Mar
08
2022
--

Sergi: KIR MANZARALARI (BERNA ERKÜN) (17 Mart-30 Nisan 2022 / Hugin & Munin Sanat Galerisi / Kuzguncuk, Üsküdar)


17 Mart – 30 Nisan 2022
KIR MANZARALARI, BERNA ERKÜN
Hugin & Munin Sanat Galerisi
(Kuzguncuk, Üsküdar)



Kırsallar, Berna Erkün
UPAS Yayın, Ekim 2020, 26 Sayfa
İzlemek/okumak için: upas.evvel.org/kirsallar.pdf

Oca
30
2022
--

“Tipoloji” (Cemal Soykök)


Tipoloji
Cemal Soykök
Ocak 2022, 24 Sayfa
görmek/izlemek için: bit.ly/tipoloji


Cemal Soykök’ün resim tekniği klasik portre yaklaşımını revize ediyor ve ifadelerin ağırlık noktasını bularak tipolojinin eskrimlerini öne çıkarıyor. Bu yalınlaşmış görme biçimi, anlam arayışların arasında kaybolan izleyiciye pürüzsüz ve sağlam bir çözümleme sunuyor. (Zafer Yalçınpınar)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Ara
13
2021
--

Şiirde Yenileşim, Yeni Nesil Okur ve Şiirimizin Bozuk Toprakları! (Zafer Yalçınpınar)


Üvercinka Dergisi, Sayı:85, Kasım 2021

ŞİİRDE YENİLEŞİM, YENİ NESİL OKUR
VE ŞİİRİMİZİN BOZUK TOPRAKLARI!


Yeni nesil üzerine düşünmemizin, derinlemesine araştırmalar gerçekleştirmemizin zamanı geldi. Yeni nesil okuru herhangi bir kavramsal sentezin şekillendirebileceğine ya da buluşlu dahi olsa bir kavramsallığın yeni nesil üzerinde uzun süreli etki yaratacağına inanmıyorum, inanamıyorum pek… Yeni nesil -kısa süreli cazibe odakları ve kısa süreli iştahlar dışında- devamlılık gösteren bir kümelenmeye sahip olmak istemiyor. Bu çok tuhaf bir bilinç yapısı… Şöyle açıklamaya çalışayım: Yeni nesil kendini -herkesten çok- zamanın sonunda hissediyor; yani kronolojik olarak ‘zamanın sonunda bulunmak’ yeni nesil için hem acılı bir yük, hem de bir tür birikimli avantaj veya serbesti… Yeni nesil kendini ‘insanlık tarihinin ve yaşamın biricik kilidi, son çaresi ya da aksine, insanlığın son çaresizliği’ olarak görüyor. Bu noktada tuhaf, tepkisel ve riskli bir kopuş ortaya çıkıyor. Tarihsel açıdan bir tür reddiye hattı oluşuyor: Öyle tuhaf bir şey ki bu, eskisi gibi kuşaklar birbirleriyle çatışmıyorlar bile! Yani bizim ‘kuşak çatışması’ dediğimiz şey değil bu! Yeni bir tepkisellik… Yeni nesil kendinden önceki tüm insanlık tarihini topyekun reddediyor ve kendini ‘İnsanlık 2.0’ şeklinde nitelendiriyor. Bu yük, tabiî yeni neslin zihinselliğini de olumlu-olumsuz birçok noktadan ilkesel veya matematiksel değil de durumcu bir şekilde etkiliyor; yeni neslin zihinselliğinde sürekli anlam kaymaları, zik-zaklar ve çapraşık nedensellikler oluşuyor. Yani, yeni neslin zihnindeki bilişsel harita son derece karmaşık ve hareketli… Yeni nesildeki anlam arayışların ve belki de anlamı bulamayışların haritası da öyle. İmgesel seçeneklerin fazla olması yeni neslin kafasını karıştırıyor ve son derece çapraşık bir mantık işlemeye başlıyor. 1940’lardaki yapay sinir ağları çalışmalarındaki başarısızlıklara benzer bir durum, tuhaf bir kodlama problemi çıkıyor ortaya… Nasıl oluyorsa, ileri beslemeli mantık, benzersiz ve özgün hatalar üretmeye başlıyor. Peki, sıkı şiir bu çapraşık haritanın neresinde? Bir kere, sıkı şiirin oluşturduğu imgesel alan derinliği, kolaylaştırıcı bir unsur veya avadanlık değil. Sıkı şiirde, okurun anlama ulaşması kolay değil. En zoru bu hatta… Sıkı şiir, okurun araştırma icra etmesini gerektiriyor; okur, sıkı şiirin içerdiği tarihsel, sosyolojik ve imgesel arka-planı bulmak, çapraşık zihinselliğiyle ilişkilendirmek ve bir tür şiirsel derinlik oluşturmak zorunda… Yani, dilin sınırlarının genişletilmesi, marjinal imkânların -anlamlandırılarak- içselleştirilmesi gibi bir ön-koşul var. Bu durum yeni neslin çapraşık zihin yapısı için elverişli değil ve anlam arayış sürecinin herhangi bir aşamasında “İnsanlık 1.0” kodları baskın gelirse, zaten, yeni nesil okumayı veya çabalamayı kesinkes bırakıyor. Yapay sinir ağları modelleri, ileri beslemeli ve geriye yayılımlı öğrenme adaptasyonları gibi, bir ‘yapay zeka’ gibi çalışıyor yeni neslin zihni! Analitik yapısı buna benziyor. Ve fakat, sıkı şiir hâlâ güçlü: Şöyle ki analitik açıdan tükenen veya içselleştirilmeyen, vazgeçilen her şey, etkisini o kadim ‘sezgisellik’ noktasında bulmaya çalışıyor. Okur, sonuçta, günün sonunda bir insan… Sezgileri, duyguları, rüyaları olan bir insan… Bence, yeni şiirin bu noktayı iyi kullanması gerek, gerekiyor… Bilgisayar literatüründen bir analoji yaparak anlatmaya çalışayım: Eğer şiir ve teknoloji yenilik getirmek açısından birleşecekse, donanım, alet, makine vb’den önce söz konusu yazılım güncellemesini yapması gerek! Bu noktada Bergsoncu bilgi teorisi üzerinden buluşlar ve alaşımlar oluşturmak elzem…

