Mar
22
2015
0

Bukowski… kediler… yeniden…

oncat

“Charles Bukowski’nin bugüne dek yayımlanmamış şiir ve mektupları,
üç kitaptan oluşacak bir antoloji serisi olarak yayımlanacak.
Kitaplarda özellikle Bukowski’nin kedilere karşı sevgisi öne çıkıyor olacak.”

Bkz: https://bantmag.com/news/charles-bukowskinin
-bugune-dek-yayimlanmamis-siir-ve-mektuplari-kitap-oluyor/

Mar
21
2015
0

EVV3L Şiarları için… Görsel…

12yasinda


karazin taifesinden Uğur Yanıkel, sağolsun, evvel.org’un 12. yılını kutlamak için şiarlarımızı içeren bir görsel tasarlamış… Kendisine çok teşekkür ederiz. (Zy)

Mar
17
2015
0

Söyleşi-Sunum: “SAİT FAİK ve BİLİŞSEL HARİTALAMA” (22 Mart 2015 Pazar, 15:00, Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi, Bağdat Caddesi-KADIKÖY)

sfaik

22 Mart 2015 Pazar günü, saat 15.00’da, Kadıköy-Bağdat Caddesi’nde yer alan Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi‘nde, “Sait Faik ve Bilişsel Haritalama” odağında yürüttüğümüz çalışmalara ilişkin bir söyleşi-sunum gerçekleştireceğiz. Söyleşi-sunum’u takiben Sait Faik’in “Son Kuşlar” adlı hikâyesinin merkez alındığı bir “Bilişsel Haritalama” çalışması uygulayacağız… Tüm dostlarımızı bekliyoruz.

Sait Faik Araştırma Atölyesi


Facebook Etkinlik Bağlantısı: https://www.facebook.com/events/1411634905809183/

Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi şurada: https://4sq.com/n03vcy


sfbhetkinlik

Türkiye’de, edebiyat alanına yansıyarak Sait Faik odağında gerçekleştirilen ilk “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgilere https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Sait Faik ve Bilişsel Haritalama konusunda 30 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirdiğimiz bir söyleşinin tam metnine https://evvel.org/soylesi-sait-faik-arastirma-atolyesi-ve-bilissel-haritalama-uzerine-o-duygu-durgun adresinden ulaşabilirsiniz.

Sait Faik Araştırma Atölyesi’ne ilişkin ayrıntılı bilgiler ile atölyenin diğer faaliyetleri için https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

haritalar


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
13
2015
0

Alex de Souza’nın Jübilesi Hakkında…

Bkz: https://www.mackolik.com/Haber/169630/Ve-Alex-resmen-acikladi


Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
12
2015
0

Sait Faik Anketleri (No.1)

saitfaik

Anketi cevaplamak için
burayı tıklayınız…

*

Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin faaliyetleri kapsamında, zaman kısıtlaması olmaksızın bazı “kısa anket çalışmaları” gerçekleştirmeye karar verdik. İlk anketimiz https://goo.gl/forms/XivSfFpMe7 adresinde bulunuyor. 4 soruluk bu kısa anketimizi cevaplayarak Sait Faik’in edebiyatına ve yaşamına dair yürüttüğümüz araştırma faaliyetlerine destek olduğunuz için -şimdiden- çok teşekkür ederiz.

Saygılarımızla
Sait Faik Araştırma Atölyesi

 


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden, Burgaz Adası Sait Faik Müzesi kapsamında gerçekleştirilen Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin çalışmalarına ilişkin bilgilere ise https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
10
2015
0

(M)ehmet (Ş)enol (Ş)işli’nin Yolu

mtgysy

“Masa Tenisçisinin Güncesi
ya da Savaşçının Yolu”

Mehmet Şenol Şişli, Esen Kitap, 2014

https://www.oyunyayinevi.com/urun/
masa-teniscisinin-guncesi-yada-savascinin-yolu-2/

