Kas
19
2013
0

“la, şu Meydansız haklı!” (e-kitap)

2009′da yayımlanan “Meydansız” adlı şiir kitabının
kapak görüntüsü… (Tasarım: Savaş Çekiç)

Meydansız‘ın tam metnine
http://bit.ly/meydansiz2009
ya da
http://issuu.com/adabeyi/docs/meydansiz
adreslerinden pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz.

*

Ayrıca bkz: LİVAR (2007)

*

Kas
11
2013
0

Buluntu: Ece Ayhan’dan Arif Damar’a Acı Bir Mektup… (10 Ocak 1981)

Resim (3)

Hayâl Dergisi’nin Ekim-Aralık 2013 tarihli 47. sayısıyla (Mektup Özel Sayısı) gün ışığına çıkan, Ece Ayhan’ın Arif Damar’a yazdığı 10 Ocak 1981 tarihli mektubun tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/eceayhanarifdamarmektup.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Ece Ayhan” başlıklı ilgilerin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden erişiliyor…

Eki
12
2013
0

“Ter” (Aleksander Vvedenski)

Fanzin X taifesinden Efe Tuşder çevirmiş… Sıkı…

*

1 copy

Bkz: http://fanzinx.blogspot.com/2013/10/aleksander-vvedenski-ter.html

*

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:,
Eki
02
2013
0

Uluslararası Af Örgütü’nün “Gezi Parkı Eylemleri” Raporu

gap

“Gezi Parkı Eylemleri” Raporu
Uluslararası Af Örgütü
pdf, 71 sayfa

*

Uluslararası Af Örgütü’nün hazırladığı kapsamlı raporla ilgili açıklamaya http://www.amnesty.org.tr/ai/node/2281/ adresinden, raporun tam metnine ise (pdf biçeminde, 71 sayfa) burayı tıklayarak  ulaşabilirsiniz.

*

Eyl
30
2013
0

teknemiz Livar, adada balığa çıkar… (e-kitap)

ada20131

“teknemiz Livar, adada balığa çıkar…”

2007’de yayımlanan “Livar” adlı şiir kitabının
kapak görüntüsü… (Zy)

Livar‘ın tam metnine
http://bit.ly/livar2007
ya da
http://issuu.com/adabeyi/docs/livar
adreslerinden pdf dosyası biçeminde ulaşabilirsiniz.

“Livar” hakkında yazılan bazı yazılara ise
http://zaferyalcinpinar.com/livarhakkinda.pdf
adresinden ulaşılıyor.

*

Ayrıca bkz: MEYDANSIZ (2009)

*

ada20132

 “bulutsu”

*

ada20133

Marmara Adası, 2013

Ayrıca bkz: kendini anlatan

Ayrıca bkz: Livar

Eyl
25
2013
0

zoomoozofon

zoocover

“zoomoozofon”

Kült Neşriyat taifesinden, yeni bağımsız…

pdf: http://kultnesriyat.files.wordpress.com
/2013/09/zoomoozofon.pdf
*

Eyl
07
2013
0

Mermer Adası’nda Mermer Heykeller

mermerheykel6

Mermer (Marmara) Adası’nda yer alan Saraylar beldesi ve mermer ocakları, iyi kristalleşmiş özel mermeriyle (bkz: http://www.maden.org.tr/resimler/ekler/145.pdf )  Türkiye’nin mermer ihtiyacının %20’sini karşılıyor… Belde, ismini, Roma döneminden günümüze kadar inşa edilen -deniz aşırı- saraylara mermer sağlaması nedeniyle “Saraylar” olarak almış.

mermerheykel2

Saraylar beldesini, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nün yürüttüğü bir proje kapsamında öğrenciler tarafından icra edilen mermer heykeller süslüyor.

mermerheykel1

*

Mermer (Marmara) Adası, Saraylar beldesinde yer alan
mermer heykellerin birçoğunun görüntüsüne -pdf dosyası biçeminde-
http://zaferyalcinpinar.com/mermeradasindaheykeller.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

*

mermerheykel4

Türkiye’nin ilk mermer üretim fabrikası “Mermer Taş” 1912 yılında marmara adasında kurulmuş ve 60’lı yıllara kadar üretime devam etmiş. Beldede antik mermer işçiliği örneklerinden oluşan bir de açıkhava müzesi bulunuyor. Bu garip ve mistik müze, 1972’de derlenmiş…

mermerheykel5

mermerheykel3

Fotoğraflar: Zy

*

Mermer (Marmara) Adası, Saraylar beldesinde yer alan mermer heykellerin
birçoğunun görüntüsüne -pdf dosyası biçeminde- http://zaferyalcinpinar.com/mermeradasindaheykeller.pdf  adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Adalar Kültürü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/mermer-adasi adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
19
2013
0

Oruç Aruoba’dan R. T. Erdoğan’a Açık Mektup

Oruç Aruoba’dan R. T. Erdoğan’a Açık Mektup (17 Ağustos 2013)
Bkz: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=435480

E V V E L ‘in Özel Notu: Aşağıdaki metin, Oruç Aruoba’nın Cumhuriyet gazetesine gönderdiği, asıl metindir; yayımlanırken, gazete Aruoba’nın, kendine özgü noktalama düzeneğinin yer yer dışına çıkmıştır; ancak metinsel bir değişiklik yapmamıştır. Ayrıca, Oruç Aruoba’nın kaleme aldığı mektubun Cumhuriyet Gazetesi’ne gönderilen orjinal metnine -pdf dosyası olarak- şuradan ulaşabilirsinizrtemektup.pdf

————————————————

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A AÇIK MEKTUP

“Demokrasi bir matematiktir ancak aritmetik değildir.”
Metin Paşarel

GaSte, Mayıs 2007, s.17

Sayın Erdoğan,

İzmir, 17 Haziran 2013

Son iki gündür, ama aslında bu son iki haftadır, sizi düşündüm — nedense, aklım hep üniversite hocalığı yaptığım yıllardaki (1973-1983) eski anılarıma geri dönüp durdu. İlk birkaç gün içinde de bunun nedenini kavradım: Siz o yıllarda üniversite öğrencisiydiniz; benim de, kafaları sizinkine benzer biçimde çalışan birkaç öğrencim olmuştu. —Yani, o islamî ‘kafa’nın çalışma biçimini düşündüm, aslında — kendimi de sizinle birlikte bir üniversite anfisine geri dönmüş buldum… Birçok nokta da, aradan geçmiş 30 yılın ardından, yerliyerine oturdu. Bu noktaları size anlatmağa çalışmak için yazıyorum:-

O yıllarda, size benzer, ‘islamcı’ denilen öğrenciler de geliyordu üniversiteye. Biz, hocalar olarak, öteki; ‘devrimci’ ve ‘ülkücü’ olarak gelen öğrencilerin arasında, bunları kayırmağa eğilimliydik, çünkü o ötekiler arasında bir tür kıskaç içine düşüyorlardı.

‘Mağdur’ ve ‘mazlum’ oluyorlardı, sizin deyimlerinizle. Aslında, ideolojik olarak, en az ötekiler kadar ‘sıkı’ bir ‘kafa yapıları’ vardı — üstelik, eyleme de yatkındılar; ama, bazen kendilerine “Akıncı” ya da “Mücahit” deseler de, ötekiler kadar şiddet yanlısı değillerdi. Gerçi ötekilerin “Tek Yol Devrim”, “Tek Vatan, Tek Millet” gibi grafittilerine karşılık “Tek Yol İslâm” yazıyorlardı duvarlara; ama, ötekiler yazarken yakalamasınlar diye dikkat de ediyorlardı — ne de olsa ötekilerin çoğunlukla bıçakları, hatta tabancaları vardı; onlarınsa (galiba?) yoktu. Ötekiler silahları aslında biribirlerine ve ‘polis’e karşı kullanıyorlardı; onları ise, arada öylesine bir pataklıyorlardı — ama, olsun, ne olur ne olmaz…

