“daha 19 yaşında
düşlerinde özgür dünya
Ali İsmail Korkmaz
insanlık onuru yıkılmaz!”
*
İmza Kampanyası: https://www.change.org/p/melikekoçakyalnızdeğildir-direnörtmenim
Büyük duygu… Eylül ayına kadar sürecek…
Takip etmek için: https://www.facebook.com/muralistanbul
by QBIC
(Haziran 2015, Moda)
Viva la Mural İstanbul! (2012-2014)
Bkz: https://line.do/mural-istanbul/5lt/vertical
Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.
Neredeyse herkes tarafından biliniyor; edebiyat ödülleri ile ödüllendirme sistematiğine karşı müthiş tepkiliyiz ve yıllardır canımızla, kanımızla büyük bir mücadele veriyoruz. Şu hakikati ortaya koyalım hemen: Ödüllendirme sistematiği, egosantrik yemlerle devam eden bir haksızlık yordamıdır. Ödüllendirme sisteminin bileşenleri, insan evlâdını melanete götürecek ‘geribeslemeli, geribildirimli bir düzenek’ şeklinde tasarlanmıştır. Bu sarmal düzenek, Türkiye’de ilk kez 1950’li yıllarda “Güdümlü Edebiyat” başlığı altında uygulanmaya başlanmış ve 65 yıldır edebiyatı, genç yazar ve şairleri kıskaçlarının içinde tutmayı başarmıştır. Bu düzeneğin yapısı çok karmaşık değildir aslında: Statüko dağıtarak statüko cukkalamak ve statüko cukkalayarak statüko dağıtmak! Saygınlık dağıtıp saygınlık elde etmek ve saygınlık elde edip saygınlık dağıtmak! Tezgâh, geribeslemeli, geribildirimli bir ilişkiyle devam ediyor… Edebiyat sosyolojisi üzerine çalışmış olan Taha Hüseyin, bir konferansında mevcut düzeneği ‘namussuz bir iktisadi ilişki’ olarak tanımlar. Bu düzenek, Yeni Kapitalizm’in yarattığı Yeni Sinsiyet Tipolojisi‘nin birincil yöntemi ve el yordamı haline geldi. 2006’dan bu yana ödül çetesinin ‘ödül vererek’ kontrolüne aldığı yüzlerce ‘ödüllü şair’ ve zavallı, vasatî bir edebiyat aurası var. ‘Ödülde şairler’in yalancı dünyasıdır bu aslında… Yani, sahici bir varoluşları yoktur! Edebiyat aurasının da öyle… Hatta, ‘maymun kuşak’ olarak tanımlayabileceğimiz tuhaf bir kitleye müdahil herkesin hepsine ‘ödüllü şair’dir, diyebiliriz… Bu kitlenin vasatî, sahici olmayan varoluşuyla birlikte, ‘imgelemin özgürleşmesi’ açısından tek bir gol, tek bir başarı hikâyesi veya zerre kadar bir ilerlemenin oluşmadığını, oluşamadığını görüyoruz. Yok, aşikâr! Olan biten şu: Yeni Sinsiyet, seçtiği, öne çıkardığı kötülüğü podyumlarla ve törenlerle yemliyor. O kötülük de Yeni Sinsiyet’i besliyor. Böylelikle insanlar yönetiliyor, yönetilebiliyor… Peki, nasıl yapıyorlar bunu? ‘Göz alıcılık’ ve ‘göz boyama’ unsurlarını kullanıyorlar. Öncelikle, şairleri yolundan döndürüyorlar: Şairleri iktidar ve gaddarlık karşıtı duruşlarından, hakikat yolundaki kalb ve vicdan arayışlarından döndürüyorlar… Sonra, adına şiir yarışması düzenlenen isimlerin ve bu isimlerin ailelerinin temsil ettiği tarihsel itibarı, tarihsel duruşu kullanarak, o duruştaki onuru yok ediyorlar… Yani, tüm ipler, tüm nedensellikler, ‘ödüllendirme sistematiği’ yordamıyla kendini var etmeye çalışan bir çetenin şeytansı ellerine geçmiş. Bu haksızlık yordamını kendilerine meslek-meziyet edinmişler, bu haksızlıkla, bu haysiyetsizlikle övünüyorlar, bu durumu kendilerine ‘kariyer’ bellemişler falan… Aslında olan biten şu hepi topu: Azıcık bir maaşa bağlandılar, azıcık bir sabit gelir elde ettiler! Mevcut çete, yürürlükteki ödüllendirme sistematiğinin bileşenleriyle, aynı anda, birçok kuşu vurabiliyor: Yani, ödüllendirme sistematiğinin tek bir kazananı var aslında… Kazanan hep jüridir! Kazanan hep jüri başkanıdır! Kazanan hep seçiciler ve seçicileri seçendir! Yeni Sinsiyet’in kendi statükocu duruşunu devam ettirmekten başka bir amacı yoktur aslında…
Sahicilikle
—
“İstanbul vapurları, su üstü balıklarıdır!” (Zy)
#vapurumugeriver
İmza Kampanyası:
https://www.change.org/p/istanbullular-a-sorulmadan-getirilen-
boğucu-vapurlar-kaldırılsın-ibbbeyazmasa-vapurumugeriver
Fotoğraflar, Zafer Yalçınpınar tarafından 2000 yılında görüntülenmiştir.
