Efsane sonsuza kadar
kalbimizde yaşayacak…
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
Efsane sonsuza kadar
kalbimizde yaşayacak…
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
17/24/31 OCAK SALI 20:30’DA MAYA SAHNESİNDE…..
Sevim Burak’ın ‘Hayatımın Aşkı’ dediği ve bitiremeden aramızdan ayrıldığı romanı Ford Mach 1, Maya Sahnesi’nde müzik ile sahneye taşınıyor. Nihal G. Koldaş’ın uyarladığı, ve müziklerini Çelik Kasapoğlu ile birlikte yaptığı metni, Ayşe Selen, Şehsuvar Aktaş, ve yine Nihal G. Koldaş sahnede gerçekleştiriyorlar.
‘Nilüfer Erdem’in Sevim Burak’ın taslağından yayına hazırladığı roman, 29 Ekim 1973 günü Bağdat Caddesi’nde geçiyor. Cumhuriyet’in 50. Yıldönümü, Boğaz Köprüsü’nün de açılış günü… Bir yanda müteahhitlerin İstanbul’u işgali üzerine, gül bahçelerine, berber salonlarına, çam ağaçlarına tutunmaya çalışan insanlar var. Öte yanda Bağdat caddesinde Amerikan arabaları, yabancı markalarla yeni bir hayat yükseliyor. Yaşlanmakta olan iki kadın ve arka sokaklardan gelen Palyaço Ruşen’in Efsanevi Amerikan otomobili Ford Mach 1’e duydukları karşılıksız aşkı anlatan oyun, alay, öfke, kırgınlık ve delilik arasında yaylanıyor.
Ford Mach 1, Bağdat Caddesi’nde!
Sevim Burak’ın romanından uyarlayan: Nihal Geyran Koldaş
Sahnede gerçekleştirenler: Ayşe Selen, Şehsuvar Aktaş, Nihal G. Koldaş
Dış Göz: Ayşe Bayramoğlu
Müzik: Nihal G. Koldaş
Düzenleme: Çelik Kasapoğlu
Mekan / Giysi: Metin Deniz
Asistan: Wanja van Suntum (TiyatroTem )
Oyun süresi: 60 dakika
Yapım: Bilsak Tiyatro Atölyesi / Maya Sahnesi
Yer: Maya Sahnesi İstiklal Cad. Halep Pasajı, Kat 2
Tel: 0212 2527452
www.mayasahnesi.com
(…)kartallara özgü bir şey, onu tüm vasatlığın üzerinden uçurarak, güneşli, bulutlu zirvelere taşır. Bilimlerde kuru bir yan bulur, bunlar, onun bir ihtiyaca dönüşmüş olan uçuşunu aksatır, köstekler. Bir mutluluk ve aynı zamanda da bir mutsuzluk bu delikanlıyı diğer genç adamlardan ayırır. (…)onun için insan hayatı gizem dolu bir ihtişamdır ve insan olmak dışında hiçbir sıfat taşımayan insanların arasına karışır. (…) Bölünmemiş, yalın tabiat, bir oraya bir buraya sürükler onu, sımsıkı kavrar, yeline katar. (…) Gitarı sırtında, artık zorlanarak, yolunu yitirmiş bir halde, cılız, belirsiz özlemini boş yere harcayarak dolanıp durmaktadır dünyada. Bir düzene girmek, olgunlaşmak ister ve bunu başaramaz. Bir sis sarar etrafını ve kesif belirsizlikler içinde kendini kaybeder. (…) sessiz ve dalgın yürür ve bu kez insanlara bir aylak gibi görünür. Kimse ona ciddi, güzel niyetler yakıştırmaz. İnsanların arasına karışır ama onu dışlarlar, insanları mutlu edemez, tıpkı insanların da onu mutlu etmediği gibi. (…)
Robert Walser
“Gezinti”, Çev: Cemal Ener, Can Yay., 2011, ss. 78-79
1946
Kapak: Emin Barın
*
Nurullah Berk’in kitapta yer alan çizimlerinden…
*
Hamiş: Kitabı koleksiyonuma ulaştıran Aydedim Sahaf’a çok teşekkür ederim. (Zy)
2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Oktay Rifat ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.
