Şub
17
2010

Ezgi

“Abi, dün geceki o alto, ONA sahipti– bir kere bulduktan sonra tutundu ona –bu kadar uzun tutunabilen bir adam görmemiştim hiç.” “ONUN” ne demek olduğunu öğrenmek istedim. “Aaah ah” dedi Neal gülerek, “şimdi bana öl-çü-le-mezleri soruyorsun — öhöm! Orada bir adam var ve herkes orada, tamam mı? Herkesin zihnindekini açığa çıkarmak onun elinde. İlk nakarata başlıyor, fikirlerini ardı ardına sıralıyor, insanlar eğlencesine bakıyor ama bir yandan anlıyorlar da; ardından, son noktaya kadar yükseliyor ve ona denk çalmak zorunda artık. Birden bire nakaratın ortasında ONU KAPIYOR — herkes başını kaldırdığında bunu anlıyor; dinliyorlar; onu yakalıyor ve devam ediyor. Zaman duruyor. O, bu boşluğu hayatlarımızın tözüyle dolduruyor. O altodan üflediği nefesiyle köprüleri aşıp geri gelmek zorunda ve bunu da o anın ezgisini sınırsız hissederek yapmak zorunda ve burada aslolanın ezgi değil O olduğunu herkes biliyor—“. Neal daha fazla devam edemedi; kan ter içinde kalmıştı.

Jack Kerouac
“Yolda”yken…

Yorum yapılmamış »

RSS feed for comments on this post.


Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com