Ara
15
2016
--

“Işığım gözlerine vuracak onların.”

(…)
İşte bu eve böylece gelmiş ve ayakkabılarımı önünde çıkarmıştım. Yine aynı kapı, bir açık mektup, bir arzuhal gibi gözlerimin önünde açık duruyor. Okuyorum, diyor ki:

-Ölme! Senin ışıklı apartmanlarda yaşamanı istemem amma, kara toprağa da göçmene razı değilim. Biliyorum ki, gecelerin bu müthiş ayazına rağmen, yarın yine sabah güneşi yüzüme çarpacak; ısınacağım. Güneşe çevrilmiş bir tarla toprağı gibi mesut olacağım. Bu saadet tahtalarımı biraz daha buruşturup beni ihtiyarlatacak. Fakat ben, bir yıkıcının gelip beni sökeceği güne kadar yaşayacağım. Ayaza, yağmura, güneşe ve çatlaklarıma rağmen yaşayacağım. Yıkıcı, çivilerimi söküp tahtalarımı parça parça edecek. Çivilerimi demir fiyatına verip, tahtalarımı başka tahtalarla beraber kilosu kırk para, elli paradan satacak. Ben, tıpkı böyle, soğuk ayazlı bir gecelerde, nasibi yoklu ve mustarip yaşamak olan insanların sac sobalarında yanacağım. Işığım gözlerine vuracak onların. Ateşim sıcak bir anne eli gibi soğuk derilerini ısıtacak. Ve ben, işte böyle can verip kül olurken bile, ateşim ve ışığımla bahtsızlara saadet saçacağım. (…)

İşte gözlerimi sıkıyorum. Sımsıkı. Bir torbanın ağzını bağlar gibi, sımsıkı. (…)

İlhami Bekir Tez
“Taşlı Tarladaki Ev”, YKY, 3. Baskı, 2016, s.26-27

Ara
02
2016
--

“Apaçi Ayhan” vefat etti…

15349615_298737720520414_7656079775799571576_n

Yeniyetmelik günlerimde (90’ların tam ortasında) plaklardan ve cd’lerden kasetlere yaptığı çekimlerle ‘müzik/rock’ anlayışımı (aslında hayatımı) değiştiren “sıkı insan” Apaçi Ayhan vefat etti… Müthiş üzgünüm… (Zy)

Ara
02
2016
--

Haber: “Kadıköy’de 26A Kokeltifi’ne Abluka!”

Polis, Kadıköy Caferağa mahallesindeki 26A Kolektif Cafe’nin bulunduğu sokağı ablukaya aldı. Sokağı giriş çıkışlara kapattı: http://www.birgun.net/haber-detay/polisten-kadikoy-26a-cafe-ye-cay-ablukasi-137861.html

Kas
28
2016
--

“Taşlıtarla’daki Ev”den… (İlhami Bekir Tez)

(…) Cemal’in uzak bir akrabası vardı, Deli Ömer derlerdi. Arsayı solunda bırakan yokuşu ceketi omuzunda tırmanırdı. Kandil akşamları sebil suyu dağıtırdı. Onu görür görmez, bütün çocuklar peşine düşerlerdi, o çok kızardı. Sözlerini cevapsız bıraktıkları zaman pek sinirlenirdi. Onlar, “Deli Ömer” diye bağırırlardı. O, kelle şekeri iriliğinde taşlar alır, yuvarlardı arkalarından. (…) Onlar yıkık evlerin bodrumlarına saklanır yahut türbe duvarının girintili yerlerine sokulurlardı. Havada uçuşan beyaz güvercinlerin kakası omuzlarına damlardı. O zaman Ömer, çocukların ayaklarından çıkan pabuçların tekini cebine sokar, geri döner, orada Taş Mektep’in hemen biraz ötesindeki barınağına dalardı. Onlar artık, ayaklarına yeni bir sandal alınana kadar takunya giyerlerdi ve takunyalarını atıp ellerinde balıkçı oltalarıyla balık avlamaya gittikleri zaman, çıplak ayak tabanlarına sivri midye kabukları, parlak deniz taşları batardı. Bazen, sinsi bir çocuk uysallığıyla yanına sokulur:

-Ömer Ağabey, nasılsın? diye hatrını sorarlardı.
O, onlara şöyle derdi:
-Annene söyle, bu gece benim eve gelsin.
Çocuklar bu sözleri annelerine söylerdi.
Anneler de gülerdi.