Nurettin Abacıoğlu’nun “Gerçeğin gerçekliğine dair…” başlıklı yazısına https://haber.sol.org.tr/yazarlar/nurettin-abacioglu/gercegin-gercekligine-dair-50401 adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “3. Dalga” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/3-dalga adresinden ulaşabilirsiniz.
Üzerinde Osmanlıca eski yazılar bulunan ve ender rastlanması nedeniyle koleksiyonerlerin büyük ilgisini çeken tarihi Fenerbahçe rozetlerinden bir tanesi, sahibi Nuray İffet Yüzak tarafından Fenerbahçe Müzesi’ne bağışlandı. (…) 2’si İngiltere’de, 1’ide Viyana’da yaptırılan 3 ayrı versiyondan oluşan bu rozetlerden yaklaşık 200-250 adet arasında üretildiği tahmin ediliyor. Çok azı günümüze ulaşabilen bu rozetler, tarihi değer taşıyor.
Fenerbahçe Dergisi’nin Ocak 2012 tarihli 107. sayısında yer alan haberin kupüruna https://zaferyalcinpinar.com/fbrozet.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca şuraya bakmanızda da fayda var:
Santrfor Yaşar Yalçınpınar’ın Fenerbahçe Rozeti
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
11 Ocak 1995’te kaybettiğimiz Onat Kutlar’ı saygıyla anıyoruz…
Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan ONAT KUTLAR ilgilerinin tümüne https://evvel.org/?s=onat+kutlar adresinden ulaşabilirsiniz.
Bir Şiirin Gelişi
İlmekler atar
günlerin yatay rüzgârlarına
bir yağmur başlangıcı gibi belirsiz.
Uzakta boşanan bir yayın, açık havada
çınlayan çekiç seslerinin ve bir omuza
yaslanmış ağlayan güzel bir yüzün
parmak uçlarıyla gelir, yaklaşır.
Nedensiz bir kıra çıkma isteği
ya da çok eski bir kitabı yeniden okumak.
(…)
Onat Kutlar
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Onat Kular ilgilerinin tümüne https://evvel.org/?s=onat+kutlar adresinden ulaşabilirsiniz.
Enteresan mevzularla ilgilenen Futuristika! taifesi, 12 Temmuz 2011’de Ece Ayhan’ı anmak amacıyla yayımladığım Yarım Ağızlı Bir Eceoğrafya listesini incelemiş ve çok önemli bir buluntuyu tarihe, insanlık tarihine not düşmüş;
Ece Ayhan’ın 2000 yılında Öküz Dergisi’nde kaleme aldığı “Yeni Sesler, Çatlak” başlıklı yazısının tam metnine https://www.futuristika.org/trend/komplo/ece-ayhan-yeni-sesler-catlak/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.
2.Hamiş: “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan Web Sitesi’ne ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Bir kırık çeşme yaşamını anlattı bana
Hep ıslak hep ağlamaklı
Bir de korkunç öyküsünü suyun
Topraktan çıktığında
Taşıdığı dev balıkları
Falan filan
Öyle güllük gülistanlık değil
Kırık bir çeşmenin yaşamı
Robert Desnos
“Seni Öylesine Düşledim”, Çev: Eray Canberk, İyi Şeyler Yay., 1992
“Fikirler” dergisinin 1948’de yayımlanan 10. sayısında ilginç bir yazıya rastladım: O yıllardaki bir serginin izlenimleri ışığında Rıza Hiti tarafından kaleme alınan bu yazıda, Eren Eyüboğlu ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim tekniğine ve bazı eserlerine ilişkin önemli bulgular yer alıyor. Yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/eyuboglu1948.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Aralanıyorsa kapınız
Kimi zaman kendiliğinden
Tepeden tırnağa yeşil
Ağacın ruhudur gelen
André Verdet
Çev: Oktay Rifat
Yelken Dergisi, Sayı:33, 1964
Kapak Deseni: Eren Eyüboğlu
Kadıköy Sahaflar Çarşısı’nda (Moda Sineması Kafkas Pasajı’nda) yer alan Aydedim Sahaf ve Derya Aydedim’le, tezgâhında satışa sunduğu “Yelken” dergileri sayesinde tanıştık. İki ay önce açılan Aydedim Sahaf’ın dükkânı, edebiyat, şiir -özellikle de 1955-75 baskısı eserler- kapsamında çok kuvvetli ve geniş bir arşiv ihtiva ediyor. Şiir, edebiyat ve edebiyat dergisi heveskârlarının tümüne -geç kalmadan, ivedilikle- Aydedim Sahaf’a uğramayı, Derya Bey’le tanışmayı ve sözkonusu sıkı rafları incelemeyi “şiddetle” tavsiye ediyorum. (Zy)
Aydedim Sahaf’ın İletişim Bilgileri:
daydedim@gmail.com
0 533 033 70 64
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Kadıköy ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kadikoy adresinden ulaşabilirsiniz.
