“Taksim Gezi Parkı eylemleri uluslararası emek dünyasına da damgasını vurdu. Eylemler, Cenevre’de başlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Konferansı’nda gündeme gelirken polis ve hükümet eleştirildi. Milyonlarca işçiyi temsil eden Uluslararası Sendikalar Konseyi de Başbakan Tayyip Erdoğan’a mektup gönderirken polisin aşırı şiddet kullanımını “ayıpladı.”
ILO’nun 102. Genel Konferansı İsviçre’nin Cenevre kentinde başladı. Konferansa katılmak için dünyanın dört bir tarafindan Cenevre’ye gelen Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) üyesi sendikalar, 4 Haziran’da ILO binasında toplandı. Değişik ülkelerden çalışan, işveren ve hükümet temsilcileri, Türkiye delegasyonundan eylemler hakkında bilgi aldı. Toplantıda, ITUC Genel Sekreteri Sharan Burrow, Türkiye’de sendikalara karşı baskı uygulandığını söyledi.
1 Mayıs’ta İstanbul’da maruz kaldığı baskı ortamına da dikkat çeken Burrow, Uluslararası Sendikalar Konseyi’nin Türkiye’deki üye sendikaları ile ortaklaşa çalışma kararı aldığını açıkladı. 36 Avrupa ülkesinde, 85 sendikayı temsil eden Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) da Gezi Parkı eylemlerine destek bildirisi yayımladı. Bildiride, katlanarak devam eden olayların kaygıyla izlendiği ifade edildi. Polisin orantısız güç kullanımı kınanırken “Mevcut baskı 1 Mayıs’ı akla getirmektedir. ETUC sosyal demokrasi, sendikal haklara saygı ve Türkiye’de giderek büyüyen otoriteryanizme karşı kavga verenleri desteklemektedir. ETUC İcra Kurulu, Türk hükümetini temel uluslararası haklara ve Avrupa Temel Haklar Şartı’na saygıya davet etmektedir. ETUC, bu haklara Türkiye’de saygı gösterilmesini sağlamak için nasıl bir eyleme geçilmesi gerektiğini belirlemek için üyeleri ile yakın temas halinde kalacaktır” denildi.
İçerisinde, ITUC’nin da bulunduğu dünya genelinde milyonlarca işçiyi temsil eden Uluslararası Sendikalar Konseyi de Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdi. Mektupta, “ifade özgürlüğünün önemli bir parçası olan, insanların barışçıl bir şekilde toplanma özgürlüklerini kullandıkları sırada, Türk güvenlik güçlerinin acımasız ve aşırı şiddet kullanımından üzüntü duydukları ve ayıpladıkları” bildirildi.Demokrasinin sadece seçim sandığından ibaret olmadığına işaret edilen mektupta şöyle denildi: “Küresel sendikal hareket hükümetinizin şiddete dayalı baskıyı düzenli bir uygulama haline getirmesinden endişe duymaktadır. İstanbul Taksim Meydanı’nda gerçekleşmesi beklenen 1 Mayıs kutlamalarının güvenlik güçlerinin göstericilere göz yaşartıcı gaz ve diğer baskı metotları kullanarak saldırması sonucu kanlı bir gün haline gelmesi hâlâ hatırlarımızdadır.”
Baskı ve anti demokratik önlemleri devam ettirmek yerine gösterilerin altında yatan nedenlerin görülmesi gerektiğine işaret edilen mektupta, şöyle devam edildi: “Sizi bir an önce vatandaşlar ve temsilcileri ile diyaloğa girerek mevcut durumu teskin etmek için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Sizi aynı zamanda barışçıl eylemlere katıldığı için gözaltına alınanları bir an önce serbest bırakmaya çağırıyoruz. Türk halkı daha iyisini hak etmektedir. Demokrasi ve sendikal hakları da dahil olmak üzere tüm insan haklarından faydalanmayı hak etmektedir.”
(Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, 7 Haziran 2013)
07
2013
ILO, ITUC ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun gündeminde; Gezi Parkı Eylemi…
07
2013
İşkence!
