Eki
07
2011
0

Şiirsel Maksat: “Narteks Sahaf ve Kitap Müzesi”

Aşağıda bulunan metin, Narteks Sahaf (Sıtkı Altuner), Kitap Müzesi, bir koleksiyoner olarak edebiyat üzerine imzalı kitap ve efemera toplamaya başladığımdan bu yana duyduğum en güzel yaşantı hikâyesi, karşılaştığım en hakikatli fikir ve maksat… Bunu, bu coşkuyu yerden göğe desteklediğimi bildiririm. (Zy)

NARTEKS SAHAF VE KİTAP MÜZESİ

İlk Ateş

Enstitü yanıyor! Enstitü yanıyor!” çığlıklarıyla bütün Pazarören halkı enstitüye doğru koşmuştu. Ben de annem ve teyzemle oraya gitmiştim. Enstitünün bahçe duvarlarından hiçbir şeyi göremiyordum, parmak uçlarımda yükselerek bir aralıktan baktım. Enstitünün çatı katında çıkmış yangın. Binadan kara kara dumanlar yükseliyor. Enstitü öğrencilerinin bir kısmı kütüphanenin de bulunduğu çatı katındalar. Ellerine geçen tüm kitapları aşağıya fırlatıyorlar. Yangını izleyen halkta büyük bir sessizlik ve korku olduğunu anımsıyorum. Çatıdan fırlatılan kitaplar enstitü bahçesine doğru düşerken kuşların kanat çırpmasına benzeyen bir ses çıkarıyorlar. Ben o an “Kuşlar yanıyor!” diye bağırmışım.

 “Delice Bir Koşu”

 Anadolu’nun gitmediğim bölgesi kalmadı. Öğretmenlik için gittiğim her yerde elimde bir bavul olurdu. Bu bavulda kıyafetler vs. vardı. Bu bavulun dışında dinamit sandıkları… İçinde elbette kitaplar. Böyle bütün Anadolu’yu gezdim. Gittiğim her okulda kütüphaneler kurdum. Öğrencilerime iyi şeyler okutmaya çalıştım. Nereye gidersem gideyim o dinamit sandıkları bütün ağırlıklarıyla yanımdaydılar. En son Tunçbilek’teki kooperatif evine taşınırken üç adamla anlaştık, kitapları taşıyacaklar. Sandıkları yüklendiler. Bir süre yürüdük. Kendi aralarında fısır fısır konuşuyorlar. Nihayet içlerinden biri dayanamadı. “Beyim kusura bakma bunlar çok ağır, canımız çıktı, yüklendik falan ama devam edemeyeceğiz. Para falan da istemeyiz,” diyip gittiler. Onları oradan tek tek taşıdım. Sadece bu sandıklar yüzünden başıma gelenleri anlatsam…”

 Narteks

“Ben yıllarca kitap topladım. Topladığım binlerce kitap sıkı yönetimlerde, faşist cuntalarda toplatıldı, yakıldı ama vazgeçmedim. İstanbul’a döndüğümde ansiklopedi satıcılığından, düzeltmenliğe, dergicilikten ansiklopedi yazarlığına kadar pek çok iş yaptım. Ardından kitaplara bir adım daha yaklaşmak için bir sahaf dükkânı açtım. Adı: Narteks. Narteks, kadim bir bitkinin adı. Antik çağda henüz kandiller yokken kutsal ateşin evlere taşınmasında kullanılırdı. Boğumlarında yer alan kimyasal madde sayesinde yanmadan ve ateşi söndürmeden taşımaya yarardı. Kimi kaynaklara göre Prometheus tanrılardan ateşi bir Narteks ile çalmıştır. Pek bilinmeyen bu kelime bende bazı çağrışımlar yarattı ve dükkânın adını Narteks koydum. Girişe şöyle bir yazı yazdım. “Narteks ateşi taşıyan bir bitkidir ki ‘kitap’a benzer ‘insan’a da”…

 “Arada Şiir Varsa…”

 “Bir gün Behçet Necatigil’in bir kitabını buldum, imzalı. “Arada şiir varsa güzelleşir yaşamak..” diye imzalanmış. Tüm şiirlerini taradım, hiçbirinde böyle bir dize yok. Böylece başladı imzalı birinci baskı kitap toplama fikri. Bu fikir, ardından bir kitap müzesi fikrine dönüştü. Şimdi yaklaşık olarak dört yüz bin kitaplık bir arşivim var. Bunların yaklaşık altmış bini imzalı birinci baskı kitaplar. Nâzım Hikmet, Neruda, Oğuz Atay, Kafka, Sartre, Camus, Orhan Kemal, Tanpınar, Halid Ziya, Edip Cansever, Tomris Uyar, Bilge Karasu gibi pek çok yazarın imzalı kitapları var. Bu kitaplar iki evde üst üste yığılmış bir şekilde beklemek zorundalar. Yer yok! Zaman zaman bazı bankalar, yayınevleri bunları satın almak istediler, kimileri kendi isimleri altından bir müze için yer vermeyi teklif ettiler ama kabul etmedim. Ben istiyorum ki hiç kimseye ait olmayan bir müze olsun. Müzenin girişine asacağım teşekkür tabelasında yazacak yazı bile hazır. Kitaplarım ve ben bekliyoruz. Bu bekleyişi Jacques Prevert’in bir şiirine benzetiyorum… Adı: “Bir Kuşun Resmini Yapmak İçin”

“Önce bir kafes resmi yaparsın/ Kapısı açık bir kafes
Sonra kuş için/ Bir şey çizersin içine/ Sevimli bir şey
Yalın bir şey /Güzel bir şey/ Yararlı bir şey
Sonra götürür bir ağaca/ Asarsın bu resmi/ Bir bahçede
Bir koruda/ Ya da bir ormanda / Saklanır beklersin ağacın arkasında
Ses çıkarmaz/ Kımıldamazsın / Kuş bazen çabuk gelir
Ama uzun yıllar bekleyebilir de / Karar vermezden önce
Yılmayacaksın/ Bekleyeceksin/ Yıllarca bekleyeceksin gerekirse
Resmin başarısıyla hiç ilişiği yoktur çünkü /
Kuşun çabuk ya da yavaş gelmesinin / Geleceği olup da geldi mi kuş
Çıt çıkarma yok / Kafese girmesini beklersin
Girdi mi kafese fırçanla / Usulcacık kapısını kaparsın
Sonra kuşun bir tüyüne dokunayım demeden
Bütün kafes tellerini teker teker silersin
Yerine bir ağaç resmi yaparsın
Dallarının en güzeline kondurursun kuşu / Tabii ne yapraklarının yeşilini unutacaksın
Ne yellerin serinliğini / Ne de yaz sıcağındaki böcek seslerini
Otlar arasında. / Sonra beklersin ötsün diye kuş
Ötmezse kötü / Resim kötü demektir / Öterse iyi olduğunun resmidir
İmzanı atabilirsin artık / Bir tüy koparırsın usulca
Kuşun kanadından / Ve yazarsın adını resmin bir köşesine.”