Diyalektik materyalizm bize şunu söyler: Yanlış sorulara odaklanarak doğru cevaplara ulaşamayız. Şiir aurasına baktığımda, son 10-15 senedir yanlış sorulara odaklanarak ilerlenmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani senin ifade ettiğin panellerin, söyleşilerin, soruşturmaların, dosyaların, mikrofon arkası geyiklerin veya podyumlarda, parlak ışıkların altında sergilenen kırıtışların çoğu nafile uğraşılar, ıskarta atışlar benim gözümde… Sanıyorum, her şeyden önce, coğrafyamızdaki şiir tarihinin ‘iktisadi çeşitlemeler ve küresel yayılmacılık için bir taşıyıcı bileşen olmadığı’ gerçeğini kabul etmeliyiz. Ta ki 2000’lere kadar… Yani 2000’lere kadar şiir dünyasında ‘holdingcilik’, ‘masonik hizipler’, ‘kalkınma retoriği’ veya ‘parayı veren düdüğü çalar’ mantığı hâkim değildi. Fakat, 2000’lerin ortasından itibaren biriken -dahası, ekonomik genişlemesi holding medyasıyla planlanan- yayıncılık hamlelerinin neo-liberal girişimcilik mantığıyla ifrat seviyelerine ulaşması, edebiyat ve özellikle de şiir aurasındaki dengeleri bozmuştur. Bu neo-liberal girişimciliğin yücelttiği parlatılmış ‘ifrat akımı’, bireyciliği de, liyakatsızlığı da, promosyon edebiyatını da, hızlı tüketimsel süpermarketçilik (FMCG) mantığıyla çıkarılan popüler dergileri de körüklemiştir. 90’ların sonundan günümüze doğru ‘şair’ dediğimiz tipoloji egosantrik hezeyanlar içerisinde debelenen tuhaf bir görünüme bürünmüştür. Bu durumun nedeni bir tür ‘arz fazlası’dır. Ayrıca tüm sanat dallarında benzeri bir ‘aşırı endüstrileşme, aşırı sürüm’ desteklenmiştir. Altına boyalı ufak farklarla pazarlanan süpermarket ürünleri gibi… Herkes biraz şair, herkes biraz müzisyen, herkes biraz ressam, herkes biraz oyuncu, herkes biraz editör, herkes biraz dergici, herkes biraz yayıncı… Yani, herkes biraz her şey olmuştur! Hele hele ‘sosyal içerme’ kavramı öyle bir tüketilmiştir ki ‘sosyalleşme’ dediğimiz şeyin kendisi bile sanal bir tabana yayılmıştır. Açık havada veya deniz kıyısındaki bir cafede buluşup aynı masada oturan dört genç arkadaşın veya dört genç şairin sürekli cep telefonlarıyla uğraşarak, birbirleriyle hiç konuşmadan ya da doğayı gözlemeden, ya da şiir üzerine konuşmadan zaman geçirdiğini düşünün! Benzeri tablolarla her yerde karşılaşabilirsiniz bugün… Tabiî ki taşıma suyla çalışan endüstrileşmiş değirmenlerin bir sürdürülebilirliği yoktur, olmamaktadır: Herkes karakter aşınmasına uğrayan egosantrik bireylere evrilmiş ve aslında hiçbir şeye dönüşmüştür! Herkes şöyle bağırmaktadır artık: Hepimiz çokkültürlülüğe inanıyoruz şimdi! Sıçrama sağlayacak bir gelişim veya yenileşim icra edilememiştir, çünkü edebiyat endüstrileşmesinin yöneticileri tarafından pazarlama teorisinin ‘yaygınlaşma ve tutundurma fonksiyonları’ kullanılmıştır. Şiirsel içerik zerre kadar gelişmemiş, aksine