Eyl
10
2017
--

‘Neoliberalizm’in Kötü Yolu’ (Z. Yalçınpınar)

Üvercinka Dergisi, Eylül 2017, Sayı: 35
Yazının tam metnini okumak için: https://bit.ly/kotuyol


Hamiş: Zafer Yalçınpınar‘ın tüm inceleme yazılarına https://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
08
2017
--

“Kültür-Sanat Dergiciliği’nin Hızlı Tüketim Pazarı’na Dair Kısa ve Zorunlu Bir Bakış” (Zafer Yalçınpınar)

Emrah Serbes ile Enver Aysever arasında edebiyat ve kültür-sanat dergiciliği söylemleri üzerinden yaşanan son tartışmaları/rezaleti gördüğümde, 2011 sonrası zuhur eden ‘Ot’, ‘Kafa’ ve benzeri popülist yayınlar hakkında iki çift laf etmek, bununla birlikte kültür-sanat dergiciliği alanındaki kapitalist vahşete nasıl maruz kaldığımızı irdelemek zorunluluğu doğdu.

Her şeyden önce, söz konusu ‘Ot’, ‘Kafa’ ve benzeri yayınların konumlandırıldıkları alanı iktisadi/ticari açıdan doğru tanımlamak gerekiyor. Bu oluşumların fikir babası, 90’ların ortasından 2000’lerin ortasına kadar etkili olan ‘Öküz’ dergisi (ve sonrasında da) ‘Hayvan’ dergisidir. Bu iki dergi, o dönemlerdeki mizah/karikatür dergiciliğinin uzantısı olarak var olmuşlardır. Öküz dergisi, Leman dergisiyle aynı ekip tarafından çıkarılan, aynı grafik ve mizanpaj formatını uygulayan, aynı kâğıt kalitesinde üretilen, aynı dağıtım ağını kullanan ve tabiî ki %80-%90 oranında aynı okuyucu kitlesine hitap eden, bütün bu nedenlerle de üretimsel sabit maliyetler açısından tüm birim maliyetlerini düşürerek kârlılık oranını arttıran oluşumlar olarak tasarlanmışlardır: Bu dergiler, kültür-sanat dergiciliğinin ticarileşmesi açısından ilk endüstriyel buluşlardır, diyebiliriz. Bununla birlikte, Öküz dergisini 2011 sonrası popülist edebiyat ve kültür-sanat dergileriyle kıyasladığımızda gerek yazar kadrosu gerekse de irdelenen konular çerçevesinde çok daha cesur ve ‘gönülden güçlü’ oluşumlar olarak da düşünebiliriz. (Misal; Öküz dergisi kadrosunda Ece Ayhan’ı ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı bulundurabilmiştir.)

2011 sonrasında zuhur eden popülist dergilerin girişimcileri, işbu kültür-sanat dergiciliğini tamamiyle ticari bir iş modeli olarak görmekte, müdahil oldukları (faaliyet gösterdikleri) edebiyat/kültür-sanat alanının sosyal coğrafyayı kuvvetle etkilemesini, insanların zihinselliğini değiştirmesini, düşünce ve dil dünyasının biçimlenişini filan umursamamaktadır. Maruz kaldığımız en olumsuz etki; editöryal umursamazlıktır. Popülist dergilerin mevcut paydaşları, tuhaf ön-kabuller, doğru bilinen yanlışlar ve neo-liberal çeşitlemeler sunarak çıkardıkları dergiyi ticari iş modellerinde yer alan bir “ürün” gibi tasarlamakta ve pazarlamaktadır: Yani, söz konusu dergiler doğumundan, başlangıcından itibaren popülisttir zaten… Bu yeni popülist dergilerin içeriği güçlendirmek, tarihsel-sosyal gerçekleri ortaya koymak, edebiyat dünyasını geliştirmek, değerler sisteminin ya da kültür-sanat alanının dilsel/imgesel varoluşunu yenilemek, tahayyül gücünü arttırmak gibi ulvi uğraşıları veya hedefleri yoktur. Tamamıyla girişimci psikolojisinin etkisi altında, ROI(yatırımın geri dönüş hızı) kafasıyla sağdan soldan her türlü görünür karakteri toplayarak derme-çatma değişken kapsamlar, çizimler, etiketler, kapaklar, reklamlar -dahası penye t-shirtler, damgalı kahve fincanları, posterler, kafeler- ve hatta havlular, konaklama-eğlence tesisleri ve plajlar oluşturmuşlardır.

