Kas
21
2019
--

Upas Yayın mı… O da nedir ki?


Sağolsun, Zeynep Meriç’le (gasteci.meric@gmail.com) Upas Yayın odağında ‘çevik’ bir söyleşi gerçekleştirdik. Upas Yayın’ın varoluş biçimini pragmatik olarak ifade etmeye çalıştığım bu söyleşinin tam metni aşağıda… İyi okumalar dileriz!


Zeynep Meriç: Upas Yayın’ı kurmaya ne zaman karar verdiniz? Bu oluşumda sizi tetikleyen en önemli olay veya olgu nedir?

Zafer Yalçınpınar: Tahakkümlerden ve ezberlerden uzak bir özgür yayıncılık projesi oluşturmayı yıllardır düşünüyordum. 15 yıldır evvel.org kapsamında çeşitli edebiyat çalışmaları gerçekleştiriyorum. Çevremdeki dostlar, özellikle şiir ve poetika kapsamında evvel.org’un çok değerli bir arşiv ihtiva ettiğini, bununla birlikte fazlasıyla kişisel olduğunu sürekli dile getiriyorlardı. Haklılardı. En başından beri evvel.org’u kişisel not defterim, edebiyat ve şiir kapsamında tutulmuş bir not defteri olarak tasarlamıştım. Tuhaftır, okuyucunun ilgisini çekti falan… Neyse… 2018 yılında, evvel.org’un sub-domain’i olarak “upas” başlığını kullanmaya ve burada özgür bir şekilde dijital kitaplar yayımlamaya karar verdim. Balzac’ın bir kitabında ‘Upas’ ismiyle ve ‘Upas Ağacı’nın hikâyesiyle karşılaşmam, çok belirleyici ve tetikleyici oldu. Şu an Türkiye’de, Upas’ın dışında, şiiri, poetikayı ve imgelemin özgürleşmesi gibi kavramları yayın politikasının orjinine yerleştiren, şiiri öncelikli gören, bu kapsamda elini taşın altına koyan sadece bir-iki yayınevi var. Çünkü şiir -özellikle de sıkı şiir- iktisadi bir varoluş sergileyemiyor, satmıyor, okuru ve takipçisi az… Anlayanı ve ilgileneni de az… Bu duruma, böylesi bir çaresizliğe ve imkânsızlığa -kendimce- bir son vermek istedim.

Zeynep Meriç: Upas’ın poetikaya öncelik veren özgür bir yayın girişimi olduğunu belirtiyorsunuz. Peki, Upas’ta sadece şiir mi yer alıyor, diğer edebi türlere yer veriyor musunuz? Okurların arzuları mı size ışık tutuyor?

Zafer Yalçınpınar: Upas Yayın’da yer alan eserlerin özünü şiir ve poetika oluşturuyor. Bizim mihenk taşımız da turnusol kâğıdımız da şiirdir. Şibolet gibi… -Araştırın bakalım ‘Şibolet’ ne demekmiş- Sonuçta, öyküler, roman parçaları, roman karakterleri, polisiye, mizah, popüler kültür falan bizim dışımızda. Bizim önceliğimiz şiir… Sıkı şiir… Deneysellik, avangard, dada, gerçeküstü, letterizm, görsel şiir gibi kavramları kapsam-içi görüyoruz. Bu konuda azıcık katıyız. Sıkı şiiri ve imgelemin özgürleşmesini dert edindik. Yaşamdaki şiirselliğin arttırılması, şiir birikiminin arttırılması, şiir dilinin geliştirilmesi, sezgisel ve bilişsel bir auranın yaratılması, şiirin dilimizdeki sürdürülebilirliği, şiirsel yükün ihtiva ettiği kalp, vicdan ve hakikat duygusu bize yol gösteriyor. Tabiî ki okurumuzu da önemsiyoruz: Sıkı, olgun, güçlü ve geleceği belirleyen bir şiir dilini ve poetikayı okura sunarak, böyle yaparak okurlarımızı önemsiyoruz.

Zeynep Meriç: Upas’ın varoluşunda İlhan Berk ve Ece Ayhan’ın önemi nedir? Bu doğrultuda şiirsel çizginizden ödün verdiniz mi hiç? ‘Dilin imkânlarının genişletilmesi’ gerekliliğinden mi yanasınız sürekli?

