Fotoğraf: Osman Yüzbaşıgil
*
Bkz: https://www.fotokritik.com/kullanici/osmanyuzbasigil
Bkz: https://taksimdayanisma.org/parkimiza-gidiyoruz
Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmeye, parkı yeniden gerçek sahiplerine yani herkese açmaya gidiyoruz.
Bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda hala bir aradayız.
Taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz.
Kayıplarımızı anmak, taleplerimizi tekrar hatırlatmak ve hala tüm Türkiye’de yaşanan şiddeti kınamak üzere 6 Temmuz Cumartesi günü saat 19.00’da mahkemenin gerekçeli kararıyla Taksim’de buluşuyoruz.
Yaşasın dayanışmamız…
Her yer Taksim her yer direniş…
TAKSİM DAYANIŞMASI
7 Temmuz 2013 Pazar Günü, Beyoğlu Rixos Pera Oteli’nde gerçekleştirilecek olan özel müzayedeyi, imzalı kitap ve edebiyat efemerası kapsamında -biraz da heyecan içerisinde- düşündüğümüzde son senelerin en önemli ve en sıkı kitap müzayedesiyle karşılaştığımızı söyleyebiliriz; 2008 yılında vefat eden felsefeci-sahaf Arslan Kaynardağ‘ın koleksiyonundan eserlerin satışa sunulacağı bu müzayedeyi, imzalı kitap ve edebiyat efemerası heveskârları açısından, daha önceki yıllarda -belki de bir on yıl kadar olmuştur- gerçekleşen Kemal Sülker Koleksiyonu Müzayedesi’ne benzer bir kuvvette, içeriksel açıdan son derece heyecan verici, aydınlatıcı ve sahaflık mesleği için de çok özel bir devinim olarak görüyorum. Müzayedenin beni özellikle ilgilendiren en değerli kısmı müzayede listesinde “Nadir İmzalar” başlığıyla ifade edilmiş.
(Bkz: https://www.buyukpazarmezati.com/index.php?sayfa=mezat-listesi&arama=Nadir İmzalar) Bu başlığın altında Ahmet Haşim’den, Süleyman Nazif’ten, Halide Edip Adıvar’dan, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’ndan, S. E. Siyavuşgil’den, Orhan Veli’den, Sait Faik’ten, Halikarnas Balıkçısı’ndan, A. Şinasi Hisar’dan, Sabahattin Ali’den, Orhan Kemal’den, Oğuz Atay’a, Onat Kutlar’a, Edip Cansever’e, Özdemir Asaf’a, İlhan Berk ve Ece Ayhan’a kadar inanılmaz derece önemli imzalar ve efemeralar bulunuyor… Şüphesiz, her imzalı kitap ve edebiyat efemerası heveskârı Arslan Kaynardağ’ın koleksiyonunda farklı farkılı, başka başka önem ve ilgiler bütünü bulacaktır, ancak, benim inceleme ve araştırmalarım için İlhan Berk ile Ece Ayhan’ın imzalı kitapları her açıdan çok değerli… Zaten pek bilinmez -daha doğrusu bilen bilir- ama, Arslan Kaynardağ 1979 yılında Ece Ayhan‘la çok ilginç bir konuşma-söyleşi gerçekleştirmiştir. Daha önce (Ekim 2010’da) bu söyleşiyi E V V E L fanzin ilgileri/buluntuları kapsamında yayımlamıştık. (Bkz: https://evvel.org/1979da-ece-ayhanla-soylesmek-arslan-kaynardag)
Ayrıca, müzayedede Arslan Kaynardağ’a ithafen imzalanan kitapların yanısıra efsanevi Yeditepe Dergisi ve Yayınevi için kuruluşundan itibaren resim-grafik tasarım çalışmaları yürütmüş olan ressam-grafiker Agop Arad‘a ithaflı kitaplar, edebiyat tarihimiz ile edebiyatın oluşturduğu dostlukları anlamak adına çoklu ve bütünsel bir önem arz ediyor. A. Arad’a ithafen imzalı eserlerin içerisinde Sait Faik imzaları son derece derinlikli ve etkileyici…
Uzun lafın kısası, 7 Temmuz 2013 Pazar Günü gerçekleşecek bu özel müzayede, kitap ve edebiyat efemerasıyla ilgilenen heveskârlar için son yılların en önemli hadisesi… Sıkı koleksiyonerlerin bu büyük müzayedeyi kaçırmamasını öneririm.
Sahicilikle
Zy
Hamiş: Müzayedenin çağrı metni aşağıdadır:
Değerli kitapseverler ve koleksiyoncular;
Sizleri bu hafta sonu yapılacak olan Arslan Kaynardağ Koleksiyonu Müzayedesi ile ilgi bilgilendirmek istiyoruz. Aslan Kaynardağ’ın Cumhuriyet dönemi Türkiye sahaflık geleneğinin önemli bir ismi olması dolayısıyla bu önemli müzayedeyi siz kitapseverler duyurmayı bir borç ve görev biliyoruz.. Bu önemli müzayedeyi dost ve meslektaşımız olan “Pazar Mezatı” şirketi düzenlemektedir..
Felsefeci ve sahaf Aslan Kaynardağ’ın (1923-2008) koleksiyonundan imzalı kitapları, felsefe kitapları, ve belgeleri 7 Temmuz 2013 Pazar günü müzayede yoluyla satılacak.
Beyazıt sahhaflar çarşısı’nda önceleri bir tezgahta kitapçılığı başlayan ve daha sonra dükkanında faaliyetlerine devam etmiş olan Kaynardağ’ın felsefe, kütüphanecilik, Türk dili ve folkloru ile ilgili çok geniş çalışmaları sonucu birikmiş ve uzun süredir ortaya çıkmamış olan arşivi ve koleksiyonları nihayet kitap ve bilgi dostlarıyla buluşuyor.
Son derece nadir imzalı ve ithaflı kitaplardan felsefe arşivine, el yazısı mektuplardan fotoğraflara kadar zengin ve çeşitli bir seçki kitap meraklılarını, koleksiyonerleri ve araştırmacıları bekliyor.
Cumhuriyet dönemi tüm entelektüelleriyle bilhassa felsefecileriyle yakın ilişkisi ve dostluğu olan Arslan Kaynardağ aynı zamanda yayıncı ve yazar olarak bir çok eser vermiştir.
Arslan Kaynardağ’ın kütüphanesinde nadir eserlerin yanısıra, kendisine ithaf edilmiş ve yazar dostlarından ve kütüphanelerinden kalmış olan sıradışı kitaplar (örneğin Sait Faik’ten Asaf Halet Çelebi’ye veya Mehmet Akif Ersoy’dan Mithat Cemal Kuntay’a ithaf edilmiş kitaplar) ve çok geniş bir felsefe arşivindeki eski yazı, ve yabancı dilerdeki felsefe kitaplarının yanısıra dil ve dilbilim konusunda başvuru kitaplar bulunmaktadır..
Müzayede 7 Temmuz Pazar Gün saat 14:00 ten itibaren Beyoğlu Rixos Pera otelinde gerçekleştirilecektir.
Tüm koleksiyon www.buyukpazarmezati.com sitesinde detaylı olarak incelenebilir. Ayrıca 28.06.2013 tarihinden itibaren Hazzopulo Pasajı 1/B adresinde müzayede gününe kadar görülebilir. Bilgi için 0212 252 9010-0533 554 5696 numaraları arayabilirsiniz.
Librairie de Pera ekibi
Taksim Dayanışması’nın 3 Temmuz Tarihli Basın Açıklaması aşağıdadır:
Bildiğiniz üzere, Başbakan tarafından seçimlerden önce “Taksim Yayalaştırma Projesi” adı altında, Taksim Meydanı ile Taksim Gezisi’ni betonlaştırmayı, insansızlaştırmayı ve kimliksizleştirmeyi hedefleyen bir “dönüşüm projesi” ilan edilmişti. Söz konusu proje doğrultusunda hazırlanan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım plan değişikliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından 19 Eylül 2011 tarihinde kabul edilerek 14 Şubat 2012 tarihinde askıya çıkartılmıştır.
Önerilen plan değişikliği; çağdaş şehircilik ve ulaşım ilkelerinden, 21. yüzyılın kamusal alan ve meydan düzenlemesi anlayışından, kent ve kentli hakları yaklaşımından uzak olarak ve koruma kurulları kararları ile hukuk ihlal edilerek ilan edilmiştir. Araç ve yaya güvenliğini de tehdit eden plan değişikliği, battı çıktılar ve istinat duvarlarıyla, yaya erişimini engelleyen, meydana çıkan tarihi caddelerin ilişkilerini kopartan, gerek görsel gerekse yaşamsal ve kültürel bütünlüğü yok eden bir yer altı yaşam projesi olarak ortaya getirilmiştir.
Ayrıca; plan değişikliğine hukuksuz bir şekilde eklemlenerek, kamuoyuna “Topçu Kışlası” ihyası adı altında tanıtılan yapılaşma süreci dayatılmış; tüm yurttaşlara açık, hepimizin hakkı olan, şehrimizin merkezindeki yegâne park alanı, ayrıca deprem karşısında sığınılacak “Gezi Parkı” yok edilmeye, 70 yıllık ağaçlarımız, yürüme, buluşma ve dinlenme alanlarımız betonlaşmaya kurban edilmeye çalışılmıştır. Tüm bu gerekçeler ile Taksim Dayanışması bileşenleri ve semt sakinleri tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne binlerce itiraz dilekçesi iletilmiştir.
Projenin acil olarak durdurulması istemiyle 11 Mayıs 2012 günü; 17.01.2012 tasdik tarihli “Beyoğlu İlçesi, Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi’ne ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişikliği hakkında TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi ve TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi tarafından dava açılmıştır.
Devam eden yargı sürecine rağmen, inşaatın ihalesi gerçekleştirilmiş, yüklenici firma Kalyon İnşaat tarafından inşaat çalışması başlatılmış, Taksim Gezi Parkı bu hukuksuz inşaatın şantiyesi haline getirilmiştir.
27 Mayıs 2013 gecesi hukuksuz şekilde Gezi Parkı’nda bulunan ağaçların iş makineleri ile kaldırılması ve şiddet dolu polis müdahalesi ile Gezi Parkı’nı ülkemiz ve dünya kamuoyunun gündemine taşıyan süreç başlamıştır. Sonrasında hepimizin yakından takip ettiği hukuksuzluklar devam ederken, yargı süreci de beraberinde sürdürülmüştür. Bu süreç sonucunda gelinen noktada, İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 06 Haziran 2013 tarihinde aldığı karar ile İmar Planı Değişiklikleri iptal edilmiş ve Mahkeme tarafından alınan gerekçeli karar tarafımıza bugün iletilmiştir.
Mahkeme kararında dalış tünellerine ilişkin plan kararlarının koruma ilke ve kararlarına aykırılığı, plan notlarında yer alan Gezi Parkı’nda Topçu Kışlası’nın ihyası ile ilgili hükmün çağdaş şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine uygun olmadığı, kamu yararı gözetmediği sonucuna varılmıştır.
Başlattığımız hukuk mücadelesi sonucunda alınan bu karar, Taksim Dayanışması bileşenleri ve Gezi Parkı sürecinde Taksim Dayanışması’na destek veren tüm yurttaşlarımızca sürdürülen mücadelenin haklılığını kanıtlamıştır. Ülkemiz tarihinde görülen en geniş katılımlı demokrasi, kent ve insan hakları mücadelesinin haklılığı yargı kararıyla bir kez daha ispatlanmış, Tarihi Taksim Meydanı ve Gezi Parkının korunması yargı kararıyla da güvence altına alınmıştır. Kazanımlarımızın takipçisi ve güvencesi olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bir kez daha saygıyla duyuruyoruz.
Taksim Hepimizin!
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul ŞubesiBkz: https://taksimdayanisma.org/degerli-basin-emekcileri-ve-kamuoyuna
İlhan Erşahin’den “Wax Poetic” projesi kapsamında Taksim şarkısı…
Bkz: https://webtv.radikal.com.tr/eglence/4138/ilhan-ersahinden-taksim-sarkisi.aspx
Bkz: https://www.kesfetmekicinbak.com/kuzgun-acarin-kuslar-heykeli-bakima-alindi/3466n.aspx
Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, Unkapanı’ndaki İMÇ’nin (İstanbul Manifatura ve Kumaşçılar Çarşısı) simgesi olan Kuşlar Heykeli’nin restorasyonu için çalışma başlattı.
İMÇ 1. Blok’un ön cephesinde bulunan ve 1967 yılında sanatçı Kuzgun Acar tarafından yapılan Kuşlar Heykeli, dış mekan şartları nedeniyle çok yıprandı.
2008 yılında İMÇ’deki duvar mozaiklerinin temizlik ve bakımını yapan, bilgilendirme levhaları asan Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı, şimdi de Kuşlar Heykeli’ni restore etmek için çalışma başlattı.
Op. Dr. Oya Bayrı ve sanatçı Canan Bozbağ’ın desteğiyle, Mimar Şevki Pekin’in gözetiminde yürütülecek çalışmalar kapsamında heykel 22 Haziran 2013 Cumartesi günü yerinden alındı. 8 haftalık restorasyon ve bakımın ardından heykel yeniden yerine monte edilecek.
Kaynak: Atlas Online (kesfetmekicinbak.com)
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Kuzgun Acar” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/kuzgun-acar adresinden ulaşabilirsiniz.
NÂZIM’IN KÜBA SEYAHATİ
Yapım: Nâzım Hikmet Kültür Merkezi (NHKM)
Instituto Cubano de Arte e Industria Cinematográficos (ICAIC)
Yönetmenler: Çağrı Kınıkoğlu, Gloria Rolando
2008, 68 dk.
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Nâzım Hikmet ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.
“NTV Tarih Dergisi’nin yayımlanmayan Temmuz 2013 tarihli
54. sayısının taslak kapak görüntüsü…”
*
Gezi Parkı protestosunu konu alan son sayısı nedeniyle Doğuş Yayın Grubu’nda krize yol açan NTV Tarih dergisi kapatıldı, derginin Gezi Parkı sayısı da yayımlanmadı.
Bkz: https://www.sendika.org/2013/07/ntv-tarih-dergisi-gezi-parki-sayisi-nedeniyle-kapatildi/
Türk Tabipleri Birliği 63. Büyük Kongresi, Dünya Tabipler Birliği ve çeşitli Avrupa hekim örgütlerinin katılımıyla hekimlik değerlerinin ve hekim bağımsızlığının ele alındığı gündemlerle 29 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da toplandı. Kongrede, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Morfoloji Binası Önü’nde TTB tarafından bir basın açıklaması da gerçekleştirildi. Basın açıklaması metni TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan tarafından okundu. Basın açıklamasının tam metnine https://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=16485 adresinden ulaşabilirsiniz.
Slavoj Zizek, iki gün önce London Review of Books’da yayımlanan makalesinde Türkiye ve Yunanistan’daki protestoları ele aldı.
Bkz: https://www.turnusol.biz/public/haber.aspx?id=16469&pid=19
Taksim Dayanışması’nın 29 Haziran 2013 tarihli basın açıklamasına aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz:
https://taksimdayanisma.org/basina-ve-kamuoyuna-29-haziran-2013
“Neruda’nın Ölümü” adlı eser üzerine Aslı Kayabal’ın gerçekleştirdiği incelemeye https://haber.sol.org.tr/yazarlar/asli-kayabal/nerudanin-olumu-75512 adresinden ulaşabilirsiniz.
Bantmag taifesinden Leyla Aksu, sıkı yönetmen Mike Figgis (Leaving Las Vegas, 1995) ile bir röportaj gerçekleştirmiş. Bantmag oluşumunun Mayıs 2013 tarihli 19. sayısında bir bölümü yayımlanan bu önemli röportaja https://zaferyalcinpinar.com/figgis.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. Röportajın tam metni ise bantmag.com adresinde…
Ayrıca bkz: düşündüm de… düşündüm de taşınabilirim.
Turgut ve Tomris Uyar’ın Evlilik Cüzdanı’ndan bir görüntü…
(Büyütmek için resmi tıklayınız.)
1. Hamiş: Yukarıdaki edebiyat efemerası “İkinci Yeni” adlı facebook sayfasında yayımlanmıştır. Bkz: https://www.facebook.com/ikinciyeni
2. Hamiş: Efemerayı Evvel Fanzin’e haber veren Tekin Deniz’e çok teşekkür ederiz.
(…)
Yalnız halkın değil bizzat sanatçıların tutumları da, kültürel propagandanın gerçekleştirmeye çalıştığı, asıl değerin reklama verilmesi olayından dolayı değişime uğruyor. Onlar da reklamın eserlerin içeriğinden önce geldiğini düşünme noktasına geliyorlar. Ve böylece, reklamı eserin -yaratıldıktan sonraki- niteliğine bağlı sayacak yerde, eseri -yaratılma sürecindeyken- yapılmasına vesile olacağı reklama bağlı sayma durumuna düşüyorlar. (s.22)
(…)
…önce nicelik sorunu gündeme gelir. Birazcık bilginin -iyi özümsenmemiş sığ bilgileri değil, sayıca az bilgiyi kastediyorum- daha fazla sayıda bilgiye kıyasla tamamen başka etkileri olabilir. Bu “sayı fazlalığı” kuşkusuz derinleşmenin zararına her halükârda söz konusu bilgileri alımlayacak zihin tazeliğinin zararına olacaktır. Bu tazeliği bozmaktan, zihnin alımlamaya hazır niteliğini yıpratmaktan, köreltmekten sakınmalıdır. (s.30)
(…)
Bu kir kabuk neden yapılmıştır? Sayı ve nicelik kavramı burada da işe karışıyor. Basit ve çocukça bir özlemden, olabildiğince çok sayıda düşünce anıtını tanıma özleminden -hatta daha da çocukçası, anıtların hepsini, hiç olmazsa sınıflama sonucu en iyilerin hepsini tanıma özleminden- yapılmıştır bu kabuk. Kültürün bu “sayımlayıcı” yönü, safdilce eksiksiz ve kesin sayımlar yapma, envanterler çıkarma iddiası son derece yanıltıcı ve çarpıtıcıdır. Dünyanın pek geniş, sayıya, hesaba gelmez olduğu bilincinin yitirilmesi, devasa çarpıklıklara, gülünç biçim ve doğa bozulmalarına yol açabilir. (s.31)
(…)
Batı düşüncesi (…) Hangi kavramı ele alsa, ışığını üzerine tutmak için ön tarafına konuşlanır, görüş alanına girmeyen yan yüzleri, hele arkayı hiç umursamaz. Kavramları, kalınlıktan tamamen yoksunlarmış gibi işleme tabi tutar, madalyanın sadece ön yüzünü dikkate alır. Oysa bütün kavramlar çok yüzlüdürler, ve bir bakışta bu yüzlerden ancak biri görülebilir. Görüşten kaynaklanan düşünce de, onun gibi, nesnelerin sadece kendi karşısına düşen bir tek yüzlerine ulaşmaya imkân verir; incelemesine devam etmek için (nesnenin çevresinde) dönmesi gerekir; ama o zaman da , çoğu kez düşünen hiç farkında olmaksızın, tüm çevrenin doğrultusu değişir. Düşüncenin yakalayabildiği gerçeklik parça parçadır, ancak parçalar halinde oluşabilir, ve Batı düşüncesi işte bunun yeterince bilincinde değildir. (s.32)
(…) Düşünceyi yerine çakma aracıdır kültür aygıtı, kanatlara kurşun bağlar. (s.34)
(…)
Kültürün durumu, adı söylenir söylenmez erdemi-etkisi uçup giden birçok başka şeyin durumu gibidir. İlk aşamada diri ve gürbüz, karşılıksız ve özsuyuyla dolup taşan sanat vardır. İkincisinde kültür sözcüğünün icadına tanık oluruz, sanatın kanadına kurşun bağlayan. Üçüncüsünde, artık “şok kültür”, onbaşılaşmış kültür vardır, sanat ise yok olmuştur. (s.37)
(…)
Jean Dubuffet
“Boğucu Kültür”, Çev: İsmet Birkan, Dost Kitabevi, 2. Baskı, 2010
NTV Tarih Dergisi’nin “Mayıs 2013” sayısında özel ve önemli bir Abdülhak Şinasi Hisar dosyası bulunuyor. Dosyada bulunan ve Sermet Sami Uysal tarafından kaleme alınan “Benim Titiz, Vehhâm, Dalgın ve Mahcup Dostum” adlı yazıya https://evvel.org/wp-content/uploads/2013/06/sermetsami.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.
Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklamada, Ethem Sarısülük’ün ölümüne neden olan polisin serbest bırakılmasını protesto etmek ve gösteriler sırasında gözaltına alındıktan sonra tutuklananların serbest bırakılması talebiyle, 29 Haziran Cumartesi günü Taksim’de buluşma çağrısı yapıldı.
Gezi Parkı direnişine katılan ve aralarında meslek oda ve birlikleri, sivil toplum örgütleri, bazı siyasal partiler, gençlik, kadın ve LGBBT dernekleri ile birçok siyasal çevrenin bulunduğu yaklaşık 120 bileşen tarafından oluşturulan Taksim Dayanışması, 29 Haziran Cumartesi günü 19.00’da Taksim’de büyük bir buluşma gerçekleştirileceğini açıkladı.
22 Haziran Cumartesi günü de Taksim Dayanışması’nın çağrısıyla, gösteriler sırasında hayatını kaybedenler için ellerinde karanfillerle Taksim Meydanı’na gelen binlerce kişi, polisin tazyikli su ve biber gazlı müdahalesine maruz kalmış, Taksim ve çevresindeki polis müdahaleleri gece geç saatlere kadar devam etmişti.
Ayrıca 1 Temmuz Pazartesi günü de Çağlayan ’daki İstanbul Adliye Sarayı’nda ‘polis şiddetinin sorumluları’ hakkında kitlesel suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.
(Kaynak: soL haber portalı)
Türk Tabipleri Birliği, biber gazlarına maruz kalan yurttaşlardan elde ettiği bilgilere dayanarak bir rapor hazırladı. Raporun özetine https://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/ttbden-kimyasalla-temas-raporu-haberi-75443 adresinden, tam metnine ise https://www.ttb.org.tr/images/stories/file/gaz_rapor1.pdf adresinden ulaşılıyor…
“Felsefe, Tanrı ve Din” üst-başlığının işlendiği Asos’ta Felsefe Günleri (1-2 Şubat 2013) kapsamında Oruç Aruoba’nın gerçekleştirdiği ‘Tanrı’ Nasıl ‘Öldü’? başlıklı konuşmayı aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Konuşmanın mp3 biçemine ise https://kiwi6.com/file/6llhinv40t adresinden ulaşabilirsiniz.
Bkz: https://youtu.be/JdrFpTV0iqE
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yer alan Oruç Aruoba başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.
Bkz: https://www.pen.org.tr/tr/node/1829
Uluslar arası yazarlar birliğinin kurucu merkezi English PEN, Başbakan Erdoğan’a Türkiye’de Mayıs 2013’te başlayan gösterilerde insan hakları ihlalleri, özellikle ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarının ihlali konusunda kaygılarını ifade eden bir açık mektup yollamıştır.
Uluslar arası yazarlar birliğinin kurucu merkezi English PEN adına, özellikle ifade özgürlüğü hakkı ve barışçıl toplanma hakkını göz önünde bulundurarak, Türkiye’de Mayıs sonu başlayan gösteriler boyunca insan hakkı ihlalleri konusundaki endişelerimizi dile getirmek üzere sizlere yazmaktayız.
English PEN, İstanbul Taksim’de bulunan Gezi Parkı’nın yıkımına tepki koymak amacıyla üç hafta süren gösteriler boyunca barışçıl göstericilere karşı polisin aşırı güç kullanımına son derece protesto etmektedir. Türk Tabipler Birliği’nin verilerine göre, en az 7.800 kişi yaralanmış ve en az dört can kaybı yaşanmıştır. English PEN olarak bizi özellikle kaygılandıran ise kardeş birliğimiz PEN Türkiye Merkezi üyesi Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu gazeteci ve yazarların gösterilerde yaralanmasıdır.
Türk yetkililerini polis şiddetine ilişkin tüm iddiaları soruşturmaya ve uygun mercilerde sorumlulara dava açmaya çağırıyoruz.
Gösterilere katılmaları neticesinde gözaltında tutulan göstericilerin olduğu haberleri de bizi oldukça kaygılandırmaktadır. Bu bireylerin çoğunluğunun ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakları çiğnenerek tutuklandıkları veya gözaltına alındıkları yönünde çok ciddi endişeler var. Tutuklanan gazeteci ve yazar arkadaşlarımız konusunda özellikle endişe duymaktayız.
Yetkilileri, ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakları çiğnenerek gözaltına alınan herkesi derhal ve kayıtsız şartsız serbest bırakmaya çağırıyoruz.
Ayrıca, önde gelen yazar ve gazetecilerin makaleler veya sosyal medya aracılığıyla ifade ettikleri görüşleri nedeniyle korkutuldukları ve ölüm tehditleri aldıkları yönündeki haberler de bizi son derece endişelendirmektedir.
Yetkilileri bu tehditleri soruşturmaya ve sorumlularını adalete teslim etmeye davet ediyoruz.
English PEN için bir başka kaygı unsuru da ana akım Türk medyasının gösterileri kısıtlı olarak yayınlaması olmuştur. Son yaşanan olayları yayınlamaları sebebiyle dört TV kanalının cezalandırılması; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun ise ceza gerekçesi olarak “çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verecek” yayınlar yapıldığını göstermesi haberi bizi son derece kaygılandırmıştır.
Öte yandan, BBC Dünya Servisi Direktörü Peter Horrocks 14 Haziran’da yayınladığı bir beyanatta NTV’nin “Dünya Gündemi” [World Agenda] adlı BBC programını yayınlamama kararı ertesinde BBC’nin derhal geçerli olmak üzere NTV’yle ortaklıklarını askıya aldıklarını bildirdi. Horrocks beyanatta şu ifadelere yer verdi: “BBC yayıncılığına herhangi bir müdahale asla kabul edilemez. Türkiye’deki durumun bu denli uluslar arası kaygıya yol açtığı bir zamanda BBC’nin izleyicilere tarafsız hizmet sunması hayati önem arz etmektedir.”
Yetkilileri ve medya sahiplerine, medya kuruluşlarının doğru bir biçimde ve misillemeden korkmayacak şekilde olayları yayınlamasını sağlama konusunda şiddetle çağrıda bulunuyoruz.
Ana akım medyada sınırlı haber yapıldığı için, hem soysal medya hem yabancı medya kuruluşları devam etmekte olan gösterilerin duyurulmasında mühim bir rol oynadı. Bu nedenle ‘sosyal medya topluma en büyük tehdidi oluşturuyor’ yorumunuzu Twitter’ın gösterileri kontrol altına almak adına engellenebileceği yönündeki haberlerle birlikte cesaret kırıcı buluyoruz. English PEN için daha endişe verici olan durum ise Twitter ve sosyal medyayı asılsız bilgi paylaşmak ve insanları gösteriye katılmaya kışkırtmak için kullanmak suçuyla İzmir’de 25 kişinin tutuklanmış olma ihtimalidir. İçişleri bakanı Muammer Güler de Twitter ve diğer sosyal medya araçlarını düzenlemek adına yetkililerin çalışma yapacağını teyit etti.
Yetkilileri sosyal medya kullanıcılarını soruştururken ve Türkiye’de sosyal medya kullanımını düzenlemeyi düşünürken ifade özgürlüğü hakkına ve halkın haber alma hakkına saygı duymaya çağırıyoruz.
Gösteriler boyunca polisin ve hükümet yetkililerinin tutumlarına dair tam gerçekleri belirlemek ve halkın hükümete olan güvenini yeniden tesis etmesi için bağımsız bir soruşturma gerektiğini düşünüyoruz.
İngiltere’de ve dünya çapında yazarları temsil eden bir kuruluş olarak, Türkiye’deki yazarlar ve gazetecilerle kuvvetli bağlarımız bulunmaktadır ve onların ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüklerini kullanma özgürlüklerini kuvvetle desteklemekteyiz. Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslar arası Sözleşmesi ve Avrupa Kişisel ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ni imzalayan bir devlet olarak Türk hükümeti bu hakları koruma vaadi vermiştir.
Çağrımıza vereceğiniz cevabı memnuniyetle karşılayacağız.
Saygılarımızla,
Jo Glanville
Director, English PEN
Bkz: https://www.saltonline.org/tr/600/
Gezi direnişi süresince tartışılanlar arasında, tecrübe edilen olay, duygu, kazanç ve kayıpların nasıl hayatta tutulacağı konusu da yer aldı. Kayıt altına alınanlar, çok çeşitli mecralarda sunuldu, depolanmaya çalışıldı. Ancak şimdiye dek, hızla büyümekte olan bu arşivin ne eleştirisi yapılabildi ne de teknolojik imkânlarla derlenmiş bütünlüklü bir içerik yaratılabildi.
Bu çerçevede düzenlenen “Farklı Kaydet: Toplumsal Bellek” sempozyumu, yazılım sanatı, arşivleme ve medya arkeolojisi alanından üç sanatçı, bir küratör ve bir akademisyeni bir araya getiriyor. Sempozyumda, teknolojinin dilini kullanan sanatsal pratiklerin yanı sıra, dijital olarak yaratılmış içeriğin korunması ve belleğe alınması konuları incelenecek. Ayrıca, olay anlarında arşivleme, kriz zamanı algoritmik küratörlük, eleştirel kolektif zeka ve bir düşünce aracı olarak teknolojik dil meseleleri tartışmaya açılacak.
Katılımcılar: Burak Arıkan, Joasia Krysia, Nicolas Malevé, Ali Miharbi, Jussi Parikka
26-27 Haziran 2013, SALT GALATA
Taksim Dayanışması Platformu’nun 24 Haziran Tarihli Açıklamasıdır:
Arkadaşımız, Gezi Parkı direnişçisi Ethem Sarısülük, kameraların önünde, Taksim Gezi Parkı direnişinin birinci haftasında, 1 Haziran’da, Ankara Kızılay Meydanı’ndaki destek eyleminde polis tarafından başından kurşunla vurularak yaralanmış, 14 günlük yaşam mücadelesini 14 Haziran’da kaybetmişti.
Daha eşitlikçi, daha özgürlükçü ve daha kardeşçe bir dünya özlemiyle sokaklara hak arayışına çıkan canlarımızdan Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş ve Ethem Sarısülük savaş sırasında bile görülmeyen bir vahşet, nefret ve şiddetinin kurbanları olmuşlardır. Yaşamlarının baharında aramızdan koparılıp alınan canlarımızdan Ethem Sarısülük’ün cenazesinde yaşanan şiddet olayları henüz hafızalarımızdan silinmemişken, öğreniyoruz ki ölümüne yol açan Çevik Kuvvet polisi bugün serbest bırakılmıştır.
Ethem Sarısülük’ün ölümüne yol açan polis memurunun tutuksuz yargılanmasına gerekçe olarak, şüphelinin “meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı” kaydedilmiştir.
Demokratik haklarını kullanan insanlara şiddet uygulayan polisin aksine, Ethem’in ne kaskı, ne yeleği, ne de silahı vardı. Ethem orada bizlerle yani arkadaşlarıyla, barışçıl bir hak arayışındaydı. Polisin uygulamış olduğu şiddetin meşru müdafaa olarak adlandırılması kabul edilebilir değildir. Hepimiz gördük, video kaydı ile tüm Dünya gördü ve şahit oldu.
Hepimiz meşru kılınmaya çalışılanın insanlara karşı kolluk kuvvetlerinin uyguladığı akıl almaz şiddet olduğunun farkındayız. Anayasal haklarını kullanırken gözaltına alınan, tutuklanan ve kaybolan arkadaşlarımız hala bizlerden uzakken, tüm delillerle yapmış olduğu suç ortada olanların serbest bırakılması gerçeğiyle karşı karşıyayız. Şiddetin gerçek sorumluları, verdikleri hukuka aykırı emirleri uygulayan görevlileri “aklayarak” içinde bulundukları sorumluluklardan kurtulabileceklerini zannediyorlarsa, bilmeliler ki yanılıyorlar.
Bugün yurdun dört bir yanında Ethem’i, Abdullah’ı ve Mehmet’i, sokaklarda, parklarda, evlerimizde, her neredeysek orada anacağız. Ethem’in, Abdullah’ın ve Mehmet’in ailelerinin yanındayız, sorumlular yargılanana dek sürecin takipçisi olacağız.
TAKSİM DAYANIŞMASI
Oruç Aruoba, 13 Haziran 2013 tarihinde gerçekleştirilen “Mektupları ve dostlarıyla Bilge Karasu…” paneline rahatsızlığı nedeniyle katılamamıştır. Ancak panel katılımcılarına okunması için özel bir mektup göndermiştir. Mektubun tam metni aşağıda yer almaktadır:
Sevgili ve Saygıdeğer Bilge Karasu Dostları,Ustam ve Dostum Bilge Karasu’nun anılacağı bu toplantıda bulunamamak, bana, doktorlarımın ayağa kalkmamı bile yasaklamalarına yol açan sıkıntımın verdiğinden daha çok acı veriyor; ama, heyhat, işte orada olamadım, değilim… Orada olabilseydim, birkaç yüz metre uzağınızda, belki şu anda, benim sözlerimi dinlerken de işittiğiniz gürültü-patırtı içinde yaşanan insan olayları üzerine Karasu-gözüyle birşeyler söylemek isterdim——şu kadarını şimdi söyleyebilirim ki, Bilge Karasu’nun hem kişisel dünyagörüşünün hem de yazdıklarının, temelinde (ki bunlar arasında fark yapmak istemezdi); sevgiden sonra en yüksek değer olarak gördüğü, özgürlüktü—hatta, belki, bu iki değer arasında bir sıralama yapmayı bile reddedip, ikisini de, birlikte, aynı temel değer sayabilirdi.—
Bu düşünceyi orada söylenmiş saymanızı rica ederim—
—özürümü kabul edip beni affetmenizi dileyerek,sevgilerimi ve saygılarımı sunar, toplantınıza başarılar dilerim.Oruç Aruoba
13 Haziran 2013
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com