gerilemiştir. Pazarlama, tasarım ve markalaşma numaralarının yerine, tarih, bilim, sanat ve felsefeyi anlamak, ilerletmek, zenginleştirmek gerekiyordu aslında! Böylelikle şiir, imgesinden, tözünden ve tarihinden uzaklaştırılmaya, parçalanmaya ve popülerleştikçe kıymet kaybeden pazarlamacı bir iktisadi eksene yerleştirilmeye itilmiştir. Fakat, David Harvey’in de işaret ettiği gibi neo-liberalizmin göz alıcı tarihi dünyanın her yerinde -Şili’de de, Lübnan’da da, Ukrayna’da da ve sonuçta Türkiye’de de- çok kısa sürer. İfrat, ikbal avcılığı ve vurgunculuk dönemi -ya da post-truth kapsamıyla ilerleyen siyasal söylemler- her zaman çölleşmeyle, kısırlaşmayla sonuçlanır. Ülkemizdeki tarım veya tohum politikaları gibi… Sorumsuz üretim ile tüketim, mahsulün kalitesini bozmakla kalmaz, toprağı da bozar. Toprak tuhaf kimyasallarla, kötücül yöntemlerle o kadar bozulmuştur ki artık bir süre sonra o topraktan hiçbir şey yeşermez. Şimdi, bu bağlamda ben, ‘yenileşim’ hamlesinin ‘güdümlü edebiyat’ mantığının terk edilmesiyle başlayacağına inanıyorum. Güdümlü edebiyatın güttüğü, parlattığı tipler şiire ve edebiyata öyle bir zarar vermiştir ki şiirin beşiği olan coğrafyamız “şiir yazılmaz, şiir okunmaz, şiirle ilgilenilmez, şiir sevilmez, şair sevilmez” bir yere dönüşmüştür neredeyse… Şimdi, başından beri anlatmaya çalıştığım tüm bu analojik yaklaşımı bilmeliyiz, görmeliyiz ve fakat bir kenara bırakmalıyız. Aslında meseleyi çok da karmaşıklaştırmaya, yüzlerce kablo çekmeye gerek yok; 10-15 yılın yarattığı göz alıcı podyumlarda sürekli kırıtan bu şairler, çeşitli egosantrik hezeyanlarla debelenen aynı isimler, birbirlerini parlatmak için hizipçi bileşkeler kurmuşlardır. Ece Ayhan buna ‘kötülük dayanışması’ der. E tabiî ki böylesi kermesvari kafalardan ya da neo-liberal hizipleşmeden de ‘yenileşim’ falan bekleyemeyiz. En fazla şu olur; dışarıdan bir yerlerden, yabancı dilde bir eserden yenilik veya özgürlük ithal ederler! 2000’li yıllarla birlikte, birbirine, birbirlerinin kitaplarına, birbirlerinin dizelerine rozetler takmakla meşgul, birbirlerine dergi icat etmekle meşgul, egosantrik zihinsellikten beslenen ve süpermarketlerle çoğalan bir ‘Şiir A.Ş.’ kurulmuştur. Bunu kabul edelim artık! Şimdilerde ‘Şiir A.Ş.’ firması batmaktadır, kredisi bitmiştir, zarar açıklamıştır ve kendisine hizmet eden işçilerini firmadan çıkarmak istemektedir! Charles Bukowski’nin bir sözü vardır: ‘Kapitalizm komünizmi yedi. Şimdi kendi kendini yiyor!’ Maalesef neo-liberal dönemin ön-plana çıkardığı şairlerde de durum aynıdır. Şairler kendi kendilerini yemekle, şiire ve yaşamın şiirselliğine zarar vermekle meşguller şu an… O nedenledir ki şöyle dedim bir keresinde; ‘Şiir öldürülüyor, bu kez şairler marifetiyle!’ İşte, bizim coğrafyamızdaki şiirselliğin azalmasının kök-nedeni böylesine kötücül bir süreçtir.

