Eyl
08
2019
--

“Ölümcül Defter” (Zafer Yalçınpınar)


“İnsanlığı hakikate mıhlayan,
kara duygulu ve ölümcül bir defter…”


Ölümcül Defter,Zafer Yalçınpınar
UPAS Yayın, Eylül 2019, 55 Sayfa
Okumak için: https://upas.evvel.org/olumculdefter.pdf



Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın’ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden, Yalçınpınar’ın tüm kitaplarını ise https://www.zaferyalcinpinar.info adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Eyl
05
2019
--

Sevinçli değiliz, fakat özgürüz! (Upas Yayın 1 yaşında..)


Sıkı şiire öncelik vermek ve imgelemin
özgürleşmesini sağlamak için oluşturduğumuz
Upas Yayın, 1 yaşında!

“Sevinçli değiliz, fakat özgürüz!”
upas.evvel.org

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Eyl
04
2019
--
Eyl
03
2019
--

ÇEVRİM (Zafer Yalçınpınar)

taş olsam
yolunu değiştir,
rüzgârın ıslığıyla.
o baktığın gökyüzü değil,
çevirme.

yeni dikişler atılıyor
geçmişimizin uzayına.
geleceğin kambur terzisi
saklı fiziği hesaplıyor,
çevirme.

işinin kolayı yok ve olmayacak
kendini bağırıyor bulacaksın,
sahtelenmiş pis bir güzelliğin
bağlı kırklıca zamanlarında,
çevirme.

seninle bir ilgisi yok hâlâ
_______________gökyüzünün,
bu kızıllaşan evrendir
pencerelerin yüzeyinde.
herkes her şey oldu şimdi;
insan gübreleştirme,
çevirme.

Zafer Yalçınpınar
3 Eylül 2019


Hamiş: Yalçınpınar’ın tüm şiirlerine ve şiir kitaplarına https://bit.ly/zypsiir adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
02
2019
--

Upas Şiir: “İnşirah” (Tuğba Karaduman)


İnşirah,Tuğba Karaduman
UPAS Yayın/Şiir, Eylül 2019, 23 Sayfa
Okumak için: https://upas.evvel.org/insirah.pdf


Tuğba Karaduman‘ın ilk şiir kitabı olan İnşirah, iç-uzayın sonsuzluğunda -tersine derinliklerde- sürekli genişleyen bir ‘erdemli karşıtlıklar bütünü’nü okuyucunun zihnine sunuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler: , ,
Eyl
01
2019
--

2012 Sularında Ece Ayhan Adası


Üvercinka Dergisi, Sayı: 58, Ağustos 2019
Okumak için: bit.ly/eceayhanadasi


Hamiş: EVV3L kapsamında yer alan “Ece Ayhan” başlıklı çalışmaların indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
01
2019
--

Immanuel Wallerstein hayatını kaybetti

“Dünyanın en önemli sosyal bilimcilerinden biri olan
ABD’li Immanuel Wallerstein 89 yaşında hayatını kaybetti.”

Bkz: https://bianet.org/bianet/yasam/212484
-sosyolog-immanuel-wallerstein-hayatini-kaybetti

Ağu
29
2019
--

Yeni Nesil

by Rakun
Kadıköy, 2019


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
25
2019
--

Yeniden: “Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler” (Oktay Rifat)

Yeni Baskı, Ağustos 2019, YKY

Bkz: https://kitap.ykykultur.com.tr/kitaplar/
yasayip-olmek-ask-ve-avarelik-ustune-siirler


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Oktay Rifat” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/oktay-rifat adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
24
2019
--

Geometrik Canavar


by rakun
Erenköy, 2019


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sokak Sanatı” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/duvarda adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:
Ağu
21
2019
--

Çeviri/Şiir: “UPAS AĞACI” (Aleksandr Sergeyeviç PUŞKİN) (Çev: Berna Kabacaoğlu)

(…)

Öğle güneşinde çözülen zehir,
kabuğu boyunca sızar
ve gün battığında donarak
karanlıkta koyu bir mücevher gibi parlar.

Ne bir kuş yaklaşır yanına, ne de bir kaplan sokulur,
yalnızca siyah ve vahşi kasırga saldırır ölüm ağacına
ve sırtında ölümle birlikte sürüklenip yok olur.

Aylak aylak dolaşan birkaç bulut
parlak damlalarla lekelese de o kurşun gibi yaprakları,
yalnızca birkaç zehirli yağmur damlası olur
yanan kumun alacağı.

(…)

Aleksandr Sergeyeviç PUŞKİN
İngilizce’den Çeviren: 
Berna Kabacaoğlu


Hamiş: Şiirin tam metin çevirisini https://upas.evvel.org/?p=915 adresinden okuyabilirsiniz.

Ağu
20
2019
--
Ağu
15
2019
--

Yavuz Çetin’i saygı ve özlemle anıyoruz…

15 Ağustos 2001′de vefat eden sıkı gitarist Yavuz Çetin’i, saygıyla anıyoruz…


 

“(…)Her şeyden önce Yavuz Çetin’i “sıkı gitarist” yapan şeyin ondaki eşsiz “tuşe” olduğunu -tüm ağırlığıyla- ortaya koymalıyız. Tuşe; bir şarkının, bir melodinin ya da bir müzikal tipolojinin ruhunu/özünü dinleyiciye aktarabilmedeki ustalıktır. Bir tür içtenliktir.  Senelerini gitar tekniğini güçlendirmekle harcamış biri, evet, her türlü şarkıyı çalabilir, gitar üzerinde her türlü akrobasiyi yapabilir, fakat çaldığı şeyin ruhunu içselleştiremeyip ömrü boyunca tuşesiz bir gitarist olarak kalabilir de… Böylesine sportmen bir gitaristin çaldığı her şey saman gibi gelir dinleyiciye.  Yavuz Çetin ise bastığı her notayı içselleştirebilen nadir gitaristlerdendi. 1998 yılının kış aylarından birinde Yavuz Çetin’in “İLK” adlı albümünü “ilk” kez dinlediğimde, albümü hemen beğenmemin nedenlerinden biri de -sanırım- bu güçlü tuşeydi. Özellikle de şarkılardaki blues rifflerinin zamanlamasından, yerlemlerinden ve şarkının armonisine pürüzsüzce eklemlenebilmiş olmalarından dolayı çokça etkilenmiştim. Albümü defalarca dinledim ve albümdeki dinginliğin nasıl olup da bu kadar “enerji dolu” olduğunu, olabildiğini düşündüm, durdum. Hatta bu kimyayı -kendimce- matematiksel (modal/makamsal) olarak hesaplamaya bile çalıştım. O zamanlar cevabı bulamamıştım fakat şimdi, bugün, özellikle de gitar için düşündüğümüzde bu sorunun cevabının Blues Ruhu’yla açıklanabileceğini biliyorum.(…)”

Zafer Yalçınpınar, 2009
“Sıkı Gitarist; Yavuz Çetin”, “kargamecmua müzik yazıları (2007-2011)”,
G Yayın, Geniş Kitaplık, 2011, s. 62

Not: Yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/k13.html adresinden ulaşabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
10
2019
--

“Seyyit Nezir, Türk Şiiri’nin birikmiş emeğidir.”

Şiirin özütünün, evrensel poetikanın, şiirsel alan derinliğinin, dilin yüceliğinin ve haysiyetle ışıldayan hakkaniyet yükünün zerre kadar farkında ol(a)mayan bazı kifayetsiz muhterisler, Seyyit Nezir’e karşı yeni bir “itibarsızlaştırma” operasyonu başlatmışlar. Kimse kusura bakmasın, söz konusu mutat zevat -hiçbir açıdan- Seyyit Nezir’in sahip olduğu “dil ve hakkaniyet görgüsü”nün kıyısına bile yaklaşamaz. Seyyit Nezir, 40 yıl boyunca okura sunduğu kaliteli dergilerle, yönettiği sıkı yayınevleriyle ve işaret ettiği doğrularla Türk Şiiri’nin birikmiş emeğidir. Bu emeği itibarsızlaştırmaya çalışmak beyhude bir çabadır ve söz konusu bu kötücül çabayı sergileyen mutat zevat için tuhaf bir “hezeyanlar girdabı” oluşturur. 20 yıldır icra edilen o girdaptır ki edebiyatımıza -ve dilimize- en büyük zararı vermiştir, vermektedir. Hezeyan girdapları “mahsulü öldürmek” mertebesini çoktan geçmiştir artık… Sıra toprağa gelmiştir! Mutat zevat ve kifayetsiz muhterisler bizatihi toprağı -toprağın verimliliğini- yok etmeye heveslenmektedir.

Her koşulda Seyyit Nezir’in ve birikmiş emeğin yanında olduğumu ifade etmekten onur duyuyorum. O girdaplar mı? Çokça umursamıyoruz, şimdilik… Çünkü bizim varoluş biçimimiz de yaşadığımız dilsel ekosistem de hezeyan girdaplarına düşenlerle aynı değil. Rahvan göndermişiz onları… Kendimize yeni bir yaşam kurmuşuz. 10 yıllardır rahvan gönderiyoruz, kendi yanlışlarıyla ve öfkelerinin ağırlığıyla yere düşmelerine izin veriyoruz o kötücül tipolojinin…

Biz sıkı şiirin ve imgesel alan derinliğinin gücüne inanırız ve birikmiş emeğe saygı duyarız. Hezeyan girdaplarından çıkan o kötücül çöp kokusunu bizden önce fark edenler olacaktır elbet… (Önce kendi komşularının, hezeyan girdaplarına komşu olan diğer tiplerin fark etmesi gerek bu bozuk kokuyu…) Biz ne mi yapacağız? Haklılığın inadı ile kalb ve vicdan arayışımızı sürdüreceğiz; kendi dilsel auramızda çöp kokusuna izin vermeyeceğiz. Zaten bizim bazen sevilmemizin (ve bir kesim tarafından hiçbir zaman sevilmeyişimizin) nedeni de budur: Çöp kokusuna izin vermemek!

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar
10 Ağustos 2019

Ağu
08
2019
--
Ağu
07
2019
--

İlhan Berk’ten İlhan Berk’e İmzalı, Köroğlu, 1955 (Okan Tanın Koleksiyonu’ndan…)


Eksik olmasın Okan Tanın, koleksiyonundan çok önemli bir İlhan Berk imzasını/desenini -aşağıdaki bilgi notunun yanı sıra- EVV3L’in takipçileriyle paylaştı. Okan Bey’e içtenlikli paylaşımı için çok teşekkür ederiz. (Zy)


“4000 adet basılan eserin ilk 10 nüshasının numaralı 01 nolu, şairin kendisine ayırdığı nüshası. İlk defa karşılaştığım bir ithaf. Desenlerle beraber; “Sevgili bir, İlhan Berk’ten İlhan Berk’e” ithafıyla imzalı. Şahsi nüsha gördüm, ancak şairin kendisinin kendisine ithafını ilk defa görüyorum…” (Okan Tanın)

Bkz:https://www.instagram.com/imza_mevzusu/



Ayrıca bkz:
https://evvel.org/buluntu-soylesi-ilhan-berk-ile-koroglu-uzerine-1955


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “İlhan Berk” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
06
2019
--

Üvercinka Dergisi’nin 58. sayısı yayımlandı…


Üvercinka Dergisi’nin Ağustos 2019 tarihli 58. sayısı yayımlandı!
Detaylar için bkz: https://kulturpostasi.com/uvercinkanin-agustos-kufesi/


Ağu
05
2019
--

Yalnız ve İsimsiz Sessizlik (Max Frisch)