Sabahattin Eyuboğlu, muhteşem çevirmiş şiiri. Bizim durumumuz da buna benziyor biraz. “Kuşlar” hazır, kafesin tellerini de sildim tek tek, kuşun bir tüyüne zarar vermeden, her şey hazır bekliyoruz -yanmış kuşun ötmesini de-…”

“Aramızdaki Şey”

Birkaç yıl önce Aslıhan Pasajı’nda birkaç kitap  ararken tanıştık; Sıtkı Hocayla, Narteks Sahaf’la ve kitap müzesi fikri ile… Ardından ‘kitap’ın kitaptan fazlası olduğu konusundaki ortaklığımızla bağlandık, büyük bir dostlukla birbirimize. Neler yapabileceğimizi düşündük ardından, yapabileceğimiz şey sadece bu fikrin insanlar tarafından öğrenilmesini sağlamaktı.  Bunu yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Bu yüzden Sıtkı Altuner’in izniyle bu sayfayı oluşturmayı düşündük. İsteğimizi hayata bir adım daha yaklaştırmak için belki…

BURCU ŞAHİN & ASLAN ERDEM

 

Ayrıca bkz: https://www.facebook.com/notes/narteks-sahaf/narteks-sahaf-ve-kitap-m%C3%BCzesi/110432059058007

Narteks Sahaf:
https://www.facebook.com/profile.php?id=100002736403146

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “imzalı” ilgilerin tümüne https://evvel.org/ilgi/imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Eki
04
2011
0

“160. Kilometre” filan…

25 Temmuz 2011’de, “hızlı olmak” nedenselliğinin sonucunda sıkı dostlarımdan biri vefat etti. Ben, “hız”a ve hızın kadrajvari/endüstriyel nedenselliklerine karşıyım. Tüm endüstriyel zamanların içinde frene basmak ve anları -tekrardan- yakalamak gerekir. Asıl sarsıntı 160 kilometreyle giderken, köküne kadar frene basabilmektedir. EVVEL’in bilincinde bilinçlenmektir bu… Frene basmak eyleminin fiziksel yükü, mevcut hızların toplamına benim varlığımın/bedenimin ve frene basışımın yükü kadar “hız” ekler. Örneğin eski bir kitabı okumak, bir imgelemi tasavvur etmek, bin yıllık bir şiirin ilk dizesini kavramak bu frene basış duygusuna/duygudurumuna/eylemine benzer… Benzerdir.

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar 

Hamiş: “Değişmez künklükte feodal” bir kafayla endüstriyel mezbahalara paydaşlaşmaya/yandaşlaşmaya çalışan tüm kifayetsiz muhterislere armağan olsun bu metin…

Eki
03
2011
0

“Bu Sevda Bitmez!” çünkü…

“Bu Sevda Bitmez!” sözünün yüklendiği “kalb ve vicdan” yolunu hissetmek için birçok neden vardır, tribünlerde, Kadıköy’de, her yerde… Bazılarını aşağıda paylaşalım:

https://papazincayiri.blogspot.com/2011/10/ahmet-altana-ack-mektup.html

https://video.mynet.com/sporhbr/Fenerbahce-taraftari-onu-konusuyor/1336839/

https://www.youtube.com/watch?v=Q7ivej6k5cs

https://geronimonunyeri.blogspot.com/2011/10/dort-dort-iki.html

https://www.youtube.com/watch?v=1YXGM6XiN5g

https://evvel.org/2011-2012-sezonu-hakliyiz-kazanacagiz


Santrfor Yaşar Yalçınpınar (1914-1998)

 büyükamcamdan babama
babamdan bana
benden de evlâdıma
mirastır bu sevda!

*

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Fenerbahçe Spor Kulübü ilgilerinin tümüne https://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
29
2011
1

Ön-Hazırlık: “Okumalar, okumalar, okumalar…” (29/9/2011)

E V V E L’in sahici dostları ve sıkı takipçileri,

Yeni Sinsiyet Tipolojisi’ne ve söz konusu tipolojinin enstrümanlarına karşı verdiğimiz mücadelenin önümüzdeki dönemde (Eylül 2011-Haziran 2012) çetinleşeceği haberini, 26 Eylül 2011 tarihinde E V V E L Fanzin sayfalarından ve sosyal medya platformlarından “herkese” duyurduk. (Bkz: https://evvel.org/yerden-goge-kadar-duyurulur-basliyoruz)

Geçtiğimiz on yılda peydahlanan yayıncılık ve edebiyat istismarlarına -haysiyetsizliğe, hilebazlığa, fetbazlığa, liyakatsızlığa, muhterisliğe, editör olmayan editörlere, şair olmayan şairlere, ödül olmayan ödüllere, dergi olmayan dergilere, yayınevi olmayan yayınevlerine- karşı çıkarak oluşturduğumuz cephede kendimizi içeriksel, eylemsel ve hukuksal açıdan “yerden göğe kadar haklı” gördüğümüzü, sahici edebiyatın ve sıkı şiirin savunusunda sonuna kadar mücadele edeceğimizi açıkça bildirdik. Önümüzdeki dönemde, Yeni Sinsiyet kavramı etrafında çeteleşenleri ve işbu çetenin icra ettiği hileleri, sahtekârlıkları, yayıncılık istismarlarını yaşanan olaylarla, belgelerle, sorularla, kavramlarla, analizlerle ve hepsinden önemlisi “isimleriyle” birlikte ifşa edeceğiz.

Bugüne kadar “Yeni Sinsiyet” üzerine yazdığım yazılarda kavramsal açıklamalara, çıkarımlara ve mevcut kötücül ortamın bilişsel ayrıntılarına yer vererek “Yeni Sinsiyet” başlığının çerçevesini işaret etmeye çalıştım. Şiir-şair-editör-yayınevi ilişkilerindeki hilelerin ve sahtekârlıkların ayrıntılarını, taraflarını, çeşitli yazışmaları, kurumları, belgeleri ve isimleri ifşa etmeyi pek düşünmedim. Ancak, bugünkü merhalenin geleceği biçimlendirişindeki ciddiyet, Yeni Sinsiyet çetesinin muhterisliği ve sergilenen haysiyetsiz tavırlar fikrimi (iyi niyetimi) değiştirdi. Önümüzdeki dönemde tüm arkaplanıyla birlikte işbu çetenin mensuplarının isimlerini, yaşanan olayların tarihlerini, taraflarını ve belgelerini, tanıklıklarını ve tavırlarını “ateşli bir sabır” eşliğinde, üşenmeden, tek tek ifşa edeceğiz.

Söz konusu ifşaat ve içerdiği tartışmalar, tanıklıklar, ayrıntılar, analizler, belgeler -yani her şey- “DAVALI” adını verdiğimiz E V V E L Fanzin başlığının altında derli toplu olarak yer alacak ve gelişmeler doğrultusunda sürekli güncellenecek. DAVALI başlığına her daim şu adresten ulaşabilirsiniz:

https://evvel.org/ilgi/davali

Yeni Sinsiyet tipolojisini, şiir ve edebiyat dünyasında yaşanan olayları, hileleri, aktörleri, ilişkileri ve bunlara karşı 2006 yılından beri verdiğimiz mücadelenin ayrıntılarını (yani önümüzdeki aylarda gerçekleştireceğimiz ifşaatı) doğru bir şekilde kavrayabilmeniz ve anlamladırmanız amacıyla bazı yazıları bir “Ön-Hazırlık” şeklinde okumanız çok faydalı olacaktır. Bu yazıları -kronolojik olarak- aşağıda dikkatinize sunuyorum:

İLK/TEPKİSEL YAZILAR (2008-2010)

1/ “Editörcülük Oynamak”
Şubat 2008, S Gazetesi(gaSte), Sayı:111
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i15.html

2/ “Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak”
Mayıs 2008, S Gazetesi(gaSte), Sayı:113
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i17.html

3/ “Şaircilik, Yazarcılık Oynayanlar ile Oynamayanlar”
Ağustos 2008, Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i19.html

4/ “Yıllık Geyiği”
Mart 2010, Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i20.html

 

YENİ SİNSİYET ÜZERİNE KAVRAMSAL YAZILAR (2010-…)

1/ “Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları”
12 Nisan 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i21.html

2/ “Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin ‘Biz’ Söylemi ve Retorik Arsızlığı”
26 Eylül 2010, BirGün Gazetesi
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i22.html

3/ “Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı”
Ocak 2011, Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/i23.html

4/ “Yerli Edebiyat Üzerine…”
Mart 2011, Karga Mecmua
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/k23.html

 

ÖZGEÇMİŞLER (…-2011)

1/ “Özgeçmiş”
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/d1.html

2/ “Edebiyat Geçmişime Baykuş Bakışı”
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/baykusbakisi.html

Haysiyetimiz ve “insan” oluşumuz, bizim en sahici gücümüzdür. Bana (bendenize) ne olursa olsun, başıma ne gelirse gelsin E V V E L’e duyduğunuz inancı, hakikat yolundaki kalb ve vicdan duruşunuzu “gözünüz gibi” korumanızı diliyorum.

