Fenerbahçe Spor Kulübü: 4
Gençlerbirliği: 1
Ya basta Kadıköy! No pasaran!
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
Fenerbahçe Spor Kulübü: 4
Gençlerbirliği: 1
Ya basta Kadıköy! No pasaran!
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
Artcore Space, 24 Kasım- 4 Ocak tarihleri arasında Esat C. Başak’ın “İşler Güçler” adlı solo sergisini sanatseverlerle buluşturmaktan gurur duyuyor.
İzleyici bu sergiyle Başak’ın son iki yıldır ürettiği yerleştirme,heykel ve baskılar aracılığıyla sanatçının önceki üretimlerinin yansımalarını takip etmenin yanı sıra toplumsal bellekte yer etmiş gündelik objelerin ve imajların eleştirel bir bağlamda yeniden değerlendirilişinin de izini sürüyor. Sanatı ve zanaatı birbirinden ayıran çizgilerin bulanıklığına dikkat çekmeyi amaçlayan İşler Güçler sergisi seri üretim nesnelerinin hızlı tüketilişlerinin ardından nasıl yeniden bakışın alanına dâhil edilebileceklerini cesurca ortaya koyuyor. Bunu yaparken sanatçı sanat tarihi, tasarım,felsefe, psikanaliz ve dilbilim gibi pek çok farklı disiplinle olan dirsek temasını da gözler önüne seriyor.
Sergide yer alan Venüs, The Art of War, Last Man Standing gibi heykelleri aracılığıyla Başak, sanat tarihinin asırlık imgeleriyle diyalog içine girerek bu kollektifleşmiş imgelerin tarihselliği ve biricikliği gibi konuları tartışmaya açarken Gözlük Böcekler isimli heykelleriyle de sıradan, seri üretim nesnelerinin de nasıl birer sanat yapıtına dönüşebileceklerine vurgu yapıyor. Bulunmuş malzemelerin ve genetiği değiştirilmiş oyuncakların sanatçının ince ve yaratıcı müdahalesiyle bir araya getirilişleri izleyiciyi melankoliye direnen, tekinsiz olduğu kadar ironik de bir fantezi dünyasına davet ediyor. Sergideki bu tutarlı biraradalık aynı zamanda sanatçının malzemeyle girdiği ilişkiyi kişisel tarihinin penceresinden yeniden yansıtmayı amaçlıyor. Yerleşik dil ve gösterge kalıplarına yapılan bu müdahale modernite sonrası üretim ve tüketim ilişkilerine dair eleştirel bir pozisyon önerirken yeni bir imge ve düşünce dünyasının da kapılarını aralıyor. (Basın Bülteni’nden…)
*
Artcore Space
H.Cevdet Pasa sok. Çam 2 apt No:1-18
Nişantaşı/İSTANBUL
Tlf: 0 212 2192491
info@artcorespace.com
*
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,
Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylân gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak.
(…)
Ahmet Hamdi Tanpınar
“Şiirler”, Yeditepe Yay., 1961, s. 41
Sağolsun, sahhaf Emin Nedret İşli ve dostu Nobuo Misawa buluntuladıkları mücevherlerinden bazılarını paylaşmış; “Japonca’da Nâzım Hikmet…”
Japonya’da, 1956 yılında 250 nüsha olarak yayımlanan
Nâzım Hikmet şiir kitabı…
*
İlk baskısı 1958 yılında yapılmış… 1959’da 2. baskı… Yukarıdaki nüsha, 1964 yılında gerçekleşen 600 adet 3. baskıdan bir tanesinin görüntüsüdür.
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.
“Zafer Yalçınpınar da kim oluyor lan?”
“Ne diyor bu hıyar ağası?”Baykuş Bakışı: https://zaferyalcinpinar.com/baykusbakisi.html
Özgeçmiş: https://zaferyalcinpinar.com/d1.html*

22 Kasım 2012, UEFA Avrupa Ligi
Olimpik Marsilya: 0
Fenerbahçe Spor Kulübü: 1
*
her zaman, her yerde bir Fenersin
bu karanlık yolun sonuna
senin ışığınla yürüyoruz!
*

Yavaş yavaş aydınlanan
Bir denizaltı âlemi,
Yosunlu bir boşluktan
Çekiyor kendine beniBir yıldız uzaklığında
Uyanıyor birer birer
Ürkek bulanıklığında
Zamanı bölen şekiller.Ey sükûtun bir nefeste
Yaktığı billûr âvize!
Bu esrarlı müselleste
Gökler yakınlaştı bize…(…)
Hangi güvercin kanadı
Köpükten çırpınışında,
Bu sarayı tamamladı
Her tesadüfün dışında;Ve hangi el boş geceden
Uzattı bu altın tası,
Sızdıkça bir düşünceden
Günlerin kızıl meyvası?Ahmet Hamdi Tanpınar
“Şiirler”, Yeditepe Yay., 1961, ss.10-11

Oktay Rifat’in oğlu (küçük) Samih Rifat’la birlikte sualtı dalışlarını çok sevdiğini ve Marmara Adası kıyılarında birçok dalış gerçekleştirdiğini biliyoruz.
(Bkz: https://evvel.org/mermer-adasinda-simalar-z-yalcinpinar)
Yukarıdaki resim, Samih Rifat’ın sualtı dalışları sırasında gördüklerini soyutladığı özel bir çalışmadır. Resim şu an Büyükada’da, Adalar Müzesi kapsamında sergileniyor…
Sahicilikle
Zy
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.
Ne içindeyim zamanın,
Ne de büsbütün dışında;
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil,
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.(…)
Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.Ahmet Hamdi Tanpınar
“Ne İçindeyim Zamanın” adlı şiirinden…
Yeditepe Yay., 1961
19 Kasım 1959,
Günaydın Gazetesi
https://gecmisgazete.com/kupur_goster.php?kupurid=5571
*
Ayrıca bkz:
https://yenisinsiyet.evvel.org
*
*
Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde okuyan ve Keçiören’de abisi ile birlikte derme çatma bir müştemiletta barınan ve gerçekten de yoksul genç bir öğrenciden sabahleyin ilk karşılaştığı bir arkadaşı hemen borç para ister. Yoksul öğrenci de “Ama” der “sen benim ne kadar parasız olduğumu biliyorsun. Bu üniversitede kendisinden borç para istenmeyecek neredeyse tek öğrenci benim. Nasıl olur?”
Arkadaşı fütursuzca yanıt verir bir çırpıda. “Biliyorum, ama sen benden borç para istemeyesin diye böyle söyledim bir acele. Seni görür görmez sezdim ki sen benden borç para isteyeceksin!”*
İyice yoksul bir kadın bir işyerinde temizlikçilik gibi bir iş bulur. Aylığını, bir zaman başkası vezneden alarak o kadına veriyordur. Aracı olan adam bir ara izne çıkar. Artık kadın aylığını kendisi alacaktır.
Alır ama altı lira fazla olarak.
Kadın uyarır:
“Bana altı lira fazla verdiniz!”
Veznedar “Hayır” der “bu doğru”.Ece Ayhan
90’lı yılların sonunda (tahminen 1996-1998 döneminde) Ece Ayhan’ın “final niteliğinde bir anlatı, özel bir minyatür” kaleme aldığını biliyoruz. Önceleri tek -bütünsel- bir kitap olarak düşünülen bu anlatının adı “Melanet” olarak belirlenir… Sonradan, bu “final niteliğindeki anlatı”nın Ece Ayhan tarafından -bilinçli olarak- ikiye bölündüğünü ve bir bölümünün “Morötesi Requiem” adıyla 2001 yılında YKY’den yayımlandığını biliyoruz. Peki diğer bölüme ne oldu?
Diğer bölümün adı “Yaşasın Kötülük ve de Ötesi”dir. Ece Ayhan’ın kaleme aldığı bu yayımlanmamış kitap taslağından bazı “kırıntılara”, Kitap-lık Dergisi’nin Nisan 2001 tarihli “İlk otuz sayıdan seçme yazılar” başlıklı özel sayısında karşılaştık. Orjinali 1997’de (Kitap-Lık sayı: 29-30) yayımlanan bu parçaları Ece Ayhan’a kalben ve vicdanen bağlı dostlarının ilgisine sunuyoruz:
https://zaferyalcinpinar.com/eceayhankotulukotesinden.jpg
Sahicilikle
Zy
Hamişler:
Parçaları buluntulayarak Evvel Fanzin’e ulaştıran Kenan Yücel’e çok teşekkür ederiz.
Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.
Ece Ayhan web sitesi ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinde bulunuyor.
*
Bkz: https://www.futuristika.org/multimedia/guzeller/antonin-artaud-timarhane-cizimleri/
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
HAKSIZLIKLARDAN SIKILDIK !
*
Aykut Kocaman:
“Bu akşama dair söylenecek bir şey yok”
*
her karanlığa KARŞI Fenersin!
bkz: https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin
*
15-30 Kasım 2012 tarihleri arasında, Beyoğlu-Galatasaray Meydanı, Tarihi Postane Binası’ndaki Galatasaray Üniversitesi Kültür-Sanat Merkezi sergi alanında Vâlâ Nureddin, Vera T. Hikmet, Turgut Uyar ve İlhan Berk’in imzalı kitapları görülebilir…
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “İmzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.
1952’de Beyoğlu Atatürk Erkek Lisesi avlusunda…
Soldan Sağa: Ece Ayhan, Arslan Ebiri, Erdoğan Kalyoncu
1952 tarihli bu fotoğrafla, Kitap-lık Dergisi’nin Nisan 2001’de yayımlanan “İlk otuz sayıdan seçme yazılar” başlıklı özel sayısının 141. sayfasında karşılaştık. 1995 yılında Ece Ayhan’ın Enis Batur’a ithafen Arslan Ebiri üzerine yazdığı bir mektupla birlikte yayımlanmış fotoğraf…
Mektubun tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/eceayhanarslanebirimektup.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca, mektubu ve fotoğrafı bulup Evvel Fanzin’e ulaştıran Kenan Yücel’e çok teşekkür ederiz.
Hamişler:
1. Kitap-Lık’ın 2001 tarihli seçkisinde Ece Ayhan’a yönelik çok ilginç buluntulara ulaştık. Önümüzdeki günlerde bu buluntuları da Evvel Fanzin kapsamında paylaşacağız.
2. Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz.
3. “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesi ise şu adreste; https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html
Yeni sinsiyet tipolojisi[1] tarafından kurgulanan tüm enstrümanların birer saat gibi tıkır tıkır işlemesine, cehalet alanının genişleyerek devasa bir cehalet ortamına dönüşmesine, işbu havzadaki dipsizlik duygusunun gün be gün artmasına, tüm yanıltıcı salvoların veya retorik arsızlıklarının[2] “mutlak bilgi”ye bağlanmasına, ortamdaki yandaş-paydaş etkileşimlerinin endüstrileşmiş bir menfaat-sömürü çizelgesinde üssel olarak hızlanmasına ve nihayetinde yeni sinsiyet tipolojisinin oligarşik bir yönetsel katmanda(kulede) müstahkem mevki kazanmasına[3], kısacası, bu kör keşmekeşinin tümüne şahit bulunmanın ya da kalmanın biriktirdiği “susku” korkunçluğunu, “susku” gerginliğini ve “susku” öfkesini nasıl anlatabiliriz?
Bugün, yeni sinsiyet oligarşisinin, cehalet ortamından melanet ortamına uzatmayı bir “performans kritiği” olarak gördüğü kötücül yolculuğunda çok önemli bir ara-döneme geçtiğini bilişsel olarak farketmiş bulunuyoruz. Bu ara-dönemi ve kuruluş aşamasındaki havzayı bir “mezalim ortamı” olarak tanımlayabiliriz. Mezalim ortamı, cehalet ortamının yürütücüsü olan yeni sinsiyet tipolojisinin seçkinlik arayışını -ve buluşunu- tamamladığında (yani, yaygın bir tipolojiden, “kendince niteliksel” sınırları olan bir müstahkem mevkiyle örülmüş, kulevari bir oligarşiye dönüştüğünde) geride bıraktığı alandaki -aşağıdaki- yıkıntının genel görünümüdür. Bu yıkıntıyı yürütmek, cehalet ortamını yürütmekten daha zordur: -ki zaten “kule”nin inşasında da bu yönetsel zorluk belirleyici olmuştur.