Üzülerek söylüyorum ki bu tuhaf ticari görüntü edebiyat, kültür-sanat dergiciliğinden çok 90’lardaki “Hey Girl” ya da “Blue Jean” gibi dergilerin mizacını anımsatıyor bana… ‘Ot’, ‘Kafa’ benzeri oluşumların (mevcut yapısıyla, yazarlarıyla, yöneticileriyle ve tüm bu tuhaf girişim zihniyetiyle birlikte) FMCG (Fast-Moving Consumer Goods) pazarında satılan mallara özdeş olduğunu anlamak için daha neyin bilinmesi gerekiyor?! Süpermarket raflarında her gün gördüğünüz, kapitalizmin yaygın pazarlamacı mizacını yüklenen ve dahası çevreyi öldüren -bile isteye ‘çevreyi kirleten’ demiyorum- endüstriyel mallar yetersiz mi kaldı? O mallar yetmediyse, Elif Şafak’lar, Orhan Pamuk’lar filan var… Yoksa, onlar da mı yetmedi kapitalizmin hızlı tüketicilerinin kaprislerine? Hemen hemen her şeyden sıkılıyor olmalı ulusal ve uluslararası düşünce gezintilerini seven turistik kahkahaçiçekleri ile yeni yetmeleri!

Şunu aklınıza mıhlayın: Edebiyat ve kültür-sanat olarak tanımladığımız imgesel alan derinliği, sizin sevdiğiniz deterjan, şampuan, emülsifiye et veya kedi maması  gibi hızlı tüketim mallarının pazarlandığı süpermarketlerin sığ sularına benzemez. Bu türden bir benzeşimin tohumlarını atmaya çalışanlar ve paydaşları başarısız olmaya mahkûmdur. Çünkü edebiyat, şiir ve dil; insanlığın kalb ve vicdan yolundaki hakikat arayışıdır. Bu anlam-arayış da insanlık tarihi kadar süreğendir. Edebiyatın, felsefenin, dilbilimin, sanatın ve şiirin sıkılığı, haysiyeti ve sahiciliği, piyasa ekonomisinin 100-130 yıllık ana malcılarının ya da 30-35 yıllık hızlı tüketimsel süpermarket pazarlaması tarihinin yalanlarını ezer, geçer. Belki de, yaşadığımız coğrafyanın kadim haysiyeti, maruz kaldığımız yalanları çoktan ezip geçmiştir bile…

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar
8 Eylül 2017

Ayrıca bkz: “EVV3L ve taifesi, edebiyat ve kültür-sanat kâhyalarına karşıdır!”


Hamişler:

1/ Yazının pdf dosyası biçemine https://bit.ly/FMCGdergileri adresinden ulaşabilirsiniz.
2/ Z. Yalçınpınar’ın tüm inceleme yazılarını https://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden okuyabilirsiniz.

Eyl
02
2017
--

Poem: “Women Rain” (by Ece Ayhan)

Üvercinka Dergisi, Ağustos 2017, Sayı: 34


Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
29
2017
--

HAZIRLANIN: Edebiyata Devlet Teşviği Kıskacı ve Güdümlü Edebiyat tartışmaları yeniden başlıyor!

Hazırlanın! 2014 yılında #kimbuyazarlar sloganıyla entelektüel bir direnişe dönüşen “edebiyat eserlerine devlet teşviği” kavgası yeniden başlıyor. Kültür Servisi‘nden Aslı Uluşahin‘in haberine göre Numan Kurtulmuş yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca yeni bir yönetmelik yayımlanmış ve “edebiyat eserlerine” ikinci kez destek verileceği açıklanmış: https://kulturservisi.com/p/edebiyata-devlet-destegi-tartismasi-sil-bastan

Eh, vaziyet, niyet, ahval ve şerait böyle ise; biz de EVV3L ve takipçileri olarak “fon yönetimi” ile oluşturulmaya çalışılan “güdümlü edebiyat”a  karşı tekrardan sağlam bir duruş sergilemek için hazırlanıyoruz!

2014 yılındaki tüm tartışmaları https://evvel.org/gudumlu-edebiyata-hayir-demek-icin-sorunuz-kimbuyazarlar adresinden okuyabilirsiniz!

Ağu
28
2017
--

“Kaçak Tren Underground Poetix” (Erman Akçay)


Erman Akçay tarafından özenle yayıma hazırlanan “Kaçak Tren Underground Poetix” başlıklı söyleşinin tam metnini https://sanatonline.net/kitap/kacak-tren-underground-poetix-upxiv adresinden okuyabilirsiniz.

