Şub
29
2012
0

“İlerleme” üzerine… (Paul Valéry)

(…)

(…)

Paul Valéry
“Bugünkü Dünyaya Bakış”, Çev: S. Eyuboğlu-V. Günyol, 1972, Çan Yay., ss. 55-56

Ayrıca bkz: Tarih Üzerine (P. Valéry)

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan 3. Dalga ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/3-dalga adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
27
2012
0

Acı

Muzaffer Buyrukçu’nun 1957 baskısı “Acı” adlı hikâye kitabının
Metin Eloğlu tarafından çizilen kapak görüntüsü…

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “imzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
27
2012
0

Bütün Ölümler (Hermann Hesse)


Çev: Zeria Karadeniz
Türk Dili Dergisi Şiir Özel Sayısı, No: 113, 1961, s.267

Şub
27
2012
0

İlhan Berk Bodrum’da…

Yeni Edebiyat Dergisi’nin Ekim 1970 tarihli 12. sayısında, İlhan Berk’in 1970 yılında Bodrum’a yerleşmesine ve Bodrum’da sürdüğü 38 yıllık yaşayışın ilk izlerine rastladım. Ahmet Köksal’ın kaleme aldığı “İlhan Berk Bodrum’da” başlıklı “şöyleşivari” yazıya http://zaferyalcinpinar.com/iberkbodrumda.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel fanzin kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
26
2012
0

Hakikat ve Şiir (Gerard Augustin)

(…)Günlük dil gerçeği ve sadece gerçeği temsil edebilir, fakat gerçeği aşanı yani akıl almazı ve sözle anlatılamazı, ifade edemez. (…)

Hakikat kendisine atfedilen hiçbir şeyle, dahası, hayat, Varlık vb. üzerine büyük sorulara cevap verme iddiasında olan felsefi doktrinlerle ilgili değildir. Ve bunlara daha çok yeni sorularla cevap verir. Şiirin özgün doğası, görünürde çürütülemez mantıksal bir oluşum bağlamında hakikati bulmayı iddia eden felsefi sistemden olduğu kadar bilimsel deneyden de uzakta bulunur. Şiir, imge ve metafor ile günlük dilde anlatılabilenin ötesine geçer. İmge ve şiirsel cümle aksine bunların ötesine geçer: bir deneyimi betimlemek, iletmekle kalmaz, gerçek ve yanlış arasındaki ayrımla ilgili bu tanımlama ve bu iletideki farkı yansıtır. (…)

Gerard Augustin
“Hakikat ve Şiir”, Çev: M. Cengiz, Şiirden Dergi, Ocak-Şubat 2012,  Sayı: 9, s.10

Şub
26
2012
0

Duvarda: “Karşılıklı”

“Karşılıklı” by Wide
Foto: Zy

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
23
2012
0

Menfi Gaddarlığın Sonu/cu

Yapı Kredi Yayınları’nın her sene Şubat ayında Kitap-Lık dergisiyle birlikte dağıttığı “Şiir Yıllığı”nı önümüzdeki seneden (2013’ten) itibaren yayımlamayacağını ve “şiir yıllığı işi”nden çekildiğini bildirmesi, 2012 yılı içerisinde “sıkı edebiyat”ın lehine gerçekleşmiş en sevindirici olaydır. YKY’nin bu kararını ŞİİRDEN Dergi’nin 9. sayısında yayımlanan  haber metninden  öğrendim. Nihayetinde, YKY taifesi içerisinde bu kararın alınmasında etkisi olan (masaya yumruğunu vuran) kim/kimler varsa onu/onları gönülden tebrik ediyorum.

Zaten yıllardır gündemde olan şu beylik “Şiir Yıllığı” meselesini neresinden tutarsak tutalım elimizde kalıyordu; dökülüp duruyordu… Şiir yıllığı müessesesini binbir kez, binbir türlü eleştirdik… Biz eleştirdikçe yıllık hazırlayıcıları, kendilerini düzelteceklerine daha da umarsız ve gaddar davranmaya başladılar. Haksızlıklardan “yüksek sesle” bahsettik; bizi dinlemediler,  görmediler, okumadılar, yok saydılar; bizim eleştirilerimize karşı kör-sağır taklidi yaptılar. Ama sonunda şu “şiir yıllığı işi”nden kurtulduk çok şükür… Son 5-6 senedir YKY Şiir Yıllığı’nı hazırlayandan hazırlanış biçimine, yıllık oluşturmak amacıyla incelenen edebiyat ve şiir dergilerinin taranış biçiminden dağıtım-kapsam-içerik yönetimine, yıllıkta yer alan şiirlerden eleştiri yazılarına kadar her şey yanlış ve menfi bir şekilde icra edildi. Son 5-6 senedir, yıllığı hazırlayan mutat zevat son derece hakkaniyetsiz seçimlerle ve keyfilikle tüm şiir dünyasını bunalttı. Güzelliklerin bir bütünü olması gereken “Şiir Yıllığı”, önce bir çirkinliğe sonra da menfaat enstrümanına dönüştü. Yıllığı hazırlayan mutat zevat bazı şairleri ve şiirleri bile isteye, alay edercesine ve keyfi bir biçimde yıllığa almadı; sıkı ve sahici şiiri -büyük ve güçlü bir poetikayı yok saydı- tasfiye etmeye çalıştı. Şiir Yıllığı, okuyucunun gözüne bir iktidar organı, bir statüko cukkalama mecrası ve “şairlik tescil merkezi” gibi göründü; Şiir Yıllığı, yeni sinsiyet tipolojisinin maniple ettiği ve genç şairleri “yemleyen” bir enstrümana -hızla- dönüştü. “Şiir Yıllığı” gibi bütünsel/bütünleyici çalışmalarda “hakkaniyet”in şirazesini kaybedip “menfaat”in muhterisliğine -o günaha- boyun eğerseniz, bir oligarşinin “büyük çirkinliği”nden başka bir şeye/yere ulaşamazsınız.

