Tem
20
2017
--

Balıki Çalmanyo

İsmail Mersin, “Balıki Çalmanyo”
Marmara Adası, 2017
(H. Can. Yücel arşivinden…)

Büyük görünüm için tıklayın.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
20
2017
--

“Kelimelerin içinde unutulmuşluktan kurtarılamayacak gerçekler vardır.” (Kazimir Maleviç)

(…)
Pek çok kelimenin içinde unutulmuşluktan kurtarılamayacak gerçekler vardır. Bana öyle geliyor ki insanın gerçekler konusundaki tutumu biraz tuhaftır ve çeşit çeşit yiyeceklerle dolu kavanozlara sahip bir aşçının tutumuna benzer. Elbette her kavanozun kendisine ait bir kapağı varmış; fakat aşçı, kavanozları kapatırken dikkatsizce karıştırıvermiş kapakları. İşte böylelikle, bugün kavanozların içinde ne olduğunu tahmin etmek imkânsız hale gelmiş. Gerçeklik konusunda da aynı şey gerçekleşti: Üzerine kapaklar yerleştirilmiş sayısız kelime, sayısız gerçek var ve bu kapakların altındakiler herkese apaçık gözüküyor. Bir kapağın üzerinde “tembellik bütün kötülüklerin anasıdır” yazıyor. Bu kapakla rastgele bir kavanozu kapatmış ve bugüne kadar o kavanozun utanç ve kötülük içerdiğine inanmışız. Uzun lafın kısası, “tembellik” kelimesinin insanı niteleyici biçimde kullanılması son derece tehlikelidir. İnsan için dünyada bundan daha tehlikelisi yoktur. Tembelliği “varlığın” ölümü olarak görmek; yani selametini yalnızca üretimde, çalışmada bulan insanın ölümü anlamına geldiğini düşünmek yeterlidir. (…)

Kazimir Maleviç
“İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik”
Çev: Ender Keskin, Sel Yay., 2.Baskı, 2015, s.10-11

Tem
17
2017
--

Yavuz Çetin Müzik Festivali 2017


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
15
2017
--

Haber: “STING, ödülünü mültecilere bağışladı.”

İsveç’in en prestijli müzik ödülüne layık görülen Sting, mülteci gençlerin entegrasyonunun müzikle sağlanmasını teşvik eden özel bir projeyi destekledi. Dünyaca ünlü sanatçı bu projeye kazandığı 104 bin euro’luk ödülünü bağışladı. Haberin tam metnini okumak için: http://www.ntv.com.tr/sanat/sting-odulunu-multecilere-bagisladi,rhNYR7V2rEyqmKYsJEn4rA

Tem
15
2017
--

“Telgraf çekecek adresim yok…” (Nâzım Hikmet)

Ömrünün büyük bir bölümünü sevdalı olduğu memleketinin hapishanelerinde geçiren Nazım Hikmet, yaşadığı her şeyi şiire dönüştürerek yaşadı. Onun hayatında anlam kazanan her şey daha güzel yarınların tahayyülüyle ve mücalesiyle doluydu. Umutsuz değildi ancak çokça üzgündü. Araştırmacı yazar Haluk Oral, #tarih dergisi’nin son sayısında Nâzım Hikmet’in eşi Münevver Hanım’a yazdığı bir mektubu yayınladı. Mektup, şair Yahya Kemal‘in ölüm haberiyle başlıyor ve devam ediyor. Mektubun tam metnini http://listelist.com/nazim-hikmetin-mektubu/ adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamındaki “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
15
2017
--

#15Temmuz

#15Temmuz, 2000’lerin başından günümüze uzanan fetbaz tipolojinin tepe noktalarından biridir! 15 Temmuz, Neoliberalizm’in veya #YeniSinsiyet‘in Kötü Yolu’dur!


Yeni Sinsiyet Tipolojisi Üzerine Kavramsal Yazılar:

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yeni Sinsiyet’in İkbal Ezberi”
11 Kasım 2012, Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/i29.html

5/ “Yeni Sinsiyet’in Haksızlık Yordamı”
1 Haziran 2014, Bkz: http://bit.ly/haksizlik

6/ “Yeni Sinsiyet’in Kokmuş Tuz Çeşitlemesi”
11 Mayıs 2015, Bkz: http://bit.ly/kokmustuzcesitlemesi

7/ “Yeni Sinsiyet’in Yağmacılığı”
1 Eylül 2016, Bkz: http://evvel.org/yeni-sinsiyetin-yagmaciligi-1-eylul-2016

8/ “Neoliberalizm’in Kötü Yolu”
30 Haziran 2017, Aydınlık Gazetesi
Bkz: http://bit.ly/kotuyol


Tem
14
2017
--

Sevan Nişanyan firarda…

“Yazar Sevan Nişanyan cezaevinden firar ederek yurt dışına çıktı. Nişanyan firarını, sosyal medya hesaplarından, “Kuş uçtu. Darısı geride kalan 80 milyonun başına” paylaşımı ile duyurdu.

