Kas
19
2017
--

Hareketli çemberler… Özgürlük ve kader…

(…)
İnsan iradesini kuşatan ve her birinin meşru sebebi olan ninlerce koşul olduğunu kabul ediyorum. İrade, bu koşulların oluşturduğuçemberin içerisine hapsolmuştur. Fakat bu çember hareket halindedir, canlıdır, dönüp durur; çevresi ve merkezi her gün, her dakika, her saniye değişir. Bu sebeple, bu çemberin sürüklediği ve içinde kapana kısılan tüm insan iradeleri de karşılıklı oyunlarını anbean çeşitlendirirler; özgürlüğü oluşturan da işte budur.

Özgürlük ve kader iki rakiptir; ama yakından ve uzaktan incelendiğinde bu ikisinin aslında tek bir irade olduğu görülür.
(…)

Charles BAUDELAIRE
“Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler”
Çev: Alper Turan, Sel Yayıncılık, 2017, 1. Baskı, s.8

Kas
08
2017
--

Sergi: “Sert Zeminde İdman” (Elif Yıldız)


“Sert Zeminde İdman”, Elif Yıldız
14 Kasım – 9 Aralık 2017 / ARTE SANAT
Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59
Çayyolu / ANKARA

Bkz: http://artesanat.org/sergi-18.html



“Sert Zeminde İdman”, Elif Yıldız
14 Kasım – 9 Aralık 2017 / ARTE SANAT
Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59
Çayyolu / ANKARA

Bkz: http://artesanat.org/sergi-18.html


Kas
07
2017
--

“Gerçekliğin uysal noterlerine karşı…” (Giovanni Papini)

(…)
Aşırı anarşik, insanlara ve dogmalara açık seçik saygısızlık besleyen bu ruh hâli geçmişe, sabit, şanlı, disipline ve düzene sokulmuş olana karşı bir tepki değildiyse neydi peki? Çılgınlığa ve absürde olan tutkum banalliğe, sıradanlığa, iyi niyete ve ortak hislere duyulan bir tiksinti değildiyse neydi? Peki ya etik kuralları, iyi terbiyeyi, popüler idolleri, bilgece metotları ve burjuva değerlerini küçümseyişim, lanet olası ve değişmez olguya, tüm ilişkilere, tüm bağlara ve tüm inançlara duyulan bıkkınlık değildiyse neydi?

Ben pozitivizme karşı, pozitivistler yalnızca gerçekliğin uysal noterleri olduklarını iddia ettikleri için savaşıyordum; idealizmle hararetleniyor ve onu, o her şeyi ruha verme ve bedensel var oluştan dahi şüphe duyma hâli tuhaflık ve paradoks koktuğu için uç noktalara taşıyordum. Şimdiye duyduğum nefret yüzünden birkaç ölü dâhiye sığınıyordum; var olana duyduğum nefret yüzünden kendimi hayallere bırakıyordum; insana duyduğum nefret yüzünden doğanın yalnızlığını ve bitkilerin sessiz dostluğunu arıyordum. O zamanlardaki favori kelimem özgürlük idi. Ondan ve bundan; şimdiden ve sonradan, buradan ve oradan özgür olmak: Her şeyden özgür olmak.
(…)

Giovanni Papini
“Bitik Adam”, Çev: Sinem Carnabuci, Monokl Yay., 2012, s. 113-114

Eki
01
2017
--

Ekin Urcan’ın “Zamanlar değişirken…” Çizimleri için…

Ekin Urcan‘ın ‘Zamanlar değişirken…’ başlıklı çizimlerinin içerdiği ifade gücü son derece şiirsel ve etkileyiciydi: Çizimlerdeki poetika, semiyotik açıdan birçok ‘yük’ taşıyordu ve zihnimde çeşitli tahayyüller ile çağrışımlar oluşturuyordu. Bu yüzden, Urcan‘ın çizimlerine birkaç dizeyle eşlik etmekten kendimi alıkoyamadım.”
(Zafer Yalçınpınar)



“yosunların su dansçısı olduğunu gördüm
ve denizle birlikte yaşadım”

 



“rüzgârın tınısı var her yerde
sessizliğin çerçevelediği”

 


“şömineyi anlıyorum
yana yana”

 


“geceye bakıyorum
mürekkep oluyorum”

 


“dağlar kadar sancılı
yürüdüm karanlıkta”

 


“inanmayacaksınız elbette
ben gümüştenim”

 


Hamiş: EVV3L kapsamında gerçekleştirilen “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
22
2017
--

Şiir Kitabı: “BİR ZAMANLAR, BİR” (Tayfun Polat)

Tayfun Polat, bir zamanlar, bir
Eylül 2017, 40 Sayfa, Şiir


Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir


“EVV3L taifesinin kadim dostlarından Tayfun Polat‘ın yeni şiir kitabı “bir zamanlar, bir” yayımlandı.

Tayfun Polat yeni şiir kitabında, hem parça parça(zerre zerre) hem de bütünsel şekilde(bir, tek) ‘zaman’, ‘zamanlama’ ile “varoluş irdelemeleri” sunuyor; “şiir-düşünsel” bir uzamın ‘ân’larına işaret ediyor. ‘bir zamanlar, bir’de yer alan şiir-düşünsel imgelem boğucu değil; aksine, Tayfun Polat’ın şiirlerinde imgeler kendi ağırlıklarıyla, kendi yükleriyle, retoriksiz:- pırıl pırıl ve pürüzsüz bir berraklıkta, özgürce tınıyarak, sanki, varoluşun hikâyesini, zamanlamasını kurguluyor. Böylelikle, günümüz şiirini kuşatan kitlesel tekinsizlikten, zik-zak kuşağından ve apansızlıktan arınmak isteyen şiir okurları için bire bir şiir kitabı oluşuyor… Sonuçta, şiddetle öneriyorum; ‘bir zamanlar, bir’i okuyun, okuyun, okuyun!

Zafer Yalçınpınar
22 Eylül 2017 Gecesi


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “E-Kitap” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden, “pdf” ilgilerine ise http://evvel.org/ilgi/pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
09
2017
--

Arnna Şiiri (Xanthos Yazıtı)

evlerimizi mezar yaptık
mezarlarımızı ev
yıkıldı evlerimiz
yağmalandı mezarlarımız
dağların doruğuna çıktık
toprağın altına girdik
suların altında kaldık
gelip buldular bizi
yakıp yıktılar,
yağmaladılar bizi
biz ki analarımızın kadınlarımızın
ve ölülerimizin uğruna
biz ki onurumuz
ve özgürlüğümüzün uğruna
toplu ölümleri yeğleyen
bu toprağın insanları
bir ateş bıraktık geride
“hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan”

Çev: Azra Erhat

Ağu
27
2017
--

“İş Sonrası Mahalle Sohbeti” (Eren Burhan)


“İş Sonrası Mahalle Sohbeti” by Eren Burhan
(Tuval üzerine karışık teknik, 50×70 cm)


Tem
20
2017
--

“Kelimelerin içinde unutulmuşluktan kurtarılamayacak gerçekler vardır.” (Kazimir Maleviç)

(…)
Pek çok kelimenin içinde unutulmuşluktan kurtarılamayacak gerçekler vardır. Bana öyle geliyor ki insanın gerçekler konusundaki tutumu biraz tuhaftır ve çeşit çeşit yiyeceklerle dolu kavanozlara sahip bir aşçının tutumuna benzer. Elbette her kavanozun kendisine ait bir kapağı varmış; fakat aşçı, kavanozları kapatırken dikkatsizce karıştırıvermiş kapakları. İşte böylelikle, bugün kavanozların içinde ne olduğunu tahmin etmek imkânsız hale gelmiş. Gerçeklik konusunda da aynı şey gerçekleşti: Üzerine kapaklar yerleştirilmiş sayısız kelime, sayısız gerçek var ve bu kapakların altındakiler herkese apaçık gözüküyor. Bir kapağın üzerinde “tembellik bütün kötülüklerin anasıdır” yazıyor. Bu kapakla rastgele bir kavanozu kapatmış ve bugüne kadar o kavanozun utanç ve kötülük içerdiğine inanmışız. Uzun lafın kısası, “tembellik” kelimesinin insanı niteleyici biçimde kullanılması son derece tehlikelidir. İnsan için dünyada bundan daha tehlikelisi yoktur. Tembelliği “varlığın” ölümü olarak görmek; yani selametini yalnızca üretimde, çalışmada bulan insanın ölümü anlamına geldiğini düşünmek yeterlidir. (…)

Kazimir Maleviç
“İnsanın Esas Gerçekliği: Tembellik”
Çev: Ender Keskin, Sel Yay., 2.Baskı, 2015, s.10-11

Haz
17
2017
--

J. L. Borges Hakkında… Mektup… (E. M. Cioran)

“Oggito” adlı web sitesi sıkı edebiyata çok olumlu/önemli katkılarda bulunuyor. Lirik felsefenin efsane ismi E.M. Cioran tarafından, 1976 yılında, J.L. Borges‘in edebiyat aurasının göstergesel üstünlüğü hakkında kaleme alınmış sıkı bir mektup, Murat Erşen‘in çevirisiyle yayımlandı. Mektubun tam metnine https://oggito.com/emil-ciorandan-borgese-mektup-06201730625 adresinden ulaşabilirsiniz.

May
29
2017
--

Anlam/Yazı

“Anlamı olmayan yazılamaz.
Çünkü yazmak -en az- bir anlam arayışıdır.” (Zy)

May
18
2017
--

Açık Maske (Francis Picabia, 1931)

“Açık Maske”
Francis Picabia, 1931


Picabia’nın eserlerinden oluşan kuvvetli bir derlemeye
http://surrealism.website/Picabia.html adresinden ulaşabilirsiniz.


 

“Malibee
Francis Picabia, 1931

“Mi”
Francis Picabia, 1929


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Francis Picabia ilgilerine http://evvel.org/?s=picabia adresinden, “gerçeküstü” ilgilerinin tümüne ise http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
28
2017
--

Refik Anadol’un “Arşiv Rüyası” (Hüseyin Gökçe)


Refik Anadol, Salt Araştırma çatı projesinin arşiv koleksiyonlarındaki 1.700.000’i aşkın belgenin her birini, özelliklerine göre makine zekasıyla sınıflayan algoritmalarla bir medya enstalasyonunda görselleştirdi. Refik Anadol’un Salt Galata’da süren “Arşiv Rüyası” başlıklı medya enstalasyonu hakkında sanatatak.com taifesinden Hüseyin Gökçe‘nin kaleme aldığı inceleme yazısına http://www.sanatatak.com/view/refik-anadolun-arsiv-ruyasi adresinden ulaşabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sessizliğin Dilbilgisi” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/sessizligin-dilbilgisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
13
2017
--

“Sonsuz-Şiirsel Sözlükler Tahayyülü” (Zafer Yalçınpınar)

“Dil” hakkındaki temel yönsemeyi izlemekte -ve düşünmeye buradan başlamakta- fayda var. Nesneler, olgular, görüngüler, yerler, tahayyüller, duygular -kısacası her şey- ile işbu “her şeyin” (sonsuz sayıda unsurun, belki de evrenin) hem bütünsel hem de tekil anlamları arasında bir “ip”in (veya sonsuz sayıda iplerin) gerili olduğunu kafanızda şematize edin. Söz konusu “ip”in (veya iplerin) tümüne “dil” adını veriyoruz. Ve bu “dil”in işaret ettiği özne veya nesnenin anlamına ulaşmasında (ya da tam tersi, anlamın özne veya nesneye ulaşmasında) sayısız yol, kısa yol, ilişki, sezgi, rakam, hesap, kuram, kavram, rüya, duygu -yani birçok olasılık- var. Zaten, bu sayısız yollara ve ilişkiler düzeneğine dilsel olarak “bağlam” adını veriyoruz. Bu ilişkiler düzeneği sabit değil, olgular, olaylar değişiyor, görüngüler gelişiyor ve anlamlarla birlikte dilsel imkânlar uzayı -tıpkı gezegenler gibi- hareket ediyor. Bağlamlar genişliyor, daralıyor, başka mümkünler arıyorlar, bazen buluyorlar, bazen bulamıyorlar… Bazen anlamdan hareketle, bazen de olgudan hareketle, çoğunlukla da karşılıklı ve etkileşimli olarak (alıcı-verici bir elektronik sistem/devre gibi) deviniyorlar. İşte bu hareketliliğe “yaşayan dil” diyoruz. Bununla birlikte, ‘dilin yaşamı’ bize birçok düşünce veriyor; sanat, felsefe, matematik ve hatta mühendislik ile mimarlık becerisi katıyor; dil aracılığıyla düşünüyoruz, tasarlıyoruz: “Dilin örülümü” böyle bir şeydir.

İşte, anlamı ve bağlamı olan her şeyin tanımlanmasında(örülümünde) kullanılan en küçük dilsel birim; “ad”dır. Dilbilimci Ferdinand de Saussure; “Ad evdir.” der.  ‘Ad evdir’ fakat anlam uzayındaki bahsi/olasılıkları büyüten ağır abimizin ‘adı’na “tümce” veya “cümle” diyoruz. Ve tabiî ki bu karmaşık anlamlar uzayı ile dilsel uzamda olup bitenler -tıpkı yaşamımız gibi- güllük gülistanlık değildir. Çünkü çözümleyici dil felsefesinin kurucusu olan Ludwig Wittgenstein’ın deyişiyle “gerçeğin yapısını dilin yapısı belirler” ve “dilin sınırları dünyanın (aslında her şeyin varoluşunun) sınırlarını belirler”. Kısacası, zurnanın “zort” dediği yer ‘dilsel görelilik’ ve ‘eleştirel gerçeklik’ boyutudur. Bu boyut dilin sınırlarını genişleten bir tür “oyun” alanıdır. Dilin kendisini ilerlettiği alandır. Söz konusu boyut için ikinci yeni şairlerinden İlhan Berk şu poetik dizgeyi kullanmıştır: “Ad evdir ve ben ‘Dün Dağlarda Dolaştım, Evde Yoktum.” Nihayetinde, İlhan Berk şöyle demek istemektedir; “Adlandırmak ölümdür.”

Eski kulağı kesik felsefeciler, “Felsefenin ve mantıksal dizgenin geçerliğini denemek istiyorsanız, sarmallara başvurun…” diye öğütler. İşte karşınızda çok büyük bir sarmal örneği/sorusu: “Adlandırmak” denen şeyi nasıl adlandırırız? Dil uzamını kullanarak dili anlamaya çalışmak ne kadar doğrudur? Düşünceyi düşünmek mümkün müdür? Dilin ‘oyun alanı’nı tanımak imkânlı mıdır? Ludwig Wittgenstein bize -yaklaşık olarak- şunu öneriyor: “Bir kelimenin taşıdığı anlamdan şüpheye düşerseniz, o kelimeyi nasıl öğrendiğinizi hatırlayın.” Ve en ünlü kitabının girişinde şöyle diyor: “Felsefe şiirle kurulmalıydı.”

Bence de ‘felsefe şiirle kurulmalıydı.’ Ama önce, imgelemi özgürleştirecek yeni bakışlar ve sonsuz-şiirsel sözlükler gerekiyor. “Mürekkep” dediğimizde, her şeyden önce, “gece denizi”ni aklımıza getirecek, sonsuz-şiirsel sözlükler… İnsan türü için düşünce tarihinin ve bağlı/bağsız tüm retoriklerinin yerini alacak, sonsuz-şiirsel sözlükler tahayyülü!

Zafer Yalçınpınar
Karga Mecmua, Şubat 2017, Sayı: 112


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın Karga Mecmua kapsamında kaleme aldığı yazılar -pdf dosyası biçiminde- http://bit.ly/kargaca adresinde bulunuyor.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları”na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
12
2017
--
Oca
20
2017
--

E-Kitap: “Yarı-Saklı Günlükler” (İlhan Berk)

“Yarı-Saklı Günlükler”, İlhan Berk
Derleyen: Zafer Yalçınpınar
Tasarım: Uğur Yanıkel
YAYINPasaj69.org, (2. Edisyon)
Aralık 2016, 37 Sayfa


1962 yılında Dost Yayınevi tarafından yayımlanan ‘Mısırkalyoniğne’ adlı şiir kitabı İlhan Berk’in poetikasındaki en uç (uzgörü oluşturan) imgesel hattır. İlhan Berk’in günlüklerinin birleştirildiği “El Yazılarına Vuruyor Güneş” adlı kitabın hiçbir baskısında yer almayan Mısırkalyoniğne Günlüğü’yle, Dost Dergisi’nin Şubat 1962 tarihli 11. sayısında (yeni dizi) karşılaştım. Bu günlük parçaları, İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezmek ve ‘Mısırkalyoniğne’ için ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyor. İlhan Berk’in 1969 yılında gerçekleştirdiği Üsküp ve Belgrat ziyaretlerini içeren diğer günlükler ise söz konusu  ziyaretlerden bir yıl sonra Dost Dergisi’nde (Nisan-Mayıs 1970, Yeni Dizi, Sayı: 66-67) yayımlanmış… “Yarı-saklı kalmış” diyebileceğimiz bu günlük fragmanlarının, İlhan Berk’in poetikasındaki ‘tarihsellik’ ve ‘görüngü’ kavuşmasını bütünleyeceğini düşünüyorum.

Yarı-Saklı Günlükler’in e-kitap sürecine destek vererek ikinci edisyonu tasarlayan ve İlhan Berk’in poetikasının önemini bir kez daha hatırlatan Uğur Yanıkel ile YAYINpasaj69.org projesine çok teşekkür eder, herkese ‘iyi okumalar’ dilerim. İmgelemin özgürleşmesi için…

Zafer Yalçınpınar
Aralık 2016


Hamişler:

1/ Yarı-Saklı Günlüklere -tam metin pdf biçeminde- http://bit.ly/ilhanberkgunlukler adresinden okuyabilirsiniz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.



Oca
19
2017
--

Sessizlikler

(…)

Ve kadın, gözyaşları kayaları söküp
___benim dağımdan aşağı yuvarlayıncaya kadar ağladı. (s.35)

(…)

Bu çekingen dizeler
Yavaşça büyüyen sessizlik, (s.47)

(…)

Bu hazin gün  taş gibi sessiz
ve kördü doğduğunda. (s.58)

(…)

geceleyin öğrenilmiş bir yabancı dil
___ağaçlar arasında
_____izlediğimiz yol. (s.60)

(…)

Bir aynanın önünde
atsız bir yol gibi sessiz (s.89)

(…)

John BERGER
“Gökyüzü Mavi Siyah” (Bütün Şiirleri)
Çev: Cevat Çapan, Ayrıntı Yay., 1. Baskı, Kasım 2016

Oca
16
2017
--

Makale: “İkinci Yeni Şiirinde Tematik Kriz” (Oktay Yivli)

“Makalede İkinci Yeni, modernist Türk şiirinin başlangıcı olarak kabul edilmiş ve bu şiirin kapalı, absürt sayılan örneklerini açımlayabilmek için iki hipotez geliştirilmiştir. İlk varsayım: Modernist şiirde yer alan bir grup kavram, temayı oluşturmak isterken; başka bir kavram öbeği, anlam aktarmanın önüne geçmektedir. İkinci varsayım: Gelenekselin tersine modernist şiir, aynı metin içinde birden fazla tema bulundurur ve çok sesliliğin önünü açar. Her iki durumda da modernist şiir, alımlama sorunu ve tematik kriz yaratmaktadır.” (Makalenin ‘Öz’ metni’nden…)

Oktay Yivli tarafından kaleme alınan “İkinci Yeni Şiirinde Tematik Kriz” başlıklı makalenin tam metnine http://www.sosyalbilimler.org/ikinci-yeni-siirinde-tematik-kriz/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: EVV3L kapsamında, geçtiğimiz yıllarda İkinci Yeni Şiir Akımı’na yönelik birçok poetika çalışmasını gerçekleştirdik. Bu çalışmaların -pdf biçemindeki- tam metinlerine  aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Poetika 2013 Odaklanmaları: http://bit.ly/poetika2013
Poetika 2012 Anketi: http://bit.ly/poetika2012
Poetika 2011 Anketi: http://zaferyalcinpinar.com/ikinciyeni2011.pdf

Poetika Çalışmaları için diğer ilgiler:

1: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari
2: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/2
3: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/3
4: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/4


Oca
10
2017
--

“Kar Sakinleri Kenti”

 


Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


 

 

 

 

 

 

 


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
09
2017
--

Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı’ndan… (Nikola Tesla)

Bir fikrin başarısı, özünde var olan değerden ziyade çağdaşlarının tutumuna bağlıdır. Zamanlıysa hemen uygulamaya geçilir, zamansızsa, güneşin sıcağına aldanıp topraktan baş veren filiz gibi, bastıran donla büyümeden ölür. (s.8)

Düşünceler baş döndürücü doruklar gibidir. Önce seni rahatsız ederler; bir an önce aşağı inmek istersin, kendi gücüne güvenemezsin. Ama sonra hayatın karmaşasından uzakta olduğundan ve bulunduğun irtifanın ilham verici etkileriyle sakinleşirsin, adımların kararlı ve sağlam bir hal alır ve sonra daha da baş döndürücü dorukları aramaya başlarsın. (s. 10)

Eksik gözlem cehaletin bir türüdür ve mevcut pekçok ölümcül kavramla aptal düşünceden sorumludur. (s. 17)

Hareket halindeki bir kütle, yönünün değiştirilmesine direnecektir. Aynı şekilde dünya da yeni fikirlere karşı çıkar. Fikrin öneminin ve değerinin kavranması zaman alır. Cehalet, önyargı ve atalet fikrin erken gelişimine ket vurur. Samimiyetsiz bileşenler ve bencil sömürücüler itibarını zedeler. Düşmanları ona saldırır ve onu yargılar. Ama en nihayetinde bütün bariyerler yıkılır ve yeni fikir yangın gibi yayılır. (s.19)

Nikola Tesla
“Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı” (Aforizmalar)
Çev: Peren Demirel, Aylak Adam Yayınları, 3. Baskı, Ağustos 2016

Oca
07
2017
--

Sıkı çevirmen “Doğan Şahiner” hayatını kaybetti…

Felsefi metin çevirileriyle tanınan sıkı çevirmen Doğan Şahiner hayatını kaybetti. Şahiner, en önemli Ludwig Wittgenstein metinlerinden biri olan  Zettel‘i çevirmişti. (Zy)


Bkz: http://www.birgun.net/haber-detay/cevirmen-dogan-sahiner-yasamini-yitirdi-142308.html

1957’de Amasya’da doğan Doğan Şahiner; ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. ODTÜ İnşaat Mühendisliği öğrencisiyken okulu bırakan Şahiner, tüm zamanını politik faaliyetlere verdi. Bilar ve Özgür Üniversite’de felsefe seminerleri veren Şahiner, “Başka Dillerden” dergisinin yayınına katıldı. Şahiner’in Birikim Yayınları’ndan (Laclau/Mouffe, Hegemonya ve Sosyalist Strateji), Yapı Kredi Yayınları (Owen, Yeni Toplum Görüşü; Cogito dergisi için Wittgenstein, Heidegger, Hegel ve başka yazarlardan çeviriler), İş Bankası Kültür Yayınları (Wittgenstein, Mavi Kitap Kahverengi Kitap; Kierkegaard, Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe), Milliyet Yayınları (“Yeni Başlayanlar İçin” dizisinden Felsefe, Postmodernizm ve başka kitaplar) ve başka yayınevlerinden çok sayıda çevirisi yayınlandı.

Oca
05
2017
--

“güzellik kusan…”


“Güzellik Kusan…”

Fotoğraf: Z. Yalçınpınar



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
27
2016
--

Akademik/Makale: “Söz ve Sesin Sınırında Ece Ayhan Şiiri ve İlhan Usmanbaş’ın Bakışsız Bir Kedi Kara’sı” (Evrim Hikmet Öğüt)

Evrim Hikmet Öğüt‘ün Mimar Sinan Üniversitesi kapsamında kaleme aldığı “Söz ve Sesin Sınırında Ece Ayhan Şiiri ve İlhan Usmanbaş’ın Bakışsız Bir Kedi Kara’sı” başlıklı makalenin tam metnine https://www.academia.edu/7514820 adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
31
2016
--

“Sayılar Yapraklar Düşler” (Oktay Rifat, 1986)

Korkunun içindeki çıkını
bırakıyorduk ayın yamacına
ayla büyülüyorduk ağacı
gecesine girmek için
ikisi de bölünüyordu

ben bir çığlığı götürüyordum
bayrak gibi kesintisiz
ağzımdan denize uzadıkça

taş kadındır yitik bir yüzük
parıltısı iki parmak arası
avuçluyordum Sonsuzluğu

bir sayıdan giriyordum
başka bir sayının altına.

Oktay Rifat, 1986
“bu dünya herkese güzel” (dışarıda kalan şiirler)
Haz: Mehmet Can Doğan, YKY, Eylül 2016, s. 107

Ayrıca bkz: http://bit.ly/oktayrifatdisarida


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıkı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
20
2016
--

Şiir: “Güvercin” (Oktay Rifat, 1939)

Açtım pencereyi kaçıp gitmiyor
Ellerin azat ettiği kuşlar;
Uçuyorlar aydınlığa doğru
Bakmadığım yerlerinden odamın.

Ve ay ışığına karşı
Cinler Karagöz oynatıyor camda.
Başımı kaldırsam kaybolur mu acep
Vücudumun havadaki yeri başucumda.

(…)

Nerde dolaptan giden dolap,
Masadan giden masa,
Ve açık duran kitap,
Son güvercin?

Oktay Rifat, 1939
“bu dünya herkese güzel” (dışarıda kalan şiirler)
Haz: Mehmet Can Doğan, YKY, Eylül 2016, s. 32

Ayrıca bkz: http://bit.ly/oktayrifatdisarida


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıkı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com