Şairler ve şiirleri imgelemin özgürleşmesinin emektarlarıdır. Buna karşın Şiir Yıllığı’nı hazırlayan oligarşi, “şair”i bir “hizmetkâr” olarak görmeye başlamıştı. Ben, YKY’nin Şiir Yıllığı yayımlamamak yönünde aldığı kararı “imgelemin özgürleşmesi” ile şiirsel alanın genişlemesi için çok önemli ve bir o kadar da sahici bir “devrim-adım” olarak görüyorum. Şiir, bir riya ya da yalan değildir. Şiir, “sahi”nin eşsiz bir parçasıdır. YKY taifesinin bunu fark etmesini, dahası, bu yolda olumlu adımlar atmasını çok hayırlı buluyorum.

Umudum ve beklentim, diğer haksız antoloji ve şiir yıllıklarının kendi fişlerini kendilerinin çekmesi ya da kesmesidir.

Zafer Yalçınpınar
23 Şubat 2012

 

ŞİİRDEN Dergi, Sayı: 9, Ocak-Şubat 2012, s. 76

Şub
21
2012
0

“Umut” Filmini Bir Kez Daha Açındırmak için 12 Noktada Söyleşme (Mustafa Irgat)

Mustafa Irgat sıkı ve sağlam görüyor:

“Umut” Filmini Bir Kez Daha Açındırmak için 12 Noktada Söyleşme
(Defter Dergisi, Sayı: 14, 1990)

Ayrıca bkz: http://mustafairgat.blogspot.com

Hamiş: İlgili metni Evvel Fanzin’e işaret eden Metin Kızıcalıoğlu‘na çok teşekkür ederim.

Şub
21
2012
0

Dr. Halil İbrahim Bahar ve Soyut Dergisi Arşivi’nden Kısa Bir İzlek… (Z. Yalçınpınar)

60’ların sonunda ve 70’li yıllarda, Türk şiirindeki modern salınımların değerlendirilmesi yolundaki eleştiri becerisine önemli bir imgesel açılım sağlayan  “Soyut” Dergisi’ni -12 yıl / 107 sayı- boyunca yayımlayan Dr. Halil İbrahim Bahar‘ın arşivinden bazı efemeraları, sağolsunlar Can Bahar ve Derya AydedimSoyut Sahaf‘ın iki gönüldaşı- Evvel Fanzin’le paylaştı. H.İ. Bahar’ın arşivinden edindiğim izlenimlerimi ve bazı efemeraları aşağıda iletiyorum:

Arşivde yer alan birçok mektup, defter ve el yazısını gözden geçirdiğimizde Halil İbrahim Bahar’ın -82 yıllık ömründe- kaleme aldığı ve çeşitli dergilerde yayımlanan şiirlerini bir kitaba dönüştürmediğini fark ediyoruz. Bu durum garip ve bir o kadar da değerli bir karşıtlığı işaret ediyor bize: Bugünün (2000’lerin) bazı edebiyat dergisi editörleri kendilerine şiir kitabı çıkartmak, boy boy fotoğraflarını afişlerle sergiletmek, her türlü mikrofonun ve masanın arkasından ahkâm kesmek, yarışmalarda jüri olmak, kısacası bir “edebiyat kâhyası”na dönüşmek için “yüksek bir iştahla” her türlü muhterisliği göze alırken,  Halil İbrahim Bahar’ın 70’li yıllarda kendi şiir kitabını yayımlamak konusundaki içe dönük tavrı, çok önemli bir haysiyetin kanıtıdır.