Ömer, o zamanki İstanbul’un bütün dilencileri gibi şehrin yedi semtini bilir, yedi çarşısında emrederek dilenirdi. Her yerde ayağı uğurlu sayılırdı. Ve bilinirdi ki, o eğer dalına binilmezse, alacakaranlıkta omuzlarına değerek uçan güvercinleri bile ürkütmeyecek kadar iyidir.

İlhami Bekir Tez
“Taşlı Tarladaki Ev”, YKY, 3. Baskı, 2016, s.36

Kas
20
2016
--

18. YIL

18yil


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Kas
19
2016
--

“Düşündüğünü her zaman yapmayı başarır.”

lefterkucukandonyadisk

Büyütmek için tıklayın…


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” ilgilerinin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Eyl
06
2016
--

Factory Manifestosu

factory-iscisi

Neo-Beat taifesi “Factory” adında bir manifesto yayımladı. Manifestonun tam metnine http://beatkusagi.com/factory-manifestosu/ adresinden ulaşabilirsiniz.


(…)
4) Yapmak ile değil, denemek ile ilgileniyoruz. Yalnızca deneyselliğin sınırlarını merak ediyoruz.
(…)
6) Bizler sanatçı değiliz. Sanatçılık popüler kültür ve piyasacılıkla kirlenmiştir. Bizler Factory işçileriyiz.
(…)
8) İlk Factory işçisi Hector’dur. (…)
(…)
10) Bizler isimlerimizin haykırılmasını istemiyoruz. Etiketleri, piyasacılığı, patlayan flaşları reddediyoruz. Bizler yalnızca aydınlanmış zihinler talep ediyoruz.
11) Factory tünelin sonundaki aydınlık değil, tünelin kendisidir. Aydınlanmaya giden yolda yüzeyselliğe geçit vermemektir.
(…)

Factory Manifestosu‘ndan…

Eyl
01
2016
--

Buluntu: “Ece Ayhan’ın Yaşadığı Evler, Semtler, Kentler” (1995)

eceayhanevler

pasaj69.org taifesinden Uğur Yanıkel, son zamanlarda gerçekleştirdiği araştırmalarla Ece Ayhan’a ilişkin birçok önemli bilginin ve konunun gün ışığına çıkmasına, aydınlanmasına yardımcı oluyor: 1995 yılının Mayıs ayına kadar Ece Ayhan’ın yaşadığı evler, semtler ve kentler listesi aşağıdadır. Listeyi EVV3L taifesiyle paylaştığı için Uğur Yanıkel’e yerden göğe kadar teşekkür ediyorum. (Zy)