Yeni sinsiyet oligarşisinin ikbal günlerini ritimleyen ve ritimleyecek olan cehalet ezberinin, “mezalim” ortamına da hâkim kılınması için -aşağıda iş görecek, retorik arsızlığını ve pirusvari kazanımları sürdürecek- yapay (belki de ithal) bir “karşıtlığı” da “işler” hâle getirmesi, birincil adım olarak tasarlanmıştır. “Yapay karşıtlığın” enstrümanları ve işbirliği sistematiği, yeni sinsiyet tipolojisinin kullandıklarının azamileştirilmiş çeşitlemeleridir. Ancak, varılan ve varılacak sonuçlar (pragmalar) yeni sinsiyetin ulaştığı menfi hedeflerden çok da farklı değildir, olamaz. Çünkü yeni sinsiyet buna izin veya icazet vermez. Önünde sonunda, yeni sinsiyet oligarşisinin havzaladığı mezalim ortamı, özel bir “sürdürülebilirlik” projesidir: Menfi gaddarlığın şiraze olduğu bir ticarileştirilmiş gelecek projesi…
Mezalim ortamının en belirgin enstrümanı, bireyler üzerinde yarattığı “panoptik gözetlenme” duygusudur. Bu duygu, “hakikat”in üzerinin örtülmesinin insan evlâdında yarattığı ve özüne ters gelen “baskı” parafazıyla benzerdir. Her türlü “özgürleşme” duygusunun üzerine yeni sinsiyet kulesinin korkutucu gölgesi vurmakta ve henüz doğuş anında -o eşsiz anın kutsallığında- “özgürleşme” duygusu karartılmaktadır. Hakikat ile hakaretin yer değiştirmesi, yalanın “sahi” yerine kullanılması, ışığın karanlığa terkedilmesi, görüşsüzlük, sisleme, cehalet ortalamasına hizmet eden her türlü aldatmaca ve hilebazlık, yandaş-paydaş etkileşimlerindeki haysiyetsizlik, liyakatsizlik ve tözsüzlük yeni sinsiyetin kendi geleceği için tasarladığı “emniyet müşirleri”dir. Mezalim ortamındaki çelişkin içeriksizlik sürdükçe, yeni sinsiyet oligarşisi, “insandan çok eşyaya benzeyen”lerden oluşan bir “melanet ortamı” yaratmanın “sürdürülebilirliği” için ikbal ezberine ve bu doğrultudaki riyaziyeyi işletmeye devam edecektir.
Mahkûm olduğumuz mezalim ortamının fetbazlarına karşı, insanlığımıza, kalb ve vicdan yolundaki hakikat arayışımıza sahip çıkmaktan başka çaremiz yoktur. Çünkü karakterimizi çevreleyen hak dirayeti (haklılığın inadı) öyle bir gayrettir ki riyaziyesi hâlâ bulunamamıştır. Zaten, ikbal ezberlerinin riyaziyede bir karşılığı da yoktur. Üstelik, coğrafya da tarih de ilim de şiir de bize bunu göstermiştir.
Ve gösterecektir.
Zafer Yalçınpınar
11 Kasım 2012, İstanbul
[1] Bkz: “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”, https://zaferyalcinpinar.com/i21.html
[2] Bkz: “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”, https://zaferyalcinpinar.com/i22.html
[3] Bkz: “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”, https://zaferyalcinpinar.com/i23.html
Hamişler:
1. İşbu yazının pdf dokümanı biçemine https://zaferyalcinpinar.com/yenisinsiyetikbalezberi.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.
2. Yeni Sinsiyet Tipolojisi’ne karşı kaleme alınan yazıların ve sergilenen tavırların tüm envanterine https://yenisinsiyet.evvel.org adresinden ulaşabilirsiniz.
3. Ayrıca bkz: https://evvel.org/ilgi/davali
(…)
687. Çelişki, bir felaket gibi değil, oradan sonra yola devam edemeyeceğimizi gösteren bir duvar gibi görülmelidir.
688. “Çelişkiden sakınmak için ne yapmamız gerekir?” diye sormaktan çok, “Bir çelişkiye ulaşmışsak ne yapmalıyız?” diye sormak isterim.
689. Çelişkiden niçin totolojiden daha fazla korkulur?
(…)
693. Sonsuz gerilemeye yol açan akıl yürütme, ‘bu şekilde amaca asla ulaşamayacağımız için’ değil, burada hiçbir amaç olmadığı için terkedilmelidir; dolayısıyla “amaca asla ulaşamayız” demenin anlamı yoktur.
Ludwig Wittgenstein
“Zettel”, Çev: Doğan Şahiner, Nisan Yay., 2004
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ludwig Wittgenstein” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com