*


Mehmet Şenol Şişli’nin Yolu

Kargo ve Kesmeşeker adlı rock topluluklarından “sıkı müzisyen ve şarkı yazarı” olarak tanıdığımız Mehmet Şenol Şişli’nin 2014 yılında Esen Kitap tarafından yayımlanan “Masa Tenisçisinin Güncesi ya da Savaşçının Yolu”(MTGYSY) adlı kitabını okumayı bugün tamamladım. Tüm hatlarıyla ciddi ve sağlam bir “erdemler kitabı”yla karşılaştığımı ifade etmeliyim. Mehmet Şenol Şişli bu eserinde şiir, günlük, aforizma, mesel ve klasik öykülemeci anlatım gibi birçok yazım tekniğini birlikte kullanarak etkileyici bir fragmante yapı oluşturmuş. Kitaptaki sahneleri bir arada tutan temel özellik, bir masa tenisçisinin yaşantı parçalarını içtenlikli bir şekilde dile getirmesi olarak belirginleşiyor. Mehmet Şenol Şişli, varoluşun ânları üzerinde ikinci, üçüncü ve hatta sonsuz sayıda düşünme alanı yaratmak amacıyla erdem, sezgi ve çile dolu bir çıkarım sürecini zihnimizde canlandırıyor. Hakikî bir şey, sahici bir gayret bu… Kitapta anlatılan veya not edilen olaylar ile imgelenen duygudurumlar, Kadıköy jargonu diyebileceğimiz bir “bilge serserilik” tipolojisi ekseninde gelişiyor. Kadıköy’ün rock kafası, çocukluk anıları, müzikal yaratım deneyimleri, stüdyo günleri, felsefi arayışlar, buluşlar, kaybedişler, kitaplar, şiirler, kahvehaneler, masa tenisi antrenmanları, masa tenisi teknikleri, rekabet duygusu, düşünsel derinlikler, düşmanlar, kişilik hezeyanları, düşler, delilikler… Herkes, her şey… MTGYSY’nu doğru okuduğunuzda Kadıköy yaşamının özütünü ve bu özütten sağaltılan kutsal bilgeliği sezebilirsiniz. Tüm Kadıköy insanlarının bu kitabı dikkatlice okuması ve irdelemesi gerektiğini düşünüyorum: Mehmet Şenol Şişli’nin MTGYSY’nda okuyucuya sunduğu imgelem; Körler Ülkesi’nin meşhur lodoslu havalarından, yeniyetme öğrencilerin oryantasyonundan, beatnik çıkartmalı “süper-satar” kahve fincanlarından, kitsch giyimden, tuhaf bir markalaşma ve dükkânlaşma yarışından, itiş kakış bir darlıktan, park kavgalarından, fahiş fiyatlı içkiden, ayrılıkçı mafyalaşmadan, değişik kahve aromalarından ya da bakır yatakları üzerine kurulan tarihî çarşı ekonomisinden çok daha Kadıköy’lü, eski, hakikî ve önemli bir “giz-yol” ihtiva ediyor.

Sahicilikle
Z. Yalçınpınar

Mar
09
2015
0

Kadıköy’de; “Her sene böyle…”

fbmac2_43994_7743805

Kadıköy’de 16. yıl…

8 Mart 2015

Fenerbahçe: 1
Galatasaray: 0

fbmac6_43994_7744158

(…)  sevdamız / büyüyor omuzlarımızda  (…)
birgün girsek biz mezara/ gözümüz kalmaz arkada
evlâdıma miras bu sevda!  (…)


Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
09
2015
0

İki ‘Yeni’ Kitap

11004548_10152883069768725_9101778009968953790_o

“Kadran Kadraj”
Koray Sarıdoğan

Esen Kitap, Roman, Mart 2015


 

10297786_592017597566003_3349602791335766129_n

“Kuyudan Bildiriyorum”
Müslüm Çizmeci

Hayâl Yayınları, Şiir, Şubat 2015


Mar
02
2015
0

“Deniz Küstü” Resimleri (Abidin Dino-Yaşar Kemal)

denizkustukapak

Bilindiği gibi, Yaşar Kemal’in “Deniz Küstü” adlı romanını Abidin Dino resimlemiştir. Milliyet Sanat Dergisi’nin yeni dizisinin Eylül 1980 tarihli 8. sayısında Abidin Dino ile Yaşar Kemal, “Deniz Küstü” serüvenindeki sanatsal birlikteliğin ayrıntıları üzerine birer yazı kaleme almışlar. İşbu yazıların tam metnine https://issuu.com/adabeyi/docs/denizkustu adresinden ulaşabilirsiniz.

denizkustueski

denizkustu


Hamişler:

1/ “Deniz Küstü” resimlerinin önemini hatırlatan dostumuz Tekin Deniz‘e çok teşekkür ederiz.

2/ EVV3L kapsamında yayımlanan Abidin Dino ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/abidin-dino adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
23
2015
0

Alberto Giacometti Sergisi (11 Şubat-26 Nisan 2015, Pera Müzesi)

giacometti2

Alberto Giacometti Sergisi
11 Şubat-26 Nisan 2015 // Pera Müzesi
Bkz: https://www.peramuzesi.org.tr/Sergi/Alberto-Giacometti-/169

*


(…)
Bir kişiye, bir canlı varlığa, ne de doğal bir olguya yaklaşır gibi yaklaşılmaz sanat yapıtına —bilmeyen yoktur bunu herhalde?— Şiir, resim, heykel, birtakım niteliklerle incelenmek ister. Ama, şimdilik resimden bahsediyoruz.
Canlı bir yüz bile kendini öyle kolay ele vermez; ne var ki bu yüzün anlamını çözebilmek için, fazladan çaba göstermeye gerek yoktur. Bence, —rastgele söylüyorum— bence, önemli olan, bu yüzü yalıtmaktır. Eğer bakışım, bu yüzü, bu yüzün çevresindeki bütün her şeyden kurtarabilirse, eğer bakışım, (dikkatim), bu yüzün, dünyanın kendi dışında kalan bölümüne karışarak gitgide belirsİzleşen anlamlarla, kendini kaybedip sonsuza kaçmasını önleyebilirse, ve eğer, aksine, aracılığıyla bakışımın dünyadan ayırdığı bu yalnızlık ele geçirilebilirse, ancak o zaman, bu yüze, —ya da bu kişiye, bu insan ya da görüngüye— bu yüzün tek kendi anlamı akacak, kendi anlamı birikecektir. Bir yüz bilgisinin, eğer estetik olmak istiyorsa tarihsel olmayı reddetmesi gerekir demeye getiriyorum.
Resmi incelemek, daha büyük bir çaba, daha karmaşık bir işlem gerektirir. Yukarıda anlattığımız işlemi, bizim için ressam ya da heykeltraş gerçekleştirmiştir. Öyleyse bize, bütün olarak geri dönen şey, temsil edilen kişi ya da nesnenin yalnızlığıdır; bu yalnızlığı algılayabilmeniz, ya da onun bize dokunabilmesi için, mekâna ilişkin belli bir deneyimimiz olması gerekir; ancak, kesintisiz bir mekân değil, kesintili.
Her nesne, kendi sonsuz mekânını yaratır.
(…)
Nesnelerin yalnızlığı hakkında.
O— Bir gün, odamda, iskemlenin üstünde duran havluya bakıyordum; o an, her nesnenin, sadece yalnız olmakla kalmayıp bir de ağırlığı olduğu —ya da daha doğrusu— bir başka nesnenin üstüne abanmasını engelleyen bir ağırlıksızlığı olduğu izlenimini edindim. Havlu yalnızdı, o kadar yalnız ki, sanki iskemleyi çeksem bile yerinden kıpırdamayacaktı. Havlunun, kendine Özgü bir yeri, bir ağırlığı, hatta bir suskunluğu vardı. Dünya ne kadar hafifti, ne kadar hafif…
(…)
Bu nesnelerden bir çeşit dostluk bakıldığını, bu nesnelerin bize dost bir düşünce sunduklarını yazdım… Bu benim yaptığıma, gelişigüzel laf etmek denir. Aynı şeyi De Vermeer için söyleyecek olsaydım, doğru olabilirdi belki. Giacometti başka şey: Giacometti’nin boyadığı nesne, “daha insani” olabildiği, —kullanılabildiği ve insan tarafından sürekli kullanıldığı için— ya da insanın, en iyi, en yumuşak, en değerli suretine bürünebildiği için değil, aksine, “şu nesne” olduğu için, “nesneliğin” el değmemiş olanca masu­miyeti içinde, kendisi olduğu için heyecanlandırıp ferahlatıyor bizi. O nesne, yanında hiçbir şey olmaksızın. O, bütün yalnızlığı içinde.

Jean Genet
“Giacometti’nin Atölyesi”, Çev: Hür Yumer,  Metis Yay., 1990


(…) Giacometti’nin yontularına baktığımızda, bir nokta vardır ki ondan sonra yontular artık ne görünümün kararsızlıklarına, ne de görüngenin(perspektifin) devinimine bağlı kalır. Onları kesinlikle görürüz: İndirgenmiş değil de artık, indirgemeden kaçırılmış, indirgenemezdirler ve uzamda, sahip oldukları, kullanılamayan, canlı olmayan, imgesele ilişkin derinliği oraya geçirme gücü sayesinde uzamın efendisidirler. Oradan yontuları indirgenemez gördüğümüz bu nokta bizim kendimizi sonsuzluğa koyar, içinde burasının hiçbir yerle çakıştığı noktadır. Yazmak bu noktayı bulmaktır. Dili bu nokta ile ilişkiyi sürdürecek ya da yaratacak duruma getirmeyen hiç kimse yazıyor sayılmaz.
(…)
Orada, dil bir güç değildir, söyleme gücü değildir. Kullanıma uygun değildir, onda hiçbir şeye sahip değiliz. Asla benim konuştuğum dil değildir. O dilde, asla konuşmam, asla sana seslenmem, ve asla seni yüksek sesle çağırmam. Bütün bu özellikler olumsuz biçimdedir. Ama bu olumsuzluk yalnızca daha temel bir olguyu gizler ki bu da, bu dilde herşeyin doğrulamaya dönmesi, yadsıyan şeyin doğruluyor olmasıdır. Yokluk olarak konuşmasındandır bu. Konuşmadığı yerde, konuşmuyordur zaten; durduğunda direnir. Sessiz değildir çünkü onda kesinlikle sessizlik konuşur. Alışılmış sözün özü şudur ki onu anlamak onun doğasının bir parçasıdır. Ama, yazınsal uzamın bu nnoktasında, dil anlamsızdır. Şiirsel işlevin tehlikesi de buradan gelir. Ozan anlamı olmayan bir dili anlayan kişidir.

Maurice Blanchot
“Yazınsal Uzam”, Çev: Sündüz Öztürk Kasar, YKY, 1993, s.43-47


(…)1961’de, Paris Bienali’nin bilmem kaçıncı günü, bir Montparnesse gecesinde, Türk olduğumu ve sanatla kıyısından köşesinden ilgilendiğimi bilen büyük sanatçı Giacometti, yanıma yaklaşarak, “Bienalle’nin yontu ödülünü size verdik” dedi. İlkin hiçbir şey anlamadım. Benim, Bienal’de bir eserim yoktu. Sonra büyük usta, Akar ya da Aşar adında bir yontucu tanıyıp tanımadığımı sordu bana. (Fransızca, Kuzgun’un Acar’ını  böyle söylüyordu.) O zaman anladım. Ödülü “paslı çivilere” mi verdiklerini sordum. Evet, dedi.
Sonradan öğrendim ki, İtalyan asıllı Giacometti, onüç kişilik seçiciler kurulunun genel eğilimine (üyelerin büyük çoğunluğu, beş yapıtıyla Bienal’e katılan İtalyan Francesco Somaini adlı yontucuyu ödüllendirmek istiyorlarmış) karşı çıkmış ve büyük ödülün Kuzgun’a verilmesini sağlamış. Ertesi saah ilk işim haberi Kuzgun’a telgrafla bildirmek oldu.(…)

Ferit Edgü
“Ölüm mü çaldı kapını Kuzgun, yoksa sen mi ölümün kapısını?”
Politika Gazetesi, 11 Şubat 1976


Şub
15
2015
0

Faşizm

“Çenenizi kapatın” diyen her zihinsizlik, faşizmle beslenmektedir! (Zy)


Şub
07
2015
0

Yeni sıkı; “karazin” yayımlandı!

1505167_336229289902383_8464345107832177246_n

Yeni sıkı… “karazin” yayımlandı!
https://www.facebook.com/karazindergi

e-posta: iletisim@karazindergi.org

Karazin’i Kadıköy’de bulabileceğiniz mekânlar;
Akademi Kitabevi, Sosyal Kitabevi, Mefisto, 26A

Şub
07
2015
0

“Edebiyat Sosyolojisi’nde Ödüller ve Yarışmalar” (Robert ESCARPIT)

(…) Dünya kadar eskidir bu mesele: Edebiyatın insanı doyurmadığı fikri bir atasözü değerindedir. (…)

Sanat koruyuculuğu yazarın bir kişi veya kurum tarafından bakılıp korunmasıdır; ama yazardan karşılığında kültürel bir ihtiyacın tatmini beklenir. Müşteri ile patron arasındaki münasebetler ortaçağda sadakat yemini etmiş insanla efendisi arasındaki münasebetlere pek yabancı değildir. Sanat koruyuculuğu feodal teşkilâtlanma gibi, bağımsız hücreler üstüne kurulmuş bir yapıdır. (…)

İmparatorluğun zengin Romalısının familia’sı sanat koruyuculuğunun belirmesine en elverişli yapıdaydı. Zaten sanat koruyuculuğu (mécénat), ismini Augustus’un dostu ve Horatius’un koruyucusu Maecenas’ınkinden almıştır. Fakat sanat koruyuculuğu  özellikle prenslerin, kralların veya papaların saraylarında gelişmiştir. (…)

Devlet koruyuculuğu, çağlar boyunca az çok muntazam ödenek ihsanları veya İngiltere’de “poet laureate”, Fransa’da “Kralın vakanüvisi” benzeri resmî görevler vererek uygulanmıştır. (…)

Bu anlamda koruyuculuk yanında, bir de edebiyat pazarına etki yaparak, yazara başka türlü ümit edemeyeceği gelirler sağlayan dolaylı koruyuculukların varlığına işaret edilebilir. Bir hükümet bu şekilde genel kitaplıklar ve propaganda servisleri için, bir eserden büyük miktarda sipariş edebilir. Bununla beraber en fazla kullanılan metot, ismi büyük parası az edebiyat ödülleriyle yazara fazla satış yaptırıp gelirini arttırmaktır. (…)

Mısırlı yazar Taha Hussein meseleye gerçek iktisadî anlamını vermiştir: “Burada namuslu olmayan bir pazarlık vardır: Yazar, koruyucunun verdiği altını ve parayı aldıkça harcar; yazar, ona hiçbir şekilde harcanamayacak sanatını veya düşüncesini vermektedir.” (…)

Robert Escarpit
“Edebiyat Sosyolojisi”
Çev: Ali Türkay Yazıcı, Remzi Kitabevi, 1968, ss. 50-53

Şub
07
2015
0

Söyleşi: “Çalmayan Şiir’in Solungaçları” (Zafer Yalçınpınar-Müslüm Çizmeci)

Geçtiğimiz Eylül ayında yayımlanan “Çalmayan Şiir”den yola çıkarak “şiirsellik, şairane vaziyet ve şiir dili” üzerine bolca çağrışımlı, bolca gel-git’li bir söyleşi gerçekleştirdik Müslüm Çizmeci ile birlikte… Ardından, sağolsun Koray Sarıdoğan, işbu söyleşiyi “Kalem-Kahve-Klavye” adlı web sitesinde irdeledi, paylaştı… Söyleşinin tam metnine https://www.kalemkahveklavye.com/2015/02/calmayan-siirin-solungaclar-zafer.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Diğer söyleşilerin tümü şurada; https://bit.ly/dilinkemigi


Hamiş:
Zafer Yalçınpınar’ın tüm kitapları şu adreste yer alıyor:
https://zaferyalcinpinar.blogspot.com

Kişisel web sitesi de şurada; https://zaferyalcinpinar.com

Şub
06
2015
0

Moda Sahili Tehlikede!

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından geçen yıl iki etap şeklinde düşünülen Kadıköy Meydan Projesi’ne 3. etap eklenerek Moda sahili’nin olduğu bölgeye de ‘dolgu alan’ yapılacağı açıklandı.”

Bkz: https://haber.sol.org.tr/turkiye/moda-sahiline-dolgu
-ile-yat-limani-yapilacak-106918

Bkz: https://www.birgun.net/news/view/ibb-moda-sahilini-de-
ranta-aciyor-denizi-doldurup-yat-limani-yapacaklar/13131

Şub
05
2015
0

“Sait Faik şair midir, hikâyeci midir?” sorusuna cevaben önemli bir işaret…

Sait Faik’in betiklerinin hangi edebî türün sınırlara yakınsadığı ya da hangi edebî türün sınırlarını zorladığı -Sait Faik’in eserlerini dilbilimsel açıdan ele alanlar için- yıllardır süren önemli ve verimli bir tartışma/araştırma alanıdır. Örneğin Ece Ayhan, Sait Faik’in eserlerindeki poetikanın ağırlığını görür ve çeşitli yazılarında Sait Faik’e “cins şair” olarak seslenir. (Gerçi, Ece Ayhan’ın bazı metinlerinde Sait Faik’e “Çakır Hikâyeci” olarak seslendiği de biliniyor, ancak “İkinci Yeni” şiir akımına dair iki başlangıç noktasından biri olarak Sait Faik’in “Alemdağ’da Var Bir Yılan” adlı eserinden bahsetmesi, Ece Ayhan’ın Sait Faik’in eserlerindeki poetikayı büyük ölçüde içselleştirdiğini gösteriyor.)

Aslında, Sait Faik’in mevcut “edebî türler” ayrımını incelediği ve eleştirdiği “Bir Başka Hikâye” başlıklı önemli bir yazısı vardır. Sait Faik, bu yazıda, edebiyattaki yapısal ayrımlardan tutun da dilimizde yazılan romanların tuhaf karakteristiğine kadar birçok hassas konuya değinir. Burgaz Adası-Sait Faik Müzesi’nde 80’li yılların sonunda Muzaffer Uyguner tarafından gerçekleştirilen envanter tasnifine göre “81” numaralı kayıt olan “Bir Başka Hikâye” başlıklı bu önemli yazının tam metnine https://issuu.com/adabeyi/docs/birbaskahikayesaitfaik adresinden ulaşabilirsiniz.

Sahicilikle
Z. Yalçınpınar


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden, Burgaz Adası Sait Faik Müzesi kapsamında gerçekleştirilen Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin çalışmalarına ilişkin bilgilere ise https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
04
2015
0
Oca
26
2015
0
Oca
22
2015
0

“Kendini keman olarak duyumsayan oduna ne yazık!”

(…)

Hakeza yaşı geçkin şairler sosyal medyada, şiir etkinliklerinde genç kızları tavlayabilmek için, omuzlarına esin dolu bir öpücük kondurabilmek için kırk takla atıyor. Bunlardan bazıları dergi de çıkarıyor. Bir bayan adıyla birkaç şiir gönderin bakın nasıl meyil gösteriyorlar şiirlerinize(!). Genç şairin ise bu konudaki perendeleri, saltoları benim diyen sporcuları cebinden çıkarır. Edebiyatın Nuri Alço’ları şiirli kitap hediye ediyor ilaçlı gazoz yerine. Kimisi de devlet kapısında proje desteği için pusuya yatmış durumda. Çapını aşmayan şiirlerle Gülüt Şiir yazan şairler ve kendini en tepeye -bu yüzeysellikte, bir yükseklik var ise eğer- konumlandıran şair gençler var bir de. Kimse rahatsız değil bu al gülüm ver gülümden. Körler ve sağırlar birbirini ağırlar, mevcut şiir ortamımız için söylenebilecek en güzel sözdür sanırım.

(…) Ne oldu da dut yemiş bülbüle döndü bu genç şairler? Melih Cevdet Anday’ın “Yetenek onay beklemez. Ozanların yaşı birdir.” dediğini duymadılar mı? Turgut Uyar’ın “Efendimiz, acemiliktir.” dediğini… Rimbaud’nun, Georges Izambart’a yazdığı mektupta: “Kendini keman olarak duyumsayan oduna ne yazık!” dediğini.

Emrah Yolcu
“Şiirsel Travesti”, Tun Fanzin, Ocak-Şubat 2015, Sayı: 1, s.4

Oca
21
2015
0

Ustamız Oruç Aruoba, ISSUU’da…

DSCN3313

“Ustamız Oruç Aruoba…”
Fotoğraf: Zafer Yalçınpınar, 8 Mayıs 2011


Bilen, bilir: EVV3L ve taifesinin en önemli araştırma gayretleri Oruç Aruoba‘nın çeşitli metinlerine ve çevirilerine yöneliktir. Yıllardır, ustamız Oruç Aruoba’nın çeşitli degilerde (70’li yılların sonundan başlayarak) yayımlanan incelemelerini, felsefi metinlerini, çevirilerini araştırıyor, buluyor ve “Oruç Aruoba” ilgileri kapsamında takipçilerimizle paylaşıyoruz. Ancak, geçenlerde farkına vardık ki EVV3L kapsamında yer alan bu özel gayretlerimizin bir yedeği ya da derli toplu bir bütünsel erişimi yoktu. Bu nedenle ustamız Oruç Aruoba’nın metin ve çevirilerine ilişkin bütünsel bir bileşkeyi EVV3L’in ISSUU alanına taşımaya karar verdik. Bununla birlikte, ISSUU’yu benimsemeyen EVV3L okurları için de elimizde bulunan metinlerin PDF biçemlerini https://bit.ly/orucaruoba adresine yükledik. (37 mb.)

Kısacası, Oruç Aruoba’nın hakiki dostlarına, kalb ve vicdan yolunda hakikati arayanlara, EVV3L’in sıkı takipçilerine iyi okumalar dileriz.

Sahicilikle
Z. Yalçınpınar


ISSUU’da Oruç Aruoba Metinleri ve Çevirileri:
Bkz: https://issuu.com/adabeyi/stacks/f2f581b69b384146b884bd16bacba1db

Nietzsche: Şair-Filozof (Oruç Aruoba, 1978)
https://issuu.com/adabeyi/docs/sairfilozof

Nietzsche: Temel Görüşü, Temel Kavramları (Oruç Aruoba, 1978)
https://issuu.com/adabeyi/docs/nietzschetemelkavramlar

Yerli-Yersiz Felsefe (Oruç Aruoba, 1980)
https://issuu.com/adabeyi/docs/yerliyersizfelsefe

Demokrasinin Özü: Özgürlük ve Özyönetim (Oruç Aruoba, 1981)
https://issuu.com/adabeyi/docs/ozyonetim

Üniversite’nin Ölümü (Oruç Aruoba, 1981)
https://issuu.com/adabeyi/docs/universiteninolumu

En Hakiki Mürşit (Oruç Aruoba, 1981)
https://issuu.com/adabeyi/docs/enhakikimursit

Özerklik Üzerine… (Oruç Aruoba, 1981)
https://issuu.com/adabeyi/docs/ozerklikuzerine

Söylemin Berisi (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/soyleminberisi

İktidar ve Bilgi-M. Foucault Çevirisi (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/iktidarvebilgi

İşi Halley’e Bırakmayalım (Zeynep Aruoba, Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/halleyebirakmayalim

Hermann Hesse–INCIPIT VITA NOVA Çevirisi (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/incipitvitanova

Franz Kafka Öyküleri Çevirileri (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/kafkaoykuleri

Ernst Bloch: Varolan Yokülke (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/varolanyokulke

Ernst Bloch Çevirileri (Oruç Aruoba, 1982)
https://issuu.com/adabeyi/docs/blochcevirileri

Neler Varmış O “Siyah Çanta”da Meğer… (Oruç Aruoba, 1983)
https://issuu.com/adabeyi/docs/siyahcanta

Söylem Söylemi (Oruç Aruoba, 1983)
https://issuu.com/adabeyi/docs/soylemsoylemi

KIERKEGAARD’ın İbrahim Öyküsü (Oruç Aruoba, 1984)
https://issuu.com/adabeyi/docs/ibrahimoykusu

M. Rilke’nin Sancaktar’ı Üzerine… (Oruç Aruoba, 1984)
https://issuu.com/adabeyi/docs/sancaktaruzerine

İnsanın Kavram Bağlamları (Oruç Aruoba, 1985)
https://issuu.com/adabeyi/docs/insaninkavrambaglamlari

Dil Oyunları ve Felsefe Üzerine-L. Wittgenstein Çevirisi (Oruç Aruoba, 1985)
https://issuu.com/adabeyi/docs/diloyunlari

Tanrı’nın Sevgilisi Kim? (Oruç Aruoba, 1986)
https://issuu.com/adabeyi/docs/tanrininsevgilisikim

Wittgenstein, Dil ve Godard-Robert Maclean Çevirisi (Oruç Aruoba, 1986)
https://issuu.com/adabeyi/docs/dilvegodard

Beyaz Kentte (Oruç Aruoba, 1986)
https://issuu.com/adabeyi/docs/beyazkentte

Niye Gitsin ki Felsefe Sinemaya (Oruç Aruoba, 1987)
https://issuu.com/adabeyi/docs/felsefesinema

Üst Üste Çadırlar (Oruç Aruoba, 1990)
https://issuu.com/adabeyi/docs/ustustecadirlar

Celal Bey’in Albatros’u Uçup Gitti (Oruç Aruoba, 1990)
https://issuu.com/adabeyi/docs/celalbeyalbatros

Dört Açık Kıyı Düşü (Oruç Aruoba, 1991)
https://issuu.com/adabeyi/docs/dortacikkiyidusu

Göz ve Söz, Tanzaku’lar (Oruç Aruoba, 2003)
https://issuu.com/adabeyi/docs/gozvesoz

gaSte (S Gazetesi) Yazıları’ndan… (Oruç Aruoba, 2008)
https://issuu.com/adabeyi/docs/gasteyazilari2008

Üniformalılık (Oruç Aruoba, 2008)
https://issuu.com/adabeyi/docs/uniformalilik

Açık Mektup (Oruç Aruoba, 2014)
https://issuu.com/adabeyi/docs/rtemektup


Oca
17
2015
0

“Hayal Ediyorum”

Mimarlar Odası Trakya Temsilciliği’nden
Bir Nâzım Hikmet Kitabı: “Hayal Ediyorum”

Nâzım Hikmet’in Türkçede ilk kez yayımlanan bir yazısının bulunduğu kitapçık, şairin doğum gününde özel bir baskıyla yayınlandı.

“Kitapta, 1960 yılında Arhitektura SSSR (SSCB Mimarlığı) dergisinde yayımlanan Nâzım Hikmet’in mimarlığa dair görüş ve umutlarını içeren, Mustafa Yılmaz’ın Rusça’dan çevirisiyle “Hayal Ediyorum” başlıklı Türkçe’de ilk kez yayınlanacak bir yazısının yanı sıra eserlerindeki mimarlığa dair bazı alıntılara da yer veriliyor.

Y.Mimar M. Melih Güneş’in hazırladığı ve “Mimar Sinan’ın Yerinde Olmak” başlıklı bir yazısıyla sunduğu kitapta Türkçesi hâlâ yayımlanmamış “Prag Saat Kulesi” adlı oyunundan bir replik de Nâzım Hikmet’in Türkçesi’yle ilk kez yayımlandı. Sınırlı sayıda basılan ve satışı yapılmayacak kitabın tüm nüshaları elle mühürlenip numaralandırıldı.”

Bkz: https://www.arkitera.com/haber/24014/mimarlar-odasi-trakya-temsilciligi-nden-bir-nazim-hikmet-kitabi–hayal-ediyorum


Ayrıca, 2013’te bulup yayımlamışız: https://evvel.org/nazim-hikmet-ve-mimar-sinan

Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com