  1. Datça, doğduğu yer. Onca yıl sonra bu evi aradı.
    Bu sırada Uğur Cankoçak’ı Datça Cezaevi’nde ziyaret etti.
  2. Küre – Kastamonu.
  3. Eceabat.
  4. Edremit.
  5. Ayvalık.
  6. Gelibolu.
  7. Eceabat – İlkoku (1938).
  8. Çanakkale – İstiklâl İlkokulu. Üç ev değiştirdi.
  9. Cankurtaran – İstanbul. Anne baba ayrıldı (1940).
  10. Laleli, Azak Sineması, Pinokyo, Geliver’in Seyahetleri.
  11. Malta – İstanbul. Zülali Çeşme Sok. Köşede, 3 katlı, sobalı.
    19. Hırka-i Şerif İlkokulu.
  12. Çarşamba – Fatih.
  13. Cağaloğlu.
  14. Ebusuud Caddesi.
  15. Beyoğlu – Sakızağacı (1950’ye kadar).
  16. Kabataş.
  17. İzmir – Tepecik. Üvey baba, boyacı, mezbahada çalışıyor.
    İzmir Atatürk Lisesi.
  18. Dolapdere – İstanbul. Annesiz ve babasız.
  19. Sütlüce – İstanbul, Bademlik tepesinde.
  20. Halıcıoğlu – İstanbul.
  21. Halıcıoğlu – Harmanlık.
  22. Ankara Mülkiye Yurdu (1953).
  23. Ankara, Tandoğan. Hadımoğlu Apt. Bir DP Milletvekiline ait. Bodrum katı.
    Oğuz Onaran, Üner Birkan, Ülkü Başsoy (üçü de İzmirli) ile birlikte.
    Mülkiye 2. Sınıf.
  24. Bahçelievler – Ankara. Ülkü Başsoy ve Oğuz Onaran ile.
  25. Levent – İstanbul. Anne, üvey baba, Vehip Arıkan
    ve Engin Deniz ile 10 yıla yakın, en uzun oturduğu ev.
  26. Bolu – Göynük, kaymakam vekili ve Belediye Başkanı Ertuğrul Bolak ile (1960).
  27. Kırklareli, Kozçaz’a tayin edildi, gitmedi.
  28. Kütayha – Domaniç. Otelde kaldı.
  29. Sinop – Erfelek. Ahmet Muhip Dıranas’ın köyü.
  30. Ankara’da çeşitli arkadaş evleri. Kaymakamlık kursu sırasında.
  31. Sivas – Gürün (Şubat 1962). Lojman.
    5. gününde Sivas dönüşünde trafik kazası geçirdi. 2 ay rapor aldı.
  32. Levent.
  33. Sivas – Gürün. Bir buçuk yıl kaldı.
  34. Çorum – Alaca, 119 köyü var. Kaymakam, Belediye Başkanı.
    Lojmanda kaldı. Maaşı 800 lira. Askere gitti.
  35. Nevşehir – Kozaklı. Asker-Kaymakam.
  36. Denizli – Çardak. Elektriksiz bir lojman. Kaymakamlıktan istifa etti.
  37. Halıcıoğlu – İstanbul.
  38. Cihangir – Sormagir. Sinematek. İşletme Enstitüsüne devam etti.
    Arslan Erbir ile komşu (1967).
  39. Gümüşsuyu. Japon Konsolosluğu’nun arkası. Annesi ve Engin ile.
    Üvey baba gelmedi. İlk defa kaloriferli bir ev.
  40. Anadoluhisarı – Dolaybağ.
  41. Sultantepe – Üsküdar. Meydan Larousse’da çalışıyor.
  42. Beylerbeyi.
  43. Çengelköy’de çatı katı.
  44. Çubuklu – Dalgıç Okulu yanı. Can Yücel ve İdris Küçükömer ile komşu.
  45. Zürih, ameliyat (1974).
  46. Cenevre.
  47. Berlin.
  48. Paris, Enis Batur ile Art et Metiers’teki evinde.
    Ertuğrul Özkök ile Nedim Gürsel bu eve “şair görmeye” geldiler (1975).
  49. Gelibolu – Yalova köyü.
    Pencereleri ve kapısı olmayan bir evde bir yıl geçirdi (1978).
  50. Mustafa Kemal Ağaoğlu’nun Ortaköy’deki evinde bir yıl.
  51. Büyükada 1980 Mayıs’ından itibaren Taylan’ın evinde.
    Oğlu Ege ODTÜ’yü kazandı.
  52. Ankara Mülkiyeliler Birliği.
  53. Ankara Meta sitesinde kapıcı dairesi.
  54. Bodrum – Gümüşlük, Dalgıç Pansiyon (1982)
  55. İzmir, Gülin Tokat’ın kira evinde.
  56. Bodrum – Ortakent. Çadırda.
  57. Kızıltoprak – İstanbul. Nilgün Marmara ile.
  58. Heybeliada. Sena Kemancı, Oğuz Ertem, Kırmızı Sok.
    Faytoncunun oğlu Ali ile.
  59. Sormagir. Mustafa Irgat ile Manço Apt. “Yargısız infaz evi”.
    Ayşe Şiir ile komşu. Sonra Naki Tekin Turansav ile.
  60. Tarlabaşı. İbo (İbrahim Yılmaz) ve Coşkun ile.
  61. Dolapdere. İbo ile.
  62. Suadiye, Sevgi Babaoğlu ile.
  63. Beyoğlu, İbo ile.
  64. Sultantepe.
  65. Bostancı.
  66. Sormagir, Gülin Tokat ile.
  67. Cihangir’de Mehmet Atak ile.
  68. Çanakkale, Truva Pansiyon.
  69. Çanakkale, Konak Otel, Ahmet Eken ile.
  70. Çanakkale, böcekler ile.
  71. İzmir’de, Adnan Acar ile.
  72. Çanakkale – Kemalyeri Sok.

