Kas
20
2016
--

“Güllerin Öldürdüğü” Fotoğraflar

futuristika_yukio-mishima_02

1963 yılında yazar Yukio Mishima ve fotoğrafçı Eikoh Hosoe, Mishima’nın kitabı “Güllerin Öldürdüğü” için birlikte çalışırlar: http://www.futuristika.org/yukio-mishima/

May
11
2016
0

“Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik” (Zafer Yalçınpınar)

IMG_20160305_113722

Alfred Jarry’nin ismiyle ilk karşılaşmam Monokl Dergisi’nin 1 Şubat 2007’de yayımlanan ikinci sayısında Mustafa Uzuner’in derlediği özel metinler aracılığıyla oldu. Dergide, “Patafizik Koleji” alt başlığında Alfred Jarry ve benzerlerinin metinlerinden çeviriler ile “Patafizik Koleji” bünyesinde yer alabilecek sanatçıların -örneğin Raymond Quenau ve Boris Vian’ın- dünya görüşünü ve tinsel manifestolarını anlatan bir değerlendirme yazısı bulunuyordu. Monokl Dergisi’ndeki bu dosyanın bütünsel bir dengesi yoktu ancak 20. yüzyılın başlarında Fransa’da gelişen avangard bir akımın düşünsel tarzını anlatmak açısından oldukça kuvvetli çeviriler ve aktarımlar içeriyordu. Zaten, akılcılığı merkezden kaldırıp yerine tinselliği koyan patafizik kolejinin aydınlanmacı bilim tarafından kafamıza kazınan teoriler bağlamında bir “denge”si olmadığı, olamayacağı da açıkça görülüyordu.

Alfred Jarry’nin ismiyle ikinci karşılaşmam ise Dan Franck’ın “Bohemler” (2009, Sel Yayıncılık, Çev: İsmail Yergüz) adlı eserinde yer alan “Kral Ubu” episodunda gerçekleşti. 1880-1950 dönemi Paris ekolünün (Seine nehrinin ayırdığı Montmartre/ressamlar ve Montparnasse/şairler bölgesinde yaşayan sanatçıların) hayatının anlatıldığı bu sıkı biyografik eserde Alfred Jarry, “Patafizik” yaklaşımına inanan dostlarıyla birlikte kaleme aldığı, kendisinin ve deneysel tiyatronun en önemli eseri olan “Ubu Baba” karakteriyle birlikte inceleniyordu. Alfred Jarry’nin bisiklet sürmeye ve ateşli silahlara olan tutkusu, agresyonu, meyhanelerde çıkardığı ağız kavgaları, sokaklarda sevmediği insanlara çektiği silahlar, içtiği gerçek(bildiğiniz) kırmızı mürekkep, Paris’te ikame ettiği alçak tavanlı(yarım) apartman dairesi… 34 yaşında verem nedeniyle sonlanan bir yaşam… Şiirsel açıdan eşsiz bir yaşamın en önemli ayrıntılarını görüyorduk Dan Franck’in kitabında… (Aslında, Alfred Jarry’nin yaşamı bizdeki Beyoğlu varoluşuna denk gelmektedir: ki zaten “Ubu” adlı tiyatro eserinin Türkçe’deki en sıkı uyarlaması Asaf Çiyiltepe tarafından gerçekleştirilmiş ve 1962 yılının Kasım ayında Beyoğlu Sıraselviler Tiyatrosu’nda Ergun Köknar’ın Ubu Baba başrolünü oynamasıyla birlikte sahnelenmiştir.

Geçtiğimiz ay, Alfred Jarry’nin 1897’de kaleme aldığı “Günler ve Geceler” adlı romanı, yazıldığı dönemden yaklaşık 120 sene sonra Türkçe’de, Işık Ergüden’in çevirisiyle Sel Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Günler ve Geceler’in alt başlığı “Bir Asker Kaçağının Romanı” olarak belirlenmiş. Romanın başkarakteri olan Sengle, askerlik görevi dönemindeki fiili bir kaçıştan ziyade ruhsal bir uzaklığın bedene bürünmüş hâli olarak görülüyor. Sengle, kardeşi Valens’le birlikte hem zihinsel hem de uzamsal yolculuklara çıkarak savaş dönemlerinde biçimlenen psikometrik bir varoluşu ve tinsel özgürlüğü değişik bir dille okuyucuya sunuyor. Bu tuhaf, düşün-deneysel varoluş, 20. yüzyılın aydınlanmacı bilimle çelişen insanlık tanımının en önemli özelliklerini hiciv dolu örneklerle ortaya koymayı başarmış. Romandaki çoklu anlatım teknikleri, sürekli uzam değiştiren sahne ve diyaloglarla birlikte özel bir dramaturjik durum oluşturuyor. Romandaki tüm sahneler ve diyaloglar Alfred Jarry’nin isim babası olduğu “patafizik” izleğini ve bu izleğin aydınlanmacı bilime yönelttiği tinsel eleştirileri somutlaştırmaya çalışıyor. Romanın en etkileyici, hiciv dolu sahneleri, Sengle’ın çürüğe ayrılmadan önce askeri hastanede geçirdiği tuhaf dönemde gelişiyor. Patafizik eleştirilerin tümü, Sengle’ın tedavi gördüğü askeri hastanedeki doktorların ve başhekimin çeşitli vakalara yaklaşımı, tutumları ile tıp biliminin çeşitli tanısal yanılgıları üzerinden biçimleniyor.

20. yüzyılın başlarında zuhur eden avangard akımların amiral gemisiyle, yani 1880-1910 dönemi Paris ekolünün bisikletli, silahlı ve ünlü şiirsel kuvveti olan Alfred Jarry’nin patafizik tinselliğiyle tanışmanızı öneriyorum.

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016, s.4


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: http://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Mar
13
2016
0

Kendini Anlatan: “İktidar”

20160227_204518yuz

“İktidar”
by Zy, 2016


Hamiş: Z. Yalçınpınar’ın “Kendini Anlatan” fotoğraflarına http://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
10
2016
0

DADA 100 YAŞINDA!

dada100yasinda

Dada’nın kuruluşunun 100. yıldönümü dolayısıyla e-skop dergisi, 2016 yılı boyunca her hafta bir Dada episodu yayımlayacak. Bu derlemeler, dadacıların manifestolarından, günlüklerinden, şiirlerinden, diğer yazılarından ve zengin bir görsel seçkiden oluşuyor. Seçkinin içerik editörlüğünü ve çevirilerini Ali Artun ile Nur Altınyıldız Artun gerçekleştiriyor. Bu sıkı arşiv ve çeviri çalışması, Türkçe’de Dada akımı üzerine gerçekleştirilmiş en etkileyici bileşkeyi oluşturacak. Dada’nın 100. yıl seçkisine http://www.e-skop.com/skoptag/dadanin-100-yili/82200 adresinden  ulaşabilirsiniz.

03
Tristan Tzara‘nın 1916 yılında Cabaret Voltaire’ de yayımlanan
simültane şiirinden bir görünüm…


kol12     04

Hans Arp                                         Hugo Ball


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan ‘Gerçeküstü’ başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
14
2016
0

“Yolcu, gölgesi üzerinde yürürken, yazar.”

(…)
Güldü insan biçimli meşeye bakarak,
Mayısböceklerinin gürültüsünü yiyerek, dükler,
Ve şaşkına döner, denizkestanesi, uzak bir kayanın üzerinde.
Yolcu, gölgesi üzerinde yürürken, yazar.
Beklemez, gece yarısı olsun diye gökyüzünde
Bir taraftan tüyler dövüşür bir taraftan taş çınlar.

Alfred Jarry
“Günler ve Geceler”, Çev: Işık Ergüden, Sel Yay., 2016, s.90-91


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
02
2016
0

“tarlabaşında bir ben varım bir senin yokluğun” (Asaf Çiyiltepe)

bu tarlabaşında gece
bir ben varım bir senin yokluğun
insanların yüzünü görmeliydin çevrede
harpler yeniden başlamış sanırdın
harpler yeni bitmiş sanırdın
daha bir ışık kalmadı
bir şeyler anlatman gerekir bu saatten sonra
yaşatman gerekir
tarlabaşından denize yolladığım uğultu
şarkı gibi ses gibi değil
ilk defa seni kattım gidilene dönülene
ilk defa sana ermek var
ilk defa seni anmak var
o kadar çoğaldı bu yaşayamadıklarımız
artık bıktırdı tek başına hürlük
gerçekten doğru bil söylediklerimi
bu tarlabaşında gece bir ben varım bir senin yokluğun

Asaf Çiyiltepe


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
01
2016
0

“…ve tin, bu özümsemenin ardından, kendine uygun yeni biçim ve renkleri çok daha rahatlıkla yeniden yaratabilir.” (Alfred Jarry)

(…)

alfredjarrygunlergeceler

(…)

Alfred Jarry
“Günler ve Geceler”, Çev: Işık Ergüden, Sel Yay., 2016, s.46


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstücülük” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
31
2016
0

Şiir: “Tilki” (Sergey Yesenin)

Ayağı parçalanmış topallıyordu,
Kıvrıldı yığıldı inin önünde.
İnce kan tabakası ayırıyordu
Asık yüzünü kar yüzeyinden.

Duman içinde, gördüğü bir ateşti
Yaylanırken gözlerinde orman bataklığı
Fundalar arasından güçlü yel esti
Ve çınlayan saçmaları dağıttı.

Karga gibi uçtu üzerinde karanlık,
Yapışkan ve al bir akşamdı nemli.
Uzanıp başıyla tedirgin artık,
Yaraya bastırdı dilini.

(…)

Sergey Yesenin
“Lirikler”, Çeviren: Azer Yaran, Ayça Yay., 1982, s. 15-16

Oca
19
2016
0

KRAL UBU (Alfred Jarry)

Başlıksız-2

ububaba

Alfred Jarry
“UBU”, Çev: Asaf Çiyiltepe, İzlem Yay. 2. Baskı, 1963, s. 76-78


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Oca
17
2016
0

Gözle görülebilen…

GÖZLE GÖRÜLEBİLEN İKİNCİ ŞİİR

(…) güneş, ben lambayı söndürünce, gözlerimin uçurumuna indi. Alp dağlarının çukuru, yılın en kısa gününün şimşek gibi çakan ışığı. Alışkanlıklarıma engel oluyordu aydınlık, genel yaşamın utandırıcı koşullarında edinilmiş sıkılganlığı incitiyordu. Kara kristal perde çatlamıştı. (…) güneşin korkunç mu korkunç büyüteci altındayım ve çamurlarla, kabuklarla, külerle, birbirine dolanmış kıllarla, el sürmeyi göze alamadığım şeylerden daha itici nesnelerle kaplı sanıyordum kendimi.

Ertesi gün, gözlerim açıkken, yosunlarla, kuşbaşı iriliğinde karkarla, mercanlarla, buzlarla, bir de altın parıltılı, sessiz, ufak bir ateşle örtüldüğümü gördüm ardarda.

Kısacası doğa büyüklüğünde.

(…)

Paul Éluard, “Bakışın İçerisinde”, 1948
“Şiirler”, Çev: Sait Maden, Yeni Ankara Yay., 1976, s.216

Oca
15
2016
0

Ne söyledimse…

Ne söyledimse bulutlar için söyledim
Deniz ağacı için söyledim sana
Her dalga için kuşlar için yapraklarda
Çakıl taşları için gürültünün
Tanıdık eller için
Yüz ya da görünüm olan göz
Ve ona göğünün rengini veren uyku için
İçilmiş bütün gece için
Parmaklıkları için yolların
Açık bir pencere için açık bir alın için
Düşüncelerin için söyledim sözlerin için
Sürüp giden her aksayış her güven için.
(…)

Paul Éluard, 1929
“Şiirler”, Çev: Sait Maden, Yeni Ankara Yay., 1976, s.63

Ara
26
2015
0

‘Joachim Raphaël Boronali’ kimdir?

esek


 

le_matin_boronali

28 Mart 1910 tarihli Le Matin Gazetesi’nde yayımlanan haberin kupürü…


Fransızcası iyi olan okuyucularımız için daha detaylı bir açıklama şurada;
https://fr.wikipedia.org/wiki/Et_le_soleil_s’endormit_sur_l’Adriatique


Ara
05
2015
0

Pauline’in Fotoğraf Makineleri

pfoto

pfoto2

Pauline B., seyahat ettiği kentlerden topladığı
objelerle gerçeküstü fotoğraf makineleri yapmış…
Bkz: http://paulinebastard.com/blog/2013/08/08/untitled/


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
17
2015
0

Kitap: “Helena’nın Rüyaları” (Eduardo Galeano)

helena

Bkz: “Bir Rüyaperest Olarak Galeano” (Yankı Enki)


“Helena rüyasında bizi görmüş. Bir havaalanındaymışız ve tüm havaalanlarında olduğu gibi bir makineden geçmek için sırada bekliyormuşuz. Makineden yastıklarımızı geçirmemiz gerekiyormuş. Önceki gece kullanılan yastıklar cihazdan geçerken rüyalar okunuyormuş. Makine, kamu düzeni için tehlikeli rüyaları tespit ediyormuş.”

