturur. Kadınların zihin kapasitesi konusunda şüpheci olan Katolik Kilisesi tartışır: Tanrı’nın Annesi okur sayılabilir mi?
1455: Gutenberg matbaayı icat eder; artık okurlar aynı metnin tıpkı kopyalarını okuduklarından emin olabileceklerdir.
1536: Hümanist William Tyndale İngilizler anlayabilsin diye İncil’i İngilizceye çevirir; bunun üzerine yakılır.
1559: Roma Din Mahkemesi Engizisyon Yasak Kitaplar Listesi çıkarır. Bu liste 1966’da güncellenmiş, Graham Greene ile Colette yasaklı yazarlar arasında yer almıştır.
1740: ABD’nin Güney Carolina eyaletinde kölelere okuma öğretmek yasaklanır. Bunu başka eyaletler izler. Okuma çabasında ısrar edilen kölenin işaret parmağının ilk boğumundan kesilir. Bu yasa ancak 1865’te kaldırılır.
1781: Denis Diderot depresyondaki karısını güzel kitaplar okuyarak iyileştirdiğini açıklar. “Kitap okuyarak tedavi” bilimine daha sonra “biblioterapi” denir.
Günümüz: Dünyada insanların dörtte biri okuma bilmiyor.

Nice okuyuşlara…

Tarık Günersel

Nis
19
2011
0

Epifani (Berk Doğan)

Berk Doğan’ın epifani duygusu üzerine şekillendirdiği animasyon çalışmaları Futuristika!‘da yayımlandı.

Bkz: https://www.futuristika.org/detritus/film/epifani/

(…)Animasyon, benim, gerçekliği nasıl ürettiğimi anlamamda bir araç oldu.  Sinemayı dışarıda bırakırak bu sözün iyice derinine inerek, gerçekliği üretmek kavramını sorgulamak ve anlamaya çalışmak gerekir. Ve bu konuda çalışmalar yapmış pekçok insan, bizi gerçekliği üretmenin sınırsız olasılıklarına taşıyorlar… (Berk Doğan)

Nis
19
2011
0

Mayıs 2011’de, Evvel Fanzin’de…

Mayıs 2011’de, Evvel Fanzin’de;

“Hakkaniyetsiz edebiyat yarışmaları, edebiyat oligarşisi, edebiyat kâhyaları, üleştirmenler ve ödüllendirme sistematiği” arasındaki habis birlikteliğin modern edebiyat tarihimizdeki kökenine uzanacağız. Sait Faik Hikâye Armağanı’na ilişkin önemli tarihsel yorumları ve tarihsel belgeleri okurlarımızla paylaşacağız. (Zy)

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Tags:
Nis
19
2011
0

YIKIM 2011

23
GÜN
DÜZ
kaldı!

Bkz: https://destruction2011.com/

Hamiş: “YIKIM 2011” sanat projesine ilişkin olarak Janset Karavin, Z.R. Güvenç ile Rafet Arslan, Fırat Arapoğlu’nun  Açık Radyo’da(Açık Dergi’de) “Yer6Hafıza” programı kapsamında gerçekleştirdiği söyleşiyi https://ia600603.us.archive.org/16/items/YeraltiHafiza15Nisan2011/YeraltiHafiza20110415.mp3 adresinden dinleyebilirsiniz.

Nis
19
2011
0

Sergi: “Yüzükoyun/Prone” (Merve Morkoç)

‘Yüzükoyun / Prone’
Merve Morkoç (lakormis)
21 Nisan-21 Mayıs 2011 / GALERİST

“(…)Rüyaların hiçbir zaman tam olarak hatırlanamaması ve zihinde kalanların görülen rüyaların parçaları olmaları, Merve Morkoç’un “Yüzükoyun / Prone” sergisinin ana fikrini oluşturmaktadır. Sanatçı, izleyicilere her bir  odada  yirmişer dakikalık “REM (Rapit Eye Movement)”ler yaşatmak istemektedir ve her odada bulunan eserler bütünlük içerisinde  parçalara ayrılmıştır.(…)”