H.i.B.’ın şiirlerini bir kitapla bütünlemeyişinin nedenlerini kolay kolay bilemeyiz. Ancak  kütüphanesindeki “Carl Gustav Jung; Anılar, Düşler, Düşünceler” (Haz: Aniela Jaffé, Çev: İris Kantemir, Can Yay., 2001 ) adlı kitabın içerisine 2001 yılında H.İ.B.’ın kendi el yazısıyla aldığı şu not, belki bize bir fikir verebilir:

“beni anlayanlar değil ancak sesimi duyanlar çoğaldıkça yalnızlığım yabancılaşmam da daha hızlı artıyor. Bu ağırlığın taşıyıcısı benim. Kiminle paylaşabilirim? Çevrem uçuşan kınkanatlılarla dolu. Ayakları balçığa batmışken uçtuklarını sanıyorlar.” hib / 7 Kasım 2001

 

***

Arşivde yer alan iki mektup bizi birincil derecede ilgilendiriyor… Mektupların ilki Behçet Necatigil, diğeri ise İlhan Berk tarafından Halil İbrahim Bahar’a yazılmış… Behçet Necatigil’in mektubu ve Halil İbrahim Bahar’ın “Kalmayan” adlı bir şiiri ilk kez ŞİİRDEN Dergi’nin Ocak-Şubat 2012 tarihli 9. sayısında yayımlandı. İlhan Berk’in Halil İbrahim Bahar’a yazdığı 9 Mart 1969 tarihli mektup ise henüz gün ışığına çıkmadı. Önümüzdeki günlerde işbu mektuptan bazı bölümleri Evvel Fanzin kapsamında yayımlamayı düşünüyoruz. -H.İ.B., Soyut Dergisi kapsamında İlhan Berk’in birçok şiirine, poetika yazısına ve günlüklerine yer vermiş. Ayrıca İlhan Berk’le bir söyleşi de gerçekleştirmiştir. (Bkz: “İlhan Berk, “Kanatlı At”, YKY, 1992)-

Şimdilik, İlhan Berk’in H.İ.B.’a yazdığı mektubun son cümleleriyle yetinelim:

“…Önemsiz bir kişiyim ben. Bir birey o kadar.”

Z. Yalçınpınar

 

İlhan Berk’in H.İ.B.’a gönderdiği mektubun zarfı…

*

Halil İbrahim Bahar arşivinden İlhan Berk’in Bir Deseni (1965)

Desenin altına İlhan Berk tarafından şu not düşülmüş:
“Hamsi’yi yazarken yaptığım yüzlerce resimden biri.”
(İşbu desen, ŞİİRDEN Dergi’nin 9. sayısında yayımlanmıştır.)

*

Behçet Necatigil’in H.İ.B.’a gönderdiği mektubun zarfı… (1976)
(Necatigil’in mektubunun tam metni ŞİİRDEN Dergi’nin 9. sayısında yayımlanmıştır.)

*

60’lı yıllarda Nâzım Hikmet’in “İzlem Yayınları”ndan yayımlanan toplu şiirlerinin
ilk cildine Halil İbrahim Bahar’ın kendi el yazısıyla not aldığı dizeler… (27 Ağustos 1965)

*

1. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
21
2012
0

Bu sevda bitmez: “Tarihi Savunma Başladı!”

Fenerbahçe Spor Kulübü, tarihi savunmasına başladı!

Bkz: http://www.fenerbahce.org/pic_lib/Baskan-Savunma.pdf

Ayrıca her Fenerbahçeli’nin şu yazıyı mutlaka okuması gerek:

http://papazincayiri.blogspot.com/2012/02/tesekkurler-ve-tesekkurler.html

Herkes şunu aklına mıhlasın:

BU SEVDA BİTMEZ!
HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!

***

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
21
2012
0

ŞİİRDEN; dokuz…

“ŞİİRDEN Dergi”nin 9. sayısı yayımlandı…
Bkz: www.siirden.net

*

ŞİİRDEN Dergi ve taifesinin, Ocak-Şubat 2012 tarihli dokuzuncu sayısıyla beraber içerik açısından birçok poetik eşiği arkasında bırakarak şiir ve şiirin geleceğine ilişkin  hayati  “mihenk noktaları”na ulaştığını ve bu noktalar üzerinde  “öz”enle düşündüğünü görüyorum; dergide  iki sayıdır süren  “Şiir ve Hakikat” dosyasındaki çeviriler ile Yücel Kayıran’ın “Münkir ile Nekir Defteri” notlarını özellikle önemsiyorum. Ayrıca, Halil İbrahim Bahar arşivinde yer alan bazı edebiyat efemeraları da 9. sayının kapsamında okurla paylaşılmış…(Zy)

ŞİİRDEN Dergi’nin 9. sayısının içeriği hakkındaki ayrıntılar şu adreste bulunuyor: http://www.siirden.net/sites/siirden.net/files/dergi/siirden-2012-9.pdf

Şub
20
2012
0

“Bakışsız Bir Kedi Kara” Notasyonları (İlhan Usmanbaş)

Sağolsun Şükret Gökay bizi yalnız bırakmadı, bırakmıyor; Prof. Dr. İlhan Usmanbaş’ın “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı efsanevi bestesinin notasyonlarından bazılarını Evvel Fanzin’le  paylaştı. Ece Ayhan’ın “sıkı şiir”leri için İlhan Usmanbaş’ın kullandığı ses ve piyano notasyonları büyük bir deha ürünü… Eğer Türkiye’de bir “Görsel Şiir”den bahsediliyorsa ve “bakış”ın disiplinler arası bağlamları veya akışkanlığı dikkate alınıyorsa, İlhan Usmanbaş’ın notasyonlarının “Görsel Şiir” duruşunda bir “zirve” noktası olduğunu -gönül rahatlığıyla- söyleyebilirim. (Zy)

Notasyonların kısa bir episoduna http://zaferyalcinpinar.com/usmanbasbbkk.pdf adresinden  ulaşabilirsiniz.  