Ağu
26
2017
--

“Biber Çavuş’un Yalnız Kalpler Kulübü Bandosu” (Tayfun Polat)

EVV3L’in sıkı dost ve takipçilerinden olan Tayfun Polat’ın kaleme aldığı muhteşem Beatles incelemesinin tam/doğru metnini https://taifu.wordpress.com/2017/08/19/biber-cavusun-yalniz-kalpler-kulubu-bandosu/ adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsaında yer alan “müzikal” ilgilere https://evvel.org/ilgi/caz-cumlesi adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
20
2017
--

Turgut ve Tomris Uyar… Marmara Adası’nda: “Kayayı Delen İncir”in Hikâyesi” (H. Can Yücel)


Turgut ile Tomris Uyar’ın Marmara Adası’nda geçirdikleri tatil yıllarına ilişkin yaşantı parçalarını ve tanıklıkları H. Can Yücel anlatıyor… Adalı Dergisi’nin Ağustos 2017 tarihli 146. sayısında yayımlanan “Kayayı Delen İncir’in Hikâyesi” başlıklı yazının tam metnini https://www.adalidergisi.com/cms/adali-dergisi/2010-2019/2017/sayi-146-agustos-2017/makale/2110/kayayi-delen-incir-in-hikayesi adresinden okuyabilirsiniz.


 


Turgut ile Tomris Uyar’ın Marmara Adası’nda geçirdikleri tatil yıllarına ilişkin yaşantı parçalarını ve tanıklıkları H. Can Yücel anlatıyor… Adalı Dergisi’nin Ağustos 2017 tarihli 146. sayısında yayımlanan “Kayayı Delen İncir’in Hikâyesi” başlıklı yazının tam metnini https://www.adalidergisi.com/cms/adali-dergisi/2010-2019/2017/sayi-146-agustos-2017/makale/2110/kayayi-delen-incir-in-hikayesi adresinden okuyabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Turgut Uyar” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/?s=turgut+uyar adresinden, “Adalar Kültürü” ilgilerine ise https://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
15
2017
--

“Telgraf çekecek adresim yok…” (Nâzım Hikmet)

Ömrünün büyük bir bölümünü sevdalı olduğu memleketinin hapishanelerinde geçiren Nazım Hikmet, yaşadığı her şeyi şiire dönüştürerek yaşadı. Onun hayatında anlam kazanan her şey daha güzel yarınların tahayyülüyle ve mücalesiyle doluydu. Umutsuz değildi ancak çokça üzgündü. Araştırmacı yazar Haluk Oral, #tarih dergisi’nin son sayısında Nâzım Hikmet’in eşi Münevver Hanım’a yazdığı bir mektubu yayınladı. Mektup, şair Yahya Kemal‘in ölüm haberiyle başlıyor ve devam ediyor. Mektubun tam metnini https://listelist.com/nazim-hikmetin-mektubu/ adresinden okuyabilirsiniz.


Hamiş: EVV3L kapsamındaki “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz.

Tem
10
2017
--

Ece Ayhan’a dair Önemli Bir Duyuru’dur!


“Ece Ayhan Çağlar ve oğlu Ege Çağlar”

 

Son birkaç haftadır -sağda soldaki- birçok söyleşide/yazıda kulaktan dolma tuhaf bağlamlar kullanılarak Ece Ayhan’ın yaşamının tutarsız ve özensiz biçimde tarif edilmeye çalışıldığını görüyorum. Ece Ayhan’ın vefat tarihi olan 12 Temmuz yaklaştıkça bu tip aktiviteler artıyor, filan…

Bilindiği gibi, ben ve birkaç arkadaşım yaklaşık 10 yıldır Ece Ayhan üzerine efemeratik yönü ağır basan araştırmalar, incelemeler ve edebî tahliller gerçekleştiriyoruz. Elde ettiğimiz tüm sonuçları/buluntuları Ece Ayhan Web Sitesi  ile EVV3L Ece Ayhan İlgileri İndeksi‘nde paylaşıyoruz, topluyoruz. İşbu bütünselliği takip ederek Ece Ayhan’ın yaşamı hakkındaki en doğru/sahici bilgilere ve yorumlara ulaşabilirsiniz.

Söz konusu arşiv ve efemera çalışmalarının sonucunda Ece Ayhan’ın poetikasını ve yaşamını en tutarlı şekilde anlatmak için üç önemli yazı kaleme aldım. Bu yazıların -dikkatle- okunmasını, Ece Ayhan’daki “kara duygululuk” durumu ile maruz kaldığı büyük haksızlıkların doğru anlaşılmasını -ve tabiî ki doğru anlatılmasını- öneriyorum, önemsiyorum!

1/ Ece Ayhan Hakkında Bilinmeyenler (2016)
Okumak için: https://bit.ly/eceayhanbilinmeyenler

2/ Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı (2017)
Okumak için: https://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi

3/ Ece Ayhan Çağlar Adası (2012)
Okumak için: https://bit.ly/eceayhanadasi

Ece Ayhan’ın yaşamına ve poetikasına dair gösterdiğiniz/göstereceğiniz özen için çok teşekkür ederim.

Sahicilikle,
Zafer Yalçınpınar

Haz
30
2017
--

‘Aydınlık Kitap’ kendinde mi? (Zafer Yalçınpınar)

 

Bugünkü (30 Haziran 2017 tarihli) Aydınlık Gazetesi Kitap Eki’nin (Sayı: 269) kapağında Selim İleri’nin suratını görünce şöyle düşündüm: “Aydınlık Kitap kendinde mi?” Üstelik, Selim İleri’nin kapaktaki fotoğrafının yanında büyük puntolarla şu yazıyordu: “Edebiyatın ve sanatın kurtarıcılığına hâlâ inanıyorum.” Selim İleri’nin ağzından çıkan bu sözü okuduğumda, nasıl desem bilmiyorum ama “Şaşırdım, son derece üzüldüm, kızdım, kalbim kırıldı, Aydınlık Kitap kapsamındaki tüm emeklerimin boşa gittiğini hissettim.”

2016 yılı süresince Aydınlık Kitap kapsamında birçok inceleme yazısı kaleme aldım.  Aydınlık Kitap’ın 2017’nin başında editöryal ekibi değişti. Bu değişimde Aydınlık Kitap’tan -kibarca ve ustaca bir operasyonla; yazılarım editörya tarafından reddedilerek, bekletilerek- tasfiye edilmiştim. Aydınlık Kitap’ın ve çevresinin 5 yıllık birikmiş emeğine saygımdan, bu duruma fazlaca ses çıkarmamış, çok toz kaldırmadan durumu kabullenmeye ve duruma tahammül etmeye çalışmıştım. (Bakınız: https://evvel.org/aydinlik-kitap-ekine-veda)

Fakat bu son hamle; ‘Selim İleri’nin Aydınlık Kitap kapsamında kendi karanlığını aklamaya çalışması’ ve ‘Ferhan Bayır’ın bu duruma aracı olması’ tahammül edilecek, yenir yutulur bir şey değil! Çünkü bu ‘büyük hata’ya tahammül edip ses çıkarmazsak, yarın öbürsü gün Elif Şafak’ı veya Hilmi Yavuz’u ve hatta başka Zaman Gazetesi yazarlarını Aydınlık Kitap’ın kapağında görebiliriz!

Ferhan Bayır‘a ve Aydınlık Kitap’ın yeni editöryasına yüksek sesle soruyorum:

“Siz kendinizde misiniz?!”

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar



Hamiş: Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına https://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine https://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
26
2017
--

Kolektif Şiir: “Satürn Fısıldayacak”

“Satürn’den gelenler birbirini tanırlar.
İsimsiz gökyüzüne mülteci yıldızlar bıraktık,
tanımadığımız birilerini aydınlatsın diye! (…)”


NeoBeat taifesinin yönledirisiyle 10 Haziran 2017 günü twitter’da #satürnfısıldayacak hashtagi üzerinden, birkaç bin kişinin katılımıyla kolektif olarak yazılan şiirin tam metnine https://beatkusagi.com/saturnfisildayacak/ adresinden ulaşabilirsiniz.


Haz
24
2017
--

“Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı” (Zafer Yalçınpınar)


Üvercinka Dergisi‘nin Haziran 2017 tarihli 32. sayısında yayımlanan “Ece Ayhan’ın İktidar Karşıtlığı” başlıklı yazının tam metnini https://bit.ly/eceayhaniktidarkarsitligi adresinden okuyabilirsiniz.



Hamiş: EVV3L  kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine https://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
16
2017
--

Taylan Kara çok sert: “Piyasa Edebiyatına Karşı Ön Yargı Listesi”

Taylan Kara, sert bir eleştiri kaleme almış. Piyasa Edebiyatı-Edebiyat Piyasası’na karşı kullanışlı olabilecek ön yargılardan söz etmiş… Taylan Kara’nın eleştirel listesinin tam metnine https://haber.sol.org.tr/yazarlar/taylan-kara/bok-10-piyasa-edebiyatina-karsi-yargi-listesi-200046 adresinden ulaşabilirsiniz.


Önemli Not: Taylan Kara’nın edebiyat oligarşisine dair gerçekleştirdiği analiz ve eleştirilerin bazılarına https://evvel.org/?s=Taylan+Kara adresinden ulaşabilirsiniz.

May
22
2017
--

“BLUE” Belgeseli’nde Yer Alan Şarkılar, Canlı Performanslar ve Kayıtlar (Yavuz Çetin & Kerim Çaplı)

Yavuz Çetin ve Kerim Çaplı‘nın yaşamını anlatan “Blue” Belgeseli çerçevesinde yer alan şarkılar, canlı performanslar ve albüm kayıtları Açık Radyo’da yayımlanan “Koyu Mavi” başlıklı programa konuk oldu. Özellikle Kerim Çaplı’nın Blue Filmi’yle birlikte gün ışığına çıkan albüm kayıtları son derece ilgi çekici…

İki dahi müzisyenin sesini, performansını ve tuşesini özleyen dostlara 21 Nisan 2017 tarihli “Koyu Mavi” programındaki kayıtları arşivlemelerini öneriyorum. Kayıtlar şu adresten indirilebilir: https://bit.ly/2p87nLn


Açık Adres: https://archive.org/download/
koyumavi_21.04.2017/koyumavi_21.04.2017.mp3


Film’de yer alan kayıtlardan bazıları(mp3):
https://bit.ly/2p87nLn


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilere https://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden, “Kerim Çaplı” başlıklı ilgilere ise https://evvel.org/ilgi/kerim-capli adresinden ulaşabilirsiniz.

May
17
2017
--

Plak Dükkânları Hakkında…

Karga Mecmua‘nın Mayıs 2017 tarihli 115. sayısında plak dükkânları ve koleksiyonerleri hakkında güzel/sıkı bir dosya bulunuyor. Dosyanın tam metnine https://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/115/4265 adresinden ulaşabilirsiniz.

May
13
2017
--

“Sait Faik için…” (1956, Yeditepe Yayınları)

Tahir Alangu tarafından hazırlanan 1956 yılının Nisan ayında yayımlanan
“Sait Faik için” adlı derleme kitap… (Kapak: Metin Eloğlu)



EVV3L kapsamında yer alan
‘Sait Faik İlgileri ve Çalışmaları’ (2007-2017)

https://evvel.org/ilgi/sait-faik
https://evvel.org/ilgi/sait-faik/page/2
https://evvel.org/ilgi/sait-faik/page/3
https://evvel.org/ilgi/sait-faik/page/4
https://evvel.org/ilgi/sait-faik/page/5



Hamiş:  EVV3L kapsamında yayımlanan “Yeditepe Dergisi ve Yayınevi” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

May
03
2017
--

“Marmara Adaları’nı Bekleyen Tehlike!” (H. Can Yücel)

Fotoğraf: Güneş Dermenci


Adalı Dergisi‘nin Mayıs 2017 tarihli 143. sayısında H. Can Yücel, Marmara Denizi’ni ve adalarını bekleyen büyük termik tehlikeyi inceleyerek dikkatimize sunuyor. İşbu önemli yazının tam metnine https://www.adalidergisi.com/cms/adali-dergisi/2010-2019/2017/sayi-143-mayis-2017/makale/1899/marmara-adalari-ni-bekleyen-tehlike adresinden ulaşabilir ve tehlikenin türünü ve büyüklüğünü irdeleyebilirsiniz!



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
20
2017
--

Aydınlık Kitap Eki’ne Veda

2017 yılı itibariyle “Aydınlık Gazetesi Kitap Eki”yle hiçbir ilişkim kalmamıştır. Aydınlık Kitap editöryasının -özellikle de Sn. Rozerin Doğan’ın- 2016 yılı süresince inceleme yazılarıma gösterdiği ilgi ve destek için teşekkür ederim. (Zy)


2016 yılı süresince Aydınlık Kitap’ta yayımlanan
inceleme yazılarıma aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: https://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

“Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem”
Tam metin pdf: https://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

“Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri”
Tam metin pdf: https://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

MŞŞ’nin ‘Yalnızlık Çölü’nde; “Sayıklayanlar”
Tam metin: https://evvel.org/m-s-s-nin-yalnizlik-colunde
-sayiklayanlar-z-yalcinpinar-aydinlik-kitap-2682016
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016

“Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi”
Tam metin pdf: https://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: https://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

“Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk”
Tam metin pdf: https://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

“Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: https://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

“Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik”
Tam metin pdf: https://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

“Ece Ayhan ile Kara Gerçek”
Tam metin: https://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın tüm inceleme yazıları
https://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinde bulunuyor.


Nis
13
2017
--

“Sonsuz-Şiirsel Sözlükler Tahayyülü” (Zafer Yalçınpınar)

“Dil” hakkındaki temel yönsemeyi izlemekte -ve düşünmeye buradan başlamakta- fayda var. Nesneler, olgular, görüngüler, yerler, tahayyüller, duygular -kısacası her şey- ile işbu “her şeyin” (sonsuz sayıda unsurun, belki de evrenin) hem bütünsel hem de tekil anlamları arasında bir “ip”in (veya sonsuz sayıda iplerin) gerili olduğunu kafanızda şematize edin. Söz konusu “ip”in (veya iplerin) tümüne “dil” adını veriyoruz. Ve bu “dil”in işaret ettiği özne veya nesnenin anlamına ulaşmasında (ya da tam tersi, anlamın özne veya nesneye ulaşmasında) sayısız yol, kısa yol, ilişki, sezgi, rakam, hesap, kuram, kavram, rüya, duygu -yani birçok olasılık- var. Zaten, bu sayısız yollara ve ilişkiler düzeneğine dilsel olarak “bağlam” adını veriyoruz. Bu ilişkiler düzeneği sabit değil, olgular, olaylar değişiyor, görüngüler gelişiyor ve anlamlarla birlikte dilsel imkânlar uzayı -tıpkı gezegenler gibi- hareket ediyor. Bağlamlar genişliyor, daralıyor, başka mümkünler arıyorlar, bazen buluyorlar, bazen bulamıyorlar… Bazen anlamdan hareketle, bazen de olgudan hareketle, çoğunlukla da karşılıklı ve etkileşimli olarak (alıcı-verici bir elektronik sistem/devre gibi) deviniyorlar. İşte bu hareketliliğe “yaşayan dil” diyoruz. Bununla birlikte, ‘dilin yaşamı’ bize birçok düşünce veriyor; sanat, felsefe, matematik ve hatta mühendislik ile mimarlık becerisi katıyor; dil aracılığıyla düşünüyoruz, tasarlıyoruz: “Dilin örülümü” böyle bir şeydir.

İşte, anlamı ve bağlamı olan her şeyin tanımlanmasında(örülümünde) kullanılan en küçük dilsel birim; “ad”dır. Dilbilimci Ferdinand de Saussure; “Ad evdir.” der.  ‘Ad evdir’ fakat anlam uzayındaki bahsi/olasılıkları büyüten ağır abimizin ‘adı’na “tümce” veya “cümle” diyoruz. Ve tabiî ki bu karmaşık anlamlar uzayı ile dilsel uzamda olup bitenler -tıpkı yaşamımız gibi- güllük gülistanlık değildir. Çünkü çözümleyici dil felsefesinin kurucusu olan Ludwig Wittgenstein’ın deyişiyle “gerçeğin yapısını dilin yapısı belirler” ve “dilin sınırları dünyanın (aslında her şeyin varoluşunun) sınırlarını belirler”. Kısacası, zurnanın “zort” dediği yer ‘dilsel görelilik’ ve ‘eleştirel gerçeklik’ boyutudur. Bu boyut dilin sınırlarını genişleten bir tür “oyun” alanıdır. Dilin kendisini ilerlettiği alandır. Söz konusu boyut için ikinci yeni şairlerinden İlhan Berk şu poetik dizgeyi kullanmıştır: “Ad evdir ve ben ‘Dün Dağlarda Dolaştım, Evde Yoktum.” Nihayetinde, İlhan Berk şöyle demek istemektedir; “Adlandırmak ölümdür.”

Eski kulağı kesik felsefeciler, “Felsefenin ve mantıksal dizgenin geçerliğini denemek istiyorsanız, sarmallara başvurun…” diye öğütler. İşte karşınızda çok büyük bir sarmal örneği/sorusu: “Adlandırmak” denen şeyi nasıl adlandırırız? Dil uzamını kullanarak dili anlamaya çalışmak ne kadar doğrudur? Düşünceyi düşünmek mümkün müdür? Dilin ‘oyun alanı’nı tanımak imkânlı mıdır? Ludwig Wittgenstein bize -yaklaşık olarak- şunu öneriyor: “Bir kelimenin taşıdığı anlamdan şüpheye düşerseniz, o kelimeyi nasıl öğrendiğinizi hatırlayın.” Ve en ünlü kitabının girişinde şöyle diyor: “Felsefe şiirle kurulmalıydı.”

Bence de ‘felsefe şiirle kurulmalıydı.’ Ama önce, imgelemi özgürleştirecek yeni bakışlar ve sonsuz-şiirsel sözlükler gerekiyor. “Mürekkep” dediğimizde, her şeyden önce, “gece denizi”ni aklımıza getirecek, sonsuz-şiirsel sözlükler… İnsan türü için düşünce tarihinin ve bağlı/bağsız tüm retoriklerinin yerini alacak, sonsuz-şiirsel sözlükler tahayyülü!

Zafer Yalçınpınar
Karga Mecmua, Şubat 2017, Sayı: 112


Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın Karga Mecmua kapsamında kaleme aldığı yazılar -pdf dosyası biçiminde- https://bit.ly/kargaca adresinde bulunuyor.



Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Poetika Çalışmaları”na https://evvel.org/ilgi/poetika-calismalari adresinden ulaşabilirsiniz.

Nis
12
2017
--

Kitap İncelemeleri: “Dağlarca’nın Şiirlerindeki Sonsuzluk” (Zafer Yalçınpınar)

Fazıl Hüsnü Dağlarca, 1940 yılında yayımlanan “Çocuk ve Allah” adlı ikinci şiir kitabı ile o günlerde geçerli olan şiir dilini geliştirecek kuvvetli bir “zihinsellik” kurmuştur ve bizâtihi İkinci Yeni şairlerinden bazıları -örneğin Ece Ayhan ve Cemal Süreya- Dağlarca’nın yarattığı şiirsel alan derinliğini kendilerine mihenk olarak kabul ettiklerini yazılarında belirtmişlerdir. Dağlarca, “Türkçe Katında Yaşamak” adlı şiirinde Türk Dili’ne bağlılığını “Türkçem, benim ses bayrağım” diyerek ifade etmiş ve hayatı boyunca bu doğrultuda 70’e yakın şiir kitabı kaleme almıştır. Kısacası; Fazıl Hüsnü Dağlarca, şiirleriyle ve yarattığı imgesel alan derinliğiyle Türk Dili’ni geleceğe taşımış, bu gelişimi icra ederken de Türk Dili’nin retorikten arınmış motiflerine, haysiyetine ve tarihsel önemine özen göstermiştir.

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın vefatının(2008) ardından sürdürülen arşiv çalışmaları sonucunda daha önce yayımlanmış şiir kitaplarına girmeyen dosyalar dolusu şiir bulundu ve bulunan şiirler geçtiğimiz Ocak ayında “Kaçaklar” üst-başlığıyla Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmaya başlandı. Serinin ilk cildi ‘Üç Okumalı Dizeler, Göründüğüm’ adı altında toplanmış ve kitabın editörlüğünü Ömer Aygün ile İlknur Yurtbaşı gerçekleştirmiş.

‘Kaçaklar’ serisine ‘Üç Okumalı Dizeler’ ile başlanmasının nedenini, Dağlarca’nın teknik benzerlik gösteren ve özel bir yapı taşıyan şiirlerinin editöryal açıdan birlikte ele alınması ve aslında ‘Üç Okumalı Dizeler’deki biçemin “kendiliğinden bütünlenmesi” olarak görüyorum. Yani, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bu kitapta toplanan şiirleri (bu şiir dosyası) dize yapısının bir gereği olarak “kendiliğinden” bütünleniyor. Şiirlerdeki dizeler aralarına ‘/’ işareti konarak ikiye ayrılmış ve farklı okumalara imkân tanıyor: Kitaptaki dizelerin ‘/’ işareti öncesi olan ilk bölümlerinin alt alta okunması; ‘/’ işareti sonrası -ikinci- bölümlerinin alt alta okunması ve tüm dizelerin ‘/’ işareti gözetilmeksizin alt alta -olağan, bilindik- biçimde okunması şeklinde ‘üç okuma’ imkânı bulunuyor. Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu teknik özelliğin imgesel avantajını ve tarihsel boyutunu kitabın ilk şiiri olan “Yansıma” adlı şiirin ilk dörtlüğünde şu şekilde anlatmış:

Söz konusu “üç okuma” tekniğinin kitapta yer alan 32 şiiri üçe katlayarak 96 şiire eriştirdiğini görüyoruz. Böylelikle kitaptaki şiirler hem semantik, hem de imgesel açıdan müthiş bir alan derinliği hesabı taşıyor: Dağlarca şiirinin imgesel alan derinliğinin, içerdiği duyguların ve işaret ettiği uzamın “tarih boylu ya da tarih kadar geniş kapsamlı” olduğunu düşündüğümüzde, ‘Üç Okumalı Dizeler’de “üçe katlanmış bir sonsuzluk” seziyoruz. Bununla birlikte, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi tüm hayatı boyunca sadece şiir kaleme almış (kendini hakikatin yakıcılığına vermiş) bir şairin sezdirdiği ‘üçe katlanmış sonsuzluk’ duygusuyla Türk Edebiyatı’nda başka hiçbir şiirde karşılaşmadığımı -açık yüreklilikle- itiraf etmeliyim. Son iki yıldır Beşiktaş Belediyesi tarafından verilen ve şiddetle karşı olduğumuz Dağlarca Şiir Ödülü’nün jürisinin arasında da, ödülü alan(paylaşan) şairlerin arasında da Dağlarca’yla birlikte anılacak, Dağlarca şiirindeki “yüceliği ve sonsuzluğu” hak edecek biri -maalesef- yok… Görünüşe göre, olamaz da.

Dağlarca’nın tarih, insanlık, yaşam, vatan ve emek konularını işlediği sonsuz şiirlerinin içerisinde bana tuhaf bir dilsel “özgörü ve özgürlük” sağlayan “İç Orman” adlı şiirden üç dizeyle bu kısa yazıyı bitirmeyi/bitirebilmeyi çok önemsiyorum:

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Gazetesi Kültür-Sanat Sayfası, 28 Mart 2017


Hamişler:

1/ Yazının ‘pdf’ biçemine https://bit.ly/daglarcasonsuzluk adresinden ulaşabilirsiniz.

2/ Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına https://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine https://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
https://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
https://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
https://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
https://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
https://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
https://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
https://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
https://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Mar
31
2017
--

Sarı-Lacivert: “Dr. Memduh Eren’in Fenerbahçe Sevdası”

“Fenerbahçe formasıyla Dr. Memduh Eren”


“Dr. Memduh Eren’in yayımlanan kitapları”


“(…) Memduh Bey Ada’da olduğu dönemlerde genellikle, yüksekte ve manzaraya hâkim Aba burnu sırtına inşa ettiği bu evde vakit geçirmiştir. Tıp fakültesinde okuduğu müddet stajını Beykoz’daki kundura fabrikasında yapmış, bu esnada da Beykoz Spor’da top oynamıştı. Daha sonra Göztepe forması ve son olarak da Fenerbahçe forması giymişti… Futbolu bıraktıktan sonra ise Fenerbahçe Spor Kulübü’nün muhalif cephesine kısa bir süre önderlik etmişti. Genel kurul toplantılarında yönetime/iktidara karşı yaptığı ateşli ve sert konuşmalarla hafızalardan silinmeyen Memduh Eren aynı zamanda 1960 ihtilali öncesinde dikkat çeken öğrenci liderlerindendi. ‘Üçüncü Dünya Devrimi’(Sarı) ve ‘27-28 Nisan Gençlik Eylemi Işığında 27 Mayıs’(Lacivert) adında yazmış olduğu iki adet kitabı bulunmaktadır. Bu kitapları bastıracak bir yayınevi bulamadığından kendi olanaklarıyla bastırmış ve kapaklarını da yıllarca formasını gururla taşıdığı Fenerbahçe’nin renklerinden yani Sarı-Lacivert’ten yapmıştı.

1971 yılında Ziverbey Köşkü’nde günlerce işkence gören fakat pes etmeyen Memduh Eren, ‘Bomba’ davasından yargılanmıştı ve mahkemedeki savunmasını şu küçük hikâye ile sonlandırmıştı; “Eren bir derbi maçında sol uçta topu kazanır, hızla ceza sahasına girer ve boşta olan santrfora pas atmaya hazırlanır. Ancak bir türlü topu çıkaramaz ve geciktiği için mutlak gol pozisyonu kaçar… Takım arkadaşları büyük bir şaşkınlıkla Eren’in yanına koşarlar ve pası neden zamanında çıkaramadığını sorarlar? Eren’in verdiği yanıt savcının iddiasına cevap niteliğindedir ve onun karakterini yansıtır… ‘Pası atacağım yönde bir papatya kümesi vardı. Çiçekleri ezmek istemedim!’ Eren, hâkime döner ve ‘Papatyaları dahi ezemeyen ben nasıl olur da bomba atabilirim!’ der…” Bu maç sonrasında ise “Papatya Memduh” lakabıyla anılmaya başlamıştır. (…)”

Hüseyin Can Yücel
“Aba Koyu’nda İki Fenerbahçeli”
Adalı Dergisi, Sayı: 133, Temmuz 2016


“Dr. Memduh Eren’in muayene ettiği bir
hastası tarafından tasarlanan kibrit”


“Dr. Memduh Eren’in Marmara Adası’nda bulunan mezarı”


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Mar
26
2017
--

Gazetede; “Tarihinsancısı”

25 Mart 2017 tarihli Aydınlık Gazetesi Kültür-Sanat Sayfası’ndan kupür


Tarihinsancısı’nın -pdf dosyası biçemindeki- tam metine
https://bit.ly/tarihinsancisi adresinden ulaşabilirsiniz.
İyi okumalar dileriz…


Zafer Yalçınpınar’ın tüm şiir kitaplarına
https://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden
-pdf dosyası biçeminde- erişebilirsiniz.


Mar
26
2017
--

“Turgut Uyar’ın ‘Yeni’ Çıkan Kitabı: VEYS” (Burcu Uğuz)


Karga Mecmua’nın Mart 2017 tarihli 113. sayısında yayımlanan yazının tam metnine https://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/113/4219# adresinden ulaşabilirsiniz.


Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com