Açılış: 21 Nisan 2011, 19.00–21.00

GALERİST Galatasaray
İstiklal Caddesi Mısır Apt. 163/4, Beyoğlu, İstanbul
https://www.galerist.com.tr

https://zaferyalcinpinar.com/mmorkoc.jpg
Nis
17
2011
0

Sergi: “Olasılıklar Arası Denge” (Hüma Birgül)

“OLASILIKLAR ARASI DENGE”
Hüma Birgül
6 Mayıs- 8 Haziran 2011 / HUSH GALLERY

“Sonsuz kombinasyon arasında düşünsel devinim! Yaşamsal yansımanın dengesi arayışıyla… Hayatı, şeyleri algılama biçimi üzerinden renk ve form dengesi.
Bir hikâye betimlemek değil, ötesinde de değil, kendisi! İçe doğru ve her yöne. İçeriden!
Durum ve durumlar karşısındaki yeni durumlar…
Kafamdaki denge gitgide netleşiyor… Ta ki istediğim olana kadar devam… Ve baştan… Her resim yaşam gibi, yaşamdan öte. Ve kala.”

Açılış: 6 Mayıs 2011, 19:00

Hush Gallery
Caferağa Mh. Miralay Nazım Sk. 20
Bahariye – Kadıköy / İstanbul
www.hushgallery.org

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Tags:
Nis
16
2011
1

Bu kez TURGUT UYAR adına; “ÖDÜLLER İNSANSIZDIR!”

Turgut Uyar adına bir şiir yarışması/ödülü düzenlendiğinden ve konunun ayrıntılarından –Egoist Okur adlı bir web sitesindeki duyuru aracılığıyla- bugün haberim oldu. Şiir-edebiyat ödüllerine, jüriciliğe, üleştirmenliğe ve genel olarak da “ödüllendirme sistematiği”ne karşı olarak  binbir türlü yazı yazdık, sıkı duruş sergiledik. Gerek Evvel Fanzin’de gerekse de diğer platformlarda yıllardır dile getirdiğimiz bu hakikatler, yeni sinsiyetin nemalanıcıları tarafından özel bir haysiyetsizlikle ve yüzsüzlükle anlamazlıktan geliniyor her defasında… Bu nedenle -aşağıda yazılanlarda olduğu gibi- bazı şeyleri sürekli tekrar etmek zorunda kalıyorum. Ve ne yazıktır ki tüm edebiyat kâhyalarına, kifayetsiz muhterislere, üleştirmenlere, haysiyetsizlere ve üçkâğıtçılara aşağıdaki sözleri tekrar etmek, hatırlatmak gibi bir haysiyete/göreve sahibim… Böylesi bir yükü yüklendim, istemeden:

Hande Edremit:“Denizaltı Edebiyatı” adlı bildirinizde “Ödüller insansızdır.” diyorsunuz. Ece Ayhan da “Şairlere ödüller verileceğini duyunca, şunları düşündüm: Demek yasalar da yetmemiş, ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor.” demişti. Günlük hayatta da biraz bu şekilde var olmaya çalışıyoruz sanki. Fotoğraflarla önceden belirlenmiş bir sahneyi yaratmaya daha kötüsü yaşamaya çalışarak…

Zafer Yalçınpınar: Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim.

Ayrıca bkz: Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak

Turgut Uyar’ın mezarının görüntüsü… (Yorumsuzdur!)


