Ara
01
2010

Boğaziçi Kitap Fuarı: “İstanbul’un tam kalbinde kelimelerin izinde…”

İş çıkışı bir kitap fuarını gezerek günü geri kazanmak istemez misiniz? Ya da öğlen arasını yayın dünyasının gizeminde değerlendirmek? Öyleyse bu tarihi not edin; 17-22 Aralık 2010.

Boğaziçi Kitap Fuarı, Harbiye’de konuşlanmış İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek olan yepyeni bir fuar. “Gelenek Gelecek” teması çerçevesinde pek çok etkinliğin gerçekleşeceği fuar, her gün 10:00 ve 20:30 arasında ziyaret edilebilecek, 20 Aralık 2010 Pazartesi akşamı 23:00’a kadar da açık olacak; Boğaziçi Suare’ye davetlisiniz.

Yerli ve yabancı yayınevleri, yazarlar, akademisyenler, üniversite kütüphaneleri ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın katılımıyla gerçekleşecek olan Boğaziçi Kitap Fuarı’nın amacı tarihsel geçmişi, ekolojik yapısı, jeopolitik konumu ile dünyanın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’un merkezinde, yazınsal alanda üretici olan yerli ve yabancı her kesimin kentlilerle karşılaşmasını sağlamak, iletişim ve etkileşimine olanak vermek ve sonunda üretim sürecine katkıda bulunacak bir platform yaratmak.

İlk yılında Japonya’yı misafir ülke olarak ağırlayacak olan fuar, kendisini öncelikli olarak kültürel bir alan olarak tanımlıyor. E-kitapların, e-kaynakların, e-yayınların, sahafların, fanzin gibi alternatif yayınların da yer alacağı fuar hakkında organizasyondan Funda Önkol ile konuştuk. Her dilden eserlerin de yer alacağı fuar gibi aynı dilden konuşmanın keyfine vardık; burada güzel insanların farkına vardık…

Zafer Yalçınpınar: İlki düzenlenecek olan Boğaziçi Kitap Fuarı’nın “Burada değerli kitaplar vardır” mottosuyla yola çıktığını görüyoruz. Fuarı diğerlerinden farklılaştıran bazı unsurlardan bahseder misiniz? “Değerli Kitap” derken işaret ettiğiniz şeyler nedir?

Funda Önkol: Bu motto aslında bizim değil, biz yalnızca alıntı yaptık. “Burada değerli kitaplar vardır” Osmanlı Kütüphaneleri’nin giriş kapılarına yazılan bir ibare. Bilginin değerini bilenler için kitap kutsaldır. Burada fuar kapsamındaki pek çok çalışmada rastlanacağı gibi, unuttuğumuz değerlerimize atıfta bulunarak onları toplumsal hafızamızın derinlerinden alıp yüzeye çıkarmaya çalışıyoruz.

Bizim yaptığımız işin merkezinde kitap var; yani en değerli olan. Bunu şöyle açabilirim: Dünyada kitap fuarlarını düzenleyenler fuarcılık şirketleri. Türkiye’de de böyle. Yani fuarcılık şirketi bugün kitap fuarı, yarın plastik fuarı, sonraki gün mobilya fuarı düzenliyor. Oysa ki, bizim kurgumuz bunun tam tersi. Biz yalnızca kitap fuarı yapmak için fuarcılık şirketi kurduk; ana ilgimiz fuarlar yapmak değil, kitap fuarı yapmak.

Benim inancım; sosyal olarak son derece yakınlaşan dünyada bundan sonraki dönemde, böyle ruhu olan ve adanılmış işlerin başarılı olacağı yönünde. Genel olarak tüm dünyada kitap fuarlarına ilginin hızla azalmasının, fuarcılık şirketlerinin dönüşerek bu değişime hızlı uyum gösterememesinden kaynaklandığını düşünüyorum.

Bizim diğer kitap fuarlarından temel farkımız bu olacak. Bu temel fark netice olarak tüm detaylara da nüfuz etmiş durumda.

İpek Tuna: Fuarın adını ilk duyduğumda aklımda, artık pek de dikkat etmediğimiz “Boğaziçi”nde, bir fuarın, yaşadığımız bu kaotik ama güzel şehirin bir süredir hızla kaybettiği özelliklerine yeni bir artı olacağı canlandı. Eski şarkılardan, şiirlerden esen bir hissiyat. Fuar, tıpkı Boğaziçi gibi dolaysız bir bilgi aktarımı sunmaya hazır mı?

F.Ö.: Boğaziçi derken; bu su yolunun gerçekten de ortak hafızamızda çok gerilere itilimiş mitolojik, jeolojik, tarihi ve ekolojik izlerine atıfta bulunmak istedik. Görünmeyeni ya da görmezden gelineni biraz da olsa görünür kılarak yeni değerlerin filizlenmesine katkıda bulunmak bizim için önemli. Yol göstermekten ziyade, yola çıkmaya niyetli olanlara mümkün oldukça çok seçenek sunmak istiyoruz. Sanırım bu da en dolaysız, en özünde bilgi aktarımı demek.

Z.Y.: Fuarın içerdiği yeniliklerle “kültür endüstrisi”ne karşı bir tepki olarak yola çıktığını söyleyebilir miyiz?

F.Ö.: Bir açıdan öyle. Boğaziçi Kitap Fuarı’nda çokça alternatif çalışmaya yer veriyoruz. Aşina olduklarımız ve yıldız olanların yanında, görünür olmayan pek çok yayını, akademisyeni, yazarı, yayıncılığa ve kitaba emeği geçmiş kahramanları sahneye çıkarıyoruz.

Gündelik hayatlarımızda müthiş bir bilgi bombardımanı altındayız. Hızla giden bir trenin penceresinden dışarıyı seyrederken gördüğümüz, formunu tam da algılayamadığımız cisimler gibi, bilgiler de zihnimizin penceresinden gelip geçiyor. Bizde en çok yer edenler, en çok tekrarlananlar yani en çok reklamı yapılanlar. Kimse dönüp, kompartmanda karşısında oturan yolcuya bakmıyor. İşte biz katılımcıları pencerenin dışındaki noktalara da bakmaya davet ediyoruz.

Diğer kitap fuarlarında yer verilmeyen fanzinlere, e-dergilere, kâr amacı gütmeyen özgür neşriyata elimizden geldiğince alan açıyoruz. Binlerce izleyicisi olan bu çalışmaların, kendileri de mevcut “kültür endüstrisi”nin parçası olmayı tercih etmeyen adsız yaratıcılarını tanıtmaya çalışacağız.

İ.T.: Fuar için “anarşist bir kitap fuarı” diyebilir miyiz? Fuarın bölümleri ve katılımcıları, önem verdiğiniz kriterler, değer verdiğiniz yayın kaynakları bu düşünceye itekliyor. Karşılaştığınız zorluklardan biraz bahseder misiniz?

F.Ö.: Bu sıfat çok iddialı olur. Bu çağda, bu dünya düzeninde gerçek bir anarşist olmak mümkün mü? Sonunda, fuar düzenlemek için pek çok yasal zorunluluğu yerine getirmek gerekiyor. Nitekim bu işi yapmak için bir şirket kurmak da bu zorunluluklardan biri. Sonra fuar düzenleme yetki belgesi almak, fuarı TOBB listesine kaydettirmek gibi resmi işlemler var.

Hal böyleyken, teknik olarak anarşistlikten söz etmek güçleşiyor. Ama yine de belirttiğiniz gibi, içerdiği konular, konukları, köklendiği noktalar bugüne kadar alışılmış olandan uzak. Kabul edilmiş ve alternatifsiz gibi görünen ana akışın dışında, yeni akışları zorluyoruz. Ziyaretçileri fuar alanına giriş anından itibaren başka tür bir dünyanın içine sokmaya çalışıyoruz. Fuar alanına girenler yalnızca daha ucuz kitap alıp gitmekle kalmayacak…

Şaşırtıcı bir şekilde karşılaşacağı haikular, yaratıcı düşünceyi tetikleyici atölyeler, performanslar katılımcılara alternatif yaklaşımları tanıştıracak. Toplumları kültürel alanda ilerleten, marjinal diye nitelediğimiz, kenar çizgilerini zorlayan, sınırları öteleyen, itekleyen çalışmalardır.

Dönüşüm zor ve kimi zaman da ürkütücü bir şey. Özellikle Türk insanının derininden gelen şüpheci ve güvensiz yaklaşımı her konuda olduğu gibi bu fuarda da sorun oldu. Ancak ben gelecek yıl bu sorunu aşacağımıza inanıyorum.

Z.Y.: Fuarda internet sitelerine, fanzinlere yani özgür neşriyatlara da yer veriyorsunuz. Sanırım geleceğin, internet yayıncılığında ve özgür neşriyatlarda yuvalandığına inanıyorsunuz…

F.Ö.: Umberto Eco İskenderiye Kütüphanesi’nin açılışında yaptığı konuşmada üç tür hafızadan söz ediyor; organik, mineral ve bitkisel… Organik hafıza beyinlerimiz, mineral hafıza önceki bin yıllarda üzerine işaretlerle yazılan tabletler ve taşlardı, bugün ise bilgisayarlardaki silikon. Bitkisel hafıza ise, papirüsten başlayarak günümüzde kitap yayıncılığında kullanılan çeşit çeşit kâğıtlar. Ben de silikon hafızanın pek çok pratik üstünlüğü ve kolaylığı olsa da, bitkisel hafızanın vazgeçilmez olacağını düşünüyorum.

Ancak özgür ortamda, son derece ucuz maliyetlere, hatta şu anda bloglar, blog tabanlı siteler sayesinde yalnızca zamanınızı yatırarak yaratabileceğiniz silikon yayınların, kesinlikle yeni düşüncelerin kaynağı olacağına inanıyorum. Yeniçağların önemli yazarlarının bu mecralardan çıkacağını düşünüyorum. Diğer yandan da, bu tür yayınların kitap okuma alışkanlığını olumlu yönde etkileyeceğine inanıyorum. Ülkemiz gibi kitap okuma alışkanlığının son derece düşük olduğu bir ülkede bu tür kaynaklar insanları kesinlikle kitaplara yöneltecektir. Kitap vazgeçilmez olandır.

İ.T.: Boğaziçi Kitap Fuarı’na gelen kitlenin beklentisi nasıl olmalı? Sizin gelen kitleden beklentileriniz nelerdir?

F.Ö.: Ziyaretçiler mümkünse hiçbir beklentiyle gelmesinler. Yalnızca “merak”larını yanlarını almayı unutmasınlar. Bu arada, bana böyle güzel ve incelikli sorular sorarak bu kitap fuarının ortaya çıkmasına neden olan düşünceleri ve duyguları irdeleme olanağı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

Z.Y. & İ.T.: Biz çok teşekkür ederiz…

Boğaziçi Kitap Fuarı İlgili Bağlantıları:

Boğaziçi Kitap Fuarı: http://www.bogazicikitapfuari.com/
Online fuar davetiyesi: http://www.bogazicikitapfuari.com/index.php?do=InvitationForm
BKF Twitter: http://twitter.com/bogazicikitap
BKF Facebook grup: http://www.facebook.com/group.php?gid=223976655188

1 Yorum »

RSS feed for comments on this post.


Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com