Duvar’da yer alan bilgiye göre; Nişanyan Şirince’de SİT alanındaki arazide iki kez mühürlenmesine rağmen ev yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Nişanyan aleyhinde kesinleşen cezalar, mühür bozma ve 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçlarından dokuz ayrı dosyadan oluşuyordu.”

(Kaynak: soL Haber Portalı)

Haberin tam metni için: http://haber.sol.org.tr/toplum/sevan-nisanyan-firar-etti-202878

Tem
14
2017
--

Anons: “34 TUNCA 18… Ticari! Bekleme yapma, sağdan devam et!”

Bugünkü yazısında Tunca Arslan, “Selim İleri” meselesi kapsamında bana giydirmeye filan çalışırken mıy mıy mıy, vıdı vıdı etmiş, kırıtmış, gevelemiş ve işi “Selim İleri çok tatlı, çok şeker bir edebiyatçı ama… Niye Selim’i sevmiyorsunuz yahu?” demeye kadar düşürmüş. Bu duruma gülsem mi, ağlasam mı bilmiyorum. Böylesi zayıf, zorlama söylemlere ve hakikati yadsımak için kullanılan ‘kendi kendini doğrulayan savcı’ tipi bilişsel uyumsuzluk yöntemlerine artık cevap verme gereğini duymuyorum.

Anons: “34 TUNCA 18… Ticari! Bekleme yapma, bekleme yapma, sağdan devam et!”

Sahicilikle,
Z. Yalçınpınar

Tem
14
2017
--

Büyükada’da İki Sergi

Ayrıntılar için bkz:
http://www.adalarmuzesi.org/cms/
sergiler/guncel-sergiler/istanbulda-seyrusefer


Ayrıntılar için bkz:
http://www.adalarmuzesi.org/cms/
sergiler/guncel-sergiler/surgun-kayiklari


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Tem
13
2017
--

Sergi: “Sait Faik’ten Kafka’ya…” (Abdülkadir Elçioğlu)

Aptülika’nın (Abdülkadir Elçioğlu‘nun) orijinal karikatür ve illüstrasyon biçeminde çizdiği edebiyatçı portreleri sergisi, 1- 29 Temmuz 2017 tarihleri arasında Kuzguncuk’taki Nail Kitabevi’nin sanat galerisinde ziyaretçilerini bekliyor…


Tem
12
2017
0

Gördüm, gördüm, gördüm: “Gerçeklikte gemiler terketmektedir fareleri.” (Ece Ayhan)

birgemi


(…)

İlhan Berk: (…) Sen şiiri tersinden yazıyorsun; sende bir gemideki fareler, gemiyi bırakmaz, gemi fareleri bırakır; deniz çekilmez kara bırakır denizi; kuşları tutmaz çocuklar, koyverirler, ama kendileri gelip ceplerine girer çocukların, v.b. ‘Müesses nizam’ı ters yüz etme vardır sende, bunu hep düşünmüşümdür; neden bu başın ayak, ayağın baş olması? Şaşırtmadır şiir, ilk vurucu öğe odur. Bunun için mi bu şiiri tersinden yazman?