Zafer Yalçınpınar: Şiirsel çizgimizden ve şiirsel maksadımızdan ödün vermeyiz. İlhan Berk ve Ece Ayhan da taviz vermemiştir. Sıkı şairlerin en büyük özelliği budur. Tarihsel varoluş, yazgı veya lanetimiz böyledir maalesef… Ece Ayhan ve İlhan Berk’in önemi, Dünya’daki 1950 şiir hareketinden yola çıkarak 2020’lere uzanmayı başaran dilsel uzgörü çizgilerini Türkçe’de oluşturabilmelerinde gizlidir. Felsefi bir boyut, yaşama alan derinliği katan dilsel bir sınırsızlık… Türkçe’deki şiir dilinin günümüze uzanan en başarılı motiflerini bu iki şairin zihnindeki bilişsel harita belirlemiştir. Dikkat ederseniz ‘İkinci Yeni’ akımı demiyorum. 1950 şiir hareketi diyorum. Ve bu durumu derinlemesine araştırmayı sizlere bırakıyorum.

Zeynep Meriç: Basılı nüshalarınızın olmadığını söylemiştiniz. Peki, ilerleyen süreçte bu mümkün mü? Basılı nüshaya geçiş için Upas’ta büyük değişiklikler olabilir mi?

Zafer Yalçınpınar: Olabilir. Fakat şu an böyle iyiyiz. Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Ne kendimizi ne de şiir okurunu ekonomik bir külfet altına sokmak istemiyoruz. Şiiri neo-liberal sisteme sokmak istemiyoruz. Dijital yayıncılığın, yeni nesil yayıncılığın güzelliği de budur zaten… Şiire neo-liberal girişimci bir tavır yüklemek isteyen muhteris tipolojiden de yıllardır -açıkça söylüyorum- nefret ediyoruz.

Zeynep Meriç: Okurlarınız yayınlarınıza nasıl ulaşabilir? Sitedeki etkinlikleri nasıl takip edebilir?

Zafer Yalçınpınar: Cevap sorunuzda bulunuyor zaten… Cep telefonunuzdan, abletinizden veya bilgisayarınızdan upas.evvel.org adresini ziyaret etmeniz yeterli… Tek tıklamayla kitaplarımızı, tüm paylaşımlarımızı ücretsiz olarak indirip pdf biçeminde okuyabiliyorsunuz, arşivleyebiliyorsunuz. Sosyal medyada da çok aktifiz. Duyurularımız da etkinliklerimiz de… Kısacası, her şey bir tık uzağınızda… Daha ne olsun. Büyük hizmet!

Zeynep Meriç: Bilginin bu denli karmaşık ve kirli olduğu dönemde basılı yayının azalmasını ve dijital yayınların çoğalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu durum yayımlanan eserlerin değerini arttırıyor mu, azaltıyor mu?

Zafer Yalçınpınar: Vallahi, bizim yayınladığımız eserler Mars gezegeninin dilinde yazılmıyor. Türkçe yazıyoruz… (Gülüyor) Aynı harfler, aynı dil… Kâğıdın üzerinde veya kitabın içinde olsun ya da ekranda dijital kitap biçeminde olsun son derece özenli ve titiz çalışıyoruz. Şiir dili, redaksiyon, mizanpaj ve diğer tasarımsal öğeler konusunda basılı yayınların çoğundan özenliyiz. Belki, koleksiyonerler için bazı basılı deneylerimiz de olacak gelecekte… Bakacağız.  

Zeynep Meriç: Upas’ı bundan sonra nerede göreceğiz?

Zafer Yalçınpınar: Upas Yayın’ın poetikası bir fısıltı gibi yayılır. Hiç ummadığınız bir anda bizim yayınlarımızla veya bizatihi bizimle karşılaşabilirsiniz. Fakat şunu söyleyebilirim; kitap fuarlarında, mikrofon arkalarında ya da ışıltılı podyumlarda birer dünya güzeli veya doksozof gibi kırıtmayacağımız kesin!

Zeynep Meriç: Devam eden veya başlayacağınız yeni bir proje var mı? Son olarak neler söyleyeceksiniz?

Zafer Yalçınpınar: Birçok gayretimiz var. Şiir aurasına, şiirsel alan derinliğine görsel ve işitsel eklemler sağlamak istiyoruz yakın gelecekte… Sıkı şiiri desteklemeye ve şiire öncelik vermeye devam edeceğiz. Son olarak, ne diyeyim, gözünüz, kulağınız upas.evvel.org’da olsun. Ve tabiî ki bu çevik söyleşi için de sana çok teşekkür ederim.