Denizaltı Edebiyatı Bildirisi‘nden… (2009)

(…)

3.1.1.1. Ödüller insansızdır.
3.1.1.1.1. Yükleniciler insansızdır.
3.1.1.1.2. Düzenleyiciler insansızdır.
3.1.1.1.3. Katılımcılar insansızdır.
3.1.1.1.4. Takdimciler insansızdır.
3.1.1.1.5. Jüri insansızdır.
3.1.1.2. Ödüller insansızlıktır.
3.1.1.2.1. Şartnameler insansızdır.
3.1.1.2.2. Şiltler ve plaketler insansızdır.
3.1.1.2.3. Mikrofonlar ve masalar insansızdır.
3.1.1.2.4. Ödül törenleri, kurdeleler, kuşaklar ve podyumlar
insansızdır.
3.1.1.2.5. Toplu fotoğraflar insansızdır.

(…)

Zafer Yalçınpınar

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Tags:
Nis
15
2011
0

Haber: Nâzım Hikmet’in yakın arkadaşlarından Müzehher Vâ-Nû vefat etti.

13 Nisan 2011 tarihinde Nâzım Hikmet’in gençlik arkadaşı Vala Nurettin’in eşi Müzehher Vâ-Nû, 99 yaşında hayata veda etti. Müzehher Vâ-Nû, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucuları arasında yer alıyordu. Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Nâzım Hikmet’in birlikte Anadolu’ya geçtiği, sonra da birlikte Sovyetler Birliği’ne gittiği gençlik arkadaşı Vala Nurettin ile eşi Müzehher Vâ-Nû, Nâzım Hikmet ile Bursa Cezaevinde yattığı dönemin özellikle son yıllarında yakın arkadaş oldular. Nâzım Hikmet’in Bursa Cezaevinden onlara yazdığı mektuplar ise sonraki yıllarda kitap olarak yayımlandı. Nâzım Hikmet uzun cezaevi yıllarından sonra özgürlüğüne kavuştuğunda da ilk bir ayı, Vala ve Müzehher Vâ-Nâ’nun Salacak’taki evlerinde geçirmişti. Müzehher Vâ-Nû, 1991’de faaliyete geçen Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nın da kurucuları arasında yer alarak, uzun süre yönetim kurulu üyeliği yaptı.
Müzehher Vâ-Nû’nun naaşı İstanbul Esentepe Nimet Abla Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. – Ankara (Ankara Haber Ajansı)


Nis
13
2011
0

Herkes sessizliğini alıp gelecek… (Pippa Bacca için…)

DÜŞ YOLA taifesi, 16-17 Nisan 2011 tarihlerinde sırt çantasını alıp yollara düşen birçok insan için büyük önem ifade eden Pippa Bacca anısına İstanbul’dan Gebze’ye yürüyor. (…) Herkes kendi sessizliğini alıp gelecek ve sadece yürüyecek. (…)

Ayrıntılar ve program için bkz:
https://www.facebook.com/event.php?eid=116116271775066

Ayrıca bkz:
https://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=929534&Date=06

Nis
13
2011
0

(yeni) III: “Demokrasi çıkmazda mı?”

Tanıtım metni:

Üç ayda bir çıkan (yeni)’nin bu sayısı da (yeni)ye mektuplar, (yeni) dosya, (yeni)ler ve (yeni)den olmak üzere dört bölümden oluşuyor ve dosya konusu ‘Demokrasi Çıkmazda mı?’.

Dosyanın vurgusu, demokrasinin yalnızca ‘siyasi’ boyutta ele alınmaması gerektiği. Demokrasinin, kavram ve uygulama olarak köktenci bir biçimde sorunlaştırılacağı tarihsel bir döneme girişi vurgulanıyor. ‘Yeni’ bakış açıları, ‘yeni’ düşünsel donanımların gerektiği bir dönem. Arap ülkelerinde bir ülkeden öbürüne sıçrayan tarihi öneme sahip demokratik içerikli halk başkaldırıları dosya giriş yazısında ayrıntılı olarak ele alınıyor. Slavoj Žižek’in konuyla ilgili bir gazete yazısı da dosyaya taşındı.