Ece Ayhan: Evet, ‘şiiri tersinden yazıyorsun’ diyorlar bana. Terslik merslik yok! (…) 71’de, bir 12 Mart olmuştu hani (o zamanlar Üsküdar’da, Sultantepe’de oturuyordum, denize arkadan ve yukardan bakan bir ev; oraya sen de gelmiştin bir kez). Evet 71 yaz aylarında oradan, İstanbul limanında, bir lekesiz apak gemilerin fareleri bıraktığını gördüm, gördüm ve gördüm! Terslik bunun neresinde yahu? Tüyler ürpertici gerçekleri sergiliyorsam ben ne yapayım (‘aksi adam’,’hırçın adam’, ‘tepen adam’ genel geçerliliğini iliştirmekler isterler bana hep, bunu da biliyorum. Zokayı yutmayacaksın! Kül yutmayacaksın!)(…)Sonra; şiir, bir şaşırtma da değildir bence. Sonuçlar buna buraya varabilirler başka. Okur’lar ‘aykırı bir dal’la karşılaştıklarında, karşılaşınca irkmiş, irkilmiş ya da ürkmüş olabilirler..(…) Sana bu ‘Salavin’in Tezgâhtarları’ bakışları okulunun korkunçluğunu, ilkelliğini ne desem anlatamam.(…) İstanbul’da, tahta tavanında, tersten işlenmiş bir bilmece bulunan bir kahve varmış. Osmanlı İmparatorluğu kapanırken de dururmuş duruyormuş. Müşterilerin boyunları koparmış tavandaki bilmeceli o nakışa bakmaktan; çözülmek istenir çünkü bir bilmece, hele ustası güzel bezemişse… Ama kimsenin aklına bilmeceyi aynadan okumak gelmemiş, gelmez!

(…)

Ece Ayhan
Dipyazılar, YKY, 1996, s.30-31


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
11
2017
0

Gördüm, gördüm, gördüm: “Gerçeklikte gemiler terketmektedir fareleri.” (Ece Ayhan)

eceanma2

 

“Beni kafakola alamıyorlar. Şu anda bile -ki 60 yaşındayım- kafakola alamıyorlar.
Bir beklentim yok. Bir şey istemiyorum. Ev istemiyorum, rüşvet istemiyorum,
para istemiyorum, ödül istemiyorum.” Ece Ayhan


EVV3L’in Ece Ayhan İlgileri İndeksi (2007-2017)
http://bit.ly/eceindeks


Ece Ayhan Web Sitesi:
http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html


Zafer Yalçınpınar’ın İnceleme Yazıları

1/ Ece Ayhan Hakkında Bilinmeyenler (2016)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanbilinmeyenler

2/ Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı (2017)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

3/ Ece Ayhan Çağlar Adası (2012)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanadasi


Tem
09
2017
--

“Sütten başka bir şey içmezmiş!” (Charles Baudelaire)

(…)

(…)

Charles BAUDELAIRE
“Şaraba Dair”, Çev: Alper Turan
Sel Yayıncılık, 2016, 1. Baskı, s.17

Tem
09
2017
--

Şiir Kitabı: “Glitchnâme” (Uğur Yanıkel)

Uğur Yanıkel, Glitchnâme
YAYINpasaj69.org, Temmuz 2017, 26 Sayfa, Şiir

Kitabın tam metnini pdf biçeminde okumak için: http://bit.ly/glitchname


PASAJ ekibinin diğer e-kitapları için bkz: http://yayin.pasaj69.org/


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan e-kitap ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
07
2017
--

MURAL İstanbul 2017


Bkz: http://bantmag.com/mural-istanbul-2017-yarin-kadikoyde-basliyor/



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
06
2017
--

Ece Ayhan’a dair Önemli Bir Duyuru’dur!


“Ece Ayhan Çağlar ve oğlu Ege Çağlar”

 

Son birkaç haftadır -sağda soldaki- birçok söyleşide/yazıda kulaktan dolma tuhaf bağlamlar kullanılarak Ece Ayhan’ın yaşamının tutarsız ve özensiz biçimde tarif edilmeye çalışıldığını görüyorum. Ece Ayhan’ın vefat tarihi olan 12 Temmuz yaklaştıkça bu tip aktiviteler artıyor, filan…

Bilindiği gibi, ben ve birkaç arkadaşım yaklaşık 10 yıldır Ece Ayhan üzerine efemeratik yönü ağır basan araştırmalar, incelemeler ve edebî tahliller gerçekleştiriyoruz. Elde ettiğimiz tüm sonuçları/buluntuları Ece Ayhan Web Sitesi  ile EVV3L Ece Ayhan İlgileri İndeksi‘nde paylaşıyoruz, topluyoruz. İşbu bütünselliği takip ederek Ece Ayhan’ın yaşamı hakkındaki en doğru/sahici bilgilere ve yorumlara ulaşabilirsiniz.