Hamiş: Ece Ayhan Web Sitesi’ne http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden, Evvel fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne ise http://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
20
2012
0

“…şairlerin elinde şiirden başka şey yoktur” (Ece Ayhan)

Gösteri Dergisi Arşivi’nden… (1982)

*

Gösteri Dergisi Arşivi’nden… (1985)
Fotoğraf: Engin Cıva
*

Ece Ayhan Web Sitesi:
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
20
2012
0

Murat Nemet-Nejat İstanbul’da…

Murat Nemet-Nejat, 25 Şubat Cumartesi 16:30’da Istanbul’da, Molly’s Café’de siirlerini okuyacak… Molly’s Cafe Galata Kulesi’nin tam yaninda Camekan sokakta!

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Şub
19
2012
0

Özgür İmgelemin Uzgörüsü (Z. Yalçınpınar)

Hüsamettin Bozok yönetimindeki Yeditepe Dergisi’nin Şubat 1960’da gerçekleştirdiği “Büyük Anket”ten feyz alarak Şubat 2011’de, İkinci Yeni Şiir Akımı’nın günümüzdeki etkisini deneyimlemeye yönelik bir soruşturma düzenlemiştim. “50 Yılın Ardında; İkinci Yeni” adını verdiğim bu çalışmanın sonuçlarını ve çıkarımlarını 12 Şubat 2011’de E V V E L kapsamında paylaşmıştım.

Şubat 2011’deki anketin icra edilişi ve bu ankete gelen cevaplar, İkinci Yeni şiir akımının Türk Şiiri’ne sağladığı özgürlük alanını ya da alan derinliğini irdelemek yolunda çok önemli bir fırsattı. Bu anket, zaten yıllardır sezdiğim ve imgesel açıdan Türk Şiir Tarihi’ndeki tüm deneyimleri üssel bir biçimde “aşarak kapsayan” önemli ve iddialı bir alacakaranlığı düşünmeye çağırıyordu beni. Zihnimde dönüp dolaşan şu tümceyi ve işaret ettiği olguyu kavramaya çalıştım; “İkinci Yeni’nin sunduğu sezgisel alan derinliği, herhangi bir “t” anında ya da herhangi bir “kısıt fonksiyonu” altında türevlendirilemiyor.”  Sonuçta, İkinci Yeni şiirinde bir “en uygun/optimum” tanımlaması bulunmuyordu;—misal, şu tümce İkinci Yeni’yi kavramakta daha da etkili olabilir: “İkinci Yeni’nin imgelemi, sıfır sayısının çarpanlarına ayrılamayışındadır.”

İkinci Yeni şairlerinin şiirlerinde işaret ettikleri “evren tasavvuru”nun birimi “sözcükler” değildi. Onu herhangi bir “t” anıyla “bağlı” bulunulan “sözlükler” de oluşturmamıştı. Çünkü İkinci Yeni, şiirinin özünü ve birimini “imge” olarak “imgesel” bir düzlemde tasarladı. 2011 Anketi, İkinci Yeni’nin günümüzdeki işlerliğini bana kanıtladığı gibi, daha da önemlisi, farklı okur-yazar-şair nesilleri boyunca İkinci Yeni’nin açtığı imgesel fazların sürekli genişlemekte olduğunu da işaret eder nitelikteydi. Hiçbir zaman tersinin gerçekleşebileceğini düşünmedim. Çünkü İkinci Yeni etkisi, sezgisel varoluşunu tehdit edemeyecek biçimde bir “suskunluğu”, “boşluğu”, “sivilliği”, “sıkılığı”, “anlam arayışını” ya da herkesin İkinci Yeni’yi suçlarken kullandığı gibi bir “anlamsızlığın anlamı”nı seçiyordu. (Hâlbuki insan, anlamsız olanı yazamaz veya düşünemez.) Eğer Türk Şiiri’nde bugünkü kuşakları etkileyen bir imgesel özgürlükten bahsedeceksek ve özellikle de işbu imgeselliğin devasa boyutta bir alan derinliğine dönüştüğünü hissediyorsak, bunda İkinci Yeni akımının üssel -hatta “sayılamaz sonsuz”- önemdeki varoluşunu da kabul etmeliyiz. Mevcut farkındalığı en basitinden, “Artık, Türk Şiiri’nde akımlar dönemi bitti!” söylemiyle -ve işbu söyleme bıyık altından gülerek- gerekçelendirebiliriz. Çünkü birkaç bin yıl önce icat edilen ifadesiyle “Poetika”, bugün, “İmgelemin Özgürleşmesi” yolunda kendini yenilemektedir.