Z. Yalçınpınar’ın “kendini anlatan” fotoğraflarına
https://zaferyalcinpinar.tumblr.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Nâzım Hikmet Vakfı’nın yerine AVM yapmak istiyorlar…
Bkz: https://haber.sol.org.tr/turkiye/nazim-hikmet-vakfi-avm-oluyor-118314
“Gezi eylemlerinin 2’nci yıl dönümünde, ressam Haydar Özay tarafından bir buçuk yıllık çalışmanın ardından tamamlanan 50 metrekare büyüklüğündeki “Gezi Resmi” isimli tablo, sergilenmeye başlandı. Karaköy’de bulunan TMMOB İstanbul Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nin terasında yer alan tablonun açılışına ressam Haydar Özay, Hasan Ferit Gedik’in annesi Nuray Gedik, Abdullah Cömert’in annesi Hatice Cömert, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, Ali İsmail Korkmaz’ın babası Şahap Korkmaz, Gezi olaylarında gözünü kaybeden Erdal Sarıkaya, TMMOB Mimarlar Odası Genel Sekreteri Mücella Yapıcı, Taksim Dayanışması üyeleri ve çok sayıda ziyaretçi katıldı.”
Bkz: https://haber.sol.org.tr/turkiye/gezi-resmi-
sanatseverlerle-bulusuyor-biz-bunu-basardik-118075Bkz: https://zete.com/gezi-resmi-icin-acilis-yapildi/
Bkz: https://direnisteyiz.net/haber/
gezi-yildonumunde-gezi-tablosu-acildi/

Sağolsun Koltukname taifesi, 2013’te olduğu gibi 2014’te de geçer akçe kılınan dehşet verici bir oligarşinin istatistiğini hesaplamış ve sayı saymayı (en azından parmak hesabı yapmayı) bilen ya da bildiğini varsaydığımız edebiyat ortamının ortak aklına (vicdanına) sunmuş…
2014 boyunca, 25 edebiyat ödülünde, birden fazla jüri üyeliği yapmış isimlerle karşınızdayız.
Listenin başında 10 kere jüri üyeliği yapmış olan Doğan Hızlan yer alıyor. Hızlan’ı, 5 kere jüri üyeliği yapan Refik Durbaş ile 4 kere jüri üyeliği yapan Egemen Berköz, Enver Ercan, Eray Canberk, Handan İnci, Hilmi Yavuz ve Metin Celâl izliyor. 3 kere jüri üyeliği yapanlar Asuman Kafaoğlu Büke, Cemil Kavukçu, Faruk Şüyün, İnci Aral, Leyla Şahin, Müslim Çelik, Nursel Duruel, Selim İleri, Semih Gümüş, Turgay Fişekçi, Turhan Günay ve Cevat Çapan’dan oluşuyor. 2 kere jüri üyeliği yapanların listesi ise şöyle: Abdullah Uçman, Adnan Binyazar, Ahmet Telli, Ali Cengizkan, Buket Aşçı, Emin Özdemir, Erendiz Atasü, Feyza Hepçilingirler, İhsan Yılmaz, İlknur Özdemir, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Murat Gülsoy, Mustafa Öneş, Sennur Sezer, Sevin Okyay, Sinâ Akyol ve Metin Cengiz.