Söz konusu arşiv ve efemera çalışmalarının sonucunda Ece Ayhan’ın poetikasını ve yaşamını en tutarlı şekilde anlatmak için üç önemli yazı kaleme aldım. Bu yazıların -dikkatle- okunmasını, Ece Ayhan’daki “kara duygululuk” durumu ile maruz kaldığı büyük haksızlıkların doğru anlaşılmasını -ve tabiî ki doğru anlatılmasını- öneriyorum, önemsiyorum!

1/ Ece Ayhan Hakkında Bilinmeyenler (2016)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanbilinmeyenler

2/ Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı (2017)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

3/ Ece Ayhan Çağlar Adası (2012)
Okumak için: http://bit.ly/eceayhanadasi

Ece Ayhan’ın yaşamına ve poetikasına dair gösterdiğiniz/göstereceğiniz özen için çok teşekkür ederim.

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar

Tem
01
2017
--

“Neoliberalizm’in Kötü Yolu”


Pierre Bourdieu’nun geçtiğimiz günlerde dilimize çevrilen “Neoliberalizm’e Karşı Ateşler” adlı kitabındaki püf noktaları kültürel sermaye kuramı kapsamında ele aldığımızda ve işbu hakikatleri David Harvey’in geniş kapsamlı iktisadi ve tarihsel tanımlamalarıyla birlikte incelediğimizde, neoliberalizmin kültür-sanat alanında yürüttüğü sinsi manevraları son derece açık bir şekilde görmek mümkündür.

Kültür-sanat alanında çağdaşlık, güncellik, evrensellik ve ulusallık gibi öz-saygı(haysiyet) kavramlarını ve öz-saygının(haysiyetin) önündeki engelleri fark etmek için, bu kavramları sinsi bir şekilde -dip dalga, dip ses, üst akıl ya da gizli el olarak- değiştirmeye çalışan neoliberal politikaların ‘girişimci tipolojisi’nden bahsetmek gerekiyor. Çünkü neoliberal odaklar, son 10 yılda, girişimcilik ve kalkınma retoriğini kullanarak, bulunduğumuz coğrafyanın siyaset söylemini, bilim ve düşünce dünyasını, yayıncılık ile gazetecilik sektörleri üzerinden algısal olarak değiştirmek için yüklü yatırımlar gerçekleştirdiler.

Tarihe baktığımızda, Şili’den günümüze, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya kadar neoliberalizmin aynı yöntemi ve söylemi kullandığını anlarız: Neoliberalizm, toplumların ve toplumsal etki alanlarının ‘özgürlük algısı’nı yönetmeye soyunmuştur. Neoliberal odaklar, yönlendirilen, sinsice biçimlendirilen toplum algısının hakikatin önünde yer almasını sağlayarak vahşi kapitalizmin piyasa, üretim ve ürün koşullarının yenilenmesini, sürdürülebilirliğini mümkün kılmaya çalışmaktadır. Üstelik bu kötücül yöntemi ‘rızanın inşası’ ile yürütmektedirler. 1980’ler sonrasında toplumun algısı pazarlama, promosyon, ödüllendirme sistematiği ve halkla ilişkiler aygıtlarıyla yönetilmiştir. 2000’ler sonrasında ise stratejik planlama, kurumsal sosyal sorumluluk ve düşünce kuruluşları aracılığıyla neoliberal yanılgının ve kötücüllüğün yaygınlaşmaya başladığını görürüz.