“İmgelemin Özgürleşmesi” ifadesini ilk kez 2011 anketinin çıkarımlarıyla beraber sunduğum “İkinci Yeni ve İmgelemin Özgürleşmesi” başlıklı yazımda kullanmıştım. İkinci Yeni’nin Türk Şiiri’nde oluşturduğu alan derinliğinin geleceğe uzanışı, bir “imgelemin” tıpkı “sonsuzluk” kavramındakine benzer bir genişleme kuramıyla birlikte devinmesidir. Yani, “imgelem” -tıpkı ‘sonsuzluk’ kavramında olduğu gibi- her zaman bir “imgebirim” daha genişleyebilir. Kuramsal olarak, herhangi bir “uç” imgebirimin poetikadan “dışlanamayışı” verili evren tasavvurunu genişleteceği gibi şiirsel algı ortalamasını da yükseltecektir. Bu düzlemdeki tüm “uzgörü”lerin, “imgelemin özgürleşmesi” ifadesinin tüm salınımlarıyla birlikte diğer her şeyden hızla soyutlanarak “yenilenen” bir “poetika” oluşturduğu aşikârdır.

Poetika 2012 Anketi’yle “imgelemin özgürleşmesi” ifadesinin bilişsel sınırlarını ve poetikadaki imgesel dağılımını, verili imgelemin taşıdığı şiirsel yükü ve bu yükün geleceğe uzanışının önündeki engelleri araştırmaya, bir “uzgörü” sağlamaya gayret ettim. Bu kapsamda, anketi yanıtlayan herkese çok teşekkür ederim. Gelecek yıllarda “İmgelemin Özgürleşmesi” ifadesinin kavramlaştığını göreceğiz… Ve poetikanın terk ettiği uzlaşılar ile giriştiği “çekişmeler”e odaklanacağız.

Sonuçta, “Poetika” ile ilgilenen herkesi -geleceğe ilişkin bir ipucu olsun diye- şu sorunun önemini düşünmeye davet ediyorum:

“Okumakta olduğunuz bu tümceye kadar neden bir kez bile ‘dil’ sözcüğü kullanılmamıştır?”


Zafer Yalçınpınar (Zy)

19 Şubat 2012, Pazar Sabahı

Hamiş: Poetika 2012 Anketi’ne verilen yanıtlara http://j.mp/poetika2012  adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Şub
19
2012
0

Buluntu/Söyleşi: “İlhan Berk’e İki Yeni Kitabı Dolayısıyla Kimi Sorular” (Mustafa Irgat)

Sağolsun, Ümit Bayazoğlu ki Evvel Fanzin’in en sıkı dostlarından biridir, İlhan Berk’e ilişkin önemli bir buluntuyu bizimle paylaştı: Mustafa Irgat tarafından İlhan Berk’le gerçekleştirilen bir söyleşi…

“İlhan Berk’e İki Yeni Kitabı (Kanatlı At ve İnferno) Dolayısıyla Kimi Sorular” başlıklı bu söyleşi Kitap-Lık’ın eski sayılarından birinde yayımlanmış. İlhan Berk’in söyleşilerinden derlenen “Kanatlı At” adlı kitabın 2005 tarihli ikinci baskısında (YKY) bu söyleşi yer almıyor. Ayrıca söyleşinin başlığından da anlıyoruz ki işbu söyleşi, Kanatlı At’ın Aralık 1994’teki ilk baskısından hemen sonra yayımlanmış, yani Kanatlı At’ın ilk baskısında da yok… (Zy)

Söyleşinin tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/iberkmustafairgat.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
19
2012
0

Poetika 2012 /Anket Yanıtları

Anket yanıtlarını içeren dokümana
http://j.mp/poetika2012
adresinden ulaşabilirsiniz.

Poetika 2012 Anketi’yle “İmgelemin Özgürleşmesi” ifadesinin bilişsel sınırlarını ve poetikadaki imgesel dağılımını, verili imgelemin taşıdığı şiirsel yükü ve bu yükün geleceğe uzanışının önündeki engelleri araştırmaya, bir “uzgörü” sağlamaya gayret ettim. Bu kapsamda, anketi yanıtlayan herkese çok teşekkür ederim. Gelecek yıllarda “İmgelemin Özgürleşmesi” ifadesinin kavramlaştığını göreceğiz… Ve poetikanın terk ettiği uzlaşılar ile giriştiği “çekişmeler”e odaklanacağız.