Zafer Yalçınpınar
Kasım 2021


Not: İşbu yazı Emrah Sönmezışık‘la birlikte gerçekleştirdiğimiz Zor/Konuşma‘daki (Ekim 2019, Upas Yayın) temel beyanlardan derlenmiş ve Üvercinka Dergisi’nin Kasım 2021 tarihli 85. sayısında yayımlanmıştır.

Ara
12
2021
--

İmza ve Söyleşi: ORUÇ ARUOBA // Usta Defteri // Kadıköy Buluşması // 11 Aralık 2021


11 Aralık 2021 Cumartesi günü, Kadıköy 6:45 Dükkan‘da buluşup ustamız Oruç Aruoba‘yı saygıyla andık ve Usta Defteri‘ne dair özel bir etkinlik gerçekleştirdik. Katılım sağlayan tüm dostlara teşekkür ederiz. (Zy)



Usta Defteri’ne dair özel bir söyleşi şurada;
http://upas.evvel.org/?p=1628

Usta Defteri’ni -pdf olarak- inceleyebilirsiniz;
http://bit.ly/ustadefteri


Usta Defteri’nin basılı nüshasını
satın almak için tıklayınız…


Hamiş: EVV3L kapsamında gerçekleştirdiğimiz Oruç Aruoba Arşivi çalışmalarına http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
10
2021
--

ウパス (UPASU)


ウパス diye yazılır, okunuşu “upasu” olur,
Japonya’da “n” hariç sessiz harfle hece bitmez.


Yakında Upas Yayın‘da…
İnan Öner‘in liderliğinde Japonca merkeziyetli poetika,
şiir tarihi ve çeviri çalışmalarına başlıyoruz…
Heyecanla bekleyiniz.

Eki
16
2021
--

Upas Görüngü: “Havaya Karışan” (Fulya Çetin)


Fulya Çetin‘in “Havaya Karışan” görüngülerinden özel bir seçkiyi
http://upas.evvel.org/?p=1830 adresinden inceleyebilirsiniz.


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: ,
Eki
10
2021
--

“Boğuk Kent” (Ayhan Çetin)


“Boğuk Kent”
-Yapılı Yıkım-
Ayhan Çetin
Ekim 2021, 26 Sayfa
izlemek için: bit.ly/bogukkent


Ayhan Çetin, yapıların kütlesel görüngüsünü, ‘akış-oluş hâli’nin çizgisel dokumalarıyla dengeliyor ve sonra da özel bir “odak-zaman bükülmesi”yle parçalıyor. Boğuk Kent‘te, ‘yapılı yıkım’ın kentsel dokularına müdahale eden odaklanmalara ve parçalanmalara tanık olacaksınız. (Zafer Yalçınpınar)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
06
2021
--

“Karşı Oyulan” (Doğu Avkapan)


“Karşı Oyulan”
-Defter-
Doğu Avkapan
Upas Şiir, Ekim 2021, 26 Sayfa
okumak için: bit.ly/karsioyulan


Doğu Avkapan, şiirselliğin ‘tersine sonsuz’ alanlarını kullanarak özel bir ‘kuyu dili’ oluşturdu: Karşı Oyulan defterin imgelemi, bir kuyunun dibindeki durgun ve karanlık suda, hüzmelerin belirmesi gibi… (Zafer Yalçınpınar)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eki
02
2021
--

Yüksek seslidir!


“Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
19
2021
--

GÖZÜN NE AÇIK NE KAPALI (Emir Alisipahi)

(…)

şükürler olsun! karaya ayak bastık
gök bizden yanaydı

sırma dişlerimizle geçtik savma
köpüklerin arasından

ne yol ne yordam
nasıl geldiyse nasıl karşıladıksa
karışladıksa alnını nasıl

bir geminin
akıntıyı değiştirdiği görüldü

(…)
Ey benim aynalardan sekerek
böğrüme saplanan kurşunlarım!

ve yelkenleri delik deşik edilmiş
bir günü yamayan harmanlarım!

kulakkesiliniz,
yıkım yakındır!