Siz de böylesi cenderelerden geçtiniz, tahmin ediyorum: Hem de, “Tek Yol” sayarak içinde yetiştiğiniz İslâm ve kafanızdaki ezber Kur’an karşısında, ‘kâfirlik’ olmasa bile ‘zındıklık’ saydığınız bu ideolojilerin arasında; üstelik, en büyük kâfirler saydığınız “iki ayyaş”ın izleyicileri olma iddiasındaki ‘silah sahipleri’nin tehtidi altında, yapabileceğiniz pek birşey yoktu. O ‘silah sahipleri’nin en sonuncuları, bereket versin (?!) o iki ideoloji sahiplerini doğradılar, astılar—siz de İmam-Hatip sonrası (bir lyceé’nin de kağıdını alarak) zar-zor girdiğiniz İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden devşirme, bir-işe-yaramaz diplomayla, kendinizi Kasımpaşa kaldırımlarında buldunuz. Gerçi, herhalde, genç bir yaşta girdiğiniz gençlik örgütleri ve bağınız olan ‘düşünsel’, yani islamî örgütler size göz-kulak oluyordu; ama, ‘lumpen proleter’diniz artık: Kısa bir süre ayaktopunu denediniz ama buna da yeteneğiniz olmadığını anladınız. Hayatınız boyunca, ‘politikacılık’ (‘resmi’ biyografinize göre limonata ve simit satmak?!) dışında, görünür bir ‘iş’ tutmadınız; bilgi sahibi olmak anlamında bir ‘meslek erbabı’ olmadınız.

O yıllarda, sizin dilinizden konuşur gibi görünen badem bıyıklı, rengarenk kravatlı bir makina profesörü, “din-iman” diye bağırıp çağırmağa başlamıştı; siz de onun yanına gidip ‘divan durup el bağlayarak’ rahle-i tedrisine çömeldiniz. (Mekanik falan değil, politika tedrisatı görmek için, tabiî…) Bu ‘kadayıf pişirici’ iyiydi-hoştu da, herşeyi yüzüne-gözüne bulaştırıyordu; ama sizi de Belediye Başkanı yaptırdı. Gene de, işte, partinizin oyları yüzde 20’nin üstüne çıkmıyordu bir türlü; boyuna da kapatılıp duruyordu. Siz de başka yolların denenmesi gerektiğine karar verip, ‘hoca’nızı da yüzüstü bırakarak, kendi ‘yol’unuzu yürümeğe başladınız. Yaptıklarınıza, kendi ilkeleri açısından, muarızlarınızdan hiçbirinin (tutarlı olarak) karşı çıkamayacağı yollar tuttunuz: İnsan Hakları ve Kişi Özgürlüğü’ne dayanmak; ‘demokrat’ olmak—Avrupa Birliği’ne girmek; çağdaş hukuk (“muasır medeniyet”—maazallah?!) normlarını yasalara sokmak…

Bu yollar işe yarıyordu—hem, demokratikleşiyormuşsunuz gibi bir görünüm veriyordu yaptıklarınıza, hem de popularitenizi, dolayısıyla aldığınız oyları artırıyordu. Böylece, o üniversite yıllarında sizi ezip duran ‘solcu’ ve ‘sağcı’ları (ve 12 Eylül’den artakalan herkesi) ‘sandık’ta altettikten sonra, asıl ‘muarız’ınız olan ‘silah sahipleri’ne yöneldiniz—tabiî tamamen hukuklu ve demokratik görünen yollar kullanarak… Gerçi arada bir islamî takıntılarınız ortaya çıkıp sırıtıveriyordu (“zina”, “idam” gibi); ama bunları hemen düzeltiyordunuz, ya da es geçiyordunuz. Böylece on yıl içinde ‘güçlü başbakan’ oldunuz. Artık önünüzde duracak hiçbir güç kalmamıştı ortada—ne sandıklı, ne tokmaklı, ne de silahlı… O zaman ‘fayrap’ ettiniz: Haydi bakalım; yok Osmanlı’ydı, yok altı minareli ‘selatin’ taklidi camiydi, yok ‘men-i mezkûrat’tı, yok ‘sünnilik-alevilik’ idi, yok ‘dindar-kindar’ gençlikti… ‘Yürüdünüz bu yollarda’; ne de olsa ‘istatistik’ sizden yanaydı.

Derken, birden birşey oldu: ‘Küffar’a karşı ‘cihad’ anıtı olacak (“iki ayyaş”tan ikincisinin yıktırdığı) bir garabeti ‘ihya’ edip, kenarına; “ilk ayyaş”ın ve ayyaşların hepsinin kurduğu cumhuriyetin de, anıtının karşısına, bir cami konduracağınız; solcuların da 1 Mayıs meydanı olan yeri, ‘kafa’nıza göre düzenleyeceğiniz sırada, birkaç “çapulcu” (yoksa “kemirgen” mi?) ortaya çıkıp, atacağınız ilk adımla ezmeğe çalıştığınız ağaçlara sarılıp, “Yeter artık” dedi size. Siz hemen ‘Urun Kellesin!’ diye ünlediniz; ama, heyhat, birdenbire, nereden çıktıklarını anlamadığınız yüzbinlerce ilave çapulcu çıkıverdi aynı alana, alanlara, bütün ülkeye…

Anlamadınız: Kendinizi, o eski çapulcu kafir-zındıkların kapıştığı geçmişteki akademi anfisine geri dönmüş buldunuz—temizlediğinizden emin olduğunuz ‘silah sahipleri’ de sanki kapıyı yeniden zorluyorlardı, bile… Hiç anlam veremediniz olup-bitene: “Feshüpanallah bunlar elhamdülillah yokolmamışlar mıydı inşaallah?”…

Olmamışlardı. O ‘Baş Ayyaş’ın “emanet”iyle yetişmişlerdi bunlar ve şimdi emanetlerine sahip çıkıyorlardı bunlar; sizin de bol bol kullandığınız ‘hak’ ve ‘özgürlük’ söylemiyle, hiç anlayamadığınız tümceler kuruyorlardı, bunlar, hem de… Bunlarla nasıl başedebileceğinizi bilemiyordunuz artık—bir de, üstüne üstlük, bir ‘şaklaban’ çıkmıştı ortaya, kocaman anfinin en ortasında, ‘Baş Ayyaş’ın resminin önünde dikelip, size karşı duran. Ardından binlercesi… —Ne yapmalıydınız bu anfiden çıkıp kurtulmak için— bu otuz yıllık kâbus bir bitse… Ama çıkamıyordunuz; çünkü anlamamıştınız. Üstelik anfiden çıkmak da istemiyordunuz ki…

Artık tek bir yol kalmıştı: sandığa ve istatistiğe geri dönmek: o yol güvenliydi, kimsenin itiraz edemeyeceği bir yoldu, şimdiye dek de sizi hiç gücendirmemişti. Bunu anladınız; en azından, tek çıkış olduğunu. Ama gerisini hiç anlamadınız. —Şimdilerde de, o sandık için bağırıp duruyorsunuz. Eh…

Umarım burada yazdıklarım, size de, benim gibi, otuz yıl öncesinin anılarını geri getirir de bugün yaşadıklarınıza anlam vermenizi ve kâbustan kurtulmanızı sağlar. Ama, doğrusu, son günlerdeki tutumunuzdan, başlangıçta ‘iman’ ettiğiniz yolunuzdan başka bir yol tutacağınız konusunda, pek bir umut görmüyorum.

Gene de, son birşeyler söyleyeyim: Sandık ve istatistik makbul bilgi edinme yollarıdır; ama, görüyorsunuz, buna rağmen, oradan çıkan sonuçlara aldırmayan birtakım ‘çapulcu’lar ortaya çıkarak, o ‘Baş Ayyaş’a uyup, özgürlükten (‘istiklâl’den ve tabiî ‘gaflet, dâlalet ve hıyanet’ten…) falan dem vurabiliyorlar—boşverin hepsine; nasıl olsa bunları sandıkla birlikte gömersiniz… Onlar da birer ‘kul’ olduklarını anlarlar; sizin kendinizin bir ‘hizmetkâr’ olduğunuzu anladığınız (söylediğiniz) gibi…

Ama şunu, hiçbir sandıkla ya da sandıkta, gömemezsiniz:- Her bir insan, özgür bir kişidir; her bir yurttaş da, eşit hak sahibi, geçerli söz sahibi, bir bireydir. Bunu —bunları— da, hiçbir istatistik değiştiremez.

Size saygılar sunuyorum, gene de,

Oruç Aruoba

25 Haziran 2013

Not: Bu mektup verilen tarihlerde yazılmış; ancak gönderilmesi için, ‘belki umut vardır’ kuşkusuyla; sizin, “şiddete karşı şiddet” sözünü sarfetmenize dek bekletilmiştir. Sizin, Başbakanlık’ta ve Facebook’ta bulunan e-adreslerinize, sonra da yayımlanmak üzere, Cumhuriyet gazetesine, gönderilmiştir. Size, artık, ‘saygılar’ bile, sunmuyorum

O.A. / 24 Temmuz 2013

—————————————–

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Haz
27
2013
0

Türk Tabipleri Birliği’nin “Kimyasalla Temas” Raporu (27 Haziran 2013)

Türk Tabipleri Birliği, biber gazlarına maruz kalan yurttaşlardan elde ettiği bilgilere dayanarak bir rapor hazırladı. Raporun özetine http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/ttbden-kimyasalla-temas-raporu-haberi-75443 adresinden, tam metnine ise http://www.ttb.org.tr/images/stories/file/gaz_rapor1.pdf adresinden ulaşılıyor…

Haz
21
2013
0

“İKİ” (Zafer Yalçınpınar)

“iki”
Zafer Yalçınpınar

(2011-2013 şiirlerinden ara-imgelem…)

pdf:  http://bit.ly/2iki2

May
19
2013
0

“ÇAKIR” yayımlandı…

*

Sait Faik’in Burgaz Adası’nda yer alan müze-evi’nin  -yeniden- ziyarete açılışı anısına…
“ÇAKIR” yayımlandı.
Bkz: http://bit.ly/cakirhikayeci

*

Nis
28
2013
0

491’in “ADAKARASI” yayımlandı!

491’in ADAKARASI yayımlandı!

4-5 Mayıs 2013 tarihlerinde Büyükada’da gerçekleştirilecek olan
İstanbul Fanzin Festivali için özel sayı…
Bkz: http://bit.ly/491adakarasi

*

Hamiş: 491’in yayımlanmış tüm sayılarına (14 sayı)
http://zaferyalcinpinar.com/491.html adresinden ulaşabilirsiniz.

*

Mar
26
2013
0

56 Yıldır Yeniden Ölen Adam: Sait Faik

S.H. Dergisi: Sait Faik sağ olsaydı, kendi adına kurulan bu armağanı üç yıldan beri kazananlar için ne derdi?

Ece Ayhan:
Sait Faik sağ olsaydı, herhalde; “Yahu teselli mükafatı mı bu?” derdi.


Mart-Nisan 1957 tarihli “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinde yer alan “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” başlıklı dosyayı tekrardan yayımlıyoruz. Dosyanın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/olenadamsaitfaik.pdf (18  Mb.) adresinden ulaşabilirsiniz.