Anket yanıtlarını içeren dosyayı olabildiğince yaygınlaştırmanız dileğiyle…

Sahicilikle,
Zy


Katılımcılar:

A. Güzel, Adan Karlı, Ahmet Yılmaz Borke, Alişan Çapan, Altay Ömer Erdoğan, Anıl Arar, Barış Yarsel, Cüneyt Ateş, Devrim Altıkulaç, Dilek Değerli, Duygu Ergün, Erim Bayrı, Esat Başak, Evin Okçuoğlu, Gizem Yılmazer, Güher Gürmen, Gün Zileli, Hasan Güçlü Kaya, Hayri K. Yetik, Hilal Yıldırım, Hüseyin Tosun, Komet, Mehmet İşten, Mehmet Kazım,  Mehmet Sarsmaz, Metin Kızılcalıoğlu, Mine Ömer, Mukadder Kırmızı, Mustafa Güneş, Nedim Üstün, Oğuzcan Önver, Ömer Türkoğlu, Özcan Er, Özgüç Güven, Rafet Arslan, Reyhan Sur, Sanem Uçar, Senem Korkmaz, Serdal Köçer, Serhat Uyurkulak, Songül Bozacı, Şükret Gökay, Tarık Günersel, Tayfun Ak, Tuğba Gülal, Uluer Aydoğdu, Vedat Kamer, Y. Teoman Serinkaya, Yakup Şahin, Yılmaz Arslan, Zeynep Yılmaz Taşçı

 

Ayrıca bkz: 50 Yılın Ardında; “İkinci Yeni” / 2011 Anketi

Şub
17
2012
0

Tarih üzerine… (Paul Valéry)

Poetika’nın “usta-dahi”si Paul Valéry’nin 1930’lu yılların başında kaleme aldığı çeşitli deneme yazılarından bazı parçalar “Bugünkü Dünyaya Bakış” adıyla derlenmiş… Yeni Ufuklar Dergisi ve çevresinin oluşturduğu Çan Yayınları’ndan 1972’de yayımlanan bu kitaptaki metinlerin çevirisini Sabahattin Eyüboğlu ile Vedat Günyol gerçekleştirmiş. Kitaptaki birçok düşüncenin arasında Valéry’nin “Tarih” konusunda kaleme aldığı ve bugünkü deyişle Valéry’nin “vizyonerliğini” kanıtlayan bir yazı dikkatimi çekti. İşbu yazının tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/paulvalerytarih.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)

Ayrıca, söz konusu yazıdan bir bölümü aşağıda paylaşıyorum:

 

Şub
16
2012
0

Son Günler… (Poetika 2012 Anketi / Hatırlatma)

Son günler…

Poetika 2012 Anketi’ne verdiğiniz ya da vereceğiniz cevaplar 19 Şubat 2012 Pazar sabahı Evvel Fanzin ile eşanlı olarak birçok platformda paylaşılacaktır. Yani, anket cevapları için son gönderim tarihi 18 Şubat 2012 Cumartesi gecesidir.

ANKET SORULARINI http://evvel.org/poetika2012.html adresinde yer alan online anket formunu doldurarak ya da zaferyal@gmail.com adresine e-posta atarak CEVAPLAYABİLİRSİNİZ.

Şiirimizin günümüzdeki varoluş biçiminin niteliği ile sezgisel sınırlarını araştırdığımız bu ankete katılımınız, ilginiz ve desteğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim.

Z. Yalçınpınar

Detaylar için bakınız: http://evvel.org/poetika-2012-anketi

 

Şub
16
2012
0

Poetika 2012 Anketi

Hüsamettin Bozok yönetimindeki Yeditepe Dergisi’nin Şubat 1960’da gerçekleştirdiği Büyük Anket‘ten feyz alarak Şubat 2011’de, İkinci Yeni Şiir Akımı’nın geçerliğini deneyimlediğimiz bir soruşturma düzenlemiştik.

“50 Yılın Ardında; İkinci Yeni / 2011 Anketi” adını verdiğimiz bu çalışmanın sonuçlarını ve çıkarımlarını 12 Şubat 2011’de Evvel Fanzin kapsamında takipçilerimizle paylaşmıştık.

Bu sene de benzer bir çalışmayı yürüterek, 2012 sularında devinen şiirin niteliği, imgesel akışkanlığı ve alan derinliği üzerine görüş toplamaya karar verdik. “Poetika 2012” adını verdiğimiz işbu anket kapsamında aşağıdaki sorulara cevap arayacağız:

– Sizce, “İkinci Yeni” şiir akımı bitti ya da eskidi mi?
– Geçtiğimiz 5 sene boyunca (2007-2012 döneminde) oluşan ve “yeni” diyebileceğimiz bir “poetika” var mı? Var ise bu poetikanın farklılaştırıcı özellikleri nelerdir?
– Sizce, önümüzdeki yılların (2010’ların) şiiri nasıl olacak, poetika nereye/neye evrilecek?
– “Sıkı şiir” denildiğinde aklınıza neler/kimler geliyor?
– Sizce, “İmgelemin Özgürleşmesi” nedir; böylesi bir ifadeyi nasıl tanımlarsınız?
– Şiirin ve şiirsel imgelemin ilerlemesinin önündeki engeller nelerdir, kimlerdir?

ANKET SORULARINI http://evvel.org/poetika2012.html adresinde yer alan online anket formunu doldurarak ya da zaferyal@gmail.com adresine e-posta atarak CEVAPLAYABİLİRSİNİZ.

Ankete verdiğiniz cevaplar 19 Şubat 2012 Pazar sabahı Evvel Fanzin ile eşanlı olarak birçok platformda paylaşılacaktır.