Express Dergisi, 27 Mayıs 1995, Sayı: 70


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan Ece Ayhan ilgilerinin indeksine http://bit.ly/eceindeks adresinden, “Bakışsız Bir Kedi Kara” adlı Ece Ayhan web sitesine ise http://zaferyalcinpinar.com/bakissiz.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Ağu
27
2016
--

“M.Ş.Ş.’nin Yalnızlık Çölü’nde; “SAYIKLAYANLAR” (Zafer Yalçınpınar, Aydınlık Kitap, 26/8/2016)

msssayiklayanlar

“Kargo” adlı rock topluluğundan -özellikle de ‘Yalnızlık Mevsimi’ adlı albümde ortaya çıkardığı farklı enerjiden- tanıdığımız Mehmet Şenol Şişli’nin (M.Ş.Ş.) “Sayıklayanlar” adlı projesini ‘Yalnızlık Mevsimi’ döneminden günümüze kadar kendini sürekli yenileyen, uçsuz bucaksız ve etkileyici bir ‘Yalnızlık Çölü’nün imgesel alan derinliğini hissederek okudum. Ben, eserin içerdiği bu özel duygudurumu ‘tersine sonsuzluk’ olarak nitelendiriyorum: Kitabın açılışındaki ilk imge, Sayıklayanlar’daki ‘tersine sonsuz’ uzamın üstsel büyüklüğünü teyit ediyor:

“Karanlık boş odanın içinde / çizgisiz siyah bir dosya kâğıdı.”   

Her şeyden önce, M.Ş.Ş.’nin kaleme aldığı Sayıklayanlar’ın 14 yıllık bir duygusal birikimle hazırlanmış, yaşamsal ve imgesel karşılığı üzerinde sürekli düşünülmüş, yüzlerce kez sınanmış ve sonuçta da defalarca alev almış “güçlü bir şiirsel bütünlük” projesi olduğunu ifade ederek, işbu sıkı eserin içerdiği poetika becerisini teslim etmem gerekiyor. Çünkü Sayıklayanlar projesi, amorf bir lirizm aracılığıyla piyasalandırılan günümüzdeki etkisiz/başarısız şiir anlayışından -ve şairlerden- tamamıyle uzakta, kendisiyle, kendi anlamıyla yanarak oluşmuş, ayrıksı bir “dağ” gibi karşımda duruyor.

Eserin içeriğinin yanı sıra yapısal bileşenleri de etkileşimli bir kurguyla, yıllar içinde, sürekli yönseme ve bakış açısı değiştirerek, özel bir yenilenme duygusuyla tasarlanmış. Sayıklayanlar’ın kitap baskısının içinde bir audio-cd ve şiirlere eşlik eden çeşitli çizimler yer alıyor. Metnin çizimlerle ve müzikle olan ilişkisi M.Ş.Ş.’nin dostlarının katılımıyla (‘M.Ş.Ş. Bend’ vesilesiyle) bireysel edimlerden çok daha başarılı bir ekip çalışmasına, acının kardeşliğine ve duygudurumsal bir paylaşıma dönüşüyor. Projenin bu özelliği okuyucu ve dinleyici tarafından eserin içselleştirilmesini, eserdeki nüansların anlaşılmasını kolaylaştırarak metnin kavramsal açıdan bütünsel bir şekilde ilerlemesini sağlıyor. Sayıklayanlar projesi, mevcut yapısıyla -hem işitsel hem de görsel etkileşimlerle birlikte- taklit edilemez derecede eşsiz bir ‘tuşe’ barındırıyor. Zaten, Sayıklayanlar’ı ‘dramatik ironi’ ağırlıklı monologlarla tasarlanmış bir “radyo piyesi” şeklinde türev okuma imkânımız da var.

