Ağaç sonsuza uzanır.
Boşluğu yakalar
(…)
Z’İN ZÖ-HAO
Çev: Aydın Ergü

“Gezi Parkı / Parayla Satılmaz”
Haziran 2013’te Gezi Kütüphanesi’nde Kullanılan Kitap Damgası
(Tekin Deniz Arşivi’nden…)
*

“Pazar günü Gezi’de şenlik var”
20 Nisan 2014 Pazar günü, 11.00-18.00 saatleri arasında Gezi Parkı’nda “takas tezgahı” açılacak. Kitaplar, eşyalar ve kıyafetler parkta el değiştirecek.
Gezi olayları sırasında ücretsiz dağıttığı kitaplarla eyleme katılanlara bir nebze de olsa moral veren ve 15 Haziranda polis marifetiyle ortadan kaldırılan Gezi Kütüphanesi’nin “ruhu” bu pazar yine parkta olacak. 20 Nisan Pazar 11.00-18.00 saatleri arasında gerçekleşecek etkinlik için Facebook’tan yapılan duyuruda, “Siz de evinizde kullanmadığınız kıyafetlerinizi, kolay taşınabilir eşyalarınızı veya okuduğunuz ve değiştirmek istediğiniz kitaplarınızı getirerek tezgahınızı açabilirsiniz” denildi.
Bkz: https://kitap.radikal.com.tr/Makale/pazar-gunu-gezide-senlik-var-395787
I
İlkin birçok şeylerin çok olduğunu duyuyorduk çok uzaklara yazılı kafamızda. Sonra tak diye canımız geliyordu kapıya. Biz kapıyı hemen açıp eskiden kalma her nasılsa bir elimizle, soluğumuzu yoklayarak, bir şiire başlıyorduk. Kalktığımız şiiri bir yere kadar getiriyorduk.
Güvenimiz bir sırmalı sarmaşıktı göğsümüzde.
Ve siz getiriyordunuz şiirin sonunu. Bu hep böyle oluyordu. Beğeniyorduk da. Bizden daha yeni kopmuşa benziyordu çünkü. Sesimize gelince, uysal geçit resimlerini ortasından çatlatıyordu. Ve öylece yola çıktık. Çocuklar, büyük yürekler, erikleri çürütmeyen tanrılar bekliyorlardı bizden.
(…)
III
İçimizden çok biriydi. Yedi türlü girginliği vardı yaşamaya. En beyaz ekmeği o indirmişti denizlere. Bir iyiliği kaçıracak olsa, okumamışa dönerdi en sivri kitapları.
Öyle bir adamdı çok.
(…) Ayçiçekleri diktiydi bir gün bir çıkmazın ibiğine. Bir başka gün en olgun sözlüğü yazdığı görüldü, yüksek resimlerine bakaraktan. Bilmediği yoktu. Öyle bir adamdı işte. (Ağaçlar geldiler ağaçlar gittiler.)
Kartallar tuğralarda aşındı, o adam da soluğundan silindi.
Kıyametleri devşirdi saksılar.
(…)
Feyyaz Kayacan
“Gibiciler”, Yeditepe Yay., 1967, s.5-7
__________ (Jules Supervielle için, gibi…)
nasılların yolundan gittim
(doğru yerden indim)
yanlışların sokağına
(ben nerdeyim)
aklımı kaybettim
(ben kimseyim)
herkes kimsedir
(defne ağacı çiçekleniyormuş)
otuz beşimde fark ettim
(gözlerimi yendim)
seni ellerime gömdüm
(çizgilere koydum)
kalbimi sektim
(nerdeyim kimseyim)
yendim sektim
(kendinle)
birlikte
(…)
Zafer Yalçınpınar
Hamiş: Şiirin tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/s110.html adresinden ulaşabilirsiniz. (Yalçınpınar’ın tüm şiirleri https://zaferyalcinpinar.com/siir.html adresinde…)
1975 yılında John Steinbeck, “The Paris Review” adlı edebiyat dergisine verdiği bir röportaj kapsamında -edebî yazım sürecine ilişkin- çeşitli tavsiyeler sunmuş. Ayraç Dergisi işbu tavsiyeleri derlemiş…
Bkz: https://www.ayracdergisi.com/?p=7395
1. Kitabı yazmayı tamamlayamayacağınız fikrinden kurtulun. Tek seferde 400 sayfa yazmayı denemeyin, günde 1 sayfa yazın. Bitirdiğiniz zaman şaşıracaksınız.