Türkiye’de dergiciliğin genellikle yapmadığı işlerin bir parçası olarak, Türkçe şiirin atılım yapmadığı bir dönemde, Azerbaycanlı şair Süleymanoğlu’nun üzerinde on yıldır çalıştığı düşünsel derinlikle dolu epik şiirinin bir bölümü yayımlanıyor. Bir başka ‘yeni’lik de 2005 yılından bu yana kısa film ve video art alanında ürün veren Burak Serbest’in ‘Kafka’ya Yolculuk’ adlı ilk uzun metrajlı film projesi. Stockholm’da yaşayan iki genç çağdaş sanatçı Simon Goldin ve Jakob Senneby’nin Batı dünyasını önemli ve derin bir biçimde belirleyen yasal, finansal ve yerlemsel gerçeklikler üzerine, oyun-gerçeklik ve sanal-gerçeklik kavramlarını kullanarak sahneledikleri ‘Nordenskiöld Modeli: Bir Spekülasyon için Tasarı’ adlı sahneleme deneyinin metni de var bu sayıda.

Fotoğraf, Cem Sarvan ile Michel Martinez’in ortak aşkları Uruguaylı şair Mario Benedetti üzerine söyleşilerinde şiirle buluşuyor. Ayrıca New York’ta yaşayan fotoğraf sanatçısı Kaya Sanan’ın New York’ta çektiği ‘Yakalanan Anlar’ dizisinden fotoğraflar (yeni)nin üçüncü sayısında. Bahadır Gülmez, Aragon’un ‘Mutlu Aşk Yoktur’ şiirinin Türkçeye yapılmış önceki çevirilerini ve şiirini eleştirel olarak inceliyor ve yazısının sonunda da kendi çevirisini paylaşıyor. (yeni)ler bölümünde, dili öne çıkaran yazıların yanı sıra görsel sanatları konu alan yazılar da var. Ressam Fatma Tülin’le, 2 x 26,5 metre boyutundaki epik tablosu ‘Önce’ üzerine söyleşi; ressamın, boyut, renk, teknoloji ve resim sanatıyla ilgili görüşlerini yansıtıyor. National Gallery, Londra ve National Gallery, Washington’un ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen, en kapsamlı Venedik manzara resimleri sergisinin küratörü Charles Beddington ve National Gallery, Londra’nın direktörü Nicholas Penny ile Burcu Yüksel’in Londra’da (yeni) için yaptığı söyleşi yer alıyor. Evren Erem’in, Nabokov üzerine yazdığı özgün inceleme yazısı Nabokov’un yazarlığını ve kelebekbilimciğini ayrı düşünmemek gerektiğini gözler önüne seriyor. İsmail Pelit, Gündüz Vassaf ile Said Nursi’yi bir araya getirmenin zorluklarını dile getiriyor. Manchester Üniversitesi’nde antropolog olan ve ‘sınır’ kavramı uygulamaları üzerine çalışan Sarah Green, Türkiye ile Yunanistan sınırına ilginç bir yaklaşım getiriyor.

(yeni)den içinde, ‘Yeni Ufuklar’ dergisinin Ocak 1967 özel sayısında 1950-1960 yılları arasında ürün vermiş, yazarlığa başlamış sanatçılar hakkında Ece Ayhan’la yapılan söyleşi yer alıyor.

Kendi elinden bölümünde de bu sene dördüncüsü düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü’nün sahibi Birhan Keskin’in el yazısı şiiri bulunuyor.

(yeni)yi parantez içine almış bir (yeni) anlayışına sahip olan derginin editörlüğünü İsmail Ertürk üstleniyor. Yayın kurulundaysa Oruç Aruoba, Enis Batur, Ali Cengizkan, Oğuz Demiralp, Evren Erem, İsmail Ertürk, Murat Gülsoy, Ekrem Işın, Fahri Özdemir, Soli Özel, Kaya Genç, Zeynep Gülçin Özkişi, Jean-Philippe Calvin, Orhan Tekelioğlu ve Gündüz Vassaf yer alıyor.

Ayrıca bkz:  (yeni), sıkı ve sağlam…

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com