TFT Yapımcılık’ın TRT2 için hazırladığı “Portreler Galerisi” başlıklı belgesel yayın kapsamında kullanılması amacıyla Ece Ayhan arşivimin bir bölümünü, 2009 yılında TFT Yayımcılık ile paylaşmıştım. (Zy)
Ece Ayhan’ın ve poetikasının ele alındığı “Portreler Galerisi” adlı programın video kaydına https://vimeo.com/33170166 adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.
2. Hamiş: Ece Ayhan’a ilişkin çeşitli efemeraların yer aldığı “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.
TFT Yapımcılık’ın TRT2 için hazırladığı “Portreler Galerisi” adlı belgesel programda; Sait Faik …
Hamiş: Video kaydını Evvel Fanzin’e haber veren Metin Kızılcalıoğlu’na çok teşekkür ederiz. Metin, bizi, hiçbir zaman yalnız bırakmadı.
2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.
“KGYapım” adlı firma TRT Türk’te yayımlanan “Notlar” adlı programda Ece Ayhan’dan “Notlar” düşmüş ve daha önce hiç görmediğim, duymadığım bir video kaydından alıntılar gerçekleştirmiş… Ece Ayhan, şiirinin ve hayatının varoluşunu tanımlayan “radde”sinden şöyle diyor:
(…) Şiir konusunda da hayat konusunda da -aslında- başkalarının söylediğine bakmayacaksın. En sonunda mihenk taşı olarak kendini koyacaksın ortaya. (…)
Hamiş: Videoyu https://zaferyalcinpinar.com/eceayhannotlar.flv adresinden arşivleyebilirsiniz.
2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.
3. Hamiş: Ece Ayhan’a ilişkin çeşitli efemeraların yer aldığı “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.
Turgut Atasoy ve Nihat Karaveli tarafından yayımlanan İstanbul Dergisi’nin Şubat 1955 yılında yayımlanan 2. sayısında “Sait Faik çevrilebilir mi?” başlıklı bir inceleme yazısı yer almış. Taner Baybars tarafından kaleme alınan yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/saitfaikceviri.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümü https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinde bulunmaktadır.
(…) Yazgılarınızın, tüm ilerlemeler gibi iç dünyanın derinliklerinden kaynaklanıp hiçbir şeyle aceleye getirilemeyecek ve çabuklaştırılamayacak o kendine özgü, sessiz ve rahat gelişim sürecini yaşamalarına fırsat tanıyınız. Her şey, kendisi için öngörülmüş bir süre içte taşınmalı, sonra dünyaya getirilmelidir. Her izlenimin ve duygu tohumunun tümüyle içte, karanlıkta, o dile getirilemezde, o bilinçdışında, insan usuyla ulaşılamazda gelişmesini sağlayıp derin bir alçakgönüllülük ve sabırla yeni bir açıklık ve kavrayışın doğacağı saati beklemek: İşte gerek anlamda, gerek yaratmada sanatçı gibi yaşamak buna derler ancak.