Hepinizi hakikatin gönül ateşiyle, yani “ateşli bir sabırla” selamlıyorum.
Sahicilikle…

Zafer Yalçınpınar
29 Eylül 2011 / İstanbul

zaferyal@gmail.com
www.evvel.org
www.zaferyalcinpinar.com

Eyl
28
2011
1

Yerden göğe kadar duyurulur: “BAŞLIYORUZ!” (26/9/2011)

 

E V V E L’in sahici dostları ve sıkı takipçileri,

Bildiğiniz gibi 2006 yılının son aylarından beri “Yeni Sinsiyet” adını verdiğimiz bir tipolojiyle mücadele ediyoruz. Bu mücadele zaman zaman kişisel boyutlara indirgenmişse de aslında -parçaları/kişileri birleştirdiğinizde ve ayrıntıları dikkatlice incelediğinizde, görürsünüz ki- hakikat, sıkı şiir ve imgelemin özgürleşmesi yolundaki bir “kalb ile vicdan” mücadelesidir. Hangi vicdansız çeteye ve bu çetenin mutat zevatlarına, alçaklıklara karşı olduğumuz da tüm edebiyat ve sanat ortamınca (ortalığınca) biliniyor. Sözkonusu çetenin menfaatleri doğrultusunda biçimlendirdiği “Antoloji”, “Şiir Yarışması ve Edebiyat Ödülleri”, “Jüricilik”, “İçsiz ve Temelsiz Edebiyat/Sanat Etkinlikleri”, “Yayıncılık İstismarları”, “Turizm Faaliyetleri” ve “Üleştirmenlik” gibi enstrümanlarıyla da mücadele içindeyiz. Her fırsatta ve mekânda bağıra bağıra söyledik; “haysiyetsizliğe, hilebazlığa, fetbazlığa, liyakatsızlığa, muhterisliğe, editör olmayan editörlere, şair olmayan şairlere, ödül olmayan ödüllere, dergi olmayan dergilere, yayınevi olmayan yayınevlerine ve bunların “Yeni Sinsiyet” doğrultusundaki kullanımlarına, kısacası cehalete ve cehaletin amaçladığı melanet ortamına karşıyız!” Tüm bunlara “insanlık” adına karşıyız!

“İnsandan çok eşyaya benzeyen” ve “duvar saatleri gibi ahmak” olan bu çeteye karşı verdiğimiz mücadele, önümüzdeki dönemde (Eylül 2011-Haziran 2012 arasında) daha da çetinleşecek. Bu kapsamda, E V V E L Fanzin olarak gereken teknik tedbirleri aldık. Bilgilerimizi, verilerimizi, belgelerimizi ve arşivimizi, düzenledik, teknik becerilerimizi ve imkânlarımızı yeniledik. Kalb ve vicdan yoluna inanmayan “yalancı dostları” ve “kifayetsiz muhterisleri” etrafımızdan uzaklaştırdık. İçeriksel, eylemsel ve hukuksal olarak kendimizi bu mücadelede “yerden göğe kadar haklı” görüyoruz. Hakkımızı savunmak için de tüm varlığımızı (neyimiz, kimimiz varsa onu) ortaya koyarak savaşacağız.

Önümüzdeki dönemde hukuksal, kuramsal ve eylemsel olarak yeni dosyalar açacağız, yeni sorular soracağız, herkesi şaşkınlık içinde bırakacak ve sahte kanaatleri yıkacak ifşaatlarda bulunacağız. Her merciiye ve mertebeye bu ifşaatları taşıyacağız, ileteceğiz, edebiyat ortamındaki gölge oyunlarını, mevcut aktörlerin kim olduğunu ve ne yaptıklarını teker teker, sabırla anlatacağız. Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin yayıncılık dünyasında ve edebiyat ortamında çevirdiği sahtekârlıkları, pazarlıkları, fetbazlıkları, kirli ilişkiler ile üçkâğıtçılıkları, belgeler ve derinlemesine yorumlar aracılığıyla ifşa edeceğiz.

Ustam Oruç Aruoba’nın şu sözleri yaşamımın ve mücadelemin şiarı olmuştur:

“Yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmağa çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de)savaşmakla geçecek. –Bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani, başarılı olacak o eğilimler, sonunda. Zaten, belki, istedikleri de budur:
Senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman…
Ama savaşacaksın, gene de: sonuç her iki durumda da aynı olmayacak mı zaten – sen, zaten, ulaşman gereken düzeyin altında kalmayacak mısın ki? –Ama, savaşırsan, en azından (nereye gelebilirsen) geldiğin düzeye savaşarak gelmiş olacaksın –bu da boşuna olmayacak.”
(Oruç Aruoba, “De Ki İşte”, Metis Yayınları, 2001, s.44)

Haysiyetimiz ve “insan” oluşumuz, bizim en sahici gücümüzdür. Bana (bendenize) ne olursa olsun, başıma ne gelirse gelsin E V V E L’e duyduğunuz inancı, hakikat yolundaki kalb ve vicdan duruşunuzu “gözünüz gibi” korumanızı diliyorum.

Hepinizi hakikatin gönül ateşiyle, yani “ateşli bir sabırla” selamlıyorum.

Sahicilikle

Zafer Yalçınpınar
26 Eylül 2011 / İstanbul

 

Önemli Not: Aşağıdaki adreslerde yer alan başlıkları, yazıları ve belgeleri dikkatlice incelemeniz, 2006 yılından bu yana verdiğimiz mücadelenin ayrıntılarını kavramanız ve hangi tipolojiyle, ne boyutta mücadele ettiğimizi anlamanız açısından çok önemlidir;

1-Yeni Sinsiyet ve Bazı Enstrümanları
2-Yeni Sinsiyet Tipolojisi’nin “Biz” Söylemi ve Retorik Arsızlığı
3-Yeni Sinsiyet’in Seçkinlik Arayışı
4-https://evvel.org/evvel-fanzin-tum-edebiyat-kahyalarina-karsidir
5-https://evvel.org/ilgi/lobut

 

Eyl
25
2011
0

EVVEL’DEN TEKNİK DEĞİŞİKLİKLER

Sıkı dostum ve kardeşim Vedat Kamer’in yardımıyla aşağıdaki teknik değişiklikleri gerçekleştirdik:

1-E V V E L, hizmet aldığı sunucuyu ve hosting firmasını değiştirdi. Böylelikle daha hızlı ve güvenilir bir mekâna taşındık.

2-Bugünden itibaren E V V E L’e ulaşabileceğiniz web sitesi adresi; https://www.evvel.org
(Not: Eski bağlantı adreslerine yönlendirme sağlandı. Tüm eski bağlantı adreslerimiz de şıkır şıkır çalışıyor. Böylelikle zerre kadar bilgi, belge, veri ya da bunlara erişim kaybı yaşamadık.)

3-Zafer Yalçınpınar’ın kişisel web sitesine ulaşabileceğiniz adres de değişti. Artık Zafer Yalçınpınar’ın kişisel web sitesine https://www.zaferyalcinpinar.com adresinden ulaşabilirsiniz. (Önceki maddede bahsettiğim teknik yönlendirmeler bu site için de geçerli kılındı. Zerre kadar bilgi, belge, veri ya da bunlara erişim kaybı yaşamadık.)

Tüm E V V E L  takipçilerine hayırlı ve uğurlu olsun.