2. Özgürce ve mümkün olduğunca hızlı yazın. Yazacaklarınızı bitirene kadar asla yazdıklarınızı düzeltmeyin veya değiştirmeyin. İşinizi bitirmeden düzeltme yapmaya kalkışmak genelde yazmayı bırakmak için bir bahane oluyor.
3. Seyircilerinizin varlığını unutun. Başlangıçta isimsiz ve yüzsüz seyirciler sizi korkutacak olsa da daha sonra bunun bir önemi kalmayacak çünkü bu bir tiyatro oyunu değil ve onlar aslında yoklar. Yazıda, seyirci tek bir okuyucudur. Tanıdığım ya da hayal ettiğim birine yazıyormuş gibi yapmanın faydasını gördüğüm olmuştur.
4. Eğer yazının bir bölümü tüm enerjinizi emiyorsa o parçayı atlayın ve yazmaya devam edin. Yazınızın tamamını bitirdiğinizde sizi uğraştıran bölümü tekrar okuyun. O parçanın sizi o kadar uğraştırmasının sebebinin onun yerleştirdiğiniz yere ait olmamasından kaynaklandığını göreceksiniz.
5. Yazdıklarınız içinde en çok dikkat etmeniz gereken bölüm en çok beğendiğiniz bölümdür. O parçanın genele uyum sağlamadığını farketme ihtimaliniz çok yüksek.
6. Diyalog yazıyorsanız, aynı anda yazdıklarınızı yüksek sesle okumayı ihmal etmeyin. Diyaloglar ancak o zaman konuşmanın diline sahip olacaktır.
ayracdergisi.com
Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan John Steinbeck başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/john-steinbeck adresinden ulaşabilirsiniz.
1.Kaybolma
Her an içimdesin
Yarım saatliğine, bir dakikalığına bile kaybolma.
Geri döneceksin sonra
Binlerce, binlerce yılın ardından.
Ama, sana ait o mum içimde yanmakta olacak hâlâ.
2.Kaybolma
Çıkıp gitme hayatımdan.
Bir anda kaybolma ortadan,
Ya da kanma zihninin ateşten karmaşasına.
Hepsi-herkes geçip gidecek
Sen benzersizsin
Sadece sen farklısın diğerlerinden
Sakın kaybolma.
3.Ve sonsuza dek
Yıldızlı saatlerimiz tükenmeyecek
Bir uçağın içindeyiz uçuyoruz
Birlikte uçuyoruz
Uçuyoruz
Tek bir kemerle bağlıyız sadece
Tüm zamanların dışında
Omzumda uyuyorsun
ve ateşler yayılıyor etrafa zarif avuçlarından
senin o zarif avuçlarından
4. Kaybolma
Raslantı eseri olsa bile
Çıkıp gitme hayatımdan
ya da kanma zihninin ateşten karmaşasına.
Binlerce lamba düşün
İçlerinde binlerce mum
ben sadece sen olanın yanmasını arzuluyorum
5.Kaybolma
İçimin saflığı
Kaybolma, tüm uçlarda
çok daha yakın olacaksın bana
çünkü gerçek şu:
yanından geçip gitsem bile
izin vermeyeceğim düşmene,
kaybolma sakın!
Andrei Voznesenski
Çev: Duygu Gündeş
Değerli araştırmacı-yazar Alpay Kabacalı’nın vefat etti: https://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/alpay-kabacali-yasamini-yitirdi-haberi-91065
2009 yılında, E V V E L fanzin kapsamında, Alpay Kabacalı’nın “Türkiye’de Yazar Ne ile Yaşar?“(Milliyet Sanat Dergisi) adlı yazı dizisini paylaşmıştık:
Birinci Meşrutiyet ve Abdülhamit Dönemi:
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar.jpgMilli Mücadele Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar2.jpgCumhuriyet Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar3.jpg1940-1950 Dönemi
https://zaferyalcinpinar.com/yazarneileyasar4.jpg
Koltukname taifesi harikalar sunmaya devam ediyor: Ülker İnce’nin çevirisiyle bir Scott Fitzgerald öyküsü; https://koltukname.com/2014/04/15/fitzgeralddan-yeni-bir-oyku-kibrit-icin-tesekkur-ederim/
Bkz: https://www.cnnturk.com/fotogaleri/kultur-sanat/diger/ve-banksy-geri-dondu
Bkz: https://www.diken.com.tr/keyif/efsane-geri-mi-dondu/
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.
Caddebostan Sahili’nde görülmüştür.
by Seçil Y.