Şiirimizin günümüzdeki varoluş biçiminin niteliği ile sezgisel sınırlarını araştırdığımız bu ankete katılımınız, ilginiz ve desteğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim.

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar

Hamiş:

Poetika 2012 Anketi Facebook Etkinlik Bağlantısı:
https://www.facebook.com/events/349147968442228/

Şub
14
2012
0

Olaylar…

Yüzyıl içerisinde oluşan bir olay, hiçbir tarih, hiçbir anı kitabında yer almıyor. Örneğin, Paris şehrinin, Devrim’den sonraki Fransa’nın hayatında oynadığı çok büyük ve garip rol; örneğin, elektriğin bulunuşu ve uygulamalarının dünyayı sarması. İnsanlık tarihinde eşi olmayan bu olaylar tarih kitaplarına girerlerse, ancak sahnelik, geleneksel tarihin alışkanlıklarına uygun olanlardan daha az belirtilerek giriyorlar. Napolyon zamanında elektriğin önemi, aşağı yukarı Tiberius zamanında Hristiyanlığa verilebilecek önem kadardı. Gittikçe daha iyi anlaşılıyor ki, elektriğin dünyayı baştan başa bir sinir sistemi gibi sarması, Ampére’den bu yana süre gelen bütün politik olaylardan daha önemli sonuçlarla yüklü ve gelecekteki hayatı değiştirmekte daha etkindir.

Paul Valéry
Bugünkü Dünyamıza Bakış, Çev: S. Eyüboğlu-V. Günyol,  Çan Yay., 1972, s.11

Şub
14
2012
0

Dil dışı imbilimlerin kuruluşu… (Bilge Karasu)

(…)Tanıma, uzayda, zaman içinde ayırımlama demektir; zamanla, dünya üzerinde edinilen görgüdür. Sürekli, ayrımsız, anlam alanının dışında kalan bir yoz duyulurluğun içinde, söz-öncesi ilk ayırımlamalar, algılarla yapılıyor olsa gerek. Greimas, bu alana, “doğal dünyanın imsel dizgesi” adını vermişti. Ona göre, doğal imsel dizgelerin anlatım düzeyindeki ulamları, sözsel imsel dizgelerin içeriği düzeyindeki ulamlara karşılıktır. Bilişsel zorlamalar insani anlam üreticisini, imbilimsel bir özne durumuna getirir. (…)

Dil dışı imbilimlerin kuruluşu, şimdiye dek ancak doğal dillere bırakılmış olan, dünyanın anlamsal ulamlamasının açıklanışını, elbette değiştirecektir. “Ancak” görsel, musikiye değgin, çalımlara değgin imlenenler var mıdır? “Ancak-görsel” imlenenler imgelemek güç değil. (…)

Bunu yapabilmek için de gözün kendi kendini eğitmesi, sözel dilegetirmenin kabul ettireceği kalıplardan kaçınıp görsel birimleri ille de doğal dünyanın biçimleriyle özdeş kılmaktan geri durması gerekir. Özgül olarak görsel birimleri seçmek, ardından bunları adlandırmak için doğal bir dile başvurmamak, özel bir öte-dil, üst-dil yaratmak gerekiyor. (…)

Uzun sözün kısası, sözel alan dışındaki çalışmalar, düşünceyi, her şeyden önce, doğal dillerin alışılagelmiş zorlamalarından, baskısından kurtulmanın yolunu aramaktadır henüz.

Einstein, matematikte “buluş” konusunda Jacques Hadamard’la yaptığı bir konuşmada, “yazılmış ya da söylenmiş sözcüklerle dil, düşüncenin işleyişinde en ufak bir pay taşımazmış gibi görünüyor” demişti. (…) Bu sezgisel sözler, birçok başka bilim adamının söyledikleriyle destekleniyor. Belki, imlerin altındaki işleyişlerin tümdengelimli bir örnekleştirilmesi, gerçekleşir bir gün.

Bilge Karasu
“İmbilim Ders Notları”, Haz: Cemal Güzel, BilgeSu Yay., 2011, ss. 56-59

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Bilge Karasu” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
14
2012
0

Nâzım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye… tarihsiz..

3 Mart 2012 tarihine kadar CKM’de(Caddebostan Kültür Merkezi’nde) sürecek olan “Sabahattin Ali” Sergisi‘ne ait “Fotoğrafını Bekliyorum” adlı sergi kitabını inceledim. Kitabın editörlüğünü Sevengül Sönmez üstlenmiş. Sergide yer alan tüm edebiyat efemaraları ve Sabahattin Ali’nin hayatındaki dönüm noktaları hem görsel hem de metinsel olarak kitabın kapsamına alınmış. (YKY tarafından yayımlanan “Fotoğrafını Bekliyorum” adlı sergi kitabını  tüm edebiyat ve edebiyat efemerası meraklılarına öneririm.) Kitapta -tıpkı sergide olduğu gibi, doğallıkla- ilgimi çeken birçok efemera var… Özellikle, Nâzım Hikmet’in Sabahattin Ali’ye yazdığı “tarihsiz” mektubu çok önemsiyorum. Mektuptan bir bölüm aşağıdadır. (Zy)