Salim Şengil’in yönettiği “Seçilmiş Hikâyeler” adlı derginin Mart-Nisan 1957 tarihli 62. sayısı çok önemlidir. Önemlidir çünkü modern edebiyat tarihimizde ilk kez kayda değer şekilde -dimdik durarak, topluca ve ayağa kalkarak- bir edebiyat yarışmasının(armağanının) sonucuna ve dağıtımındaki haksızlığa karşı çıkılmıştır. Salim Şengil ve “Seçilmiş Hikâyeler” dergisi çevresinde yer alan yazarlar, 1957 yılının “Sait Faik Hikâye Armağanı”nın adil bir şekilde dağıtılmadığına işaret etmişlerdir; derginin 62. sayısı “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” adında oylumlu bir dosyaya ayrılmıştır. Salim Şengil ve arkadaşlarının iddiası; 1954-57 yılları arasında Sait Faik Hikâye Armağanı’nın Varlık Dergisi çevresindeki yazarlara haksız bir şekilde dağıtıldığı yönünde eleştirel bir bakış içeriyor. Dosyanın başında Salim Şengil’in açıklaması ve Seçilmiş Hikâyeler dergisi çevresinin “Sait Faik Hikâye Armağanı”ndan çekilişinin, ayrılışının öyküsü ile açık/sert bir mektup yer alıyor. Ardından konuya ilişkin olarak Attila İlhan‘ın “İş İştir”, Burhan Arpad‘ın “Sait Faik Adına Saygı Gerekir”, Tevfik Çavdar‘ın “Varlık Sanat Tekeli” ve Orhan Duru‘nun “Maskeli Balo” adlı ağır eleştiri yazıları yer almaktadır. Ciddi haksızlıklara karşı yayımlanan bu dosyada kısa bir soruşturma da gerçekleştirilmiş… Soruşturmaya Fikret Otyam, Ece Ayhan, Çetin Altan, Suat Taşer, Tarık Buğra, Mehmed Kemal, Sabahattin Batur, Vüs’at O. Bener, Baki Kurtuluş, Nezihe Meriç, Muzaffer Erdost, Güner Sümer, Tarık Dursun K., Orhan Duru, Tevfik Çavdar, Celâl Vardar, Sevgi Batur, Şükran Özkutlu, Can Yücel, M. S. Arısoy, Mahmut Makal ve Tektaş Ağaoğlu cevap vermiş. Soruşturma cevaplarının çoğu Sait Faik Hikâye Armağanı’nda yaşanan haksızlığı işaret ediyor…

Seçilmiş Hikâyeler dergisinin 1957’de sergilediği “karşı duruş ve haklı tepki” bize şunu göstermektedir: “Günümüzdeki hakkaniyetsiz edebiyat yarışmaları, edebiyat oligarşisi, edebiyat kâhyaları, üleştirmenler ve ödüllendirme sistematiği arasındaki habis birliktelik “yeni” bir şey değil… Yeni olan şey, söz konusu  habis birlikteliğe tepkisiz kalışımız…”

Sonuçta, Evvel fanzin kapsamında (sözkonusu edebi ayaklanmadan tam 56 sene sonra, yani 2013 yılında) herkese ibret olsun diyedir, “Seçilmiş Hikâyeler” dergisinin “Sait Faik: Her Yıl Yeniden Ölen Adam” başlıklı dosyasını tekrardan yayımlıyoruz. Dosyanın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/olenadamsaitfaik.pdf (18  Mb.) adresinden ulaşabilirsiniz.

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar

Hamiş: 56 yıl sonra, günümüzde, hâlâ aynı yerde saydığımızı görmek beni üzüyor. 

Mar
25
2013
0

İki önemli derleme…

Copy-Paste projesinden iki önemli derleme/e-kitap:

1- İnternet ve Sosyal Medya Karalamaları (Ulvi Yaman)
2- Göçebe Bilgi (Özgür Uçkan)

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “E-Kitap” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/e-kitap adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Usta Beni Öldür! (AKSAK KOLAj) | Etiketler:,
Şub
24
2013
0

Fikret Muallâ’nın “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” Çizimleri

Nâzım Hikmet’in 1932 yılında kaleme aldığı ve Sûhulet Kitabevi’nden yayımlanan “Benerci Kendini Niçin Öldürdü?” adlı şiir kitabının ilk baskısına Fikret Muallâ’nın sekiz adet çizimi eşlik ediyor… Ali Suavi Sonar’ın kapak tasarımını gerçekleştirdiği bu kitapta yer alan Fikret Muallâ çizimlerine http://zaferyalcinpinar.com/benercicizimleri.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümü http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinde bulunuyor. “İmzalı” ilgilerin tümü ise http://evvel.org/ilgi/imzali adresinde…

Şub
17
2013
0

Poetika 2013 Odaklanmaları

Poetika 2013 Odaklanmaları’nı içeren dokümana
http://bit.ly/poetika2013
adresinden ulaşabilirsiniz.