*
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.
Arabayı çalıştırdım ve oyalanmaya başladım.
Nereye gitsem? derken gecenin güzelliğinin farkına vardım.
Kaput titredi, asabi bir av köpeği gibi.
Ürpedim. Gece aydınlatıyordu etraftaki tüm evleri.
Balzac çağının yakıcı acısını hissettim.
Soğuk iliklerime kadar işledi, tutamadım kendimi.
Şampanyayla karışık elma şarabı günleriydi.
Başımı kaldırdım ve camı kapadım.
İki genç kafadar, bayağı da hoşlar,
Kürk paltoların içinde, hafiften umarsızlar.
“Bu akşam boşsunuz, öyle değil mi bayan?
Hoş vakit geçirmek ister misiniz?
Beş yüze, şimdi. Bir binliğe patlar tüm gecesi.”
Fahişe aradığımı sandılar! Öfkelendim!
Bu ne cüret! Yerinden çıkacak gibi kalbim!
Ama beni istiyorlar, genç bir kaltağım onlar için,
Alınmıştım, “hayır” yerine “evet” dedim.
Biri diğerinden daha “tatlı ve saf”
kalçalarını sallıyor kaçırırken gözlerini
“zengin bir arkadaşın daha var mı senin gibi?
Ben de, olurum onunla tüm gece, bir binliğe” dedi.
Hayvan bunlar! En iyisi sırra kadem basmak!
Gazı kökledim ve terk ettim olay yerini.
Her şeye rağmen çarpıyor kalbim hem sevinç hem de kederle
“Beş yüze, şimdi. Bir binliğe patlar tüm gecesi.”
Andrei Voznesenski, 1975
Çev: Duygu Gündeş- Zafer Yalçınpınar
“Gottfried Franz’ın “Münchhausen sualtında” adlı tablosu (1896)”
*
1720-1797 yılları arasında -gerçekten- yaşayan “Carl Friedrich Baron von Münchhausen” ve onun inanılmaz varoluşuyla (tarihsel ya da edebi karakteriyle) tanışmama Atlas Tarih Dergisi’nin 25. sayısında Özge Aytulu‘nun kaleme aldığı bir yazı vesile oldu. Yazının spotu şöyle: “Palavracı Baron diye bilinen Münchhausen, yüz yıllar boyu olağanüstü maceralarıyla tanınmış bir Alman asilzadesi. (…) Renkli kişiliği ve hayalgücünü zorlayan anıları sinema ve edebiyatın yanı sıra psikoloji bilimini de etkiledi.” Aytulu’nun yazısı, Tarsem(Singh)’in yönettiği 2006 tarihli “Düşüş” adlı efsanevi film ile “Baron Münchhausen” tarzını ilişkilendirmek/kavramak açısından da çok değerliydi.
Sonuçta(yani, Ece Ayhan’ın dile getirdiği gibi ‘bu kara gerçeğimiz’de) “Sürrealizm” ile ilgilenen herkesin araştırması/incelemesi gereken bir isimdir; “Baron Münchhausen”.
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca bkz: https://evvel.org/ilgi/denizalti-edebiyati
“Üç Öykü”, J.D. Salinger
Çev: Eren İnan Canpolat
Kendi Yayınları, Şubat 2014
Bkz: https://kendiyayinlari.com/2014/02/09/uc-oyku/
Kısa süre öncesine kadar yalnızca belli kütüphanelerin kilitli salonlarında okunabilen üç J.D. Salinger öyküsü, paylaşım siteleri sayesinde hepimiz için ulaşılabilir hale geldi. Tek bir kitapçıkta topladığımız “Doğumgünü Çocuğu” (1946), “Bovling Toplarıyla Dolu Okyanus” (1947) ve “Paula” (1948), Salinger okurlarına tanıdık gelecek. Özellikle anlatıcısı Çavdar Tarlasında Çocuklar‘dan bildiğimiz Vincent olan “Bovling Toplarıyla Dolu Okyanus”, Caulfield ailesinin temellerinin daha 1945 gibi erken bir tarihte atılmaya başlandığını göstermesiyle Salinger meraklılarının ilgisini çekecektir. (Tanıtım Metni’nden…)
“Sakın Şaşırma: Orhan Veli 100 Yaşında” Sergisi
4 Nisan – 1 Mayıs 2014
Yapı Kredi Kültür Merkezi, 1. kat
İstiklal Caddesi, No: 161 Beyoğlu / İstanbul
*
Bkz: https://www.ykykultur.com.tr/haber/dogumunun-100-yilinda-
orhan-veliyi-buyuk-bir-sergiyle-aniyoruz
Ayrıca bkz: https://www.baskahaber.org/2014/04/
sakn-sasrma-orhan-veli-yuz-yasnda.html
*
*
Seviyorum Seni. Senin sırtını, Senin omuzlarını
Senin sesini hissettiğimde seviyorum Seni,
tüm vücudunla örtüyorsun beni Sen
tıpkı bir çağlayan ya da sağanak yağmur gibi
Seviyorum Senin kaderinin içinde olmayı,
Senin şüphelerinin ve Senin endişenin,
Ve diliyorum ki Senin o belli belirsiz dolaşan kanının
yemyeşil bir bahçenin girişi kadar geniş olmasını.
Kutsansın iyi niyet meyveleri,
Senin suya gömülen sinenin yumuşaklığında!
Milyonların arasından seçtim Seni
sırf bu sebepten sevgili dostum.
Çalıların yapraklarına benzer ince ve zarif,
Senin ürperen ve titreyen akciğerlerini hissediyorum.
Senin tüm iç organlarını işitiyorum,
Sen bütünüyle kutsal ve safsın!
Hayat neden böyle bir yola sapıyordu?
Oysa ben sadece yaşamak istiyorum
Senin mavi damarlarınla damgalanmış elini
ve o elin uzandığı bardağı gördüğüm günleri.
Andrei Voznesenski
Çev: Duygu Gündeş
“General Harrington Kupası”
Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi
Bkz: https://tr.wikipedia.org/wiki/General_Harrington_Kupası
Bkz: https://www.fenerbahce.org.tr/kurumsal/detay.asp?ContentID=3561
*
Atlas Tarih Dergisi, Şubat-Mart 2014, Sayı:25, s. 71
*
alabildiğine sürmeyecektir
çünkü çenemizi buldum
biriydi o kısmen
kardeşin
belki yine çoğu geceler bana
her tavırları hep gülmek
gülerek yetinmeyerek
yakışmayandır
pansiyonda dakikalık düpedüz bakmaktaydım
usulcacık görebildiğimden memnun
katılmamış kesinliğe kulak verip
sonunda
hiçbir şeyin düzülmüştü
sonuçta
Zafer Yalçınpınar
7 Nisan 2014
Yalçınpınar şiirleri için bkz: https://zaferyalcinpinar.com/siir.html
İlhan Berk’in Enis Batur’a 1975-2005 yılları arasında yazdığı mektuplar, geçen ay kitaplaştırıldı. Mektuplarda birçok “anlık özel” konu ve olay var, ancak, açık açık görülen şey şu: Sıkı bir şairin hem şiir yazma sürecinde, hem de yayımlama sürecinde yaşadığı zorluklar, iletişimsel sorunlar, kısıtlar, aceleler, gecikmeler, beklentiler, çelişkiler yani içinde bulunduğu, kendini belirleyen, kendiyle kavga eden büyük bir şiirsel titizlik… Bu cehennemvari karmaşanın temel nedeninin “poetikayı düşünmek, poetika üzerinde çalışmak” olduğunu etimizde, kanımızda hissediyoruz. Sonuçta, işbu mektuplar İlhan Berk poetikasının -ve hatta poetikanın- en değerli gizlerini, içsel hesaplaşmalarını içeriyor. Hem şiirsel, hem de editöryal açıdan… İzlenimim böyle. (Zy)
Öğrenilmiş Çaresizlik: Otorite, İtaat ve Kontrol Üzerine sergisi Begsen & Bergsen galerisinde 10 Nisan’da başlıyor. Işın Önol’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, farklı disiplinlerden gelen Fatih Aydoğdu, Burçak Bingöl, Teresa Henriques, Olivier Hözl, Berat Işık, Gözde İlkin, Julia Oldham, Pınar Öğrenci, Yasemin Özcan, Sevim Sancaktar, İrem Tok, Pınar Yoldaş ve Maja Vukoje‘nin ortak ürünlerinden oluşuyor. Sanatçılar insanların kendilerine dayatılan eğitim, aile , din, politika, kent yapılanması, cinsiyet ve medya gibi manipulatif normlara karşı çaresizliğini anlatıyor. Gayrettepe’de bulunan Bergsen & Bergsen galerisinde sergiyi 24 Mayıs’a kadar ziyaret edebilirsiniz. (Basın Bülteni’nden…)
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com