Bu gibi şeyler zamanla ölçülemez, sözü geçmez olur yılların, onyılların adı vardır yalnız. (…)
Rainer Maria Rilke
“Genç Bir Şaire Mektuplar”
Çev: Kâmuran Şipal, Cem Yay., 2.Baskı, 2001, s.19
Bkz: https://www.ziriabmobile.org/?p=249
“Hayalet Oğuz”
*
Dünya Sarsılıyor (Rock’n Roll)
Yazan: Hayalet Oğuz (Oğuz Haluk Alplaçin)
İlk Basım: Ekicigil Yayınları, Aktualite Kitapları Serisi No:1 1956 / İstanbul
Temmuz 2009 / Kadıköy
(…) 1955 yılı Elvis’in adının Amerika’da ve Avrupa’da henüz duyulmaya başlandığı, rock müziğin tüm radyoları yavaş ama kesin bir şekilde sardığı, James Dean’in 24 yaşında ölerek dünyanın daha önce görmemiş olduğu ve Hendrix, Joplin, Morrison, Vicious, River, Kurt, Layne gibi adları da zincirine katacak yeni bir genç ölüler kuşağının fitilini yaktığı, ve Batı Dünyası gençliğinin deri değiştirdiği bir zamandı. Avrupa’nın bile gelmekte olan güçlü dalganın ucunu göremediği bu özel zamanda, insanı korkutacak kadar zamanın gerisinde kalmış bir ülkenin zamandışı (eski) başkentinde, 27 yaşında bir delikanlı bir kitap yazmaya karar verdi. Kitabı yazmak için arkadaşlarının eve geldiği zamanları kollaması gerekiyordu, çünkü bu delikanlının ne bir evi ne bir odası ne de bir çalışma masası vardı. Cebinde beş kuruşu olmayan ve tercüme ettiği ucuz Amerikan romanlarıyla hayatta kalmaya çalışan bu delikanlı, İstanbul’un sokaklarında yaşıyordu. İstanbul’un sokaklarında, ama her zaman yazarların, ressamların, sanatçıların, sinemacıların arasında. (…)
Bkz: https://www.ziriabmobile.org/?p=249
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan E-Kitap ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden ulaşabilirsiniz.
Sıkı bir maksatla yola çıkan exdergi, 5. sayısına ulaştı.
Derginin “ar diretmeni” Ali Rıza Esin’e ve tüm taifeye selâm olsun…
Bkz: https://exdergi.com/nesriyat/exdergi-5/
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan PDF ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/pdf adresinden ulaşabilirsiniz.
Karga Taifesi’nden Tayfun Polat’la “İkametgâh Kadıköy” projesinin kapsamı ve Kadıköy’ün yenilenen, yeniden biçimlenen sanatsal aurası üzerine söyleştik…
Zafer Yalçınpınar: “İkametgâh Kadıköy” projesinin temel söylemi “Birlikte ve Bağımsız” olmak… Birçok dar kafalının “çelişkili” olarak görebileceği bu duygudurumun yaşamsal karşılığını, gizil gerçeğini merak ediyorum… Bunca yıldır Kadıköy’desin, “Kadıköy kafası” ya da “Kadıköy sound” dediğimiz şeyi nasıl tanımlıyorsun?
Tayfun Polat: “Birlikte ve Bağımsız” ile dikkat çekmeye çalıştığımız iki ana unsur var. Birincisi; bu işi birlikte kotaran 5 bağımsız sanat inisiyatifi (Asfalt Art Gallery, Hush Gallery, İstanbul Hatırası Fotoğraf Merkezi, KargART ve Piha Kolektif) ile destekçi kurumlar Arka Oda, Dunia ve Müzik Hayvanı’nın her birinin kendi coğrafyasında, kendi karakterlerinde iş üretmesi. Bu etkinliği birlikte düzenliyoruz ancak her kurum içeriğe katkısını kendi belirledi. Tabii ki bir eşgüdüm var. Çünkü çakışmalar kaçınılmaz. Söz gelimi Kadıköylü sanatçıların yer alacağı bir sergi düzenlerken 5 ana mekanın çıkarttığı sanatçı listelerinin ortak isimler içermesi gibi. “İkametgâh Kadıköy” oluşumunda yer alan tüm oluşumların iş üretmekten tutun, içerik seçimini ve sunumuna, hatta işletme mantığına kadar farklılıkları var. Biz bütün bu farklılıkları koruyarak “birlikte” üretmenin altını çizmek istiyoruz. İkinci etken de Kadıköy’deki kolektif üretime dikkat çekmek. Son dönemde gerçekleşen karma sergilerde ya da özellikle 2000’li yıllarda Kadıköy’den çıkan müzik gruplarında bu kolektivite fazlasıyla dikkat çeken bir özellik. Biz burada birlikte üretiyoruz. Birbirimizin işlerine el veriyoruz. Destek oluyoruz. Yardımlaşıyoruz. Kolektif üretim Kadıköy’e özgü bir durum değil elbet, ancak burada üretilen işlerin büyük çoğunluğuna nüfuz etmiş, seçilmeden, kendi doğalında olan bir çalışma biçimi.