20 epizottan oluşan Sayıklayanlar’ın içerdiği her dizeyi veya zihnimizde oluşan her imge alevini, “yalnızlık felsefesi” olarak belirginleşen ve M.Ş.Ş. tarafından tetiklenen bir tanımlama ya da tanıma ediminin tipolojik sonuçları olarak düşünmek gerekiyor. M.Ş.Ş.’nin ruhsal çözümlemeleri, toplumun bütününü ‘elinin tersiyle bir kenara itmek’ diyebileceğimiz özel bir ‘red mekanizması’nı işaret ediyor: Eserin bütününde dilsel olarak 2. çoğul şahsın ‘siz’ söylemleriyle yerildiğini görüyoruz. Benim okumalarımdan elde ettiğim çıkarımlara göre, Sayıklayanlar’ın 3. epizotunda söz konusu ‘ret mekanizması’nın en güzel dizeleri şöyle belirmiş:

“(…) bir şeyler sürtmeli gece/ yoksa iyi akşamlar dediğimiz yüzler/
evlerinde ne yaparlar sonra?/ Yalnızlık hâkimdir her şeye/
diye gümler karanlık / içimizdeki çölün üzerine.(…)”

Eserde, ‘gerçeklik’ kavramının felsefi olarak sıkça sorgulandığını görüyoruz. Eserin değişik epizotlarında “duyarsızlaşan kentli kimliği”nin değişken algıları bir tür suçlamayla eleştiriliyor ve M.Ş.Ş., şehrin duygusuz, insansız kalışını sürekli yeriyor. 13. epizotta şu ‘yüzleşme’ye tanık oluyoruz:

“(…) Durun, soluklanın biraz/ fazla kapattınız/ gözeneklerinizi./
Sen de kimsin?/ Ben senim,/ karıştırıyoruz sadece/karanlıklarımızı/(…)”

Eserin 16. ve 17. epizotları arasında yer alan “Rüzgâr Kullanma Kılavuzu”nun öneminden de bahsetmek zorundayım: Bu kılavuzda, M.Ş.Ş.’nin ‘Yalnızlık Felsefesi’ni vurgulamaya çalıştığı mevcut epizotlardan çok farklı, özüt, dingin ve bireyin kendi varlığıyla buluşmasının sonucundaki ‘kabullenmeler’i kapsayan ara-duygular oluşuyor. Bu kılavuzda ‘Yalnızlık Felsefesi’nin tanımlanması değil de bire bir, örtüşen bir şekilde “Yalnızlık Felsefesi’nin yaşanması” söz konusu…

M.Ş.Ş., Sayıklayanlar’ın tüm epizotlarında modern şehir olgusunun zorunlu kıldığı yalnızlık duygusunu dile getirirken toplumun katmanları arasındaki yapay ilişkinin çelişkileriyle ve ‘bireyselleşme’nin sonuçlarıyla hesaplaşıyor. Kitabın devamında -14. epizotta, ‘Çirkin Centilmenler’ yükselişiyle birlikte- mevcut hesaplaşma vites arttırarak, zaman zaman konum ve cephe değiştirerek topyekün bir kişilik savaşına dönüşüyor.  Bu savaşın tarafları, ‘öz-saygıya inanan karakterli insanların yalnızlık çölü’ ile ‘öz-saygıya inanmayan sürüngenlerin kalabalık kenti’ olarak daha da belirginleşiyor:

(…)
Kimsiniz,
kimlersiniz?
Korkmayın
Sizsiniz.
Her şey sizsiniz!
(…)

Sonuçta, kentsel bunalımın gündelik yaşama dönüşmesinin ve hırs nedeniyle özgürlük düşüncesinin yok edilmesinin tüm biçemlerini anlamak isteyenler, Sayıklayanlar’ı yerden göğe kadar okumalı! Bireylerin kendi elleriyle özgül duygularını köreltmesine, köleleşmesine, yabancılaşmasına ve öz-saygının (bireyin kendisine olan saygısının) temelden yıkılmasına tanık olmak isteyenler, M.Ş.Ş.’nin en büyük ‘yüzleştirme’ ve ‘hesaplaşma’ eseri olan Sayıklayanlar’ı defalarca okumak zorundalar… Ancak, dikkat etmek gerekiyor; M.Ş.Ş.’nin ‘Yalnızlık Çölü’ne tanık olan herkes, hakikatin yakıcılığıyla alev alabilir ve kendi kendinize sayıklamaya başlayabilirsiniz:

“(…)
Hep gece!
Hep gece!
Hep gece!
Hep gece!”