Sahicilikle
Zy

Eyl
21
2011
0

Hakan Kamışoğlu’nun Anatomi Atlası

Hakan Kamışoğlu, 90’ların ortasından bu yana  Polikinik Dilemma kapsamındaki çalışmalarını, sergilerini ve eserlerini takip ettiğimiz sıkı bir Evvel Fanzin dostu… Bu tanışıklığın yanı sıra 491‘e de ilk sayılarından beri destek veriyor, yazıyor, çiziyor, imliyor… Geçenlerde,  Swankmajer’in yaklaşımını ve tekniğini anımsatan sıkı bir video çalışmasını bizlerle paylaştı. Kamışoğlu’nun “yapıbozum/söküm ve yeniden yapılanma” öğelerini imlediği “Anatomi Atlası” adlı dijital kolajına https://zaferyalcinpinar.com/anatlasi.mp4 adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
21
2011
0

Sıkı Bir Maksat: “EXDERGİ”

Exdergi ve taifesi için ne desem az… Sezar’ın hakkını Sezar’a, Spartaküs’ün hakkını da Spartaküs’e teslim etmek gerekiyor; son zamanlarda bu kadar heyecanla okuduğum ve takip ettiğim, içerik ve tasarım güzeli bir dergi -hatta, tabiî ya- yeni bir yayıncılık türü/kafası olmamıştı. Exdergi taifesinin işaret ettiği sıkı maksat, hem içerik hem de teknik olarak “mihenk taşı” sayılabilecek bir töz ve uzgörü ihtiva ediyor. Exdergi ve taifesi için “Şahane yahu, yürüyün be, kim tutar sizi!” demek geliyor içimden… (Bu coşkulu duyguduruma -inanın ki- ne zamandır kapılmamıştım.)

Ayrıca, Exdergi’nin 3. sayısı Oyun Güzel Eki’yle birlikte yayımlanmış. “Oyun Güzel Eki”ne ilişkin olarak bir iki noktayı özellikle vurgulamak gerekiyor; Exdergi taifesi, söz konusu Oyun Güzel Eki’ni oluştururken 1985 yılında yayımlanan “Mor Köpük” adlı felsefe dergisinin Oyun Özel Sayısı’ndan esinlenmiş. Böylelikle ortaya son yılların en zekice projesi ile “oyun irdelemesi”nin felsefi atraksiyonlarından/salınımlarından oluşan -tam da arşivlik- bir eser çıkmış. Bu bağlamda önce Ali Rıza Esin’i, sonra da Exdergi ve taifesini yerden göğe kadar tebrik ediyorum. 

Z. Yalçınpınar / 20 Eylül 2011

Hamiş: Exdergi’nin üçüncü sayısına ve Oyun Güzel Eki’ne şu adresten ulaşabilirsiniz:  https://exdergi.com/nesriyat/exdergi-3/

2. Hamiş: Söz, Mor Köpük Dergisi’nden açılmışken, Evvel Fanzin kapsamında yayımladığımız bazı Oruç Aruoba ilgilerine de işaret etmek gerekiyor. Mor Köpük Dergisi’nde yayımlanan bazı Oruç Aruoba yazılarına şu adresten ulaşabilirsiniz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?p=6812

Eyl
19
2011
0

Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı

Bugün, Nâzım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı” adlı kitabını koleksiyonuma katabilmenin coşkusunu yaşıyorum. “Yeni Kitabcı” adlı kitabevinden 1936’da yayımlanan bu edisyonun kapak tasarımını Ali Suavi Sonar gerçekleştirmiş. Kitabın içinde Suavi Sonar imzalı bir  “Genç Nâzım Hikmet” portresi de bulunuyor…

Kitabı bana ulaştıran sıkı sahaf Korhan Akman‘a (İkarus Sahaf’a) ne kadar teşekkür etsem azdır. (Sıkı sahaf Korhan Akman, ayrıca, Cahit Sıtkı Tarancı’ya ait çok önemli efemeraları ve belgeleri de bana ulaştırdı. Önümüzdeki günlerde bu önemli efemeraları ayrıntılarıyla birlikte  Evvel Fanzin kapsamında paylaşacağım.) Zy

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Nâzım Hikmet” ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=tas-ucak adresinden ulaşabilirsiniz. “İmzalı” ilgiler ise https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=imzali adresinde bulunuyor.

Eyl
18
2011
0

Sait Faik için Yeditepe Dergisi (1 Haziran 1954)

Sait Faik’in vefatının ardından Hüsamettin Bozok yönetimindeki Yeditepe Dergisi, 1 Haziran 1954 tarihli 62. sayısını Sait Faik’e ayırmış. Dergide ilginç bulduğum bazı kupürleri-örneğin Zahir Güvemli’nin Sait Faik’e ilişkin anılarını- yukarıda paylaştım.  Bunların dışında, Ercüment Tuncalp tarafından kaleme alınmış olan “Sait Faik ve Sürrealizm” başlıklı yazı, gözüme çarptı. İşbu yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/saitfaiksurrealizm.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. (Zy)

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “Sait Faik” ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=sait-faik adresinden, “Yeditepe Dergisi” ilgilerine ise https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=yeditepe-dergisi adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
11
2011
0

Oruç Aruoba ve “Mor Köpük” Felsefe Dergisi

Bence, felsefi metinlerin ve yaşamsal tözün -böylesi sıkılığın- “Tüziad ya da Müziad” gibi kan emici sponsorlar veya ezilenlerin pedagojisini kendine retorik edinen şebekeci editörler ile liseleşmiş üniversitelerdeki geyikler olmaksızın yayınlanabildiğinin en önemli kanıtlarından birisi de 80’lerde çıkan “Mor Köpük” adlı dergidir.

Ustam Oruç Aruoba’nın kaleme aldığı,  “Mor Köpük” adlı felsefe dergisinde yayımlanan ve benim için “yaşamsal” önemi bulunan iki metni aşağıda paylaşıyorum:

İnsanın Kavram Bağlamları
Oruç Aruoba, “Mor Köpük” Dergisi, Sayı:5-6 (Oyun Özel Sayısı), 1985
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/insaninkavrambaglamlari.jpg

Kierkegaard’ın İbrahim Öyküsü
Oruç Aruoba, “Mor Köpük” Dergisi, Sayı:2, 1984
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/kierkegaardveibrahim.jpg

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
11
2011
1

E v v e l (Fanzin) ve Boğaziçi Kitap Günleri

E V V E L, 15-21 Eylül 2011’de, İstanbul Kongre Merkezi’nde (Harbiye) gerçekleştirilecek olan Boğaziçi Kitap Günleri‘ne katılacak. İkincisi düzenlenen Boğaziçi Kitap Günleri’ni, sohbet edebileceğimiz, yüzyüze görüşebileceğimiz ve İstanbul’un kalbinde/kalbiyle soluklanan ferah bir mekân olarak tahayyül ediyorum.

Boğaziçi Kitap Günleri’nde standımıza uğramanızı, sizlerle tanışmayı, “özgür neşriyat” ve “imgelemin özgürleşmesi” kapsamında hem içerik hem de teknik olarak birlikte fikir üretmeyi, uzgörü geliştirmeyi, bildiklerimizi, izlenimlerimizi ve deneyimlerimizi paylaşmayı, böylesi bir aktarımı çok önemsiyorum.
Umuyorum da…

Sahicilikle
Zafer Yalçınpınar

E v v e l (Fanzin) ve Boğaziçi Kitap Günleri
Facebook Etkinlik Bağlantısı:

https://www.facebook.com/event.php?eid=201210123277854

1. Hamiş: Gelene “git” demem, gidene de “kal” demem. Sonuçta, herkesi bekliyorum.

2. Hamiş: Boğaziçi Kitap Günleri’nin ilkine de katılmıştık.
Bkz: https://zaferyalcinpinar.com/blog/?s=bogazici+kitap+fuari

Eyl
10
2011
0

Octavio Paz Şiirlerinde Taş ve Su İmgelemi (Elsa Dehennin)

