Eki
11
2017
--

Bir Şiir Kitabı’nın 10.Yılı: “LİVAR” (Zafer Yalçınpınar)


“Teknemizin adı “LİVAR”, adada balığa çıkar…”



“Şöyle bir baktım da, ilk şiir kitabım LİVAR‘ın yayımlanmasının üzerinden 10 yıl geçmiş: Dünya -tüm yüküyle birlikte- güneşin etrafında 10 kez dönmüş… LİVAR’ın tam metnini pdf dosyası olarak http://bit.ly/livar2007 adresinden okuyabilirsiniz.”



“Zafer Yalçınpınar ve ‘Livar’ adlı tekne”, 2007



Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiir kitaplarını http://zaferyalcinpinar.info adresinden -pdf dosyası  biçiminde- okuyabilirsiniz.

Eyl
30
2013
0

teknemiz Livar, adada balığa çıkar… (e-kitap)

ada20131

“teknemiz Livar, adada balığa çıkar…”

2007’de yayımlanan “Livar” adlı şiir kitabının
kapak görüntüsü… (Zy)

Livar‘ın tam metnine
http://bit.ly/livar2007
ya da
http://issuu.com/adabeyi/docs/livar
adreslerinden pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz.

“Livar” hakkında yazılan bazı yazılara ise
http://zaferyalcinpinar.com/livarhakkinda.pdf
adresinden ulaşılıyor.

*

Ayrıca bkz: MEYDANSIZ (2009)

*

ada20132

 “bulutsu”

*

ada20133

Marmara Adası, 2013

Ayrıca bkz: kendini anlatan

Ayrıca bkz: Livar

Mar
14
2013
0

Sesli Kütüphane’de: “LİVAR”

Sağolsun, varolsun ve hiçbir zaman eksik olmasın Özlem Sezer, 2007 yılında yayımlanan Livar adlı ilk şiir kitabımı Kadıköy Görme Engelliler Sesli Kütüphanesi kapsamında yer alan özel bir sesli kitaba dönüştürmüş… Kitabımın tamamını -Özlem Sezer’in sesiyle- ancak bugün dinleyebildim; Livar’ın ihtiva ettiği deneyselliklerin -sesli kitap dönüşümüyle- bir aşama daha ilerlediğini ve kitabımın imgesel alan derinliğinin bu “yeni okuma” sonucunda daha da genişlediğini/özgürleştiğini hissettim. Onur duydum, gönendim: Özlem Tezer’in sesine ve emeğine sağlık… Kadıköy’deki Sesli Kütüphane Projesi’ni yürüten ve Livar üzerinde Özlem Sezer ile birlikte  özenle çalışan Meyse Yılmaz Budaklı‘ya da yerden göğe kadar teşekkür ediyorum. Meyse Hanım, Kadıköy için (şu bizim ‘görmezler ülkesi’ için) son derece heyecan verici, değerli ve metaforik bir projeyi hakkıyla yürütüyor…

Sahicilikle
Zy

ayrıca bakınız:

1- “Sesli Kütüphaneler üzerine düşünceler:
http://evvel.org/sesli-kutuphaneler-uzerine

2- “Livar” hakkında yazılan yazılar ve gerçekleştirilen söyleşiler:
http://zaferyalcinpinar.com/livarhakkinda.pdf

3- Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Livar” başlıklı ilgiler:
http://evvel.org/ilgi/livar

4- “Kelimenin Yüzü” adlı kitabım da Sesli Kütüphane’de yer alıyor:
http://evvel.org/sesli-kutuphanede-kelimenin-yuzu

Tem
19
2010
0
Tem
19
2009
0

Livar…

2007’de yayımlanan şiir kitabım “Livar” ile Bayram Balcı’nın bugünlerde yayımlanan kitabı arasındaki isim benzerliği üzerine çeşitli platformlarda çeşitli geyikler dön(dürül)üyormuş… Bu konuda Nisan 2007’de yaptığımız tartışmaları ve söylemleri tekrar etmeye gerek yok. Haziran 2007’de “Monokl” adlı derginin 3. sayısında yayımlanan, “Livar” hakkındaki bir şöyleşimden alıntıladığım şu metin de açıklayıcı olacaktır:

“Kitabın isminin kısa hikâyesi şöyle: Çocukluğumda, babamla balığa çıktığım
günlerden birinde kaşık oltasıyla bir Kofana yakalamıştık. Balığı oltadan
kurtarıp teknemizin Livar’ının içine koyduk. Ben de elime bir ıskarmoz alıp
livardaki kofanayla oynamaya başladım. Lüfer soylu balıklar çok vahşi
olurlar. Balık gelip elimdeki ıskarmoza kafa atıyor, bazen de gövdesini yarı
yarıya suyun üzerine çıkarıyordu. Vahşi, dinamik, canlı ve muhteşemdi… İşte
benim Livar’ımdaki şiirler de böylesine dinamik olanlar; anlattığım
hikâyedekine benzer bir canlılık ihtiva eden ve belki de debelenip duran
şiirleri aldım LİVAR adlı dosyama… ” (Monokl, Sayı:3, Haziran 2007)

Hamiş:  Son iki sene içinde “Livar” adlı şiir kitabım hakkında yazılan yazıların ve yaptığım söyleşilerin tümüne http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/livarhakkinda.pdf adresinden ulaşılabiliyor.
Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar

Haz
21
2009
0

Livar üzerine…

Livar hakkında yazılan yazılara ve yapılan söyleşilere http://zaferyal.kuzeyyildizi.com/livarhakkinda.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:,
Ağu
20
2008
1

“LİVAR” adlı tekne…

Zafer Yalçınpınar -Marmara Adası – 2008

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:,
Şub
23
2008
0

Livar: Parçaların Dışı

“Cahil Cühela” mahlasını kullanan birinin “LİVAR” adlı ilk şiir kitabım hakkında yazdığı bir yazı aşağıdadır:

LİVAR: PARÇALARIN DIŞI

Yazıldığı gibi incelenmeli; kapalı. Yazıyı anlamanın mümkünü var mı bilmem; öyleyse ben de bir yineleme yapacağım; tamamlayacağım. Çünkü ‘Livar’ her şeyden önce bir kapalılık hali. Dolayısıyla, modern olan için bir soruşturma bağlamı var. Vurgunun her zaman özne de aranmadığı; öznenin tanımını ve eylemini taş binalara devredişi gibi, söz ve sözcük de yüklenici, taşıyıcı; devreden. Bu bir çoğullama yöntemi aynı zamanda. Bilmeyen yok; kapalılık sivilliğin ruh hali. Anlatı tam da burada şekilleniyor aslında; ses ve anlam ilişkisinde bir parçalanma başlıyor. Evet; kırılmıyor anlatı, parçalanıyor. Demek ki, bütünlük algısının teorik ifşasına karşı, onu aktarmanın duyumsal yolu olarak, sözlerin birbirlerini oluşturdukları yerlerde ciddi bir sarsıntıya ihtiyacımız var. Şiirin gerginliği, anlatıyı eritiyor böylece. Bir biçimsizlik durumuyla, doğallık algısı oluşuyor ve şiir kalıyor geriye; anlamaya çalıştığımız ‘şey’, alışık olmadığımız bir biçim.

Bu noktada ‘Livar’la olan ilişkiyi bir müddet Ponty üzerinden kurmak işimize yarayabilir; şeylerin doğasına erişmek adına Descartes vurgulu bir alan yaratabiliriz. Çünkü Yalçınpınar şiirinde, gördüklerimiz ve algıladıklarımız arasındaki farklar ve ortaklıklar, bize sözcüğün parçalanmasında tesadüfün ötesinde, bir kurallar zincirinin yattığını söylüyor/söylemeye çalışıyor gibi. Tam açılımıyla, “gerçek dünya gördüklerimiz değil, onları oluşturan dalgalar ve parçacıklar”. Burada önem kazanan ve şiire başkalık katan da, gerçekliğin içinde olan şeylerin tanımlanış sürecinde oluşan sözcüklerin, (bu cümlenin içinde olduğu gibi) kendiliklerinden yarattıkları ‘olan’ ve ‘oluşan’ ayrımı. Sözcüğün görevi, ‘başka’yla olan ilişkisinden ancak böyle ayrıştırılabilir. Çünkü, sözcükten sökülen her harf ya da hece, başka olanın tanımıdır/tanımı olabilir. Yalçınpınar’da Livar’ın içinden, dışarıya sızın anlamın ancak bu yolla ortaya koyulabileceğinin farkındadır; ‘Yüzü’, ‘Kıyı’ ve ‘Su Yolcu’ gibi şiirler, bu anlamda Livar’ın temelidir.

“yüzü

gök

yüzü

sissiz

ben

siz

yüzü” ;

“bir

sus

ayakta kalmaktır

indeki

pus”

Bütün bu parçalanmışlık hali, nesnenin soyutluğu üstünden kurulur aslında. Çünkü, Yalçınpınar’ın soyut ve somut ayrımı, onun bir şair olarak kendiliğine dayanır. Kendilik durumu ise, eyleme gerek duymadığı sürece özne olma durumundan ayrı tutulabilir. Kendilik bir aktarım aracı olarak kullanıldığında, her ne kadar araçsallaşmış olsa da pasiftir. İş bu pasiflik, Yalçınpınar’ın kendi anlatısına karşı, sözcüğü parçalayarak giriştiği eylem nihayetinde, özneleşir. Ama, bu öyle bir durumdur ki, elle tutulanın ötesinde, başka bir alanda anlatı her şeyi yeniden kurmuş ve tanımlamış olur. Bu yüzden şiirin eksik kalan bir yanı vardır; bu yan şiirin bütünlüğünün dışında, maddesinin ötesinde aurasında bir eksikliktir. Bu yüzden okuyanla ilişkilendiğine, şiir anlamını başkasının algısına da sunmuş olur; çoğullaşır.

Tanımlama ve yönelme, şiirde izlenmeye başladığında ise, soyut ve somut olan sessizce yer değiştirir; anlam ve yapı, aralıklarla var olmaya başlar. Bu yaklaşım bir önceki paragrafta yazdığımız gibi, bütüne müdahaledir; yöntem farklıdır ancak; çünkü müdahale edilen artık çok daha somut bir duruma (gerçeğin içindeki, özne) tekabül etmektedir. Dolayısıyla daha tematik bir alana geçildiği söylenebilir. Tematik bir tercih, sorgulama sürecinin de kesinliğini belirler. Yalçınpınar’da da durum böyledir. Yargıya varma isteği göze çarpar.

“yokuşlardan iniyoruz

düzayak bir mantığa doğru

zarları bırakıyoruz”

“deniz suyu içelim

uçurumdan

hiç korkmayalım”

Bu noktadan sonra Yalçınpınar, bir eleme sistemi işletmeye başlar; artık tıpkı bir sonsuzun noktaları gibi, belirleyenleri su yüzüne çıkarmayı hedefleyecektir. Böylece soyuttan somuta geçiş süreci Livar üzre tamamlanmış olur. Livar bu anlamda bir çemberdir. Kapalılık hadisesi de asıl önemini, bu sonsuzun noktalarının kullanımında kazanır. Şiir hep yeniden; yalnız kendine başlar. Böylece tanımlanan da, tanımlayış biçimi gibi, bir bütünün içinde devinecektir.

“1. İnsanların kapısını çalıp çalıp kaçardı.”

“9.Çalardı davulunu renkli sağlam ağır aksak” (renkli sağlam uzun aksak)

Maddelemek, sonsuzun noktalarını kapsayıcı kılmaktır. Sayıların, şiirin bir parçası olmasını sağlayan da bu kapsayıcılıktır. İşte bu noktada gerçekleşen, en başta değindiğimiz şeylerin moleküler yapısına ilişkin yanılsama sürecine ait bir “gerçekleşme”dir. Parçalar ne kadar adlandırılırsa, sonuca varılabilir. Maddelenen belirleyenler, bir gövde olarak anlamla iki yönlü bir ilişkinin kurulmasına olanak tanır.

Sonuç olarak, Yalçınpınar’ın yazdıkları, süreçle ilişkilenmiştir. “Olan” da “oluşan” gibi bir süreçtir. Yalçınpınar şiiri bu yüzden okunmaz, düşünülür.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com