Zafer Yalçınpınar
Aydınlık Kitap, Sayı: 226, 26 Ağustos 2016, s.4


Hamiş: Yalçınpınar’ın inceleme yazılarına http://zaferyalcinpinar.com/inceleme.html adresinden, tüm kitaplarına ve özgeçmişine http://zaferyalcinpinar.blogspot.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Ayrıca Bkz:

-John Berger’in Şiirlerindeki Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/johnbergersiirler
Aydınlık Kitap, Sayı: 243, 30 Aralık 2016

-Nilgün Marmara’nın Kâğıtları’ndaki İmgelem
Tam metin pdf: http://bit.ly/nilgunmarmarakagitlar
Aydınlık Kitap, Sayı: 241, 9 Aralık 2016

-Oktay Rifat’ın Dışarıda Kalan Şiirleri
Tam metin pdf: http://bit.ly/oktayrifatdisarida
Aydınlık Kitap, Sayı: 235, 28 Ekim 2016

-Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi
Tam metin pdf: http://bit.ly/bachmanndilfelsefesi
Aydınlık Kitap, Sayı: 220, 8 Temmuz 2016

-“Nicanor Parra’nın ‘Karşışiir’leri”
Tam metin pdf: http://bit.ly/nicanorparrakarsisiir
Aydınlık Kitap, Sayı: 216, 10 Haziran 2016

-Werner Herzog’un Bakışının Biçimini Taşıyan Bir Yolculuk
Tam metin pdf: http://bit.ly/herzogbuzdayurur
Aydınlık Kitap, Sayı: 214, 27 Mayıs 2016

-Julio Cortázar’ın zihninden; “Küba Devrimi’nin Başlangıç ‘Buluşma’sı”
Tam metin pdf: http://bit.ly/cortazarbulusma
Aydınlık Kitap, Sayı: 211, 6 Mayıs 2016

-Alfred Jarry’den “Günler ve Geceler” Ötesi Tinsellik
Tam metin pdf: http://bit.ly/alfredjarrygunlergeceler
Aydınlık Kitap, Sayı: 202, 4 Mart 2016

-ECE AYHAN ile ‘KARA GERÇEK’
Tam metin: http://zaferyalcinpinar.com/bbkara/eceayhanilekaragercek.jpg
Aydınlık Kitap, Sayı: 195, 15 Ocak 2016

Ağu
16
2016
0

Yavuz Çetin’i çok özlüyoruz…

15 Ağustos 2001′de vefat eden sıkı gitarist Yavuz Çetin’i, saygıyla anıyoruz…


 yavuzcetin

“Yavuz Çetin, ‘soundcheck’ yaparken… “

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*

“(…)Her şeyden önce Yavuz Çetin’i “sıkı gitarist” yapan şeyin ondaki eşsiz “tuşe” olduğunu -tüm ağırlığıyla- ortaya koymalıyız. Tuşe; bir şarkının, bir melodinin ya da bir müzikal tipolojinin ruhunu/özünü dinleyiciye aktarabilmedeki ustalıktır. Bir tür içtenliktir.  Senelerini gitar tekniğini güçlendirmekle harcamış biri, evet, her türlü şarkıyı çalabilir, gitar üzerinde her türlü akrobasiyi yapabilir, fakat çaldığı şeyin ruhunu içselleştiremeyip ömrü boyunca tuşesiz bir gitarist olarak kalabilir de… Böylesine sportmen bir gitaristin çaldığı her şey saman gibi gelir dinleyiciye.  Yavuz Çetin ise bastığı her notayı içselleştirebilen nadir gitaristlerdendi. 1998 yılının kış aylarından birinde Yavuz Çetin’in “İLK” adlı albümünü “ilk” kez dinlediğimde, albümü hemen beğenmemin nedenlerinden biri de -sanırım- bu güçlü tuşeydi. Özellikle de şarkılardaki blues rifflerinin zamanlamasından, yerlemlerinden ve şarkının armonisine pürüzsüzce eklemlenebilmiş olmalarından dolayı çokça etkilenmiştim. Albümü defalarca dinledim ve albümdeki dinginliğin nasıl olup da bu kadar “enerji dolu” olduğunu, olabildiğini düşündüm, durdum. Hatta bu kimyayı -kendimce- matematiksel (modal/makamsal) olarak hesaplamaya bile çalıştım. O zamanlar cevabı bulamamıştım fakat şimdi, bugün, özellikle de gitar için düşündüğümüzde bu sorunun cevabının Blues Ruhu’yla açıklanabileceğini biliyorum.(…)”

Zafer Yalçınpınar, 2009
“Sıkı Gitarist; Yavuz Çetin”, “kargamecmua müzik yazıları (2007-2011)”,
G Yayın, Geniş Kitaplık, 2011, s. 62

Not: Yazının tam metnine http://zaferyalcinpinar.com/k13.html adresinden ulaşabilirsiniz.


yavuzcetin2

“Bend’e çıkarken Yavuz Çetin…”

Fotoğraf:  Z. Yalçınpınar
1999, Shaft Blues Club-Kadıköy

*


Hamiş: EVV3L kapsamında yayımlanan “Yavuz Çetin” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/yavuz-cetin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
14
2016
--

2015-2016: Basketbol’da 7. Şampiyonluk

cupp1-4-_50966_8373011


Spor Toto Basketbol Ligi final serisinde Anadolu Efes’i 4-2 mağlup eden Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı, 2015-2016 sezonu şampiyonu oldu ve 7. şampiyonluğunu elde etti. Obradovic, Fenerbahçe’de iki şampiyonluk yaşayan ilk basketbol koçu oldu: http://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=50966


de6p5402_50966_8441591

“birgün girsek biz mezara/ gözümüz kalmaz arkada
evlâdıma miras bu sevda!  (…)”


Hamiş: EVVEL kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Haz
12
2016
--

anzin #7: “YOK”

anzin-yok

anzin‘in “YOK” temalı yedinci sayısı yayımlandı…

bkz: https://www.facebook.com/anzinfanzin/
irtibat ediniz, twitter: @anzinfanzin

May
07
2016
--

“Kadıköy’de Kentsel vs Ruhsal Dönüşüm” (Nihan Bora)

“Çok değil, bundan 10 yıl kadar önceydi ve henüz Moda Caddesi’nde rahatlıkla yürünebiliyordu. Şimdiyse, Moda’da yürümek bir meziyet.”

Nihan Bora’nın ‘Yeni Kadıköy’ü anlattığı “Kadıköy’de Kentsel vs Ruhsal Dönüşüm” başlıklı yazının tam metnine http://www.zeroistanbul.com/fikirler/sehir/kadikoyde-kentsel-vs-ruhsal-donusum adresinden ulaşabilirsiniz.

Written by in: Duyurular, Tartışmalar | Etiketler:
Mar
30
2016
--

anzin #6: “YOL”

anzin

anzin‘in “YOL” temalı altıncı sayısı yayımlandı…

bkz: https://www.facebook.com/anzinfanzin/
irtibat ediniz, twitter: @anzinfanzin

Şub
29
2016
0

“İşte böyle Şenolcuğum, bir gün gene arkadaşlarla Kadıköy’deyiz… Sene 2016…”

senolcugum

“İşte böyle Şenolcuğum, gene bir gün arkadaşlarla Kadıköy’deyiz… Sene 2016…”


29 Şubat 2016, Kadıköy

Fenerbahçe Spor Kulübü: 2
Beşiktaş Jimnastik Kulübü: 0


Hamiş: EVVEL kapsamında yayımlanan “Fenerbahçe Spor Kulübü” başlıklı ilgilerin tümüne http://evvel.org/ilgi/kara-deryalarda-bir-fenersin adresinden ulaşabilirsiniz.

Şub
25
2016
0

‘İspirto’ için hazırlanın!

ispirto

“Sıkı şiir” için hazırlanın, “İspirto” için hazırlanın!
Size söylüyorum Körler Ülkesi’nin taytsever kahvecileri!
“İspirto” Şubat 2016’da sizi kendinize getirecek!

