May
18
2017
--

Açık Maske (Francis Picabia, 1931)

“Açık Maske”
Francis Picabia, 1931


Picabia’nın eserlerinden oluşan kuvvetli bir derlemeye
http://surrealism.website/Picabia.html adresinden ulaşabilirsiniz.


 

“Malibee
Francis Picabia, 1931

“Mi”
Francis Picabia, 1929


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Francis Picabia ilgilerine http://evvel.org/?s=picabia adresinden, “gerçeküstü” ilgilerinin tümüne ise http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
28
2017
--

Refik Anadol’un “Arşiv Rüyası” (Hüseyin Gökçe)


Refik Anadol, Salt Araştırma çatı projesinin arşiv koleksiyonlarındaki 1.700.000’i aşkın belgenin her birini, özelliklerine göre makine zekasıyla sınıflayan algoritmalarla bir medya enstalasyonunda görselleştirdi. Refik Anadol’un Salt Galata’da süren “Arşiv Rüyası” başlıklı medya enstalasyonu hakkında sanatatak.com taifesinden Hüseyin Gökçe‘nin kaleme aldığı inceleme yazısına http://www.sanatatak.com/view/refik-anadolun-arsiv-ruyasi adresinden ulaşabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sessizliğin Dilbilgisi” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/sessizligin-dilbilgisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
13
2017
--

“Sonsuz-Şiirsel Sözlükler Tahayyülü” (Zafer Yalçınpınar)

“Dil” hakkındaki temel yönsemeyi izlemekte -ve düşünmeye buradan başlamakta- fayda var. Nesneler, olgular, görüngüler, yerler, tahayyüller, duygular -kısacası her şey- ile işbu “her şeyin” (sonsuz sayıda unsurun, belki de evrenin) hem bütünsel hem de tekil anlamları arasında bir “ip”in (veya sonsuz sayıda iplerin) gerili olduğunu kafanızda şematize edin. Söz konusu “ip”in (veya iplerin) tümüne “dil” adını veriyoruz. Ve bu “dil”in işaret ettiği özne veya nesnenin anlamına ulaşmasında (ya da tam tersi, anlamın özne veya nesneye ulaşmasında) sayısız yol, kısa yol, ilişki, sezgi, rakam, hesap, kuram, kavram, rüya, duygu -yani birçok olasılık- var. Zaten, bu sayısız yollara ve ilişkiler düzeneğine dilsel olarak “bağlam” adını veriyoruz. Bu ilişkiler düzeneği sabit değil, olgular, olaylar değişiyor, görüngüler gelişiyor ve anlamlarla birlikte dilsel imkânlar uzayı -tıpkı gezegenler gibi- hareket ediyor. Bağlamlar genişliyor, daralıyor, başka mümkünler arıyorlar, bazen buluyorlar, bazen bulamıyorlar… Bazen anlamdan hareketle, bazen de olgudan hareketle, çoğunlukla da karşılıklı ve etkileşimli olarak (alıcı-verici bir elektronik sistem/devre gibi) deviniyorlar. İşte bu hareketliliğe “yaşayan dil” diyoruz. Bununla birlikte, ‘dilin yaşamı’ bize birçok düşünce veriyor; sanat, felsefe, matematik ve hatta mühendislik ile mimarlık becerisi katıyor; dil aracılığıyla düşünüyoruz, tasarlıyoruz: “Dilin örülümü” böyle bir şeydir.

İşte, anlamı ve bağlamı olan her şeyin tanımlanmasında(örülümünde) kullanılan en küçük dilsel birim; “ad”dır. Dilbilimci Ferdinand de Saussure; “Ad evdir.” der.  ‘Ad evdir’ fakat anlam uzayındaki bahsi/olasılıkları büyüten ağır abimizin ‘adı’na “tümce” veya “cümle” diyoruz. Ve tabiî ki bu karmaşık anlamlar uzayı ile dilsel uzamda olup bitenler -tıpkı yaşamımız gibi- güllük gülistanlık değildir. Çünkü çözümleyici dil felsefesinin kurucusu olan Ludwig Wittgenstein’ın deyişiyle “gerçeğin yapısını dilin yapısı belirler” ve “dilin sınırları dünyanın (aslında her şeyin varoluşunun) sınırlarını belirler”. Kısacası, zurnanın “zort” dediği yer ‘dilsel görelilik’ ve ‘eleştirel gerçeklik’ boyutudur. Bu boyut dilin sınırlarını genişleten bir tür “oyun” alanıdır. Dilin kendisini ilerlettiği alandır. Söz konusu boyut için ikinci yeni şairlerinden İlhan Berk şu poetik dizgeyi kullanmıştır: “Ad evdir ve ben ‘Dün Dağlarda Dolaştım, Evde Yoktum.” Nihayetinde, İlhan Berk şöyle demek istemektedir; “Adlandırmak ölümdür.”

Eski kulağı kesik felsefeciler, “Felsefenin ve mantıksal dizgenin geçerliğini denemek istiyorsanız, sarmallara başvurun…” diye öğütler. İşte karşınızda çok büyük bir sarmal örneği/sorusu: “Adlandırmak” denen şeyi nasıl adlandırırız? Dil uzamını kullanarak dili anlamaya çalışmak ne kadar doğrudur? Düşünceyi düşünmek mümkün müdür? Dilin ‘oyun alanı’nı tanımak imkânlı mıdır? Ludwig Wittgenstein bize -yaklaşık olarak- şunu öneriyor: “Bir kelimenin taşıdığı anlamdan şüpheye düşerseniz, o kelimeyi nasıl öğrendiğinizi hatırlayın.” Ve en ünlü kitabının girişinde şöyle diyor: “Felsefe şiirle kurulmalıydı.”

Bence de ‘felsefe şiirle kurulmalıydı.’ Ama önce, imgelemi özgürleştirecek yeni bakışlar ve sonsuz-şiirsel sözlükler gerekiyor. “Mürekkep” dediğimizde, her şeyden önce, “gece denizi”ni aklımıza getirecek, sonsuz-şiirsel sözlükler… İnsan türü için düşünce tarihinin ve bağlı/bağsız tüm retoriklerinin yerini alacak, sonsuz-şiirsel sözlükler tahayyülü!

Zafer Yalçınpınar
Karga Mecmua, Şubat 2017, Sayı: 112


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın Karga Mecmua kapsamında kaleme aldığı yazılar -pdf dosyası biçiminde- http://bit.ly/kargaca adresinde bulunuyor.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları”na http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
12
2017
--
Oca
20
2017
--

E-Kitap: “Yarı-Saklı Günlükler” (İlhan Berk)

“Yarı-Saklı Günlükler”, İlhan Berk
Derleyen: Zafer Yalçınpınar
Tasarım: Uğur Yanıkel
YAYINPasaj69.org, (2. Edisyon)
Aralık 2016, 37 Sayfa


1962 yılında Dost Yayınevi tarafından yayımlanan ‘Mısırkalyoniğne’ adlı şiir kitabı İlhan Berk’in poetikasındaki en uç (uzgörü oluşturan) imgesel hattır. İlhan Berk’in günlüklerinin birleştirildiği “El Yazılarına Vuruyor Güneş” adlı kitabın hiçbir baskısında yer almayan Mısırkalyoniğne Günlüğü’yle, Dost Dergisi’nin Şubat 1962 tarihli 11. sayısında (yeni dizi) karşılaştım. Bu günlük parçaları, İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezmek ve ‘Mısırkalyoniğne’ için ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyor. İlhan Berk’in 1969 yılında gerçekleştirdiği Üsküp ve Belgrat ziyaretlerini içeren diğer günlükler ise söz konusu  ziyaretlerden bir yıl sonra Dost Dergisi’nde (Nisan-Mayıs 1970, Yeni Dizi, Sayı: 66-67) yayımlanmış… “Yarı-saklı kalmış” diyebileceğimiz bu günlük fragmanlarının, İlhan Berk’in poetikasındaki ‘tarihsellik’ ve ‘görüngü’ kavuşmasını bütünleyeceğini düşünüyorum.

Yarı-Saklı Günlükler’in e-kitap sürecine destek vererek ikinci edisyonu tasarlayan ve İlhan Berk’in poetikasının önemini bir kez daha hatırlatan Uğur Yanıkel ile YAYINpasaj69.org projesine çok teşekkür eder, herkese ‘iyi okumalar’ dilerim. İmgelemin özgürleşmesi için…

Zafer Yalçınpınar
Aralık 2016


Hamişler:

1/ Yarı-Saklı Günlüklere -tam metin pdf biçeminde- http://bit.ly/ilhanberkgunlukler adresinden okuyabilirsiniz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.



Oca
19
2017
--

Sessizlikler

(…)

Ve kadın, gözyaşları kayaları söküp
___benim dağımdan aşağı yuvarlayıncaya kadar ağladı. (s.35)

(…)

Bu çekingen dizeler
Yavaşça büyüyen sessizlik, (s.47)

(…)

Bu hazin gün  taş gibi sessiz
ve kördü doğduğunda. (s.58)

(…)

geceleyin öğrenilmiş bir yabancı dil
___ağaçlar arasında
_____izlediğimiz yol. (s.60)

(…)

Bir aynanın önünde
atsız bir yol gibi sessiz (s.89)

(…)

John BERGER
“Gökyüzü Mavi Siyah” (Bütün Şiirleri)
Çev: Cevat Çapan, Ayrıntı Yay., 1. Baskı, Kasım 2016

Oca
16
2017
--

Makale: “İkinci Yeni Şiirinde Tematik Kriz” (Oktay Yivli)

“Makalede İkinci Yeni, modernist Türk şiirinin başlangıcı olarak kabul edilmiş ve bu şiirin kapalı, absürt sayılan örneklerini açımlayabilmek için iki hipotez geliştirilmiştir. İlk varsayım: Modernist şiirde yer alan bir grup kavram, temayı oluşturmak isterken; başka bir kavram öbeği, anlam aktarmanın önüne geçmektedir. İkinci varsayım: Gelenekselin tersine modernist şiir, aynı metin içinde birden fazla tema bulundurur ve çok sesliliğin önünü açar. Her iki durumda da modernist şiir, alımlama sorunu ve tematik kriz yaratmaktadır.” (Makalenin ‘Öz’ metni’nden…)

Oktay Yivli tarafından kaleme alınan “İkinci Yeni Şiirinde Tematik Kriz” başlıklı makalenin tam metnine http://www.sosyalbilimler.org/ikinci-yeni-siirinde-tematik-kriz/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: EVV3L kapsamında, geçtiğimiz yıllarda İkinci Yeni Şiir Akımı’na yönelik birçok poetika çalışmasını gerçekleştirdik. Bu çalışmaların -pdf biçemindeki- tam metinlerine  aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.

Poetika 2013 Odaklanmaları: http://bit.ly/poetika2013
Poetika 2012 Anketi: http://bit.ly/poetika2012
Poetika 2011 Anketi: http://zaferyalcinpinar.com/ikinciyeni2011.pdf

Poetika Çalışmaları için diğer ilgiler:

1: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari
2: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/2
3: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/3
4: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari/page/4


Oca
10
2017
--

“Kar Sakinleri Kenti”

 


Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar


 

 

 

 

 

 

 


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
09
2017
--

Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı’ndan… (Nikola Tesla)

Bir fikrin başarısı, özünde var olan değerden ziyade çağdaşlarının tutumuna bağlıdır. Zamanlıysa hemen uygulamaya geçilir, zamansızsa, güneşin sıcağına aldanıp topraktan baş veren filiz gibi, bastıran donla büyümeden ölür. (s.8)

Düşünceler baş döndürücü doruklar gibidir. Önce seni rahatsız ederler; bir an önce aşağı inmek istersin, kendi gücüne güvenemezsin. Ama sonra hayatın karmaşasından uzakta olduğundan ve bulunduğun irtifanın ilham verici etkileriyle sakinleşirsin, adımların kararlı ve sağlam bir hal alır ve sonra daha da baş döndürücü dorukları aramaya başlarsın. (s. 10)

Eksik gözlem cehaletin bir türüdür ve mevcut pekçok ölümcül kavramla aptal düşünceden sorumludur. (s. 17)

Hareket halindeki bir kütle, yönünün değiştirilmesine direnecektir. Aynı şekilde dünya da yeni fikirlere karşı çıkar. Fikrin öneminin ve değerinin kavranması zaman alır. Cehalet, önyargı ve atalet fikrin erken gelişimine ket vurur. Samimiyetsiz bileşenler ve bencil sömürücüler itibarını zedeler. Düşmanları ona saldırır ve onu yargılar. Ama en nihayetinde bütün bariyerler yıkılır ve yeni fikir yangın gibi yayılır. (s.19)

Nikola Tesla
“Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı” (Aforizmalar)
Çev: Peren Demirel, Aylak Adam Yayınları, 3. Baskı, Ağustos 2016

Oca
07
2017
--

Sıkı çevirmen “Doğan Şahiner” hayatını kaybetti…

Felsefi metin çevirileriyle tanınan sıkı çevirmen Doğan Şahiner hayatını kaybetti. Şahiner, en önemli Ludwig Wittgenstein metinlerinden biri olan  Zettel‘i çevirmişti. (Zy)


Bkz: http://www.birgun.net/haber-detay/cevirmen-dogan-sahiner-yasamini-yitirdi-142308.html

1957’de Amasya’da doğan Doğan Şahiner; ilk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. ODTÜ İnşaat Mühendisliği öğrencisiyken okulu bırakan Şahiner, tüm zamanını politik faaliyetlere verdi. Bilar ve Özgür Üniversite’de felsefe seminerleri veren Şahiner, “Başka Dillerden” dergisinin yayınına katıldı. Şahiner’in Birikim Yayınları’ndan (Laclau/Mouffe, Hegemonya ve Sosyalist Strateji), Yapı Kredi Yayınları (Owen, Yeni Toplum Görüşü; Cogito dergisi için Wittgenstein, Heidegger, Hegel ve başka yazarlardan çeviriler), İş Bankası Kültür Yayınları (Wittgenstein, Mavi Kitap Kahverengi Kitap; Kierkegaard, Felsefe Parçaları ya da Bir Parça Felsefe), Milliyet Yayınları (“Yeni Başlayanlar İçin” dizisinden Felsefe, Postmodernizm ve başka kitaplar) ve başka yayınevlerinden çok sayıda çevirisi yayınlandı.

Oca
05
2017
--

“güzellik kusan…”


“Güzellik Kusan…”

Fotoğraf: Z. Yalçınpınar



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Ara
27
2016
--

Akademik/Makale: “Söz ve Sesin Sınırında Ece Ayhan Şiiri ve İlhan Usmanbaş’ın Bakışsız Bir Kedi Kara’sı” (Evrim Hikmet Öğüt)

Evrim Hikmet Öğüt‘ün Mimar Sinan Üniversitesi kapsamında kaleme aldığı “Söz ve Sesin Sınırında Ece Ayhan Şiiri ve İlhan Usmanbaş’ın Bakışsız Bir Kedi Kara’sı” başlıklı makalenin tam metnine https://www.academia.edu/7514820 adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
31
2016
--

“Sayılar Yapraklar Düşler” (Oktay Rifat, 1986)

Korkunun içindeki çıkını
bırakıyorduk ayın yamacına
ayla büyülüyorduk ağacı
gecesine girmek için
ikisi de bölünüyordu

ben bir çığlığı götürüyordum
bayrak gibi kesintisiz
ağzımdan denize uzadıkça

taş kadındır yitik bir yüzük
parıltısı iki parmak arası
avuçluyordum Sonsuzluğu

bir sayıdan giriyordum
başka bir sayının altına.

Oktay Rifat, 1986
“bu dünya herkese güzel” (dışarıda kalan şiirler)
Haz: Mehmet Can Doğan, YKY, Eylül 2016, s. 107

Ayrıca bkz: http://bit.ly/oktayrifatdisarida


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıkı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
20
2016
--

Şiir: “Güvercin” (Oktay Rifat, 1939)

Açtım pencereyi kaçıp gitmiyor
Ellerin azat ettiği kuşlar;
Uçuyorlar aydınlığa doğru
Bakmadığım yerlerinden odamın.

Ve ay ışığına karşı
Cinler Karagöz oynatıyor camda.
Başımı kaldırsam kaybolur mu acep
Vücudumun havadaki yeri başucumda.

(…)

Nerde dolaptan giden dolap,
Masadan giden masa,
Ve açık duran kitap,
Son güvercin?

Oktay Rifat, 1939
“bu dünya herkese güzel” (dışarıda kalan şiirler)
Haz: Mehmet Can Doğan, YKY, Eylül 2016, s. 32

Ayrıca bkz: http://bit.ly/oktayrifatdisarida


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıkı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
16
2016
--

“Bir bakışa sahip olmak…”

“Bizi farklı varlık bölgelerindeki hakikati keşfetmeye yönelten vasıtaları belirlemek için, hakikatin özüne dair evrensel geçerliliği olan ve tamamen biçimsel bir idea yaratmak yeterli değildir. Varlık alanlarına erişebilmek için, yaklaşılan varlığın ‘anlamı’nı önceden haber verecek bir bakışa sahip olmak gerekir.”

Emmanuel Levinas
“Husserl Fenomenolojisinde Görü Teorisi”
Çev: Yağmur Ceylan Uslu, İthaki Yay., Ekim 2016

Eyl
26
2016
--

“Friedensreich Hundertwasser” Apartmanı’nın Müzikalitesi Hakkında… (Viden, VİYANA)

20160910_141641

“Hundertwasser Apartmanı”
Viden, VİYANA


“İçerisinde bulunduğu bölgedeki mimari dokuya (sokakların, pencerelerin, kapıların ve kütlelerin mimari akışkanlığına göre) “atonal”, “zorlu” ve “uçuk” diyebileceğimiz mimari tasarım özelliklerini taşısa da -kendi içinde, morfolojik olarak- son derece müzikal bir yapı… Belki de abartılı bir şarkının çingene yorumu… Mimari bir varoluştan çok müzikal düşüncelerle dışavurulmuş, süreksel bir canlılık ve makamsal değişkenlik taşıyan melodik bir yönelimi/dili var. Sonuçta, Viyana’da böylesi bir dilsel canlılığın somutlaştığını ve bir sanatçının (Friedensreich Hundertwasser) böylesi bir apartmanı (ve çevresel düzenlemelerini) yaşama geçirebilmiş olmasını görmek son derece etkileyiciydi.” (Zy)


20160910_141635


20160910_141402

Fotoğraflar: Z. Yalçınpınar
10 Eylül 2016, Viyana

20160910_141423


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
06
2016
--

Factory Manifestosu

factory-iscisi

Neo-Beat taifesi “Factory” adında bir manifesto yayımladı. Manifestonun tam metnine http://beatkusagi.com/factory-manifestosu/ adresinden ulaşabilirsiniz.


(…)
4) Yapmak ile değil, denemek ile ilgileniyoruz. Yalnızca deneyselliğin sınırlarını merak ediyoruz.
(…)
6) Bizler sanatçı değiliz. Sanatçılık popüler kültür ve piyasacılıkla kirlenmiştir. Bizler Factory işçileriyiz.
(…)
8) İlk Factory işçisi Hector’dur. (…)
(…)
10) Bizler isimlerimizin haykırılmasını istemiyoruz. Etiketleri, piyasacılığı, patlayan flaşları reddediyoruz. Bizler yalnızca aydınlanmış zihinler talep ediyoruz.
11) Factory tünelin sonundaki aydınlık değil, tünelin kendisidir. Aydınlanmaya giden yolda yüzeyselliğe geçit vermemektir.
(…)

Factory Manifestosu‘ndan…

Ağu
21
2016
--

“Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi” (Zafer Yalçınpınar)

ingeborgbachmanndilfelsefesi

Ingeborg Bachmann’ın edebiyat aurasıyla tanışmam, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1985 yılında Doç. Dr. Semahat Yüksel’in çevirisiyle yayımlanan ‘Seçmeler’ adlı kitap ve bu kitapta yer alan “Su Perisi Gidiyor” (Undine Gidiyor) adlı öykü sayesinde gerçekleşti. “Su Perisi Gidiyor” başlıklı öykü -çevirideki bazı tutarsızlıklara rağmen- etkileyici dilsel motifler ile felsefi bir bakış açısından oluşan özel bir anlatım gücü içeriyordu. Ayrıca, “Otuz Yaş” adlı öykü kitabından seçilmiş altı öyküyü içeren “Seçmeler” ile yazarın ünlü -ve tek- romanı olan “Malina” (B/F/S  Yay., 1985, Çev: A.  Cemal) Türkçe’de kitap oylumunda yayımlanmış ilk Ingeborg Bachmann eserleri olma özelliğini taşıyorlardı. ‘Seçmeler’de yayımlanan öyküleri okuduktan birkaç yıl sonra, Bachmann’ın edebiyat yaşamı boyunca kurduğu dilsel alan derinliğinin -sürekli genişleyen, yaşayan, nefes alıp veren- sınırlarını ve bu sınırların dil felsefesi üst-başlığındaki önemini “Ertelenmiş Zaman” (İyi Şeyler Yay., 1993, Çev: A. Cemal) adlı zarif şiir kitabını okuduğumda fark edecektim. Geçtiğimiz Mart ayında ise Bachmann’ın 1948-1967 yılları arasında yayımlanan şiirlerinden oluşmuş en kapsamlı ‘Toplu Şiirler” bütününün yeni baskısı -12 yıl aradan sonra- Yapı Kredi Yayınları tarafından gerçekleştirildi. Bu yeni baskı, “Ertelenmiş Zaman” öncesinde (1948-1953) ve sonrasında (1957-1967) yayımlanmış şiirleri karşılaştırmalı olarak okumamızı ve Ingeborg Bachmann’ın dil felsefesine olan bağlılığını içselleştirmemizi sağlıyor.

Dünyada ve ülkemizde Ingeborg Bachmann, bir edebiyatçı olarak en çok “Malina” adlı romanı doğrultusunda okurla buluşmuştur. 1971 yılında yayımlanan bu romanın bir başyapıt olarak ön-plana çıkmasını sağlayan temel farklılık; yapısalcı veya yaratıcı yazarlık kuramı öğelerinin (klasik kurgu, karakter yaratımı, olay örgüsü vb.) dilsel öğelerin önüne hiçbir koşulda geçmemesi, yani Bachmann’ın dili ikincil önemde bir ‘araç’ olarak görmemesidir. Aksine, Bachmann’ın eserlerindeki anlatılar ve bu anlatıların yerlemleri, dilin -içkin- devinimiyle birlikte ‘anlam uzayı’nı genişletecek derecede önemli bir ‘felsefi amaç’ olarak belirlenmiştir. Dilin düşünsel imkânlar oluşturmadaki önceliği, Ingeborg Bachmann gibi uzun yıllar şiir ve dil felsefesi alanında akademik olarak çalışmış yazar ve şairlerin tümünde görülür. (Örneğin; Bilge Karasu, Füsun Akatlı, Oruç Aruoba ve İonna Kuçuradi’nin edebî eserlerini, dil felsefesi yaklaşımının edebiyatımızdaki öncü eserleri olarak değerlendirebiliriz.) Bachmann, 1951 yılında Martin Heiddeger’in varoluşçuluk felsefesi üzerine yazdığı tezle doktorasını tamamlamış ve 1958-1959 yıllarında doçent unvanıyla Frankfurt Üniversitesi’nde ‘şiir dersleri’ vermiştir. Ingeborg Bachmann için dil felsefesinin temel yaklaşımını oluşturan kök nedensellik Ludwig Wittgenstein’ın “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarını belirler.” önermesiyle ifade edilebilir. Bachmann, 1963 yılındaki bir söyleşisinde “Şiir yazmak zorunluğu duymamama karşın, istersem şiir yazmayı ‘başarabileceğim’ kuşkusuna kapılınca, şiir yazmayı bıraktım. Ve yeniden şiir yazmak zorunda olduğumu duyumsayıncaya kadar, yazacaklarımın, son yazdıklarımdan bu yana edinilen deneyimleri kapsayacak ölçüde yeni şiirler olacağına inanıncaya kadar şiir kaleme almayacağım.” demektedir. Şiire ilişkin bu tutum, Ludwig Wittgenstein’ın felsefi çalışmalarının ilk dönemiyle bütünlüklü olarak örtüşürken, bulanık mantık ve dil oyunları kuramını oluşturduğu ikinci dönemle ise daha az uyumluluk gösteriyor.

Bachmann’ın “Ertelenmiş Zaman” öncesi ‘1948-1953 Şiirleri’nde Orta Avrupa lirizmi, tematik açıdan dengeleyici(normal) bir yoğunlukta varolmuştur. Lirizmin yerini dil felsefesine bırakarak, semiyotik ağırlığın imgelem üzerinde baskın hâle geldiği ilk kontrast şiirler “Ertelenmiş Zaman”ın üçüncü bölümünü oluşturuyor. Dil felsefesinin tüm hatlarıyla kendini gösterdiği ilk Bachmann şiirlerinin “Büyük Viyana peyzajı” ile “Budala adlı bale-mim gösterisinden Prens Mişkin’in bir monologu” olduğunu düşünüyorum. Dostoyevski’nin “Budala” adlı romanının başkahramanı olan Prens Mişkin’in “dürüstlük dolu” iç dünyası nedeniyle dış dünya karşısında yaşadığı kriz, Bachmann’ın zihninde şiirsel bir monolog olarak belirmektedir. Bu şiirdeki durum, Bachmann’ın edebî türler (deneme, roman, oyun, şiir) tanımlarındaki biçimsel ayrımları kaldırıp ‘eserlerin taşıdığı anlam’ ile ‘dil felsefesinin amaçladığı anlam’ı birleştirerek yeni bir edebî düzlem(şiirsel alan derinliği) oluşturmak istemesinin en güzel örneklerinden biridir.

Sonuçta Ingeborg Bachmann, dil felsefesinin alan derinliğinden edebiyat eseri çıkaran ve ‘anlamı -şiir olarak- yeniden kurmaya çalışan ekol’ün yakın tarihteki en önemli isimlerinden biridir. Dilbilimsel hassasiyeti olan ve “gerçeğin yapısının dilin yapısı tarafından belirlendiğini” düşünen okuyucuların Ingeborg Bachmann’ın tüm eserlerini içselleştirmesi gerektiğine inanıyorum.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016, s.4


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Ağu
20
2016
0

BULUNTU: İlhan Berk’in 1962 yılında kaleme aldığı “Mısırkalyoniğne Günlüğü”

IMG_20160403_100754
‘Mısırkalyoniğne’ adlı şiir kitabı İlhan Berk’in poetikasındaki en uç (uzgörü oluşturan) imgesel hattır. İlhan Berk’in günlüklerinin birleştirildiği “El Yazılarına Vuruyor Güneş” adlı kitabın hiçbir baskısında yer almayan Mısırkalyoniğne Günlüğü’yle, Dost Dergisi’nin Şubat 1962 tarihli 11. sayısında (yeni dizi) karşılaştım. Bu günlük parçaları, İlhan Berk’in kurguladığı şiirsel alan derinliğinin sınırlarını sezmek ve ‘Mısırkalyoniğne’ için ‘doğru yan okumalar’ sağlamak adına önemli işaretler taşıyor. Şiirselliğin arkeolojisiyle ilgilenen İlhan Berk araştırmacılarının ‘tarihsellik’ kavrayışını bütünleyecek olan ‘Mısırkalyoniğne Günlükleri’ne http://bit.ly/mkigunlukleri adresinden ulaşabilirsiniz.

İyi okumalar dilerim.
Z. Yalçınpınar

Önemli Not: Önümüzdeki günlerde, İlhan Berk’in kitaplarında yer almayan ‘Yugoslavya Günlükleri’ni de EVV3L kapsamında paylaşacağız.


IMG_20160403_100859

“Anlamı tam silmek istiyorum. “Mısırkalyoniğne” böyle bir kitap olur mu? bilmiyorum. Bunun için Artaud’dan iyice asılanabiliyorum. Nedir ki Artaud, bunu yaşamıyla bağdaştırmış, cinnete değin gitmiş, anlamsızlığı yaşamasının bir ereği yapmıştır. Benim deneyim daha çok kuramsal. Buna düşsel demek daha doğru belki. Usumun çalışış düzenini sevmiyorum. (…) Şiirin altını üstüne getirmek, başı sonu kaldırmak, köğük düzenini yıkmak… Buna yetmiyor. Uyarıcı özdekler de bir yere değin işe yarıyor. (…) Henri Michaux’nun öğütlediği yolu tutmadım. Baudelaire’i, Poe’yu da doğrulamıyorum. (…) Ayıkken de insan onları yazabilir. Bir yöntemi ya da usun belirli çalışmasını o deneylerin kırdığını sanmıyorum. Ben başıboşluğu, bir sözün bir sözü tutmamazlığını arıyorum. Aslında bu da ussal bir kuram. Yani bir ayıklık işi. Umutsuzluk, yitiklik yalnızlık da yetmiyor buna. Ne zamandır umutsuz, yitik, yalnızım. (...)”

İlhan Berk
Mısırkalyoniğne Günlükleri’nden…



Hamişler:

1/ Mısırkalyoniğne Günlüğü’ne EVV3L’in issuu alanı üzerinde https://issuu.com/adabeyi/docs/misirkalyonignegunlukleri adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “İlhanberkiğne” adlı yazının tam metnine -ki bu yazı Birgün Kitap Eki’nde de yayımlanmıştı- http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “İlhan Berk’in 1962-65 ve 1975-1977 yılları arasında “Yeni Ufuklar” ile “Milliyet Sanat” adlı dergilerde yayımlanan inceleme yazılarını Mart 2011′de “Bakmak” adlı e-kitapta topladım. Bu bütünü, imgelem, şiir dili, dize tekniği, doğu-batı şiiri gibi konular kapsamında çok değerli, İlhan Berk’in kendi poetikasına ilişkin ayrıntılı açıklamaları kapsamında ise örneklerle dolu ve aydınlatıcı bir derleme olarak görüyorum. Ayrıca, İkinci Yeni şiir akımının 1950′den günümüze uzanan imgesel yaklaşımındaki kökenleri, getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu poetikanın gerekçelerini de İlhan Berk’in bu güçlü inceleme yazıları aracılığıyla kavrıyoruz.” Kitabın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkbakmak.pdf adresinden PDF biçeminde ulaşabilirsiniz. (60 Mb.)

Haz
22
2016
--

“Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk” (Zafer Yalçınpınar)

herzogbuzdayuruyus

Alman sinema ekolünün sıkı yönetmenlerinden Werner Herzog’un 1974 yılında kaleme aldığı “Buzda Yürüyüş” adlı günlükler, Şubat 2016’da Jaguar Kitap’tan yayımlandı. Ali Bolcakan tarafından dilimize çevrilen kitap, Werner Herzog’un bir ceket, bir pusula ve gerekli kamp malzemeleriyle birlikte 23 Kasım 1974 tarihinde Münih’ten yola çıkıp Paris’te ölüm döşeğindeki eleştirmen dostu Lotte Eisner’e yaya olarak erişmeye çalışmasının günlük notlarından ve yolculuk esnasındaki görüngülerden oluşuyor. Yürüyerek Paris’e ulaşabilirse Lotte Eisner’in hayatta kalacağına dair tuhaf bir gerçeklik katmanı ya da inanç Herzog’un zihninde yer almasaydı eğer, imgesel açıdan göz kamaştıran bu ilginç betik okuyucuyla buluşamazdı. Werner Herzog yürüyüşünün ilk gününde yolculuğunun amacını şöyle tanımlıyor:

“(…)Kendime dair derin düşüncelere dalmak dünyanın geri kalanının uyum içinde olduğunu açığa çıkarıyor.(…)Her şeye ağır basan tek bir düşünce var: Buradan uzaklaşmak. İnsanlar beni korkutuyor. Eisner’imiz ölmemeli, ölmeyecek, buna izin vermeyeceğim. Şu an ölüyor değil çünkü ölmüyor. Şimdi değil, hayır, buna hakkı yok. Kararlı adımlarımın altında yer sallanıyor. Dinlendiğimde bir dağ istirahata çekiliyor. (…) Paris’e vardığımda hayatta olacak. Ölmemeli.”

Herzog-1

Herzog’un Münih-Paris hattında 21 gün süren yürüyüş notları, birbiri ardına sıralanmış gerçek yaşantı parçaları olarak tuhaf bir varoluşa sahip: “Buzda Yürüyüş” esnasındaki gerçek yaşantı parçalarının betikte sinematografik bir yöntemle bütünlendiğini görüyoruz. Werner Herzog, Münih’ten Paris’e doğru çizdiği yürüyüş rotasını bir film şeridi olarak düşünüyor ve tutuğu günlük notlar -tıpkı sinema sanatında olduğu gibi- çeşitli ham görüntülerin, olayların, duygulanımların ve çevresel faktörlerin hızla devinmesini sağlıyor. Herzog, yolculuğu süresince yaşadıklarının anlatımını sinema duygusu veren özel, keskin ve ‘dış ses’ benzeri bir dile taşıyarak metnin akışkanlığını, canlılığını yönetiyor. İnsan zihninin algısal yeteneklerini kullanarak önce bir tür ‘alan derinliği’ni harekete geçiren Herzog, zaman zaman kadraj içerisindeki ilgisiz odaklanmalara yönelerek okuyucunun konumunu ‘edilgen bir izleyici’ye dönüştürüyor:

(…)Ormanın ilerisine doğru bakıyorum. Çamlar birbirlerine doğru sallanıyor, kargalar rüzgâra karşı uçuyor ve hiç ilerleyemiyor. Tüm köy bir buğday tarlasına kurulmuş, her buğdayın üzerinde bir ev. Evler sapların üzerinde görkemli bir biçimde sallanıyor, tüm köy eğilip bükülüyor. Bir karaca yola atlıyor ve asfaltta kayıyor, sanki asfalt yeni cilalanmış bir parke zeminmişçesine.(…)Yol kenarındaki sigara paketleri çok ilgimi çekiyor, özellikle de ezilmedikleri zaman; o zaman hafifçe şişip bir cesede benziyorlar, köşeleri artık o kadar sivri olmuyor ve nemin soğukta su damlacıklarına dönüşmesi yüzünden etraflarındaki naylon içeriden buğulanıyor.

Herzog, yürüyüş sırasında geçtiği köyleri, gördüğü nesneleri, yaşadığı doğa olaylarını, bedensel değişimleri, çeşitli zorluk ve kolaylıkları kısa cümlelerle, dolaysız ifadelerle sürekli ve hızlı bir şekilde betimliyor. Betimlemelerin zaman zaman eğretilemelere dönüşerek şiirsel bir boyut kazandığını ve zenginleştiğini de hissediyoruz.

Yolculuktaki en ilginç ânlar yolda karşılaşılan insanların içinde olduğu kadrajlardır. Herzog’un insanlarla karşılaştığı (kesiştiği) her mekânda önce bir yabancılaşma-çekince-gerilim ânı oluşuyor, ardından karşılaştığı insana ilişkin Herzog’un zihninde keskin bir izlenim dile geliyor ve umarsızlık duygusuyla sonlanan yaşantı parçasının hızla geçip gittiği izliyoruz:

(…)Yol hemen karla kaplanıyor. Tipide bir traktör tarlaya saplanıyor, farları yanıyor ve ilerleyemiyor; çiftçi yanında pes etmiş, ne yapacağını bilemez bir hâlde duruyor. Biz, iki hortlak, birbirimize selam vermiyoruz.(…)Benzincideki adam bana öyle gerçek dışı bir bakış fırlattı ki aynaya bakıp kendimi hâlâ insan gibi gözüktüğüme ikna edeyim diye hemen tuvalete koştum. (…)

Gerçek yaşamın ya da kurgusal edebiyat eserlerinin sinemaya uyarlandığını biliyoruz, böylesi çalışmalarla çok karşılaştık, ancak objektifleşmiş ya da kadrajlaşmış bir insan zihni ile zorlu bir yolculuğun hayata uyarlandığını ilk kez görüyoruz. Werner Herzog’un 1974’te gerçekleştirdiği Münih-Paris yolculuğunu edebiyata -hatta, yaşamın ta kendisine- uyarlanmış bir sinema filmi olarak düşünebiliriz. “Buzda Yürüyüş” adlı kitapta yaşam, Werner Herzog’un bakışının biçimini taşıyan bir yolculuğa dönüşüyor.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016, s.5


Herzog-3


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/herzogbuzdayurur adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Haz
19
2016
0

Sıkı şair, ressam ve grafiker SAİT MADEN’i saygıyla anıyoruz…

 “Sait Maden’in, 21 Mart 2011 Dünya Şiir Günü için hazırladığı
“Şiirin Dip Sularında” adlı poetik bildirisi”

 “Sait Maden’in tasarımını gerçekleştirdiği logolardan bazıları”

SAİT MADEN’İN ÇEVİRDİĞİ ŞİİRLERDEN:

“Maesta ve Errabunda” (C. Baudelaire)
http://evvel.org/maesta-ve-errabunda-c-baudelaire

“Boşlukta…” (E. Montale)
http://evvel.org/boslukta-eugenio-montale

“Gözle görülebilen…” (P. Eluard)
http://evvel.org/gozle-gorulebilen

“Ne söyledimse…” (P. Eluard)
http://evvel.org/ne-soyledimse


“Sait Maden’in “Korku Zambakları”
başlıklı bir kitap kapağı tasarımı”
(Zafer Yalçınpınar Arşivi’nden)


Haz
08
2016
--

“Hiç kimse yok, boğucu bir sessizlik” (Werner Herzog)

buzdayuruyusherzog


Ayrıca bkz: Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk: http://bit.ly/herzogbuzdayurur

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel