Şub
10
2013

Çifte uçurum…

(…)ve Vergilius, seziyordu bunu, hep sezmişti- her zaman konuk olanın, her zaman sadece konukluğuna izin verilenin duyduğu özlem, insanoğlunun özlemi- sevgiyle harmanlanmış kulak kabartışı, soluk alıp vermesi, düşünmesi hep bu olmuştu; evrenin akıp giden ışıklarıyla, evrenin o hiçbir zaman bilgiye dönüşemeyecek bilinmezliğiyle, evrenin sonsuzluğunu yakalamaya yönelik, ama hiçbir zaman sonu gelmeyecek yaklaşma çabasıyla kaynaşmış bir kulak kabartma, bir soluk alıp verme, bir düşünme, bu sonsuzluğun en dıştaki etekleri bile erişilemez uzaklıktaydı, öyle ki, özlem dolu tutkunun egemenliğindeki el, o eteklere dokunmaya bile cesaret edemiyordu. Fakat yine de bir yaklaşma çabasıydı, bir yaklaşma niteliğiyle varlığını koruyordu, ve Vergilius’un düşünme eylemi, aslında soluk alıp veren, bekleyişle dolu bir kulak kabartmaydı; Poseidon ile Vulcanus’un egemenliğinde olan, ama ikisinin de üzerinde aynı gökyüzü, Jüpiter’in göğü yükseldiği için, onları birleştiren çifte uçurumu dinleyen bir kulak kabartış;(…)

Hermann Broch
“Vergilius’un Ölümü”, Çev: Ahmet Cemal, İthaki Yay., 2012, s.9-10

Yorum yapılmamış »

RSS feed for comments on this post.


Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com