Halimden Konan Anlar isimli son dönem Kadıköylü gruplardan birinin “Sergüzeşt-i Kadıköy” isimli bir şarkısında “Kadıköy kafası kocaman,” diye bir söz var. Şarkının sözleri aslında Kadıköylülüğü çok güzel anlatıyor, tiye alıyor. Ama bu “kocaman” kafa, son dönemde duyduğum en iyi Kadıköy güzellemesi. Çünkü Kadıköy’de küçük burjuva elit arasında dağılmış, entelektüel birikimi fazla hatta ukala, içekapanık, sahiplenmeci ve tembel bir kitle var. Bu kitlenin de en azından son 5 yıldır “karşı”ya ihtiyacı yok. Bu Kadıköy’ün farkında olmayı da yanında getiriyor. “Kadıköy Kafası”, aslında farkında olmak. Kadıköy’e sahip çıkmak.
“Kadıköy Sound”a gelince, terimi uyduran Cenk Taner ve Demirhan Baylan’ın da ifade ettiği gibi, tamamen bir şaka, ’90’ların başında memlekete geç de olsa girmiş Manchester Sound, Seattle Sound gibi müzikal türlerden yola çıkarak uydurulmuş bir şaka. Yani böyle bir şey yok. “Kadıköy Sound” isminde Kadıköy’de tek bir etkinlik düzenlenmiştir; Cenk Taner, Demirhan Baylan ve Kaan Altan’ın birlikte çaldıkları bir dinleti. Bir “yer”den, o “yer”le özdeşleşmiş ortak bir sound, müzikal ifade çıkarsa, müzik yazarları bir genellemeyle “… Sound” ifadesini yapıştırır. Şimdiye kadar Kadıköy’den, Kadıköy’le özdeşleşmiş bir sound, müzikal bir tavır çıkmamıştır. En çok Kesmeşeker’in (dolayısıyla Cenk Taner’in) şarkı sözlerindeki içtenlik ve yaşanmışlıkların Kadıköy’de gerçekleşmesi sebebiyle şarkı sözlerine yansıyan bir “Kadıköylülük” durumu vardı. Ancak Kadıköy’den son 50 yılda çıkmış müzisyenleri düşündüğümüzde, kesinlikle ortak bir müzikal ifade göremeyiz. Bunun istisnai durumları var tabii; ’90’ların ortasında Kadıköy’den çıkan Rashit, Radical Noise, Necrosis gibi hard-core / punk gruplarının ortak bir tavrı vardı. Ama bu tavır müzikal ifade anlamında değil, yaptıkları türün doğası gereğiydi. Tabii son 5 yılda Kadıköy’de müzik üretmeye başlayan Toz ve Toz, DDR, Seni Görmem İmkansız, Kutu, Motorr Moose gibi gruplar, zaten kendilerini “Kadıköy Kolektif” olarak tanımlamaları yanında (bu kolektifin dışında kalan Erkin Gören, Nico Nico, Künt gibi isimler de sayılabilir), Ses Apartmanı’nda birlikte müzik üretmeleri, birlikte takılmaları, birbirlerinin gruplarında da çalmaları nedeniyle “benzeş” bir sound, bir tavır yarattılar. Toz ve Toz’dan Gaye Su Akyol’un ifadesiyle “New Kadıköy Wave”, belki erken bir tanım. Ancak böyle giderse önümüzdeki dönemde nihayet “Kadıköy Sound”dan bahsetmek mümkün olacak. Biraz zaman daha geçmesi lazım ama.
Z.Y.: Kadıköy eksenli bir kolektif sanat projesi gerçekleştirme fikrinin sadece “mekân, ilçe” kesişiminde oluştuğunu, ateşlendiğini hiçbir zaman düşünmedim. Kadıköy’de buluşan galeriler, mekânlar, sanatçılar, katılımcılar, yani alternatif sanat platformlarının içeriksel ya da kuramsal kesişim noktası nasıl bir şeydir? Maksat nedir?
T.P.: Öncelikle, Piha Kolektif ve Hush Gallery’nin KargART’a gelip “güçlerimizi birleştirelim mi?” sorusuyla bütün bu işin başladığının altını çizmek isterim. Buradaki güçleri birleştirmek, aslında kendi yağında kavrulmaya çalışan, debelenen, ama çalışmalarını izleyiciye ulaştırmakta zorlanan bağımsız sanat oluşumlarının Kadıköy’de gerçekleştirilen etkinliklere dikkat çekmek için birlikte konuşmaya başlamasıydı. Bu konuşmalar ve fikir teatilerin sonucunda ortaya çıkan İkametgâh Kadıköy başlığı; zaten Kadıköy’e vurgu yapan, “Kadıköylü” (tırnak içinde, çünkü aslında Anadolu Yakası’nda sanat üreten herkesi kapsıyor) sanatçılara dikkat çeken bir etkinlikler dizisinin üst başlığı. Ama çıkış noktası, dediğim gibi, güçleri birleştirmek. Soruya gelince; son 10 yılda Kadıköy’de KargART’ın açılması, ardından Mtaar’ın kısa süreli varlığı, Gram’ın hayata geçirdiği serbest üretim alanı ve özellikle Kadıköylü sokak sanatçılarının bütün Kadıköy ve çevresini sanatsal sunumları için kullanmaya başlamaları, burada yeni dinamikleri yanında getirdi. Zaten Kadıköy ve çevresinde atölyelerinde iş üreten yüzlerce sanatçı var. Bu sanatçılar işlerini kültür endüstrisinin ana arteri olan Taksim, Galata, Nişantaşı gibi semtlerde sergiliyorlardı. Ancak yeni açılan galerilerle birlikte bu gerek-şart olmaktan çıktı. Özellikle kültür endüstrisinin çarklarının dışında kalmak isteyen bağımsız sanatçılar ya da yeni jenerasyon için Kadıköy’de yer alan sanat oluşumlarının, inisiyatiflerin ayrı bir anlamı var. Buradaki galeriler de varlıklarını sürdürebilmek için “galericilik” yapmak zorundalar belki, ama ben hâlâ sistemin yan yollarında gezindiklerini düşünüyorum. Kaldı ki, “galeri” olmayan oluşumlar da var. İkametgâh Kadıköy’ün bülten metninde ifade edildiği gibi, bu işe birlikle giren “…5 sanat alanı sabit sınırları özgürleştirerek yeni bir sanat yolu inşa ediyor ve bu yol üzerinden Kadıköy kimliğini soyutlaştırarak İstanbul’un sanatsal doğasına alternatif bir bakış açısı geliştirmeyi, -‘eksik parçaya köprü tutarak’- bağımsız çağdaş sanatla ilgili söylemi ve de sanatın tüm boyutlarını daha çok izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor.” Bu maksadın ilanıyla Kadıköy’de ortaya çıkan heyecan ve hareketlenme, yaptığımız işin gerekliliğini şimdiden gösterdi bize aslında.
Z.Y.: Projede, herhangi bir sanatsal yaklaşımın ya da türün diğerlerine göre ağırlığı, baskınlığı, farklılaşması söz konusu mu? Öyleyse bunun nedeni nedir?
T.P.: İlk İkametgâh Kadıköy’de plastik sanatlar ve çağdaş sanatlar öne çıktı. Gerçekleşecek 5 sergide yüze yakın sanatçının işi sergilenecek. Bunun nedeni etkinliği düzenleyen 5 kurumun ortak çalışma alanının plastik sanatlar ve çağdaş sanatlar olması. Bu kurumlardan KargART (ve dolayısıyla Karga’nın) özellikle müzik alanında da etkinlikler gerçekleştirmesi, projenin ilk yılında müzikal performansların da yer almasına neden oldu. Ayrıca etkinlikler süresince gerçekleştirilecek paneller, söyleşiler, sunumlar, sanatçı buluşmaları ve gösterimlerle bir tartışma ortamı yaratılması amaçlanıyor.
Z.Y.: “İkametgâh Kadıköy” önümüzdeki yıllarda da devam edecek mi? Kapsamında bir farklılık ya da değişim olacak mı?
T.P.: Amacımız etkinliği her yıl tekrar etmek ve yeni mekân kullanımları, yeni ortaklıklar ile etkinlik alanını genişletmek. Bu ilk sene arzu ettiğimiz ölçüde çeşitlilik olamadı. Ama önümüzdeki yıllarda İkametgâh Kadıköy’ün diğer sanat disiplinlerinden üretimlerin, sunumların da gerçekleştirileceği bir hale gelmesini hedefliyoruz.
Z.Y.: Projede yer alan sanat performanslarından en sıkısı hangisi olacak? Beklentini merak ediyorum…
T.P.: Sergilerde önemli isimlerin işleri yer alacak. Hem de gencecik sanatçılarla yanyana. Bu önemli bizce. Ancak kişisel olarak beni en heyecanlandıran iş, 16-1718-19 Şubat tarihlerinde KargART, Arka Oda ve Dunia’da gerçekleştirilecek ve sadece Kadıköylü müzisyenlerin sahne alacağı ufak çaplı festival. Bir de Müzik Hayvanı plak şirketi Kadife Sokak’ın ses kataloğunu oluşturuyor. Bu kataloğa da ücretsiz ulaşılabilecek.
Z.Y.: Körler Ülkesi’ndeki tüm körler adına teşekkür ederim… Her şey için…
T.P.: Hep söylerim, güneşin batışını en güzel biz körler görüyoruz. Biz teşekkür ederiz.
4 Ocak 2012
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Kadıköy ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kadikoy adresinden ulaşabilirsiniz.
(…) Ta uzaklardan parlayan, iğrenç bir biçimde ışıldayan, altın yaldızlı bu harfler ile ekmek arasında, kabul edilebilir, dürüstçe gerekçelendirilebilir herhangi bir bağ ve sağlıklı bir yakın ilişki var mı? Asla! Ama bu tiksindirici böbürlenme ve gösteriş merakı dünyanın bir bucağında, bir köşesinde, herhangi bir zamanda baş gösterdi; tıpkı yürekler acısı, feci bir sel felaketi gibi, çöpü, pisliği ve ahmaklığı beraberinde sürükleyerek, bunları tüm dünyaya yayarak adım adım ilerledi ve benim saygıdeğer fırıncımı da önüne katıp onun o eski güzel ahlâkını bozdu, yaradılıştan gelen adabının altını oydu. (…) Olduğundan fazla görünmek isteyen şu sefil ihtirasın canı cehenneme! Yeryüzüne savaş tehdidini, ölümü, sefaleti, nefreti ve yaraları yayan ve var olan her şeye lanet olasıca bir kötülük ve çirkinlik maskesi geçiren bir felaket bu. (…)
Robert Walser
“Gezinti”, Çev: Cemal Ener, Can Yay., 2011, ss.19-20
(…)
Feriha Büyükünal: Sizce dünyada şiirin önemi artıyor mu, azalıyor mu?
İlhan Berk: Bütün dünyada şiirin -öbür yazınsal türler düşünüldüğünde- yeri, özellikle de önemi söz konusu olduğunda ne artıyor ne de eksiliyor diyebilirim. Şiir her zaman dünyadaki yerini korumuştur. Bütün dünyada en az okunan yazınsal bir tür olmasına karşın, önemini hiç yitirmemiştir. Özellikle de gelişmiş ülkelerden çok, gelişmekte olan ülkeler için şiir her şeydir. (…) Bunda şaşılacak bir yön yoktur. Çünkü şiir, her şeyden önce kendimizden başka biri olmamak için savaşır; kendimizden başka biri olmaya zorlayan dünyaya karşı tek silahtır. Şiir gene: ‘Tıpkı gerçek gibi, gerçeğin kendisi gibi, hep devrimcidir.’Şiir gene bütün ulusların, bütün halkların dilidir. Hem insanların, ülkelerin, ulusların düşlere yönelik bir yanı, bir düş evreni vardır. Her ulus kendi söylemini şiirde bulur.
Yeni, gelişmekte olan ülkeler bunu daha da derinden duyar. Böylece şiir onlar için yaşama bir anlam vermek, yaşamı bulgulamak, önünü de temizlemektir. Pisliklerle savaştır. Kirlenmez çünkü şiir. Bu onun doğası gereğidir. Şiir diye de buna deriz.
(…)
“İlhan Berk İle ‘Şiirin Yeri’ Üstüne Bir Söyleşi”
Gösteri Dergisi, Ekim 1992, Sayı: 143, s.14-15
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz
UBİK PROJECT
4-28 Ocak 2012
Açılış: 4 Ocak Çarşamba 18.30 – 20.30
Konsept: Philip K. Dick
Koordinatörler: Alper T. İnce & Rafet Arslan
Bkz: https://ubikproject.blogspot.com/
Proje & Sergi Mekanı: HAYAKA ARTI
Çukurcuma Caddesi No:19A Tophane 34425 Istanbul
www.hayakaarti.com
(…)Herkesin aynı şeyleri okumuş olmasının beklenemeyeceğini söyledim. (Herkes hep aynı şeyleri okursa durumumuz bir yoksulluğa varır. Okumada çeşitlilik gerekir. Bu ilgilerde de çeşitlilik demektir.) İlgiler değişik, olanaklar değişiktir. Ama bu başka başka okumalar, terimlerden biri olan “metinlerarası” bütün ya da bütünce üzerinde dururken, birden, başka bir anlam kazanacaktır. (…) Modalardan söz ettim. Moda geçicidir ama yayıcıdır da. Herkesin imbilime ilgi göstermesi, bu genel ilgi yerini bir başka “moda”ya kaptırdığı zaman da imbilimle uğraşacak birkaç uzman adayının ortaya çıkmasına yol açarsa verimli bir ilgi olmuş olacaktır. (…) Yaşayan, kutuya girmiş haliyle değil, oluşma halindeki düşünceden söz ettim. Kaynak metinler üzerine yazılanlar bu kaynakları kimi zaman çarpıtmıştır; (bu çarpıtmalar, bir bakıma, düzeltilmesi daha kolay şeyler) ama her zaman süzmüştür. (…) Oluşan düşünceyi görüp yaşamağa çalışmak ise başka bir serüvendir. İmbilim alanında Peirce’den, örneğin, Eco’ya, Greimas ya da Barthes’a uzanmak, bir düşünce serüvenini bir kıyıcığından yaşamaktır. Bir ülkenin sınırlarının, engebelerinin, sularının yavaş yavaş tanınması gibi bir alanın, birtakım sorunların, kavramların, terimlerin yavaş yavaş arandığını, sezildiğini, bulunduğunu, kararlaştırılıp işler hale getirildiğini görmektir. Araştırmayı, aydınlanmayı yaşamaktır bu. (…)
Bilge Karasu
“İmbilim Ders Notları”, Yayına Haz: Cemal Güzel, BilgeSu Yay., 2011, ss. 18-21
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Bilge Karasu ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.
Kaynak Dergisi’ni yayımlayan Hüseyin Avni Dökmeci‘ye İlhan Berk’in yazdığı bir mektup, İlhan Berk’in 50’li yıllardaki yenilik arayışını ve uzanmaya çalıştığı poetikayı kavramamız açısından önem ihtiva ediyor. Mektup, Kaynak Dergisi’nin Temmuz 1954 tarihli 96. sayısında yayımlanmış. Mektubun tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkavnidokmeci.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com