Artık, Upas Yayın‘ın tüm kitapları Google Play Kitaplar‘dan ücretsiz okunabiliyor: ios ve android cihazlarınıza Google Play Kitaplar uygulamasını yükleyerek ya da books.google.com adresinden masaüstü bilgisayarınızla okuma yapabilirsiniz.
Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
Mart 2020’de The Poet House bünyesinde İsmail Sertaç Yılmaz‘la birlikte gerçekleştirdiğimiz En Uzun Geceden adlı proje eserimizin tam/bütünsel biçemini filigranlı pdf dokümanı olarak https://zaferyalcinpinar.com/enuzungeceden.pdf adresinde inceleyebilirsiniz.
Heyecan verici bir haber de şu: En Uzun Geceden’in devamı niteliğinde olan Dudağının Kenarındaki Çizgi başlıklı eser için de İsmail Sertaç Yılmaz ile The Poet House bünyesinde tasarım/içerik çalışmalarımız devam ediyor. 2020’nin Haziran ayında Dudağının Kenarındaki Çizgi‘nin özel koleksiyon nüshaları da hazır olacak… Merakla bekleyiniz!
İşbu projeler kapsamında sunduğu tasarımsal ve şiirsel katkılar ile gösterdiği özen/anlayış için İsmail Sertaç Yılmaz’a çok teşekkür ediyorum.
Şair Tekin Gönenç‘in vefat ettiğini öğrendim. 2000’lerin başında (Kuzey Yıldızı Edebiyat Dergisi döneminde) hepimize çok destek olmuş, saygın ve sakin bir edebiyat simasıydı. Üzgünüm… (Zy)
Kolajlar Tan Tolga Demirci UPAS Yayın, Mayıs 2020, 21 Sayfa Okumak/Görmek için: bit.ly/kolajlar
Tan Tolga Demirci’nin tüm eserlerinde uyguladığı gerçeküstücü çözümler veya kolajlar‘ında sağladığı denge, şiir diline sunduğu katkı açısından bir ‘janr’ niteliğindedir. (Zafer Yalçınpınar)
Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
Yakın tarihimizin bazı büyük olaylarına, uluslararası çatışmalara, kıtlık ve toplu göçlere tanıklık etmiş olan belgesel fotoğrafçı Sebastião Salgado bu kez, modern uygarlık tarafından zarar görmemiş görkemli toprakları keşfe çıkıyor. Salgado’nun keşif yolculuklarına katılan fotoğrafçı oğlu Juliano Ribeiro Salgado ile Wim Wenders’in yönetmenliğini yaptığı 2014 yapımı film, gezegenin güzelliğine adanmış bu kapsamlı fotoğraf projesine odaklanıyor. Ayrıca, Salgado’nun hayatı, 40 yıllık üretimi, oğluyla olan ilişkisi ve aile hayatından kesitler aktarıyor. “The Salt of the Earth”[Toprağın Tuzu], 50. Dünya Günü kapsamında 21 Nisan-10 Mayıs tarihlerinde Türkçe altyazılı olarak SALT Online Vimeo kanalında izlenebilir. (Tanıtım Bülteni’nden…)
“Türkiye Sahaf Kolektifi, korona virüsü salgını sebebiyle yaşanan ekonomik güçlüklere ilişkin bir yazı kaleme aldı. Yazıda, sahaf esnafının salgının sonuna kadar dayanmasının mümkün olmadığının belirtildi.”
“Sahaf esnafı ve çizgi romancılar, efemeracılar, filatelist ve nümismatlar, küçük objeciler, ikinci elciler, seyyar kitapçılar gündelik yaşayan, nakit sermaye ve birikimi olmayan ticaret erbabındadır. İşte bu nedenle dükkânların kapalı, kitap ticaretinin sonlanmış olmasına pek uzun bir zaman dayanamazlar. Kendilerini idare ve idame etmeleri gündelik kazanç kapıları kapatılırsa mümkün olmaz. Uzun süreceği söylenen bu vahim pandeminin öngörülen bitiş tarihine kadar dayanması pek çoğu için gerçekten zor” diyen Sahaf Kolektifi yazıyı, “Sahafını koru, kitap aşkına” mesajıyla sonlandırdı.
İstanbul’un sembol sinemalarından Kadıköy Rexx Sineması, koronavirüs salgını nedeniyle faaliyetlerine tamamen son verdi. Efsanevi sinemanın tahliye işlemlerine başlandı.
“Rexx’in bulunduğu arsanın tarihi 19. yüzyıla dayanıyor. Arsa, 1800’lü yılların başlarında, Kadıköy Rum Ortodoks Cemaati Kiliseleri Vakfı’na ait… 1870’lerde arsada Apollon Tiyatrosu inşa ediliyor. 1922 yılının 13 Nisan’ında Türk tiyatrosunun baş figürlerinden ilk kadın tiyatrocumuz Afife Jale’nin sahneye ilk çıktığı mekân olan Apollon Tiyatrosu, 1932 yılında toprak sahiplerince kiralanarak Hale Sineması oluyor. Reks Sineması, mimar Maruf Önal tarafından 1961 yılında bu arsa üzerinde yapılıyor.” (Kaynak: https://www.haberturk.com/60-yillik-kadikoy-rexx-sinemasi-kapaniyor-2626954)
“Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
“Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.
“Karanlığın En Dibindeyim” EMİR ALİSİPAHİ Spotify‘da dinlemek için: bit.ly/karanligindibi
Söz & Müzik & Düzenleme & Vokal: Emir Alisipahi Gitarlar: Bora Sarı, Yağmur Kerestecioğlu, Emir Alisipahi Davul: Burak Çevik Bas: Berkay Aygör Klavye: Yağmur Kerestecioğlu Mix&Mastering: Umut Tosun Görsel Çalışmalar: H. Furkan Düzgün, Halil Koç, Ömer Akdağ Kayıt: Studio Josephine, Studio Tantana, Furkan ROE
Sözler:
sen çıkıp geldin, birden bire kendimi buldum gibi, derinlerinde iki kadehle sarhoş olmuşum ben şimdi birden bire, ondan ikiye
karanlığın en dibindeyim yolunu kaybetme, dikkat et gel, gel, gel, beni gündüze çıkar çok geç, olmadan pusulanı çıkar
bendimi buldum gibi, birden bire tam rayına oturmuş bir sözcüğüm, şimdi satırın en ucundayım, düşüyorum gibi yolunu kaybetmiş bir berduşum ben
karanlığın en dibindeyim yolunu kaybetme, dikkat et gel, gel, gel, beni gündüze çıkar çok geç, olmadan pusulanı çıkar
“Marksist klasikler kitaplarıyla bilinen Sol Yayınları’nın kurucusu ve sahibi, yazar Muzaffer İlhan Erdost, tedavi gördüğü Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 88 yaşında yaşamını yitirdi. (…) Erdost, İkinci Yeni şiir akımının isim babasıdır.”
“Artık Goya, Monet, Cézanne ve diğer yüzlerce sanatçının eserlerinin yüksek çözünürlüklü dijital versiyonunu görmeniz ve kendi bilgisayarınıza indirmeniz mümkün…”