Bkz: https://www.facebook.com/ispirtofanzin/

Şub
08
2016
0

anzin #5: “EL”

anzin5


anzin‘in “EL” temalı beşinci sayısı Kadıköy sularında;
Akmar Pasajı, Sosyal Sahaf’ta…

diğer mekânlar ve iller için bkz: https://www.facebook.com/anzinfanzin/
ya da irtibat ediniz, twitter: @anzinfanzin


Oca
30
2016
0

Bir sormaca…

Geçen hafta yayımlanan Karga Mecmua’nın 100. sayısında “Dergicilik” üzerine kısa bir soruşturma/araştırma yer alıyor. Bu soruşturma kapsamında Express, Bant Mag., Roll, Stüdyo İmge, Hayalet Gemi, MondoTrasho adlı neşriyatların özellikle de “bağımsızlık” düşüncesi çerçevesindeki yayın maceralarını ve tarihsel duruşlarını irdeleyebilirsiniz: http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/100/3580

Oca
23
2016
0

Karga Mecmua’nın 100. sayısı için…

kargamecmua100sayi

Karga Mecmua‘nın Ocak 2016 tarihli 100. sayısı yayımlandı.

Karga taifesinin Kadıköy eksenli olarak 9 yıldır sürdürdüğü yayın serüvenine, ağırlıklı olarak 2007-2013 yılları arasında yayımlanmış 25 betikle katılmaktan onur duyduğumu ifade etmeliyim. (bkz: http://bit.ly/kargaca) Bu süreçte Tayfun Polat ile Utkan Çınar‘a -sahici/sıkı insan oldukları için- ne kadar teşekkür etsem azdır: Beni, metinlerimi, şiirlerimi ve evvel.org‘u hiçbir zaman, hiçbir sıkıntıda yalnız bırakmadılar.

Mecmua’nın 100. sayısında yer alan özel seçkide benim yazılarımdan da iki fragman bulunuyor. Körler Ülkesi’nin akkor karanlığını, ruhunu; Karga’yı, aurasını ve taifesini içselleştiren tüm dostların 100. sayıyı oluşturan özel seçkiyi kaçırmamasını, kelime kelime okumasını öneriyorum…

İçtenlikle
Zafer Yalçınpınar
22 Ocak 2016


IMG_20160122_011022

Hamiş: Karga Mecmua’da 2007-2013 yılları arasında yayımlanan Zafer Yalçınpınar yazılarının tümüne http://bit.ly/kargaca adresinden pdf biçeminde ulaşabilirsiniz.

Oca
22
2016
0

Pazarola Hasan Bey

pazarolahasan

istabulart.com ve taifesi, İstanbul tarihinde yer alan ilginç şahsiyetleri inceleyen özel -ve önemli- bir dosya çalışmasına başlamış. Dosyanın ilk tarihsel karakteri Pazarola Hasan Bey; http://istanbulalt.com/sehir/2016/01/istanbul-delileri-vol-1-pazarola-hasan-bey/

Pazarola Hasan Bey’e ait bazı bilgilere Afif Yesari’nin eski Kadıköy’ü anlattığı metinlerde de rastlamıştık. Kadıköy’ün ilginç şahsiyetlerine ilişkin Afif Yesari’nin kaleme aldığı ve EVV3L kapsamında paylaştığımız metinlerin bir bölümüne şu adresten ulaşabilirsiniz: http://issuu.com/adabeyi/docs/kadikoyinsanlari_afif_yesari


Ayrıca bkz: 1930’ların Kadıköy İnsanları: “Deli Corci, Bandocu Arap Kâzım Bey, Akbaba Suat Bey, Pazarola Hasan Bey, Doktor Çat, Cüce Simon, Uzun Ömer, Deli Saraylı Hanım(lar)…”

Oca
02
2016
0

Türkiye’deki İlk Fanzin “Mondo Trasho” ile Cavit Esat Başak Hakkında…

mondotrasho

Müzik eleştirmeni Murat Beşer, Türkiye’de yayımlanmış ilk fanzin olan “Mondo Trasho” ile Cavit Esat Başak hakkında özel bir yazı kaleme almış… Türkiye’de fanzin kültürünün doğuşunun gerçek hikâyesini merak edenlerin bu yazıyı -kelime kelime- okuması gerekiyor. “Mondo Trasho Esat” başlıklı yazının tam metnine http://haber.sol.org.tr/yazarlar/murat-beser/mondo-trasho-esat-141371 adresinden ulaşabilirsiniz.

Altyapi WP Temadown Wp Tr Temayapim TheBuckmaker Cevirmen Otel