Emir ALİSİPAHİ


Şiirin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1806 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Eyl
12
2021
--

Şegaf, güneşin etrafında bir kez döndü…


“Dünya güneşin etrafında 1 kez dönmüş Şegaf yayımlanalı… Şegaf’ta “bir hissiyatın nasıl düşünsel olabileceğini” ifade/not etmeye çalıştım. Yıldönümü kutlu -ve mutlu ve umutlu- olsun, isterim.” (Zy)



Şegaf, Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2020, 32 Sayfa
Okumak için: http://upas.evvel.org/segaf.pdf


Bir dağın kesitini alıyormuş gibi düşünelim onu. Zafer Yalçınpınar, kelimelerin omurgasına -yani dağın merkezine- iniyor ve oradaki madenden/özütten tanımlamalar sunuyor bize… Yanarak, kavrularak, kendini yakarak! Velhasıl tüm mesele şu; anlamını bulamamak… Heyhat! Bir ağacın gövdeden çatırdayışı, henüz kapanmış bir mezardan gelen o “güm” sesi, sabahın o gri yalnızlığı yüzümüze dikmesi… Heyhat! Şegaf!
(Emir Alisipahi)


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
02
2021
--

Görüngü: “Çöl Kuşları-3” (Şahin Çetin)


Şahin Çetin‘in yeni görüngülerinden özel bir çizim Upas Yayın’da vücut buluyor… Eserin bütünsel biçemini http://upas.evvel.org/?p=1792 adresinden inceleyebilirsiniz.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: ,
Eyl
01
2021
--

Upas’ta: BU YAZ NELER YAPTIK? (2021)


Upas Yayın taifesi olarak boş durmadık! Bu yaz neler yaptık?
Aşağıdaki bağlantılardan görebilirsiniz:


“İshak” (Mert Can Aksoy)
Oku: bit.ly/ishakcan

Söyleşi: ORUÇ ARUOBA, USTA,
USTALIK VE USTA DEFTERİ’NE DAİR…
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1628

Çöl Kuşları-3 (Şahin Çetin)
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1792

“Düşmez” (William Ernest Henley)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1621

“Bir Renk Yelpazesinin Şarkısı” (Ezra Pound)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1633

“Sestina: Altaforte” (Ezra Pound)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1665

“Parıltı” (Tayfun Polat)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1722

“Fecaat” (Cem Onur Seçkin)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1727

SENİ ÇOCUK BIRAKIRLAR MI HİÇ (Emir Alisipahi)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1763

Argos Panoptis
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1771

Çöl Kuşları-2 (Şahin Çetin)
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1779

“17 Zamanında Garpta Yaşanmış Bir Olay” (Göktürk Yaşar)
Oku: http://upas.evvel.org/?p=1671

Güzelce eğlendik…
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1691

“Köklerin Kıyısında”
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1708

“Köklerle Birlikte”
Bak: http://upas.evvel.org/?p=1641

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ağu
16
2021
--

“Seni Çocuk Bırakırlar Mı Hiç” (Emir Alisipahi)

(…)
ya kulağına ya suya okurlar iki
ayaklanırsın sonra ya da
ayaklandım sanırsın
bir şeyler altından yürür hep
o sen değil
(…)

Emir ALİSİPAHİ


Şiirin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1763 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ağu
09
2021
--

Upas Anlatı: “İSHAK” (Mert Can Aksoy)


“İSHAK”
-Kahkaha Üzerine Bir Deneme-
Mert Can Aksoy
Upas Anlatı, Ağustos 2021, 22 Sayfa
okumak için: bit.ly/ishakcan


Mert Can Aksoy ‘anlaşmazlıkların dili’ni kullanarak yeni bir “söylem duvarı” örmeyi başardı sonunda… “Kahkaha Üzerine Bir Deneme” alt-başlığıyla kurguladığı İshak, şaşırtıcı ve etkileyici bir anlatı oluşturuyor. (Zafer Yalçınpınar)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler: , ,
Ağu
05
2021
--

“Fecaat” (Cem Onur Seçkin)

(…)

bilirsin
aşkın yoktu eczanesi
ve yalvarıyordum yine
sağırlıktan ağırlaşmış
ağlamaktan yüzü kesilmiş
__________________göklere

kaldırıyordum varlığımın
dört bir yanından cenazesini                                
açtığım bu sığdan ellerimle
ve tabutumun çivilerini hıçkırtarak

(…)

Cem Onur SEÇKİN


Cem Onur Seçkin’ın şiirinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1727 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Tem
30
2021
--

“Parıltı” (Tayfun Polat)

(…)
Hatırladığın ânın,
Meyveden yükünü almış bir dal gibi eğrilip
(…)
Beklemesi

Tayfun Polat


Şiirsel ân(laman)ın bütünü Upas Yayın‘da parıldıyor!
Okumak için: http://upas.evvel.org/?p=1722

Tem
08
2021
--

UPAS AĞACI’NIN GÖLGESİNDE: GARAGE FEST 2021 // 10 Temmuz Cumartesi // Burgaz Ada, Cennet Bahçesi

Upas Yayın taifesi olarak / uzun bir aradan sonra / 10 Temmuz 2021, Cumartesi günü / Burgaz Ada, Cennet Bahçesi‘nde / Garage Fest 2021 kapsamında / kuracağımız özel standımızda / dostlarımızla buluşuyoruz, sohbet ediyoruz, dertleşiyoruz / ve eğleniyoruz…


Facebook Etkinlik Bağlantısı:
https://www.facebook.com/events/202893408372946

Biletix ve Giriş filan…
https://www.biletix.com/etkinlik/0SA10/TURKIYE/tr

Cennet Bahçesi’nin Konumu:
https://goo.gl/maps/asubfLMoNrfSRWMy6



GEÇMİŞ ETKİNLİKLERİMİZ NASILDI?

Upas Sizi Çağırıyor Etkinliği (Aralık 2018)
Dürüst Tren Geliyor Etkinliği (Haziran 2019)
Mavi Canavar Kepenk Kapatır Etkinliği (Temmuz 2019)
Erenköy Evi Etkinliği (Kasım 2019)
Devrildiğim Her Yerde Etkinliği (Temmuz 2020)
Türkçe’deki İlk Simultane Şiir Performansı (Temmuz 2020)
Simultane Şiir Performansı 2 (Kasım 2020)
Horozkarası Etkinliği (Kasım 2020)


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Tem
04
2021
--

UPAS ŞİİR: “17 Zamanında Garpta Yaşanmış Bir Olay” (GÖKTÜRK YAŞAR)

(…)
Dili oynatmadan
Gizlediği birkaç hece;
“Yırtık ensesinde
Hava boşluğu…”

Bunu kimse görmesin diye
Annesine bağlıydı
Ve Platon’a.

Patikada yararak kendini
Kurban etmek istedi
Bir anıta…
(…)

Göktürk YAŞAR


Göktürk Yaşar’ın şiirinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1671 adresinden okuyabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Haz
29
2021
--

“Sestina: Altaforte” (Ezra Pound)


Ezra Pound’un kendi sesiyle; “Sestina: Altaforte”
(1939 yılında Harvard Üniversitesi’nde kaydedilmiştir.)


(…)

IV
Ve bayılırım kan kızıl gün doğumuna bakmaya.
Ve izlerim Kara Gök’ü delen mızrakların çarpışmasını
Ve neşeyle doluyor gönlüm
(…)
Tüm karanlığa karşı tek başına.

(…)


Upas Yayın‘ın sıkı dostlarından Mert Can Aksoy, Ezra Pound‘un “Sestina: Altaforte” başlıklı şiirini İngilizce’den dilimize çevirdi. Çevirinin tam metnini http://upas.evvel.org/?p=1665 adresinden okuyabilirsiniz.


Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz. EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları” ise şuradan incelenebilir: http://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari

Haz
25
2021
--

Oruç Aruoba, Usta, Ustalık ve Usta Defteri, ÜVERCİNKA DERGİSİ’nin yeni sayısında…


Ustamız Oruç Aruoba’yı saygıyla andığımız özel söyleşi Üvercinka Dergisi‘nin Mayıs-Haziran 2021 tarihli yeni sayısında (No. 79-80) yayımlandı. Söyleşinin tam metnini http://evvel.org/soylesi-oruc-aruoba-usta-ustalik-ve-usta-defteri-zafer-yalcinpinar adresinden online olarak da okuyabilirsiniz.


Hamiş: Yaklaşık 15 yıldır, EVV3L kapsamında gerçekleştirilen “Oruç Aruoba Arşivi” çalışmalarının tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com