“Düşler” Dergisi’nin Eylül 1992 tarihli 5. sayısında Octavio Paz’a üzerine bir inceleme yazısı yayımlanmış… “Octavio Paz Şiirlerinde Taş ve Su İmgelemi” başlıklı incelemenin tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/octaviopazsiirinde.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
07
2011
0

Oruç Aruoba’nın H. Hesse ve F. Kafka Çevirileri

“Yazko Çeviri” adlı derginin Ocak-Şubat 1982 tarihli 4. sayısını sıkı sahaf Celal Gözütok’un Kadıköy-Kafkas Pasajı’ndaki yeni ve geniş mekânında buldum. Yazko Çeviri 4. sayısında bir “Antonin Artaud” özel bölümü icra etmiş. (Önümüzdeki günlerde bu özel bölümden bazı yazıları Evvel Fanzin kapsamında paylaşacağım.) Ayrıca, dergide Aruoba’nın çevirileri de yer alıyor… Hermann  Hesse’nin “Dilegeliyor Yeni Yaşam” adlı anlatı-düşünüsü ve Franz Kafka’nın üç kısa öyküsünü içeren bu çevirilerde, Aruoba’nın çeviri notu olarak sunduğu bilgiler çok ilgi çekici ve önemli… Çevirilerin -çeviri notlarıyla birlikte- tam metinlerine aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

Hermann Hesse/ “INCIPIT VITA NOVA”
https://zaferyalcinpinar.com/vitanovahesse.jpg

Franz Kafka/ Komşu Köy, İmparatordan Bir Haber, Aile Babasının Kaygısı
https://zaferyalcinpinar.com/kafkaoyku.jpg

 

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Oruç Aruoba ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=oruc-aruoba adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
05
2011
0

Philosophische Untersuchungen: “Dil-Oyunları ve Felsefe Üzerine…” (Ludwig Wittgenstein) / Çev: Oruç Aruoba

(…)
103. İdeal, düşüncelerimizde, sarsılmaz bir biçimde oturmuş duruyor. Onun dışına çıkamazsın. Hep geri dönmek zorundasın. Dışarısı diye birşey yok; dışarıda yaşanabilecek bir hava yok. —Nereden geliyor bu? İde, gözlükler gibi burnumuzun üstüne takılı duruyor, ve neye baksak, onun içinden görüyoruz. Hiç aklımıza gelmiyor, onu çıkarmak.

104. Kişi, tasarımlama tarzında bulunan birşeyi, şeyin kendisine yüklemektedir. Bizi etkileyen bir karşılaştırma olanağını, en üst düzeyde genel olan bir olgu durumunun algısı sayıyoruz.

105. Bu düzeni, ideali, gerçek dilde bulmamız gerektiğine inanınca, şimdi de alışılmış yaşamda “tümce”, “sözcük”, “im” denen şeylerden hoşnut olmamağa başlarız.
Mantığın ele aldığı tümce, sözcük, saf ve keskinkes birşey olmalıdır. Ve şimdi de sahici imin neliği üzerine kafa patlatırız. —Acaba bu, imin tasarımı mıdır? Yoksa şu andaki tasarım mıdır?

106. Burada güçtür artık, sanki, kafayı suyun üstünde tutmak,— gündelik düşüncelerin yöneldiği  şeylere bağlı kalmamız gerektiğini görmek, ve bizi, elimizdeki araçlarla hiçbir biçimde betimleyemeyeceğimiz en uç incelikleri betimlemek zorunda hissettiğimiz bir yere götüren yanıltıcı yola sapmamak. Bize, yırtılmış bir örümcek ağını ellerimizle düzene sokmak zorundaymışız gibi gelir.
(…)

Ludwig Wittgenstein
“Felsefe Soruşturmaları (Philosophische Untersuchungen)” adlı kitabından…
Çeviren: Oruç Aruoba, “Mor Köpük” Dergisi, Sayı:5-6 (Oyun Özel Sayısı), 1985, s. 47

Hamiş: 1985 yılında, ustam Oruç Aruoba,  Mor Köpük Felsefe Dergisi’nin “Oyun Özel Sayısı” için Wittgenstein’ın Felsefe Soruşturmaları(Philosophische Untersuchungen) adlı kitabından bazı bölümler seçmiş ve çevirmiş. Aruoba’nın “Dil-Oyunları ve Felsefe Üzerine…” başlığını uygun gördüğü bu 14 sayfalık çeviriye https://zaferyalcinpinar.com/diloyunlarifelsefe.jpg adresinden ulaşabilirsiniz. (4 mb.)

2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ludwig Wittgenstein ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=ludwig-wittgenstein adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
30
2011
0

Mücadelemizin Geçmişteki Envanteri (30 Ağustos 2011)

2006 yılından bu yana edebiyat ve sanat dünyasında oligarşik hareketlerle, muhterislerle ve haysiyetsizlikle mücadele ediyoruz.  (Eylül 2011 ile Haziran 2012 tarihleri arasında bu mücadele çetinleşecek…) 2006’dan bugüne kadar Yeni Sinsiyet tipolojisine, hilebazlara, fetbazlara karşı durarak açtığımız başlıkları, yaptığımız tartışmaları ve bazı ifşaatları aşağıda paylaşıyorum. Biliyorum ki bu envanter size biraz karışık gelecek… Endişelenmeyin; Eylül ayından itibaren her şeyi teker teker, sabırla, ayrıntılarla, yaşanan olaylarla, tanıklıklarlarla, yeni belgelerle ve özellikle de “isimler vererek”  yeniden -derinlemesine- ele alacağız.

Şimdilik, bu arşivi sadece bir hazırlık olarak düşünüp, kısaca gözden geçirmekte fayda var:

EDEBİYAT VE SANAT OLİGARŞİSİNE KARŞIYIZ!
https://evvel.org/evvel-fanzin-tum-edebiyat-kahyalarina-karsidir

LOBUTLAR:
https://evvel.org/ilgi/lobut

ENVER ERCAN:
https://evvel.org/ilgi/enver-ercan

 

 

Ağu
29
2011
0

5. Beyoğlu Sahaf Festivali (6-18 Eylül 2011)

Beyoğlu Sahaf Festivali’nin beşincisi, 6-18 Eylül 2011 tarihleri arasında Tepebaşı TRT binasının önündeki alanda gerçekleştirilecekmiş. Doğan Hızlan’a “tanıtım ve tutundurma çabaları nedeniyle teşekkür plaketi vermek” filan gibi gereksiz, anlamsız ya da aptalca atraksiyonlar olmasaydı, bu seneki festivale ben de başından sonuna kadar ziyaretçi olarak katılacak ve koleksiyonumu genişletecektim. Ama nasip olmadı. (Gerçi, çok da önemli değil, bir acelemiz yok nasıl olsa…)
Sadede gelirsek; Kadıköy’ün sıkı sahaflarından Korhan Akman, sahaf festivaline ve sahaflık ruhuna ilişkin bir söyleşi gerçekleştirmiş. Söyleşinin tam metnine https://www.demokrathaber.net/roportajlar/haydi-istanbul-sahaf-festivaline-h3400.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Tüm kitapseverlere ve koleksiyonculara 5. Beyoğlu Sahaf Festivali‘nde “iyi avlar!” diliyorum.

Sahicilikle
Zy

Festivale katılan sahafların stand numaralarıyla birlikte listesi:

Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan “imzalı kitap” ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=imzali adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
28
2011
0

İstanbul’un Halk Dansları (Metin And)

Halkbilim profesörü ve sıkı koleksiyoner Metin And, Milliyet Sanat Dergisi’nin 20 Mart 1978 tarihli 269. sayısında İstanbul ahalisinin danslarına ilişkin bir arayışa çıkmış… “Bir zamanlar İstanbul’un da halk dansları vardı” başlıklı yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/istanbuldanslari.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
28
2011
0

İLHANBERKİĞNE… tüm zamanlarda…

28 Ağustos 2008’de vefat eden sıkı şair İlhan Berk’i saygı ve özlemle anıyoruz…

1. İlhan Berk’in vefatının ardından 4 Eylül 2008′de kaleme aldığım “ilhanberkiğne” adlı yazının tam metnine  https://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkigne.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

 

2. İlhan Berk’in 1962-65 ve 1975-1977 yılları arasında “Yeni Ufuklar” ile “Milliyet Sanat” adlı dergilerde yayımlanan inceleme yazılarını Mart 2011’de “Bakmak” adlı e-kitapta topladım. Bu bütünü, imgelem, şiir dili, dize tekniği, doğu-batı şiiri gibi konular kapsamında çok değerli, İlhan Berk’in kendi poetikasına ilişkin ayrıntılı açıklamaları kapsamında ise örneklerle dolu ve aydınlatıcı bir derleme olarak görüyorum. Ayrıca, İkinci Yeni şiir akımının 1950′den günümüze uzanan imgesel yaklaşımındaki kökenleri, getirdiği yenilikleri ve oluşturduğu poetikanın gerekçelerini de İlhan Berk’in bu güçlü inceleme yazıları aracılığıyla kavrıyoruz. Kitabın tamamına https://zaferyalcinpinar.com/ilhanberkbakmak.pdf adresinden PDF biçeminde ulaşabilirsiniz. (60 Mb.)

3. Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan İlhan Berk ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=ilhan-berk adresinden ulaşabilirsiniz.

4. İlhan Berk’in 1935-1978 yılları arasında yayımlanan şiir kitaplarının kapak görüntülerine https://zaferyalcinpinar.com/1935nilhanberk1978.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Zafer Yalçınpınar

Ağu
06
2011
0

Anlam Dünyasında Bilim ve Teknoloji (Nusret Hızır)

Tan Dergisi’nin Ekim 1982’de yayımlanan 6. sayısında, Nusret Hızır‘ın “Anlam Dünyasında Bilim ve Teknoloji” başlıklı yazısıyla karşılaştım. “Bilim-Teknoloji” ilişkisi gibi endüstriyel bir konuya dilbilim felsefesi açısından -mihenk noktasından-  yakınsayan bu sıkı yazı, Füsün Akatlı’nın sunuşuyla birlikte dergide yer almış. Yazının tam metnine https://zaferyalcinpinar.com/anlamteknoloji.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
02
2011
0

İngilizce’de Ece Ayhan…

Ece Ayhan şiirlerini çevirmenin zorluğu ve “imkânsızın dili”, edebiyat dergilerimizde de kendini göstermiş… Yazko Çeviri’nin Kasım-Aralık 1982 tarihli 9. sayısında Fatih Özgüven’in gerçekleştirdiği bazı çevirilere rastladım. Çevirileri bütünsel olarak da imgesel olarak da “yeterince” başarılı bulmuyorum. Bu çevirileri, Murat-Nemet Nejat’ın “The Blind Cat Black and Orthodoxies”  (Los Angeles, Sun & Moon Press, 1997) çevirileri hakkında düşündüğüm gibi, birer “çeviri deneyi, salınımı” olarak niteleyebiliriz.

Fatih Özgüven’in Ece Ayhan çevirilerine https://zaferyalcinpinar.com/eceayhanpoems.jpg adresinden ulaşabilirsiniz.

1. Hamiş: “İngilizce’de Ece Ayhan” başlığı üzerine düşünürken aşağıdakilere de göz atmanız faydalı olacaktır:

Murat-Nemet Nejat ile… – Temmuz 12, 2010
Chris King’le “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı zombi filmi üzerine: “Solgun ve öksüren nalsız atlarıyla…” – Mayıs 12, 2010
Okuduğum En Kederli Kitap: “Bakışsız Bir Kedi Kara ve Ortodoksluklar” – Ekim 26, 2009
Ece Ayhan, ABD sokaklarında: “Blind Cat Black – Poetry Scores” – Aralık 30, 2008

 2. Hamiş: Evvel Fanzin kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin tümüne https://zaferyalcinpinar.com/blog/?tag=ece-ayhan adresinden ulaşabilirsiniz. “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesi ise https://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinde bulunuyor.

Ağu
01
2011
0

(yeni) IV: “Modernizme ne oldu?”

Tanıtım Metni:

Modernizme ne oldu? Dergimizin bu sayısında dosya konusunu oluşturan soruyu, İngiliz yazar ve eleştirmen Gabriel Josipovici‟nin 2010 yılında yayımlanan, aynı başlıklı kitabından ödünç aldık. Josipovici, günümüz İngiliz edebiyatının, Martin Amis, Ian McEwan ve Julian Barnes gibi ünlü isimlerinin derinlikli, dişe dokunur yapıtlar veremeyen; modernist edebiyatın insan bilimleri, felsefe, müzik, resim, uygarlık tarihi gibi alanlara olan ilgisinden kaynaklanan düşünsel zenginlikten yoksun yazarlar olduğunu savlıyor. Josipovici, genelde günümüz dünya edebiyatında da önemli işler çıkmadığı, çok satanlara endeksli bir edebiyat piyasasının iyi işleri piyasadan kovduğu görüşünde. Josipovici‟yi, dosya konusu üzerine yapılan yuvarlak masa toplantısında, kendisiyle e-mektup yoluyla (yeni) için söyleşi yapan Kaya Genç‟in dediği gibi bir altın kase arayışı içinde görmek olası. Modernizm sonrası edebiyat ve sanatın, genelde, dünyanın 20. Yüzyılın son çeyreğinde yakaladığı küresel, kültürel ve toplumsal hızı; bireyin kendisi, çevresi ve tarihle olan ilişkisindeki dönüşüm derinliğini yakalayamadığını söylemek yanlış değil sanırım. Post-modernizmin, paradoksal bir biçimde, Avrupa‟da, Almanya Şansolyesi Merkel‟in bağıra bağıra duyurduğu, Hollanda ve İngiltere siyasetçilerinin de kuyruğa girdiği gibi, “çok-kültürlülük” görüşünün resmi olarak terk edilmesi sonucuna katkıda bulunduğu bile savlanabilir. Bu sorular yumağı çerçevesinde ve modernizmin Türkiye yansımalarını da göz önüne alarak, yuvarlak masa toplantısında, Emre Ayvaz, İsmail Ertürk, Selim Eyüpoğlu, Kaya Genç ve Murat Gülsoy, “modernizme ne oldu” sorusunu tartışıyorlar. Bu soruya koşut olarak, dosyada, Avrupa dışında, özellikle kentleşme ve sanayileşmede kendi modernizmini, küresel boyutta bir ilginin merceği altında yaşayan Çin‟i ele alıyoruz. Gündüz Vassaf‟ın girişimi sonucu Ceren Ergenç‟in organize ettiği bir dizi yazıyla, A. Mert Aydoğdu, Maïwenn Pirastru, Sanem Gemici ve Rajath Suri çağdaş Çin sanatı, tiyatrosu, sineması ve düşünce hayatını inceliyorlar. (yeni)ye mektuplarda, Orson Welles‟in Yurttaş Kane‟inin, 2011 yılında, 70 yaşına geldiğini bize anımsatan bir yazı var. Araştıran sinemanın, öncü sanatın bu önemli ör-neği 70 yıl sonra da güncelliğini koruyor. (yeni)den bölümünde de 33 yıl önce, 38 yaşında öldürülen Türkiye‟nin önemli sanat tarihi uzmanı ve eleştirmeni Bedrettin Cömert‟i anıyoruz. Türkiye‟nin geçmişiyle büyük gürültülerle hesaplaştığı bu günlerde, anımsama ve unutmanın siyaseti bu bağlamda insana pek umut vermiyor. (yeni)lerde, Emre Dündar‟ın Debussy, Erdal Uzak‟ın Kreutzer sonatı, Mustafa Yılmazer‟in Pink Floyd üzerine yazılarıyla müzikle olan eleştirel ilgimizi sürdürüyoruz. Bu bölümde ayrıca Nazlı Ökten‟in, hem Türkiye‟deki kasetler hem de IMF başkanı Strauss-Kahn‟ın New York‟ta tutuklanmasından yola çıkarak, Foucault‟un cinsellik kuramı çerçevesinde seks skandallarını tartıştığı yazısı da var. Yekta Kopan‟ın deneysel metni, Argun Okumuşoğlu‟nun deneysel resimleri, Su Polat‟ın „Vesaire‟ başlıklı yapıtı bu sayıdaki (yeni)lerde yer alan yaratıcı ürünler. Dosya konusu “şehir” olan gelecek sayımızda buluşmak üzere.

Bkz:  https://www.idefix.com/kitap/yeni-dergi-sayi-4-kolektif/tanim.asp?sid=MOZ8EO2S1D3DTKA48HUF

Ayrıca bkz: Yeni, sıkı ve sağlam…

Ağu
01
2011
0

Söyleşi: “Evvel Üzerine…” (29 Temmuz 2011)

Geçtiğimiz Haziran’da sekizinci yılını tamamlayan, şu an okuduğunuz, göz gezdirdiğiniz ya da incelediğiniz, fakat amacının, kapsamının, tarihçesinin, biçemsel tercihlerinin ve birincil ilgilerinin ne/neler/kim/kimler olduğu, varoluşunun nedensel ve kavramsal arkaplanı pek de bilinmeyen, belirgin olmayan  “Evvel” hakkında, Emin Karabal çeşitli sorular sordu. Ben de cevapladım… (Söyleşinin tam metni aşağıdadır.) Yıllar boyunca Evvel’in içeriğinin oluşmasında harcadığım emeğe duyduğu ilgi, gösterdiği özen ve verdiği omuz/destek için Emin Karabal’a çok teşekkür ediyorum. (Zy)

Emin Karabal: Öncelikle Evvel Fanzin kendini ilk bakışta nasıl tanımlar? Bir şeylerin platformu mudur; öyleyse “neyin” veya “kimin” platformudur? Evvel Fanzin’in eklem noktaları nelerdir?

Zafer Yalçınpınar: “Bakış” dedin ya, aslında çok güzel bir yerden yaklaştın… Evvel’i, geçmişin sıkı değerlerine yani geleceğe uzanan, uzanmakta olan değerlere doğru yaşamsal bir bakış olarak tasavvur etmek gerekiyor. Bu bakışı bir “anlamlandırıcı”, “sezinleyici” ya da “değerleyici” olarak ifade edebiliriz. Evvel’in bakışı ve süzülümü boşluğu rahatsız ediyor. Paul Valéry’nin çok sevdiğim bir dizesi vardır; “Boşluk, bakışlarımın biçimini taşıyor.” (Sessizlik…) Neyse… Sorduğun soruya fazlaca mistik yaklaştığımı fark ettim. Sonuçta Evvel -birincil olarak- edebiyat, yazar, şiir, şair ve sanat efemeraları ile belgelerini derleyerek insanlarla paylaşan, insanların edebiyat-sanat buluntularına erişebilecekleri bir platformdur. Kısacası Evvel, bazı konuların ve insanların “fan”ıdır. Edebiyat ile şiir konusunda son derece ilkeli, derli toplu, kendine güvenen, yerinde ağır ve poetik bir mekândır. Farklı sanat disiplinlerinde kendilerini kanıtlamış, ancak yaşantılarına bakıldığında içsel açıdan kardeş olan Ece Ayhan, Kerim Çaplı ve Kuzgun Acar ilk aklıma gelen isimler… Sait Faik, Bilge Karasu, Oruç Aruoba, İlhan Berk de Evvel’in önem verdiği isimler arasında… Bu insanlara ait her türlü efemerayı, şiiri, buluntuyu, dergilerde kalmış yazıları, kaynakları paylaşıyoruz. Evvel’e “fanzin” dememiz de bu noktadan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, Evvel’in özellikle ilgilendiği birçok konu başlığı da var; dilbilim felsefesi, caz, sokak sanatı, fanzinler, bağımsız sinema, sahaflar, imzalı kitaplar, özgür neşriyatlar, adalar kültürü ve Marmara(Mermer) Adası, İstanbul-Kadıköy Kültürü, Fenerbahçe Spor Kulübü tarihi, koleksiyonerlik kültürü, eski ve yeni edebiyat dergileri, edebiyat ve sanat oligarşisine karşı verilen mücadeleler, ikinci yeni şiir akımı… Peki, tüm bu konular ve ilgiler kimin için… Duvar saatleri gibi ahmak ve kibirli olmayan, eşyadan çok insana benzeyen herkes için.

E. K.: “Evvel”, “Sonrasızlık” ve “P.A.T.”, daha da geriye gidersek “Kuzey Yıldızı” ile nasıl bir ilişki içinde? Bu dönüşüm süreçlerine, en çok da Evvel dönüşümüne etkeyenler nelerdir?

Z.Y.: Bu oluşumların ortak yanı şiir ve hakikat arayışıdır. Bu yolda çaba göstermek, inanç ve inattır. Kafamda sürekli çınlayan iki imge var. İlki kimin dizeleriydi şimdi hatırlamıyorum; “yıldızlara yakın olmak isteyenler, kasabalarını uçurumlara kurarlar.” İkincisi ise Nâzım Hikmet’in  dizelerinden… Demin de atıfta bulundum; “duvar saatleri gibi ahmak ve kibirli olmamak / eşyadan çok insana benzemek”. Bu iki imgelem ve duruş çok önemli… Bu duruş bir evrilme gerektiriyorsa, Evvel de evrilir.

E.K.: Evvel sadece internet tabanlı bir yapıya mı sahip yoksa bir baskı uzantısı var mı?

Z.Y.: Evvel, bilinçli olarak interneti kendine medya olarak seçmiştir. Edebiyat, şiir araştırmaları, arama, atıf, takip imkânları, arşivleme, tasarım ve maliyet avantajları, söylem-bağlam analizi kolaylığı, pdf paylaşımı ve özgür neşriyat düşüncesi, tenkit-cevap hızı açısından ve tüm editöryal enstrümanlarıyla internet çok verimli ve kuvvetli bir zemindir. Ben internet yayıncılığı için yaftalanan olumsuz düşüncelere katılmıyorum. İnternet yayıncılığının olumlu gelişmelere vesile olacağını düşünüyorum. Bakın, internette yazılanlar Marsça yazılmıyor! Yazanlar da Marslı değil! Tıpkı diğer medyalarda, matbu dergilerde olduğu gibi internette de kötü yazarlar, kötü eleştirmenler, üleştirmenler, kötü şiirler, cukkacılar, statükocular, sahici olmayan şairler filan var. Ama bunun tersi de yani iyileri ve sıkı olanları da var. Ve bence Evvel gibi platformlar arttıkça sahici edebiyat ve sıkı şiir, imgelemin özgürleşmesi adına çok önemli birer mihenk taşı haline gelecektir.

E.K.: Evvel’in deyimiyle “Aksak Kolaj”ı iskeletlendiren, tam dağınık bir cisim bırakmayan öğeler tam olarak nitelendirilebilir mi? Blog üzerinden yayın yapan Evvel’in biçimini bu “Aksak”lık mı oluşturuyor?

Z.Y.: Bu biçimi ve türevlerini benimsedim, göze aldım. Tıpkı müzikte, caz davulcularında ve caz cümlelerinde olduğu gibi… “Anlam”ın coşkusuzluğunu böylesi bir biçimle ve “aksak”lıkla azaltabilirsiniz ancak… Post-endüstriyel dönemin en önemli karakteristiğidir bu fragmante biçim… Evvel’de yer alan kılavuzda söz konusu fragmante yapının gerekçelerini uzun uzun yazdım, oradan okunabilir. Fakat şunu da ilave edeyim hemen; Evvel’in karakterini “standartlaşma, azamileşme, senkronizasyon, uzmanlaşma, yoğunlaşma ve merkezileşme” gibi endüstriyel aksiyonlardan kaçınması hatta bunlara karşı durması belirliyor… Belirleyecek de.

E.K.: Eski platformlardan bu yana gelen okuyucuları dışarıda bırakırsak Evvel, yeni okuyucuyu nasıl görüyor, kendisini nasıl göstermek istiyor? Önceki soruda sorduğum öğelerle yeni okuyucunun geneliyle arasında bir ilişki kurmak mümkün mü?

Z.Y.: Evvel, okuyucusunu ciddiye alan, önemseyen özenli bir platformdur. Okuyucusu da Evvel’i ciddiye alır, önemser, Evvel’e özen gösterir… (Sessizlik…) Tekrar edeyim; Evvel’in takipçileri ile destekçileri “kültür endüstrileri” karşıtı bir mizaçla sahici edebiyatı ve şiiri arayacak,  yeni sinsiyet tipolojisine ve kifayetsiz muhterislere karşı duracak, bazı değerleri “gözleri gibi” koruyacak özenli ve sahici insanlar olacaktır.

E.K.: Evvel’in statik olmaktan çok, eleştirileri ve bildirileriyle yeni bir arayış içinde olduğunu varsayıyoruz… Evvel, kendisinin ileride el vereceği teşkilin nasıl olduğunu sezinleyebiliyor mu?

Z.Y.: Evvel ve çevresi -senin de  ifade ettiğin gibi- durağan ya da etrafı çitlerle çevrilmiş bir oluşum değil. Evvel, kendini sürekli yenilemeye ve geliştirmeye çalışan, imgelemin özgürleşmesi için mücadele eden, korkusuz, ilgilendiği konulara ya da insanlara karşı sorumluluğunun ve yükünün bilincinde olan, yayımladığı poetik bildirilerde ve tenkitlerde hakikati arayan, mutat zevatların muhteris tipolojisi ile yeni sinsiyet’in retorik arsızlığına karşı olan, en önemlisi de sahici edebiyatın, sıkı şiirin, poetikanın ve sanatın haysiyetine -o “kalb ve vicdan” boyutuna- yerden göğe kadar inanan bir platformdur. Gelecekte de bu değerlerini, özelliklerini ve ilkelerini koruyacaktır. Söz konusu ilkeler kimde, nasıl tezahür olur, orasını bilemem. Kimse de bilemez. Ama tahminim, gene, yani gelecekte de “eşyadan çok insan olanların, insana benzeyenlerin” Evvel’i takip edeceğidir.

29 Temmuz 2011

Hamiş: Zafer Yalçınpınar’ın 2006-2011 yılları arasındaki tüm söyleşilerine https://zaferyalcinpinar.com/dilinkemigiyoktur.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
01
2011
0

Bir kez daha, yüksek sesle, ayağa kalkarak, insanlık adına bağırıyorum: “ÖDÜLLER İNSANSIZDIR!”

“(…)Şairlere ödüller verileceğini duyunca, şunları düşündüm: Demek yasalar da yetmemiş, ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor. ” Ece Ayhan

Toplu Fotoğraftakiler;

Mikrofoncu/Yemleyen: Enver Ercan (sağdan birinci)
Plaketçi/Yemlenen: Taner Cindoruk (sağdan beşinci)
Yardımcı Oyuncu/Pozcu: Feridun Andaç (sağdan ikinci)

Ayrıca bkz: https://oguzcanonver.blogspot.com/2011/07/sairlere-oduller-verilecegini-duyunca.html

Şiir-edebiyat ödüllerine, jüriciliğe, üleştirmenliğe ve genel olarak da “ödüllendirme sistematiği”ne karşı olarak  binbir türlü yazı yazdık, sıkı duruş sergiledik. Gerek Evvel Fanzin’de gerekse de diğer platformlarda yıllardır dile getirdiğimiz bu hakikatler, yeni sinsiyetin nemalanıcıları tarafından özel bir haysiyetsizlikle ve yüzsüzlükle anlamazlıktan geliniyor her defasında… Bu nedenle -aşağıda yazılanlarda olduğu gibi- bazı şeyleri sürekli tekrar etmek zorunda kalıyorum. Ve ne yazıktır ki tüm edebiyat kâhyalarına, kifayetsiz muhterislere, üleştirmenlere, haysiyetsizlere ve üçkâğıtçılara aşağıdaki sözleri tekrar etmek, hatırlatmak gibi bir haysiyete/göreve sahibim… Böylesi bir yükü yüklendim, istemeden:

Hande Edremit:“Denizaltı Edebiyatı” adlı bildirinizde “Ödüller insansızdır.” diyorsunuz. Ece Ayhan da “Şairlere ödüller verileceğini duyunca, şunları düşündüm: Demek yasalar da yetmemiş, ölüm şairlerle toplu fotoğraf çektirmek istiyor.” demişti. Günlük hayatta da biraz bu şekilde var olmaya çalışıyoruz sanki. Fotoğraflarla önceden belirlenmiş bir sahneyi yaratmaya daha kötüsü yaşamaya çalışarak…

Zafer Yalçınpınar: Ödül konusu son derece karışık bir konu… Şimdi, her şeyi bir kenara bırakalım ve meseleye dil açısından bakalım: Bugün, “Ödül” dediğimiz anda imgesel olarak ödülü alan kişiyi ya da eseri değil “ödül sistematiği”nin kendisini ya da ödülün metasını işaret ediyoruz, yüceltiyoruz, ayrıcalıklandırıyoruz. Eskiden böyle değildi. Şimdilerde, rekabet, kazanmak, yarışmak, hırs, farklılık, üstünlük filan gibi şeyler doğrudan aklımıza geliyor. Ödüllendirme denen şey, Yeni Kapitalizm’in yönetim süreçlerinin içerisinde düşünüldüğünde bir “isteklendirme” türüdür ve iktidar heveslileriyle iktidar sahiplerinin buluştuğu bir podyumdur. Ödül, iktidarın, kendi iktidarını kuvvetlendirdiği bir araçtır. Ödüller sahici değildir. “Ödül Sistematiği” denen şeyden podyumu, ışıkları, jüriyi, ödülü takdim edeni, alkış seslerini, o kırıtışları, gazetelerdeki haberleri, duyuruları filan kaldırın, geriye ne kalır? Şiltler, plaketler filan kalır. Zaten, bu şiltler, plaketler filan birer “simge” değil midir? İmgelemi kuvvetli bir şair için “ödül” denen şeyin karşılığı böylesi bir “sıradan simge” olamaz. Çünkü ödül sistematiğinin demin saydığım bileşenlerinin hiçbiri de imgelemin özgürleşmesiyle bağlantılı değildir. Şairin ödülü sıkı şiir yazmak, yazabilmektir. Şairin ödülü; tüm baskılara rağmen özgür bakışını, imgeselliğinin biricikliğini kaybetmemektir. Derdi şudur şairin; töze nüfuz edebilmek, tözü imlemek… Şair, şiirinin sıkılığını, dizelerinin gücünü yarışmalarla, ödüllerle filan teyit ettiremez. Bakın, bugünün edebiyat ortalığını birazcık araştırdığınızda “ödülsüz” bir şair bulmakta zorlanırsınız. Herkesin bir yığın ödülü var yahu… Nerede kaldı bu adamların ayrıcalığı filan? Ama benim dediğim anlamda, yani imgelemin özgürleşmesi ve töze nüfuz edebilmek yönünde ödüllendirilmiş şair sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez. Bu nedenle “Ödüller insansızdır” dedim.

Ayrıca bkz: Damperli Ödül Furyası ve Saygınlık Cukkalamak

Evvel Fanzin, edebiyat ve sanat oligarşisine karşıdır:
https://zaferyalcinpinar.com/blog/?page_id=2683

Powered by WordPress | Theme: Aeros 2.0 by TheBuckmaker.com