25 ödülde toplam 117 jüri üyesi bulunuyor. Yukarıda anılan isimler ise bu toplamın yaklaşık %32,5’ine tekabül ediyor.
Analize konu olan yarışma ve ödüllerin listesi: Altın Portakal Şiir Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü, Behçet Necatigil Şiir Ödülü, Cemal Süreya Şiir Ödülleri, Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü, Duygu Asena Roman Ödülü, Dünya Kitap Yılın En İyileri, Erdal Öz Edebiyat Ödülü, Everest İlk Roman Yarışması, GİO Ödülleri, Haldun Taner Öykü Ödülü, Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü, Metin Altıok Şiir Ödülü, Necati Cumalı Edebiyat Ödülü, Necip Fazıl Ödülleri, Orhan Kemal Roman Armağanı, Orhan Şaik Gökyay Şiir Ödülü, Ömer Seyfettin Hikâye Yarışması, Sait Faik Hikâye Armağanı, Sedat Simavi Ödülleri, Selçuk Baran Öykü Ödülü, Tanpınar Edebiyat Ödülü, Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri, Yunus Nadi Ödülleri
Bilinirliğinin en yüksek olduğunu düşündüğümüz beş ödülde ise durum şöyle:
Haldun Taner Öykü Ödülü, Sait Faik Hikâye Armağanı, Yunus Nadi Ödülleri, Dünya Kitap Yılın En İyileri ve Sedat Simavi Ödülleri’nin jüri üyeleri toplam 45 kişiden oluşuyor. Bu 45 kişi arasında birden fazla jüride yer alan 8 kişi var; bu da toplam rakamın %18’ine tekabül ediyor. Jüri üyelerinin 13’ü kadın, 32’si erkek. Kadınlar toplamın %29’unu oluşturuyor.
Listenin başında, 5 jüride de yer alan Doğan Hızlan var. Hızlan’ı 3 kere jüri üyeliği yapan Faruk Şüyün ile Metin Celâl izliyor. 2 kere jüri üyeliği yapanlar ise şöyle: Cemil Kavukçu, Faruk Duman, Hilmi Yavuz, Nursel Duruel ve Selim İleri.
Kaynak: https://koltukname.com/2015/01/07/2014un-one-cikan-juri-uyeleri/
Şimdi herkes biliyor, 2014’ün yaz aylarında Taylan Kara da bu konuyu analiz etmişti; Taylan Kara‘nın ortaya koyduğu hakikatler, kuvvetli tartışmalara ve özel yansımalara, yorumlara sebep olmuştu.
bakınız:
Türkiye’de Edebiyat Ödülleri Nasıl Verilir? (Haziran 2014)
Geçmiş yıllarda, edebiyat ödüllerini (damperli ödül furyasını) ve edebiyat ödüllerinin çevresinde dönen statüko oyunlarını bin türlü eleştirmiştik:
bakınız:
Ödüller İnsansızdır! (2011)
Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları (2010)
Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak (2008)
Nisan 2011’de, Hande Edremit ile gerçekleştirilen bir söyleşide “jüricilik” mesleği hakkında şunlar dile getirilmiş:
Hande Edremit: “Denizaltı Edebiyatı” adlı bildirinizde “Ödüller insansızdır.” diyorsunuz. Ece Ayhan da “Şairlere ödüller verileceğini duyunca, şunları düşündüm: Demek yasalar da yetmemiş, ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor.” demişti. Günlük hayatta da biraz bu şekilde var olmaya çalışıyoruz sanki. Fotoğraflarla önceden belirlenmiş bir sahneyi yaratmaya daha kötüsü yaşamaya çalışarak…
Zafer Yalçınpınar: Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim.
“İstatistikler(statistics)” dediğimiz şey “statüko”nun hem göstergesidir hem de yaratıcısıdır. Bir tür “çift taraflı/karşılıklı nedensellik”ten imtiyaz alır. İstatistik veriler ve “ödüllendirme mekanizması” birlikte düşünüldüğünde katmerli bir statükonun dehşet verici görüntüsüne ulaşırsınız. 2013 ve 2014 kapsamında bakıldığında, Koltukname taifesinin ortaya koyduğu istatistik, jüri oligarşisini ve bunun edebiyat ortamına verdiği/verebileceği zararı, bu topraklarda yazılan edebiyatın özünün nasıl ve kimler tarafından manüple edildiğini/edilebileceğini bir kez daha -hem de açık açık, sayılarla- görmemizi sağlıyor.
Sonuçta, içimden “Yuh!” demek ve şunu eklemek geliyor; “Binlerce okur ve binlerce edebiyat heveskârı bir oligarşi tarafından -sürekli, yıllardır- salak yerine koyuluyor…”
Sahicilikle
—
“Sayıklayanlar, 14. Bölüm” by M.Ş.Ş.
ayrıca bkz: https://evvel.org/m-s-s-sayiklayanlar-kitap
-tanitim-etkinligi-2652015-20-00-karga-kadikoy
26 Mayıs 2015, 17:30
Mimar Sinan G. S. Ü.
Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu
Ayrıntılı program için: https://www.selyayincilik.com/duyuru.asp?id=58
“Taksim Dayanışması” davasının ardından… (İsmail Sürücüoğlu)
Bkz: https://www.sendika.org/2015/05/taksim-dayanismasi-davasinin
-ardindan-ismail-surucuoglu/
İlhan Berk, 1986 yılında Londra’da BBC Türkçe’den Zeki Okar’a ‘Galata’ ve ‘Pera’ kitaplarını anlatıyor: https://youtu.be/3gPLwZdYj_w
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.
“Sayıklayanlar”, M.Ş.Ş.
Esen Kitap, Mayıs 2015
26 Mayıs 2015, 20.00
KARGA, Kadıköy
Kitap Tanıtım Etkinliği
Bkz: https://www.facebook.com/events/1643655549188010/
M.Ş.Ş’nin Esen Kitap’tan yayınlanan ikinci kitabı Sayıklayanlar, şairin ilk kitabı Şua’nın açılış bölümü olarak geçse de, esasen bir Radyo piyesidir. Aynı zamanda tek kişilik bir oyun ve monolog olarak da düşünülebilir. MŞŞ, Anıl Çifter ile birlikte on yıldır bu uzun söylenceye müzik yapmaktadır. Kişilik bölünmesiyle yedi ayrı karakter olarak yaşamaya çalışan bireyin şizofreni uçurumuna sürüklenmesini aktaran metne müzikal örgü eşlik etmektedir. Arkası yarın piyeslerinden, modern zaman insanının izolasyonuna giden süreçte bir anlamda ’70’ li yıllardan günümüze kadar geniş bir zaman diliminde akışını sürdürür. Rastgele bir dizeden kesip bambaşka bir akışa geçmek mümkündür, bu da anlatıcıya her performansta doğaçlama imkanı sağlar. Belirli bir yön ve son yoktur, anlatıcı aynı zamanda izleyici ve dinleyicidir, kimi zaman konuşmadan, inlemeye, kimi zaman rap’ten brutal’e ve fısıltıya kadar giden anlatım teknikleri kullanılmıştır. Desenleriyle kitaba ve albüme derinlik katan Eren Küçükerdem’in oluşturduğu zamansız ve mekânsız ortamda sizleri beklemektedir… (Tanıtım Metni’nden…)
“Güdümlü edebiyat” üzerine somut eleştirileriyle tanıdığımız Taylan Kara ile Kaan Arslanoğlu, edebiyat, şiir ve yayıncılık dünyasını yöneten oligarşinin karanlığına karşı durmak ve direnmek için önemli bir “İmza Kampanyası” başlatmış. Edebiyatın onurunu ve haysiyetini önemseyen, kalb, vicdan sahibi herkesin bu imza kampanyasına destek vermesi gerektiğini düşünüyorum. Kampanya şurada: https://insanbu.com/a_haber.php?nosu=1776
karazin‘in 2. sayısı yayımlandı!
https://www.facebook.com/karazindergi
karazin’i temin edebileceğiniz mekânların listesi şurada;
https://karazindergi.org/nerede-bulabilirsiniz/
İyi okumalar dileriz…
Türkiye Kupası Yarı Finali 1. Maçı (28/4/2015, Bursa)
Bursazon: 1
Fenerbahçe Spor Kulübü: 2
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz
Fenerbahçe Spor Kulübü: 1
Bursazon: 0
20 Nisan 2015
Maccabi Electra Tel Aviv: 74
Fenerbahçe Ülker: 75
Fenerbahçe, Euroleague’de Final Four’a Yükseldi
https://fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=44573
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

“(…) Evet, uzun zaman önceydi. Galiba, Devrim’in ilk yıllarındaydık, Küba’nın el değmemiş bir bölgesinde, daha oralara Devrim gelmemişti bile, Haiti’nin karşısındaki sahilde, Doğu’nun doğusundaydım. Bir arkadaşımla beraber, ikimiz, harika anlar geçirdik. Ağaçların altında, gerçeği öğrenirken, Devrim ülkeyi değiştirmekteydi, ve biz de bu değişimi görmek istiyorduk. Çok yüklü bir deneyim oldu. Bir gece bir grup müzisyeni dinliyoruz, ufak bir köyde, sahilde, dört müzisyenden birisi de perküsyonist, ama nasıl çalıyor, tanrılar gibi! Davulundan aklına gelebilecek her tür ses çıkıyordu. O davul gülüyordu, ağlıyordu, inliyordu, protesto ediyordu, susuyordu, fikrini söylüyordu. Neyse, bir çok kadeh ve şarkıdan sonra, ona çekinerek nasıl yaptığını sordum, neydi sırrı? O yaşlıca bir adamdı, ben gençtim, çok ahmak bir soruydu benimki ama insan gençken böyle aptal sorular sorma hakkına sahiptir; böyle çalmasının sırrını sordum bende! O da dedi ki; “ ben sadece ellerim kaşınınca çalarım.” Hayatta unutmayacağım bir ders oldu bu. Bende ellerim kaşınınca yazmaya başladım, öyle belli bir saate ya da disiplinde yazmıyorum, ya da kendimi zorlamıyorum yazmak için. Eğer canım istemiyorsa, yazmama imkân yok. (…)”
Eduardo Galeano
Açık Radyo Söyleşisi’nden… (20 Mart 2007)
Şehirler gerçekten var mı?
Yoksa bunlar insanların ağzılarından çıkardıkları buhar mı?
Öldüğüm zaman hangi sokakların altında yatmak isterdim? Kimlerin adımlarının altında? İnsan hangi adımları sonsuza kadar dinlemek ister?
(…)
Eduardo Galeano
“Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri”,
Çev: Süleyman Doğru, Sel Yay., 2011, s.134
(…) Eskiden hava olan yerde şimdi toz var. Eskiden nehirlerin olduğu yerlerde şimdi caddeler var. Eskiden suyun aktığı yerlerde şimdi otomobiller akıyor.
Eduardo Galeano
Aynalar, Çev: Süleyman Doğru, Sel Yay., 2009, s. 138
EDUARDO GALEANO SEÇKİSİ:
27 Mart: Tiyatro Günü
https://evvel.org/27-mart-tiyatro-gunuHayâl Kurmaya Övgü
https://evvel.org/hayal-kurmaya-ovguVarlıklar Ve Uğraşları Üzerine Pencere
https://evvel.org/varliklar-ve-ugraslari-uzerine-pencereKüreselleşme
https://evvel.org/kuresellesmelepisma saccharina
https://evvel.org/lepisma-saccharinaSinekler…
https://evvel.org/sineklerDüzen
https://evvel.org/duzenSistem
https://evvel.org/sistemBen diğer bir senim…
https://evvel.org/ben-diger-bir-senimZico’nun Golü
https://evvel.org/alinti-ziconun-golu-eduardo-galeanoZiyaretçi
https://evvel.org/ziyaretciYaşayan Anılar
https://evvel.org/yasayan-anilar

Galeano’nun “Kucaklaşmanın Kitabı” adlı eseri için çizdiği özel desen…
Sait Faik Araştırma Atölyesi tarafından 22 Mart 2015’te Caddebostan-Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Son Kuşlar” Hikâyesi Üzerine Sait Faik Odaklı Bilişsel Haritalama çalışması sonucunda elde ettiğimiz bilişsel haritaya https://bit.ly/sonkuslarbh adresinden ulaşabilirsiniz.
Türkiye’de, edebiyat alanında ilk kez “Sait Faik Araştırma Atölyesi” kapsamında gerçekleştirilen “Bilişsel Haritalama” çalışmalarına ilişkin detaylı bilgiler şu adreste yer alıyor: https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-odakli-bilissel-haritalama/
Atölye çalışmaları kapsamında, şu ana kadar 26 katılımcının ortak uygulamalarıyla hazırlanan dört adet bilişsel harita taslağı bulunmaktadır. Çalışmalar sonucu elde edilen kavramlar ve kavramlar arası ilişkiler, yaklaşık 200 unsurdan oluşan ve atölye katılımıyla birlikte sürekli genişleyen/büyüyen Sait Faik Odaklı Bilişsel Harita’ya eklenmektedir.
Üzerinde çalışılan bilişsel haritaların listesi aşağıdadır.
Bilişsel Haritalama çalışmalarına ilişkin olarak gerçekleştirilmiş özel bir söyleşi de şurada: https://evvel.org/soylesi-sait-faik-arastirma-atolyesi-ve-bilissel-haritalama-uzerine-o-duygu-durgun
İyi okumalar dileriz.
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.
Bilindiği gibi, Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin faaliyetleri kapsamında, zaman kısıtlaması olmaksızın bazı “kısa anket çalışmaları” gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmaların birincisi için elde ettiğimiz grafiksel sonuçlar; “127 Katılımcı/5 Mart 2015” ve “136 Katılımcı/25 Mart 2015” güncelleme bilgileriyle https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-anketi/ adresinde yayımlanıyor…
https://goo.gl/forms/XivSfFpMe7 adresinde yer alan 4 soruluk kısa anketimizi cevaplayarak Sait Faik’in edebiyatına ve yaşamına dair yürüttüğümüz araştırma faaliyetlerine destek olabilirsiniz.
Saygılarımızla
Sait Faik Araştırma Atölyesi
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Sait Faik ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden, Burgaz Adası Sait Faik Müzesi kapsamında gerçekleştirilen Sait Faik Araştırma Atölyesi’nin çalışmalarına ilişkin bilgilere ise https://saitfaikmuzesi.org/sait-faik-arastirma-atolyesi/ adresinden ulaşabilirsiniz.
#AYRIŞMA
by İskender Giray
(Nuh Köklü‘nün anısına… Kadıköy-Yeldeğirmeni)
Bkz: https://www.radikal.com.tr/turkiye/
kadikoyde_nuh_koklu_anisina_heykel_dikildi-1332597

“Fenerbahçe Arması Özgürlük Mücadelesidir!”
Bkz: https://www.facebook.com/notes/vamos-bien/
fenerbahçe-arması-özgürlük-mücadelesidir/778996042155657
“birgün girsek biz mezara/ gözümüz kalmaz arkada
evlâdıma miras bu sevda!”
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.
Yahu, bunca yüzyıldan, bunca olaydan, bunca yaşanandan sonra “özgürlük” denen felsefi konunun iktidarlar ile Yeni Kapitalizm’in(ya da Yeni Sinsiyet’in) yandaş-paydaş aktörleri(oyuncuları, bileşenleri) tarafından hâlâ anlaşılmamış olması, bazı konularda -özellikle- “kalın kafalılık” gösterilmesi ne kadar tuhaf! Açık söylüyorum: “Haklılığın inadı” dediğimiz tarihsel bir “hakkaniyet” meselesi, hesabı, davası var. Ece Ayhan bunu yazılarında ve şiirlerinde sıklıkla dile getirir. Ve bu hak dirayetinin önü yasaklarla falan kesilemez. Yasaklar, kitleleri “insan topluluğundan” çıkarıp “kötülük toplumu”na doğru deforme etmekten ve “derin bir çatlak” oluşturmaktan başka bir işe yaramaz. Anlaşılsın, görülsün bu hakikat artık!
Sahicilikle
—
Demek ki 2010-2011 sularında 491‘i boşuna çıkarmamışız…
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/491.html

Bkz: https://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/mor-murekkepli-dadaist-418239
Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Gerçeküstü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/gercekustu adresinden ulaşabilirsiniz.
Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com