2002 sonrasında ülkemizde faaliyete başlayan ve sayısı 60’ı bulan stratejik düşünce kuruluşlarını (think-tank’leri) saymazsak, yayıncılık sektörü ve bu sektörün yönetsel kuruluşları (falanca birlikleri, odaları, STK’ları) neoliberal yansımaların en yaygın olduğu kültür-sanat alanıdır. Yayıncılık sektöründe niteliğin son derece azaldığını -sıfıra yakınsadığını- buna karşın niceliğin 20-30 misli arttığını görüyoruz. Bugün yayınevleri ve kitaplar sayısal olarak kitap fuarlarına sığmayacak kadar fazlalaştı. Popüler dergiler ve süreli yayınlar gazete bayilerine, raflara, kitabevlerine sığmıyor. Her hafta, her gazetenin kitap eki sayfalar dolusu kitap tanıtımında bulunuyor. Neoliberal kesime baktığımızda; mikrofon arkasından ve kamera önünden poz kesmeyen, ödülsüz, parasal desteksiz, devlet yardımından mahrum, şilt ve plaketlerle onurlandırılmamış yazar-şair kalmadı neredeyse! Peki, sonuç? Bu arz fazlası nelere neden oldu? Söz konusu niceliksel artışa rağmen ülkemizin fikir, kültür ve sanat atmosferinin özgürleştiğini veya geliştiğini söyleyemeyiz. Aksine, kültür-sanat atmosferi ‘kurşun gibi ağır’ ve ‘boğucu’ bir gericilik ile dinsel istismar ablukasının içine düşmüştür. Mevcut çelişkili durum, uzmanlığın ve liyakatin olmadığı sahte hastaneler, sahte ar-ge merkezleri, sahte fabrikalar ve çakma üniversiteler gibi ‘içi boş’ bir görüntü vermektedir. Kültür-sanat alanındaki nitelik eksikliğinin nedeni; birikimle, araştırmayla, gayretle, emekle ve sabırla elde edilmemiş kazançlardır. Amaçsızlık, bağlamsızlık, yanılgı ve kapitalist heves dolu girişim psikolojisiyle güdülenen kalkınma retoriği, kültür-sanat alanının niteliksel değerini ablukaya almıştır. Yayıncılık alanındaki niceliksel artışın nedeni; kifayetsiz ve liyakatsiz muhterislerin (ki neoliberal odaklar bu tipolojiyi ‘kullanışlı ahmak’ olarak tanımlar) karanlık, sinsi ve ‘gizli el’lerle yurtsever, çağdaş ve evrensel değerleri yıkmak için ‘işgal/vurgun işbirliği’ sağlamasındandır. Bu olumsuz/kavuşmaz şartlar altında yurtsever, çağdaş ve ilerici insanların kültür-sanat alanında neoliberalizm tarafından peydahlanan nev-i zuhûr kuşağa dikkat etmesi, bu karanlık ve yıkıcı kesimle hiçbir konuda işbirliği içine girmemesi, sahte girişimcilere/kalkınmacılara karşı dik durarak kültür-sanat alanındaki ‘birikmiş emekler’ ile ‘evrensel değerleri’ koruması gerekiyor.

Son olarak, 9. Kadıköy Kitap Günleri (Haziran 2017) sırasında yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Biraz önce bahsettiğim neoliberal tipolojiden bir ‘erkek’ yazar, yurtseverlerin standında imza günü gerçekleştiren bir ‘kadın’ yazarın küçük kızıyla fuar alanında tesadüfi olarak karşılaşıyor ve küçük kıza diyor ki; “Annen kötü yola düştü!” Bu söz ve tavır beni çok kızdırdı. O ‘erkek’ yazara -insanlık adına- buradan cevap vermek zorundayım: “Kötü yol senin haysiyetsizliğindir! Kötü yol, neoliberalizmin gönüllü köleliğidir! Kötü yol, neoliberalizmin türevi olan nev-i zuhûrların Türkiye’yi parçalamak için yürüttüğü işbirliğidir!” Nokta.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Gazetesi Kültür-Sanat Sayfası, 30 Haziran 2017


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/kotuyol adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
01
2017
--

Yazmak Üzerine Notlar’dan… (JULES RENARD)

1892

(…)
Romanın yeni çıkar yolu romancılığa soyunmamaktır.

Yaşamı tatlılıkla alt etmek gerek.
(…)

1894

(…)
Yazınım kendime yazıp sizin okumanıza izin verdiğim mektuplar gibidir.
(…)

1897

(…)
Zekâmız, rüzgârda mum gibidir.

Yaşamı en yalın ifadesine indirgemeli.
(…)

1900

Yazarın işi yazmayı öğrenmektir.
(…)
Düşlemek sanatçı olarak anlamak demektir.
(…)

1901

Özgür insan, aklını sonuna dek zorlamaktan çekinmeyen kişidir.
(…)

1906

(…)
Çalışma kimi zaman içinde hiç balık olmamış bir suda balık tutmak gibidir.
(…)
Düşler: düşünceyi boğan sarmaşık.
(…)

1907

(…)
Yazı adamlarının yaşamdan eksilttiği şeyleri topluyorum, güzellik öyle ortaya çıkıyor.
(…)
Beynim bir örümcek ağı gibi oldu: Yaşam ona yakalanmadan geçip gidemez artık.
(…)

1909

(…)
İnsanlar gerçekliği gerçeğe yakınlıkla karıştırıyor.
(…)

JULES RENARD
“Yazmak Üzerine Notlar”, Çev: Orçun Türkay,
Sel Yayıncılık, 2016, 2. Baskı


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları”na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel