Kas
29
2014
0

“Gerçek ozanlar, şiirin yalnızca ozan işi olduğuna hiçbir zaman inanmadılar.” (Paul Éluard)

Gerçek ozanlar, şiirin yalnızca ozan işi olduğuna hiçbir zaman inanmadılar. İnsanın dudaklarında sözün pınarları hiçbir zaman kurumadı; sözcükler, türküler, çığlıklar sürekli birbirini izler, birbiriyle karşılaşır, çarpışır, birbirine karışır. Dil işlevinin etkinliği aşırılığa, taşkınlığa, tutarsızlığa varacak kadar ileri götürüldü. Sözcükler var, insanı; insanın gördüğünü ve hissettiğini, halen varolanı ve önceden varolanı, zamanın ilk dönemlerini, çağın ve anın geçmiş ve geleceğini, istemi, istem dışı olanı, korkuyu ve varolmayana ve varolacak şeylere özlemi dile getirir. Bir zincirin halkaları gibi, ya da birbirinden kopuk, sözcükler yakıp yıkar, sözcükler olacağı önceden bildirirler, hiçbir şey onlara karşı koyamaz. Gerçeğin işlenip oluşturulmasına hepsi de katılırlar. Sözcüklerin tanımladığı nesneler, olaylar, fikirler, canlılıktan yoksun oldukları zaman yok olup gidebilirler ama, kesindir ki, yerlerini yine sözcüklerin devreye sokacağı ve tam evrimlerini yine onların sağlayacağı başka nesneler, başka olaylar, başka fikirler alır.

Özü açıklamak için az sözcük, ama bu özü gerçek kılmak için bütün sözcükler gerekir bize. Çelişkiler ve güçlükler evrenimizin gidişini kolaylaştırır. İnsanlar sözlük yutup dağarcığını doldurdu ve adını koydukları her şey mevcut. Adı konulmayan o her şeyin sonu ise yalnız ve yalnız, kaçınılmaz ölümün sınırlarında başlıyor.
(…)

Paul Éluard
Şiirin Patikaları ve Yolları’ndan…


(…) Gerçek şiir, ölüm yüzlü, korku salan bir iyilik kavramını aşmaya olanak tanıyan her şeyi kapsar. O, Sade’ın, Marx’ın, ya da Picasso’nun yapıtlarında olduğu kadar, Rimbaud’un, Leutréamont’un ya da Freud’un yapıtlarında da mevcuttur. Radyonun keşfindedir, Tcheliouskine’in zaferinde, Asturiex’lerin devriminde, Fransa ve Belçika grevlerindedir. Öğrenmek ya da karnını daha iyi doğurmak gibi sıradan ihtiyaçlarda olduğu kadar olağanüstünün tadında da o vardır. Yüz yıldan fazladır ki ozanlar, üstünde olduklarını sandıkları tepelerden indiler. Sokaklara çıkıp insanlar arasına karıştılar, efendilerine dikildiler, artık tanrıları yok, aşkın ve güzelliğin dudaklarını öpmekten korkmuyorlar, mutsuz topluluğun başkaldırı türkülerini öğrendiler ve bıkıp usanmadan ona, kendi türkülerini de öğretme yollarını arıyorlar.

Alaylara, alaylı gülüşlere pek aldırdıkları yok, bunlara alıştılar, artık herkes adına konuştuklarına güvenle inanıyorlar, artık onlar için bilinçliler.

Paul Éluard
24 Haziran 1936
Londra Konferansı’ndan…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
27
2014
0

Şiir: “Dayanıksız Dün”

açık söylüyorum
____göründüğü gibi
bir dünya yoktur:

(…)

2/
yalnız duvarlara karşı
büyük insan oluyoruz
içkiden dantel bu masayı
zaman boylu örüyoruz

3/
bir seğirdim takımı geçiyor uğursuz
önümüzden arkamızdan yüzlerce
bin etcil belki yüz binlerce
sabah akşam korkuyor
ve dua ediyoruz

4/
et meydanında
rüzgâr boylu uzun
___________yağmurlarla
görünür boşluk kaldı
tüm masalarda

5/
tuhaf bir yaşayış sürdü
yüzüne kendine
gözlerine
sessizliği

(…)

Zafer Yalçınpınar
7 Kasım 2014


Hamişler:

1/ Dayanıksız’ın tam metnine http://bit.ly/dayaniksiz adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine http://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

3/ “Yalçınpınar da kimdir?” diyenler için; http://bit.ly/zykimdir

Kas
26
2014
0

SÖYLEŞİ: “Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama Üzerine…” (Ö. Duygu Durgun)

sanatatak.com taifesinden Ö. Duygu Durgun Hanım, Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama çalışmalarımız ile bu çalışmaların yönsediği serim süreci hakkında detaylı sorular sordu, biz de memnuniyetle yanıtladık. “Kültür Sanat’ta Oligarşik Tahakkümü Reddediyoruz” başlığıyla öne çıkan bu söyleşi, 30/10/2014 erişim tarihiyle http://sanatatak.com/view/Kultur-Sanatta-Oligarsik-Tahakkumu-Reddediyoruz/1170 adresinde Duygu Hanım’ın ön-yazısıyla yayımlandı. EVV3L’in sıkı takipçileri için bu önemli söyleşiyi aşağıda alıntılıyoruz ve Duygu Hanım’a gösterdiği ilgi için çok teşekkür ediyoruz.


 

Özgür Duygu Durgun: “Bilişsel haritalama” nedir  bize  anlatır mısınız? Web tabanlı bir proje mi, interaktif özelliği var mı? Kimler nasıl ve ne amaçla kullanabilir?

Zafer Yalçınpınar: “Bilişsel Haritalama” bir analitik serim süreci ve nitel araştırma yöntemidir. Yani, niceliği, sayısal ve çoklu doğrusal hiyerarşiyi, endüstrileşmiş istatistiksel analizi ön-planda tutmayan, araştırılan konunun niteliksel açıdan tüm hatlarını, tüm detaylarını, eğrisel varoluşunu, ihtiva ettiği nedensellikleri, kavramsal ve duygusal arka-planını ortaya çıkartmaya yarayan özel bir yöntem… 80’li yılların ortasından günümüze, dünyada, birçok disiplinde ve özellikle de sosyolojik araştırmalar alanında çokça kullanılıyor. Sosyoloji alanında web tabanlı uygulamaların çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Psikoloji alanında ise psikologların kişisel notlarında, bazı klinik çalışmalar ve klinik heyetler seviyesinde yaygındır. Biz, şimdilik, edebiyat alanında bu yöntemi bir odaklanma biçimi olarak kullandığımızdan ve 1000’lere yaklaşan örneklem hacmi ile çalışmadığımızdan endüstrileşmeyerek, çok insani bir şekilde yüz yüze görüşmelerle, odak grubu oturumlarıyla yürütüyoruz projeyi. Proje belli bir seviyeye geldiğinde geniş kitlelerle ağ ve bilgisayar uygulamaları aracılığıyla buluşacağız. Bu merhaleye gelmemize 2-3 sene var en azından… Bilişsel haritalamanın bilinen tanımı şöyledir: Belli bir konuyu odak alan öznel algıların birleşimi ile kavramlar, olgular, unsurlar arasında kurulan nedensellik ilişkilerini, nedenselliğin derecesini ve etkileşim yönünü ortaya çıkarmaya yarayan bir grafik temsil-analiz yöntemi…

Ö.D.D.: İlk defa Sait Faik ile edebiyat alanına yönelen bir bilişsel haritalama üzerine konuşuyoruz… Neden edebiyat ve neden Sait Faik?

Z.Y.: Bilişsel haritalama deneyimleri, Burgaz Adası’nda, Sait Faik Müzesi kapsamında kurduğumuz Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin bir alt-başlığıdır. 2014 yılının ilk günlerinde ben, Şükret Gökay, Canan Cürgen ve Tekin Deniz dördümüz birlikte çalışarak kurduk atölyeyi… Ülkemizdeki edebiyatın özgürlüğe ve tahayyül gücüne ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Biz, edebiyata, edebiyatın özündeki kalb ve vicdan yoluna ulaşmaya çalışan ve dilsel göreliliğe inanan madencileriz. Günümüzde, kültür-sanat alanında, özellikle de edebiyat eleştirisi alanında görülen oligarşik tahakkümü, bağlamsızlığı ve kötücül yönetimi, yani tüm statükocu mekanizmaları reddediyoruz. İmgelemin özgürleşmesi için düşünürüz, şiirler yazarız, okuruz ve özgürlük tahayyülüyle yaşarız. Bilişsel haritalama bu tahayyül için son derece doğru bir yöntemdir. Bu yöntem, analitik süreç üzerinde tahakküm kurmayan özgür, ayrıca da basit bir yöntem; insanı, soruların ve retoriğin tahakkümü altında ezmeyen, algı ve tahayyül seviyesinde tutarlı, bulanık mantıkla çalışan imgesel bir yöntem… Atölye olarak maksadımızı şöyle tanımladık: Yeni yöntemler ile çeşitli bakış açıları geliştirerek Sait Faik’in edebiyatına ve yaşamına değinen “yeni” bulgulara ulaşmak… Sürekli gelişen ve kendini yenileyen projelerin icra edilmesi de uzgörümüzün en önemli bileşeni… Sait Faik ve edebiyatı bu özgür bileşeni, bu özgür yöntemi sonsuz derecede hak ediyor. Bu kapsamdaki her şeyi http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama adresinden takip edebilirsiniz.

Ö.D.D.: Sait Faik’in hikâyelerini merkez alarak bugüne dek toplam dört atölye çalışması gerçekleştirdiniz. Peki, bu atölyelerde ”yeni” diyebileceğimiz neler keşfedildi Sait Faik’e dair, biraz bahseder misiniz?

Z.Y.: “Analitik serim” sürecinden “çıkarımlar elde etme” sürecine geçişte, binlerce sayfa kaleme alınabilir, alınacak. 1-2 sene içerisinde bu merhaleye de geçeceğiz. Bir sonuç bildirisini ve kitabını derleyeceğiz. Ama size birkaç misal vereyim… Günümüze kadar Sait Faik’in edebiyatındaki gerçeküstü öğeler ve bu öğeler arasındaki nedensellik ilişkileri imgesel düzlemde detaylı olarak incelenmemiştir. Bu alanda çeşitli kavramların kümelendiğini ve Sait Faik’in hayatında merkeziyet oluşturduğunu fark ettik. “Bohem Hayatı”, “Beyoğlu” ve “Flaneur” bu kavramlardan bazıları… Sonra, ada yaşamının belirleyicisi olan bir “Tecrit” faktörü vardır. Bu faktörün “Yazmak” edimiyle ilişkisi son derece ilginç… “Tecrit” ve bu kavramın ilişkide olduğu dolaylı nedensellikler Sait Faik’in yaşamı ya da edebiyatı üzerinde çok büyük bir etkiye, merkeziyete sahip… Diğer kavramlardan açık bir şekilde daha baskın “Ada” ve “Tecrit” kavramı. Örneğin “Aşk” ya da “Azınlıklar” hiç de merkezi değil. Örneğin, “Aşk” ya da “Sevgi” kavramı yıllardır bize sunulduğu gibi çok önemli, çok belirleyici çıkmadı, çıkmıyor araştırmalarımızda… Hatta duygusal açıdan bakıldığında “Sosyal Sürgün” kavramı Sait Faik’in edebiyatındaki diğer kavramlardan çok daha belirleyici görünüyor. Kümelenme açısından “Doğa” ve diğer canlılar -örneğin, balık- “Modern Birey” dediğimiz şeyden çok daha belirleyici etkileşimlere yönelmiş… Bir örnek de şu: “Mahalle ahlâkı”nın, aile ya da hukuk aracılığıyla sunulan klasik etikten daha önemli ve Sait Faik’in edebiyatında daha belirleyici olduğunu görüyoruz. Buradan, Sait Faik’in doğada özgürlüğü arayan biri olduğu, klasik etiği önemsemediği, özüt bir ahlâk ve yeni bir “de jure” yarattığı düşünülebilir. Bu noktalarda bir tür toplumsal “içerme” veya “dışlanma” analizi gerekiyor. Bu çıkarımları elimizdeki bazı metinlerle ve efemeralarla ilişkilendirmeye çalışıyoruz. Çelişkileri ve kesişimleri inceliyoruz. Çalışmalarımız ilerledikçe bazı değişimler de olabilir tabiî… Ama mesela, Sait Faik’in üzerinde edebiyat yayıncılığı veya dergiciliği cihetinden gelen çok büyük bir “editöryal tahakküm” olduğunu da sezinledik son incelemelerimizde… Yaşar Nabi’nin ve Varlık Dergisi çevresinin tahakkümüdür bu…

Ö.D.D.: Atölyelere kimler katılıyor?

Z.Y.: İnsanlar… Edebiyat öğrencileri, akademisyenler, adalar ve İstanbul kültürü hakkında kitap yazan dostlar, şairler, müzeciler, sosyologlar, araştırmacılar… Sanıyorum, bu insanların en önemli ortak özelliği Sait Faik’i ve yaşamını içselleştirmiş olmaları, kendilerine Sait Faik’i yakın hissetmeleri, kendilerini Sait Faik’le özdeşleştirmeleri…

Ö. D. D.: Sait Faik’in Lüzumsuz Adam hikâyesinden yola çıkarak oluşturulan bilişsel haritada dikkatimi çeken bir detay  ”Tutku”, ”Sosyal Sürgün” “Mahalle Ahlâkı” gibi kavramlar ve bu kavramların yanı başındaki numaralar oldu? Bu projenin sistematiğinden biraz bahseder misiniz? Numaralar ve bu tanımlar arasında nasıl bir ilişki var? Tanımlar, kavramlar nasıl oluşuyor veya seçiliyor?

Z.Y.: Odak grubu çalışmalarımızda aşamalı bir biçimde Sait Faik’in hikâyelerini okuyoruz ve ortak akıl yöntemiyle çeşitli kavramlar belirliyoruz. Sonra, katılımcılar belirlenen kavramlarla ya da karma olarak ya da isterlerse özgürce tamamen kendi kavramlarıyla haritalama yapıyorlar. Çizilen haritalar sayısal ve görsel olarak birleştiriliyor, üst üste konuluyor. Bilişsel haritalamanın temel notasyonu şöyle özetlenebilir: Bilişsel haritalarda kavramlar, unsurlar arasında görünen oklar “nedensellik ilişkisi”nin yönünü belirler. Örneğin bir ok, A unsurundan B unsuruna doğru çizilmişse, A unsuru B unsurunun nedeni, başlangıcı olarak, B unsuru da A unsurunun sonucu olarak kabul edilir. Bununla birlikte, çift taraflı olarak, A ile B unsurunun karşılıklı biçimde etkileştiği nedensel ilişkiler de bilişsel haritalarda görülebilir. Okların yanında yer alan sayılar ve pozitif veya negatif işaretler, nedenselliğin, ilişkinin gücünü, etki derecesini ve etki biçimini gösterir. A unsurundan B unsuruna çizilen bir okun “+” işaret taşıması A’nın B’yi “olumlu yönde etkilediğini” ya da “arttırdığını”, çizilen bir okun “-” işaret taşıması ise A’nın B’yi “olumsuz yönde etkilediğini” ya da “azalttığını” ifade eder.

Ö.D.D.: Projenin bundan sonraki süreçlerine dair neler söylemek  istersiniz?

Z.Y.: En önemli hedefimiz, Sait Faik ve edebiyatını incelemek üzere ön-plana çıkmış, akademik çalışmalar ve araştırmalar gerçekleştirmiş bazı yazarlarla, araştırmacılarla ve editörlerle görüşmek, çalışmak… Onlara haritalarımızı gösterip haritalarda onların dikkatini çeken unsurların, ilişkilerin neler olduğunu, haritalarda hangi teyitlerin veya çelişkilerin gerçekleştiğini araştıracağız. Yani bir “yeniden okuma” sürecinin, özeninin peşindeyiz. Ve tabiî onların zihnindeki Sait Faik haritasını da çizmeye çalışacağız. Ve son olarak; edebiyat ortalığında salınan okur ve yazarların, biraz “dilsel görelilik” konusu üzerine eğilmelerini ve biraz da felsefeyle ilgilenmelerini temenni ediyoruz. İnsanlığın gelişmesi ve imgelemin özgürleşmesi adınadır bu temenni…

Kaynak: 30 Ekim 2014, sanatatak.com

 


Hamişler:

1- Türkiye’de, edebiyat alanına yansıyarak Sait Faik odağında gerçekleştirilen ilk “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgilere http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/ adresinden ulaşabilirsiniz.

2- Sait Faik Araştırma Atölyesi’ne ilişkin ayrıntılı bilgiler ile atölyenin diğer faaliyetleri için http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

3- EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
26
2014
0

Zeki Müren Desenleri Sergisi’nden İzlenimler

20141125_120757

Kadıköy-CKM’nde devam eden Zeki Müren Desenleri Sergisi‘ni -bir rastlantı sonucunda- ziyaret ettim bugün… Zeki Müren’in kumaş baskısı için tasarladığı desenler tuhaf bir soyutlama biçimi ve etkileyici bir poetika ihtiva ediyor. Zeki Müren’in desenlerine verdiği isimler ile desenlerin görselliği arasındaki etkileşimi -hiç çekinmeden- “şiirsel” olarak tanımlayabiliriz. Ayrıca, Zeki Müren’in Güzel Sanatlar Akademisi’nden (şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi G.S.F.) bölüm birincisi konumunda mezun olduğunu da bu sergi vesilesiyle öğrendim.

Sonuçta, 19 Aralık’a kadar CKM’nde devam edecek olan sergideki desenleri şiirle ilgilenen herkese öneriyorum.

20141125_120930

Zeki Müren’in “Dönme Dolap” adlı deseni…

*

20141125_120813

Kas
25
2014
0

Elif, Mertek ve Ters Bir Kafa

2000’ler öncesinde “Elif’i görüp mertek sananlar” eleştirilirdi. Bugünün -2014’ün- atmosferinde ise işler şöyle yürüyor: Merteği görüp “Ah bu ne şahane bir Elif’tir!” diyor herkes… Ters bir kafa. Kervanın son eşeği misali… Tersine sonsuz, ayakların altında kalan, ayakların altından başlayan bir negatif kafa!

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Kas
23
2014
0

“Tanıdık Dünya” Resimleri (Abidin Dino)

mca

Adam Yayınları, 1984


 

mca1


mca2


mca3


mca4


mca6


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Abidin Dino” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/abidin-dino adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
22
2014
0

Poetika Verimleri (2011, 2012, 2013)

Bugün, sağolsun, Hande Edremit hatırlattı: 2011, 2012 ve 2013 yıllarında gerçekleştirdiğimiz anket, uzgörü ve odaklanma çalışmalarının hiç şakası yok; üç yıl boyunca yürüttüğümüz bu araştırma verimleri Poetika’yı geliştiriyor, geliştirdi. Gelecek orda… O alan derinliğinde biçimleniyor…
Bir göz atın, derim. (Zy)


 

50 Yılın Ardında; İkinci Yeni 2011 Anketi
http://zaferyalcinpinar.com/ikinciyeni2011.pdf

POETİKA 2012
Uzgörü Çalışması
http://bit.ly/poetika2012

POETİKA 2013
Odaklanmaları
http://bit.ly/poetika2013

Poetika Çalışmaları’na İlişkin Söyleşi, 2014
http://evvel.org/soylesi-2011-2014-poetika
-calismalari-uzerine-16-subat-2014

*

buyukanket

İKİNCİ YENİ ANKETİ (Yeditepe Dergisi, 1960)
http://zaferyalcinpinar.com/ikinciyenianketi1960.pdf


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları”nın tümüne http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
21
2014
0

“Oktay Rifat’ın Şiir Çizelgesi” (Cemal Süreya, 1969)

oktayrifat1

Cemal Süreya tarafından kaleme alınan ve Papirüs Dergisi’nin 1969 tarihli 39. sayısında yayımlanan “Oktay Rifat’ın Şiir Çizelgesi” adlı yazının tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/oktayrifatsiircizelgesi.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Yazının tam metnine EVV3L’in issuu’daki pdf alanı‘ndan da erişebilirsiniz: http://issuu.com/adabeyi/docs/oktayrifatsiircizelgesi

İyi okumalar dileriz…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
20
2014
0

Hani? #kimbuyazarlar

Kasım’ın 20’sindeyiz. Bakanlığın para desteği verdiği şampiyon yazarlar ve şairler filan açıklanacaktı hani? Unuttular herhalde… Biz unutmadık: http://evvel.org/gudumlu-edebiyata-hayir-demek-icin-sorunuz-kimbuyazarlar
Hâlâ soruyoruz; #kimbuyazarlar

Kas
19
2014
0

Şiir: “Ehl-i Terk” (Z. Yalçınpınar)

Ehl-i Terk

1/
yaşayarak
yanıyor
uz

2/
küçük bir çınar
geleceği gözlüyor
iki sokağın kesişiminde

3/
yer
imde
adada

4/
açıp kapaman
_______gözlerini
akrebin ateş çemberinden
___________kurtulması gibi

(…)

6/
kırılmaz bir camla
ördüm kalbimi
________acıya
sınırsız mutsuzluk
________acıyla

(…)

8/
karıncalanan sol kalbim!
seninle alevlenir bu dünya
içten içe
____anlam bulur
ve kendine uzanışının
sonu yoktur

(…)

11/
kötüler kötülüklerini tazeledi
havalandı tüm yanlışlar
bulutlar kaçtı deniz mavi vermez oldu
______________________ gökyüzüne

12/
sayaçlarıyla gelen mühendislerin tersine doğru
hangi yanlış daha yanlış hesapladım
en büyük yanlışı nerde yaptıysak
_________________evimizi oraya kuralım

(…)

14/
neresi kapanmak üzereyse oraya
___________________taşıdım
tahta sobayı
______yaktım
bu şiiri
____bir tığ ile yazdım

 

Zafer Yalçınpınar
“Çalmayan”, Kendi Yayınları, Eylül 2014


Hamiş:

Zafer Yalçınpınar’ın kişisel web sitesine http://zaferyalcinpinar.com adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Yalçınpınar’ın tüm kitapları ise şu adreste yer alıyor: http://zaferyalcinpinar.blogspot.com

 

Kas
19
2014
0

E-Kitap: “Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme” (Ulus Baker)

ulusbaker

“Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme”
Ulus Baker

Kendi Yayınları, Ekim 2014
Bkz: http://goo.gl/vgkeSi

*


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “E-Kitap” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
17
2014
0

Cortázar’dan “bir aşk, bir yol, bir not…”

cortazar-autonautas

Cortázar’dan bir aşk, bir yol, bir not… Sıkı çevirmen Bülent Kale, “newalaqasaba” adlı sıkı mekânında paylaşmış: http://newalaqasaba.wordpress.com/2014/11/17/cortazar-100-yasinda-bir-ask-bir-yol-bir-not/


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Julio Cortázar” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/julio-cortazar adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
16
2014
0

“Köle Hanı” Çizimleri (Avni Arbaş)

kolehanikapak

“Köle Hanı”, İlhan Tarus
Yeditepe Yayınları, 1954

Kapak ve Hikâye Resimleri: Avni Arbaş


kolehani1

“Üst Kat” adlı hikâye için…


kolehani2

“Kör Nefis” adlı hikâye için…


kolehani3

“Köle Hanı” adlı hikâye için…


kolehani4

“Otuz Papel” adlı hikâye için…


kolehani5

“Sır” adlı hikâye için…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yeditepe Yayınları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
12
2014
0

Sait Faik Odaklı Bilişsel Haritalama: “Mektup” Hikâyesi

Mektup

Sait Faik Araştırma Atölyesi tarafından 26 Ekim 2014’te Kadıköy-Akademi 1971 Kitabevi’nde gerçekleştirilen “Mektup” Hikâyesi Üzerine Sait Faik Odaklı Bilişsel Haritalama çalışması sonucunda elde ettiğimiz bilişsel haritaya http://saitfaikmuzesi.org/mektup-uzerine/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de, edebiyat alanında ilk kez “Sait Faik Araştırma Atölyesi” kapsamında gerçekleştirilen “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin detaylı bilgiler şu adreste yer alıyor: http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/

Bilişsel Haritalama çalışmalarına ilişkin olarak gerçekleştirilmiş özel bir söyleşi de şurada: http://evvel.org/soylesi-sait-faik-arastirma-atolyesi-ve-bilissel-haritalama-uzerine-o-duygu-durgun

İyi okumalar dileriz.

 

haritalar

edebiyattabirilk

26 Ekim 2014 tarihli Taraf Gazetesi‘nin
“Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama”ya ilişkin haber kupürü…
Bkz: http://www.taraf.com.tr/haber-edebiyatta-bir-ilk-166775/


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
09
2014
0

“A. Camus ve Marmaris” (Ali Bulunmaz)

Albert Camus hakkında ilginç bir Marmaris hikâyesi/buluntusu… Ali Bulunmaz’dan…
Bkz: http://altidokuz.com/muhtelif/marmariste-bir-fransiz/

Kas
08
2014
0

Hikâye: “Üst Geçit” (Fatih Külahçı)

fkulahci

Sıkışık trafikte nereye baksa mahşeri bir kalabalık görüyordu. Bu durum içinde bulunduğu ânı daha çekilmez kılıyordu. Oturduğu arka koltuktan az ilerideki üst geçidi seyrediyor ve Ece’yle defalarca bu üst geçitten geçtiği -yakında geçip gitmiş olan- zamanları hatırlıyordu.

Bayramdan bayrama ziyaret edilen bu uzak semtte böyle anılar biriktirmiş olduğunu Ece’den başkası bilmiyordu. Tatil günlerinde doyasıya sevişip sabah kahvaltı hazırlamaya üşendiklerinden bu üst geçitten geçerek pastaneye gider ve su böreği ile kahvaltı yaparlardı. Geçidin orta yerinde durup sigara molası vermek gibi kendi ritüellerini oluşturan bir ilişkinin içinde mutluydular oysa. Belki Ece yaşça büyük olabilirdi ama yine de mutluydular.

Yolun kenarındaki çiçekçiden bir demet çiçek almıştı kadınlar gününde. Hayır, şimdi bu yoldan sapamazdı onun evine doğru! Şoförü boğarak öldürmek isteği doğmuştu içine. Her yerde, her yerde insanlar vardı. Nasıl sarılırdı kapının eşiğinde boynuna… Eve, zile basarak giren mesut erkeklerin sevinciyle basardı zile ve içeri buyur eden davetkâr sıcaklık kapı kapanana kadar sıcak kalırdı boynunda.

Trafikten kurtulmak için bu yola saptığını söyleyerek kendini savunan şoföre kimse itiraz etmedi. Edemezdi. Kasvetli yeşil renk ona, neden bu cenaze aracında olduğunu tekrar hatırlattı. Elbette kimse, bilmediği geçmiş zamanlardan sorumlu tutulamazdı. Anneannesinin cenazesinde böyle şeyler düşündüğü için utanmalı mıydı? Düşündükleri üzerine düşünmeyerek yapması gerekeni yaptı.

Annesini orada bırakıp işten izin alamayacağını bahane ederek evine döndü. İçinde, bir daha bu uzak semte uğramayacak olmanın ferahlığı vardı. Kendini suçlu hissederek yaşadığı bu iç huzuru cenazeden beş gün sonrasına kadar canlı kaldı. Bir hafta cenaze evinde kalacak olan annesi, telefonda “yedisi” için Yasin-i Şerif dağıtacaklarını ve bu yüzden sahaflardan seksen tane Yasin-i Şerif alıp cenaze evine getirmesini istiyordu. “Az daha unutuyordum bak, Elmalılı Hamdi Yazır’ın olacak, şu fihristli olandan, hani bizim evde vardı, olmazsa onu yanına örnek diye al.” Annesi hariç hayatında yer bulmuş ne kadar kadın varsa hepsine hayır diyebilmişti, Ece’ye bile.

Küçük bir çocuğun kabullenişi ile annesinin istediklerini almak için sahaflara gitti. Dini kitapların satıldığı bir dükkânı gözüne kestirerek içeri girdi. Adet olduğu üzere adama selam verdikten sonra annesinin istediği gibi seksen tane kitabı pazarlıkla ucuza alarak ayrılıp bir an önce gitmek niyetindeyken dönüp adamdan iki tane daha siyah poşet istedi. “Yolda, otobüste falan yırtılmasın bunlar. Ne olur ne olmaz.” Sakalını sıvazlayan adam, umursamaz yüz ifadesiyle bir şey olmayacağını söyledi. Pinti sahafın esirgediği iki poşeti kafasına takmamıştı. Bir an önce kurtulmak istiyordu bu işten.

Bir göçebe gibi o uzak semte doğru yola koyuldu. Yapacak bir şey yoktu, belinden yukarıda tutarak taşıyamazdı iki poşeti ve bu kadar ağır olacaklarını düşünmemişti. Hem o pinti sahaf da dükkânın ortasında yerde duran paketlenmiş Yasin-i Şerif yığınından alıp tutuşturmuştu bunları eline. Yapacak bir şey yoktu; bu zamanda metalaşmak kaçınılmazdı. Poşetleri, yolda üzerine hücum eden kalabalığa çarptırmadan yürümesi neredeyse imkânsızdı. Çok da önemsemiyordu bütün bunları. Fakat bu yüklerle o kadar yol gitmek hele otobüste dengede kalabilmek oldukça güçtü. Poşetleri bir o köşeye koyuyor, otobüsten inen yolcuların durumuna göre, bir bu köşeye koyuyordu. Siyah poşetlerin içindeki kitapları es kaza görenler, suratına ters ters bakıyor fakat kimse yer vermeye tenezzül etmiyordu. Otobüsten inerek bindiği minibüs belası da otobüsten pek farklı değildi. Ani frenler yapan minibüs şoförü traktörüyle patates çuvalı taşıyan bir köylüden farksızdı. Cenaze evine giderken poşetlerle binmiş olduğu son vasıta olduğu için kendini teselli ederek “müsait bir yerde” indi.

Yolun karşı tarafına geçmesi gerekiyordu. Üst geçidin ilk basamağına adım atar atmaz avucunda bir sıcaklık duyumsadı. Ece, elinden tutmuş da basamakları onunla birlikte çıkıyormuş gibi mutluydu. Araçların hızla akıp gittiği otoyolun ortasından yürüyormuş ve hiç ölmeyecekmiş gibi yarıladı üst geçidi. Durdu ve elindeki poşetleri öylece yere bıraktı. Altındaki yola ayak parmakları değercesine heyecanlıydı. Cebinden sigarasını çıkardı; eski bir ritüeli tek başına yerine getirecekti. Aldığı her nefesi, karşısında beliren mat bir Ece silueti olarak dışarı veriyordu. Ece’nin sigara içerken kendine duyduğu ölçüsüz güveni anlayabiliyordu şimdi. Acelesiz adımlarla ineceği merdivene yöneldi.

İnmek için ilk basamağa adım attığı sırada gözlerinin keskin odaklanışıyla birlikte poşetlerin sapları kopuverdi. Gözleri odak noktasından ayrılmakta güçlük çekiyordu. Fakat o, bir an önce merdivenden aşağı saçılan Yasin-i Şerifleri toplaması gerektiğini kendine telkin ediyordu. Geceye yığılan bir ay gibi dağılmıştı, dağıtılmıştı. Elleri boşta, öylece kalakalmıştı. Tıpkı kitaplar gibi yuvarlanıyordu benliği merdivenden aşağı ve nasıl duracağını, ne diyeceğini bilmiyordu. Tek bir kişi görmüştü; mahşeri bir kalabalık gibiydi.

Fatih Külahçı


Hamiş: Bu hikâye, “Peyniraltı Edebiyatı” adlı derginin 18. sayısında (Ekim 2014) yayımlanmıştır.

Kas
04
2014
0
Kas
03
2014
0

“Gülen Ada” Çizimleri (Halikarnas Balıkçısı)

gulenada5

“Gülen Ada”, Halikarnas Balıkçısı
Yeditepe Yayınları, 1957

Kapak ve Hikâye Resimleri: Halikarnas Balıkçısı

“Gülen Ada” adlı hikâyenin tam metnine
http://zaferyalcinpinar.com/gulenada.jpg
adresinden ulaşabilirsiniz.

*


gulenada1

“Fırıncının Kızı” adlı hikâye için…


gulenada2

“Hayatımın Romanı” adlı hikâye için…


gulenada3

“Barbut” adlı hikâye için…


gulenada6

“Hortlıyan Bakış” adlı hikâye için…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yeditepe Yayınları” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
01
2014
0

Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama Çalışmaları’nın dördüncü bölümü gerçekleşti.

edebiyattabirilk

26 Ekim 2014 tarihli Taraf Gazetesi‘nin
“Sait Faik Araştırma Atölyesi ve Bilişsel Haritalama”ya ilişkin haber kupürü…
Bkz: http://www.taraf.com.tr/haber-edebiyatta-bir-ilk-166775/


atolye4 (2)

Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin dördüncü bölümü 26 Ekim’de Kadıköy-Akademi 1971 Kitabevi’nde gerçekleştirildi.

Sait Faik’in “Mektup” adlı hikâyesinin merkez alındığı atölye çalışmasında çeşitli sosyolojik, psikolojik, dilbilimsel ve edebî çözümlemeler etkileşimli olarak katılımcılar tarafından dile getirildi. Seri oturumlar sonucunda ortaya çıkan 50’ye yakın kavram ve kavramlar arasındaki etkileşimler beş adet bilişsel haritayla temsil edilerek araştırma sürecine dâhil oldu.

Sait Faik’in edebiyatına ve yaşamına dair yeni bulgular ile bakış açıları elde etmek amacıyla, Sait Faik Müzesi çevresince gönüllülük esasında yürütülen “Sait Faik Araştırma Atölyesi”, kavramsal ve imgesel alan derinliğini genişleterek çalışmalarına devam ediyor.

atolye4 (4)

Türkiye’de, edebiyat alanına yansıyarak Sait Faik odağında gerçekleştirilen ilk “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgilere http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Sait Faik Araştırma Atölyesi’ne ilişkin ayrıntılı bilgiler ile atölyenin diğer faaliyetleri için http://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Çalışmalarımız kış aylarında hız kazanacak ve takvimimiz http://saitfaikmuzesi.org adresinde yayımlanacak…

İlginiz ve desteğiniz için teşekkür ederiz.

atolye4 (1)

atolye4 (3)


 25/10/2014 erişim tarihli T24‘te yayımlanan habere ulaşmak için tıklayınız:
“Türkiye’de ilk kez ‘bilişsel haritalama’ ile Sait Faik Araştırma Atölyesi”


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com