 

(tarihsiz)

Kardeşim,

(…)Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi  tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir’le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv, biri yazdıklarını neşretmek imkânsızlığı içinde, ötekisinde bu imkân henüz belirmiş, Suat Derviş’e gelince galiba artık yazmıyor, velhasıl büyük Türk hikâye ve romanının tek bayrağı bilfiil sensin. Bugünkü durumda bu böyle. Bunun zorluklarını, mesuliyetlerini gayet iyi anlıyorum. Fakat sana her zaman o kadar güvendim ve o kadar güveniyorum ki bu zorlukları, yüklendiğin ağır yükün altından kalkarak yeneceğine inanıyorum. (…)Edebiyatımızın bugünkü şartları seni öyle bir yere getirmiştir ki, rehberlik etmeye ve bunun mesuliyetlerini yüklenmeye mecbursun. Verimlisin, bu sana rehberliğinde en büyük yardımcıdır. Beni sekterlikte ittiham etme. Katiyen değilim. Sadece olanı olduğu gibi görmeye çalışıyorum. Sait Faik diye bir yazıcı var. Belki istidatlı, fakat hâlâ ne yapmak istediğini bilmeyen (…) bir delikanlı. Onu seninle birlikte, senden sonra bile saymıyorsam sekterliğimden değil. Sonra Sefer Aytekin diye bir delikanlı var. Orhan’dan daha civciv, bak eğer onunla şahsen uğraşırsan iyi olur. Bir de Denizin Çağırışı mı ne diye bir kitap çıkaran bir delikanlı var. (…) Eskilerden Reşat Nuri dama demiş vaziyette. Bir kitap yazdı ömründe: Yeşil Gece, ondan sonra ve dahi duralar. Yakup Kadri dünyaya biraz daha geç gelseymiş yani şimdi 20-25 yaşında filan olup senin kürsünde ders alacak durumda bulunsaymış adam olurmuş. Gel gelelim ki çok erken gelmiş dünyaya. Ve onun da yıllardır yazdığı yok. (…)

Bütün bunları sekter olmadığımı anlatmak için yazıyorum sana. Belki benim tanımadığım gençler ve ihtiyarlar vardır. Onları bilmem. Varsa onları toplamak, toparlamak, ayarlamak bugün senin üstüne düşen bir memleket vazifesi. (…)

(…)Seni hasretle kucaklarım sevgili kardeşim.

Nâzım Hikmet

 

“Fotoğrafını Bekliyorum” Sabahattin Ali Sergi Kitabı, Haz: Sevengül Sönmez, YKY, Şubat 2012, s. 67

Hamiş: Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
12
2012
0

Piano Pasha “Erdoğan Çaplı” ve 14 Yaşındaki Oğlu “Kerim Çaplı”

Hiçbir zaman, hiçbir yerde “eksik olmasın” Metin Kızılcalıoğlu,  Kerim Çaplı‘nın hayatını, müziğini ve ailesini “anlamak” yolunda en değerli ve  ilginç buluntuları Evvel Fanzin’le paylaşıyor; sıkı davulcu Kerim Çaplı‘nın babası piyanist Erdoğan Çaplı’ya ilişkin birçok önemli bilgiyi bize iletti:

“Erdoğan Çaplı , Amerikalı’ların deyimi ile “Piano Pasha”, Türkiyemizin yetiştirdiği önemli müzisyenlerden biridir. Türk ezgilerini 1955’de yerleştiği New York’da başarıyla icra eden Çaplı, ayrıca Ankara Devlet Konservatuvarı Yüksek Keman Bölümü mezunudur. New York’da Türk Haberler Büroları Müzik Müşaviri olarak çalışan Erdoğan Çaplı ayrıca Ankara Radyosu’nda “Daldan dala” isimli program ile kendisine ün yapmıştır. Türk motiflerini piyanosunda başarıyla icra eden Piano Pasha’nın 380 kadar bestesi vardır.  (…) Piano Pasha, iki LP doldurma şansını yakalamıştır. Bunlardan ilki “Dot” etiketi ile Piano Pasha (1959) diğeri ise “Time” etiketi ile The Exciting Rhytms of Piano Pasha (1961)’dır. “

Yukarıdaki paragrafta sözü edilen albümlerden bazılarına ve Erdoğan Çaplı ile eserleri hakkında daha ayrıntılı bilgilere http://fitnefucur.blogspot.com/2009/08/piano-pasha-erdogan-capl.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, aşağıda, Erdoğan Çaplı’nın “Blues a la Turk” adlı kaydını paylaşıyorum… Time Records’dan 1961’de yayımlanan bu kayıtta davulları 14 yaşındaki Kerim Çaplı icra etmiş! (Zy)

 

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Kerim Çaplı ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kerim-capli adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Written by in: Buluntular (Efemeralar) | Etiketler:

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel