Eyl
06
2018
--

“Kayıtsızlık, dili geçersiz kılıyor…”

(…)
Yalnızsın. Yalnız bir adam gibi yürümeyi, aylak aylak dolaşmayı, sürtmeyi, bakmadan görmeyi, görmeden bakmayı öğreniyorsun. Saydamlığı, hareketsizliği, varolmayışı öğreniyorsun. Bir gölge olmayı ve insanlara sanki hepsi birer taşmış gibi bakmayı öğreniyorsun. Oturur durumda, yatar durumda kalmayı, ayakta durmayı öğreniyorsun. Her lokmayı çiğnemeyi, ağzına götürdüğün her parça yiyecekte aynı manasız tadı bulmayı öğreniyorsun. Resim galerilerinde sergilenen tablolara sanki duvar parçalarıymış, tavan parçalarıymış gibi, duvarlara, tavanlara da yağlıboya resimlermiş gibi bakmayı öğreniyorsun, üstlerindeki hep başa dönen onlarca, binlerce yolu, amansız labirentleri, kimsenin çözemeyeceği metni, parçalanmakta olan yüzleri bıkmadan yorulmadan izliyorsun. (s.42-43)
(…)
Kayıtsızlık, dili geçersiz kılıyor, işaretleri anlaşılmaz hale getiriyor. Sabırlısın ama beklemiyorsun, özgürsün ama seçemiyorsun, müsaitsin ama hiçbir şey seni harekete geçirmiyor. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey talep etmiyor, hiçbir şey dayatmıyorsun. Hiç dinlemeden duyuyor, hiç bakmadan görüyorsun: tavanlardaki çatlakları, parkenin dilimlerini, yer karolarının desenlerini, gözlerinin çevresindeki kırışıklıkları, ağaçları, suyu, taşları, geçen arabaları, gökyüzünde bulut şekilleri çizen bulutları.(s.64)
(…)
Mutsuzluk üzerine atılmadı, üstüne çullanmadı; yavaşça sızdı, neredeyse tatlılıkla sokuldu. Büyük bir dikkatle yaşamına, hareketlerine, saatlerine, odana işledi, uzun süre gizli tutulmuş bir hakikat, reddedilmiş bir gerçeklik gibi; direşken ve sabırlı, incecik, zorlu mutsuzluk, tavandaki çatlakları, çatlak aynadaki yüzünün kırışıklarını, dizilmiş oyun kâğıtlarını ele geçirip sahanlıktaki musluktan damlayan suyun içine girdi. Saint-Roch’un çanı her çeyrek saati vurduğunda onunla birlikte çınladı.(s.78)
(…)

Georges Perec
“Uyuyan Adam”, Çev: Sosi Dolanoğlu, Metis Yay. 4. Baskı, 2016

Tem
28
2018
--

“Dilin sürdürülebilirliği poetikanın gelişimine bağlıdır.” (Zafer Yalçınpınar)

“Bu gazete kupüründe ne yazdığını bilmiyorum. Japonca mı, hangi dilde onu da bilmiyorum. Ama, bu kâğıt parçasını toprağa gömünce bir bitki(çiçek) yeşeriyor; tohum alaşımlı, özütlü bir kâğıtta kelimeler, cümleler icat etmişler… Şiir dili:- dilin şiirle sürekli genişleyen ‘imgesel alan derinliği’ geliyor aklıma; “Sıkı şiir dediğimiz şey de bu kâğıdın özütü gibi olmalı!” diyorum kendime. Dilin tüm zamanlardaki yaşamını, salınımını ve varoluşunu düşünüyorum.* Sonuç şu: Tüm retorik katmanları (logos, ethos ve pathos) sürdürülebilirliklerini ‘imgesel alan derinliği’nin milimetrik(karınca adımlarıyla) gelişimine borçludur.”

Zafer Yalçınpınar
Temmuz 2018

* “Şöyle söylemekle sanıyorum, felsefeyle ilgili tutumumu özetlemiş oluyorum: Felsefenin aslında şiir olarak kurulması gerekir. Buradan da, bana öyle geliyor ki, düşüncemin ne denli şimdiye, geleceğe ya da geçmişe ait olduğu çıkar. Çünkü böylelikle, yapabilmek istediğini tam yapamayan biri olduğumu itiraf ediyorum.” (Ludwig Wittgenstein, Yan Değiniler, Çev: Oruç Aruoba, 6:45 Yay., 1999, s.23) Oruç Aruoba’nın Notu: Şiir olarak kurmak: “dichten”. Birçok başka dilde olduğu gibi, Türkçe’de de tam karşılığı olmayan bir fiil: Şiirlemek(?!)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
25
2018
--

Yavaştan başlıyoruz: UPAS, neşriyat!


“Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla UPAS neşriyatı oluşturduk! Sözün özü şu: Dijital yayıncılık alanındaki serüvenimize başlıyoruz. Detaylar için upas.evvel.org adresini ziyaret edebilir, şiirsel materyallerinizi ve kitap dosyalarınızı upasnesriyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

İlk kitaplarımız ile UPAS~zine‘in ilk sayısı, Eylül 2018‘de (pdf dokümanı biçeminde) yayımlanacak. Bakalım neler olacak! Tüm gelişmeleri instagram hesabımızdan (@upasyayin) takip edebilirsiniz.

Son olarak, şunu unutmayın; “ŞİİR, herkesi sevmek zorunda değildir!”

Görüşmek üzere…

Zafer Yalçınpınar
7/7/2018


Tem
25
2018
--

Wittgenstein’ın Ahlak Bilimi Eleştirisi: “…hiçbir ‘temel’ türden açıklamaya ihtiyacımız yoktur.”

(…) “Emin oluş, kesinlik hissine gelince: Bazen kendi kendime “Eminim ki saat…” derim ve bunu az çok kendinden emin bir ses tonuyla söylerim, vs. Eğer bu emin oluşun temelini soruyorsan; hiçbir temelim yok.”

Sahiden de Wittgenstein’ın ahlak anlayışına yönelen bazı çalışmalarda, tıpkı Wittgenstein’dan alıntıladığımız bu pasajda görüldüğü gibi, aranan temelin davranışımızın kendisinde olduğu noktasına dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla ahlakın temellendirilmesi konusundaki tartışma, buraya kadar aktardığımız noktalardan hareketle, göz önünde olanın, şimdi burada olan özgül tecrübenin, yani aslında basit ahlaki kesinliğin görülebilmesi meselesine gelip dayanır. Monk’un eserinde bu durum, şöyle ifade edilir:

“Sonuç olarak sadece “çalınması ile beste arasındaki ilişkilerdeki kuralı görmemiz” gerekir. Eğer bunu göremiyorsak hiçbir açıklama onu anlaşılır kılmayacaktır; eğer görebiliyorsak, o zaman açıklamaların gereksiz olduğu bir noktaya gelinir: hiçbir “temel” türden açıklamaya ihtiyacımız yoktur.” (…)

Gümüşhane Üniversitesi’nden Peyyamisefa Gülay‘ın akademik makalesinin tam metnini http://www.flsfdergisi.com/sayi25/239-253.pdf adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ludwig Wittgenstein ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
25
2018
--

“Eski Oda” by “AFRODEO”

“Sessizliğin dilbilgisinden
imgelemin özgürleşmesine
incelen bir viraj, gam…” (Zy)


Afrodeo’nun “Eski Oda”sı yayımlandı… Dinlemek için;
https://robonimarecords.bandcamp.com/album/eski-oda

Haz
14
2018
--

İmgelemin gücünü vurgulayan sıkı bir sergi; “SANDIĞIN 3 GÖZÜ”


“Çalışmalarına gerek sokaklardan gerekse galeri sergilerinden aşina olduğumuz sokak sanatçılarından Adekan, Ares ve Cins, “Sandığın 3 Gözü” adlı sergi ile Kasa Galeri’de güçlerini birleştiriyor. ”

Burcu Ezer‘in “ArtfulLiving” adlı web sitesi kapsamında Ares, Adekan ve Cins’le gerçekleştirdiği sıkı söyleşi ile sergiden görüntülere http://www.artfulliving.com.tr/sanat/sokagin-asi-ruhu-galeriye-tasiyor-i-15688 adresinden ulaşabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

May
09
2018
--

“Kahve Değirmeni” (Marcel Duchamp)

Marcel Duchamp’ın “Kahve Değirmeni” adlı eseri… (1911)

“(…)Kahve Değirmeni – Hareketin estetiği ile Durağan estetik bölümü tembel eylemin ve hareketsizliğin; eylemi, zamanı ve öznelliği yeniden düşünmemize nasıl imkan sağladığını anlamamıza yönelik. Duchamp’ın 1911’de resmettiği küçük ebatlı eser ‘Kahve Değirmeni’ durağan olanla hareketli olan eylemler arasındaki zamansal boyutu göstermesi açısından sanat tarihçilerin ilgisini çekmiş ve Duchamp’ı daha en başta avangartlardan ayıran bir yere konumlamıştır. Bu eserle beraber Duchamp şunu açık olarak söylemiştir: “Benim sermayem para değil zamandır.” Burada bahsettiği şey der Lazzarato, ölçülebilen ve biriktirilebilen zaman değil, aynı anda geçmiş, gelecek ve şimdiyi kuşatan üretimdir. (…)”

Aynur Kulak
Bkz: http://kitapeki.com/marcel-duchamp-ve-isin-reddi/

Nis
18
2018
--

“Kendim olmak diye bir kaygım yok…” (Bilge Karasu)

(…)
Kendim olmak diye bir kaygım yok galiba. (Gülerek) İşte nasıl yazıyorsam öyleyimdir diyorum herhalde. Bu da yine imgelere getirecektir bizi ama, kendim olmak diye bir kaygım yok, onu anlatmak çok güç. Nasıl tasarlıyorsam, nasıl yazıyorsam öyle oluyor. Kendim olmak, başka bir şey değil ki, çünkü onun dışında, onun ötesinde bir kendimlik yok ki, kendimlik burada söylediğimde, yazdığımda, yaptığımda.
(…)

Bilge Karasu
“Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir”, Kırmızı Kedi Yay., 2017, s. 32
Söyleşi: Mustafa Arslantunalı


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Bilge Karasu” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
16
2018
--

“Yazmak” (Bilge Karasu)

Bilge Karasu
“Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir”, Kırmızı Kedi Yay., 2017, s. 25-27
Söyleşi: Mustafa Arslantunalı


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Bilge Karasu” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
08
2018
--

Ezgiler Ezgisi’nden…

I.

1/
Ezgiler Ezgisi
Süleyman’ın
(…)

3/ (…)
ve bir ıtır gibi yayılıyor havaya adın
(…)

6/
Bakın bana karayım
çünkü güneş baktı yüzüme
(…)

15/
İşte güzelsin sevgilim güzelsin işte
gözlerin iki güvercin
(…)

17/
Sedirağaçları çatkı olmuş evimize
tavanımız selviler


III.
(…)

10/

Kim bu kadın
şafağa benzer karşıdan
Ay kadar güzel
Güneş kadar saf
sancak açmış ordu gibi korkunç
(…)

Ezgiler Ezgisi (Neşideler Neşidesi)
Eski Ahit, Çev: Samih Rifat, YKY, Mart 2018

Nis
04
2018
--

“Portreler” (Emel Akın)


Emel Akın, 2018
“sanatçının annesinin portresi…”
(23×17 cm, kâğıt üstüne mavi tükenmez kalem)


Emel Akın, 2018
“sanatçının annesinin portresi…”
(23×17 cm, kâğıt üstüne mavi tükenmez kalem)


Ayrıca bkz: http://evvel.org/emel-akinin-eskizleri 


Nis
01
2018
--

Dilin Gücü (Bilge Karasu)

Herhangi bir metnin ortaya çıkması, ilkin o dilin, o metni söyleyebilir hale gelmiş olması demektir; böyle bir metin varsa. Hem söyleyebilir hale gelmiş olması demektir, hem de bundan sonra buradan çıkabilecek olan birtakım başka metinleri de söyleyebilecek gücüllüğü bulmuş olması demektir. (…)

Bilge Karasu
“Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir”, Kırmızı Kedi Yay., 2017, s. 47
Söyleşi: Mustafa Arslantunalı


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Bilge Karasu” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/bilge-karasu adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
19
2018
--

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar-2 (Fernando Pessoa)

(…)

155/ Bir bulmaca meraklısının ilgisiyle yaklaşıyorum hayata.

(…)

161/
Uçurumdur benim çitim
Ben olmanın ölçüsü yok.
(…)

163/
Ben bir kaçağım
Doğar doğmaz
Kendime hapsettim kendimi
Sonra kaçtım.
(…)

171/ Belki şöhrette bir ölüm ve gereksizlik tadı vardır; zaferde de çürük kokusu.

(…)

194/ Ben kendimle kendim arasındaki bu aralığım.

(…)

FERNANDO PESSOA
“Başıboş Bir Yolculuktan Notlar”, Kırmızı Kedi Yay., 5. Baskı, 2017
Derleyen ve Çeviren: Işık Ergüden

Ayrıca bkz: http://evvel.org/basibos-bir-yolculuktan-notlar-1-fernando-pessoa

Mar
17
2018
--

An. “bir zamanlar, bir”

An. “bir zamanlar, bir”
izlemek/dinlemek için:
https://youtu.be/ACUphjsz9ik


Doğaçlama grubu An., Tayfun Polat’ın lokomotifliğinde 23 yılı geride bıraktı. Her seferinde ayrı bir kadroyla çalan An.’ın yaklaşık 10 yıl sonra tekrar biraraya gelmesinin sebebi öncekilerden farklı. Elektrik gitarda Rammy Roo, elektrik basta Özün Usta ve oyuncaklarda Murat Mrt Seçkin’in ürettiği müzikler üzerine Tayfun Polat 2017 kışında çıkan son şiir kitabı ‘bir zamanlar, bir’i kargART canlıkarga serisinde düzenlenen Seretonin Gecesi’nde okudu.


Tayfun Polat, bir zamanlar, bir
Eylül 2017, 40 Sayfa, Şiir

Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir

Mar
11
2018
--

Atlantis


“Atlantis” by Zy
Seferihisar, 2018



Tüm fotoğraflar; http://zaferyalcinpinar.tumblr.com


Şub
22
2018
--
Şub
20
2018
--

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar-1 (Fernando Pessoa)

 

(…)

7/ (…) Yalnızlık tarzım benim şairlik.

(…)

9/ Üstün şair gerçekten hissettiğini söyler, vasat şair hissetmeye karar verdiği şeyi, alt düzey şair ise hissetmesi gerektiğine inandığı şeyi söyler.

(…)

26/
Ne zaman bitecek bu içsel gece, evren,
Ya ben, ruhum, ne zaman göreceğim günümü?
Ne zaman uyanacağım uyanık olmaktan?

(…)

46/ Benim ruhun karanlık bir burgaçtır, boşlığun etrafındaki uçsuz bucaksız baş dönmesi, hiçliğin içindeki bir deliğe doğru bir okyanusun sonsuz emilişidir. Bu suların, daha doğrusu bu girdabın içinde dünyada görüp işitebileceğim imgeler yüzer her zaman.

(…)

55/ Her şeyi, her biçimde hissetmeli.

(…)

69/
Beni şekillendiren hayal gücüdür.
Yolculuk etmem için elimden hep o tuttu.
Ben hep onun sayesinde sevdim, nefret ettim,
__________________konuştum, düşündüm.
Her gün onun penceresinden bakarım
Ve böylece her saat sanki benimmiş gibi gelir.

(…)

72/ Hiçbir dönemin duyarlılığı bir diğerine aktarılamaz. Ancak bu duyarlılığın kavranışı aktarılır. Biz, duyguyla kendimiz, zekâyla başkaları oluruz.

(…)

90/
Neden beklemeli?
-Her şey var,
Düşlenmeye hazır.

 

FERNANDO PESSOA
“Başıboş Bir Yolculuktan Notlar”, Kırmızı Kedi Yay., 5. Baskı, 2017
Derleyen ve Çeviren: Işık Ergüden

Oca
30
2018
--

“…çocuklar gibi olduklarını düşünüyorum, rüyayla uyanıklığı birbirlerinden ayırt edebildiklerini sanmıyorum.” (Jorge Luis Borges)

(…) Momigliano, örneğin, dizelerin müziğini, hecelerin tekrarlarını, vurguların yerleşimini analiz eder. O yüzden, İtalyancayı anlamasan da (İtalyanca farklıdır çünkü, tıpkı İspanyolca gibi köken olarak Latincenin diyalekti değildir), yorum yardımıyla anlarsın. Bunun bir dili çalışırken en iyi yöntem olduğunu düşünüyorum: İçeriklerden faydalanmak. Spencer, gramerin öğretilecek en son şey olduğunu söylerdi çünkü önemli olan dilin felsefesidir. Bir çocuk ana dilini sıfatların, isimlerin yamirlerin tanımlarıyla öğrenmez, tıpkı akciğerlerin şeklini çalışırken nefes almayı öğrenmediği gibi.(…)

(…) Metaforun şiirin temeli olduğu aklıma nereden geldi, bilmiyorum (aynı şey Lugones’in de başına gelmişti). Bu teorinin yanlışlığını kanıtlamak için metafordan yoksun tek bir güzel dize yeterli olurdu -dili oluşturan kaçınılmaz metaforlar haricinde bu dizeyi bulmak hiç de zor değildir. Dahası, bütün ülkelerin, neredeyse hiç metafor içermeyen halk şiirlerinden örneklere sahibiz. Metafor, yalnızca yüksek edebiyatta şiirin temel unsurudur. Şiir metaforla başlamaz; ilkellerin gerçek duyguyla figüratif duygu arasındaki farkı görebildiklerinden şüpheliyim. Bir defasında, Thor’un gök gürültüsü tanrısı olduğu düşünüldüğünde bu fikrin bile yeteri kadar karmaşık olduğunu yazmıştım. Olasılıklı Thor hem gürültü hem de kutsallıktı, biri diğerinden ayırt edilemiyordu. İlkellerin çocuklar gibi olduklarını düşünüyorum, rüyayla uyanıklığı birbirlerinden ayırt edebildiklerini sanmıyorum. (…)

JORGE LUIS BORGES
M.E. Vazquez’in Söyleşisi’nden… (Çev: Fırat Genç)
“25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler”
Kırmızı Kedi Yay., 2015, 1.Baskı, s. 65,68,69

Oca
30
2018
--

Kendini Anlatan: “Gökyüzü Kapısı”


Fotoğraflar: Zafer Yalçınpınar
Seferihisar-Beyler Köyü, İzmir, 2018


 

 


Yalçınpınar’ın tüm fotoğrafları için:
http://zaferyalcinpinar.tumblr.com


 


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
19
2017
--

Hareketli çemberler… Özgürlük ve kader…

(…)
İnsan iradesini kuşatan ve her birinin meşru sebebi olan binlerce koşul olduğunu kabul ediyorum. İrade, bu koşulların oluşturduğuçemberin içerisine hapsolmuştur. Fakat bu çember hareket halindedir, canlıdır, dönüp durur; çevresi ve merkezi her gün, her dakika, her saniye değişir. Bu sebeple, bu çemberin sürüklediği ve içinde kapana kısılan tüm insan iradeleri de karşılıklı oyunlarını anbean çeşitlendirirler; özgürlüğü oluşturan da işte budur.

Özgürlük ve kader iki rakiptir; ama yakından ve uzaktan incelendiğinde bu ikisinin aslında tek bir irade olduğu görülür.
(…)

Charles BAUDELAIRE
“Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler”
Çev: Alper Turan, Sel Yayıncılık, 2017, 1. Baskı, s.8

Kas
08
2017
--

Sergi: “Sert Zeminde İdman” (Elif Yıldız)


“Sert Zeminde İdman”, Elif Yıldız
14 Kasım – 9 Aralık 2017 / ARTE SANAT
Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59
Çayyolu / ANKARA

Bkz: http://artesanat.org/sergi-18.html



“Sert Zeminde İdman”, Elif Yıldız
14 Kasım – 9 Aralık 2017 / ARTE SANAT
Mutlukent Mah. Hekimköy Sit. 1920. Cad. No: 59
Çayyolu / ANKARA

Bkz: http://artesanat.org/sergi-18.html


Kas
07
2017
--

“Gerçekliğin uysal noterlerine karşı…” (Giovanni Papini)

(…)
Aşırı anarşik, insanlara ve dogmalara açık seçik saygısızlık besleyen bu ruh hâli geçmişe, sabit, şanlı, disipline ve düzene sokulmuş olana karşı bir tepki değildiyse neydi peki? Çılgınlığa ve absürde olan tutkum banalliğe, sıradanlığa, iyi niyete ve ortak hislere duyulan bir tiksinti değildiyse neydi? Peki ya etik kuralları, iyi terbiyeyi, popüler idolleri, bilgece metotları ve burjuva değerlerini küçümseyişim, lanet olası ve değişmez olguya, tüm ilişkilere, tüm bağlara ve tüm inançlara duyulan bıkkınlık değildiyse neydi?

Ben pozitivizme karşı, pozitivistler yalnızca gerçekliğin uysal noterleri olduklarını iddia ettikleri için savaşıyordum; idealizmle hararetleniyor ve onu, o her şeyi ruha verme ve bedensel var oluştan dahi şüphe duyma hâli tuhaflık ve paradoks koktuğu için uç noktalara taşıyordum. Şimdiye duyduğum nefret yüzünden birkaç ölü dâhiye sığınıyordum; var olana duyduğum nefret yüzünden kendimi hayallere bırakıyordum; insana duyduğum nefret yüzünden doğanın yalnızlığını ve bitkilerin sessiz dostluğunu arıyordum. O zamanlardaki favori kelimem özgürlük idi. Ondan ve bundan; şimdiden ve sonradan, buradan ve oradan özgür olmak: Her şeyden özgür olmak.
(…)

Giovanni Papini
“Bitik Adam”, Çev: Sinem Carnabuci, Monokl Yay., 2012, s. 113-114

Eki
01
2017
--

Ekin Urcan’ın “Zamanlar değişirken…” Çizimleri için…

Ekin Urcan‘ın ‘Zamanlar değişirken…’ başlıklı çizimlerinin içerdiği ifade gücü son derece şiirsel ve etkileyiciydi: Çizimlerdeki poetika, semiyotik açıdan birçok ‘yük’ taşıyordu ve zihnimde çeşitli tahayyüller ile çağrışımlar oluşturuyordu. Bu yüzden, Urcan‘ın çizimlerine birkaç dizeyle eşlik etmekten kendimi alıkoyamadım.”
(Zafer Yalçınpınar)



“yosunların su dansçısı olduğunu gördüm
ve denizle birlikte yaşadım”

 



“rüzgârın tınısı var her yerde
sessizliğin çerçevelediği”

 


“şömineyi anlıyorum
yana yana”

 


“geceye bakıyorum
mürekkep oluyorum”

 


“dağlar kadar sancılı
yürüdüm karanlıkta”

 


“inanmayacaksınız elbette
ben gümüştenim”

 


Hamiş: EVV3L kapsamında gerçekleştirilen “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
22
2017
--

Şiir Kitabı: “BİR ZAMANLAR, BİR” (Tayfun Polat)

Tayfun Polat, bir zamanlar, bir
Eylül 2017, 40 Sayfa, Şiir


Okumak için: http://bit.ly/birzamanlarbir


“EVV3L taifesinin kadim dostlarından Tayfun Polat‘ın yeni şiir kitabı “bir zamanlar, bir” yayımlandı.

Tayfun Polat yeni şiir kitabında, hem parça parça(zerre zerre) hem de bütünsel şekilde(bir, tek) ‘zaman’, ‘zamanlama’ ile “varoluş irdelemeleri” sunuyor; “şiir-düşünsel” bir uzamın ‘ân’larına işaret ediyor. ‘bir zamanlar, bir’de yer alan şiir-düşünsel imgelem boğucu değil; aksine, Tayfun Polat’ın şiirlerinde imgeler kendi ağırlıklarıyla, kendi yükleriyle, retoriksiz:- pırıl pırıl ve pürüzsüz bir berraklıkta, özgürce tınıyarak, sanki, varoluşun hikâyesini, zamanlamasını kurguluyor. Böylelikle, günümüz şiirini kuşatan kitlesel tekinsizlikten, zik-zak kuşağından ve apansızlıktan arınmak isteyen şiir okurları için bire bir şiir kitabı oluşuyor… Sonuçta, şiddetle öneriyorum; ‘bir zamanlar, bir’i okuyun, okuyun, okuyun!

Zafer Yalçınpınar
22 Eylül 2017 Gecesi


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “E-Kitap” başlıklı ilgilere http://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden, “pdf” ilgilerine ise http://evvel.org/ilgi/pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com