Zeynep Meriç: Ben teşekkür ederim… Samimi yanıtlarınız için asıl….

25 Ekim 2019

Kas
20
2019
--

“Şiirimizde bozuk topraklar!” (Zor/Konuşma’dan…)

(…)

Zafer Yalçınpınar: (…) Diyalektik materyalizm bize şunu söyler: Yanlış sorulara odaklanarak doğru cevaplara ulaşamayız. Şiir aurasına baktığımda, son 10-15 senedir yanlış sorulara odaklanarak ilerlenmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani senin ifade ettiğin panellerin, söyleşilerin, soruşturmaların, dosyaların, mikrofon arkası geyiklerin veya podyumlarda, parlak ışıkların altında sergilenen kırıtışların çoğu nafile uğraşılar, ıskarta atışlar benim gözümde… Sanıyorum, her şeyden önce, coğrafyamızdaki şiir tarihinin ‘iktisadi çeşitlemeler ve küresel yayılmacılık için bir taşıyıcı bileşen olmadığı’ gerçeğini kabul etmeliyiz. Ta ki 2000’lere kadar… Yani 2000’lere kadar şiir dünyasında ‘holdingcilik’, ‘masonik hizipler’, ‘kalkınma retoriği’ veya ‘parayı veren düdüğü çalar’ mantığı hâkim değildi. Fakat, 2000’lerin ortasından itibaren biriken -dahası, ekonomik genişlemesi holding medyasıyla planlanan- yayıncılık hamlelerinin neo-liberal girişimcilik mantığıyla ifrat seviyelerine ulaşması, edebiyat ve özellikle de şiir aurasındaki dengeleri bozmuştur. Bu neo-liberal girişimciliğin yücelttiği parlatılmış ‘ifrat akımı’, bireyciliği de, liyakatsızlığı da, promosyon edebiyatını da, hızlı tüketimsel süpermarketçilik (FMCG) mantığıyla çıkarılan popüler dergileri de körüklemiştir. 90’ların sonundan günümüze doğru ‘şair’ dediğimiz tipoloji egosantrik hezeyanlar içerisinde debelenen tuhaf bir görünüme bürünmüştür. Bu durumun nedeni bir tür ‘arz fazlası’dır. Ayrıca tüm sanat dallarında benzeri bir ‘aşırı endüstrileşme, aşırı sürüm’ desteklenmiştir. Altına boyalı ufak farklarla pazarlanan süpermarket ürünleri gibi… Herkes biraz şair, herkes biraz müzisyen, herkes biraz ressam, herkes biraz oyuncu, herkes biraz editör, herkes biraz dergici, herkes biraz yayıncı… Yani, herkes biraz her şey olmuştur! Hele hele ‘sosyal içerme’ kavramı öyle bir tüketilmiştir ki ‘sosyalleşme’ dediğimiz şeyin kendisi bile sanal bir tabana yayılmıştır. Açık havada veya deniz kıyısındaki bir cafede buluşup aynı masada oturan dört genç arkadaşın veya dört genç şairin sürekli cep telefonlarıyla uğraşarak, birbirleriyle hiç konuşmadan ya da doğayı gözlemeden, ya da şiir üzerine konuşmadan zaman geçirdiğini düşünün! Benzeri tablolarla her yerde karşılaşabilirsiniz bugün… Tabiî ki taşıma suyla çalışan endüstrileşmiş değirmenlerin bir sürdürülebilirliği yoktur, olmamaktadır: Herkes karakter aşınmasına uğrayan egosantrik bireylere evrilmiş ve aslında hiçbir şeye dönüşmüştür! Herkes şöyle bağırmaktadır artık: Hepimiz çokkültürlülüğe inanıyoruz şimdi! Sıçrama sağlayacak bir gelişim veya yenileşim icra edilememiştir, çünkü edebiyat endüstrileşmesinin yöneticileri tarafından pazarlama teorisinin ‘yaygınlaşma ve tutundurma fonksiyonları’ kullanılmıştır. Şiirsel içerik zerre kadar gelişmemiş, aksine gerilemiştir. Pazarlama, tasarım ve markalaşma numaralarının yerine, tarih, bilim, sanat ve felsefeyi anlamak, ilerletmek, zenginleştirmek gerekiyordu aslında! Böylelikle şiir, imgesinden, tözünden ve tarihinden uzaklaştırılmaya, parçalanmaya ve popülerleştikçe kıymet kaybeden pazarlamacı bir iktisadi eksene yerleştirilmeye itilmiştir. Fakat, David Harvey’in de işaret ettiği gibi neo-liberalizmin göz alıcı tarihi dünyanın her yerinde -Şili’de de, Lübnan’da da, Ukrayna’da da ve sonuçta Türkiye’de de- çok kısa sürer. İfrat, ikbal avcılığı ve vurgunculuk dönemi -ya da post-truth kapsamıyla ilerleyen siyasal söylemler- her zaman çölleşmeyle, kısırlaşmayla sonuçlanır. Ülkemizdeki tarım veya tohum politikaları gibi… Sorumsuz üretim ile tüketim, mahsulün kalitesini bozmakla kalmaz, toprağı da bozar. Toprak tuhaf kimyasallarla, kötücül yöntemlerle o kadar bozulmuştur ki artık bir süre sonra o topraktan hiçbir şey yeşermez. Şimdi, bu bağlamda ben, ‘yenileşim’ hamlesinin ‘güdümlü edebiyat’ mantığının terk edilmesiyle başlayacağına inanıyorum. Güdümlü edebiyatın güttüğü, parlattığı tipler şiire ve edebiyata öyle bir zarar vermiştir ki şiirin beşiği olan coğrafyamız “şiir yazılmaz, şiir okunmaz, şiirle ilgilenilmez, şiir sevilmez, şair sevilmez” bir yere dönüşmüştür neredeyse… Şimdi, başından beri anlatmaya çalıştığım tüm bu analojik yaklaşımı bilmeliyiz, görmeliyiz ve fakat bir kenara bırakmalıyız. Aslında meseleyi çok da karmaşıklaştırmaya, yüzlerce kablo çekmeye gerek yok; 10-15 yılın yarattığı göz alıcı podyumlarda sürekli kırıtan bu şairler, çeşitli egosantrik hezeyanlarla debelenen aynı isimler, birbirlerini parlatmak için hizipçi bileşkeler kurmuşlardır. Ece Ayhan buna ‘kötülük dayanışması’ der. E tabiî ki böylesi kermesvari kafalardan ya da neo-liberal hizipleşmeden de ‘yenileşim’ falan bekleyemeyiz. En fazla şu olur; dışarıdan bir yerlerden, yabancı dilde bir eserden yenilik veya özgürlük ithal ederler! 2000’li yıllarla birlikte, birbirine, birbirlerinin kitaplarına, birbirlerinin dizelerine rozetler takmakla meşgul, birbirlerine dergi icat etmekle meşgul, egosantrik zihinsellikten beslenen ve süpermarketlerle çoğalan bir ‘Şiir A.Ş.’ kurulmuştur. Bunu kabul edelim artık! Şimdilerde ‘Şiir A.Ş.’ firması batmaktadır, kredisi bitmiştir, zarar açıklamıştır ve kendisine hizmet eden işçilerini firmadan çıkarmak istemektedir! Charles Bukowski’nin bir sözü vardır: ‘Kapitalizm komünizmi yedi. Şimdi kendi kendini yiyor!’ Maalesef neo-liberal dönemin ön-plana çıkardığı şairlerde de durum aynıdır. Şairler kendi kendilerini yemekle, şiire ve yaşamın şiirselliğine zarar vermekle meşguller şu an… O nedenledir ki şöyle dedim bir keresinde; ‘Şiir öldürülüyor, bu kez şairler marifetiyle!’ İşte, bizim coğrafyamızdaki şiirselliğin azalmasının kök-nedeni böylesine kötücül bir süreçtir…

(…)
Ekim 2019


Zor/Konuşma’nın tam metnini https://bit.ly/zorkonusma adresinden e-kitap/pdf olarak okuyabilirsiniz. Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kas
18
2019
--

Fotoğraf: İlhan Berk, 1941


İlhan Berk, 1941
“Dost, Hüsamettin Bozok’a, 8/8/1941, N. İlhan Berk”
(Yeditepe Dergisi Arşivi’nden…)


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden, “Yeditepe Yayınevi/Dergisi” başlıklı ilgilere ise https://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
18
2019
--

Sait Faik 113 Yaşında! Sait Faik’in Şiirlerine Dair Buluntular… UPAS Yayın’da!

Sait Faik’in şiirlerine dair önemli bir araştırmanın tam metnini https://upas.evvel.org/?p=468 adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik aresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
17
2019
--

Akademik/Makale: “Kötülük Kavramı ve Ece Ayhan’ın Eserlerine Kötülük Meselesi Bağlamında Bir Yaklaşım” (Ümit Bademkıran)(2018)

“Öz” Metni: “Hayatın bir hakikati olarak estetiğe dâhil olan kötülük, tartışmalı bir kavram olarak geniş bir kapsama sahiptir. Neyin kötülük olup olmadığı subjektif aklın bir yargısı olduğu için bugün kötülüğün sayısız tanımı bulunmaktadır. Kötülük, ilk olarak bir insan edimidir ve doğrudan insan ile ilişkilidir. Ayrıca kötülük nihayetinde, estetiğe ve edebiyata insan bağlamında dâhil olur. Subjektifliğin kapsamında olan kötülük, tek boyuta indirgenemeyeceği için edebî eserlerde çeşitli biçimlerde yer almıştır. Edebiyatta var olan kötülük, sanatkârların gerçekliğe inmesi dolayısıyla belirir. Gerçeklik, kötülüğün taşıyıcısı ve onun sürekliliğini sağlayan bir olgudur. Kötülük ve hakikat iç içe olduğu için, edebiyatta kötülüğün gerçekliğin sınırlarında aranması bir yanılgıya sebebiyet vermez; çünkü direkt olarak kötülük, genellikle ve daha önce gerçekliğin dışına itilmiş ve bahis konusu kötülüklere bazı sanatkârlar “kayıtsız” kalmıştır. Bu çalışmada eserlerini kötülük bağlamında inceleyeceğimiz Ece Ayhan, kötülüğü gerçekliğin bahsi geçen sınırlarında aramış ve edebî eserlerini tarih, iktidar, toplum, devlet, fuhuş vb. alanlardaki kötülüklerle inşa ederek kendi dönemindeki edebiyat mensuplarından kötülüğü ‘derinleştiren’ bir sanatkâr olarak ayrılmıştır. Biz ise bu araştırmada Ayhan’ın kötülüğü bir ‘mesele’ olarak ele aldığı bu yönünü, düzyazıları ve şiirleri bağlamında sorgulayacak; söz konusu kötülük unsurlarını çeşitli açılardan yorumlayacağız.” (İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Cilt 58, Sayı: 2, 2018)


Ümit Bademkıran tarafından kaleme alınan makalenin tam metnini https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/595949 adresinden -pdf dosyası biçeminde- okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “Ece Ayhan” başlıklı çalışmaların indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
17
2019
--

Upas Yayın -Erenköy- Buluşması’ndan Görüntüler/Performanslar (15/11/19)


15 Kasım 2019‘da gerçekleştirilen Upas Yayın -Erenköy- Buluşması‘ndan görüntülere/performanslara https://upas.evvel.org/?p=1073 adresinden ulaşabilirsiniz. Buluşmaya katılan tüm Upas Yayın dostlarına teşekkür ederiz.

Kas
17
2019
--

Karaköy’de Mürekkepli Gece


Karaköy, 2019, Fotos: Zy
Tüm fotoğraflar: zaferyalcinpinar.tumblr.com

Kas
14
2019
--

UPAS YAYIN Buluşması // 15 Kasım 2019 // Cuma, 19.00 // Poğaça Cafe // Erenköy


Upas Yayın okurları, yazarları, şair ve ressam
çevresi buluşuyor, tanışıyor, sohbet ediyor, kaynaşıyor…

15 Kasım 2019 Cuma, Saat: 19.00
Poğaça Cafe, Erenköy


Poğaça Cafe’nin Konumu:
https://maps.app.goo.gl/RCYjqBjMJJV2Lskg9


Facebook Etkinlik Bağlantısı:
https://www.facebook.com/events/530260117736448/


Kas
14
2019
--

Orhan Veli ve Charles Bukowski Şiirinin Benzer ve Farklı Yönleri: “RAKI ŞİŞESİNDEKİ BALIKTAN BİRADAKİ KÖPÜĞE” (Cengizhan Koçyiğit)

Cengizhan Koçyiğit‘in akademik çalışmasının tam metnini https://upas.evvel.org/?p=445 adresinden okuyabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kas
13
2019
--

“Benim Gözümden Yazarlar” (Emre İnanç)

Ursula K. Le Guin

Emre İnanç‘ın 13 eserden oluşan “Benim Gözümden Yazarlar” başlıklı çizim serisine https://upas.evvel.org/?p=1050 adresinden ulaşabilirsiniz.


Isaac Asimov

Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: ,
Kas
11
2019
--

Doğum günün yerden göğe kadar kutlu olsun…


11 Kasım: Canım, biriciğim, güzeller güzeli çevirmen Duygu Gündeş‘in doğum günü! Biricik-mu‘yu yerden göğe kadar özlüyorum ve kalbimde yaşatıyorum. Duygu’ya ağıt olarak kaleme aldığım Ölümcül Defter‘i https://upas.evvel.org/olumculdefter.pdf adresinden okuyabilirsiniz. Ayrıca, Duygu’nun bilinen tüm edebiyat çalışmalarını şurada toplamaya çalışıyorum: https://duygugundes.info (Zafer Yalçınpınar)


(Kupür: 11 Kasım 2019, Sözcü Gazetesi, Türkiye Baskısı)


Duygu Gündeş’in Çeviri Şiirler‘i şurada;
bit.ly/cevirisiirler


Duygu Gündeş’e Ağıt, Ölümcül Defter şurada;
https://upas.evvel.org/olumculdefter.pdf

Kas
09
2019
--

Şairin Dinletisi

susuyor ağaçlar
susuyor liman
susuyor bulutlar
susuyor zaman
susuyor toprak
susuyor mezarlar
susuyorlar size

Zafer Yalçınpınar
Kasım 2019


Yalçınpınar’ın tüm şiirlerini ve şiir kitaplarını https://bit.ly/zypsiir adresinden okuyabilirsiniz.

Kas
08
2019
--

Şiirlerin Bildirisi (Şahin Çetin)


Sağolsun, sıkı dostumuz Şahin Çetin, Upas Yayın kapsamında oluşturduğumuz 23 kitabımızı hatırlatmak ve imgelemin özgürleşmesi yolunda verdiğimiz emeği/gayreti vurgulamak için “Şiirlerin Bildirisi” başlıklı özel bir çizim gerçekleştirdi. Eseri detaylı incelmek için https://upas.evvel.org/?p=1025 adresini ziyaret edebilirsiniz. Upas Yayın taifesi olarak kendisine yerden göğe kadar teşekkür ediyoruz. (Zy)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Kas
02
2019
--

Kitap fuarlarında yokuz ve bu durumdan onur/gurur duyuyoruz!

UPAS Yayın olarak kitap fuarlarına katılmıyoruz, oralarda yokuz. Kitap fuarlarının neoliberal düzeneğini, onur konuklarını, imza günlerini, doksozofiyle biçimlenen söyleşi geyiklerini falan benimsemiyoruz. Açıkçası; kitap fuarlarında olmamaktan onur/gurur duyuyoruz! Sıkı şiire ve imgelemin özgürleşmesine öncelik veren Upas’ın tüm yayınlarını upas.evvel.org adresinden -pdf biçeminde- ücretsiz olarak okuyabilir ve arşivleyebilirsiniz. İyi okumalar dileriz. (Zy)


Kas
02
2019
--

Dijital Kolajlar (Tuğba Karaduman)


Tuğba Karaduman‘ın dijital kolajları UPAS‘ta…
Bkz:https://upas.evvel.org/?p=1004

Eki
31
2019
--

Şairlik/Yazarlık Kursları ‘Neoliberalizm’in Kötü Yolu’dur!

Yazarlık/şairlik kurslarına itibar etmeyiniz! Yazarlık/şairlik kursları neoliberalizm’in kötü yoludur! Bu tip neoliberal girişimlerle para basmaya, keriz çarpmaya çalışanların oyunlarına kanmayın. Ayrıca, işbu meselenin ihtiva ettiği rezilliği iyi analiz etmek gerekiyor: Bazı tipler bu rezilliğe bakıp “reklamın iyisi kötüsü olmaz” diyerek sevinç duyuyorlardır şu an! Anlamak için okuyunuz: bit.ly/kotuyol

Eki
27
2019
--

Zühal Tekkanat vefat etti…

Ankara Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören Zühal Tekkanat 27 Ekim Pazar akşamı saat 19:50’de yaşamını yitirdi.


ZÜHAL TEKKANAT

16 Ağustos 1938’de Ankara’da dünyaya geldi. Halime Melahat Hanım ile marangoz Kâzım Tekkanat’ın beş çocuğundan biridir. Merdivenköy İlkokulu’nu, Erenköy Kız Lisesi’ni ve Kadıköy Kız Enstitüsü’nü (1955) bitirdi. Enstitüyü bitirdiğinde Askeri Hâkim Doğan Dülgergil ile görücü usulü evlendirildi. İçsel adını verdiği bir kızı oldu. Eşi, yazma çabasını onaylamadı. Evlilikleri yedi yıl sürdü, eşinden ayrılınca bir kamu kuruluşunda (SSK) memur olarak çalışmaya başladı ve buradan emekli oldu.

Boşanmasının ardından ilk şiirlerini Varlık dergisinde yayımladı. 1966’da şair Cemal Süreya ile evlendi. On yıl evli kaldı. 1967’de Memo Emrah Seber adlı bir erkek çocukları oldu. Bir devlet memuru olarak kendi adıyla şiirlerini yayımlatmak istemediği için, Cemal Süreya’nın önerisiyle, Elif Sorgun ismini kullandı. Şiir ve yazılarını Yelken, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Oluşum, Varlık, Kıyı ve Düşlem dergilerinde yayımladı. 1966’da Yelken dergisini yönetti, Yeni İstanbul ve Cumhuriyet gazetelerinde sanat sayfası muhabirliği yaptı.

İlkgençlik şiirlerini Gibi adlı kitapta topladı. Yelken, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Yeni Edebiyat gibi dergilerde yayımlanan şiirlerini Acıben adıyla kitaplaştırdı (Broy Y., 1994). Cemal Süreya ile evli kaldığı dönemde yazmadı. Ayrıldıktan sonra yazdıklarını kitaplaştırdı. Süreya’nın ölümünden kısa süre sonra oğlu Memo’yu da kaybetti. Anılarını Yaşadığım Yıllar kitabında anlattı. Süreya’nın Onüç Günün Mektupları, Zühal Tekkanat’a yazdığı mektuplardan oluşmaktadır.

Öykücü ve romancı Mehmet Seyda, Tekkanat’ın eniştesidir. Şiir kitapları ve derlemelerinin yanı sıra, çocukluğundan itibaren sahip olduğu hayvan sevgisini de kitaplaştırdığı denemelerinde dile getirdi. Yazar, bir söyleşide, şiire ilgisinin başlaması ve şiir anlayışının gelişimi hakkında şunları söylemiştir:

“Çocukluğumda okul kütüphanelerinde başkandım. Milli bayramlarda şiirler okuturlardı. İlkokul üçüncü sınıfta ‘Kar’ şiirini yazdım. En büyük hedefim kitap okumak ve giderek yazmak oldu. Annem göçmen torunuydu, güzel türkü söylerdi. Babam askerde yazıcıydı. Ziya Paşa’nın şiirlerini daktilo etmiştir. Salah Birsel’e ezbere şiirler okurdu. Ben şiiri genler sayesinde mi yakaladım bilemiyorum ama şiirin kendisi bana gelirdi, kedi yavrusu sevilir gibi, şiirle oynamayı seviyorum. Yazdım, yazdım sakladım. Şiir benim gri giysilim, evimin çiçeğidir. Cemal Süreya etkilenmesi hiç olmadı bende. Onun şiiri bana göre değildi. Çoğunlukla aşkla ilgiliydi, benim ısrarım üzerine de sosyal yönü olan şiirlere de yöneldi. Şunu gönül rahatlığıyla söylemek isterim. İkinci Yeni şairleriyle çok oturdum ve onlardan beslendim. Beni en etkileyen şair, düşünceme ve içtenliğime uygun şair salt Edip Cansever’di.” (Engin Turgut ile söyleşi)