Latin Amerikan edebiyatının ustası Eduardo Galeano’nun, karısı Helena’nın rüyalarını kaleme aldığı metinleri bu kitapta ilk kez büyük bir hikâyeye dönüştü. Dostlar, yabancılar, yolculuklar, sürgünler ve kucaklaşmalar bu çok özel, resimli kitapta bir araya geldi. Isidro Ferrer’in göz kamaştıran eserleriyle renklenen rüyalar, her yaştan düş görenler için. (Tanıtım Metni’nden…)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gerçekustu adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca bkz: http://evvel.org/?s=eduardo+galeano

Eyl
17
2015
0
Ağu
21
2015
0

Banksy’den Disütopya Sergisi: “DISMALAND”

dismaland3

dismaland4


İngiltere’nin “North Somerset” adlı bölgesinde
Banksy’nin disütopya temalı sıkı sergisi “DISMALAND” açıldı!

Bkz: http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/
banksyden-sira-disi-bir-sergi-parki-dismaland-127041

Bkz: http://onedio.com/haber/banksy-terk
-edilmis-binayi-sergiye-cevirdi-569204
Bkz: http://www.thisiscolossal.com/2015/08/dismaland/
Bkz: http://mashable.com/2015/08/20/banksy-dismaland-vine-tour/


dismaland1

dismaland2


Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden “Gerçeküstü” başlıklı ilgilere ise http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
28
2015
0

Picabia’lardan ‘Yalınız’ veyahut “Sakallı Celal”

Futuristika! taifesinden İma C. Çelik, güzellikli bir çıkarımla Francis Picabia‘nın “Kervansaray” adlı eserinden Sakallı Celal‘in sanat anlayışına uzanmış… İma C. Çelik’in yazısının tam metnine http://www.futuristika.org/sakalli-celal-picabia/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Francis Picabia” ilintilerine http://evvel.org/?s=Picabia adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
12
2015
0

Bir Hediye…

picabiahediye

Francis Picabia‘nın “Kervansaray” adlı eserini dilimize çeviren Ayberk Erkay, EVV3L’in “imzalı” arşivine bir hediye gönderdi. Kendisine çok teşekkür ederiz. Ayberk Erkay, ayrıca L. Aragon’un en önemli gerçeküstücü metinlerinden biri olan “Paris Köylüsü”nün 2015 sonbaharında yayımlanacağı haberini de bize müjdeledi. Merak ve heyecan içerisinde bekliyoruz. (Zy)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstücü” ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

May
02
2015
0

Amerika

(…)
“Onları izlemeyi seviyorum, hükmetme arzularını dışavuran enerjik vücutları hoşuma gidiyor. Hep önden gidiyorlar, sokağın köşesinden geçen doları yakalamak için ellerini uzatmış gibiler sanki. Bir tanesi sıfırı çekince bana şöyle demişti: ‘Olsun canım! Dünyada dolanan o kadar fazla para var ki günün birinde elbet bir servete rast gelirim!'”

“Ama Amerika’da yalnızca iş adamları mı var, sanatçıları, düşünürleri yok mu?”

“Çok var onlardan ama kişiliği olana rastlayamazsınız; çok iyi resim yapıyorlar, olağanüstü bir kabiliyete sahipler; Renoir taklit eden birini tanımıştım mesela, ama onu elle taklit etmek fazla kolay olduğundan, ayaklarıyla yapıyordu resimlerini! Amerika’da yüz tane Baudelaire, kırk tane Verlaine, yüzlerce Rodin var ama ne yok asıl biliyor musunuz, Amerikalı!”

“Dalga geçiyorsunuz benimle, nereden çıktı şimdi bu?”

“Fazlasıyla kozmopolit bir ülke orası, bireyselliğin karnı doymaz orada, sanat adını verdiğimiz şeyin sona ermiş bir şey olduğunu bize ilk gösteren orası oldu; sanat, her şeyden önce, bir çağın ihtiyaçlarının bütünü, bir toplumun medeniyetinin temsilidir. Bütün toplumların kaynaşacağı gün, insanlık için sanat diye bir şey var olmayacak, eserlerimizin bütünü yalnızca Mars gezegeninin sakinlerinin ilgisini çekecek. (…)”

Francis Picabia
“Kervansaray”, Çev: Ayberk Erkay, YKY, 2015, s.67

Nis
28
2015
0

Şiir: “BURUNSUZ”

(Francis Picabia için…)

(…)

burunsuz bir nesiliz geliyoruz yukarıya
___________taytlarımızı sıkı sıkıya kuşandık
burunlu medeniyetlerden hızla aşağıya
___________gidiyoruz kendimizi bıraktık

Ey insanlık!
_____aralar diktik
_________birbirimize
_____________susuyoruz

Ey insanlık!
______hep bir ağızdan
_____________susuyoruz
bu aralar
_____kulaktan
_________öpüşüyoruz
burunsuz


Zafer Yalçınpınar
ile Duygu Gündeş
Nisan 2015


Hamişler:

1/ “Burunsuz” adlı şiirin tam metnine http://bit.ly/burunsuz adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “Yalçınpınar da kimdir?” diyenler için; http://bit.ly/zykimdir

Nis
12
2015
0

Dehanın Kokusu

(…)

“Oysa insan dediğiniz durduğu yerde şekillenmez; bir deha yetiştirebilmek için, evvela onun kök salabileceği, boy atabileceği toprağa sahip olmamız gerek, yazık ki bizim toprakların hali içler acısı. O kadar fazla kimyasal gübre kattık ki içine, gerçek bakteriler yok oldu, sahtelerini yapmaya mecbur kaldık! Neşterlerin ve idollerin zaferidir bu, beyinleri ameliyat masalarında yapay olarak yaşatacağız ama yürekleri sedyede unuttuk! Meydanda o kadar fazla çakma deha var ki, gerçek bir tanesi kazara ortaya çıkacak olsa, kimse ona inanmayacak, kafayı modayla bozmuş bu kalabalık tarafından alay konusu olacak.”

“Fakat, eğer gerçek bir dehadan bahsediyorsak, dolayısıyla bizzat bir kuvvetten, kendiliğinden moda olması gerekmez mi?”

“Bu yanılgıdan hemen kurtarayım sizi, işte yaptığım deney: Umimi bir tuvaletin içine bir şişe parfüm boşalttım, giren çıkan, önünden geçen çok oldu ama bir kişi de çıkıp ‘Beyefendi, burası ne kadar güzel kokuyor!’ demedi. Yeni olanı algılayamadılar, malum kokuya o kadar alışmışlardı ki.” (…)

Francis Picabia
“Kervansaray”, Çev: Ayberk Erkay, YKY, 2015, s. 24


Hamişler:

1/Ayrıca bkz: http://evvel.org/demek-zamaninda-491i-bosuna-cikarmamisiz

2/Önemli bkz: http://evvel.org/?s=picabia

3/ EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
04
2015
0

Demek ki zamanında 491’i boşuna çıkarmamışız…

491iki

Demek ki 2010-2011 sularında 491‘i boşuna çıkarmamışız…
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/491.html


 kervansaray
Bkz: http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/mor-murekkepli-dadaist-418239


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
29
2014
0

“Gerçek ozanlar, şiirin yalnızca ozan işi olduğuna hiçbir zaman inanmadılar.” (Paul Éluard)

Gerçek ozanlar, şiirin yalnızca ozan işi olduğuna hiçbir zaman inanmadılar. İnsanın dudaklarında sözün pınarları hiçbir zaman kurumadı; sözcükler, türküler, çığlıklar sürekli birbirini izler, birbiriyle karşılaşır, çarpışır, birbirine karışır. Dil işlevinin etkinliği aşırılığa, taşkınlığa, tutarsızlığa varacak kadar ileri götürüldü. Sözcükler var, insanı; insanın gördüğünü ve hissettiğini, halen varolanı ve önceden varolanı, zamanın ilk dönemlerini, çağın ve anın geçmiş ve geleceğini, istemi, istem dışı olanı, korkuyu ve varolmayana ve varolacak şeylere özlemi dile getirir. Bir zincirin halkaları gibi, ya da birbirinden kopuk, sözcükler yakıp yıkar, sözcükler olacağı önceden bildirirler, hiçbir şey onlara karşı koyamaz. Gerçeğin işlenip oluşturulmasına hepsi de katılırlar. Sözcüklerin tanımladığı nesneler, olaylar, fikirler, canlılıktan yoksun oldukları zaman yok olup gidebilirler ama, kesindir ki, yerlerini yine sözcüklerin devreye sokacağı ve tam evrimlerini yine onların sağlayacağı başka nesneler, başka olaylar, başka fikirler alır.

Özü açıklamak için az sözcük, ama bu özü gerçek kılmak için bütün sözcükler gerekir bize. Çelişkiler ve güçlükler evrenimizin gidişini kolaylaştırır. İnsanlar sözlük yutup dağarcığını doldurdu ve adını koydukları her şey mevcut. Adı konulmayan o her şeyin sonu ise yalnız ve yalnız, kaçınılmaz ölümün sınırlarında başlıyor.
(…)

Paul Éluard
Şiirin Patikaları ve Yolları’ndan…


(…) Gerçek şiir, ölüm yüzlü, korku salan bir iyilik kavramını aşmaya olanak tanıyan her şeyi kapsar. O, Sade’ın, Marx’ın, ya da Picasso’nun yapıtlarında olduğu kadar, Rimbaud’un, Leutréamont’un ya da Freud’un yapıtlarında da mevcuttur. Radyonun keşfindedir, Tcheliouskine’in zaferinde, Asturiex’lerin devriminde, Fransa ve Belçika grevlerindedir. Öğrenmek ya da karnını daha iyi doğurmak gibi sıradan ihtiyaçlarda olduğu kadar olağanüstünün tadında da o vardır. Yüz yıldan fazladır ki ozanlar, üstünde olduklarını sandıkları tepelerden indiler. Sokaklara çıkıp insanlar arasına karıştılar, efendilerine dikildiler, artık tanrıları yok, aşkın ve güzelliğin dudaklarını öpmekten korkmuyorlar, mutsuz topluluğun başkaldırı türkülerini öğrendiler ve bıkıp usanmadan ona, kendi türkülerini de öğretme yollarını arıyorlar.

Alaylara, alaylı gülüşlere pek aldırdıkları yok, bunlara alıştılar, artık herkes adına konuştuklarına güvenle inanıyorlar, artık onlar için bilinçliler.

Paul Éluard
24 Haziran 1936
Londra Konferansı’ndan…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
24
2014
0

Ernst Bloch ve Umut İlkesi

(…)Bloch’un umut felsefesi, her şeyden önce çeşitli tezahürleriyle Henüz-Varlık-Olmayan’ın kuramıdır. Henüz-Bilincine-Varılmamış insan, Henüz-Gerçekleşmemiş tarih, dünyada Henüz-İfşa Edilmemiş Olan. İnsan ruhunun ileriye yönelik işleyişi üzerine araştırmalarında, gündüz düşlerinden (arzu imgelerinden ilham alan) “ileriye dönük düşlere” her tür düş, önemli bir yer kaplar.

En önemli eseri Umut İlkesi, çeşit çeşit –toplumsal, tıbbi, teknik, felsefi, dinî, coğrafi, müzikal ve sanatsal– ütopya arasına dağılmış arzu imgelerinin ve umut manzaralarının peşinden, geçmişe yapılan muhteşem bir yolculuktur.

Geçmiş ile gelecek arasındaki bu çok özgül ve Romantik diyalektik kipinin vaat ettiği şey geçmişin özlemlerinde gerçekleşmemiş bir vaat olarak geleceğin keşfedilmesidir: “Dolayısıyla, gelecek ile geçmiş arasındaki katı ayrımlar yıkılır; henüz olmamış gelecek geçmişte, öcü alınan ve tevarüs edilen, dolayımlanan ve gerçekleştirilen geçmiş de gelecekte görünür hale gelir” (…)

Michael Löwy
“Ernst Bloch ve Sürrealizm”
Çev: Ayşe Boren
, e-skop.com, 21 Ekim 2014

Makalenin tam metnine http://www.e-skop.com/skopbulten/surrealizm-
1924-2014-ernst-bloch-ve-surrealizm/2164
adresinden ulaşabilirsiniz.

Önemli bkz: http://evvel.org/ernst-blochdan


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstücülük” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Eki
23
2014
0

Luis Buñuel üzerine… (Ayşe Seda Keleş)

Luis Buñuel ve gerçeküstü sinema üzerine derli toplu bir yazıyı Ayşe Seda Keleş kaleme almış; http://www.kuledibi.org/manset/surrealist-sinemanin-atasi-luis-bunuel/


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstücülük” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com