İşkencecileri ve gaddarlığı lanetliyoruz…
Bkz: https://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=421302
Bkz: https://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/universite-ogrencisine-iskence-yaptilar-tayyipi-seviyorum-dedirtmek-istediler-habe
*
06
2013
Taksim Dayanışması’nın 6 Haziran Basın Açıklaması
Taksim Dayanışması’nın 6 Haziran Basın Açıklaması:
Bugün Taksim Gezi Parkı Direnişimizin 10. Günü. Tüm çağrılarımıza kulakların tıkandığını ve polisin ilk günden beri uyguladığı vahşi saldırılarına devam ettiğini üzülerek görüyoruz. Kamu oyununun da bilgisinde olan bu saldırgan tutuma rağmen, her rengiyle, inancıyla, farklılıklarıyla özlediğimiz demokratik Türkiye’nin bir örneğini sunan Gezi Parkı Direnişini ve katılan milyonlarca yurttaşımızı selamlıyoruz. Buradayız, tüm güzellikleriyle halk burada.
Biz burada barışçıl amaçlarla dayanışmayı örüyorken; hükümetimiz Ankara’da, İzmir’de, Antakya’da, Rize’de, Tunceli’de ve daha pek çok yerde vahşi saldırılar sürüyor. Komplolar, provokasyonlar, tuzaklar devam ediyor.
24 Saat dönüşümlü olarak ekranlardan aynı şeyi söyleniyor, aynı amaçla söyleniyor.
Farklı ağızlar aynı dilde konuşuyor. Verilen tüm mesajlar açıktır;
Ne zaman vatanı birlikte kurduk, dediklerinde, biliriz ki farklılıklarımızı bizi dağıtmak için kullanırlar.
Marjinaller, dediklerinde, geniş kesimlerin sahiplendiği ve kendi talepleri ile eklendiği bu mücadeleyi küçükmüş gibi, ülke yangın yerine dönmemiş gibi, meşru değilmiş gibi göstermek istiyorlar.
Samimi vatandaşlar, çevre duyarlılığı olan vatandaşlar dediklerinde, alanlarda taleplerini haykıranları tehdit ediyorlar.
Provokasyon dediklerinde, polis saldırılarını, devleti temsilen yapılan konuşmalarda kullanılan tahrik dilinin yarattığı etkiyi gizlemeye çalışıyorlar.
Dün Taksim Dayanışması olarak ortaklaştırdığımız talep ve tespitleri iletmek üzere Sn. Bülent Arınç ile yapılan görüşme, somut herhangi bir adım atılmayacağı izlenimini desteklemektedir.
Akabinde, birkaç saat sonrasında Ankara Kızılay meydanındaki eyleme uyarı yapılmaksızın şiddetli bir polis saldırısı gerçekleştirilmiştir. Bugün de Sn. Tayyip Erdoğan’ın Tunus’tan, Muammer Güler’in Ankara’dan gün içinde yaptıkları açıklama ve söylemler bizleri şaşırtmayan minvaldedir.
Günlerdir, hatta 1 Mayıs’tan beri yoğunlaşarak süren polis şiddetini haklı göstermek üzere geliştirilen söylemlerle, tepkiyle sokağa dökülen halk hedef gösterilmektedir. Marjinal, provokatör, illegal gibi yaftalamalar ile haklı ve meşru talep ve tepkilerin kamuoyundan gizlenmesi ve alanlarda yaratılmış dayanışma ruhunun zedelenmesi hedeflenmektedir.
Soruyoruz, şiddet uygulayan kimdir? Sabaha karşı uyuyan insanlara gazlarla, joplarla saldıran kimdir? Tomalarla, sivil araçlarla halkın arasına dalan kimdir? Lazerle hedef belirleyerek gaz fişeklerini gözlere ve kafalara sıkmak suretiyle, ağır yaralanmalara ölümlere sebep olanlar kimdir, kimlerden emir almaktadır? Portakal gazı ve gerçek merminin söylenti olduğunu söyleyen Muammer Güler bunlara cevap versin.
Hükümet dönemlerinde hakların ve özgürlüklerin genişlediği vurgusu eşliğinde giderek tırmandırılan polis şiddetine eşlik eden bu söylemler öfkeyi daha da yükseltecektir.
Dün Sn. Arınç ile olan görüşmemizin ardından yaptığımız açıklamada da söylediğimiz gibi bu olayı başlatan devlettir. Başta Taksim Dayanışması olmak üzere, halkın somut taleplerini karşılaması ve alanlarda yükselen tüm tepkileri hesaba katarak adımlar atması gereken de devlettir.
Bizler Taksim Dayanışması olarak gerek görüşmedeki yaklaşımı, gerekse ardından gerçekleşen açıklamaları, devletin insiyatif ve güvenilirliğini giderek kaybettiğinin bir göstergesi olarak görüyoruz.
Bizleri ayırarak güçsüz düşürmeyi düşünüyor iseniz, taleplerimizin net olduğunu, her söylem ve saldırının bu taleplere daha da güçlü sarılmamıza neden olduğunu bir kez daha belirtelim.
Başta Gezi Parkı ve Taksim olmak üzere ülkenin pek çok yerinde sokağa dökülenlerin talepleri haklı ve meşrudur. Buna gölge düşürerek dayanışmayı zedelemek ve sahip çıkılan ortak değerleri tahrip konusunda ısrarcı olmak çözüm değil çözümsüzlük üretecektir.
Bizler haklı ve meşru mücadelemizi sürdürürken, taleplerimizden geri adım atmayacağımızı bir kez daha ilan ediyor, herkesi sokakların bu kararlılığının geleceği aydınlatacak güç olduğunu göstermeye çağırıyoruz. Haklı mücadelemiz katılamayan tüm yurttaşlarımızı destek olmaya çağırıyoruz. Çünkü meşru, haklı ve doğru olan biziz. Bir kez daha devlete ve hükümete sesleniyoruz. Yanlış yapıyorsunuz, vazgeçin ve demokrasinin gereklerini yerine getirin.
BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM!
Taksim Dayanışması
Ayrıca bkz: https://evvel.org/taksim-dayanismasi-taleplerini-bildirdi
06
2013
Boğaziçi Caz Korosu’ndan Gezi Parkı için geliyor: “Çapulcu musun vay vay…”
Boğaziçi Caz Korosu dün Gezi Parkı eylemine destekteydi. Hazırladıkları şarkı ise büyük ilgi gördü. Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nda halkın direnişi sürüyor. Dün Gezi Parkı’ndaki direnişe destek veren Boğaziçi Caz Korosu hazırladığı şarkıyla büyük ilgi gördü. (Kaynak: soL haber portalı)
06
2013
Felsefecilerden Gezi Direnişi Açıklaması
Akademide görevli bir grup felsefeci, Gezi Direnişi ile ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamanın tam metni şu şekilde:
FELSEFECİLERDEN İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ ÇAĞRISI
Bir haftadır neredeyse bütün ülkede yaşanan; yüz binlerce insanın yıllardır biriktirdiği öfke, ezilmişlik ve “öteki’’ olma duygusunun göstergesi olarak okunması gereken eylemler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın siyaset yapma tarzını gözden geçirmesini gerekli kılan bir noktaya gelmiştir. Başbakan’ın, yüzbinlerce insanın canı gönülden katıldığı, destek verdiği olayları yalnızca küçümseyici bir dille değerlendirmesi, ülkemizde yaşanan olayların asıl nedenini göremediği ya da görse bile bu durumu bir siyasi araca çevirmek istediği kuşkusu yaratmaktadır.
İstanbul’da Taksim-Gezi Parkı’na yapılmak istenen AVM-Rezidans, Topçu Kışlası inşaat projesi vesilesiyle başlayan olaylar, bize, %50 oy çoğunluğunun ancak demokratik bir devlette anlamı olabileceğini göstermektedir. Oy çoğunluğunun insanlara ait dünya bakışını ve hayat anlayışını değiştirmek, siyasi iktidar sahiplerinin kendi hayat anlayışlarını, dünya görüşlerini dayatmak anlamına gelmeyeceği kabul edilmelidir. Masumane bir şekilde siyasi iktidarın kimi tasarruflarını protesto etmeye yönelik kitle eylemlerinin insan hakları ve demokratik yaşamın gerekleriyle bağdaşmayan bir şekilde ağır fiziksel şiddet kullanılarak bastırılmaya çalışılması kabul edilemez.