Tekkanat, 2003’te kurulan Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği’nin kurucularındandır. Buna karşın 10 yıl boyunca dernek yönetiminden uzak tutulmuş, 2013’te Seyyit Nezir başkanlığında oluşan yönetim kuruluyla birlikte dernekte ikinci başkan olarak görev yürütmüş, 2014’te yine Nezir’in önerisiyle Üvercinka Dergisi’ni kurmuştur (Kasım, 2014). Derginin ilk sayısından başlayarak her ay şiirlerini ve Aydınlık Günceler’i yayımlamıştır. Bir süredir basın yayın dünyasındaki düşmanca niyetli yazılarla yaralanmış olan Tekkanat, derginin Ağustos ve Eylül sayılarında Cemal Süreya’ya şikâyetlerini yazmış, Ekim ayındaki son Aydınlık Günceler’ini Ankara’dan, Aşağı Ayrancı’daki Cemal Süreya Parkı’ndan acılı izlenimlerle göndermişti. Yaşamından ayrıntılı kesitler, Aydan Ay’ın anıroman olarak kurguladığı Zühal ile Cemal’de yer aldı (Broy Y., Kasım 2017).

Zühal Tekkanat; Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği üyesidir.

Yapıtları

Gibi (1965), Acıben (1994), Cemal Süreya Sokağı (1997), İçimizdeki Günler (1997), Dostlarının Kaleminden Cemal Süreya’nın Portresi (1998), Yakamı Bırakmayan Şiirler (2000), Şiir Buluşması (2002), Papirüs Şiirleri Antolojisi (2002), Dikine Sarkan Ağaç (2007), Tutkulu Patiler (2007), Yaşadığım Yıllar (2011), Son Kanadım Tek (2011), Günörgüsü I / Aydınlık Günceler (2017), Şiir Sözleri / Bütün Şiirleri (2017), Günörgüsü II / Aydınlık Günceler (2018)


Kaynakça

-Tanzimattan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi, İstanbul, YKY, 2010

-“Cemal Süreya’nın yaşayan belgesiyim”, Star Gazetesi, 5 Şubat 2012, Fatma Karaman, https://www.stargazete.com/pazar/cemal-sureya-nin-yasayan-belgesiyim-haber-421911.htm

-Zühal ile Cemal, Aydan Ay, anıroman, Broy Y. 2017

Eki
26
2019
--

Görsel Fonetik


“Görsel Fonetik” by Zy
Afyon-Sandıklı, 2019

Tüm fotoğraflar:
zaferyalcinpinar.tumblr.com


Eki
23
2019
--

Hüzmeler…


“Hüzmeler”
Fenerbahçe, Ekim 2019, by Zy
Tüm Fotoğraflar: zaferyalcinpinar.tumblr.com

Eki
21
2019
--

“Zor/Konuşma” (Sönmezışık – Yalçınpınar)


Zor/Konuşma,
Emrah Sönmezışık – Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Ekim 2019, 18 Sayfa
okumak için: bit.ly/zorkonusma


Emrah Sönmezışık ve Zafer Yalçınpınar, ‘şiirde yenileşim’ başlığına odaklanarak düşünsel bir yolculuğa çıkıyor. ‘Zor’ adını verdikleri bu derinlikli diyalog, mevcut şiir dilinin gelişim imkânlarına dair ilginç bir irdeleme oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
20
2019
--

Söyleşi: “Gözler Odası” üzerine… Ceren Fındık ile…


Ceren Fındık ile yeni sergisi ‘Gözler Odası‘ kapsamında bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşinin tam metnine https://upas.evvel.org/?p=986 adresinden okuyabilirsiniz.


Ayrıca bkz: bit.ly/enictekiyer

Eki
19
2019
--

Sergi: “GÖZLER ODASI” // Ceren Fındık // İklim Sanat // 24 Ekim-9 Kasım 2019 // Ankara


En İçteki Yer adlı eseriyle tanıdığımız Ceren Fındık‘ın yeni sergisi Gözler Odası, 24 Ekim-9 Kasım 2019 tarihleri arasında İklim Sanat Projesi -Ankara‘da izleyicisiyle buluşacak… Ankara’daki dostlarımızın bu sergiyi kaçırmamasını öneriyoruz. (Upas Yayın)

İklim Sanat Projesi‘ne dair ayrıntılar şurada:
https://www.facebook.com/iklimsanatprojesi/



Ceren Fındık’ın çizimlerindeki dışsal varoluş, gerçeküstücü reddiye hatlarıyla birleşerek Türkiye’deki en kuvvetli görsel örnekleri sunuyor. En İçteki Yerde konumlanan tekinsiz yaratıların her biri izleyicinin zihninde şiirsel ve eşsiz uçurumlar biçimlendiriyor.


Ceren Fındık’ın eserlerine
instagram.com/cerenfindikdrawing
adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
18
2019
--

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com