*

Hüsamettin Bozok yönetimindeki Yeditepe Dergisi’nin Şubat 1960’da gerçekleştirdiği “Büyük Anket”ten  feyz alarak Şubat 2011’de, İkinci Yeni Şiir Akımı’nın günümüzdeki etkisini deneyimlemeye yönelik bir soruşturma düzenlemiştim. “50 Yılın Ardında; İkinci Yeni” adını verdiğim bu çalışmanın sonuçlarını 12 Şubat 2011’de E V V E L kapsamında paylaşmıştım. “50 Yılın Ardında; İkinci Yeni”, geçmişe uzanan bir deneyim alanında (“t-” ânlarında, diyelim) yürüdü.

Şubat 2012’de gerçekleştirdiğimiz Poetika 2012 Anketi’yle “imgelemin özgürleşmesi” ifadesinin bilişsel sınırlarını, verili imgelemin taşıdığı şiirsel yükü ve bu yükün geleceğe uzanışının önündeki engelleri araştırmaya, bir “uzgörü” sağlamaya gayret ettim. Bu soruşturma ise geleceğe doğru uzanan bir tahmin alanında (“t+” ânlarında)  yürüdü.

Poetika 2012 Anketi’nin ardından, “imgelemin özgürleşmesi” kavramı eşliğinde genişleyen şiirsel alan derinliğini, sonsuza yakınsayan tüm “t+” ânları için işaret etmek gibi büyük bir amaçla emek harcadığımı düşündüğümde, “farklı” katılımcılara sorulan “aynı” sorularla ilerleyen bir anketin bu araştırmayı “boyutsuzlaştırıcı” bir yöntemsel olumsuzluğa ittiğini fark ettim. Bu nedenle 2013 Poetika soruşturmasını “farklı” katılımcılara yöneltilen “farklı” sorularla ve bir tür “odaklanma” yaklaşımıyla yürütmeyi planladım. Bu “odaklanma” yaklaşımı, araştırma sonucu elde ettiğim verilerin kalitesini arttırdığı oranda bir emek ihtiyacına da neden oldu. Emeğimin yetmediği ve planımın düzgün çalışmadığı durumlar (katılımcılar) için gelecekte inceleyeceğimiz sezgisel alan derinliğindeki değişkenleri ortaya koyabilecek “tersine sonsuz” bir veya birkaç soruyu “hareket ya da çıkış noktası” olarak -mecburen- belirledim. Sonuçta, Poetika 2013 Odaklanmaları ortaya çıktı: Katılım sağlayan herkese çok teşekkür ederim.

Poetika üzerine eriştiğim/derlediğim verileri E V V E L kapsamında üç yıldır paylaşıyorum, ancak bu verileri analiz etmedim henüz… 2014 yılında katılımcı odaklı bir Poetika soruşturması yürütmeyeceğim. Bugünden 2014 yılının Şubat ayına uzanan zaman diliminde, geçmiş üç yılın soruşturmalarında eriştiğim verileri değerlendirmeye yöneleceğim ve çeşitli çıkarımlar ile kestirimlere -belki de kestirimler ile çıkarımlara- varmaya çalışacağım.

2014’ün Şubat ayında görüşmek üzere…

Poetika 2013 Odaklanmaları’nı içeren dosyayı olabildiğince yaygınlaştırmanız dileğiyle…

Sahicilikle,
Zy

 

Katılımcılar: Ali Rıza Esin, Aybars Şenyıldız, Barış Yarsel, Cemil Aydın, Efe Tuşder, Erdem Çolak, Evin Okçuoğlu, Feryal Çeviköz, Güher Gürmen, Hande Edremit, Kenan Yücel, Mukadder Kırmızı, Nisa Söylev, Nur Alan,  Ömer Kaçar, Dr. Özgür Uçkan, Rafet Arslan, Sanem Uçar, Senem Korkmaz, Tayfun Ak, Tarık Günersel, Uluer Aydoğdu, Vedat Kamer

 

 

2011 ve 2012′de yürüttüğümüz
“Poetika” çalışmalarına aşağıdan ulaşabilirsiniz…

         

Poetika 2012 Anketi
http://j.mp/poetika2012

İkinci Yeni 2011 Anketi
http://zaferyalcinpinar.com/ikinciyeni2011.pdf

 

Şub
05
2013
0

Marmara (Mermer) Adası’ndan Simalar

“Marmara (Mermer) Adası’ndan Simalar” adlı yazı
Collection Dergisi’nin 50. sayısında yayımlandı.
Bkz: http://zaferyalcinpinar.com/marmaraadasindansimalar.pdf

*

Oca
26
2013
0

“Sanatçıların Nâzım’ı, Nâzım’ın Sanatı” Özel Sergisi’nden Görüntüler

Kadıköy-Caddebostan CKM’de devam eden  “Sanatçıların Nâzım’ı, Nâzım’ın Sanatı” Özel Sergisi’nden çeşitli görüntülere http://zaferyalcinpinar.com/nazim111yasinda.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden erişebilirsiniz.

Oca
11
2013
0

Nâzım Hikmet Şiir Arkeolojisi

Gerçekten de son yıllarda (2003’ten günümüze) “Nâzım Hikmet” başlığında sergilenen neşri gayretlere baktığımızda, en sıkı, bütünsel ve kıymetli verimin Temmuz 2010 tarihli NTV Tarih Dergisi‘nin 18. sayısında yer aldığını söyleyebiliriz. Gerek edebiyat efemerası kapsamındaki buluntular doğrultusunda, gerekse de Nâzım Hikmet’in “siyasası-poetikası-yaşamı” arasındaki kuvvetli ilişkileri araştırmak yolunda, derginin kapağına mıhlanan “Nâzım Hikmet Şiir Arkeolojisi” ifadesi dosyanın içeriğini tümden karşılıyor…

Ayrıca, Nâzım Hikmet’in ilk eserlerine (kitaplarına) ilişkin özel buluntuları okuyucuyla paylaşan ve Nâzım’a dair çoğu sahhafiye veriyi -dolayısıyla izlenimi de- yenileyen Prof. Dr. Haluk Oral’a ne kadar teşekkür etsek azdır.

16 sayfa uzunluğundaki bu değerli dosyanın tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/nazimhikmetsiirarkeolojisi.pdf (6 mb.) adresinden ulaşabilirsiniz.

 

NTV Tarih Dergisi Arşivi
Temmuz 2010, Sayı: 18

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/tas-ucak adresinden erişebilirsiniz.

Oca
06
2013
0

Türkiye’de Çeviri Edebiyatı: “Çevir Kazı Yanmasın!” (1986)

“Poetry is what is lost in translation.”  Robert Frost

*

Milliyet Sanat Dergisi, 15 Nisan 1986 tarihli 142. sayısında “Türkiye’de Çeviri Edebiyatı” başlıklı bir derlemeye yer vermiş. Derlemede Teoman Aktürel, Sevgi Sanlı, Fatma Akerson, Nilüfer Kuruyazıcı, Turgay Kurultay, Sabahattin Eyüboğlu gibi isimlerin çeviri üzerine düşünce ve deneyimleri bulunuyor. Ayrıca, Shakespeare ve Mallarme’nin metinlerinden karşılaştırmalı çeviriler ile “çeviri yanlışları” üzerine üç soruluk kısa bir soruşturma, Milliyet Sanat’ın dosyasını zenginleştiriyor.

*

12 sayfa uzunluğundaki özel dosyanın tam metnine
http://zaferyalcinpinar.com/ceviriedebiyati1986.pdf
adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com