Olaylardan çıkarılması gereken en önemli ders, insanın insanca yaşaması önündeki tüm engellemelerin, yasakçı ve her şeyi belirleyen anlayışın yerine gerçek bir demokrasi anlayışının yaşama geçirilmesinin ne kadar gerekli olduğudur. Ülkemizin demokrasi tarihi olumsuz olgularla yeterince kirlidir. Ülkemizin demokrasi tarihine eklenecek yeni bir kirli sayfaya gerek yoktur. Yaşanan olaylarda medyanın takındığı görmezden gelme tutumu da oldukça düşündürücüdür.
Biz aşağıda ismi olan felsefeciler Başbakana, insan haklarını ve değerlerini yeniden yaşama geçiren kararların ve uygulamaların önünü bir an evvel açması hususunda çağrıda bulunuyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Zehragül Aşkın, Güçlü Ateşoğlu, A.Kadir Çüçen, Metin Becermen, İsmail Demirdöven, Zeynep Direk, Sadık Erol Er, H.Haluk Erdem, A.Galip, Atalay Girgin, Doğan Göçmen, Mustafa Günay, Taşkıner Ketenci, Yavuz Kılıç, Uluğ Nutku, Mehmet Şiray, Yaman Örs, Cengiz İskender Özkan, Mehmet Afşar Timuçin, Ali Timuçin, Cengiz Mesut Tosun, Halil Turan, Çetin Türkyılmaz, Onur Varolun
(Kaynak: soL Haber Portalı)
Bkz: https://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/felsefecilerden-gezi-direnisi-aciklamasi-haberi-74231
06
2013
Editörler Platformu’nun Gezi Parkı Direnişi Bildirisi
“Editörler Platformu” oluşumunda yer alan bazı isimleri sevmesem ve saymasam da -hatta bazı isimleri bir editör olarak kabul etmesem de- aşağıda yer alan bildiriyi yerinde ve doğru bir metin olarak görüyorum:
Sansürün her türlüsü virüstür. En sinsi, en yaralayıcı, en ölümcül olanı da otosansürdür. Otosansürün köreltici, gerçeği denetim altına alan, uyuşturucu karakteri ona yadsınamaz bir “yasallık” kazandırmıştır. Toplumlar bu virüse bağışıklık kazanırlarsa özgür düşünceyi, gerçeği karakutuya tıkarlar. Nedense, istikrarlı biçimde o karakutular hep kayıptır ya da iktidar sahiplerince yok edilir.
Kişi fikirlerini açıkça dile getiremiyorsa ancak sahte bir yaşama eyleminden söz edilebilir. Korku, sinmişlik bir yaşama biçimi değil, ölme biçimidir. Bir ağaç basit bir simge olabilir, yaşadıkça canlı bir simgedir: Özgürce yaşamak isteyen insanlar kukla değildir. Kimse yaşama iradesini, yeryüzündeki en temel özgürlük olan nefes alma özgürlüğünü denetim altına alamaz. Nefes almayan bir toplum düşünemez: düşünmeyen bir toplum geriler, tek bir düşünceye hapsolur, tektipleştirilir. Geri kafalılığın, dargörüşlülüğün kuklası haline gelir. Artık yaşanan toprak, toprak değil kör noktadır. Toplumlar “yaşanacak yer” kurarlar, “ölünecek yer” değil.
Biz, özgür, bağımsız düşünceyle yazılan kitapların bir özgürlük alanı oluşturduğuna, bu kitaplarla kurulan dostluğun dönüştürücü, gerçek bir ilişkiye hayat verdiğine inanıyoruz. Kitaplarla nefes alıyor, kitaplarla varoluyoruz. Çünkü özgür, bağımsız, yaratıcı düşünceye merak duyuyor, bilgiyi ve özgür düşünceyi yaymak suretiyle gerçeği bilmek ve paylaşmak istiyoruz.
Türkiye Medyası karakutuları açma iradesini bir an önce gösterip gerçeği dile getirebilmelidir.
Gün “küçük bir azınlık” ya da “marjinal” olduğu iddia edilen, görmezden gelinen, ötekileştirilmeye çalışılan insanların nefes alma özgürlüğünü bir arada, yan yana icra etme günüdür. Farklı renklerin estetiğini, direnme gücüyle birleştirip direnmenin estetiğini sergileme günüdür. Gün güzelden, iyiden yana, bağımsızca, korkusuzca yaşadığımızı, nefes alma hakkımızı kullandığımızı dile getirme günüdür.
Bu dumanı, gaz bulutunu kaldırın, bırakın herkes nefes alsın, zihinler aydınlansın.
Silah korkaklığın simgesidir.
İnsan da ağaç gibi direndikçe güzeldir.
EDİTÖRLER PLATFORMU
05
2013
Noam Chomsky, Gezi Parkı eylemlerine destek verdi.
Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=L2OnCd95AGE
Amerikalı siyasi düşünür ve dilbilimci Noam Chomsky, Gezi Parkı eylemlerine destek verdi.
“Ben de dayanışmanın içinde bir çapulcuyum, DİRENİSTANBUL” yazılı bir afişle görünen Chomsky, Türkçe olarak “Her Yer Taksim, Her Yer Direniş” dedi.
05
2013
“Taksim Dayanışması” taleplerini bildirdi…
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kamuoyuna
27 Mayıs 2013 tarihinde saat 22.00 sularında Taksim Gezi Parkı’nın fiilen yıkılması girişimi sonrası yaşanılan toplumsal duyarlılık karşısında hükümetin izlediği polis şiddeti nedeniyle başta Taksim İstanbul olmak üzere bütün yurtta, yurttaşlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadır.
Öncelikle hayatını kaybeden Abdullah Cömert ve Mehmet Ayvalıtaş’ın ailelerinin acılarını paylaşıyor, yaralanan binlerce yurttaşımıza acil şifa dileklerimizi iletmek istiyoruz.
Ne yazık ki, toplumun demokratik ve insan hakkı eksenli taleplerinin barışçıl ve demokratik şekilde ortaya konmasına karşı iktidar şiddet, baskı ve yasakçı politikalarına devam etmektedir. Tek bir yurttaşımızın burnunun kanamadığı, gerilimlerin ortadan kalkarak demokratik taleplerin dillendirilebildiği bir toplumsal iklime bir an önce kavuşmak için yoğun çaba harcadığımızın bilinmesini isteriz.
Bu nedenlerle; Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki taleplerin Hükümet tarafından bir an önce yerine getirilmesi için somut adımların atılmasını bekliyoruz.
• Gezi Parkı, Park olarak kalmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası adı altında ya da başka herhangi bir yapılaşma olmayacağını, projenin iptal edildiğine dair resmi bir açıklamanın yapılmasını, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasına ilişkin girişimlerin durdurulmasını,
• Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan, binlerce, insanın yaralanmasına, iki yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumlular, başta İstanbul, Ankara, Hatay Valileri ve Emniyet Müdürleri olmak üzere tüm sorumluların görevden alınmasını, Gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
• Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
• 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını TALEP EDİYORUZ.
Bunun yanı sıra; 27 Mayıs 2013 saat 22.00’dan bu yana ülkemizin meydanlarında, caddelerinde, sokaklarında ve tüm kamusal alanlarında yükselen tepkilerinin içeriğinin, ruhunun, beklentilerinin, taleplerinin yetkililer tarafından fark edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yaşananları “marjinallikle” açıklamaya çalışmak görmezlikten gelmek anlamına gelir. Gezi Parkına müdahale ile simgeleşen iktidar anlayışının yurttaşlarımızda “yaşam tarzına ve inançlarına müdahale ve hor görülme” biçiminde algılandığı ve buna kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile büyük bir toplumsal tepki gösterdikleri; “biz varız, buradayız ve taleplerimiz var” biçiminde yanıt verdikleri görülmektedir.
Yükselen bu tepkinin içeriğinin; “başta 3. Köprü, 3. Havaalanı, Kanal İstanbul, AOÇ ve HES’ler olmak üzere ekolojik değerlerimizin talanına ve güncel olarak Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısına ilişkin itirazların, ülkemize ve bölgemize ilişkin savaş siyasetine karşı duruşun ve barış talebinin, Alevi yurttaşlarımızın hassasiyetlerinin, kentsel dönüşüm mağdurlarının haklı taleplerinin, kadınların bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen sesin, üniversite, yargı ve sanatçılar üzerindeki baskılara karşı direncin, başta Türk Hava Yolu işçileri olmak üzere tüm emekçilerin hak gasplarına karşı taleplerinin, tüm cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığına karşı mücadelenin, yurttaşların eğitim ve sağlık hakkına ulaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılması istemleri” olduğunu iktidar sahiplerine iletmek istiyoruz.”
TAKSİM DAYANIŞMASI
(Kaynak: soL Haber Portalı)
Bkz: https://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/taksim-dayanismasi-bulent-arinc-ile-gorustu-haberi-74194
05
2013
Paulo Coelho’dan Gezi Parkı’na destek…
“Twitter hesabından yayınladığı mesajda Coelho, “Kendimizden utanalım; Türkiye’de kullanılan biber gazı Brezilya malı” dedi. Coelho mesajına ayrıca üzerinde Türkçe yazılar ile “Made in Brazil” notu ve bir Brezilya bayrağı simgesi olan gaz tüpü fotoğrafı da ekledi.”
(Kaynak: edebiyathaber.net)
Bkz: https://www.edebiyathaber.net/paulo-coelhodan-gezi-parkina-destek/
05
2013
04
2013
TKP Deklarasyonu
Türkiye Komünist Partisi tarafından tüm Türkiye’yi sarsan halk eylemleriyle ilgili 14 maddelik bir deklarasyon yayınlandı.
04
2013
Filozoflardan Gezi Parkı Bildirisi…
Dünya genelinden birçok öğretim görevlisi, düşünür barışçıl Taksim Gezi Parkı eylemlerine dönük polis vahşetinin sonlandırılması için AKP hükümetine çağrıda bulunurken, “bu totaliter rejimden herkesin hesap sorması lazım” dedi.
İşte o açıklama:
İstanbul’un merkezinde, Taksim’de bir parkın yıkılmasına karşı yapılan protesto gösterileri birkaç gündür, farklı toplumsal katmanlardan, farklı ideolojik görüşlerden çok sayıda insanı bir araya getiren devasa bir ayaklanma halini almıştır. Bu ayaklanmanın nedeni iktidar partisinin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın uzlaşmaz ve tavizsiz yaklaşımıdır. Çoğunluğu pasif direniş gösteren bu eylemcilere polisin uyguladığı vahşet, sınırları aşmış bulunmaktadır ve kabul edilemezdir. Çoğu eylemci yaralanmıştır ve bir kısmının durumu da ciddiyetini korumaktadır.
Bizler, bu polis vahşetinin bir an önce bitmesini talep ediyoruz. Uluslararası örgütlerin ve demokrasi çağrısına kulak asan herkesin,anti-laik ve otoriter tavırlardan başka hiçbir ilhamı olmayan ve Türkiye’nin geleceği için beladan başka hiçbir şey getirmeyecek olan bu totaliter rejimden herkesin hesap sorması gerektiğini söylemek isteriz.
Çağrı metnini destekleyen ve imzalayan filozoflar:
Slavoj Zizek, Jean-Luc Nancy, Antonio Negri, Jacques Ranciere, Jacques-Alain Miller, Gianni Vattimo, Bernard Stiegler, Etienne Balibar, Jacob Rogozinski, François David Sebbah, Rene Major, Jelica Sumic Riha, Frederic Neyrat, Simon Critchley, Jodi Dean, Peter Hallward, Marco Assennato, Ian James, Gerard Bensussan, Michael Taussig, Guillaume Sibertin Blanc
(Kaynak: soL Haber Portalı)
03
2013
Pink Floyd’un efsanevi üyesi Roger Waters, Gezi Parkı Nöbeti’ne destek mesajı yayınladı.
Dünyanın en ünlü müzik gruplarından Pink Floyd’un efsanevi üyesi Roger Waters da Gezi Parkı Nöbeti’ne destek mesajı yayınladı.
Açıklama şöyle:
Türkiye’deki bütün dostlarım,
Sizlerleyim. Sizlerleyiz. Kim olduklarının önemi yok, baskı ve otokrasiye karşı direnmekte çok haklısınız.
(…)
Roger Waters‘ın destek mesajının tamamına https://haber.sol.org.tr/dunyadan/roger-watersdan-gezi-parki-direnisine-destek-aciklamasi-haberi-74029 adresinden ulaşabilirsiniz.
03
2013
İnsanım ben: Bende haklılığın inadı vardır!
*
Halk, iktidarın gaddarlığına karşı haklılığın inadını göstermektedir.
Haklılığın inadının önü kesilemez…
*
03
2013
P. E. N. Türkiye Merkezi’nden Açıklama: “Susarak yalan söyleyen TV kanallarını dürüst yayıncılığa davet ediyoruz.”
“Bazı TV kanalları sansür ve otosansür ile Türkiye’deki demokrasi yanlısı gösterileri görmezden geliyor, göstermiyor. İfade sorumluluğu ifade özgürlüğü ile iç içedir.
Yıllardır artan baskıcılığa karşı yapılan demokratik gösteriler ifade özgürlüğünün hem bir biçimi hem de savunulmasıdır.
Bunu dürüstçe göstermeyen TV kanalları susarak yalan söylüyor. “Meslek şerefi” diye bir şey yok muydu?
Haber vermeyen medya dünyada haber oldu! Bu ayıp o TV yönetimlerine ömür boyu yeter, çocuklarına yük olarak miras kalır.
Susarak yalan söyleyen TV kanallarını dürüst yayıncılığa davet ediyoruz.”
Dünya Yazarlar Birliği PEN Türkiye Merkezi
02
2013
İnsanım ben! İnsanlığın önü kesilemez…

Kızılay, Ankara
*
Halk, Kızılay ve Beşiktaş’ta, iktidarın gaddarlığına karşı durarak haklılığın inadını göstermektedir! Haklılığın inadının önü kesilemez! #direngeziparki
*

İstanbul, Beşiktaş
02
2013
İstanbul’un üzerinde özgür bir ruh dolaşıyor…
*
“İstanbul’un üzerinde özgür bir ruh dolaşıyor…”
Halk, iktidarın gaddarlığına karşı haklılığın inadını göstermektedir.
Haklılığın inadının önü kesilemez…
*
02
2013
Dolmabahçe, Kızılay, her yer Taksim!
Halk, Kızılay ve Beşiktaş’ta, iktidarın gaddarlığına karşı durarak haklılığın inadını göstermektedir! Haklılığın inadının önü kesilemez! #direngeziparki

Ankara, Kızılay
*

Beşiktaş, Dolmabahçe
01
2013
Halk haklıdır; haklılığın inadını göstermektedir!
Halk, Taksim Gezi Parkı’nda, iktidarın gaddarlığına karşı durarak haklılığın inadını göstermektedir! Haklılığın inadının önü kesilemez! #direngeziparki

Halk, Taksim Gezi Parkı’nda, iktidarın gaddarlığına karşı durarak haklılığın inadını göstermektedir! Haklılığın inadının önü kesilemez! #direngeziparki

Halk, Taksim Gezi Parkı’nda, iktidarın gaddarlığına karşı durarak haklılığın inadını göstermektedir! Haklılığın inadının önü kesilemez! #direngeziparki
30
2013
“Nâzım Hikmet Dizeleri Her Yerde”
“Fikir Kulüpleri Federasyonu, ölümünün 50. yıldönümünde büyük şair Nâzım Hikmet’i anıyor. Önümüzdeki haftayı “Nâzım Haftası” ilan eden Fikir Kulüpleri Federasyonu, Türkiye’nin her yerini Nâzım dizeleriyle donatacak.”
Bkz: https://haber.sol.org.tr/soldakiler/fkfden-nazim-dizeleri-her-yerde-kampanyasi-haberi-73801
























