(…)
Nefes nefese kalmış dağcıyı zirvede karşılayan olağanüstü bir sessizlik, onu hiç beklememiş olan, oraya gelişini hiç umursamayan ve bu haliyle onu ürküterek şaşırtan bir sessizlik; o amacını yerine getirmişken ve bununla gurur duymak isterken hırsı tanımayan bir sessizlik…

(…)
Sanki düşünceler tümüyle çözülüp gidiyor; sessizlik dünyanın üzerinde yer etmiş, insan sadece kalbinin çırpınışını ve beraberinde kulağının içine doğru uğuldayan rüzgârı duyuyor. Bir an kayanın etrafında süzülen küçük, siyah bir kuzgun tiz çığlıklarla uzaklarda kayboluyor ve geriye çevresindeki tüm hayatı, her çığlığı sanki hiç olmamış gibi yutan bu yalnız sessizlik kalıyor; bu isimsiz sessizlik belki Tanrı’nın ya da hiçliğin kendisi.

Dağcının katlanabileceği bir şey değil bu sessizlik.

(…)
Belki de çok duru bir vicdan gerekiyor böylesine duru bir sessizliğe katlanabilmek için; yoksa insanın hayatı boyunca itinayla inşa ettiği, üzerine titrediği ne varsa bir saat içinde çöküp dağılabilir, belki de kahramanca nitelenen hırsın kibirden başka bir şey olmadığı, sadece kaçış olduğu ortaya çıkabilir; insan orada uzun süre oturursa geriye sadece kara bir leke, insanın sezdiği ve eskiden beri her daim korktuğu, yüzlerce teşebbüsle üstünü kapatmaya çalıştığı, yüreğin esas yalanlarından biri kalır, çünkü insanın cesareti yoktur açık bir içgörüye, gerçek bir değişime.

(…)

Max Frisch
“Sessizliğin Yanıtı”, Çev: Saliha Yeniyol
Kolektif Kitap, 1.Baskı, Haziran 2019, ss.22-24

Tem
31
2019
--

Sait Faik ve Doktor Besançon

EVV3L’in sıkı takipçilerinden -eksik olmasın- Halûk Cengiz, Sait Faik’e dair ilginç bir buluntu paylaştı. Buluntuyu ve buluntuya dair Halûk Cengiz’in oluşturduğu bilgi notunu aşağıda ilginize sunuyoruz. (Zy)


saitfaikmuzesi.org adresinde kronolojik bir liste bulunuyor. Bu listede Sait Faik’in muayene için Paris’e seyahatiyle ilgili olarak şu ifadeler yer alıyor:

29 Ocak 1951: Doktor Kazım İsmail Gürkan’ın tavsiyesiyle Doktor Justin Besançon’a muayene olmak için Paris’e gider. Doktor, on beş gün kadar hastanede yatması ve karaciğerinden parça alınması gerektiğini söyler. Bütün bunlardan korkan Sait Faik beş gün sonra İstanbul’a döner.

Nazlı Karabiyikoğlu tarafından artfulliving.com.tr‘de kaleme alınan “Sait Faik’in Paris’teki Bilinmeyen Beş Günü” başlıklı yazıda şu bilgilere yer verilmiş:

“(…) Sait Faik’in karaciğer problemleri ilerleyince Burgazada’da artık tam zamanlı kaldığını, tedavi için Fransa’ya gittiğini, hepimiz biliriz -kitaplarının biyografi kısmında yazanlar ezberimizdedir-. Wikipedia’yı açabilirsek şu bilgiyle karşılaşabiliriz: “Yazara, 1948 yılında siroz teşhisi kondu. Sık sık doktorlara da görünmesine rağmen hastalığının kötüye gitmesi üzerine 1951 yılında Fransa’ya gidip orada tedavi olmaya karar verdi. 31 Ocak 1951’de amcası ve Samet Ağaoğlu’nun desteği ile gittiği Paris’te sadece beş gün kalıp, İstanbul’dan uzakta öleceği ve tedavinin ağırlığının korkusu ile geri döndü. Sait Faik, daha sonra amcasına yazdığı bir mektupta geri dönüş sebebini doktorlarla olan konuşması ile hastaneye yatması kararı verildikten sonra düştüğü panik ve yaşadığı kriz olarak açıkladı. Paris’teki doktorlar, Sait Faik’e ciğerinden parça almaları gerektiğini söyleyince yazar paniğe kapılmıştı. Fransa’dan döndükten bir hafta sonra pişman oldu. Annesinin de baskısıyla Paris’e tedavisine geri dönme arzusunu ölene kadar muhafaza etti. Paris yolculuğunun ardından büyük bir umutsuzluğa düşen Abasıyanık, aynı zamanda yazarlık kariyerinin en verimli günlerini geçirmeye başladı.” Peki gerçekten ne olmuştu o beş günde Sait Faik’e? Onu Paris’ten kaçarcasına uzaklaştıran sadece ciğerinden alınacak parçanın verdiği panik miydi? Ne hissediyordu Sait Faik? Ne yiyor, ne içiyor, kendine dar ettiği o beş günde aslında ne yapıyordu? (…)”

Naim Tirali’nin (o tarihlerde Tirali de Paris’tedir ve sıklıkla birliktedirler) 16 Mayıs 1975 tarihli Milliyet Sanat’ın 132. sayısında yayımlanan yazısı önemli. (Bkz:“Sait Faik’in Paris’teki Bilinmeyen Beş Günü” )

İnsan Ömrü başlıklı kitabın bendeki 1945 yılında yapılan 3. baskısı. Ne yazık ki kitabı dilimize çeviren Sadık Gören, kitaba bir önsöz yazmış olmasına karşın doktorun kimliğine ilişkin pek fazla bir bilgi vermiyor. Sadece “Fransa tıp âleminin meşhur simalarından olan Doktor Besançon’un İNSAN ÖMRÜ adını verdiği eserini kısaltarak dilimize çevirdim” diyor. Bu konuda oldukça fazla kaynağa rastladım. Ama hep benzeri bilgiler paylaşılıyor. Ne var, hemen hepsinde tam adı Justin Besançon olan doktorun adı Doktor Besançon olarak anılıyor. 1940’ların ortalarında “Fransa tıp âleminin ünlü simalarından” olan, 1951’de Sait Faik’in tedavi amacıyla gidip görüştüğü doktor bence bu doktor Justin Besançon olmalıdır.

Halûk CENGİZ
halukcengiz57@gmail.com
30 Temmuz 2019


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Sait Faik” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/sait-faik adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
24
2019
--

“Çünkü dinleyici ne kadar az anlarsa o kadar hakikidir…” (Sergio Chejfec)

(…)

(…)
Sergio CHEJFEC
“Benim İki Dünyam”, Çev: Bülent Kale
Jaguar Yay., 2019, 1. Baskı, s. 93-94

Tem
23
2019
--

“Sessizlik Nesnesi, Canavar” (Şahin Çetin)


Sessizlik Nesnesi, Canavar
Şahin Çetin
UPAS Yayın, Temmuz 2019, 42 Sayfa
Okumak/Görmek için: https://upas.evvel.org/sessizliknesnesicanavar.pdf


Şahin Çetin‘in çizimleri, sosyo-politik bellek, identite, coğrafya, maruziyet ve aidiyet gibi olguların biriktirdiği kuvvetli bir poetika taşıyor. Sessizlik Nesnesi, Canavar‘ın kapsamındaki 36 çizim, yaşamla kesişim noktalarında farklı farklı şiirsel boyutlar sunan canavarlaşmanın ve çürümenin zihinsel kurgusunu oluşturuyor.


Önemli Not: “Sıkı şiire öncelik vermek” ve “imgelemin özgürleşmesini sağlamak” amacıyla dijital yayıncılık serüvenine başlayan UPAS Yayın‘ın tüm kitaplarını upas.evvel.org adresinden ücretsiz olarak okuyabilirsiniz.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com